SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İlmi Ümerov: İşgalciler Kırım Tatarlarını sindirmeyi amaçlıyor

İlmi Ümerov: İşgalciler Kırım Tatarlarını sindirmeyi amaçlıyor

Haber Giriş Tarihi: 16.08.2019 20:26
Haber Güncellenme Tarihi: 01.10.2019 16:01
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
İlmi Ümerov: İşgalciler Kırım Tatarlarını sindirmeyi amaçlıyor

Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilmesinden sonra işgali karşı çıktıkları için mahkum edilen Kremlin’in ilk tutsakları, cezaevlerinde geçirdikleri süre içinde protesto ve ahlaki metanet sembolü haline geldi. Kırım Tatarları için bu sembollerden biri, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan yardımcısı, Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosunun eski başkan yardımcısı ve eski Bahçesaray Valisi İlmi Ümerov.

İlmi Ümerov ilk kez Sovyet döneminde, Kırım Tatar halkının 1944 yılında sürgün edildiği Özbekistan’da Kırım Tatarlarının vatanlarından sürgün edilişi hakkında el ilanları yapıştırdığı için yargılandı. O zaman Ümerov 16 yaşındaydı. Eylül 2015’te bu kez işgalci Rus mahkemesi vatan Kırım’da Ümerov’u ATR televizyon kanalının programında kullandığı “Rusya’nın Kırım’dan ve Donbas’tan çekilmeye mecbur bırakılması gerektiği” ifadesinin ayrılıkçı nitelikte olduğunu ileri sürdü. Rusya’nın toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik çağrılarda bulunmakla suçlayarak onu 2 yıl hapis cezasına mahkum etti. Bundan bir hafta önce de Kırım Tatar Milli Meclisinin diğer başkan yardımcısı Ahtem Çiygöz işgalci mahkeme tarafından 8 yıl hapse mahkum edilmişti. Ancak 25 Ekim 2017'de Ümerov ve Çiygöz, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki anlaşmayla uçakla Türkiye’ye götürülerek serbest bırakıldı. İlmi Ümerov, Ukrayna’nın Ukrinform ajansına verdiği demeçte,  Rus işgal altında bulunan Kırım'daki baskı ve protestoların doğası, Rusya Federasyonu'nun ceza sistemi ve Ukraynalı mahkumların durumu hakkında konuştu.

- Rusya ve Kırım'da tutulan Ukraynalı siyasi tutsaklara verilen ağır cezaların ve tehlikeli suçlularmış gibi onlara yapılan kötü muamelelerin sebebi nedir sizce?

- Zulüm gösteriş amaçlı. Şimdi işgalciler için Kırım'da en önemli şey ahalinin sadakatini sağlamak. Sevgi olmuyorsa sindirmek gerekiyor. Örneğin benim durumum: “eğer yüksek mevkilerde olan, bölgeyi yöneten Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi yaptığı açıklamalar nedeniyle aşırılıkla suçlanarak yargılanıyorsa, o halde sıradan insanın durumu ne olur” diye düşünülmesini sağlamaya çalışıyorlar. Kırım Tatarlarının (Rusya için) yarattığı sorunlar, Rusya'da 1990'lardan beri olmamıştı. 2014 yılında ise Kırım'ın Rusya ile sözde “birleşmesinden” sonra büyük bir etnik grup - Kırım Tatarları, büyük ölçüde Rus yönetimini tanımadı.

-Kırım’da tanımak zorunda kalanlar...

- Sessiz kalıyorlarsa bile, mitingler düzenlemiyorlarsa bile, ki Kırım’da günümüzde bu imkansız, mutfak konuşamaları seviyesinde Kırım Tatarlarının yüzde 95’inin (işgal yönetimini) tanımadığından eminim.

- Sizi yıldırmaya çalıştılar mı, örneğin Putin’den af dilemenizi önerdiklerinde?

