SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus işgaline karşı mücadele eden Türkistan'ın sembol ismi: Dağların Kraliçesi Kurmancan Datka Haber

Rus işgaline karşı mücadele eden Türkistan'ın sembol ismi: Dağların Kraliçesi Kurmancan Datka

Türkistan coğrafyasına mal olmuş bir etkisi olan Kurmancan Datka, 1811 yılında Kırgızistan’ın ikinci büyük şehri Oş’ta dünyaya geldi. Türk tarihinde “Datka” yani “General” ünvanı alan ilk kadın oldu. Hokand Hanlığı’nın üst düzey görevlilerinden Alimbek Datka ile evlenmesinin ardından Hokand Hanlığı’nda ve Kırgız halkının siyasetinde etkin bir konuma yükseldi. Alimbek Datka’nın öldürülmesinden sonra ise Güney Kırgızistan’daki Kırgızların liderliğini yaptı. Timur Devleti'nin dağılması ile birlikte Türkistan'ın siyasi birlikten yoksun hanlıkları Rusya’nın dikkatini çekti ve 1853 Kırım Harbi sonrası Rusya yönünü bölgeye çevirdi. Rusya’nın hanlıkları sömürmek maksatlı işgaline karşı hanlıkların bir araya gelerek hareket etmemesi Rus işgaline boyun eğmeleri sonucunu doğurdu. Ruslar önce Hokand Hanlığı sınırları içinde bulunan Akmescid’i ele geçirdi. Bu işgal sırasında Hokand Hanlığı’na yardım gelmedi. Akmescid’in işgali hanlıkların kaderini belirleyen önemli bir dönüm noktası oldu ve Ruslar diğer şehirleri de ele geçirdiler. Böylece Hokand Hanlığı içerde daha sıkıntılı bir duruma girdi. 1865 yılında General Çernyayev komutasındaki ordu Taşkent’i işgal etti. Başka bölgelerinde işgali ile 1867’de Türkistan Genel Valiliği kuruldu. Rus Çarı 19 Şubat 1876’da yayınladığı bir manifesto ile hanlığın sınırları içinde bulunan Güney Kırgızistan’daki Pamir ve Alay dağlık bölgelerini “Fergana Eyaleti” adı ile Rus İmparatorluğuna ilhak etti. Güney Kırgızistan’ın dağlık bölgeleri ile Pamir-Alay dağlarında bazı yerlerde halk Rus hakimiyetini kabul etmemişlerdi. Alay dağlarında yaşayanların Rus hakimiyetini kabul etmeleri kolay olmadı, Kırgızlar Ruslara karşı sert bir mücadele verdi ve dağların iç kısımlarına geçmelerine engel oldular. ALİMBEK DATKA’NIN, “DİLİ BAŞKA, DİNİ BAŞKA” MİLLETLERE BAĞLANMAK BİZİM İÇİN DOĞRU DEĞİLDİR SİYASETİNİ OĞULLARI İLE DEVAM ETTİRDİ Güney Kırgızistan’ın Çarlık Rusyası’na bağlanmasından sonra, Alay ve Pamir bölgesinde yaşayanlar Rusların etkisi dışında kaldı ve bu bölgede Kırgızlar, Kurmancan Datka ve oğulları ile Rus İmparatorluğuna karşı direndi. Datka’nın oğlu Abdıldabek’in başında olduğu Kırgızlar bir yıla yakın bir zaman Ruslarla çarpıştılar. Alimbek Datka’nın "dili başka, dini başka’’ milletlere bağlanmak bizim için doğru değildir şeklindeki siyasetini eşi Kurmancan Datka ve oğulları Abdıldabek, Baatırbek, Mamıtbek ve Asanbek devam ettirmişlerdir ancak dönemin ağır şartları neticesinde Datka, Ruslarla bir anlaşma yaptı. Kurmancan Datka 19. yüzyılda hem Türkistan coğrafyasında hem de Avrupa toplumları tarafından tanınmasında eşi Alimbek Datka önemli rol oynadı. 1827-1862 yılları arasında Hokand Hanlığı’nda yöneticilik yapan ve baş vezirliğe yükselen Alimbek Datka, görevinden dolayı sarayda kaldığında, Kurmancan onun yerine Alay bölgesindeki Kırgızları yöneterek tecrübe kazandı. Eşinin ölümünden sonra, ünü Türkistab, Afganistan, İran ve Çin sınırına yayıldı. Bunda Hokand Hanlığı’ndaki haksız uygulamalara karşı verdiği mücadele ve Rus işgaline karşı başlattığı istiklal mücadelesi etkili oldu. Ünü yayılan Kurmancan Datka’ya “Alay Hanışası” denilmeye başlandı. Kurmancan Datka’nın hayatı ve yaptıkları Kırgızlar arasında efsaneye dönüştü. Datka, 1862-1876 yılları arası Kırgızistan’ın güneyinin büyük bir bölümünü yönetti. Yetkin bir lider olduğundan bölge halkının saygısını kazanan Datka 1907 yılının 1 Şubat'ında hayatını kaybetti.

