SON DAKİKA
Hava Durumu

BM'nin Doğu Türkistan raporu yeni bir umut olabilir mi?

BM'nin Doğu Türkistan raporu yeni bir umut olabilir mi?

Haber Giriş Tarihi: 13.09.2022 09:29
Haber Güncellenme Tarihi: 13.09.2022 15:05
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
BM'nin Doğu Türkistan raporu yeni bir umut olabilir mi?

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, 1 Eylül'de merakla beklenen Doğu Türkistan raporunu yayımladı. Dünya kamuoyunda geniş yankı uyandıran 46 sayfalık rapor, Doğu Türkistan'da Çin'in ortaya koyduğu baskı ve insan hakları ihlallerini içerdi. Doğu Türkistan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, BM'nin 46 sayfalık Doğu Türkistan raporunu Kırım Haber Ajansına değerlendirdi.

Doğu Türkistan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, BM'nin Doğu Türkistan raporunu değerlendirdi. Söz konusu raporda; ağır insan hakları ihlalleri ifade edilirken, Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerini "soykırım" olarak nitelendirmedi. 46 sayfalık rapor, Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımı’nın birçok boyutunu inceliyor. Detaylı gözlem imkanına sahip olamayan BM, 23 Uygur, 16 Kazak ve 1 Kırgız Türküyle detaylı mülakat yapıldığı belirtildi. Raporda, toplama kamplarındaki kötü koşullar ve insanlık dışı muameleler yaşananlar gözüyle aktarıldı. Tanıklar “kaplan sandalyesi” denen bir koltuğa bağlıyken elektrikli coplarla dövüldüğünü, yüzlerine su dökülerek sorguya tabi tutulduğunu, uzun süre hücre hapsi ve küçük taburelerde hareketsiz oturmaya zorlandığını belirtti.

Toplama kamplarının yanında inşa edilen fabrikalarda en az 3 milyon Uygur Türkünün zorla çalıştırıldığı bilgisi paylaşıldı. Raporda, "ÇKP, terörle ve aşırılıkçılıkla mücadele politikası kapsamında Doğu Türkistan’da ciddi insan hakları ihlalleri işliyor" ifadesi yer aldı. Ayrıca, Doğu Türkistan’daki toplu gözaltılar ve toplama kampları eliyle ‘’işkence’’ uygulamaları olduğu tespit edildi. Yaşanan ağır insan hakları ihlalleri hakkında, "Doğu Türkistan’da uygulanan politikalar aileleri parçalayarak ve insan temaslarını kopardı. Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer baskıya uğrayan halklar bu dehşetin hedefi haline geldi. Yıldırma, korkutma ve işkence fiilleri şiddetlendi." ifadeleri yer aldı. Öte yandan, söz konusu rapor, “Çinli yetkililer keyfi olarak tutukladığı ve işkence yaptığı tüm bireyleri serbest bırakmalı ve insanların kayıp aile üyeleri hakkında bilgi bulmasına yardımcı olmalı” ifadeleri ile son buldu.

DÜNYA UYGUR KURULTAYI BAŞKANI DOLKUN İSA: BU RAPOR SAYESİNDE ÜLKELERİN DOĞU TÜRKİSTAN DAVASINI SAHİPLENMESİ BÜYÜK ÖNEME SAHİP

Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımını inkar etmek ve dünyadan gizlemek için bütün diplomatik ve maddi gücünü seferber ettiği, hatta Birleşmiş Milletler Teşkilatını monopol kıldığı bir dönemde BM’nin bu raporu yayımlaması Çin’in yalancılığını ortaya çıkardı. Doğu Türkistan’da yaşanmakta olan soykırımın, Çin’in ve bazı devletlerin dediği gibi batılı devletlerin oyunu olmadığının ispatı niteliğindedir. Gerçi bu raporda soykırım ifadesi kullanılmamış olsa da, bizim istediğimiz gibi çıkmamış ve mevcut durum tam anlatılmamış olsa da Çin’in uygulamakta olduğu politikalarının insanlığa karşı bir suç olarak ele alınıp Çin rejimine karşı soykırımı durdurması için diğer devletleri harekete geçirme açısından önemliydi. 

Bu rapor bizim Doğu Türkistan davamıza ve milli azatlık mücadelemizin başka devletler tarafından desteklemesi ve tanıması açısından çok büyük öneme sahip. Örneğin bu raporun yayımlanması ile birlikte Uygur Soykırımı konusunda çekimser kalan devletlerin harekete geçerek Çin’e karşı açıklamalar yapmasını sağlamaktadır. Bu raporun sadece batılı devletlere değil bütün devletlere de etkisi olacaktır. Hatta Çin ile aynı meydanda duran İslam devletlerinde de raporun yayımlanmasıyla birlikte değişimlerin olduğunu görüyoruz. Bu devletlerdeki yayın organlarında ve halk arasında da bu raporun yayıldığına şahit oluyoruz. Batı devletlerinde ise bu raporla birlikte Çin’e karşı daha keskin kararların alınmasına yol açacaktır.