-Beni hayır. Cezanın açıklanmasından sonra Moskova’dan iki FSB albayı evime geldi. O zaman çıkış yasağı altındaydım. Onlar (FSB görevlileri) Ahtem'le (Çiygöz) serbest bırakılmamız için Putin’e af dilekçesi yazmam gerektiğini söylediler. Serbest bırakılmamız için çalışmalar yürütüldüğünü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizimle ilgili Putin’le görüştüğünü bilmiyordum. Bana bunu anlatmadılar ki. Daha sonra Ahtem’in af dilekçesi yazmayı kabul ettiğini söyleyerek beni kandırmaya çalıştılar. Ama ben reddettim. Eşim ve kızım da Putin’e müracaat etmeyeceklerini söylediler. Ve bu FSB görevlileri ilginç bir şekilde kolayca pes ettiler. Ertesi gün ise gelip temyiz başvurusundan vazgeçmem gerektiğini söylediler. Yine reddettim. Ama Mustafa ağanın (Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu) yaptığımız telefon görüşmesinde bana böyle yapılması gerektiğini söylemesinden sonra kabul ettim. Ancak bunun (temyiz başvurusundan vazgeçme) nedeni olarak verilen ceza ile razı olmadığımı değil, yargıçlara güvenmediğimi belirttim. Bundan iki gün önce ise, Federal Ceza Uygulama Servisi başkan yardımcısı yanıma gelerek,  21 Ekim 2017'de gönüllü olarak Kerç’e gelmem durumunda orada cezamı çekeceğimi, aksi halde Kuzey kutbuna yakın bir yere sevk edileceğimi söylemişti.

21 Ekim olmuş ama af edildiğime dair herhangi bir bilgi yoktu. Tansiyonum yükseldiği için sabah saatlerinde ambulans çağırdım ve kalp krizi veya beyin kanaması tehdidiyle 10 gün süreyle hastaneye kaldırıldım. Hastaneden beni Akmescit havalimanına götürdüler. Uçakta sivil kıyafetli 12 görevli vardı, arka koltuklarda Ahtem’i gördüm. Yaklaşmak, konuşmak, başımı sallamak yasaktı. Anapa'ya indiğimizde cezaevine sevk edildiğimizden emindim. Anapa'dan uçtuk ve iniş yaparken Türkiye'de olduğumuzu gördüm. Daha sonra Türk medyası, İstanbul’daki bir Çeçen gazeteciyi öldürdükleri için Türkiye’de cezaevinde bulunan iki Rus katili ile değiştirildiğimizi yazdı. Ancak her şey Putin'in iyi niyet hareketi olarak sunuldu ve biz istemeden bu gösteride yer aldık.

-Kırım’a girişiniz yasak mı?

- İlginç bir soru. Bilmiyorum, çünkü neye dayanarak serbest bırakıldığımıza dair belgeyi bize göstermediler. Devlet Başkanı Putin'in 24 Ekim 2017 tarihli af kararına dayanarak cezanın düşmesine ilişkin 19 sayfalık eki bulunan hakime hitaben bir mektup var Ancak eklerde af kararının kendisi yok.

- SSCB ve günümüz Rusya'sının ceza ve baskı araçlarını karşılaştıracak olursak, günümüzde Rusya Sovyet sisteminin kopyası mı?

-Hayır. Şimdi karma bir şey. Daha önce, KGB gizlice hareket ediyordu. Kırım Tatarları ile ilgili tüm kararlar gizliydi: Kırım'a girmelerine izin vermemek, ikamet kayıtlarını yapmamak, konut vermemek, işe almamak. Şimdi ise hiçbir şey gizlemeden aleni şekilde hareket ediyorlar. Akmescit’in (Simferopol) merkezinde, sözde "E" merkezinin (FSB Aşırılıkçılıkla Mücadele Merkezi) büyük bir ofisi var ve FSB, aşırılıkçılık, terörizm ve benzeri konularla ilgileniyor. Önceden, KGB'deki bu tür yapılar sınıflandırılmış ve görünmezdi. KGB en görünmez yapıydı ve bugün FSB ise en çok görünür bir yapı.

-Kırım Tatar milli hareketini anlatır mısınız? Milli harekete nasıl katıldınız?

-Milli hareketimiz 1956'da kuruldu. Bundan önce, 1944'ten itibaren, Kırım Tatarlarının, bir kumandanlık rejimi ve özel gözetim vardı. Herhangi bir grup organize etmek imkansızdı. 1967'de, etkinlik ciddi şekilde arttı ve bu da baskının artmasına neden oldu. Ardından Kırım Tatarlarının vatan Kırım’a dönmelerine izin veren bir karar çıktı. Fakat gerçekte, bu karara uyulmaması için gizli bir talimat vardı. O zamanlar birçok insan Kırım’a gitti ve orada baskılara maruz kaldı: onlara evler satılmıyor, kayıt olamıyorlardı, işe alınmıyorlardı, gerekli yaşa geldiklerinde nüfus cüzdanı çıkaramıyorlardı, okula alınmıyor, alınsalar da kaydedilmiyorlardı. Bazıları hapse atılıyor, bazıları sınır dışı ediliyordu. Kırım dışına çıkarıyor ve yolda bırakıyorlardı. Böylece, Kırım Tatarları Krasnodar bölgesine, Herson ve Zaporijjya bölgelerine yerleşmek zorunda kaldı. Bugün, yarım yüzyıl sonra, Rusya esasen faşist bir rejim tarafından yönetiliyor. Yabancı düşmanlığı, farklı milliyetlere karşı hoşgörüsüzlük, milli ve dini nedenlerle baskı, bunlar Kırım’ın dışında da çok yaygın.