Rusya’da af kapıları kapandı: Hapishaneden çıkışın yolu cephe Haber

Rusya’da af kapıları kapandı: Hapishaneden çıkışın yolu cephe

Rusya’da af kapıları kapanırken, hapishanelerden çıkışın tek yolu olarak savaş gösteriliyor. Ukrayna Dış İstihbarat Servisi'nin (SZRU) aktardığı bilgilere göre, Rusya Devlet Duması geçen hafta 2020–2025 yılları arasında sunulan sekiz farklı af tasarısını tek oylamayla reddetti. Reddedilen tasarılar arasında, gaziler, çocuklu kadınlar, engelliler, protestolara katılanlar ve “istenmeyen” yabancı sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaptığı gerekçesiyle hüküm giyenleri kapsayan “geniş af” girişimi de yer aldı. Söz konusu düzenlemeler ağır suçluları kapsamamasına rağmen milletvekilleri tasarıları geri çevirdi. Af kapsamı dışında bırakılan gruplar arasında gazeteciler, muhalifler, kadınlar, sözde “özel askerî operasyonda” yer alanların eşleri ve girişimciler de bulunuyor. Duma’nın ilgili komitesi ise gerekçe olarak ceza yasalarının “insanileştirilmesi” nedeniyle afların “güncelliğini yitirdiğini” savundu. Ancak Ukrayna istihbaratına göre gerçekte uygulanan yöntem, yalnızca seferber edilenler ve sözleşmeli askerler için seçici tahliyeler ile hamile kadınlar ve 14 yaş altı çocuğu olan annelere yönelik sınırlı kolaylıklardan ibaret. MAHKÛMLAR CEPHEDE “TOP YEMİ” OLARAK KULLANILIYOR Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgalin başlangıcından bu yana Rusya’nın, mahkûmları ve yetersiz eğitim almış sözleşmeli askerleri cephede doğrudan saldırılarda kullandığı belirtiliyor. Bu yöntemle Ukrayna savunmasının yıpratılmasının hedeflendiği ifade ediliyor. Ayrıca Rusya’nın Türkistan'dan gelen işçi göçmenleri de savaşa katılmaları için yoğun biçimde teşvik ettiği, Özbekistan, Tacikistan ve diğer bölge ülkelerinin vatandaşlarının giderek daha fazla zorla seferber edildiği bildiriliyor. Bunun yanı sıra Donetsk ve Luhansk’ın işgal altındaki bölgelerinde yürütülen kitlesel zorunlu seferberliğin, yerel nüfusun sistematik biçimde cepheye sürülmesine dönüştüğü vurgulanıyor.