Türk devletleri ve Müslüman devletlerinde şimdilik Çin’e karşı keskin ve hızlı bir şekilde harekete geçmelerini sağlayamasa da, bu devletlerin Çin’i açıktan desteklemesine ve onların tarafından durmamasına  etki edecektir.  Bu raporlardan faydalanmak bizim gayretimize bağlı. Çünkü biz bu raporlarla Çin’e karşı sessiz kalan Türk ve Müslüman devletlerini Doğu Türkistan meselesinin batılı devletlerin bir oyunu olmadığına referans ve güçlü bir delil olarak kullanabiliriz. Bu rapor ve delillerden faydalanarak BM ve diğer devletleri Doğu Türkistan sorunu hakkında olağanüstü toplantısı çağırmaları için dikte etmemiz lazım. Bunun için Dünya Uygur Kurultayı olarak çalışıyoruz. Diasporada Çin tarafından tehdit edilen Uygur Türklerinin korunması için BM göçmenler komiserliğine dünyanın çeşitleri devletlerinde yaşayan Uygur Türklerinin korunması gerektiği konusunda hareket etmemiz lazım. Zorla çalıştırılan Uygur Türkleri için ünlü şirketlere bu raporları kullanarak hatırlatmada bulunmamız, onlara Çin ile olan ticaretlerinde bu meseleyi dikkate almaları için ikna etmemiz lazım. 

Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı ve Uygur Araştırmalar Vakfı Başkanı Doç. Dr. Erkin Ekrem

Söz konusu rapor, kamp mağdurları ile kamp şahitlerin yaşadıkları, insan hakları kuruluşları ile hükümetlerin raporları ve BM özel raportörlerin bilimsel çalışmalarına dayandırılarak hazırlanmıştır. Özellikle BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in Mayıs 2022’de Doğu Türkistan’a yaptığı ziyareti sırasındaki sınırlı imkanlar ile edindiği malumatlara dayandırılarak hazırlanmıştır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Çin ve BM’deki 60 devletin baskısına karşı çıkarak daha önce kendisinin söz verdiği gibi 31 Ağustos tarihinde görevinden ayrılmadan dakikalar önce yayımlayarak verdiği sözü yerine getirmiştir.

Söz konusu raporda Doğu Türkistan’da yaşanmakta olan zulme odaklanılmış ve önce Çin zulmünü detaylı anlattıktan sonra tespitini ortaya koymuştur: Doğu Türkistan’da insanlığa karşı suçlar işlenmiştir.

Raporun sonunda bazı tavsiyelere de yer verilmiştir:

Çin hükumeti, keyfi olarak gözaltına aldığı kişileri serbest bırakması ve kayıp kişilerin nerede olduğunu açıklığa kavuşturması;

Çin hükumeti, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesinin önlenmesi için Doğu Türkistan’da uygulamakta olduğu gözetimleri kısıtlaması ve mağdurlara tazminat ödemesi;

BM üye ülkeleri, Uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra daha geniş anlamda uluslararası toplumun acilen Doğu Türkistan’da yaşananlarla ilgilenmesi;

Uygur mültecilerin Çin’e geri iade edilmemesi;

Bu rapor Doğu Türkistan davasına fevkalade önemi vardır, Çin’in Doğu Türkistan’da uygulamakta olduğu zulüm bir daha tescil edilmiştir. Dünyanın en büyük uluslararası örgütü olan BM ve onun bünyesinde olan İnsan Hakları Yüksek Komiserliğin etkisi ve saygınlığı nedeni ile yayımlanan raporlar doğal olarak devletler üzerinde farklı tesiri bulunmaktadır. Bu rapor yayımlandıktan sonra Batılı ülkeler derhal kabul ettiğini ve desteklediğini beyan etmişlerdir. Bu desteklemeler Çin’in zulmüne karşı ve Doğu Türkistanlıların davası için yararı büyüktür, siyasi ve manevi desteği çok önemlidir.

Söz konusu raporun yaptırım gücü yoktur. Ancak BM Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Koruma Sorumluluğu (R2P) ve insan hakları ile ilgili bir dizi sözleşmesine bağlandığında Doğu Türkistan halkının temel hak ve hukukun korunması söz konusu olacaktır. Bu bağlamda Doğu Türkistan’da yaşanan insan haklarının çiğnenmesi, köle sistemi ve zorunlu çalıştırma siyaseti, sistematik asimile siyaseti hakkında yazılan önemli raporlar Çin hükümetinin yargılamasına kaynak teşkil etmektedir.

