SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Recep Tayyip Erdoğan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna-Rusya Savaşı'nın da ele alındığı MGK sona erdi Haber

Ukrayna-Rusya Savaşı'nın da ele alındığı MGK sona erdi

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği Millî Güvenlik Kurulu (MGK), 6 Ağustos 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15.30'da başlayan ve yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantıda, işgalci Rusya tarafından Ukrayna’nın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik 24 Şubat 2022 tarihinde başlatılan topyekûn işgal saldırıları başta olmak üzere diğer bölgesel ve uluslararası güvenlik konuları üzerine de istişarede bulunuldu. “SAVAŞAN TARAFLAR, BARIŞIN TESİSİ İÇİN SOMUT ADIMLAR ATMAYA DAVET EDİLMİŞTİR” Toplantıda, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda yaşanan stratejik sıkışmanın başta Karadeniz ve Hazar Denizi olmak üzere mücavir bölgelerin de çatışma sahası hâline getirilmesiyle aşılamayacağının altı çizildi. Ukrayna ve Rusya, bölgede artan gerilimi düşürmeye ve barışın tesisi için somut adımlar atmaya davet edildi. Toplantının ardından MGK Genel Sekreterliğinin resmî internet sayfasında yayımlanan bildiride, Ukrayna-Rusya Savaşı’na ilişkin şu ifadeler yer aldı: Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki stratejik sıkışmanın, Karadeniz ve Hazar Denizi başta olmak üzere mücavir bölgelerin de çatışma sahası hâline getirilmesiyle aşılamayacağı vurgulanmış; savaşan taraflar, bölgede artan gerilimi düşürmeye ve barışın tesisi için somut adımlar atmaya davet edilmiştir. BÖLGESEL GÜVENLİK VE İŞ BİRLİĞİ KONULARI MERCEK ALTINA ALINDI Öte yandan “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemelere işaret edilen toplantıda, bölgesel güvenlik konuları, FETÖ ile mücadelede gelinen son durum ve Türkiye’nin Suriye ve Irak ile geliştirdiği çok boyutlu iş birliği de gündeme taşındı. İRAN VE ABD ARASINDA MEYDANA GELEN ÇATIŞMALARIN DOĞURDUĞU RİSKE DİKKAT ÇEKİLDİ Ayrıca, Türkiye’nin ev sahipliğinde 7 ve 8 Temmuz 2026 tarihleri arasında tertip edilen NATO Zirvesi’nin ittifakın geleceği açısından önemi vurgulandı. İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında yaşanan çatışmaların bölge ülkelerine ve küresel ticaret güzergâhlarına sıçramasının oluşturduğu risk ve tehditler de ele alınırken tüm taraflara, güç kullanmaktan kaçınma ve kalıcı barışın tesisine matuf müzakerelere geri dönme çağrısında bulunuldu. Toplantıda İsrail-Hamas çatışmasında yaşanan gelişmeler de masaya yatırılırken bildiride son olarak şu ifadelere yer verildi: Gazze Barış Planı çerçevesinde son günlerde kaydedilen ilerlemelere rağmen ateşkes ihlallerine devam eden İsrail yönetiminin, Filistin topraklarındaki yerleşimci terörünü tırmandırması ve başta Mescid-i Aksâ olmak üzere kutsal mekânlara yönelik kışkırtıcı saldırılarını sürdürmesi karşısında, uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerektiği vurgulanmıştır.