Tengiz petrol sahasında üretim yeniden başladı Haber

Tengiz petrol sahasında üretim yeniden başladı

Kazakistan Enerji Bakanlığı, Tengiz petrol sahasında üretimin yeniden başladığını açıkladı. Bakanlığın verdiği bilgiye göre, ilk kuyu 31 Ocak 2026 sabahı yerel saatle 03.35’te başarıyla yeniden devreye alındı. Operasyonel merkezden yapılan açıklamada, GSU-52 Grup Ölçüm Ünitesi’ne bağlı ilk kuyunun faaliyete geçtiği bildirildi. Ayrıca Basınç Artırma Tesisi’ndeki (PBF) proses ünitelerinin de çalıştırıldığı ve tesisin normal çalışma koşullarında faaliyet gösterdiği belirtildi. PBF’nin, Tengiz sahasındaki üretim zincirinde kritik bir rol oynadığına dikkat çekildi. Tesisin; üretilen petrol, gaz ve eşlik eden akışkanların basıncını artırarak akışı stabilize ettiği ve İkinci Nesil Fabrika dâhil olmak üzere alt işleme tesislerine gerekli parametrelerde hammadde sağladığı kaydedildi. BEŞ KUYU YENİDEN ÜRETİME ALINDI Yetkililer, şu ana kadar beş kuyunun yeniden üretime alındığını, teknik ekiplerin ise GSU-53 Grup Ölçüm Ünitesi’nin devreye alınması için hazırlıklarını sürdürdüğünü aktardı. Üretim hacminin, sistem parametreleri istikrara kavuştukça ve endüstriyel güvenlik tam olarak sağlandıkça kademeli olarak artırılacağı vurgulandı. Öte yandan, 26 Ocak’ta İkinci Nesil Fabrika’nın Korolev sahasından sağlanan hammaddeyle başarıyla faaliyete geçirildiği hatırlatıldı. Kazakistan Enerji Bakanlığı ile KazMunayGas’ın, üretimin planlanan kapasiteye daha hızlı ulaşması için proje işletmecisine kapsamlı destek verdiği bildirildi. Enerji Bakan Yardımcısı Kayırhan Tutkışbayev’in (Kairkhan Tutkyshbayev), restorasyon çalışmalarını koordine etmek üzere sahada bulunduğu belirtilirken, bakanlık sürecin sürekli gözetim altında tutulduğunu ve endüstriyel güvenlik standartlarına tam uyumun en üst öncelik olduğunu vurguladı.

Kazakistan’da yeni anayasa taslağı tanıtıldı Haber

Kazakistan’da yeni anayasa taslağı tanıtıldı

Anayasanın yeniden yazılması için çalışmaların sürdüğü Kazakistan’da, 11 bölüm ve 95 maddeden oluşan yeni anayasa taslağı kamuoyuna tanıtıldı. Taslak, Kazakistan’ın başkenti Astana’da çalışmalarını sürdüren Anayasal Reform Komisyonu toplantısında açıklandı. ANAYASAL REFORM KOMİSYONU TOPLANTISI Kazakistan Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı Bakıt Nurmuhanov, Anayasal Reform Komisyonu’nun gerçekleştirilen 6’ncı toplantısında yeni anayasanın ilk taslağını tanıttı. Nurmuhanov, taslağın önsözün yanı sıra 11 bölüm ve 95 maddeden oluştuğunu bildirdi. Taslağa göre, Kazakistan’ın egemenliği, bağımsızlığı, üniter yapısı, toprak bütünlüğü ve yönetim biçimi anayasanın değiştirilemez değerleri arasında yer alacak. Devletin temel niteliklerinin korunması anayasal güvence altına alınacak. EĞİTİM, BİLİM VE İNSAN SERMAYESİ VURGUSU Yeni anayasada insan sermayesinin geliştirilmesi, eğitim, bilim ve inovasyon, devletin stratejik faaliyet alanları olarak tanımlanacak. Bu alanların ülkenin uzun vadeli kalkınmasında kilit rol oynayacağı vurgulanıyor. Taslakta Kazak Türkçesi dili, devlet dili statüsünü koruyor. Dış politikada ise Kazakistan’ın; barış, iş birliği, iç işlerine karışmama ve uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi ilkelerine bağlı kalacağı ifade ediliyor. CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞINA YENİ KRİTERLER Yeni anayasa taslağına göre cumhurbaşkanı adayı olabilmek için; doğuştan Kazakistan vatandaşı olmak, en az 40 yaşında olmak, devlet dilini akıcı şekilde bilmek, son 15 yılını Kazakistan’da geçirmiş olmak, yükseköğrenim mezunu olmak, devlet hizmetinde veya seçilmiş görevlerde en az 5 yıl deneyime sahip olmak şartları aranacak. Cumhurbaşkanının görevini erken bırakması durumunda yetkilerin geçici olarak cumhurbaşkanı yardımcısına, kurultay (parlamento) başkanına veya başbakana devredilmesi öngörülüyor. “EGEMENLİK VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ESAS ALINDI” Kazakistan Devlet Müsteşarı Yerlan Karin, toplantıda yaptığı açıklamada yeni anayasanın; egemenlik ve bağımsızlığın korunması, insan hak ve özgürlüklerine saygı, hukukun üstünlüğü, millî birliğin güçlendirilmesi, halkın refahının artırılması, toplumsal diyalog, çevre bilinci ile tarihî ve kültürel mirasın korunması gibi temel ilkeler üzerine hazırlandığını söyledi. Kazakistan Parlamentosu Meclis Başkan Yardımcısı Daniya Yespayeva ise sunulan taslağın, 1995 yılında kabul edilen mevcut anayasanın yalnızca güncellenmesi anlamına gelmediğini vurguladı. Yespayeva, “Bu çalışma, devlet yapısının, hak ve özgürlük sisteminin ve iktidar kurumları ile toplum arasındaki ilişkinin köklü biçimde yeniden ele alınmasını ifade ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Kazakistan'dan yüksek teknoloji hamlesi: 1 milyar dolarlık yatırım planı Haber