Türk ve Müslüman dünyası Batı’da çıkan bu tür raporlara karşı susma siyasetini tercih etmektedir. Bazı ülkeler Çin’in Doğu Türkistan’daki zulüm siyasetine onay vermektedir. Bu ülkelerin Çin hükümetinin yanında yer almasının nedeni çok çeşitlidir: jeopolitik, güvenlik, ekonomi ticaret, cazibeli Çin pazarı, yatırım beklentiler ve teknoloji intikali gibi çıkarları gözetmektedir. Bu çıkarlarla birlikte, bu ülkelerin arasında “ABD çökecek Çin yükselecek” gibi tespitler bulunmakta ve bu tespitlere göre hareket etmektedirler. Bu Müslüman ve Türk devletleri ümmetçilik ve milletçilik noktasında Doğu Türkistan meselesine bakmamaktadırlar, daha çok ulus devletin çıkarları noktasında hareket etmektedirler. Ancak bazı Müslüman örgütler, aydınlar ve halklar kendi hükümeti ile farklı olarak Doğu Türkistan’da yaşanmakta olan zulme karşı tavrını koymaktadırlar.

Çin’in zulmüne karşı bağımsızlık isteyen Doğu Türkistanlıların yurtdışındaki davasında, Uluslararası vaziyet, uluslararası güç dengeleri, Uluslararası hukuk ve sisteme bağlı hareket etmek ve faydalanmak zorundadır. Bir devlet değil bir NGO olarak uluslararası siyasi arenada hareket etmenin çok ve büyük zorlukları vardır. Mevcut Uluslararası Vaziyeti ve dengeleri takip etmesi ve doğru tespit yapabilmesi, mevcut Uluslararası hukuk ve evrensel değerleri kabul ve benimsemesi, Uluslararası toplum ve NGO ile özel ve sağlam ilişkileri kurabilmesi ve akıllı politika geliştirebilmesi gerekmektedir

Ankara Üniversitesi DTCF Öğretim Üyesi Dünya Uygur Kurultayı Sözcüsü Doç. Dr. Erkin Emet 

Bu raporun önemine değinecek olursak, Birleşmiş Milletlerin yayımladığı Doğu Türkistan İnsan Hakları Raporu bizim için çok önemli. Çünkü dünyanın şemsiye teşkilatı ve en büyük organı olan Birleşmiş Milletleri, Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı muamelelerini insanlığa karşı bir suç olarak tanıdığını gözler önüne seriyor.  

Doğu Türkistan sorunun çözümünde hem diasporadaki Doğu Türkistan mücadelesinin hem dünya devletlerin bu meseleye olan tutumunda önemi çok büyük. Bu raporla Doğu Türkistan sorunun uluslarasılaşması ve Uygur Soykırımını tanıyan devletlerin çoğalmasında büyük rol oynayacaktır. Rapordaki karalarlarla Birleşmiş Milletlere üye olan bir çok devletin dikkati daha çok Doğu Türkistan  sorununa çekilebilir. 

Demokrasi ve insan hakları ile ilgilenen devletlerde bu raporla birlikte Çin mallarına olan boykot genişleye bilir. Bu devletlerdeki hükümetler, parlamentolar ve sivil toplum kuruluşlarının ilgisi daha da artabilir. Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği bu tip kararlar Türk devletlerine ve Müslüman devletlerine kamuoyu baskısı yaratabilir. Bu devletlere halk tarafından Doğu Türkistan’daki sorunlarla ilgilenmesi için baskı gelebilir.

Doğu Türkistan sivil toplum kuruluşları özellikle Dünya Uygur Kurultayı başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları bu tip raporlardan çok iyi faydalana bilirler.  Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları bulunduğu ülkelerin meclislerinde, sivil toplum kuruluşlarında, siyasi partilerde, akademisyenlere ve çeşitli platformlarda  anlatılması lazım. Devletlerin Bu tip kararlardan yararlanarak meclislerin Uygur Soykırımı kabul etmenin ahlaki, vicdani ve insan hakları açısından nasıl önem taşıdığını sürekli anlatması lazım. 

