SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yağlıbayat köyüne yolculuk

Haber Giriş Tarihi: 09.09.2019 12:46
Haber Güncellenme Tarihi: 09.09.2019 12:46
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Yağlıbayat köyüne yolculuk
Yazan: Abibulla Mumcu

Türkiye’de neredeyse her şehirde Kırım Tatarlarını bulabilirsiniz. Eskişehir'deki Kırım Tatarları hakkında hepimiz daha fazla şey duymuşuzdur. Ama bu kez Eskişehir'deki Kırım Tatarları hakkında yazmıyorum. Bu yaz yolum, Konya’daki Yağlıbayat köyüne düştü.

Konya’da Kırım Tatarları derneğinde Kamilcan ve diğer Yağlıbayatlı gençlerle tanıştım. Günümüzdeki Kırım problemlerini konuştuk ve sonra Yağlıbayat'taki Kırım Tatarları hakkında sorular sormaya başladım. Sohbet esnasında Yağlıbayat geçmişi hakkında bazı bilgiler öğrendim.

PEKİ, KIRIM TATARLARI NEDEN YAĞLIBAYAT'A YERLEŞMİŞ?

Kırım Tatarlarından bir grup Rusların zülmunden kurtulmak için 1902'de Kırım'ı terk edip Osmanlı Devleti topraklarına gelmiş. Bu grup neden Yağlıbayat'ı seçmiş?

Rusların zülmunden kaçarak ve Ruslarla hiçbir zaman bir daha karşılaşmamak için Anadolu'nun içinde üç tarafı dağlarla çevrilmiş Yağlıbayat'a yerleşmeye karar vermişler.

Yağlıbayat'a yerleşen Kırım Tatar muhacirleri Yağlıbayat'ı Bahçesaray'a benzetmişler ve 1902'de yerleşince Kırım'daki evlerine benzeyen evler inşa etmişler.

Evlilik konusuna da gelelim. 2000 yılına kadar Yağlıbayatlılar dışarıdan damat-gelin almıyorlardı. Anladığım kadarıyla, köyün dışından gelin olarak gelenler de Kırım Tatar olmalıymış. Olmasa bile Kırım Tatarca öğrenmeli, Kırım Tatar yemek kültürüne ve geleneklerine uyum sağlamalıymış.

ÇANAKKALE'DE YAĞLIBAYATLI BİR KIRIM TATAR ŞEHİDİ

En çok merak ettiğim şeylerden biri "1944 sürgünlüğünden sonra gelen var mı?" sorusuydu. İkinci Dünya Savaşı'ndan ve 1944 Sürgününden sonra Yağlıbayat'a Kırım'dan ve Rusya’dan gelen Kırım Tatarı olmadığı cevabını aldım. 

Kamilcan, Yağlıbayat’a 1900'lerde yerleşen atalarından bahsetti. Dedesi Hoca Bariy, Karasubazar’ın Burunduk köyünden gelmiş.

Sonra da Kore Savaşı’na ve Kıbrıs Savaşı’na katılan Yağlıbayatlı Kırım Tatarları hakkında bilgi almak istedim ama gençler Kıbrıs ve Kore Savaşlarına katılanlar hakkında bilgiye sahip değildi.

Fakat Çanakkale Savaşında çarpışan Yağlıbayatlı şehidin ismini bulduk: "Hacı Ayvaz Mehmet oğlu- 16 Nisan 1915 Seddülbahir cephesinde şehit oldu."

YAĞLIBAYAT'A DOĞRU

Vakit gece yarısına varıyordu ve Konya’daki Yağlıbayatlı gençlerle vedalaşıp ertesi gün Yağlıbayat'ı  ziyaret etmeye karar verdim. Orayı kendi gözümle görmek istedim.

Oraya ulaşmak kolay değil, günde sadece bir otobüs Konya’dan Yağlıbayat'a gider. Yolculuk  yaklaşık 3 saat sürüyor. Allah'tan yolculuk esnasında bitalar (nineler) bir duraktan sıcak tandır pidesi satın almışlar ve bana da ikram etmişlerdi; yoksa 3 saat yolculukta iyice aç kalacaktım.

Nihayet Yağlıbayata geldim. Kırım'da ve Ukrayna'da gördüğüm köylere hiç benzemiyor. Bir gün Ukrayna ve Türkiye köyleri karşılaştırma yapacağım ve o zaman telaşımın sebebini anlarsınız. Dediğim gibi hafif telaş içindeydim ve nereye gideceğimi bilmiyordum. Ama Ayhan Amca -geldiğim otobüsün şoförü- beni bırakmadı ve evine davet etti. Evi Ukrayna'daki Qalay köyünde gördüğüm Kırım Tatar evlerini biraz anımsatıyordu: Büyük avlu, büyük  araba garı, avlunun arkasında bostan, ev içerisinde erkek kadın bölümleri fark ettim. Ben yine acıktım- kahveden sonra yemeğe geçtik. Ayhan amcaya da sorular sordum ve öğrendiklerimi sizinle paylaşacağım...

