Şecereli Küy: Kazak kültürünün Çarlık ve Sovyet Rusya'ya direnişin dili
Şecereli Küy: Kazak kültürünün Çarlık ve Sovyet Rusya'ya direnişin dili
Kazak halk müziğinin sözsüz enstrümantal formu olan “küy”, Çarlık ve Sovyet Rusya’nın baskıcı politikalarına karşı kültürel direnişin sesi oldu. Bu tarihi miras, “Şecereli Kulak Küy” adlı belgeselle gün yüzüne çıkarılıyor.
Haber Giriş Tarihi: 13.09.2025 13:25
Haber Güncellenme Tarihi: 13.09.2025 21:02
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kazak kültürünün en özgün müzik biçimlerinden biri olan “küy”, yalnızca bir ezgi değil; aynı zamanda tarihsel bir direnişin sembolü. Dombıra ve kopuz gibi geleneksel çalgılarla icra edilen bu sözsüz müzik türü, 19. yüzyılda Çarlık Rusyası’nın Kazak bozkırlarını işgal ve kolonize etme sürecinde halkın acılarını, öfkesini ve direnişini dile getirdi. Ozanlar, bu ezgilerle halkın yaşadığı zulmü anlatırken, birçok sanatçı hapis ve işkenceyle karşı karşıya kaldı; bazıları ise yaşamını yitirdi.
Geçtiğimiz günlerde galası düzenlenen “Şecereli Kulak Küy” adlı belgesel, bu sessiz direnişin izini sürüyor. 20 bölümden oluşan belgeselin ilk iki bölümü izleyiciyle buluştu ve derin etkiler bıraktı. Galaya katılan uzmanlar, söz yerine küy ile konuştu; Mahambet Ötemısulı ve Kurmangazı Sagırbayulı gibi bestecilerin hapishanede besteledikleri “Şilterli Tereze” (Örtülü Pencere) ve “Kayran Şeşem” (Zavallı Annem) gibi eserler, acıların ve umutların müzikal ifadesi olarak öne çıktı.
Uzmanlar, bu küylerin yalnızca müzik değil, aynı zamanda James Scott’un “Zayıfların Silahları” kavramına uygun biçimde, açık direnişin mümkün olmadığı koşullarda geliştirilen bir protesto biçimi olduğunu vurguluyor. Sovyet döneminde bu ezgilerin isimleri ve anlamları değiştirilerek unutturulmaya çalışıldı.
Araştırmacı Abdulhamit Rayımbergenov’un belgeleriyle ortaya koyduğu üzere, Kazangap’ın “Novıy Ştat” (Yeni Yönetmelik) adlı küyü, 1891’de Kazakistan’a getirilen ve halkı topraklarından eden idari düzenlemelere karşı bir tepkiydi. 1916’daki “İhtas Yasası”na karşı başlayan ayaklanma da Seytek Orazalıulı’nın “On Altıncı Yıl” adlı küyüne yansıdı.
Proje sorumlusu Annas Bağdat, küy geleneğinin Kazak halkının Çarlık ve Sovyet kolonizasyon politikalarına karşı kültürel ve sembolik direnişinin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu belirtti. Belgeselin tüm bölümleri, projeye ait resmi YouTube kanalından izlenebilecek.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şecereli Küy: Kazak kültürünün Çarlık ve Sovyet Rusya'ya direnişin dili
Kazak halk müziğinin sözsüz enstrümantal formu olan “küy”, Çarlık ve Sovyet Rusya’nın baskıcı politikalarına karşı kültürel direnişin sesi oldu. Bu tarihi miras, “Şecereli Kulak Küy” adlı belgeselle gün yüzüne çıkarılıyor.
Kazak kültürünün en özgün müzik biçimlerinden biri olan “küy”, yalnızca bir ezgi değil; aynı zamanda tarihsel bir direnişin sembolü. Dombıra ve kopuz gibi geleneksel çalgılarla icra edilen bu sözsüz müzik türü, 19. yüzyılda Çarlık Rusyası’nın Kazak bozkırlarını işgal ve kolonize etme sürecinde halkın acılarını, öfkesini ve direnişini dile getirdi. Ozanlar, bu ezgilerle halkın yaşadığı zulmü anlatırken, birçok sanatçı hapis ve işkenceyle karşı karşıya kaldı; bazıları ise yaşamını yitirdi.
Geçtiğimiz günlerde galası düzenlenen “Şecereli Kulak Küy” adlı belgesel, bu sessiz direnişin izini sürüyor. 20 bölümden oluşan belgeselin ilk iki bölümü izleyiciyle buluştu ve derin etkiler bıraktı. Galaya katılan uzmanlar, söz yerine küy ile konuştu; Mahambet Ötemısulı ve Kurmangazı Sagırbayulı gibi bestecilerin hapishanede besteledikleri “Şilterli Tereze” (Örtülü Pencere) ve “Kayran Şeşem” (Zavallı Annem) gibi eserler, acıların ve umutların müzikal ifadesi olarak öne çıktı.
Uzmanlar, bu küylerin yalnızca müzik değil, aynı zamanda James Scott’un “Zayıfların Silahları” kavramına uygun biçimde, açık direnişin mümkün olmadığı koşullarda geliştirilen bir protesto biçimi olduğunu vurguluyor. Sovyet döneminde bu ezgilerin isimleri ve anlamları değiştirilerek unutturulmaya çalışıldı.
Araştırmacı Abdulhamit Rayımbergenov’un belgeleriyle ortaya koyduğu üzere, Kazangap’ın “Novıy Ştat” (Yeni Yönetmelik) adlı küyü, 1891’de Kazakistan’a getirilen ve halkı topraklarından eden idari düzenlemelere karşı bir tepkiydi. 1916’daki “İhtas Yasası”na karşı başlayan ayaklanma da Seytek Orazalıulı’nın “On Altıncı Yıl” adlı küyüne yansıdı.
Proje sorumlusu Annas Bağdat, küy geleneğinin Kazak halkının Çarlık ve Sovyet kolonizasyon politikalarına karşı kültürel ve sembolik direnişinin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu belirtti. Belgeselin tüm bölümleri, projeye ait resmi YouTube kanalından izlenebilecek.
Son Haberler