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk 

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in 3 ay gecikerek yayımladığı bu rapor BM ve Bachelet’in meydansızlığıdır. Ayrıca bu durum Çin’in BM’deki gücünü ve Çin’in sade bizlere değil, BM yüksek komiserinin dahi iradesine müdahale edebildiğini gösteriyor. Çin BM’nin 5 daimi üyesi ve en büyük fonlayıcısıdır. Dolaysı ile ikisi arasındaki ilişkiyi Patron ile işçi ilişkisine benzetiyorum. Bachelet'nin ziyaretinden bir hafta önce de BM Özel Raportörü Alena Douhan'ın Çin'den 150 bin dolar rüşvet alarak Pekin'in sicilini temizlediği ortaya çıkmıştı. Bachelet'nin görevinin bitimine 10 dakika kala raporu yayınlaması bir korkaklığın göstergesidir. Biz bu raporu yeterli olarak kabul etmiyoruz.

BM gibi resmi uluslararası güvenirliği olan bir kuruluşun yayımladığı Raporda Uygur Soykırımı ifadesi kullanılsaydı, Bosna ve başka Soykırıma uğrayan devletlere bu konu üzerinden sahip çıkan devlet ve kuruluşların yardımına bizlerde sahip olabilirdik. Anacak BM gibi tescilli kuruluşun yayımladığı bu rapor ilerleyen süreçler Çin’e karşı kullanabileceğimiz güçlü ispatlardan biridir. Ancak netice alabilmemiz için yeterli değil.

Diğer batılı devletler Uygur Soykırımını tanımışken, BM’nin yayımladığı raporda Uygur Soykırım ifadesine yer vermeden kaçınması veya kullanmamaya çalışma Çin’e verilen bir fırsattır. Şangay İş Birliği örgütü sebebiyle Çin’e karşı hiç bir şekilde özgür iradesi ile tepki veremeyen ve Doğu Türkistan’da yaşanan Soykırımı görmezden gelmeye devam eden, bu durum ile ilgili neredeyse Çin’i destekler mahiyette açılmalar yapan Türk Dünyası ve İslam devletleri bu rapordan sonra yine aynı tutumu sergileyecektir.

Bu ve buna benzer raporlar elimizi güçlendiriyor ve davamızın ilerlemesi yönünde faydalı diyebilirim. 

Dünya Uygur Hareketi Başkanı Abdulhekim İdris

Bu raporun yayınlanmasının tarihi bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum.  Çünkü dünyanın en büyük uluslararası örgütü olan Birleşmiş Milletler, Çin'in Doğu Türkistan'da işlediği suçlara ilişkin ilk kez resmi bir değerlendirme yaptı. Rapor, Çin'in suçlarının soykırım olduğunu açıkça belirtmese de, Çin rejiminin insanlığa karşı suç işlediğinin resmi bir itirafıydı.  Çin rejiminin bu raporun yayınlanması için tüm gücüyle karşı koyduğu göz önüne alındığında bu raporun yayınlanması ileriye doğru atılmış büyük bir adım olarak adlandırılabilir.

Bu raporun Doğu Türkistan davası için faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle raporda sunulan gerçekler ve çıkarılan sonuçlar görüşümüzün geçerliliğini daha da güçlendirmektedir. Tabii ki, bu rapor Doğu Türkistan'daki durumu doğru bir şekilde anlatmıyor ve raporun yazarlarının soruşturma yapmak için sahaya gitmelerine izin verilmiyor, bu yüzden güçlü sonuçlar çıkarmak için dikkatli görünüyorlar. Belki Çin'den gelen baskının da etkisi olmuştur. yani bence bu konuda yapılacak çok şey var.

Bu rapor demokratik ülkeleri Çin'e karşı daha güçlü tedbirler almaya sevk edecek. Şimdiye kadar ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği Uygur soykırımı nedeniyle Çin'e yaptırım uyguladı. Bu raporun yayınlanmasının Çin'e karşı daha fazla yaptırıma yol açacağını ve Çin'i cezai olarak sorumlu tutacağını düşünüyorum.

Türk ve Müslüman ülkelerin Uygur soykırımına karşı tutumu üzücüdür. Umarım bu rapor onlar için bir dönüm noktası olur. Uygurlar hem Müslüman hem de Türk'tür. Bu nedenle Uygurlar, Müslümanlar ve Türkler üzerinde diğerlerine göre daha fazla dini ve kardeşlik haklarına sahiptir. İslam ve Türk dünyası Uygur soykırımının tanınmasında ve Çin'e karşı önlem alınmasında öncülük etmelidir.

Uluslararası toplumun desteği olmadan Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı sağlanamaz. Uluslararası toplumu harekete geçirmek için, davamızın geçerli olduğuna onları ikna etmeliyiz. Bu tür haberler, söylediklerimizin doğru olduğunu başkalarına kanıtlıyor. Bu nedenle, bu tür raporları hem başkalarını ikna etmek için hem de tarafsız olarak Çin'i uluslararası mahkemeler de dahil olmak üzere uluslararası forumlarda suçlamak için kullanabiliriz..

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.