Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetimi tarafından Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine yönelik etnik ayrımcılık politikasına bir yenisi daha eklendi. Doğu Türkistan'ın Kaşgar bölgesinde meydana gelen sel felaketinde işgalci rejimin herhangi bir müdahalede bulunmaması dikkatlerden kaçmadı.
Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinde meydana gelen sel felaketi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) Uygur Türklerine yönelik etnik ayrımcılık politikasını bir kez daha gözler önüne serdi. Çin’in Doğu Türkistan genelinde sıkı bir şekilde baskı uygulayarak halkı aç bırakmayı amaçladığı karantina uygulaması devam ediyor. Bununla birlikte Kaşgar vilayetinde bir haftadır etkin olan yağmur sebebiyle sel felaketi meydana geldi. Bir yandan karantina bahanesiyle Çin yönetiminin baskılarına maruz kalan Uygur Türkleri, sel felaketinde yine kendi kaderlerine terk edildi.
ÇİN YÖNETİMİNDEN KAŞGAR'DA İKİYÜZLÜLÜK!
Çin’in herhangi bir iç bölginde meydana gelen sel felaketine, Çin Kurtuluş Ordusu tarafından anında müdahale edildiği biliniyor. Ancak, Kaşgar’da meydana gelen söz konusu sel felaketinde, Çin’in Doğu Türkistan’a konuşlandırdığı üretim ve inşaat kolordusunun herhangi bir müdahalede bulunmaması dikkat çekiyor.
Uygur Türklerini karantina bahanesiyle evlerine hapseden ÇKP hükumeti, sel felaketini önlemek için karantina uygulamasını rafa kaldırarak halkı felakete sürükledi. Bir taraftan karantina uygulamaları ile baş başa bırakılan Uygur Türkleri sel felaketine karşı evlerini ve tarlalarını korumak için mücadele etmek zorunda kaldı.
Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.
ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?
Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.
Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.
Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.
“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uygur Türkleri yine kaderine terk edildi
Uygur Türkleri yine kaderine terk edildi
Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetimi tarafından Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine yönelik etnik ayrımcılık politikasına bir yenisi daha eklendi. Doğu Türkistan'ın Kaşgar bölgesinde meydana gelen sel felaketinde işgalci rejimin herhangi bir müdahalede bulunmaması dikkatlerden kaçmadı.
Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinde meydana gelen sel felaketi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) Uygur Türklerine yönelik etnik ayrımcılık politikasını bir kez daha gözler önüne serdi. Çin’in Doğu Türkistan genelinde sıkı bir şekilde baskı uygulayarak halkı aç bırakmayı amaçladığı karantina uygulaması devam ediyor. Bununla birlikte Kaşgar vilayetinde bir haftadır etkin olan yağmur sebebiyle sel felaketi meydana geldi. Bir yandan karantina bahanesiyle Çin yönetiminin baskılarına maruz kalan Uygur Türkleri, sel felaketinde yine kendi kaderlerine terk edildi.
ÇİN YÖNETİMİNDEN KAŞGAR'DA İKİYÜZLÜLÜK!Çin’in herhangi bir iç bölginde meydana gelen sel felaketine, Çin Kurtuluş Ordusu tarafından anında müdahale edildiği biliniyor. Ancak, Kaşgar’da meydana gelen söz konusu sel felaketinde, Çin’in Doğu Türkistan’a konuşlandırdığı üretim ve inşaat kolordusunun herhangi bir müdahalede bulunmaması dikkat çekiyor.
Uygur Türklerini karantina bahanesiyle evlerine hapseden ÇKP hükumeti, sel felaketini önlemek için karantina uygulamasını rafa kaldırarak halkı felakete sürükledi. Bir taraftan karantina uygulamaları ile baş başa bırakılan Uygur Türkleri sel felaketine karşı evlerini ve tarlalarını korumak için mücadele etmek zorunda kaldı.
Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.
ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?
Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.
Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.
Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.
“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.
Son Haberler