Avrupa Konseyi’nin Kırım raporu neden olumsuz karşılandı?
Avrupa Konseyi’nin Kırım raporu neden olumsuz karşılandı?
Ukraynalı sivil toplum kuruluşları ve Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Avrupa Konseyi’nin Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ı ziyaret eden insan hakları misyonunun raporunu eleştirdi.
Haber Giriş Tarihi: 29.04.2016 17:09
Haber Güncellenme Tarihi: 29.04.2016 17:05
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Avrupa Konseyi özel temsilcisi Gerard Studman, kendisinin ve heyetinin insan hakları gözlem misyonu olarak 25-30 Ocak tarihleri bulunduğu Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da insan haklarının durumu ile ilgili raporunu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sundu. Söz konusu belge, birçok objektif olmayan ve Kırım’daki gerçek durumu yansıtmayan maddeyi içerdiğinden dolayı Kırım Tatar Milli Meclisi ve Ukrayna'daki sivil toplum kuruluşları tarafından olumsuz karşılandı.
Raporda yer alan bilgiye göre, Avrupa Konseyi özel temsilcisi Gerard Studman, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da sivil toplum temsilcileri, hükümet dışı kuruluşlar, dini cemiyetler ve Kırım Tatarları başta olmak üzere ulusal azınlıkların mensuplarıyla, medya temsilcileriyle, ayrıca Akmescit, Yalta, Bahçesaray ve Sivastopol’de yerel yönetim organlarının temsilcileri ile görüştü. Ancak Gerard Studman’ın Kırım’a gelmesinden önce Rusya Dışişleri Bakanlığı, ziyaretçi için özel bir program hazırlamasının yanı sıra Studman ile görüşecek ve Avrupa Konseyi’nin raporunda “yönetim” olarak adlandırılan işgal edilen Kırım’ın kukla yönetimi dahil olmak üzere Kırım’daki mevcut sözde yönetime bağlı 20’den fazla kişiyi özenle seçti.
Çoğu zaman arama emri olmadan ve oransız şiddet kullanma talimatıyla gerçekleştirilen aramalar esnasında kolluk kuvvetlerinin yetkilerini kötüye kullanması, yıldırma ve insan kaçırma tehditleri hakkında bilgi verilen raporda, “Bu tip davranışlarda bulunmanın gerekçesi olarak aşırıcılık ile mücadele yasasının dayanak olarak kullanıldığı görülüyor. (Sözde) Yerel yönetim tarafından radikal eğilimleri olanlar ve farklı düşünceleri olanlar en büyük tehdit olarak kabul edildikleri için genelde bu eylemlerin çoğu zaman (yarımadaya girişleri yasaklanan kimselerin aile mensupları veya arkadaşlarına atıfta bulunularak) Kırım Tatarlarına yönelik olduğu anlaşılıyor” diye belirtildi.
Bununla birlikte, raporda resmi olarak “Kırım Savcısı” olarak adlandırılan Kırım’ın sözde Savcısı Natalya Poklonskaya’dan kaybolan 21 kişi hakkında bilgi isteyen Avrupa Konseyi heyetinin, sözde savcının ilgili kişiler hakkında soruşturmanın devam ettiğini söylemesinden memnun kaldıkları ifade edildi.
Belgede, “Bağımsız, işleyen ve şeffaf soruşturmaların gerçekleştirilmesi önemli, sunulan sonuçlar açıkça güven veriyor. Söylenti çıkmasından kaçınmak için daha önce bu amaçla kurulan temas grubunun faaliyetlerinin yenilenmesi dahil olmak üzere kaybolan kişilerin aileleri ve genel olarak kamuoyuna soruşturmanın durumu ile ilgili düzenli olarak bilgi verilmeli” denildi.
Öte yandan Kırım’da son zamanda kaybolan kişiler hakkında hiçbir yeni bilginin olmamasının Avrupa Konseyi insan hakları heyeti üyelerinin dikkatini çekmediği görüldü.
Gerard Studman ve heyetinin Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ı ziyaret ettiği sırada Kırım Tatar Milli Meclisi’nin yasaklanması ile ilgili davanın başlamamış olmasına rağmen heyetin raporunda Studman, Kırım Tatar halkının temsil organının yasaklanması olasılığının, “Kırım Tatar halkına yönelik baskıların yeni bir düzeye çıkışının göstergesi” olacağını kaydetmişti. Ama bununla birlikte raporda, baskıların ilk önce mevcut yönetime karşı çıkan Kırım Tatarlarına yönelik olduğu ve tüm Kırım Tatar halkına yönelik olması açısından düzenli nitelik taşımadığı savunuluyordu.
Ayrıca raporda, Kırım Tatarlarının, halka açık yerlerde Kırım Tatar bayrakları ve sembollerini genel olarak özgürce taşıdığı da birçok kez kaydedildi. Bunun dışında belgede, Kırım’daki işgalci yönetimin, sürgün edilen vatandaşların haklarının iadesi, Kırım Tatarcanın resmi dil olarak kabul edilmesi, Akmescit’te cami inşa edilmesi, okullarda Kırım Tatarca eğitim programlarının devam ettirilmesi gibi Kırım Tatarlarının bazı sorunlarının çözülmesine yönelik bir dizi tedbirde bulunduğu da öne sürüldü.
