SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Emir Timur”: Türk dünyası sineması, bütün dünyada hayranlık uyandıracak Haber

“Emir Timur”: Türk dünyası sineması, bütün dünyada hayranlık uyandıracak

Özbekistan ve Kazakistan ortak yapımı olan ve 14. yüzyılın ortalarında Moğol İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan siyasi istikrarsızlık ortamını merkezine alan tarihî savaş destanı “Emir Timur” filminin ilk prömiyerinin, 2 Nisan 2026 tarihinde yapılacağı aktarıldı. TÜRK DÜNYASI, SİNEMAYA DAMGA VURACAK TRT Avaz’ın 19 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre film, Timur İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan ve İpek Yolu’nun kaderini değiştiren Emir Timur’un yükseliş hikâyesini anlatacak ve tarihî destanların büyük geleneğini, çağdaş bir perspektifle beyaz perdeye taşıyacak. Genç Timur’un kişisel kayıplar ve ağır yaralanmalar sonrası iktidara uzanan, zorluklarla dolu mücadelesini ve konu alan film; 120’den fazla ülkeden sinemaseverlerin, Türk dünyasının sinemadaki özgün zevkiyle tanışmasını sağlayacak. DEV KADROLU FİLM, BÜTÜN COĞRAFYALARDA SES GETİRECEK Dünya genelinde dev bir coğrafyada dağıtımı yapılacak olan filmin, Türkiye ve Türk dünyasının yanı sıra Orta Doğu, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya ve Afrika coğrafyalarında bulunan 120’den fazla ülkenin sinema salonlarında yer alacağı bildirildi. Film, “Mystery Box” yapım şirketi bünyesinde ve “7SABER” ile “BWG Production” şirketlerinin iş birliğiyle çekildi. Yönetmeni “The Chosen” ve “Iron Cowboy” yapımlarıyla tanınan Jacob Schwartz olan yapımın başrolü “Emir Timur” karakterini ise Christian Mortensen canlandırdı. Timur’un eşi Uljay rolüne ünlü Özbek oyuncu Yulduz Rajabova, “Emir Hüseyin” karakterine ise “The Witcher” ve “Marco Polo” dizileriyle tanınan Maheş (Mahesh) Jadu hayat verecek. FİLMDE TÜRK DÜNYASI RÜZGÂRI Türkistan coğrafyasının tanınmış oyuncuları olan Jandos Aybassov (Zhandos Aibassov), Yerkebulan Daiyrov ve Sancar (Sanjar) Madi’nin yardımcı rollerde yer alarak renk kattığı film, Türkistan coğrafyasının enerjisini seyirciye en güçlü hâliyle yansıtacak. Filmin yüksek tempolu savaş sahneleri ve aksiyon koreografisi ise sinema camiasının en prestijli dublör ekiplerinden biri olan ve “Mulan” ile “Cehennem Melekleri 2” (The Expendables) gibi filmlerin dublörlük işlerinde yer almış “Nomad Stunts” tarafından yapıldı.

Kırgızistan’da kadın milletvekili oranı rekor kırdı! Haber

Kırgızistan’da kadın milletvekili oranı rekor kırdı!