Kazakistan'dan yüksek teknoloji hamlesi: 1 milyar dolarlık yatırım planı

Kazakistan Millî Fonunun, yüksek teknoloji alanlarında yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım yapmayı planladığı açıklandı. Kazakistan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aliya Moldabekova, 29 Ocak 2026 tarihinde Kazakistan Senatosunun maliye ve bütçe komitesinde yaptığı sunumda, yatırım programının Kazakistan’ın yanı sıra Türkistan ve Kafkasya ülkelerini kapsayacağını bildirdi. Kazinform haber ajansının aktardığına göre program, madencilik ve petrol üretimi gibi çıkarıma dayalı sektörleri kapsamayacak. Yatırımlar; dijitalleşme ve yapay zekâ, lojistik ve ulaştırma, sağlık, eğitim, tarım ve dijital altyapı gibi alanlara yönlendirilecek. TÜRKİSTAN VE KAFKASYA ÜLKELERİNE DE FON AYRILACAK Plan kapsamında 500 milyon dolara kadar kaynak özel sermaye fonlarına, 200-250 milyon dolar altyapı projelerine, 200 milyon dolara kadar ise özel borçlanma araçlarına ayrılacak. Ayrıca 50-100 milyon doların girişim sermayesi ve start-up şirketlerine yatırılması öngörülüyor. Toplam fonun yüzde 70’inin Kazakistan’daki projelere, kalan kısmının ise Türkistan ve Kafkasya ülkelerine yönlendirilmesi planlanıyor. Moldabekova, uluslararası varlık yöneticilerinin programda kilit rol oynayacağını belirterek, Cerberus, Brookfield ve Ashmore ile iş birliğine yönelik bağlayıcı olmayan mutabakat zabıtlarının imzalandığını söyledi. Bu adımın, uluslararası yatırımcıların sürece dâhil edilmesi ve projelerin bağımsız şekilde değerlendirilmesini amaçladığı ifade edildi. OCAK İTİBARIYLA 78,6 MİLYAR DOLARA ULAŞTI Öte yandan Maliye Bakanlığı yetkilisi Duisen Adilhanov’un verdiği bilgilere göre, Kazakistan Millî Fonunun varlıkları 1 Ocak itibarıyla 39,6 trilyon tengeye (yaklaşık 78,6 milyar dolar) ulaştı ve bu rakam ülkenin gayrisafi millî hasılasının (GSYH) yüzde 26,3’üne karşılık geliyor. Fonun döviz cinsi varlıkları ise 63,9 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. 2025 yılında fonun toplam gelirleri 10,2 trilyon tengeye (20,3 milyar dolar) ulaşırken, bunun 6,5 trilyon tengesi yatırım gelirlerinden elde edildi. Yetkililer, petrol üretimi ve ihracatındaki düşüş nedeniyle vergi gelirlerinde gerileme yaşandığını, buna karşın yatırım gelirlerinin son dönemde Millî Fonun büyümesinde ana kaynak hâline geldiğini belirtti.

