Kırım'dan Brezilya'ya uzanan zorlu bir yaşam öyküsü...
Kırım'dan Brezilya'ya uzanan zorlu bir yaşam öyküsü...
Toplama kamplarında geçen yıllardan Brezilya'ya uzanan zorlu bir hayat hikâyesi... Junior Castro'nun ailesinin hikâyesiyle aslında Kırım Tatarlarının yaşadığı acılara QHA aracılığıyla bir kez daha ışık tutuluyor...
Haber Giriş Tarihi: 14.01.2016 22:19
Haber Güncellenme Tarihi: 14.01.2016 21:14
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım'da iyi bir müzisyendi... Sovyetler ve Almanya savaşının başlamasıyla cepheye gönderildi, bir buçuk yıl ormanlarda yaşadılar, esir düştüler, sürüldüler. Almanya'da zorunlu işçi olarak çalıştırıldılar. Toplama kamplarında geçen yıllardan Brezilya'ya uzanan zorlu bir hayat hikâyesi... Junior Castro ailesinin hikâyesiyle aslında Kırım Tatarlarının yaşadığı acılara QHA aracılığıyla bir kez daha ışık tutuluyor...
Sayın Castro, her şeyden önce bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. İkinci Dünya Savaşından sonra Brezilya ve diğer Güney Amerika ülkelerine göç eden Kırım Tatarları hakkında bilgimiz var. Aile hikayeniz hakkında bize bilgi verir misiniz? Kimlerdi ve neden Brezilya’ya gelmişlerdi...
Öncelikle İbrahim Altan ve onun oğlu Mübeyyin Altan’a teşekkürlerimi iletmek isterim. Onların yardımı olmadan ailem hakkında bilgi sahibi olamazdım. Ne öğrendiysem onlarla birlikte öğrendim.
İzzet Hüseyin Gaziyev 1914 yılında şimdiki adı Nekrasovka olan Kulçora’da doğmuş. Küçük bir çiftçi olan Gazi ve eşi Hatice’nin Fazlı, Mehmet ve Kadri’den sonra doğan en genç evladıymış. Babası yerel topluluğun imamıymış, pek çok Kırım Tatarı gibi Sünni-Hanefi mezhebinden. İzzet’in çocukluğu ve gençliği hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. 1936 yılında Osman ve Zaide’den olma Emine Cemileva ile evlenmiş. Emine 2 Nisan 1915’te Kulçora’da doğmuş.
Fotoğraf: İzzet Hüseyin Gaziyev.
2 Şubat 1937’de İzzet ve Emine’nin ilk kızı Hatice Useyin Gazieva, Kulçora’da doğmuş.
1930’lu yılların sonlarına doğru mükemmel bir müzisyen ve yetenekli bir sanatçı olan İzzet Gaziev, Kefe Üniversitesi’nde müzik okumuş, 1938’e geldiğimizde İzzet ve Emine, İzzet’in öğretmenlik yapmaya başladığı Kefe’ye taşınmışlar. 1938’de Rus dili, Rus okullarının haricindeki okullar dahil matematik, fen ve diğer sosyal bilimler de dahil olmak üzere bütün Sovyet okullarında zorunlu dil haline gelmiş.23 Ağustos 1938’de Hitler Almanya’sı ve Stalin idaresindeki Sovyetler saldırmazlık anlaşması imzalamış. Ertesi gün dünya birbirinden tamamen zıt iki rejimin aynı zemini paylaşmasını anlayamadıkları bir güne uyanmış. Aynı yıl İzzet, Kefe’deki öğretmenlik kariyerine başlamış.
Fotoğraf:Müzisyen ve yetenekli bir sanatçı olan İzzet Gaziev.
Fotograf:Izzet Aluşta'da arkadaşlarıyla, yıl 1937.
Babası Gazi, muhtemelen dinî eğilimleri nedeniyle Stalin politikalarından dolayı 1930’ların ortasında ya da sonunda Sibirya’ya sürgüne gönderilmiş ya da idam edilmiş. 1930’larda Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanlar, Stalin rejimi tarafından işkence görüyordu. Bütün bunların arkasında Marksist Komünistlerin, dinsel insani eylemlerin, zenginlerin fakirlere yerlerinde kalmalarını söylediği bir araç olması ve acı çekmelerinin Tanrının isteği olduğu yönündeki söylemleri yatıyordu. 30 Aralık 1939’da İzzet’in ikinci kızı Fatma Useyin Gazieva Kefe’de dünyaya gelmiş.