Kırgızistan Parlamentosu (Jogorku Keneş) Başkanı Marlen Mamataliyev, parlamentodaki kadın milletvekili sayısının 31’e ulaşarak dünya çapında bir rekora imza attığını açıkladı. Mamataliyev, bu gelişmenin Birleşmiş Milletler (BM) Parlamentolar Arası Birliği verilerine göre Kırgızistan’ı kadın temsili açısından dünya liderliğine taşıdığını belirtti. Parlamentoda kadın temsiline yönelik uygulamaların yalnızca sayıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Mamataliyev, komitelerde, uluslararası parlamenter dostluk gruplarında ve başkanlık divanında kadın kotasının etkin şekilde uygulandığını vurguladı. Ayrıca Mamataliyev, son yapılan komite başkanlığı rotasyonunda da ilk kez yüzde 30’luk kadın kotasının korunduğunu ve kadın milletvekillerinin komite başkanlıklarına seçildiğini ifade etti. Bununla birlikte başkan yardımcıları ve uluslararası dostluk gruplarının yönetiminde de kadınların yer aldığı bildirildi. KIRGIZİSTAN İLK SIRADA BM Parlamentolar Arası Birliği tarafından yayımlanan son rapora göre Kırgızistan, parlamentodaki kadın milletvekili oranında dünyada ilk sıraya yükseldi. Geçen yıl kadın temsilindeki en büyük artışın Kırgızistan’da kaydedildiği ve bu oranın yüzde 12,9 arttığı belirtildi. Halihâzırda 90 sandalyeli parlamentoda 31 kadın milletvekili görev yaparken, çok üyeli seçim bölgelerinde üç sandalyeden birinin kadın adaylara ayrılması yasal güvence altına alınmış durumda. Bu uygulamanın kadınların siyasetteki temsilini artırmada önemli rol oynadığı değerlendiriliyor.

BM Genel Merkezi'nde Nevruz coşkusu Haber

BM Genel Merkezi'nde Nevruz coşkusu

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde, 18 Mart 2026 tarihinde Nevruz Bayramı dolayısıyla resmî bir resepsiyon gerçekleştirildi. Etkinlik, Kırgızistan Daimî Temsilciliğinin ev sahipliğinde; Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın BM nezdindeki daimî temsilciliklerinin ortak katkılarıyla düzenlendi. Kırgızistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre; programa onur konuğu olarak Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı Edil Baysalov katıldı. Baysalov konuşmasında Nevruz’un Türkistan halkları için birleştirici bir bayram olduğunu vurgulayarak, ortak tarihî ve kültürel mirası yansıttığını ifade etti. Ayrıca bölgesel iş birliğinin, dostluğun ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Etkinlikte söz alan Türkistan ülkelerinin BM nezdindeki daimî temsilcileri de Nevruz’un barış, iyi komşuluk ve sürdürülebilir kalkınmanın sembolü olduğunu belirtti. Temsilciler, bölgesel iş birliğinin daha da geliştirilmesine yönelik kararlılıklarını dile getirdi. Resepsiyona BM üyesi ülkelerin temsilcileri, BM Sekretaryası yetkilileri, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve diplomatik misyon üyeleri katıldı. Program kapsamında geleneksel Türkistan müziği dinletisi sunulurken, kopuz eşliğinde icra edilen eserler etkinliğe kültürel bir zenginlik kattı. Ayrıca davetlilere Türkistan mutfağından geleneksel ikramlar sunuldu.

Kazakistan’dan Kuzey Aral Denizi'ne yönelik tarihî adım: Proje neleri kapsıyor? Haber

Kazakistan’dan Kuzey Aral Denizi'ne yönelik tarihî adım: Proje neleri kapsıyor?

