SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bosna Hersek eski cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, vefatının 23. yılında saygıyla anılıyor

Bosna Savaşı’nı komutan olarak yöneten Bosna Hersek eski cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, vefatının 23. yılında saygı ve rahmetle anılıyor.

Haber Giriş Tarihi: 19.10.2026 10:01
Haber Güncellenme Tarihi: 19.10.2026 10:35
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Bosna Hersek eski cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, vefatının 23. yılında saygıyla anılıyor

Bosna Hersek eski cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, 1925 yılında Bosna Hersek’in Bosanski Samast şehrinde doğdu. Hayatının önemli bir bölümünü Saraybosna’da geçiren İzzetbegoviç, burada 1938 yılında kurulan ‘’Genç Müslümanlar’’ teşkilatına katılarak sonraki siyasi hayatına da yön verecek olan düşünsel altyapısını da bu teşkilatta yaptığı okumalar ve tartışmalar sonrası edindi.

Ziraat ile hukuk eğitimi alan ve avukatlık yapan İzzetbegoviç, fikirleri yüzünden komünist Yugoslavya rejimi tarafından 1946 ve 1949 ile 1983 ve 1988 yılları arasında hapis cezasına çarptırıldı.

İZZETBEGOVİÇ, HEM DOĞU HEM DE BATI’YI BİR BÜTÜN HÂLİNDE ANALİZ ETTİ

Hem ilk hem de sonraki hapis hayatı, İzzetbegoviç’in entelektüellik mücadelesinde kendisi için bir motivasyon kaynağı oldu. Bu yıllarda İzzetbegoviç, Doğu ve Batı’nın kimliksel bunalımlarını analiz ederek Batı’nın açmazlarını, Doğu’nun problem çözücü karakteriyle belirlemeye çalıştı. Batı’dan Kant, Hegel, Spengler gibi düşünürler, Doğu’dan ise Seyyid Kutub, Fazlurrahman, Muhammed İkbal gibi aktivist-yazarlardan etkilendi.

Kendini aklen Batılı, ruhen Doğulu olarak gören İzzetbegoviç, içinde bulunduğu ülkenin koşulları nedeniyle krallık, faşizm, komünizm ve demokrasi gibi farklı siyasal yapılanmaları da görme imkânı yakaladı. Özellikle Soğuk Savaş döneminde ideolojik kamplaşmaların yoğun biçimde etkili olmasına karşın, Müslümanların bu kamplaşmaya dâhil olmasına bir anlam veremedi.

İKİ KUTUPLU DÜNYADA MÜSLÜMANLARIN TEMSİL EDİLMEDİĞİNİ SAVUNDU

İki kutuplu dünyanın, Müslümanların temsil edilmediği bir dünya olduğu kanaatindeki İzzetbegoviç, Müslümanların üçüncü bir yol izlemesi gerektiğini savundu. İzzetbegoviç, özgürlük, adalet, evrim, kültür, ilerleme, tarih, medeniyet, ütopya gibi felsefenin ana gündem maddelerini oluşturan konuları inceledi. Bu birikimle İzzetbegoviç, ahlâk, özgürlük, adalet gibi değerlerle, Bosna Savaşı’ndaki mücadelesini başarıyla sonuçlandırarak düşüncelerini, eylemleriyle birleştirdi.

BOSNA SAVAŞI’NI BAŞKOMUTAN OLARAK YÖNETTİ

Yugoslavya dağıldıktan sonra ise arkadaşlarıyla birlikte, Demokratik Eylem Partisini (SDA) kurdu. İzzetbegoviç, 1990 yılında Bosna Hersek Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanlığına seçildi ve Cumhurbaşkanlığı döneminde, Bosna Savaşı’nı başkomutan olarak yönetti.

Karmaşık bir etnik yapıya sahip Yugoslavya’da, 2. Dünya Savaşı’nın 1945 yılında bitmesiyle beraber, ülke tarihinde ve iki kutuplu uluslararası sistemde belirgin bir etkiye sahip olan Tito göreve geldi. Tito göreve başladığında ülkenin siyasi-askerî anlamda egemen etnik unsuru Sırplar idi. Ancak Tito’nun istikrar sağlama amaçlı girişimleri, zamanla ülkede bir ‘’Yugoslav’’ kimliğinin oluşmasını sağladı. Bu sayede ülkenin, Sırp hegemonyası altına girmesi engellense de Tito, ayrıca yönetim kademelerinde etnik uyumun sağlanması adına çeşitli girişimlerde bulunmuş, bu sayede etnik unsurların siyasete aktif katılımını teşvik etmiştir. Bunun yanı sıra iki kutuplu uluslararası sistemin zaaflarını gözlemleyen Tito, süreç içerisinde bu sistemin dışında bir alternatif olmaya çalışan ‘’Bağlantısızlar’’ grubunun da en etkili liderlerinden oldu.