Fotoğraf 1944'te Hannover'da çekilmiş, Amine ve ailesi; babası Osman, annesi Zahide ve iki kızları, Hatice ile Fatma.
1940 yazında İzzet Gaziev, Kefe’de matematik öğretmeni ve okul müdürü olarak çalışmaya başlamış. Ayrıca müzik okulunda da piyano ve trompet dersleri veriyormuş. Savaştan önce yaz tatillerinde okullar kapanır kapanmaz İzzet, eşi ve kızlarını alarak Kulçora’ya eşinin babası Osman’ın yanına gidermiş. Emine’nin ailesi atlar, inekler ve koyunlar için yapılmış ahırlara sahip büyük bir evde yaşıyorlarmış. Yaz sonlarında, İzzet ailesi ile birlikte çalışmak için tekrar Kefe’ye dönüyormuş.
Fotoğraf: Nazilerden arındırma döneminde orkestra şefi olan İsmet Kazım'a verilen Nazilerden arındırma kanunundan muaf tutulduğunu gösteren izin belgesi.
Savaşın başlarında İzzet ailesini Kulçora’ya kayınpederinin evine götürüyor, burada Emine ve çocukları güvende olur diye. Daha sonra Kefe’ye dönüyor. 22 Haziran’da Almanya Sovyetler Birliği’ne savaş ilan ederek saldırıyor. Bu saldırıda Almanya, Romanya, Macaristan, Slovakya, İtalya ve birkaç gün sonra da Finlandiya’nın desteğini alıyor. Haziran’ın 25’inde Moskova Üniversitesi öğrencileri ve çalışanlarından oluşan ilk grup ordunun emri altında cepheye gönderiliyor.
"Binlerce Kırım Tatarı ya esir düştü ya da ormanlara kaçtı"
1941 Temmuz’unda İzzet, Kefe’yi savunmak üzere Kızılordu’ya çağırılıyor. Raporlara göre, savaşın başlarında Sovyetler Birliğinin ikinci sınıf bir vatandaşı iseniz ya cephede Bolşevik ordusunda Almanlara karşı savaşırdınız ya da idam sehpasını boylardınız. 1941 Eylül’ünde Alman ve Romen orduları Kırım yarımadasını işgal ediyor. Kasım’da sadece Akyar (Sivastopol) Sovyet kontrolünde bulunuyor. 8 Mayıs 1942’de Almanlar, Kerç yarımadasına saldırıyor. Kırım Tatarları, Kırım’dan Romanya’ya kaçmaya başlıyor. Necip Abdülhamitoğlu’nun o günlere şahit olan birine dayanarak aktardığına göre Kızılordu’ya hizmet eden binlerce Kırım Tatarı ya esir düşüyor ya da ormanlara kaçıyor.
"Gece yürüyerek gündüz uyuyarak yaklaşık bir buçuk yıl ormanlarda yaşamışlar"
Kefe ilk kez 3 Kasım 1941’de Nazilerin eline geçiyor. Aralık sonunda, Sovyet komutası yeni kuvvetlerle Kerç yarımadasında pozisyon alıyor. Kısa sürede cephede ve Kefe’deki savaşta Ruslar işgalcileri geri çekilmeye zorluyor. İzzet, muhtemelen Von Manstein komutasındaki Alman güçlerinin Ocak 1942’deki saldırısından sonra Partizanlarla birlikte ormanlarda savaşmakta.
Kefe’nin düşüşüyle 10.000 Rus askeri ve 150 makinalı tüfek Almanların eline geçiyor. İzzet’in anlattığına göre gece yürüyerek gündüz uyuyarak yaklaşık bir buçuk yıl ormanlarda yaşamışlar. İlk kullandığında bir tavşanı öldürdüğü makinalı tüfeğini taşıyormuş sürekli. Muhtemelen Nazi işgali sırasında ormanlara kaçan Partizanların kullandığı Sovyet yapımı yarı otomatik bir PPD-40’tı.
1942-1944 yılları arasında Almanlar, üç milyona yakın Sovyet vatandaşını köle işçi olarak çalıştırmak üzere Almanya, Avusturya, Bohemya ve Moravya’ya sürgün ediyor, İzzet de onlardan biri.
1943’te İzzet, Polonyalı ve Sovyet sivillerin Almanya’ya gönderilmek üzere yol kamplarından birine ya da geçici yerleşim olarak kurulmuş olan Majdanek-Lublin kampına esir olarak gönderiliyor. Buradan sonra Almanya’ya zorunlu işçi olarak gönderilecek...
Fotoğraf: Emine, Hatice ve Fatine ile, Hannover 1945.