Türkistan coğrafyasının ekolojisinin ve bölge halkının geleceğini daha sürdürülebilir hâle getirmeyi amaçlayan Kazakistan hükûmeti, Dünya Bankası ile tarihî bir adım attı. Kazakistan Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığının, Kuzey Aral Denizi’nin ekosistemini kurtarmak amacıyla Dünya Bankası ile yürüttüğü dev projenin ikinci aşaması üzerinde çalışmakta olduğu bildirildi. PROJE, ARAL GÖLÜ'NÜ İYİLEŞTİRECEK Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan fakat kurumaya yüz tutan Aral Gölü'nü kurtarmak için atılan tarihî adım ve Kazakistan hükûmeti ile Dünya Bankasının hazırladığı su projesi kapsamında, Kuzey Aral Denizi’nin su derinliğinin 44 metreye çıkarılmasının hedeflendiği aktarıldı. 2026 ve 2029 yılları arasında hayata geçirilecek olan kapsamlı proje, bölgedeki yaşamı ve iklimi eski günlerine kavuşturacak. KOKARAL BARAJI YENİDEN İNŞA EDİLECEK TRT Avaz’ın 13 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre, proje kapsamında Kokaral Barajı’nın yeniden inşasının öngörüldüğü ve barajın Kuzey Aral Denizi’ndeki suyun korunmasını sağlamakta kritik öneme sahip olduğu aktarıldı. Kokaral Barajı’nın yeniden inşa çalışmalarıyla birlikte bölgede devasa bir su rezervi oluşturulmasının ve Kuzey Aral Denizi’nin su seviyesinin deniz seviyesinden 44 metre yüksekliğe ulaştırılmasının planlandığı kaydedildi. Öte yandan, Aral denizinin su hacminin 34 milyar metreküplük kapasiteye erişmesiyle birlikte denizin kapladığı yüzey alanının 3 bin 913 kilometrekareye yükseltilmesinin de planlanlar dâhilinde olduğu dile getirildi. PROJEYLE BÖLGE EKONOMİSİ VE İKLİM CANLANACAK Kuzey Aral Denizi’nin su seviyesindeki yükselme, yalnızca biyolojik çeşitliliği korumakla kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki balıkçılık faaliyetlerini canlandıracak ve tuz tozlarının yarattığı hava kirliliğini azaltacak. Bununla beraber Dünya Bankasının bu projeye finansal ve teknik destek vermesi, Kuzey Aral Denizi’ndeki çevre krizinin artık yerel bir öncelik olmaktan çıkarak küresel bir iklim önceliği hâline gelmesi olarak değerlendiriliyor. Kokaral Barajı'nın kapasitesinin artırılmasının ise bölgedeki tarımsal sulama dengelerini olumlu yönde etkileyeceği belirtiliyor. Kazakistan Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığının 13 Mart 2026 tarihinde resmî internet sitesinden yayınladığı açıklamada, 2025 yılında Kazakistan ve Özbekistan hükûmetleri arasında sınır aşan su kaynaklarının ortak yönetimi ve bilinçli kullanımına ilişkin bir antlaşma imzalandığı hatırlatıldı. Ayrıca Türkistan coğrafyasındaki ülkeler için Kuzey Aral Denizi’nin korunmasının ve canlandırılmasının yalnızca ekolojik değil, toplumsal ve stratejik bir sorumluluk olduğu da kaydedildi.

Ahmet Yesevî Üniversitesinden sağlıkta devrim: Çocuklara tam kapsamlı sağlık hizmeti Haber

Ahmet Yesevî Üniversitesinden sağlıkta devrim: Çocuklara tam kapsamlı sağlık hizmeti