HERKES KIRIM TATARCASINI BİLİYOR...

Yağlıbayat'taki okulda Kırım Tatarca dersi yok, ama Ayhan Amca ‘’Bütün köylüler, Kırım Tatarca konuşuyor.’’ diyor. Böylece bir okul eğitimi olmadan da dil saklanmış oluyor zaten. Okulda yeni laboratuvarlar var. Çocuklar, ilkokulu ve anaokulu, yani eğitimin ilk sekiz yılını Yağlıbayat'ta kesintisiz olarak alıyor ama lise eğitimi için Konya'ya gitmek durumunda kalıyorlar.

Ayhan amcayla Yağlıbayat'ın geçmişi hakkında da sohbet ettik. Yağlıbayatlıların ataları Kışlar, Burunduk, Danageldi, Demirci, Karasubazar köylerinden gelmiş. 

Ayhan amcadan ayrılmadan önce, Yağlıbayatlılar, "ne işi yapar ve nasıl geçinir" diye sordum, Ayhan Amca da hayvancılık ve tarımla geçindiklerini anlattı. Yağlıbayat'ta arpa, buğday, mısır yetiştiriyorlar ve benim geldiğim zamanda da neredeyse herkes tarım ile meşguldü. Çünkü hasat zamanıydı.

Ayhan Amcadan ayrılınca bir Yağlıbayatlı yardımıyla köyü arabayla biraz gezdim. Camiyi ve yeni okulu gördüm.

Kısa bir gezintiden sonra Yağlıbayat Yardımlaşma ve Dayanışma Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Ömer Burunduk ile evinde buluştum. Her Kırım Tatar gibi o da bana kahve ikram etti yemek için de ısrar etti ama Ayhan amcadan sonra karnım tıka basa dolu olduğu için kabul edemedim.

Burada da, Yağlıbayat'ın geçmişi hakkında konuştuk. Ömer Bey, soyadını atalarının Karasubazar'daki köyü olan Burunduk'tan almış. Eskiden iki tane Burunduk köyü varmış; Büyük ve Küçük diye ayrılırmış. Ama zamanla bu ayrım haritalardan silinmiş.

Ataları Kırım'daki baskılar yüzünden İstanbul'a gelmiş, zamanla Yağlıbayat'a geçme kararı almış. Yağlıbayat'ı Kırım’a benzetmeleri, bu kararda etkili olmuş. Onun ataları, Yağlıbayat’a din adamı olarak gelmiş. Hatta el yazması Kuran’ı da Kırım’dan yanında getirmişler.

Ömer Bey mezarlık hakkında dikkatimi çeken bir şey anlattı. Mezarlıkta eski yazıları okumaya çalışırken, ilk gelenlerinden Osmanlı Türkçesi ve Kırım Tatarcasını karıştırdığını, bu yüzden mezar taşlarındaki yazıların iki dilin de özelliklerini gösterdiğini belirtti: "Türkler Kırım Tatarlara, Yağlıbayat'ı ve onun mirası olan Savatra kalıntılarını emanet olarak bıraktı. Ve Kırım Tatarları hiç bir yabancıya Savatra kalıntaları üzerinde çalışmaya ve yağmalamaya izin vermedi." diye devam etti Ömer Bey anlatmaya...

"ANA DİLİNİ UNUTTUYSANIZ BİZ GERİ DÖNECEĞİZ"

Ömer Bey, Seyit Mamut dedesinden de bahsetti. Seyit Mamut, Rusça biliyor ve Kırım'da ne oluyor öğrenmek ümidiyle Rus radyo yayınlarını dinliyormuş.

Sohbet ederken vakit hızlı geçti ve Konya’ya dönme zamanı geldi. Ömer beyle sohbetimizi bu hikayeyle kapattık: Bir gün Romanya’dan gelen Kırım Tatar misafirler Ömer Bey'e otobüsten inmeden "Ana tılı unuttuysanız ötüsten inmeden geri döneriz’" demişler. Ömer Bey de şöyle cevap vermiş "Sız unutmadınız, bız neden unutacağız?"

Ömer Bey'le vedalaştıktan sorna Yağlıbayatlı bir abi, beni arabasıyla Konya’ya götürdü. Bu metini yazarken Yağlıbayat'ı bir daha ziyaret etme ihtiyacı duydum. Çünkü ilk ziyaretim çok kısaydı ve neredeyse bütün köylüler hasat işleriyle meşguldü. Oraya bir daha gelip sakinlerle daha geniş sohbet edip Kırım Tatarların Osmanlı’ya göçü hakkında daha çok detay öğrenebilirim diye düşünüyorum.

Kırım Tatarlarının Yağlıbayat'a yerleştirilmesi hakkında Hakan Kırımlı'nın "Türkiye’de Kırımtatar ve Nogay Köy Yerleşim Yerleri" kitabında daha pek çok detay bulmak da mümkün. Bu kitabı bana tanıtan Kamilcan’a ve diğer Yağlıbayatlı gençlere çok teşekkür ederim.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.