1944 Mart’ında Almanlar Kulçora’ya gelerek pek çok Kırım Tatarını III. Reich’ın köleleri olarak çalıştırmak üzere topluyor. Emine, babası Osman, annesi Zayde, kızları Hatice ve Fatma da bu grup içinde. Gönderildikleri Hannover kampında Emine savaşın sonuna kadar beton ve çimento fabrikasında işçi olarak çalışıyor. Aynı günlerde İzzet de Nazi Almanya’sına geliyor.
Fotoğraf: Osman Toktar, Abdülkerim Saraylı ile Almanya Sonthofen'de, yıl 1946.
Yine aynı günlerde, bütün Kırım Tatarları gibi İzzet Gaziev ailesi de Orta Asya’ya sürgüne gönderilmişler. İzzet’in ebeveynlerine, kardeşi Fazlı’ya ne olduğu hakkında benim bir bilgim yok. Diğer kardeşleri Mehmet ve Kadri, sürgünün bir parçası olarak Mayıs 1944’te Kaşkaderya bölgesinin Kitap şehrine, Özbekistan’a sürülmüş. Mehmet ve Kadri, orada Kadri’nin muhasebeci olarak çalıştığı bir yiyecek fabrikasında çalışmış. Daha sonra Mehmet, Taşkent’in Gülistan rayonuna taşınmış ve orada şoför olarak çalışmış.
ÖLÜM YÜRÜYÜŞÜNDEN TOPLAMA KAMPINA
Rus ordusunun Polonya’da ilerlemeye başlaması ile İzzet ölüm yürüyüşünden sağ çıkarak Lublin’den Neuengamme toplama kampına getirilmiş. Daha sonra Osnabrück’teki Neuengamme kamplarından birine gönderilmiş.
İzzet Gaziev, 5 Ekim 1944’te Osnabrück’ten 148 km uzaklıktakı Farge rehabilitasyon ve çalışma kampına gönderilmiş. Dr.Marcus Meyer’e göre Farge rehabilitasyon ve çalışma kampı 1940 yılında kuzeyde yer alan Bremen şehrinde kurulmuş. Yüzlerce zorunlu işçi ve esir bu kampta çalışmış ve berbat koşulları ile bilinirmiş. Buradaki esirler zorunlu işçi olarak zırhlı Valentine olarak bilinen U-Bot parçaları üretiminde çalıştırılmış.
22 Nisan 1945’te İzzet, İngiliz ordusu tarafından kurtarılarak Fransız bölgesindeki müttefik sağlık kampına gönderilmiş.
Avrupa’daki savaşın sonunda, Nazi politikalarının kurbanı olan ve hayatta kalmayı başarabilen binlerce Müslümanı da kapsayan pek çok yabancı Almanya’da kalmıştı. İzzet bunlardan biriydi. İzzet Gaziev o günlerde, Freiburg Vekaletinde, Mittenwald’deki Fransız bölgesinde, hayatta kalmayı başarabilen pek çok Kırım Tatarı gibi bir sığınmacı ya da savaş nedeniyle yurtsuz kalanlardandı.
Fotograf:Eurocom (ABD ordusu Avrupa Karagahı) bünyesinde 1947 yılında sivil gösteri turnesi (müzik alanında) için İsmet Kazım'a verilen sertifika.
1945 Nisan’ının ilk günlerinde Amerikan kuvvetleri Hannover’e giriyorlar ve hayatta kalan esirleri kurtarıyorlar. Kamp özgürleştirildikten sonra yurtsuzlar kampına dönüştürülüyor. İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesinin hemen akabinde, savaşta yurtsuz kalan insanlar kamplardan kamplara yer değiştirerek akrabalarını, yurttaşlarını ya da daha iyi kalacak bir yer aramaya başlıyorlar.
Fotoğraf: ABD Ortak Komitesi'nden yardım alan Kırım Tatarları.