Türkiye ve Kazakistan’ın uluslararası ve özerk statüye sahip ortak devlet üniversitesi olan Hoca Ahmet Yesevî Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, "Çocuklar için Hastane Evde" projesini hayata geçirerek pediatrik hastalara umut oldu. YATAĞA BAĞIMLI VE KRONİK RAHATSIZLIĞI BULUNAN ÇOCUKLARA HİZMET Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, proje kapsamında hastaneye nakli riskli ve meşakkatli olan yatağa bağımlı çocuklar için "mobil hastane" modelini hayata geçirdi. Söz konusu proje kapsamında yatağa bağımlı ve kronik rahatsızlığı bulunan çocuklara tam teşekküllü sağlık hizmeti evlerinde sunulmaya başlandı. TRT Avaz’ın 13 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı haberine göre projenin mimarı olan Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Ziya Gençer, sağlık hizmetinin bir ayrıcalık değil, her birey için bir hak olduğunun altını çizdi. "Engelli çocuklarımızın hastaneye gelmesi, aileleri için oldukça meşakkatli ve riskli bir süreç. Eğer bu çocuklar hastaneye gelemiyorsa biz neden hastaneyi onların önüne götürmüyoruz, dedik ve bugün mobil ekibimizle çocuklarımızın kapısını çaldık." ifadelerine yer veren Başhekim Gençer, proje çerçevesinde bölgedeki yatağa bağımlı tüm çocuklara ulaşılmasının amaçlandığını kaydetti. ÇOCUKLARA EVDE “CHECK-UP” İMKÂNI SUNULUYOR Söz konusu modelin basit bir evde bakım hizmetinden çok daha fazlasını sunarak profesyonel ve bütüncül bir yaklaşıma dayandığı belirtildi. Bununla birlikte nöroloji, radyoloji ve pediatri uzmanları ile birlikte aile hekimi ve hemşirelerin yer aldığı mobil sağlık ekibine, sosyologlar ve psikologlar da destek sağlayacak. Saha çalışması çatısı altında ise ev ortamında kapsamlı kan tahlillerinin alındığı, taşınabilir ultrason cihazlarıyla görüntüleme yapıldığı ve çocuklara tam kapsamlı bir “check-up” hizmetinin sağlandığı aktarıldı. Hasta yakını Düriya Erjanova ise çocukların muayenesinin yanı sıra ailelere de psikososyal desteğin verildiği projeye yönelik, "Doktorlarımız geldi, kızımızı muayene ediyorlar. Ramazan ayı dolayısıyla da bizlere destek oluyorlar. Gösterdiğiniz özel ilgiden dolayı hepinize minnettarız." şeklinde konuşarak Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ekibine en içten teşekkürlerini iletti. SAĞLIK MODELİ, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİYLE TAKDİR EDİLDİ Yatağa bağımlı pediatrik hastalar için geliştirilen proje, yüksek standartları ve erişilebilirliği ile tüm bölge için örnek teşkil ediyor. Proje ayrıca, Türkiye'nin sağlık alanındaki tecrübesini ve “yumuşak güç” (soft power) kabiliyetini Türk dünyasına aktarmasının en insancıl ve etkili yöntemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Projenin Ramazan ayında ivme kazanması ise bölge halkıyla kurulan manevi bağın güçlenmesinde önemli bir yeri oldu.

Rusya, Kırım’da Türkistan'dan gelen göçmenleri orduda göreve zorluyor! Haber

Rusya, Kırım’da Türkistan'dan gelen göçmenleri orduda göreve zorluyor!

İşgal altındaki Kırım’da Kremlin yanlısı yönetim, Türkistan ülkelerinden gelen işçileri şehirlerin düzenlenmesi ve inşaat işleri için çalıştırıyor. Ulusal Direniş Merkezi haberlerinin aktardığına göre, çoğu göçmen belgeleri eksik olduğu için baskı altında. Sürgün tehdidi ile karşı karşıya kalan göçmenler, Rus ordusuyla sözleşme imzalamaya zorlanıyor. BELGESİZ ÇALIŞANLAR SİSTEMİN TAMAMEN BAĞIMLISI HÂLİNE GELİYOR Direniş Merkezi yetkilileri, “Çoğu işçi belgeleri olmadan çalışıyor. Pasaport ve diğer belgeler genellikle şefler veya aracılar tarafından alınıyor; bu da insanları tamamen işverenlerine bağımlı kılıyor. İşlerde sömürülmenin yanı sıra, göçmenler Rus güçleri tarafından da baskıya maruz kalıyor.” ifadelerini kullandı. ORDU İÇİN YEDEK GÜÇ OLARAK KULLANIM Ulusal Direniş Merkezi’nin tahminlerine göre, on binlerce Türkistan göçmeni Rus ordusuna dâhil edilmiş olabilir. Belgeleri olmayan göçmenler önce ucuz iş gücü olarak kullanılıyor, sonra ise askerî rezerv olarak değerlendiriliyor. Daha önce benzer uygulamalar, özellikle geçici olarak işgal altında olan Mariupol’da da rapor edilmişti. İŞGAL GÜÇLERİNİN DENETİMLERİ Ukrayna Cumhurbaşkanlığının Kırım Daimi Temsilciliği’ne göre, Ağustos ve Eylül ayları arasında 2025’te işgal güçleri Kırım’da inşaat alanları, yurtlar ve geçici konutları kontrol ederek askerî kaydı olmayanları tespit etmeye çalıştı. 9–10 Eylül 2025 tarihlerinde Kefe’de (Feodosiya) Rus güvenlik güçleri, “yasa dışı göçmenler” ve askerî kaydı bulunmayan kişilere yönelik denetimler gerçekleştirdi. Bir inşaat sahasında yapılan kontroller sırasında 12 kişi sorgulanırken, bunlardan üçünün Özbekistan vatandaşı olduğu ve uyrukları nedeniyle ek baskılara maruz kaldıkları bildirildi. Temsilcilik, “10 Eylül gecesi Akmescit'teki (Simferopol) bir hostelde belgeleri geçersiz bir yabancı bulundu ve bu, baskı aracı olarak kullanıldı. Türkistan ülkelerinden gelen yabancılar özellikle savunmasız. Onlara sahte belge sorunları yaratılıyor ve hizmet karşılığında ‘çözüm’ sunuluyor. Bu, en savunmasız grupların savaşta harcanacak malzeme olarak kullanılmasının alçakça bir örneği." vurguladı.

