SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Olena Soboleva: Kırım'ı çalışmak işgal altındaki yarımadayla bağı korumanın bir yolu Haber

Olena Soboleva: Kırım'ı çalışmak işgal altındaki yarımadayla bağı korumanın bir yolu

Ukraynalı etnolog Olena Soboleva, Kırım Tatarlarının zengin kültürünü ve tarihsel süreçte yaşadığı dönüşümleri mutfak geleneği üzerinden ele alan "Kırım Tatar Mutfağı" adlı yeni kitabını okurlarla buluşturdu. 20 yılı aşkın süredir yürüttüğü saha araştırmalarının bir meyvesi olan eser; yalnızca geleneksel yemek tariflerini değil, etnografik verileri ve yaşlı kuşak Kırım Tatarlarının sözlü tanıklıklarını da kapsıyor. Yazar, eserinin içeriğini, çalışmanın araştıma ve yazım sürecini Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. Olena Soboleva, Kırım Tatar mutfağını konu olarak seçmesinin nedenini, mutfağın yalnızca yemek kültürünü değil, bir halkın yaşam biçimini, değerlerini, dini geleneklerini ve misafirperverlik anlayışını da yansıtması olarak açıklayarak şunları kaydetti: Yemek kültürü ve mutfak gelenekleri, dini törenlerden düğünlere, günlük yaşamdan dünya görüşüne kadar toplumun tüm yönlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlar birbirlerini aynı sofrada tanır. Bu nedenle Ukraynalıları Kırım Tatar kültürüyle geleneksel mutfak aracılığıyla tanıştırmak istedim. UZUN YILLAR SÜREN ARAŞTIRMALARIN SONUCU Kitabın hazırlık sürecinin uzun yıllara yayıldığını belirten Soboleva, çalışmanın yalnızca tarihi kaynaklara ve etnografik literatüre dayanmadığını, aynı zamanda 18 Mayıs 1944'te Sovyet Birliği tarafından gerçekleştirilen Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'ndan önce Kırım'da doğmuş onlarca Kırım Tatarıyla yaptığı görüşmelere de dayandığını vurguladı. Etnolog Soboleva, ilk kez 2003 yılında Kıyiv Millî Taras Şevçenko Üniversitesi Etnoloji Bölümü'nün öğrenci araştırma ekibiyle Kırım'a gittiğini, daha sonra ise hemen her yaz yarımadaya dönerek sürgünden sonra vatanlarına dönebilen yaşlı Kırım Tatarlarının anılarını kayıt altına aldığını anlattı. Araştırmacı, sözlü tanıklıkların kitabın en değerli bölümünü oluşturduğunu belirterek, "Bana yalnızca yemek tariflerini değil, aile hikayelerini, çocukluk anılarını ve gündelik yaşamlarını da anlattılar. Kitaptaki tarihsel ve etnografik anlatılar bu tanıklıklar üzerine kuruldu." dedi. UNUTAMADIĞI MİSAFİRPERVERLİK HİKAYESİ Soboleva'nın hafızasında en derin iz bırakan anılardan biri, ilk araştırması sırasında Kırım'ın Bahçesaray bölgesindeki Kuçük Yaşlav (Viktorovka) köyünde yaşandı. Araştırmalarını tamamladıktan sonra otobüs bekleyen öğrenci grubunun yanına gelen bir kadın, Kırım Tatar kültürü üzerine çalıştıklarını öğrenince onları kahve içmeye davet etti. Zamanlarının kısıtlı olması nedeniyle daveti kabul edemeyen öğrencilerin ardından ev sahibi kısa süre sonra elinde taze demlenmiş kahve ve tatlılarla geri döndü. Soboleva, "İşte o an Kırım Tatar kültüründe