Zamanla, aynı etnik ya da dini gruplar belirli alanlarda toplanmaya başlıyor. Bu Kırım Tatarları için de farklı değil. Detayları bilemesek de Emine sığınma kamplarının birinde İzzet’i bulana kadar dinlenmiyor. Bulunduğunda İzzet, Bremen Farge kampında tanıştığı Litvanyalı hemşire Veronica ile evlenmiş durumda. İki kadın tanıştığında Veronica ilk oğlu Uri’ye hamile. İzzet ailesini bir araya getirmenin çok geç olduğuna karar vermişti. İzzet Gaziev, iyi ya da kötü bir seçim yapmak zorundaydı, seçimi Veronica oldu. Mr. Rabane’nin verdiği bilgilere göre bunlar sığınmacılar için zor ve tehlikeli zamanlard. Sovyet yöneticileri bedeli ne olursa olsun Avrupa’daki Kırım Tatarlarını geri almak istiyordu. Bu sonuca ulaşmak için Sovyet vatandaşlık belgelerinin ardından alandan alana gidiyorlardı. Bu karanlık dönemde Kırım Tatarları Bavyera Türk Komitesi’nin yardımıyla sağlanan ve kendilerinin Türkiye’de doğduğunu gösteren sahte belgeler edinmeye başladılar. Üzücüdür ki Emine, Sovyetlere inandı ve Kırım’a döndü. Emine gibi pek çok Kırım Tatarı daha, Kırım’da kendilerini iyi bir hayatın beklediği yalanına inandılar. Ama Kırım’a ulaştıklarında Özbekistan’a sürüldüler. Emine, ebeveynleri Osman akay, Zaide ve onların çocukları Hatice ve Fatma gibi cezalandırıldı. Emine’nin ailesi 1945’te Özbekistan’ın Buhara şehrine sürüldü.
Fotoğraf: Çankaya Müzik Grubu, yıl 1946.
Belgeler de gösteriyor, 1946’da şef İzzet Gaziyev tarafından Çankaya Müzik Grubu kuruldu ve Amerikan bölgesindeki Eucom tarafından düzenlenen gösterilerde yer almaya başladılar. Asıl amacı, savaştan sağ çıkan Almanlara Nazizm dışında diğer kültürleri de göstermek ve onları eğlendirmekti.
Fotoğraf:Potpourri - Maestro Josef Kazım'ın bestelediği ve icra ettiği doğudan çeşitli folklorik şarkılar. Çankaya'nın programı.
Nisan 1947’de İzzet, Sonthofen’deki yurtsuzlar kampına gönderildi.
Kampın kapatılmasıyla birlikte İzzet’de diğer Kırım Tatarları gibi Sonthofen’in 159 km uzağındaki Augsburg şehrine gitti.
Fotoğraf: .Sonthofen - 1947.
18 Mart 1951’de İzzet ailesiyle birlikte Augsburg’tan ayrılarak Donauworth’a taşındı. Augsburg’un 44 km uzağında yer alan Donauworth “Bavyera Tuna’sının İncisi” olarak tanınan Tuna nehri kıyısında kurulu bir şehirdi.
İzzet’in ikinci eşi Litvanyalı hemşire Veronica, ardında Uri ve Moniver adında iki erkek evlat bırakarak 1951’in ilk günlerinde İzzet Gaziyev’i dul bıraktı. Almanya’da defnedilen Veronica’nın neden öldüğü hakkında detaylı bilgimiz yok. Ailesinden hayatta kalanların ya da arkadaşlarının çoğunun Türkiye ya da ABD’yi seçmesine rağmen İzzet’in neden Brezilya’ya göç etmeyi tercih ettiği hakkında da bir bilgi bulunmamakta.
10 Ocak 1950 ile 25 Şubat 1951 arasında İzzet, Donauworth şehrinde, kendisine örnek bir işçi olarak her yerde çalışabileceğine dair referans mektubu veren Franz Possinger’le birlikte bisiklet ve motorsiklet tamircisi olarak çalıştı.
İzzet, Brezilya Büyükelçiliğinde vatandaşlık işlemlerini başlattı. 21 Eylül 1951’de iki oğlu Hermann ve Moniver’i de yanına alarak Almanya’yı terk eden İzzet, Baden Baden tren istasyonunda İsviçre’nin Basel şehrine bilet aldı ve oradan da İtalya’nın Cenova şehrine geçti.
İtalya’dan Brezilya’ya giden bir gemiye binerek 14 Ekim 1951’de İzzet Gaziev iki oğlu ile birlikte göçmen olarak Rio de Janeiro limanında gemiden iniyorlar. Brezilya vatandaşlığı ve belgelerine göre İzzet, Hüseyin ve Havva Kasım’ın oğlu olarak Türkiye’nin Ankara şehrinde doğmuş, Brezilya resmi makamlarına göre Kasım Jose İsmet adını taşıyan biriydi artık.
Fotoğraf: Mittenwald - 1948, Ağustos'u.
Fotograf:Almanya Mittenwald Kampı.
Fotograf: Çankaya'nın gösterisi, 1946.
Fotograf: Almanya Mittenwald, yıl 1946.
Fotoğraf:Almanlara Kırım Tatar kültürünü tanıtırken.