TSK'da yeni dönem: YAŞ kararlarıyla komuta kademesi yeniden şekillendi Haber

TSK'da yeni dönem: YAŞ kararlarıyla komuta kademesi yeniden şekillendi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen 2026 Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısı sona erdi. Toplantının ardından açıklanan kararlarla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) komuta kademesinde önemli değişikliklere gidildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, YAŞ kararlarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun katılımıyla imzaladı. Kararlar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA ORGENERAL RAFET DALKIRAN ATANDI YAŞ kararları kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildi. Boşalan Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevine Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı. Öte yandan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresi, 30 Ağustos 2026'dan itibaren geçerli olmak üzere bir yıl uzatıldı. 25 GENERAL VE AMİRAL TERFİ ETTİ 30 Ağustos 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 25 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi. Ayrıca 69 albay general ve amiralliğe terfi etti. Şûra kararları doğrultusunda 24 generalin görev süresi bir yıl, 530 albayın görev süresi ise iki yıl uzatıldı. Kararlar sonrasında TSK'daki general ve amiral sayısının 30 Ağustos itibarıyla 328'den 334'e yükseleceği bildirildi. ÜST RÜTBEYE YÜKSELEN İSİMLER BELLİ OLDU YAŞ kararları kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığından Korgeneral Erdoğan Gür orgeneralliğe yükseltildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneraller Burhan Aktaş, Ertan İnaltekin ve Alparslan Kılınç korgeneralliğe; Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tümamiraller Ramazan Özoğul ve Erhan Aydın koramiralliğe; Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneral Kemal Turan ise korgeneralliğe terfi etti. Ayrıca Kara Kuvvetleri Komutanlığından 13 tuğgeneral tümgeneralliğe, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından 4 tuğamiral tümamiralliğe, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tuğgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik ise tümgeneralliğe yükseltildi. 63 GENERAL VE AMİRAL EMEKLİYE SEVK EDİLDİ Şûra kararları kapsamında 2 general yaş haddi nedeniyle 1 Eylül 2026 itibarıyla emekliye sevk edildi. Bunun yanı sıra 61 general ve amiral de kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla emekliye ayrıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı açıklamasında, bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni görevlerinin millet, devlet, Türk Silahlı Kuvvetleri ve aileleri için hayırlı olması temennisinde bulunulurken, emekliye ayrılan personele hizmetlerinden dolayı teşekkür edildi. KADIOĞLU'NDAN ERDOĞAN'A VEDA ZİYARETİ YAŞ toplantısının ardından emekliye sevk edilen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a veda ziyaretinde bulundu.

Azerbaycan: Ermenistan Anayasası değişirse barışın önündeki son engel de kalkacak Haber

Azerbaycan: Ermenistan Anayasası değişirse barışın önündeki son engel de kalkacak