-Böyle bir rejimin Sentsov ve ilk etapta mahkum edilen diğer kişilerin serbest bırakmasını bekleyebilir miyiz?

- İlk mahkum dalgası büyük ölçüde tesadüfiydi. Sentsov hakkında 2014’e kadar aktivist olduğunu duymadım. Kendisi Bahçesaray bölgesinden olmasına rağmen, neredeyse 10 yıl o bölgeyi yönetiyordum. Onun içindeki protestoyu Rus işgali uyandırdı. Ancak hiçbir şey yapmayı yetiştirmedi ve aslında, demiryolu istasyonu meydanındaki Lenin anıtını patlatmayı sadece düşünmüş olabileceği için 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. “Düşünmüş olabilir” - Rusya Federasyonu tarafından sürdürülen sindirme politikasının kilit noktasıdır. Kolçenko da bu hikayenin masumu. O sadece formata aykırı, bir anarşist. Görünüşe göre Rusya Federasyonu kurallarınca, farklı görüşleri olan kişilerin toplumda yeri yok.

“Hizb-ut Tahrir” üyeleri de dahil olmak üzere Kırım Tatarlarına yönelik ilk tutuklamalar da büyük ölçüde tesadüfiydi. Birisi bir videoda, bir fotoğrafta gözüktü. İnsanlar suçlandı, ceza davaları açıldı ve tutuklandı. Ancak halen devam etmekte olan ikinci tutuklama dalgası, işgalci gücün eylemlerine cevap olarak ortaya çıkan eylemcilere dokundu. Hiç gazetecilik yapmayan sıradan insanlar şimdi arama, tutuklama ve mahkemelerden canlı yayın yapıyor. Ayrıca, oldukça güçlü bir Kırım Dayanışması hareketi kuruldu.

- Rusya ve Kırım’daki Ukraynalı siyasi mahkumların değişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Mahkum edilen ve henüz mahkum edilmeyen ama Kırım ve ötesinde mücadele etmeyi sürdürenler, ana meselenin Kırım'ın Ukrayna'ya geri dönmesi olduğunu ve Lugansk ile Donetsk'le birlikte toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması olduğunu anlamalılar. Ve Rusya bu şartsız koşulu yerine getirmeye zorlanmalı. Değişimler, serbest bırakmalar ise ikinci planda. Zira Putin, bir kişiyi serbest bırakıp diğerlerini rehin alabilir. Örneğin, 25 Ekim'de biz serbest bırakıldık, kasım ayının ortasında dört kişi tutuklandı. Bu süreç hep böyle devam edebilir, bu nedenle serbest bırakılmaların en önemli şey olarak kabul etmek pek doğru değil. En önemli şey işgalden sonra Kırım'da meydana gelmeye başlayan kötülüklere son vermek olmalı.

- Rejime aykırı olan insanların ahlaki direncinin doğası nedir?

- Metanet, belirli bir kişinin özelliğidir. Çoğunluk alışmaya ve adapte olmaya başladığında mücadele etmeye başlayan belirli insanlar çıkar ortaya. Bence normal şartlarda, böyle insanlar her zaman doğruyu söyler ve davranışlarında tutarlıdır. Asıl mesele insanın saygınlığını korumaktır: size en yakın olanlar zayıf olduğunuzu ve ihanet edebileceğinizi düşünmemesi için.

Vatana, toprağına sevgi aileden gelir. Rus televizyonundaki propaganda sevgiye yol açmaz, sadece nefrete yol açar. Şimdi bu propaganda ve ideoloji tüm Kırım'ı kapsıyor. Saldırgan devletin ideolojisi ile bir nesil yetiştiriliyor. Daha önce Ukrayna marşı ile eğitim veren öğretmenler şimdi öğrencilerden Rus bayrağı çizmelerini istiyor. Öğrenciler Ukrayna marşını değil Rus marşını duyuyorlar.

- Kırım Tatarları daha önce Ukrayna'da kendilerini evlerinde hissetti mi?

- Ev hissi doğal bir durum olmalı. Her gün size evinizde olduğunuz söylendiğinde bu da doğaldır. Özgürlük de aynı şey- insanın normal hali. Bu konuşulmamalı, tartışılmamalı - sadece özgür olmalı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.