misafirperverlik geleneğinin ne kadar derin bir yere sahip olduğunu ilk kez gerçekten hissettim." ifadelerini kullandı. SÜRGÜN, MUTFAK KÜLTÜRÜNÜ DE DEĞİŞTİRDİ Olena Soboleva, kitabında 1944 yılında Kırım Tatar halkının sürgün edilmesinin mutfak kültürü üzerindeki etkilerine de geniş yer verdi. Türkistan'ın farklı iklim ve doğal koşulları nedeniyle Kırım Tatarlarının birçok geleneksel ürüne ulaşamadığını ve bu durum sebebiyle bazı yemeklerin zamanla unutulduğuna dikkat çeken Sobolev, şu değerlendirmede bulundu: Kırım Tatarları yalnızca evlerini değil, mutfak eşyalarını, dokumalarını ve günlük yaşamın pek çok unsurunu da Kırım'da bırakmak zorunda kaldı. Sürgün öylesine insanlık dışı koşullarda gerçekleşti ki, yanlarına en temel ihtiyaçlarını bile almalarına izin verilmedi. Soboleva'nın saha araştırmaları sırasında kayıt altına aldığı ve bugün neredeyse unutulmuş yemekler arasında düğün yemeği "Telli Horaz", iki aileyi simgeleyen geleneksel düğün lapası "Botka" ve Kırım Tatar ressam Mamut Çurlu'nun paylaştığı "Çoban Kebabı" tarifi de yer aldı. GÜL KOKULU BİR SEMBOL Kırım Tatar mutfağını tek bir yemekle özdeşleştirmek istemediğini vurgulayan Soboleva, buna rağmen Kırım'ın dağlık bölgelerinde yaşayan bir kadının kendisine hediye ettiği gül yaprağı reçelinin hafızasında özel bir yere sahip olduğunu ifade etti. Bu reçeli Kıyiv'e götürerek ailesi ile paylaştığını dile getiren araştırmacı, "Benim için o, açıklığın, güvenin ve en büyük kayıplardan sonra bile hayatın yeniden kurulabileceğine dair umudun simgesi olarak kaldı." dedi. KİTAP KIRIM TATARCAYA DA ÇEVRİLDİ Etnolog Soboleva, kitabın Kırım Tatarcaya çevrilmesinin de büyük önem taşıdığını kaydetti. Kırım Tatarlarının Ukrayna'nın yerli halklarından biri olarak kendi dillerinde bilimsel ve popüler bilim eserlerine erişiminin desteklenmesi gerektiğini belirten Soboleva, "Bu çeviri sayesinde Kırım Tatar kültürünün kendi diliyle konuşacağına ve yeni bir ses kazanacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. Araştırmacı, Rusya'nın Kırım'ı 2014'te işgal etmesinden sonra çok sayıda genç Kırım Tatarının ana dil ortamından uzak yaşamak zorunda kaldığını hatırlatarak, 2000'li yılların başında Kıyiv'de Kırım Tatarca öğrenmek için yeterli kurs, ders kitabı ve nitelikli yayın bulunmadığını dile getirdi. ARAŞTIRMALAR İŞGALE RAĞMEN SÜRÜYOR Olena Soboleva, Kırım Tatar kültürü üzerine çalışmalarını sürdürdüğünü ve kısa süre önce Kırım Tatarlarının kutsal su kaynakları, su kültürü ve insanın toprakla ilişkisini konu alan İngilizce bir araştırmasını tamamladığını açıkladı. Ancak Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesinin ardından yarımadada saha araştırmaları yürütme imkanını kaybettiğini belirten Soboleva, "Bugün Kırım Tatarlarının tarihini ve kültürünü araştırmak yalnızca bilimsel bir çalışma değil, aynı zamanda işgal altındaki Kırım'la entelektüel ve sembolik bağı korumanın da bir yoludur." ifadelerini kullandı.