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a yönelik toprak iddiası içerdiği belirtilen maddenin kaldırılması hâlinde, iki ülke arasında nihai barış anlaşmasının imzalanmasının önünde herhangi bir engel kalmayacağını söyledi. Hacıyev, Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ile Kültürlerarası Ağ Derneği iş birliğinde düzenlenen "Barışın Coğrafyası Karabağ: Güney Kafkasya'da İmar, İstikrar ve Bölgesel İşbirliği" programında değerlendirmelerde bulundu. "YENİ ANAYASA SÜRECİNİ YAKINDAN İZLİYORUZ" Azerbaycan ile Ermenistan arasında Vaşington'da (Washington) imzalanan barış anlaşmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiğini hatırlatan Hacıyev, bu sürecin Bakü'nün barışa olan bağlılığını gösterdiğini ifade etti. Ermenistan'da seçimlerin ardından başlayan yeni anayasa hazırlıklarını yakından takip ettiklerini belirten Hacıyev, Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a yönelik toprak iddiası içeren hükmün kaldırılmasının önemine dikkat çekti. Hacıyev, "Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a karşı bir toprak iddiası bulunuyor. Biz, bu maddenin yeni anayasada yer almamasını, yani tamamen çıkarılmasını bekliyoruz. Ermenistan tarafında da bu yönde bir irade olduğunu görüyoruz." dedi. Hacıyev, Ermenistan'da yapılacak referandum sonucunda yeni anayasanın kabul edilmesi ve söz konusu maddenin yürürlükten kaldırılması durumunda, nihai barış anlaşmasının imzalanmasının önünde herhangi bir engel görmediklerini belirterek, "Ermenistan'da referandum yapılıp yeni anayasa kabul edilir ve bu madde anayasadan çıkarılırsa, barış anlaşmasının nihai olarak imzalanması açısından herhangi bir engel veya sorun görmüyoruz." ifadelerini kullandı. Bölgede fiilî anlamda barış ortamının bulunduğunu vurgulayan Hacıyev, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın sağlanması için diplomatik temasların sürdüğünü söyledi. Hacıyev, Güney Kafkasya'da istikrarın güçlendirilmesi ve bölgesel iş birliğinin artırılmasının hem iki ülke hem de bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. "KARABAĞ'DA 9 ŞEHİR VE 300 KÖY YENİDEN İNŞA EDİLİYOR" Karabağ'da kapsamlı bir yeniden imar programının sürdüğünü belirten Hacıyev, "Bugün Karabağ'da 9 şehir ve 300 köyü sıfırdan inşa ediyoruz. Yeni şehirler, yeni kasabalar ve yeni köyler kuruluyor." dedi. Bölgede kısa sürede binlerce kilometrelik kara yolu, köprü ve tünel inşa edildiğini aktaran Hacıyev, yaklaşık 60 bin kişinin Karabağ'a dönerek yaşamaya, çalışmaya ve eğitim görmeye başladığını ifade etti. Mayın tehdidinin hâlen devam ettiğini belirten Hacıyev, yürütülen mayın temizleme faaliyetleri sayesinde vatandaşların güvenli şekilde şehir ve köylere kademeli olarak yerleştirildiğini söyledi. Karabağ'ın yeniden ayağa kaldırıldığını vurgulayan Hacıyev, "Doğal bir cennet olan Karabağ'da yeniden bir cennet oluşturma sürecindeyiz." ifadelerini kullandı. ZENGEZUR KORİDORU İÇİN BU YIL İNŞAAT BEKLENTİSİ Zengezur Koridoru hakkında da açıklamalarda bulunan Hacıyev, Ermenistan ve ABD'den gelen mesajların projenin fizibilite çalışmalarının son aşamaya ulaştığını gösterdiğini belirtti. "Ermenistan ve ABD tarafından verilen sinyaller, fizibilite çalışmalarının artık son aşamada olduğunu ve inşaat çalışmalarının bu yıl başlayacağını gösteriyor." diyen Hacıyev, Azerbaycan tarafında Bakü-Zengilan çift yönlü kara yolunun tamamlanmak üzere olduğunu, demir yolu hattında da son aşamaya gelindiğini kaydetti. Nahçıvan'daki demir yolu altyapısının yeniden inşa edildiğini ifade eden Hacıyev, Türkiye'nin de Kars-Iğdır demir yolu hattı üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü hatırlattı. Bu projelerin tamamlanmasıyla Nahçıvan'ı Türkiye'ye bağlayacak demir yolu hattının hayata geçirileceğini belirten Hacıyev, "Ermenistan ve ABD'nin Zengezur Koridoru, yani 'Trump Koridoru' olarak adlandırdıkları projenin inşaat sürecini de başlatmalarını bekliyoruz." dedi. "KARDEŞLİK ATALARIMIZDAN KALAN BİR MİRASTIR" Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihî ve güçlü bağlara dayandığını vurgulayan Hacıyev, iki ülkenin dünyaya örnek bir kardeşlik sergilediğini söyledi. Hacıyev, "Türkiye ve Azerbaycan, dünya için kardeşliğin bir örneğidir. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, dostluğumuz ve kardeşliğimiz atalarımızdan, dedelerimizden bize kalan değerli bir mirastır." ifadelerini kullandı. İki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermeye çalışan çevrelerin bulunduğunu belirten Hacıyev, bu girişimlerin başarısız olacağını söyledi. "Bu çirkin niyetlerinin başarılı olabileceğini sanmıyorum. Yaptıkları tek şey kirli propagandadır." diyen Hacıyev, Türk-Azerbaycan ilişkilerini hedef alan kişi ve gruplara yönelik sert ifadeler kullandı. Hacıyev, "Türk-Azerbaycan ilişkilerini baltalamaya çalışanları hain olarak adlandırıyorum. İster Türkiye'de ister Azerbaycan'da olsunlar, böyle bir niyeti taşıyanlar asla hedeflerine ulaşamayacaktır. Çünkü etle tırnak arasına kimse giremez." dedi. Hacıyev, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliğin halkların ortak iradesi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde gelecekte daha da güçleneceğini ifade etti. "SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI GİRİŞİMİ AZERBAYCAN'IN KIRMIZI ÇİZGİSİDİR" Bununla birlikte Hacıyev, İsrail'de 1915 olaylarının "Ermeni soykırımı" olarak tanınmasına yönelik girişimlerin Azerbaycan'ı ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, Türkiye'nin çıkarlarının Bakü için her zaman öncelikli olduğunu söyledi. Haber Global'e konuşan Hacıyev, söz konusu girişimin gündeme gelmesinin ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in talimatıyla yoğun diplomatik temaslar yürütüldüğünü ifade etti. Hacıyev, İsrail makamlarına Azerbaycan'ın tutumunun açık şekilde iletildiğini belirterek, böyle bir kararın adil olmayacağını ve tarihî gerçekleri yansıtmadığını vurguladı. Hacıyev, "Bu konu gündeme gelir gelmez Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yoğun diplomatik faaliyet başlattık. İsrail tarafına da böyle bir kararın öncelikle adaletsiz olacağını, tarihî gerçekleri yansıtmadığını ve kabul edilmesini doğru bulmadığımızı ilettik." dedi. İsrail'in Azerbaycan'ın mesajlarını dikkate aldığını ifade eden Hacıyev, "Olumlu olan, İsrail tarafının bu mesajlarımızı ciddiyetle değerlendirmesidir. Böylece sürecin daha ileriye taşınmasının önüne geçildiğini düşünüyoruz. Bu, hiçbir şekilde tarihî gerçekleri yansıtmayan ve tamamen adaletsiz bir adım olurdu." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE'NİN OLMADIĞI MASADA AZERBAYCAN VARDIR" Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklığa vurgu yapan Hacıyev, iki ülkenin her platformda birbirinin yanında yer aldığını söyledi. "Türkiye'nin olmadığı masada Azerbaycan vardır, Azerbaycan'ın olmadığı masada ise Türkiye vardır." diyen Hacıyev, iki ülkenin çıkarlarına yönelik her türlü girişime birlikte karşılık vereceklerini belirtti. Hacıyev, "Ülkelerimizin çıkarlarına karşı atılan her adıma kararlılıkla cevap veriyoruz ve bundan sonra da vermeye devam edeceğiz." dedi.