Sanatçı Çiğdem Gürdal'dan QHA'ya özel röportaj: Türk dünyası müziği görünmeyen bir kültür köprüsüdür Haber

Sanatçı Çiğdem Gürdal'dan QHA'ya özel röportaj: Türk dünyası müziği görünmeyen bir kültür köprüsüdür

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Türk Dünyası Müzik topluluğunun kıymetli ses sanatçılarından Çiğdem Gürdal, Kırım Haber Ajansı (QHA) stüdyolarına konuk oldu. Gürdal, Türk dünyasının müzik mirası ve kültürel bağlara ilişkin özel değerlendirmelerde bulundu. Gürdal, Türk dünyası için “Kökleri çok sağlam bir ağacın farklı aşılanmış dalları” benzetmesinde bulundu ve “Aynı kökten beslenen çok köklü bir ağaç” diye nitelediği Türk dünyası için “ortak bir tarihin farklı coğrafyalarda filizlenmiş dallarıdır. Bu özelliği ile hem tarihsel hem kültürel hem de sanatsal anlamda aslında pek çok ortak noktayı bir araya getiren bir unsurdur.” dedi. Gürdal, Türk dünyası denildiğinde Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan dil, gelenek, inanç, sanat biçimleri gibi özelliklerin ortak bir paydada buluştuğu, tarih içerisinde aslında gelenek/görenek anlamında da birbirleri ile aynı şeyleri kendi kültürleri içinde yoğurmuş bir bölgenin aklına geldiğini ifade etti. “EZGİLER TARİHSEL VE KÜLTÜREL GEÇMİŞİ, GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRİYOR” Müziğin pek çok kültürün ortak dili olduğu gibi Türk dünyasının da ortak dili olduğunu söyleyen Gürdal, müzik için “Bir Kırgız Ir’ını dinlerken, bir Azerbaycan Mahnı’sını dinlerken de kendinizden bir şeyler bulabildiğiniz, ortak duyguları yaşayabildiğiniz bir dil. Farklı lehçeleri de konuşsanız, farklı dillerde de konuşuyor olsanız müzik söz konusu olduğunda söz susuyor. Sadece o ezgiler size hem tarihsel geçmişinizi hem kültürel geçmişinizi ve geleceğinizi şekillendirmek anlamında yol çiziyor.” ifadelerini kullandı. Müziğin dinleyicilere pek çok yaşanmışlığı hatırlattığını ve ortak duygular etrafında buluşturduğunu belirten Gürdal, görevleri kapsamında Türk dünyasının farklı coğrafyalarını ziyaret ettiklerinde bu ortak kültürel bağları yakından gözlemlediklerini ifade etti. Kilometrelerce uzakta aynı türkünün farklı varyasyonlarıyla karşılaştıklarını dile getiren Gürdal, Türk dünyası müziklerinin Türk milletinin ortak kimlik ve aidiyet duygusunun oluşmasında önemli bir rol oynadığını vurguladı. Gürdal, “Türkistan coğrafyasındaki kardeşlerimizle Türkçenin farklı lehçelerini kullanıyor olsak bile müzik söz konusu olduğunda aynı dili konuşabiliyoruz, hatta hiç konuşmadan bile anlaşabiliyoruz. Bu kültürel bir köprüdür. Görünmeyen kültürel bir köprü gibi düşünebiliriz, hani Neşet Baba’nın gönülden gönüle gizli bir yol vardır, sözü gibi bizim de gerçekten Türk dünyasının bütün bölgeleriyle gönüllerimizde görünmez bir kültür köprüsü var. Ve o köprülerden geçerken uğradığımız her noktadan bir şeyler alıp zenginleşmişiz, heybemize her yerden bir şeyler atmışız, şu an biriktirdiğimiz şeylerin ürünlerini ortaya çıkartma çabası içerisindeyiz.” diye konuştu. “SEN MÜZİĞE HİZMET ET, O SENİ GELMEN GEREKEN YERE GETİRİR” Özbekistan ziyaretinde repertuarına aldığı bir Özbek şarkısını seslendirdiğini belirten Gürdal, farklı