1992 YILINDAKİ REFERANDUMDAN SONRA SIRPLAR, BOŞNAKLARA SALDIRDI

1980’de Tito’nun ölümüyle beraber bölgede bütün istikrar sağlama girişimleri sekteye uğradı ve Tito’nun törpülemeye çalıştığı etnik milliyetçilik, tekrar gün yüzüne çıkarak ülkede yoğun çatışmalara sebep oldu. Ekonomik, siyasi, kültürel etkenlerden kaynaklanan bu çatışmalar ise 1980’li yılların sonuna doğru, ülkenin parçalanmasına neden oldu.

Hırvat ve Slovenler, sistemden ayrılınca Boşnaklar da Sırp egemenliğine dayalı bir federal sistemde kalmayacaklarını ilan edip bağımsızlık kararı aldı. Buna karşın ülkeleri, Sırplarca işgal edild, ve soykırıma varan ciddi saldırılara maruz kaldı. İzzetbegoviç’in ‘’Yugoslav totaliterliğinin en uğursuz çekirdeği’’ şeklinde ifade ettiği Bosna-Hersek, 1990’lı yılların başında yapılan ilk çok partili seçimde SDA, Sırp Demokratik Partisi (SDS) ve Hırvatistan Demokratik Birliği (HDZ) gibi partilerce yönetilmeye başlandı.

SREBRENİTSA SOYKIRIMI, BÖLGEDE 2. DÜNYA SAVAŞI’NDAN BERİ EN KANLI OLAYLARA SAHNE OLDU

Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatları temsil eden bu partilerin, hükûmet içerisindeki oy dağılımı, Boşnaklar lehine olurken İzzetbegoviç liderliğindeki SDA, Slovenya ve Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılmasıyla, 1992 yılında yapılan referandumla bağımsızlık kararı aldı. Bu tarihten sonra ise Boşnaklara yönelik Sırp saldırısı başladı. Yaklaşık 3 buçuk yıl süren savaşın ilk etapları Sırplar lehine olurken son dönemlerine doğru Boşnaklar, önemli bir başarı elde etti. Neticede Sırp milliyetçiliğinin körüklediği ve Srebrenitsa gibi soykırımların yaşandığı bölge, 2. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’da en kanlı olaylara sahne olan yer olarak tarihe geçti.

DAYTON BARIŞ ANTLAŞMASI, BOSNA HERSEK’İN TOPRAK DAĞILIMINI BELİRLEDİ

Yugoslavya’da bir iç çatışma olarak meydana gelen Srebrenitsa Soykırımı, zaman ilerledikçe bölgesel bir tehdide dönüştü. Avrupa güçlerinin ise kriz karşısındaki tepkisizliği, çatışmanın boyutunu küresel bir niteliğe büründürdü. Böyle bir tablo karşısında bütün stratejik hamlelerini öne süren Batılılar, barış görüşmelerinin yapılması için adım atmaya karar verdi.

Vaşington Anlaşması ve Temas Grubu çerçevesinde belirlenen yüzde 51’e 49 oranının ABD’nin Dayton kentinde de kabul edilmesi, barışın tesis edilmesi için önemli bir aşama oluşturdu.

Bu oransal toprak dağılımının ilk bölümü, Boşnak-Hırvat Federasyonu’na verilirken kalan topraklar da Sırplara devredildi. NATO tarafından oluşturulan bir koruma gücünün bölgede görev yapması, mültecilerin geri dönüşü, Saraybosna’nın Boşnak-Hırvat Federasyonu’nun kontrolünde olması ve Brçko bölgesinin nihai statüsünün daha sonra belirlenmesi gibi koşulları içeren, 11 ek ve 102 haritadan oluşan Dayton Barış Antlaşması, 21 Kasım 1995’te parafe edilerek 14 Aralık 1995 tarihinde ise imzalandı.

DAYTON ANTLAŞMASI İLE BOSNA SAVAŞI SONA ERSE DE ÇATIŞMALAR DEVAM ETTİ

Öte yandan, 3 etnik grubun da esasında imzalamak zorunda bırakıldığı bir anlaşma niteliğinde olan Dayton Barış Antlaşması’nın uygulanması aşamasında birtakım sorunlar çıktı. Sırpların etnik temizlik ve soykırıma varan şiddetli saldırılarını meşrulaştıran anlaşma, Boşnakların da oluşturulan federasyon içerisinde Hırvatlarca dengelenmesine neden oldu.

Sırpların saldırı girişimlerinin gereken biçimde kontrol altına alınamaması, bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesi önünde bir engel teşkil etti. Nitekim anlaşma sonrası süreçte de Mostar konusunda, Boşnak-Hırvat anlaşmazlığı ve yine içinde Sırp faktörünün bulunduğu bir Kosova bunalımı yaşandı.

Bununla beraber İzzetbegoviç, Dayton Antlaşması’yla biten savaş sonrasında, siyasî hayatına Bosna Hersek Cumhurbaşkanı olarak devam etti. Sağlık sorunları nedeniyle 2000 yılında kendi arzusuyla cumhurbaşkanlığından istifa eden İzzetbegoviç, bundan tam 23 yıl önce, 19 Ekim 2003 tarihinde vefat etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.