Gerçekte ise Kırım’da mevcut 600 okuldan sadece 15’inde eğitim Kırım Tatar dilinde veriliyor, Rusya’nın “Eğitim İle İlgili” yasasına göre ise 10.-11. sınıflarda tüm okullarda eğitimin sadece Rusça verilmesi gerekiyor.
Kırım’ın sözde yönetiminin Kırım Tatarlarının gerçek Rusya vatandaşları olduğu ve ayrımcılığa uğramadığı intibaını oluşturma çabalarına rağmen Kırım yarımadasında camilere saldırı ve cami soygunu olayları düzenli olarak tespit ediliyor. Son olarak 20 Nisan tarihinde bir cami soygununun meydana geldiği, Akmescit bölgesi Saraylı Kıyat (Mirnoye) köyünde kimliği belirsiz kişilerin cami kapısını kırarak ve PVC pencereleri sökerek, caminin içinden semaver ve birkaç küçük eşyayı alıp götürdüğü biliniyor.
Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da, su, gıda ürünleri ve enerji ablukası sonucu oluşan sorunlu insani durum konusuna ayrıca değinilen raporda, Ukrayna yönetimi ve Ukraynalı aktivistlerin işgalci devlete karşı eylemleri, Kırım sakinlerinin yaşamını olumsuz etkileyen eylemler olarak gösterildi.
Raporda, “Ayrıca heyet, görüştüğü birkaç kişinin dile getirdiği, gerekli izin belgelerinin olmaması ve her iki tarafın da uyguladığı sert Kırım’a giriş-çıkış kurallarının sonucunda kontrol noktalarında hareket özgürlüğünün sınırlandırılması ile ilgili endişeleri de dikkate aldı” denildi.
Avrupa Konseyi misyonunun raporunda, belirtilen konular haricinde Kırım Tatar Milli Meclisi’ni yasaklamama çağrılarına yer verildi, kolluk kuvvetlerinin yasadışı davranışlarda bulunduğu kaydedildi, yargı sisteminin yönetim yanlısı olduğu ve yolsuzluk yaygın olduğu, ifade özgürlüğünün olmadığı belirtildi. Kırım Tatar halkının miting düzenlemek için izin almakta zorluklarla karşılaştığı da bildirildi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Avrupa Konseyi’nin Kırım raporu neden olumsuz karşılandı?
Ukraynalı sivil toplum kuruluşları ve Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Avrupa Konseyi’nin Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ı ziyaret eden insan hakları misyonunun raporunu eleştirdi.
Avrupa Konseyi özel temsilcisi Gerard Studman, kendisinin ve heyetinin insan hakları gözlem misyonu olarak 25-30 Ocak tarihleri bulunduğu Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da insan haklarının durumu ile ilgili raporunu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sundu. Söz konusu belge, birçok objektif olmayan ve Kırım’daki gerçek durumu yansıtmayan maddeyi içerdiğinden dolayı Kırım Tatar Milli Meclisi ve Ukrayna'daki sivil toplum kuruluşları tarafından olumsuz karşılandı.
Raporda yer alan bilgiye göre, Avrupa Konseyi özel temsilcisi Gerard Studman, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da sivil toplum temsilcileri, hükümet dışı kuruluşlar, dini cemiyetler ve Kırım Tatarları başta olmak üzere ulusal azınlıkların mensuplarıyla, medya temsilcileriyle, ayrıca Akmescit, Yalta, Bahçesaray ve Sivastopol’de yerel yönetim organlarının temsilcileri ile görüştü. Ancak Gerard Studman’ın Kırım’a gelmesinden önce Rusya Dışişleri Bakanlığı, ziyaretçi için özel bir program hazırlamasının yanı sıra Studman ile görüşecek ve Avrupa Konseyi’nin raporunda “yönetim” olarak adlandırılan işgal edilen Kırım’ın kukla yönetimi dahil olmak üzere Kırım’daki mevcut sözde yönetime bağlı 20’den fazla kişiyi özenle seçti.
Çoğu zaman arama emri olmadan ve oransız şiddet kullanma talimatıyla gerçekleştirilen aramalar esnasında kolluk kuvvetlerinin yetkilerini kötüye kullanması, yıldırma ve insan kaçırma tehditleri hakkında bilgi verilen raporda, “Bu tip davranışlarda bulunmanın gerekçesi olarak aşırıcılık ile mücadele yasasının dayanak olarak kullanıldığı görülüyor. (Sözde) Yerel yönetim tarafından radikal eğilimleri olanlar ve farklı düşünceleri olanlar en büyük tehdit olarak kabul edildikleri için genelde bu eylemlerin çoğu zaman (yarımadaya girişleri yasaklanan kimselerin aile mensupları veya arkadaşlarına atıfta bulunularak) Kırım Tatarlarına yönelik olduğu anlaşılıyor” diye belirtildi.