Rusya'daki akaryakıt krizi Türkistan ülkelerini vurdu Haber

Rusya'daki akaryakıt krizi Türkistan ülkelerini vurdu

Rusya'da Ukrayna'nın silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) düzenlediği rafineri saldırılarının ardından yaşanan akaryakıt sıkıntısı, Rusya'ya bağımlı Türkistan ülkelerini de etkilemeye başladı. Sektör kaynaklarının aktardığına göre, haziran ayında Rusya'dan demiryoluyla Türkistan ve Afganistan'a yapılan jet yakıtı ihracatı mayıs ayına kıyasla yüzde 92'den fazla azalarak 3 bin 800 tona geriledi. Aynı dönemde benzin sevkiyatı ise yüzde 34 düşüşle 99 bin 300 tona indi. Buna karşılık dizel ihracatı mayıs ayındaki 167 bin 500 tondan haziran ayında 237 bin 700 tona yükseldi. Haziran ayındaki düşüşe rağmen, Rusya'nın 2026'nın ilk yarısında Türkistan ve Afganistan'a gerçekleştirdiği toplam akaryakıt ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 3,82 milyon tona ulaştı. Bölgeye yapılan ihracat 2025 yılında da yıllık bazda yüzde 19 artış göstermişti. Benzin sevkiyatının yaklaşık yarısını Rus enerji şirketi Rosneft gerçekleştirirken, diğer önemli tedarikçiler arasında Gazpromneftekhim Salavat ile Gazprom Neft yer aldı. Ukrayna, Moskova'nın savaş kapasitesini zayıflatmak amacıyla son dönemde Rusya'nın enerji altyapısı ve petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını artırdı. Rafineri faaliyetlerindeki düşüş, Rusya genelinde akaryakıt sıkıntısına yol açarken, benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu ve benzin ile motorin fiyatlarında önemli artışlar görüldü. TÜRKİSTAN ÜLKELERİNİN REZERVLERİ TÜKENİYOR Tacikistan Enerji Bakanı, ülkenin yaklaşık 60 günlük akaryakıt rezervine sahip olduğunu açıklarken, gelecekteki tedariki güvence altına almak amacıyla komşu ülkelerle görüşmeler yürüttüklerini bildirdi. Kırgızistan da ay başında akaryakıt tedariki konusunda komşu ülkelerden destek talebinde bulunmuştu. Öte yandan Rusya, hükûmetler arası anlaşmalar kapsamında yapılan sevkiyatlar hariç olmak üzere benzin, jet yakıtı ve dizel ihracatını geçici olarak yasakladı.

Hapishaneden cepheye: Rusya, Türkistan kökenli mahkûmları ölüme gönderiyor Haber

Hapishaneden cepheye: Rusya, Türkistan kökenli mahkûmları ölüme gönderiyor

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı topyekûn işgal saldırılarında çeşitli baskılarla silah altına alınarak ölüme sürüklenen ve kimlikleri tespit edilen yabancı savaşçılar arasında Türkistan kökenli göçmenlerin yoğunluğu dikkat çekiyor. Çeşitli baskı ve aldatmacalarla Rus ordusu ile sözleşme imzalayan ve Ukrayna'nın işgaline katılmaya zorlanan 3 bin 500’den fazla yabancı savaşçının kimlikleri tespit edildi. ORDUYA KATILMAK İÇİN BASKI YAPILIYOR Özgür Avrupa Radyosu Özbekçe Servisinin BBC ve Meduza ajanslarına atıfta bulunarak gündeme taşıdığı habere göre, 2 bin 304 kişinin Kuzey Koreli olduğu diğerlerinin ise 40’tan fazla ülkenin vatandaşı olduğu belirtildi. Paylaşılan bilgilere göre diğer paralı askerlerin 339’u Kazakistan, 229’u Özbekistan, 199’u Tacikistan ve 89’u da Kırgızistan vatandaşlığına sahip. Ayrıca Azerbaycan, Küba, Nepal, Hindistan, Sri Lanka, Yemen ve diğer ülkelerin vatandaşları da kayıtlarda yer aldı. Habere göre, hayatını kaybeden Özbekistan ve Tacikistan vatandaşlarının yarısından fazlası Rus hapishanelerindeyken askere alınan kişilerden oluştu. Üst düzey bir NATO yetkilisine dayandırılan bilgiye göre 24 binden fazla yabancının Rus ordusu bünyesinde savaştığı düşünülüyor. ÖN CEPHEYE SÜRÜLÜYORLAR Ukrayna yetkililerin zaman zaman yaptıkları açıklamalara göre Rusya, yabancı paralı askerleri “top yemi” olarak adlandırılan, kayıplarının önemsenmediği saldırılarda kullanmak amacıyla ön cepheye gönderiyor. Araştırmaya göre göçmenler ve ayak oyunlarıyla cezaevinde bulunanlar Rus ordusuyla sözleşme imzalamak ve paralı askere dönüştürülmek için baskı görüyor.