Fotoğraf: Emine'nin kızkardeşi Fatma, Kulçora (Şimdiki adı: Nekrasovka) yıl 1943.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kırım'dan Brezilya'ya uzanan zorlu bir yaşam öyküsü...
Toplama kamplarında geçen yıllardan Brezilya'ya uzanan zorlu bir hayat hikâyesi... Junior Castro'nun ailesinin hikâyesiyle aslında Kırım Tatarlarının yaşadığı acılara QHA aracılığıyla bir kez daha ışık tutuluyor...
Kırım'da iyi bir müzisyendi... Sovyetler ve Almanya savaşının başlamasıyla cepheye gönderildi, bir buçuk yıl ormanlarda yaşadılar, esir düştüler, sürüldüler. Almanya'da zorunlu işçi olarak çalıştırıldılar. Toplama kamplarında geçen yıllardan Brezilya'ya uzanan zorlu bir hayat hikâyesi... Junior Castro ailesinin hikâyesiyle aslında Kırım Tatarlarının yaşadığı acılara QHA aracılığıyla bir kez daha ışık tutuluyor...
Sayın Castro, her şeyden önce bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. İkinci Dünya Savaşından sonra Brezilya ve diğer Güney Amerika ülkelerine göç eden Kırım Tatarları hakkında bilgimiz var. Aile hikayeniz hakkında bize bilgi verir misiniz? Kimlerdi ve neden Brezilya’ya gelmişlerdi...
Öncelikle İbrahim Altan ve onun oğlu Mübeyyin Altan’a teşekkürlerimi iletmek isterim. Onların yardımı olmadan ailem hakkında bilgi sahibi olamazdım. Ne öğrendiysem onlarla birlikte öğrendim.
İzzet Hüseyin Gaziyev 1914 yılında şimdiki adı Nekrasovka olan Kulçora’da doğmuş. Küçük bir çiftçi olan Gazi ve eşi Hatice’nin Fazlı, Mehmet ve Kadri’den sonra doğan en genç evladıymış. Babası yerel topluluğun imamıymış, pek çok Kırım Tatarı gibi Sünni-Hanefi mezhebinden. İzzet’in çocukluğu ve gençliği hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. 1936 yılında Osman ve Zaide’den olma Emine Cemileva ile evlenmiş. Emine 2 Nisan 1915’te Kulçora’da doğmuş.
Fotoğraf: İzzet Hüseyin Gaziyev.
2 Şubat 1937’de İzzet ve Emine’nin ilk kızı Hatice Useyin Gazieva, Kulçora’da doğmuş.
1930’lu yılların sonlarına doğru mükemmel bir müzisyen ve yetenekli bir sanatçı olan İzzet Gaziev, Kefe Üniversitesi’nde müzik okumuş, 1938’e geldiğimizde İzzet ve Emine, İzzet’in öğretmenlik yapmaya başladığı Kefe’ye taşınmışlar. 1938’de Rus dili, Rus okullarının haricindeki okullar dahil matematik, fen ve diğer sosyal bilimler de dahil olmak üzere bütün Sovyet okullarında zorunlu dil haline gelmiş. 23 Ağustos 1938’de Hitler Almanya’sı ve Stalin idaresindeki Sovyetler saldırmazlık anlaşması imzalamış. Ertesi gün dünya birbirinden tamamen zıt iki rejimin aynı zemini paylaşmasını anlayamadıkları bir güne uyanmış. Aynı yıl İzzet, Kefe’deki öğretmenlik kariyerine başlamış.
Fotoğraf:Müzisyen ve yetenekli bir sanatçı olan İzzet Gaziev.
Fotograf:Izzet Aluşta'da arkadaşlarıyla, yıl 1937.
Babası Gazi, muhtemelen dinî eğilimleri nedeniyle Stalin politikalarından dolayı 1930’ların ortasında ya da sonunda Sibirya’ya sürgüne gönderilmiş ya da idam edilmiş. 1930’larda Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanlar, Stalin rejimi tarafından işkence görüyordu. Bütün bunların arkasında Marksist Komünistlerin, dinsel insani eylemlerin, zenginlerin fakirlere yerlerinde kalmalarını söylediği bir araç olması ve acı çekmelerinin Tanrının isteği olduğu yönündeki söylemleri yatıyordu. 30 Aralık 1939’da İzzet’in ikinci kızı Fatma Useyin Gazieva Kefe’de dünyaya gelmiş.
Fotoğraf 1944'te Hannover'da çekilmiş, Amine ve ailesi; babası Osman, annesi Zahide ve iki kızları, Hatice ile Fatma.
1940 yazında İzzet Gaziev, Kefe’de matematik öğretmeni ve okul müdürü olarak çalışmaya başlamış. Ayrıca müzik okulunda da piyano ve trompet dersleri veriyormuş. Savaştan önce yaz tatillerinde okullar kapanır kapanmaz İzzet, eşi ve kızlarını alarak Kulçora’ya eşinin babası Osman’ın yanına gidermiş. Emine’nin ailesi atlar, inekler ve koyunlar için yapılmış ahırlara sahip büyük bir evde yaşıyorlarmış. Yaz sonlarında, İzzet ailesi ile birlikte çalışmak için tekrar Kefe’ye dönüyormuş.
Fotoğraf: Nazilerden arındırma döneminde orkestra şefi olan İsmet Kazım'a verilen Nazilerden arındırma kanunundan muaf tutulduğunu gösteren izin belgesi.
Savaşın başlarında İzzet ailesini Kulçora’ya kayınpederinin evine götürüyor, burada Emine ve çocukları güvende olur diye. Daha sonra Kefe’ye dönüyor. 22 Haziran’da Almanya Sovyetler Birliği’ne savaş ilan ederek saldırıyor. Bu saldırıda Almanya, Romanya, Macaristan, Slovakya, İtalya ve birkaç gün sonra da Finlandiya’nın desteğini alıyor. Haziran’ın 25’inde Moskova Üniversitesi öğrencileri ve çalışanlarından oluşan ilk grup ordunun emri altında cepheye gönderiliyor.
"Binlerce Kırım Tatarı ya esir düştü ya da ormanlara kaçtı"
1941 Temmuz’unda İzzet, Kefe’yi savunmak üzere Kızılordu’ya çağırılıyor. Raporlara göre, savaşın başlarında Sovyetler Birliğinin ikinci sınıf bir vatandaşı iseniz ya cephede Bolşevik ordusunda Almanlara karşı savaşırdınız ya da idam sehpasını boylardınız. 1941 Eylül’ünde Alman ve Romen orduları Kırım yarımadasını işgal ediyor. Kasım’da sadece Akyar (Sivastopol) Sovyet kontrolünde bulunuyor. 8 Mayıs 1942’de Almanlar, Kerç yarımadasına saldırıyor. Kırım Tatarları, Kırım’dan Romanya’ya kaçmaya başlıyor. Necip Abdülhamitoğlu’nun o günlere şahit olan birine dayanarak aktardığına göre Kızılordu’ya hizmet eden binlerce Kırım Tatarı ya esir düşüyor ya da ormanlara kaçıyor.
"Gece yürüyerek gündüz uyuyarak yaklaşık bir buçuk yıl ormanlarda yaşamışlar"
Kefe ilk kez 3 Kasım 1941’de Nazilerin eline geçiyor. Aralık sonunda, Sovyet komutası yeni kuvvetlerle Kerç yarımadasında pozisyon alıyor. Kısa sürede cephede ve Kefe’deki savaşta Ruslar işgalcileri geri çekilmeye zorluyor. İzzet, muhtemelen Von Manstein komutasındaki Alman güçlerinin Ocak 1942’deki saldırısından sonra Partizanlarla birlikte ormanlarda savaşmakta.
Kefe’nin düşüşüyle 10.000 Rus askeri ve 150 makinalı tüfek Almanların eline geçiyor. İzzet’in anlattığına göre gece yürüyerek gündüz uyuyarak yaklaşık bir buçuk yıl ormanlarda yaşamışlar. İlk kullandığında bir tavşanı öldürdüğü makinalı tüfeğini taşıyormuş sürekli. Muhtemelen Nazi işgali sırasında ormanlara kaçan Partizanların kullandığı Sovyet yapımı yarı otomatik bir PPD-40’tı.
1942-1944 yılları arasında Almanlar, üç milyona yakın Sovyet vatandaşını köle işçi olarak çalıştırmak üzere Almanya, Avusturya, Bohemya ve Moravya’ya sürgün ediyor, İzzet de onlardan biri.
1943’te İzzet, Polonyalı ve Sovyet sivillerin Almanya’ya gönderilmek üzere yol kamplarından birine ya da geçici yerleşim olarak kurulmuş olan Majdanek-Lublin kampına esir olarak gönderiliyor. Buradan sonra Almanya’ya zorunlu işçi olarak gönderilecek...
Fotoğraf: Emine, Hatice ve Fatine ile, Hannover 1945.