Kırımoğlu: Türkiye'nin Kırım konusundaki tutumu hayati önem taşıyor! Haber

Kırımoğlu: Türkiye'nin Kırım konusundaki tutumu hayati önem taşıyor!

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile 16 Temmuz 2026'da Ukrayna'nın Başkenti Kıyiv'de gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Görüşmeye Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçisi Mustafa Levent Bilgen ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl de katıldı. Kırım Tatar halkının haklarının korunması ve seslerinin uluslararası alanda duyurulması açısından kritik önem taşıyan zirvede; ayrıca Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Gayana Yüksel ve Rıza Şevkiyev, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ile Ukrayna'nın Arap ve Müslüman Devletlerle Etkileşiminden Sorumlu İstişare Kurulu Sekreteri Snaver Seythalil yer aldı. Görüşmenin akabinde QHA'ya konuşan Kırımoğlu, görüşmede öncelikli olarak işgal altındaki Kırım'da yaşanabilecek insani kriz senaryolarını ele aldıklarını belirtti. TÜRKİYE'NİN TUTUMU KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Kırımoğlu, "Kendilerine endişelerimizi dile getirdik. Eğer işgal altındaki Kırım'da açlık başlarsa, insani kriz derinleşirse bu sorunların sonuçlarını nasıl yöneteceğiz? Biz Rusları iyi tanırız. Böyle bir durumda Rusya'nın baskıları daha da artacaktır." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu konuda net bir tutum ortaya koymasının önemine işaret eden Kırımoğlu, "Böyle bir durum yaşanırsa Türkiye'nin nasıl hareket edeceğinin Putin'e ve çevresine açık bir şekilde iletilmesi önem taşıyor. Bunları görüştük." dedi. "KIRIM'SIZ BİR ATEŞKESİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL" Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılmasının mevcut dönemde önemli bir fırsat sunduğunu dile getiren Kırımoğlu, Kırım'ın işgal altında kalacağı bir ateşkes seçeneğinin kendileri açısından kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kırımoğlu, "Kırım Tatarları işgal altında yaşamaya devam ederse önlerinde hiçbir gelecek kalmayacak. Ya Kırım'ı terk etmek zorunda kalacaklar ya da sistematik bir Ruslaştırma politikasıyla karşı karşıya bırakılacaklar. Bu nedenle Kırım'ın geleceği bizim için hayati önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. İşgal döneminde Kırım'a yerleştirilen Rus nüfus konusunun da gündeme geldiğini aktaran Kırımoğlu, bu meselede Türkiye'nin yaklaşımını önemsediklerini belirtti. SİYASİ TUTSAKLARIN DURUMU GÜNDEME GELDİ Görüşmede ayrıca Rusya tarafından alıkonulan Kırım Tatarı siyasi tutsakların durumunun ayrıntılı şekilde ele alındığını ifade eden Kırımoğlu, "Şu anda hapiste bulunan 372 vatandaşımız var ve bunların yarısından fazlası Kırım Tatarı. Bu insanların nasıl özgürlüğüne kavuşturulabileceğini değerlendirdik." şeklinde konuştu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'nın da dile getirdiği üzere, esir takaslarındaki en büyük sorunlardan birinin Rusya'nın Kırım Tatarı siyasi tutsaklarını takas listelerine dahil etmemesi olduğunu kaydeden Kırımoğlu, Büyükelçi Nariman Celâl'in serbest bırakılması sürecini örnek gösterdi. Nariman Celâl'in serbest bırakılması için Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın en az üç kez Vladimir Putin ile doğrudan görüştüğünü biliyoruz. Nariman Celâl'in adı Birleşmiş Milletler'de (BM), Avrupa Birliği'nde (AB), Avrupa Parlamentosunda ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde defalarca gündeme getirildi. Nihayet 2024 yılında serbest bırakılmasını sağlayabildik. Her bir siyasi tutsağın özgürlüğüne kavuşması için benzer girişimlerin sürdüğünü belirten Kırımoğlu, "Ancak hâlâ çözülmesi gereken çok sayıda işimiz bulunuyor. Bu nedenle Türkiye'nin bu süreçteki rolü son derece önemlidir. Başka ülkelerin çağrıları Rusya tarafından dikkate alınmayabilir, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tutumu büyük önem taşımaktadır." dedi. DÜNYA KIRIM TATAR KONGRESİ YENİDEN TÜRKİYE'DE DÜZENLENEBİLİR Kırımoğlu, görüşmede son olarak Dünya Kırım Tatar Kongresi'nin yeniden Türkiye'de düzenlenmesi konusunun da ele alındığını belirterek, "Daha önce 2015 yılında Ankara'da gerçekleştirilmişti. Yeni kongrenin de yeniden Türkiye'de yapılmasını planlıyoruz." şeklinde konuştu.