Kazak fotoğraf arşivcisi Timurid: Kırım Tatarlarının tarihî fotoğraflarını korumak benim için kişisel bir görevdir Haber

Kazak fotoğraf arşivcisi Timurid: Kırım Tatarlarının tarihî fotoğraflarını korumak benim için kişisel bir görevdir

Dijitalleşen dünyada toplumsal hafızayı korumanın ve tarihi genç nesillere aktarmanın en etkili yollarından biri görsel arşivcilik haline geldi. Sosyal medyada "Tuka Timurid" mahlasıyla tanınan ve yürüttüğü titiz çalışmalarla özelde Kazak halkının ve genel anlamda Türkistan coğrafyasının görsel tarihini gün yüzüne çıkaran 1995 doğumlu araştırmacı, arşivcilik serüvenini ve Türk dünyasının ortak mirasına dair düşüncelerini Kırım Haber Ajansı (QHA) ile paylaştı. Batı Kazakistan'da doğan Timurid, tarih araştırmalarına duyduğu ilginin Kanada'ya taşındıktan sonra daha da güçlendiğini belirterek, tarihî fotoğrafları toplumun ortak hafızasını canlı tutan önemli belgeler olarak gördüğünü ifade etti. KANADA'DA BAŞLAYAN TARİH YOLCULUĞU Kazak halkının Alşın boyuna mensup olduğunu belirten Timurid, çocukluk yıllarında Avrupa tarihine ilgi duyduğunu ancak Kanada'da farklı milletlerden insanlarla tanışmasının bakış açısını değiştirdiğini söyledi. Farklı ülkelerden insanların kendi tarihlerini büyük bir gururla anlattıklarını gördüğünü dile getiren Timurid, buna karşılık kendisinin Kazak tarihini yeterince bilmediğini fark ettiğini belirtti. Bu eksiklik hissinin ardından 2011 yılında Türk ve Moğol halklarının tarihine ilişkin eserler okumaya başladığını anlatan Timurid, ilk olarak sosyal medya hesabında Altın Orda Devleti ve Kazak Hanlığı üzerine kapsamlı tarih yazıları paylaştığını kaydetti. Ancak Instagram'ın görsel odaklı yapısı nedeniyle 2024 yılında tarihî fotoğraf paylaşımına yöneldiğini belirten Timurid, böylece uzun metinler yerine tarihî görseller üzerinden geçmişi anlatmaya başladığını ifade etti. Tarih araştırmalarına yönelmesinde en büyük ilham kaynağının merhum dedesi ile anne tarafından teyzesi olduğunu da sözlerine ekledi. "ESKİ FOTOĞRAFLAR GEÇMİŞE AÇILAN GÖRÜNÜR BİR KAPIDIR" Tarihî fotoğrafların yalnızca görsel belge olmadığını, aynı zamanda geçmişi anlamanın en güçlü yollarından biri olduğunu söyleyen Timurid, "Benim için eski fotoğraflar, geçmişe açılan görünür bir kapıdır. Çoğu zaman uzun açıklamalara ihtiyaç duymadan bile bir dönemin hikâyesini anlatabilirler." dedi. Paylaştığı fotoğrafların büyük bölümünün Türkistan'ın Rus Çarlığı ve daha sonra Sovyet yönetimi altında bulunduğu dönemlere ait olduğunu belirten Timurid, şunları kaydetti: Bu yıllar halklarımız için son derece zorlu zamanlardı. Dilimizin, geleneklerimizin ve kültürümüzün önemli bir kısmı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Aynı zamanda Kazaklar, Özbekler, Türkmenler ve Kırgızlar tarafından yüzyıllar boyunca sürdürülen göçebe yaşam tarzı da Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesiyle büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Bu fotoğraflar aracılığıyla, ister zafer anlarını ister trajedileri yansıtsın, yalnızca Kazakların değil, bütün Türkistan Türkleri'nin de atalarının yaklaşık bir asır önce nasıl bir hayat yaşadıklarını daha iyi anlamalarına katkı sağlamayı amaçlıyorum. TARİHÎ FOTOĞRAFLARIN DOĞRULUĞUNU NASIL TEYİT EDİYOR? Yapay zekâ ile üretilen görsellerin yaygınlaşmasına rağmen tarihî fotoğrafların doğruluğunu ayırt edebildiğini söyleyen Timurid, özellikle görsellerdeki ayrıntılara dikkat ettiğini belirtti. Doğal olmayan hareketler, bozulmuş yüz hatları, döneme uymayan kıyafetler ve okunamayan yazıların sahte görselleri ele veren önemli işaretler olduğunu ifade etti. Araştırmalarında üniversite arşivleri, devlet koleksiyonları, uzman arşiv merkezleri ile satın aldığı tarihî fotoğraf albümleri ve kitaplardan yararlandığını söyledi. EN ÇOK ETKİLEYEN FOTOĞRAFLAR SAVAŞ ESİRLERİ VE ARALIK 1986 OLAYLARI Timurid'i en fazla etkileyen fotoğrafların başında İkinci Dünya Savaşı sırasında çekilen Asyalı Sovyet savaş esirlerine ait karelerin geldiğini belirtti. Bu insanların önemli bölümünün Türk kökenli olabileceğini ifade eden Timurid, fotoğraflarda savaşın yarattığı korku ve çaresizliğin açık biçimde görüldüğünü söyledi. Ayrıca Aralık 1986 olaylarına katılan Kazak gençlerine ait fotoğrafların da kendisini derinden etkilediğini dile getiren Timurid, bu olayların Kazakistan tarihindeki önemli kırılma noktalarından biri olduğunu dil getirdi. Timurid, "O günlerde yaklaşık 200 Kazak yaşanan olayların sonucunda yaşamını yitirmiştir. Oysa onların tek isteği, Moskova yönetiminin Kazak SSC’ye saygı göstermesi ve onu sıradan bir Rus eyaleti gibi görmemesiydi." ifadelerini kullandı. Doğu Türkistan'ın efsanevi liderlerinden Osman Batur'un fotoğraflarına da özel ilgi duyduğunu belirten Timurid, "Ben onu Türk dünyasının son büyük göçebe savaşçısı olarak görüyorum. Bana göre Osman Batur gerçek bir kahraman olarak yaşamış ve gerçek bir kahraman olarak şehit olmuştur." diye konuştu. "KIRIM TATARLARININ TARİHÎ MİRASINI KORUMAK KİŞİSEL GÖREVİM" Arşivinde zaman zaman Kırım Tatarları, Nogaylar, Karakalpaklar ve diğer Türk halklarına ait tarihî fotoğraflara da yer verdiğini belirten Timurid, "Kırım Tatarlarının günümüzde karşı karşıya olduğu durumu düşündüğümde derin bir üzüntü hissediyorum. Çok da uzak olmayan bir geçmişte Kırım Hanlığı, Altın Orda'nın en güçlü mirasçı devletlerinden biriydi. Moskova'yı kuşatabilecek kadar güçlüydü ve Doğu Avrupa'nın dört bir yanında savaşlar yürütüyordu. Bugün ise Kırım Tatarları, işgal altındaki ata yurtlarında artık nüfusun çoğunluğunu oluşturmuyor." ifadelerini kullandı. "Kırım Tatarlarının, Nogayların, Karakalpakların ve Rusya, Ukrayna, Romanya, Çin, İran gibi farklı ülkelerde yaşayan diğer Türk dilli toplulukların tarihî fotoğraflarını korumak benim için adeta kişisel bir görevdir." diyen Timurid, bu çalışmalarla Kazaklar ile diğer Türk halkları arasındaki ortak tarihî ve kültürel bağları görünür kılmayı hedeflediğini söyledi. Özellikle Kırım Tatarlarının bozkır kesiminde yaşayan topluluklarını Kazaklara en yakın akraba halklardan biri olarak gördüğünü ifade eden ve ortak bozkır medeniyetinin iki halk arasındaki güçlü tarihî bağların temelini oluşturduğunu vurgulayan Timurid, son olarak "Kırım Tatarlarına ve tüm soydaş halklara gelecekte başarı, direnç, huzur ve refah diliyorum. Kimliklerini, kültürlerini ve tarihî miraslarını koruyarak daha güçlü yarınlara ulaşacaklarına inanıyorum." dedi.