1944 Mart’ında Almanlar Kulçora’ya gelerek pek çok Kırım Tatarını III. Reich’ın köleleri olarak çalıştırmak üzere topluyor. Emine, babası Osman, annesi Zayde, kızları Hatice ve Fatma da bu grup içinde. Gönderildikleri Hannover kampında Emine savaşın sonuna kadar beton ve çimento fabrikasında işçi olarak çalışıyor. Aynı günlerde İzzet de Nazi Almanya’sına geliyor.
Fotoğraf: Osman Toktar, Abdülkerim Saraylı ile Almanya Sonthofen'de, yıl 1946.
Yine aynı günlerde, bütün Kırım Tatarları gibi İzzet Gaziev ailesi de Orta Asya’ya sürgüne gönderilmişler. İzzet’in ebeveynlerine, kardeşi Fazlı’ya ne olduğu hakkında benim bir bilgim yok. Diğer kardeşleri Mehmet ve Kadri, sürgünün bir parçası olarak Mayıs 1944’te Kaşkaderya bölgesinin Kitap şehrine, Özbekistan’a sürülmüş. Mehmet ve Kadri, orada Kadri’nin muhasebeci olarak çalıştığı bir yiyecek fabrikasında çalışmış. Daha sonra Mehmet, Taşkent’in Gülistan rayonuna taşınmış ve orada şoför olarak çalışmış.
ÖLÜM YÜRÜYÜŞÜNDEN TOPLAMA KAMPINA
Rus ordusunun Polonya’da ilerlemeye başlaması ile İzzet ölüm yürüyüşünden sağ çıkarak Lublin’den Neuengamme toplama kampına getirilmiş. Daha sonra Osnabrück’teki Neuengamme kamplarından birine gönderilmiş.
İzzet Gaziev, 5 Ekim 1944’te Osnabrück’ten 148 km uzaklıktakı Farge rehabilitasyon ve çalışma kampına gönderilmiş. Dr.Marcus Meyer’e göre Farge rehabilitasyon ve çalışma kampı 1940 yılında kuzeyde yer alan Bremen şehrinde kurulmuş. Yüzlerce zorunlu işçi ve esir bu kampta çalışmış ve berbat koşulları ile bilinirmiş. Buradaki esirler zorunlu işçi olarak zırhlı Valentine olarak bilinen U-Bot parçaları üretiminde çalıştırılmış.
22 Nisan 1945’te İzzet, İngiliz ordusu tarafından kurtarılarak Fransız bölgesindeki müttefik sağlık kampına gönderilmiş.
Avrupa’daki savaşın sonunda, Nazi politikalarının kurbanı olan ve hayatta kalmayı başarabilen binlerce Müslümanı da kapsayan pek çok yabancı Almanya’da kalmıştı. İzzet bunlardan biriydi. İzzet Gaziev o günlerde, Freiburg Vekaletinde, Mittenwald’deki Fransız bölgesinde, hayatta kalmayı başarabilen pek çok Kırım Tatarı gibi bir sığınmacı ya da savaş nedeniyle yurtsuz kalanlardandı.
Fotograf:Eurocom (ABD ordusu Avrupa Karagahı) bünyesinde 1947 yılında sivil gösteri turnesi (müzik alanında) için İsmet Kazım'a verilen sertifika.
1945 Nisan’ının ilk günlerinde Amerikan kuvvetleri Hannover’e giriyorlar ve hayatta kalan esirleri kurtarıyorlar. Kamp özgürleştirildikten sonra yurtsuzlar kampına dönüştürülüyor. İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesinin hemen akabinde, savaşta yurtsuz kalan insanlar kamplardan kamplara yer değiştirerek akrabalarını, yurttaşlarını ya da daha iyi kalacak bir yer aramaya başlıyorlar.
Fotoğraf: ABD Ortak Komitesi'nden yardım alan Kırım Tatarları.