Rusya’da sertleşen göç politikaları Türkistanlı çocukları okulsuz bırakıyor Haber

Rusya’da sertleşen göç politikaları Türkistanlı çocukları okulsuz bırakıyor

Rusya’da göç mevzuatının sertleştirilmesi, Türkistan’dan çalışmak için gelen göçmenlerin yaşamını giderek daha fazla etkiliyor. Yetişkinler polis baskınları ve sıkı denetimlerle karşı karşıya kalırken, çocuklar ise eğitime erişim engelleri ile yüz yüze geliyor. Moskova’nın 2025 yılında yürürlüğe koyduğu yeni uygulamalar, binlerce aileyi çocuklarından ayrılmak, ülkelerine dönmek ya da okulsuz bir yaşamı kabullenmek gibi zor tercihlerle karşı karşıya bıraktı. “YER YOK” DENİLEREK OKULA ALINMIYORLAR Kırgızistan vatandaşı Aycamal, Moskova’nın kenar mahallelerinden birinde ailesiyle birlikte yaşıyor. Yedi yaşındaki kızı, geçen sonbaharda Rusça dil sınavında yeterli puanı alamadığı gerekçesiyle okula kabul edilmedi. Rusya’da 2025’te yürürlüğe giren düzenlemeyle, göçmen çocuklar için okullara kabulde zorunlu Rusça sınavı getirildi. Rusya Federal Eğitim ve Bilim Denetleme Servisi (Rosobrnadzor) verilerine göre, geçen yıl eylül ayında yabancı uyruklu çocukların yüzde 87,5’i okullara alınmadı. Bu, on binlerce çocuğun eğitim dışında kalması anlamına geliyor. Aycamal’ın kızı da bu çocuklardan biri. Aile, kızlarının Rusya’da doğup büyüdüğünü, beş yıl anaokuluna gittiğini vurguluyor. Azatlık Radyosuna konuşan Aycamal, “Aynı gruptaki tüm çocuklar okula başladı, benim kızım evde kaldı. Kalbim parçalandı. Burada evimiz var, çocuklarımın yarısı burada okuyor.” sözleriyle yaşadıklarını anlattı. Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, düzenlemeyi savunarak dil sınavının “sağlıklı eğitim ve uyum” için gerekli olduğunu iddia etse bile insan hakları savunucuları sınavı geçen çocukların dahi okullara alınmadığını belirtiyor. Kırgız Türkü Salkın ise iki yıldır kızlarını devlet okuluna yerleştiremedi. Büyük kızını Kırgızistan’daki çevrim içi bir okula, küçüğünü ise ücretli bir özel okula göndermek zorunda kaldı. Salkın, “Her şey hazırdı. Okulun kapısına gittik, bizi içeri bile almadılar. ‘Yer yok’ dediler. O an anladık ki burası bizim ülkemiz değil.” dedi. “BU AÇIK AYRIMCILIK” Göç uzmanı Rahat Şeralı, Rusya’da iki-üç yıldır okula gidemeyen çocuklar bulunduğunu söylüyor. Şeralı, “Bir sınıfta yabancı çocuk oranının yüzde 10’u geçmemesi gibi uygulamalar insan haklarının ağır ihlalidir. Bu, açık bir ayrımcılık ve yabancı düşmanlığıdır.” değerlendirmesinde buldu. Artan sorunlar üzerine Kırgızistan Eğitim Bakanlığı, “Tunguch” adlı çevrim içi okulu hayata geçirdi. Eylül 2025’ten bu yana 2 bin 400’den fazla öğrenci bu okulda eğitim görüyor. Ancak uzmanlara göre uzaktan eğitim, çocuğun sosyal gelişimini ve okul ortamını telafi edemiyor. AİLELER AYRILIYOR; ÇOCUKLAR ÜLKELERİNE DÖNÜYOR Bazı aileler çocuklarını ülkelerine göndermeyi tercih ediyor. 37 yaşındaki Elmira, 16 yıldır Rusya’da çalışıyor. İki büyük çocuğu geçen yaz Bişkek’e döndü. Gençler, Rusya’daki okullarda maruz kaldıkları hakaret ve ırkçı söylemler nedeniyle geri dönmek istemediklerini söylüyor. “Bize ‘çurka’, ‘çekik gözlü’ diyorlardı. Orada yaşamak istemiyoruz.” diyen çocuklar, annelerinin de ülkeye dönmesini istiyor. Elmira ise çocuklarıyla görüntülü konuşurken gözyaşlarını tutamadığını ve onların çocukluğunu ellerinden almak istemediğini söylüyor. Benzer şekilde Aygül de geçen kış ailesiyle birlikte Kırgızistan’a döndü. “Orada da buradayken de yabancı gibiyiz.” diyen Aygül, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın ardından göçmenlere yönelik baskıların arttığını vurguluyor. Bununla birlikte 2024’te Moskova yakınlarındaki Crocus City Hall saldırısının ardından göçmenlere yönelik polis operasyonları ve ırkçı saldırıların daha da yoğunlaştığı biliniyor. “AİLELERİYLE GELMESİNLER” Rusya ekonomisi, özellikle Türkistanlı göçmen işçilere büyük ölçüde bağımlı durumda bulunuyor. Ancak siyasi söylem giderek sertleşiyor. Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, Eylül 2025’te yaptığı açıklamada, çalışmak için gelenlerin ailelerini Rusya’ya getirmemesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşım Duma Başkanı Volodin tarafından da desteklendi. Parlamentoda, işçi göçmenlerin ailelerini Rusya’ya getirmesini yasaklayan bir yasa tasarısı gündeme alındı. Gerekçe olarak ise eğitim ve sağlık sistemine “yük” oluşturulması gösterildi. Geçen yılki düzenlemeler öncesinde Rusya’da 785 binden fazla yabancı uyruklu çocuk bulunuyordu. Okullarda eğitim görenlerin sayısı ise 200 bini geçmiyordu. Son aylarda kaç çocuğun ülkeyi terk ettiğine dair ise resmî bir veri bulunmuyor.