Altay'da Türk dünyasını buluşturacak büyük festival! Haber

Altay'da Türk dünyasını buluşturacak büyük festival!

Kazakistan'ın Doğu Kazakistan bölgesi, 11 Temmuz'da Türk dünyasının ortak kültürel mirasını kutlayacak uluslararası "Altay–Türk Dünyasının Altın Beşiği" festivali kapsamında düzenlenecek gala konserine ev sahipliği yapacak. Altay Dağları'nın eşsiz doğasında gerçekleştirilecek etkinlikte, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından sanatçılar aynı sahneyi paylaşacak. Doğu Kazakistan Bölge Yönetiminin desteğiyle düzenlenen festivalin ana etkinliği olan gala konseri, Katon-Karagay'daki Büyük Sahne'de yerel saatle 19.30'da başlayacak. Organizasyon, Türk halklarını ortak tarih, manevi değerler ve kültürel miras etrafında buluşturmayı amaçlıyor. GÜN BOYU KÜLTÜREL VE SPORTİF ETKİNLİKLER DÜZENLENECEK Festival kapsamında gün boyunca çeşitli kültürel ve geleneksel spor etkinlikleri gerçekleştirilecek. Katon-Karagay'ın ana sahnesinde, Kazak sözlü edebiyatının en önemli geleneklerinden biri kabul edilen Akınlar Atışması (Aytıs) düzenlenecek. Etkinlikte Kazakistan'ın önde gelen doğaçlama halk ozanları izleyiciyle buluşacak. Ayrıca, Türk bozkır kültürünün en eski geleneklerinden biri olan Alaman Beyge At Yarışları gerçekleştirilecek. Yarışlarda geleneksel binicilik kültürü ve atçılık mirası tanıtılacak. PIRAK GÖSTERİSİYLE AÇILIŞ YAPILACAK Akşam gerçekleştirilecek gala konseri, kutsal beyaz kanatlı at figüründen ilham alan "Pırak" adlı tiyatral gösteriyle başlayacak. Modern sahne teknikleriyle hazırlanan yapımda, büyük Bozkır Medeniyeti, göçebe yaşam kültürü ve atın Türk halklarının tarihindeki merkezi rolü sanat yoluyla anlatılacak. TÜRK DÜNYASININ ÜNLÜ SANATÇILARI AYNI SAHNEDE Festival kapsamında düzenlenecek gala konserinde Türk dünyasının farklı ülkelerinden ve topluluklarından sanatçılar sahne alacak. Uluslararası alanda geniş bir hayran kitlesi bulunan Kazak Türkü sanatçı Dimaş Kudaybergen, konserin en dikkat çeken isimlerinden biri olarak sahnede boy gösterecek.

Kırgızistan, Rusya'dan uzaklaşıyor: Yakıt tedariki için kardeş ülkelere yöneldi! Haber

Kırgızistan, Rusya'dan uzaklaşıyor: Yakıt tedariki için kardeş ülkelere yöneldi!