Zamanla, aynı etnik ya da dini gruplar belirli alanlarda toplanmaya başlıyor. Bu Kırım Tatarları için de farklı değil. Detayları bilemesek de Emine sığınma kamplarının birinde İzzet’i bulana kadar dinlenmiyor. Bulunduğunda İzzet, Bremen Farge kampında tanıştığı Litvanyalı hemşire Veronica ile evlenmiş durumda. İki kadın tanıştığında Veronica ilk oğlu Uri’ye hamile. İzzet ailesini bir araya getirmenin çok geç olduğuna karar vermişti. İzzet Gaziev, iyi ya da kötü bir seçim yapmak zorundaydı, seçimi Veronica oldu. Mr. Rabane’nin verdiği bilgilere göre bunlar sığınmacılar için zor ve tehlikeli zamanlard. Sovyet yöneticileri bedeli ne olursa olsun Avrupa’daki Kırım Tatarlarını geri almak istiyordu. Bu sonuca ulaşmak için Sovyet vatandaşlık belgelerinin ardından alandan alana gidiyorlardı. Bu karanlık dönemde Kırım Tatarları Bavyera Türk Komitesi’nin yardımıyla sağlanan ve kendilerinin Türkiye’de doğduğunu gösteren sahte belgeler edinmeye başladılar. Üzücüdür ki Emine, Sovyetlere inandı ve Kırım’a döndü. Emine gibi pek çok Kırım Tatarı daha, Kırım’da kendilerini iyi bir hayatın beklediği yalanına inandılar. Ama Kırım’a ulaştıklarında Özbekistan’a sürüldüler. Emine, ebeveynleri Osman akay, Zaide ve onların çocukları Hatice ve Fatma gibi cezalandırıldı. Emine’nin ailesi 1945’te Özbekistan’ın Buhara şehrine sürüldü.
Fotoğraf: Çankaya Müzik Grubu, yıl 1946.
Belgeler de gösteriyor, 1946’da şef İzzet Gaziyev tarafından Çankaya Müzik Grubu kuruldu ve Amerikan bölgesindeki Eucom tarafından düzenlenen gösterilerde yer almaya başladılar. Asıl amacı, savaştan sağ çıkan Almanlara Nazizm dışında diğer kültürleri de göstermek ve onları eğlendirmekti.
Fotoğraf:Potpourri - Maestro Josef Kazım'ın bestelediği ve icra ettiği doğudan çeşitli folklorik şarkılar. Çankaya'nın programı.
Nisan 1947’de İzzet, Sonthofen’deki yurtsuzlar kampına gönderildi.
Kampın kapatılmasıyla birlikte İzzet’de diğer Kırım Tatarları gibi Sonthofen’in 159 km uzağındaki Augsburg şehrine gitti.
Fotoğraf: .Sonthofen - 1947.
18 Mart 1951’de İzzet ailesiyle birlikte Augsburg’tan ayrılarak Donauworth’a taşındı. Augsburg’un 44 km uzağında yer alan Donauworth “Bavyera Tuna’sının İncisi” olarak tanınan Tuna nehri kıyısında kurulu bir şehirdi.
İzzet’in ikinci eşi Litvanyalı hemşire Veronica, ardında Uri ve Moniver adında iki erkek evlat bırakarak 1951’in ilk günlerinde İzzet Gaziyev’i dul bıraktı. Almanya’da defnedilen Veronica’nın neden öldüğü hakkında detaylı bilgimiz yok. Ailesinden hayatta kalanların ya da arkadaşlarının çoğunun Türkiye ya da ABD’yi seçmesine rağmen İzzet’in neden Brezilya’ya göç etmeyi tercih ettiği hakkında da bir bilgi bulunmamakta.
10 Ocak 1950 ile 25 Şubat 1951 arasında İzzet, Donauworth şehrinde, kendisine örnek bir işçi olarak her yerde çalışabileceğine dair referans mektubu veren Franz Possinger’le birlikte bisiklet ve motorsiklet tamircisi olarak çalıştı.
İzzet, Brezilya Büyükelçiliğinde vatandaşlık işlemlerini başlattı. 21 Eylül 1951’de iki oğlu Hermann ve Moniver’i de yanına alarak Almanya’yı terk eden İzzet, Baden Baden tren istasyonunda İsviçre’nin Basel şehrine bilet aldı ve oradan da İtalya’nın Cenova şehrine geçti.
İtalya’dan Brezilya’ya giden bir gemiye binerek 14 Ekim 1951’de İzzet Gaziev iki oğlu ile birlikte göçmen olarak Rio de Janeiro limanında gemiden iniyorlar. Brezilya vatandaşlığı ve belgelerine göre İzzet, Hüseyin ve Havva Kasım’ın oğlu olarak Türkiye’nin Ankara şehrinde doğmuş, Brezilya resmi makamlarına göre Kasım Jose İsmet adını taşıyan biriydi artık.
Fotoğraf: Mittenwald - 1948, Ağustos'u.
Fotograf:Almanya Mittenwald Kampı.
Fotograf: Çankaya'nın gösterisi, 1946.
Fotograf: Almanya Mittenwald, yıl 1946.
Fotoğraf:Almanlara Kırım Tatar kültürünü tanıtırken.
Fotoğraf: Emine'nin kızkardeşi Fatma, Kulçora (Şimdiki adı: Nekrasovka) yıl 1943.
Devam edecek...
Röportaj:
Namık Kemal Bayar
Asya Atila
Son Haberler