bir ülkeden gelen bir sanatçının yerel müziği icra etmesinin Özbek dinleyiciler için gurur verici olduğunu ifade etti. Gürdal, Özbek Türkü sanatçı Züleyha Bayhanova ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in huzurunda düet yaptığını ve bu performansın ardından Özbekistan hükûmeti tarafından kendisine “Kültür Elçisi” ünvanı verildiğini söyledi. Bu deneyimin müziğin birleştirici gücünü gösterdiğini vurgulayan Gürdal, hocasının “Sen müziğe hizmet et, o seni gelmen gereken yere getirir.” sözünü hatırlatarak sanat yolculuğunu bu anlayışla sürdürdüğünü dile getirdi. ORTAK KÖKTEN BESLENİLİYORSA ACILAR SİZİ DE AYNI ŞEKİLDE ACITIR Türk dünyasında bir yerde sohbete başlanıldığında çok sayıda ortak nokta tespit edildiğini ifade eden Gürdal, yaşanan savaşların, sürgünlerin ve Kırım’da olduğu gibi göçlerin müziğe konu olduğunu, insanlık tarihi boyunca bu yaşananların devam edeceğini ve tarihin tekerrürden ibaret olduğunu belirtti. “Yaşanan acılar, ancak ortak bir kökten besleniliyorsa sizi de aynı şekilde acıtır.” diyen Gürdal “bir şekilde aynı acıları aynı şekilde yaşayan insanlarla farklı coğrafyalarda da olsa bir şekilde buluşuyorsunuz.” dedi. Bu yakınlığın genetik olduğunu Türk olmaktan, Türklükten gelen bir benzerlik olduğunu ve her ne kadar hissetmeseniz de aranızda yakınlık köprüsü kurulduğunu söyledi. Gürdal, müzik, kültür, sanat, tarih, edebiyat gibi ortak mirasla ortak bir paydada buluşulması gerekliliği unutulmadığı zaman, Türk milletinin çok güçlü olacağını “Biz özümüzü kaybetmediğimiz zaman unuttuğumuzu düşündükleri şeyleri tekrar tazeleyip hafızamızda hatırladığımız zaman ne kadar güçlü olduğumuzun farkına varacağız.” sözleri ile ifade etti. TÜRK COĞRAFYALARININ MÜZİĞİNİ YAPAN TEK TOPLULUK “ANKARA TÜRK DÜNYASI MÜZİK TOPLULUĞU” Uzun yıllardır emek verdiği Ankara Türk Dünyası Müzik Topluluğu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Gürdal, topluluğun misyon odaklı bir yapı olduğunu belirtti. Başlangıçta birkaç arkadaşın gönül birliğiyle amatör bir girişim olarak kurulan topluluğun zamanla güçlenerek büyüdüğünü ifade eden Gürdal, Türk Dünyası Müzik Topluluğu’nun misyonunun bilinciyle önemli projelere imza attığını vurguladı. Topluluk olarak en büyük şanslarının bilgili ve donanımlı şeflerle çalışmak olduğunu ve topluluğun şu anki şefi Cem Gürdal’ın oldukça özverili ve donanımlı işlere imza attığından bahseden Gürdal, yalnızca konser vermediklerini “bir kültür köprüsü” oluşturduklarını söyledi. Pek çok ülkenin kendi müziğini yapan topluluklarının olduğunu ancak Türk Dünyası Müzik Topluluğu gibi tüm Türk coğrafyalarının müziğini yapan başka bir topluluk olmadığını belirten Gürdal, sohbetin başında söylediği gibi “aynı kuvvetli kökten beslenen ağacın gövdesinin Türkiye” olduğunu vurguladı. Topluluk mensupları olarak bunun bilincinde yaptıkları işe ciddiyetle sarıldıklarını da sözlerine ekledi. Türk Dünyası Müzik Topluluğu “bir kültür elçisi” diyen Gürdal, topluluğun hak ettiği yerde olmadığını, çok daha geniş kitlelere hizmet edebilir bir pozisyonda olması gerektiğini ifade etti. Öte yandan “Zaman içerisinde çok güzel tohumlar ekmişiz. O ektiğimiz tohumların filizleri