Dünyanın en büyük petrol ve akaryakıt ihracatçılarından biri olan Rusya, eski Sovyet coğrafyasındaki ülkeler üzerindeki etkisini enerji ihracatı aracılığıyla sürdürmeye çalışıyor. Petrol ve akaryakıt tedarikini uzun yıllardır siyasi ve ekonomik nüfuzunun önemli araçlarından biri olarak kullanan Moskova, bölgedeki birçok ülkenin enerji alanında kendisine bağımlı kalmasını hedefliyor. Ancak son dönemde, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkeler başta olmak üzere Türkistan coğrafyasındaki devletler, Rusya'ya olan enerji bağımlılıklarını azaltmak amacıyla alternatif tedarikçiler arayışını hızlandırdı. Bu kapsamda Azerbaycan, Türkmenistan ve diğer bölgesel üreticilerin yanı sıra farklı uluslararası pazarlardan petrol ve akaryakıt temin edilmesine yönelik girişimler de giderek artıyor. Bu listedeki ülkelerden biri olan Kırgızistan, akaryakıt tedarikinde Rusya'ya olan yüksek bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif tedarikçi ülkelerle görüşmelere başladı. Kırgızistan Enerji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Rusya'nın yanı sıra Belarus, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın ilgili kurumlarına resmî müracatlar yapıldı ve akaryakıt ithalatına ilişkin müzakereler yürütülüyor. Bakanlık, ülkede benzin ve motorin tedarikinin mevcut sözleşmeler kapsamında istikrarlı şekilde sürdüğünü belirtirken, iç piyasanın küresel gelişmelerden doğrudan etkilendiğini vurguladı. Açıklamada, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilim, uluslararası lojistikte yaşanan sorunlar ve petrol fiyatlarındaki yükselişin Kırgızistan'daki akaryakıt piyasasını da etkilediği ifade edildi. YAKITIN YÜZDE 90 İLE 95'İ RUSYA'DAN GELİYOR Kırgızistan'ın akaryakıt ihtiyacının yaklaşık yüzde 90 ila 95'ini Rusya'dan ithal ettiği belirtilirken, ülkenin yıllık yakıt tüketiminin yaklaşık 1,5 milyon ton olduğu kaydedildi. Son dönemde ülkedeki bazı akaryakıt istasyonlarında AI-95 ve AI-98 benzin türlerinde arz sıkıntısı yaşandığı bildirildi. Bişkek yönetimi, akaryakıt fiyatlarındaki artışı sınırlamak amacıyla 30 Eylül'e kadar yakıt taşımacılığı ve dağıtımı yapan şirketlere maddi destek sağlayacak. Ayrıca Çuy bölgesindeki Kara-Balta kentinde bulunan Cunda (Junda) Rafinerisinin yıl sonuna kadar aylık benzin üretiminin 24 bin tondan 50 bin tona çıkarılması hedefleniyor.

Kazakistan'ın nüfusu 20,6 milyona ulaştı Haber

Kazakistan'ın nüfusu 20,6 milyona ulaştı

Kazakistan Ulusal İstatistik Bürosunun açıkladığı verilere göre, ülke nüfusu 1 Haziran 2026 itibarıyla 20 milyon 576 bin kişiye ulaştı. Böylece yılın başından bu yana nüfus yüzde 0,37 oranında arttı. İlk beş aylık dönemde nüfus, sekiz bölgede artış gösterirken bir bölgede değişmedi, diğer bölgelerde ise azaldı. Nüfus artışının ülke ortalamasının üzerinde gerçekleştiği bölgeler sırasıyla yüzde 2,17 ile Astana, yüzde 1,09 ile Şımkent, yüzde 0,94 ile Almatı Bölgesi, yüzde 0,78 ile Almatı kenti ve yüzde 0,54 ile Mangistau Bölgesi oldu. En fazla nüfus kaybı ise yüzde 0,40 ile Ulytau Bölgesi'nde yaşandı. Bunu yüzde 0,36 ile Abay, yüzde 0,33 ile Kuzey Kazakistan, yüzde 0,32 ile Yedisu ve yüzde 0,28 ile Doğu Kazakistan bölgeleri takip etti. Ocak-mayıs döneminde Kuzey Kazakistan, Doğu Kazakistan ve Kostanay bölgelerinde doğal nüfus azalması görüldü. Söz konusu bölgelerde ölenlerin sayısı doğanların sayısını aştı. ŞEHİRLERDE YAŞAYAN NÜFUSUN ORANI YÜZDE 64'E YÜKSELDİ Göç verilerine göre ise yalnızca Astana, Almatı ve Çimkent şehirleri ile Akmola ve Almatı bölgelerinde göç dengesi pozitif gerçekleşti. Diğer tüm bölgelerde ise ayrılanların sayısı gelenlerden fazla oldu. Ülkede şehir nüfusu yılın başından bu yana yüzde 0,64 artarken, kırsal nüfus yüzde 0,10 azaldı. Böylece Kazakistan'da şehirlerde yaşayan nüfusun oranı yüzde 64'e yükseldi.

Kırım Tatar Millî hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Mamut’un şehadetinin üzerinden 48 yıl geçti! Haber

Kırım Tatar Millî hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Mamut’un şehadetinin üzerinden 48 yıl geçti!