Öz-Türkistan Kültür, Eğitim, Araştırma ve Strateji Derneği kamuoyuna tanıtıldı Haber

Öz-Türkistan Kültür, Eğitim, Araştırma ve Strateji Derneği kamuoyuna tanıtıldı

Öz-Türkistan Kültür, Eğitim, Araştırma ve Strateji Derneği (ÖZ-TAD), düzenlenen açılış ve tanıtım programıyla kamuoyuna tanıtıldı. Programa üst düzey kamu temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Tanıtım toplantısında yapılan değerlendirmelerde, derneğin temel amacının Türkistan coğrafyasına ait kültürel mirasın korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması olduğu vurgulandı. Bu hedefin; eğitim faaliyetleri, disiplinlerarası bilimsel araştırmalar ile strateji ve politika odaklı analizler yoluyla destekleneceği ifade edildi. DERNEK ÜÇ AKADEMİK FAALİYET EKSENİNDE ÇALIŞACAK Derneğin faaliyet alanlarının üç ana akademik eksen çerçevesinde yapılandırıldığı belirtildi. Buna göre çalışmalar; kültürel ve tarihsel araştırmalar, eğitim ve toplumsal uyum faaliyetleri, stratejik ve politik analizler başlıkları altında yürütülecek. Bu kapsamda veri temelli araştırmalar ve bilimsel yayınlar aracılığıyla karar alıcılara ve ilgili kurumlara katkı sunulmasının hedeflendiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, derneğin bilimsellik, akademik etik, tarafsızlık ve kurumsal şeffaflık ilkeleri doğrultusunda faaliyet göstereceği vurgulandı. Genç araştırmacılar ve öğrencilerin sürecin aktif paydaşları olarak konumlandırıldığı, derneğin uzun vadeli hedefinin ise Türk dünyası ve Türkistan çalışmaları alanında ulusal ve uluslararası düzeyde referans kabul edilen bir sivil toplum ve düşünce kuruluşu hâline gelmek olduğu ifade edildi. Derneğin yönetim kadrosunda Başkan Abdürrahim Masumi yer alırken, Hamidullah Rizazade, Tahmina Osmani, Qutbidin Yaqubi ve Şahveli Savaş yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor.