şu anda ağaca döndü bir orman olmak üzere ve bunun bahçıvanı, bakıcısı biziz” diye konuşan Gürdal, yapılan işin arkasında çok emek olduğunu, bütün arkadaşlarının yaptıkları işe gönülden sarıldıklarını belirtti. “TÜRK DÜNYASI MÜZİK TOPLULUĞU GERİLMİŞ BİR YAYA TAKILMIŞ BİR OK” Gürdal, Türk Dünyası Müzik Topluluğu’na gerekli destek ve imkânların sağlanması hâlinde topluluğun çok daha hızlı ilerleme kaydedeceğini belirtti. Topluluğu “gerilmiş bir yaya takılmış ok” benzetmesiyle ifade eden Gürdal, uygun şartların oluşması durumunda Türk Dünyası Müzik Topluluğu’nun güçlü bir ivmeyle hedeflerine ulaşacağını vurguladı. Halkın desteğini her zaman hissettiklerini, konserlerini her zaman dolu salonlarda verdiklerini ifade eden Gürdal, topluluğun şefinden, sanat yönetmenine, dans yönetmenine, dans, saz ve ses sanatçılarına kadar herkesin topluluğunu bir yere varabilmesi için emek verdiğini de ifade etti. Konserlerinden çıkan bir seyircinin bile evine gittiğinde “Türk dünyası neymiş? Bu repertuarda bir Kırgız şarkısı var, Kırgızistan neresiymiş?” diye kendi kendine bir araştırma yapmasını sağlayabildikleri takdirde kendileri için çok büyük bir kazanç olduğunu dile getiren Gürdal, samimi çabaları neticesinde çoğalarak büyüdüklerini belirtti. Topluluktaki hiçbir arkadaşının işimizi yapalım da gidelim zihniyetiyle çalışmadığını, yaptıkları işten kendileri ne kadar çok keyif alırsa dinleyicinin de o kadar keyif alacağının bilincinde olarak hareket ettiklerini söyleyen Gürdal, bu durumun beraberinde güler yüz ve kocaman yürekler getirdiğini, böylece zenginleştiklerini ifade etti. “KENDİ TÜRKÜLERİNİ SÖYLEMEYENLERE BAŞKALARI KENDİ TÜRKÜLERİNİ SÖYLETİR” Gürdal, çocukların yeteneklerini küçümsememek gerektiği üzerine de konuştu. “Çocuklara türkülerimizi, şarkılarımızı, geleneklerimizi öğretelim. Mesela Japonya’da çocuklar önce kendi tarihleriyle tanıştırılıyorlar. Biz kendi tarihimizi çocuklarımıza anlatmaktan imtina ediyoruz. Önce kendimizi tanımalıyız ki başkalarını tanımak için de buna bir vesile olsun.” diye konuşan Gürdal, bu durumun sağlanmasında öncelikle sorumluluğun anne-babalara, öğretmenlere ve sanatçılara düştüğünü de vurguladı. “SAHNEDE NE GÖRÜYORSANIZ ÇİĞDEM GÜRDAL O” Kişisel yolculuğu ile ilgili de konuşan Gürdal, her zaman işini çok iyi yapmaya gayret ettiğini, işini çok iyi yaparken de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sanatçı alnında ışığı ilk hisseden insandır” düsturuyla hareket ettiğini ifade etti. Söylediği sözlere dikkat etmeye çalıştığını vurgulayan Gürdal, “Bir cümle kurarsınız. O cümlenin nerede, kime, nasıl etki edeceğini bilemezsiniz. O nedenle çok düşünerek ve doğru cümleler kurmak zorundasınız… Topluma doğru örnek olmalıyız. Kendime göre doğru olduğunu düşündüğüm şekilde yaşıyorum. Ve şimdi geldiğim noktada geri dönüp baktığımda evet, tabii ki insanım hatalar yapmışımdır, yanlışlarım olmuştur. Ama en azından toplumsal olarak ya da şahıs bazında düşündüğünüzde hiç kimsenin hayatına ya da düşüncelerine zarar verecek bir hata yapmamışım” diyerek duygularını ifade etti. Gürdal, sözlerine ek olarak sahneden görünen ne ise Çiğdem Gürdal o diye de belirtti.