Bununla birlikte, raporda resmi olarak “Kırım Savcısı” olarak adlandırılan Kırım’ın sözde Savcısı Natalya Poklonskaya’dan kaybolan 21 kişi hakkında bilgi isteyen Avrupa Konseyi heyetinin, sözde savcının ilgili kişiler hakkında soruşturmanın devam ettiğini söylemesinden memnun kaldıkları ifade edildi.
Belgede, “Bağımsız, işleyen ve şeffaf soruşturmaların gerçekleştirilmesi önemli, sunulan sonuçlar açıkça güven veriyor. Söylenti çıkmasından kaçınmak için daha önce bu amaçla kurulan temas grubunun faaliyetlerinin yenilenmesi dahil olmak üzere kaybolan kişilerin aileleri ve genel olarak kamuoyuna soruşturmanın durumu ile ilgili düzenli olarak bilgi verilmeli” denildi.
Öte yandan Kırım’da son zamanda kaybolan kişiler hakkında hiçbir yeni bilginin olmamasının Avrupa Konseyi insan hakları heyeti üyelerinin dikkatini çekmediği görüldü.
Gerard Studman ve heyetinin Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ı ziyaret ettiği sırada Kırım Tatar Milli Meclisi’nin yasaklanması ile ilgili davanın başlamamış olmasına rağmen heyetin raporunda Studman, Kırım Tatar halkının temsil organının yasaklanması olasılığının, “Kırım Tatar halkına yönelik baskıların yeni bir düzeye çıkışının göstergesi” olacağını kaydetmişti. Ama bununla birlikte raporda, baskıların ilk önce mevcut yönetime karşı çıkan Kırım Tatarlarına yönelik olduğu ve tüm Kırım Tatar halkına yönelik olması açısından düzenli nitelik taşımadığı savunuluyordu.
Ayrıca raporda, Kırım Tatarlarının, halka açık yerlerde Kırım Tatar bayrakları ve sembollerini genel olarak özgürce taşıdığı da birçok kez kaydedildi. Bunun dışında belgede, Kırım’daki işgalci yönetimin, sürgün edilen vatandaşların haklarının iadesi, Kırım Tatarcanın resmi dil olarak kabul edilmesi, Akmescit’te cami inşa edilmesi, okullarda Kırım Tatarca eğitim programlarının devam ettirilmesi gibi Kırım Tatarlarının bazı sorunlarının çözülmesine yönelik bir dizi tedbirde bulunduğu da öne sürüldü.
Gerçekte ise Kırım’da mevcut 600 okuldan sadece 15’inde eğitim Kırım Tatar dilinde veriliyor, Rusya’nın “Eğitim İle İlgili” yasasına göre ise 10.-11. sınıflarda tüm okullarda eğitimin sadece Rusça verilmesi gerekiyor.
Kırım’ın sözde yönetiminin Kırım Tatarlarının gerçek Rusya vatandaşları olduğu ve ayrımcılığa uğramadığı intibaını oluşturma çabalarına rağmen Kırım yarımadasında camilere saldırı ve cami soygunu olayları düzenli olarak tespit ediliyor. Son olarak 20 Nisan tarihinde bir cami soygununun meydana geldiği, Akmescit bölgesi Saraylı Kıyat (Mirnoye) köyünde kimliği belirsiz kişilerin cami kapısını kırarak ve PVC pencereleri sökerek, caminin içinden semaver ve birkaç küçük eşyayı alıp götürdüğü biliniyor.
Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da, su, gıda ürünleri ve enerji ablukası sonucu oluşan sorunlu insani durum konusuna ayrıca değinilen raporda, Ukrayna yönetimi ve Ukraynalı aktivistlerin işgalci devlete karşı eylemleri, Kırım sakinlerinin yaşamını olumsuz etkileyen eylemler olarak gösterildi.
Raporda, “Ayrıca heyet, görüştüğü birkaç kişinin dile getirdiği, gerekli izin belgelerinin olmaması ve her iki tarafın da uyguladığı sert Kırım’a giriş-çıkış kurallarının sonucunda kontrol noktalarında hareket özgürlüğünün sınırlandırılması ile ilgili endişeleri de dikkate aldı” denildi.
Avrupa Konseyi misyonunun raporunda, belirtilen konular haricinde Kırım Tatar Milli Meclisi’ni yasaklamama çağrılarına yer verildi, kolluk kuvvetlerinin yasadışı davranışlarda bulunduğu kaydedildi, yargı sisteminin yönetim yanlısı olduğu ve yolsuzluk yaygın olduğu, ifade özgürlüğünün olmadığı belirtildi. Kırım Tatar halkının miting düzenlemek için izin almakta zorluklarla karşılaştığı da bildirildi.
Aleksandra Şekera
Son Haberler