Kırım Tatar millî hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Mamut’un şehadetinin üzerinden 48 yıl geçti. Kırım Tatar halkı, Sovyet rejimi tarafından 18 Mayıs 1944’te gerçekleştirilen büyük sürgün sırasında, Musa Mamut’un da ailesiyle birlikte vatanı Kırım’dan zorla Türkistan bozkırlarına sürgün edildi. Sürgün yıllarında ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veren Mamut, uzun yıllar süren gurbet hayatının ardından ata topraklarına, Kırım’a dönebildi. Kırım Tatar millî hareketinin unutulmaz isimlerinden Musa Mamut'un direnişi hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor. Vatanı Kırım’dan vazgeçmeyen Musa Mamut, Sovyet baskısına karşı gösterdiği eşsiz cesaretle Kırım Tatar halkının özgürlük mücadelesinin sembollerinden biri… pic.twitter.com/AYQKwUuuuz — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) June 28, 2026 Ancak vatanına döndüğünde Sovyet diktatörlüğünün pasaport rejimi ve ikamet kısıtlamaları nedeniyle ciddi baskılarla karşılaştı. Sovyet makamları tarafından uygulanan idari engeller, Mamut ve ailesinin Kırım’da kalmasına izin vermedi ve onu kahredici bir sona sürükledi. PROTESTO VE ŞEHADET 23 Haziran 1978 tarihinde, Sovyet görevlilerinin evine gelerek ailesinin yeniden sürgün edilmesi yönündeki girişimleri sırasında Musa Mamut, evinin önünde kendini ateşe verdi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mamut, 28 Haziran 1978’de hayatını kaybetti. Mamut’un cenazesine Kırım’ın dört bir yanından gelen binlerce Kırım Tatarı katıldı. O tarihten bu yana Musa Mamut, Kırım Tatar halkı tarafından “Kırım’ın canlı meşalesi” olarak anılmakta ve vatan Kırım'da yaşama mücadelesinin sembol isimlerinden biri olarak hafızalarda yaşatılmaktadır.

Türkistan ülkeleri iklim afetlerine karşı ortak dijital sistem kuruyor Haber

Türkistan ülkeleri iklim afetlerine karşı ortak dijital sistem kuruyor

Türkistan ülkeleri, iklim kaynaklı afetlerle mücadelede ortak hareket etmek amacıyla çevrim içi bir iklim riskleri ve sel kataloğu oluşturmak için çalışmalara başladı. Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen bölgesel diyalog toplantısında, ülkeler arasında politikaların uyumlaştırılması ve ortak dijital araçların geliştirilmesi ele alındı. Toplantı, Dünya Bankasının desteğiyle yürütülen “Orta Asya'da Dayanıklı Peyzajların Restorasyonu” (RESILAND CA+) programı kapsamında gerçekleştirildi. Hidrojeologlar, haritacılar, uzmanlar ve ilgili bakanlık temsilcileri; sel, taşkın ve arazi bozulması risklerini azaltmaya yönelik ortak tedbirleri değerlendirdi. Kırgızistan Acil Durumlar Bakan Yardımcısı Akılbek Mazaripov, iklim değişikliğinin bölge ülkelerinin refahını, doğal kaynaklarını ve ekonomilerini doğrudan etkilediğini belirterek, sınır aşan afetlerin tek başına çözülemeyeceğini ifade etti. Toplantıda, afet risklerinin daha doğru tahmin edilmesi ve ülkeler arasında veri paylaşımının hızlandırılması amacıyla yeni dijital platformlar ve bilgi yönetim sistemleri üzerinde duruldu. ÇEVRİM İÇİ AFET KATALOGU OLUŞTURULACAK Orta Asya Bölgesel Çevre Merkezi İcra Direktörü Batır Mamedov ise bölgede iki önemli girişimin geliştirildiğini açıkladı. Bunlardan ilki, sınır aşan sel ve taşkınların etkilerini azaltmaya yönelik bölgesel bir yol haritası ve yatırım planı hazırlanması. İkinci girişim ise mevcut ve gelecekteki iklim kaynaklı afetleri kapsayacak bölgesel çevrim içi afet kataloğunun oluşturulması. Uzmanlar, yeni dijital araçların afetlere ilişkin bilgi paylaşımını hızlandıracağını, risk tahminlerini geliştireceğini ve acil durumlarda ülkeler arasındaki koordinasyonu güçlendireceğini belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.