Kazakistan’da yeni anayasa için mart ayında referandum yapılacak Haber

Kazakistan’da yeni anayasa için mart ayında referandum yapılacak

Kazakistan Anayasa Reformu Komisyonu, ülkenin yeni Anayasa taslağını yayımladı. Qazinform’un haberine göre, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 11 Şubat 2026 tarihinde imzaladığı kararnameyle yeni Anayasa’nın kabulü için 15 Mart 2026’da ülke genelinde referandum yapılmasını kararlaştırdı. Anayasa reformu referandum kararına kadar gelen süreç, Cumhurbaşkanı Tokayev’in Kazakistan’da tek meclisli bir parlamento kurma girişimi ile başladı. Bu fikir 8 Eylül 2025’te Tokayev tarafından yıllık Ulusa Sesleniş konuşmasında, siyasi sistemi kapsamlı bir şekilde yeniden yapılandırmak ve yapay zekâ çağında Kazakistan’ın sosyo-ekonomik gelişiminin seyrini olumlu yönde etkilemek maksadıyla duyurulmuştu. Cumhurbaşkanı Tokayev, 8 Ekim’de ülkenin önde gelen hukuk bilginleri, uzmanlar, siyasi parti gruplarının temsilcileri ve kamu kuruluşlarından oluşan bir Parlamento Reformu Çalışma Grubu kurulmasına dair talimat verdi. Vatandaşların ve uzmanların çeşitli portallar aracılığıyla sunduğu 2 binden fazla öneri titizlikle incelenerek bir araya getirildi. 10 BİN GERİ BİLDİRİM VE ÖNERİ ALINDI Tokayev 21 Ocak’ta Ulusal Kurultay’dan 130 üye, hukukçular, merkezi hükûmet organlarının yetkilileri, medya liderleri, meclis başkanları, bölgesel kamu konseylerinin temsilcileri ve uzman ve akademik camiadan üyelerle bir Anayasa Komisyonu kurulmasına ilişkin bir kararname imzaladı. Komisyonun başkanlığını Anayasa Mahkemesi Başkanı Elvira Azimova üstlenirken, Devlet Danışmanı Erlan Karin ile Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Kültür ve Enformasyon Bakanı Aida Balayeva başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Anayasa Komisyonunun bütün toplantıları internet platformları ile sosyal ağlarda canlı olarak yayınlandı, böylece kamu denetimi ve vatandaşların geniş katılımı sağlandı. Komisyon, devlet portalları aracılığıyla vatandaşlardan 10 bin yanıt ve öneri aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.