Çarlık Rusyası'nın binlerce Türkmeni şehit ettiği Göktepe Katliamı Haber

Çarlık Rusyası'nın binlerce Türkmeni şehit ettiği Göktepe Katliamı

Çarlık Rusyası’nın Türkistan coğrafyasını istilası sırasında gerçekleştirdiği en büyük kitlesel kıyımlardan biri olan Göktepe Katliamı, 145. yılında Türk dünyasında hüzünle anılıyor. 12 Ocak 1881 tarihinde, General Skobelev komutasındaki Rus birliklerinin Göktepe Kalesi’ne düzenlediği saldırı sonucu, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce Türkmen şehit edilmişti. Türkmenistan tarihinin en acı sayfalarından biri olarak kabul edilen bu trajedi, sadece bir askerî mağlubiyet değil, aynı zamanda sivil halka yönelik gerçekleştirilen sistemli bir kıyım olarak hafızalardaki yerini koruyor. 12 OCAK 1881: SAVUNMADAN KATLİAMA Ocak 1881'de, General Mihail Skobelev komutasındaki Çarlık Rusyası ordusu, stratejik öneme sahip Göktepe Kalesi’ni ele geçirmek için büyük bir kuşatma başlattı. Modern silahlarla donatılmış Rus birliklerine karşı, Teke Türkmenleri kısıtlı imkânlarla ancak büyük bir inançla kaleyi savundu. Haftalar süren kuşatmanın ardından Rus ordusu, kalenin altına tüneller kazarak yerleştirdiği tonlarca barutu patlatarak savunma hattını yardı. 12 Ocak 1881 sabahı gerçekleşen bu patlama, binlerce Türkmen'in şehit olduğu ve Türkistan'nın bağımsızlık mücadelesinin ağır bir darbe aldığı katliamın fitilini ateşledi. Kalenin düşmesinin ardından General Skobelev’in emriyle Rus askerleri, ayrım gözetmeksizin büyük bir katliama girişti. Kalede bulunan yaklaşık 50 bin kadar sivil insan çöllere doğru savrulmaya başladı. Kuşatma ve sonrasında toplamda katledilen Türkmenlerin sayısına ilişkin olarak bazı tarihçiler 15 bin, bazıları ise 30 binden fazla olduğunu kaydediyor. Skobelev'in o dönem sarf ettiği "Barış ne kadar sürecekse, düşmana vurulan darbe de o kadar sert olmalıdır" sözü, gerçekleştirilen zulmün sistemli bir yıldırma politikası olduğunun en acı kanıtı olarak kabul ediliyor. Katliamın ardından bölge geniş çaplı bir yağmaya maruz kaldı ve Türkmenlerin direniş ruhu kırılmaya çalışıldı. Tarihçiler, Göktepe Katliamı’nı yalnızca bir askerî yenilgi olarak değil, Türkmen halkının siyasi, demografik ve kültürel yapısını derinden etkileyen bir kırılma noktası olarak değerlendiriyor. Bu olayla birlikte Türkmen toprakları fiilen Çarlık Rusyası’nın hâkimiyetine girdi ve bölgedeki direniş büyük ölçüde bastırıldı. 145 yıl önce yaşanan bu olay, emperyal yayılmacılığın yol açtığı insanlık dramlarını hatırlatması bakımından bugün de tarihsel ve ahlaki önemini sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.