Emel Kırım Vakfından 18 Mayıs mesajı: Unutmak bir halkın ikinci kez yok olmasıdır
Emel Kırım Vakfından 18 Mayıs mesajı: Unutmak bir halkın ikinci kez yok olmasıdır
Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde Emel Kırım Vakfının resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda sürgün şehitleri anıldı.
Haber Giriş Tarihi: 18.05.2026 14:34
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 14:34
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Emel Kırım Vakfının resmî sosyal medya hesabı üzerinden 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, sürgünde şehit düşen Kırım Tatarlarının aziz hatırası yâd edildi.
“HAYATINI KAYBEDEN BİNLERCE İNSANIN SESİ BUGÜN HÂLÂ RÜZGÂRDA YANKILANIYOR”
“18 Mayıs 1944… Bir halkın hafızasına kazınmış en karanlık gece. Bir sabah vakti kapıları kırılan insanlar, birkaç dakikaya sığdırılan ömürler, geride bırakılan evler, yarım kalan çocukluklar… Sürgün vagonlarında susuzluktan, açlıktan, hastalıktan hayatını kaybeden binlerce insanın sesi bugün hâlâ rüzgârda yankılanıyor.” değerlendirmelerine yer verilen açıklamada, günlerce süren sürgün yolculuğunda susuz kalan bebeklerin ağlayamadığına ve annelerin çocuklarını kucaklarında kaybettiğine dikkat çekilirken bazılarının bir mezarı bile olmadığı vurgulandı.
Bununla birlikte açıklamada, “Rayların üzerinde ilerleyen o trenler sadece insan taşımıyordu. Bir halkın çocukluğunu, dilini, evlerini, mezarlarını ve hatıralarını da sürgüne götürüyordu ve geride kalan Kırım… Sessizdi. Kapıları açık kalmış evler, yarım kalmış sofralar, duvarda asılı aile fotoğrafları… Sanki herkes birazdan geri dönecekmiş gibiydi ama çoğu hiç dönemedi. Aradan yıllar geçti, acı dinmedi. Bazı acılar yalnızca geçmişte kalmaz, nesilden nesile taşınır.” ifadelerine yer verildi.
KIRIM'DA SUSTURULMAYA ÇALIŞILAN HER SES, 1944'Ü YENİDEN HATIRLATIYOR
Öte yandan Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından tekrar işgal edilmesinin aynı yarayı kanattığı belirtilirken Kırım’da susturulmaya çalışılan her sesin 1944’ü yeniden hatırlattığı vurgulanan açıklamada, ayrıca 18 Mayıs anılırken sadece kaybedilen soydaşların değil; direnenlerin, vazgeçmeyenlerin, dilini ve kimliğini koruyanların da hatırlandığı kaydedildi.
Son olarak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Biz hâlâ buradayız. Hâlâ aynı türkülerde, aynı dualarda, aynı hasrette yaşıyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız çünkü unutmak, bir halkın ikinci kez yok olmasıdır.,
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı
İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL
— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emel Kırım Vakfından 18 Mayıs mesajı: Unutmak bir halkın ikinci kez yok olmasıdır
Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde Emel Kırım Vakfının resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda sürgün şehitleri anıldı.
Emel Kırım Vakfının resmî sosyal medya hesabı üzerinden 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, sürgünde şehit düşen Kırım Tatarlarının aziz hatırası yâd edildi.
“HAYATINI KAYBEDEN BİNLERCE İNSANIN SESİ BUGÜN HÂLÂ RÜZGÂRDA YANKILANIYOR”
“18 Mayıs 1944… Bir halkın hafızasına kazınmış en karanlık gece. Bir sabah vakti kapıları kırılan insanlar, birkaç dakikaya sığdırılan ömürler, geride bırakılan evler, yarım kalan çocukluklar… Sürgün vagonlarında susuzluktan, açlıktan, hastalıktan hayatını kaybeden binlerce insanın sesi bugün hâlâ rüzgârda yankılanıyor.” değerlendirmelerine yer verilen açıklamada, günlerce süren sürgün yolculuğunda susuz kalan bebeklerin ağlayamadığına ve annelerin çocuklarını kucaklarında kaybettiğine dikkat çekilirken bazılarının bir mezarı bile olmadığı vurgulandı.
“BAZI ACILAR YALNIZCA GEÇMİŞTE KALMAZ, NESİLDEN NESİLE TAŞINIR”
Bununla birlikte açıklamada, “Rayların üzerinde ilerleyen o trenler sadece insan taşımıyordu. Bir halkın çocukluğunu, dilini, evlerini, mezarlarını ve hatıralarını da sürgüne götürüyordu ve geride kalan Kırım… Sessizdi. Kapıları açık kalmış evler, yarım kalmış sofralar, duvarda asılı aile fotoğrafları… Sanki herkes birazdan geri dönecekmiş gibiydi ama çoğu hiç dönemedi. Aradan yıllar geçti, acı dinmedi. Bazı acılar yalnızca geçmişte kalmaz, nesilden nesile taşınır.” ifadelerine yer verildi.
KIRIM'DA SUSTURULMAYA ÇALIŞILAN HER SES, 1944'Ü YENİDEN HATIRLATIYOR
Öte yandan Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından tekrar işgal edilmesinin aynı yarayı kanattığı belirtilirken Kırım’da susturulmaya çalışılan her sesin 1944’ü yeniden hatırlattığı vurgulanan açıklamada, ayrıca 18 Mayıs anılırken sadece kaybedilen soydaşların değil; direnenlerin, vazgeçmeyenlerin, dilini ve kimliğini koruyanların da hatırlandığı kaydedildi.
Son olarak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
Son Haberler