İngiliz basınından Türkiye'nin küresel savunma ve diplomasi ligindeki yükselişine tam not! Haber

İngiliz basınından Türkiye'nin küresel savunma ve diplomasi ligindeki yükselişine tam not!

Avrupa kıtasının güvenlik mimarisi köklü bir değişimden geçerken, Batı medyasında Türkiye’nin küresel ölçekte artan askerî ve diplomatik ağırlığına yönelik çarpıcı analizler öne çıkıyor. Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden The Telegraph, yayımladığı geniş soluklu analizde Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve jeostratejik konumuyla Avrupa güvenliğinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline geldiğini vurguladı. Gazetede yayımlanan kapsamlı analizde, Ankara'nın yalnızca NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip bir ülke olmadığı, aynı zamanda Avrupa'nın yeniden silahlanma sürecinde ve küresel krizlerin yönetiminde kilit rol üstlendiği vurgulandı. Analizde, Türkiye'nin yükselişinin ani değil, uzun yıllara yayılan istikrarlı bir dönüşümün sonucu olduğu belirtilirken, Ukrayna-Rusya Savaşı, Suriye'deki gelişmeler ve Orta Doğu'daki krizlerin Ankara'nın uluslararası etkisini daha görünür hâle getirdiği ifade edildi. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDAKİ DİPLOMATİK ROLÜ The Telegraph'a göre Türkiye'nin küresel etkisinin ilk önemli göstergelerinden biri, Ukrayna'ya tedarik edilen Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçları (SİHA) oldu. Bu sistemlerin savaşın ilk dönemlerinde Rus zırhlı birliklerine karşı önemli başarılar elde ettiği hatırlatılan analizde, Ankara'nın aynı zamanda savaşın başlangıcında Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleştirilen barış görüşmelerine ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi. Gazete, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye'nin Şam'daki yeni yönetim ile uluslararası toplum arasında diplomatik köprü görevi üstlendiğini belirtti. Analizde ayrıca bu yılın başlarında Ankara'nın kamuoyuna yansımayan önemli bir diplomatik girişime imza attığı öne sürüldü. Habere göre Türkiye, İsrail'in Irak'taki İran karşıtı grupları kullanarak İran'a yönelik planladığı olası kara operasyonunun hayata geçirilmesini diplomatik girişimlerle engelleyerek bölgede daha büyük bir çatışmanın önüne geçilmesine katkı sağladı. NATO'NUN İKİNCİ BÜYÜK ORDUSU, AVRUPA'NIN YENİ SAVUNMA MERKEZİ Gazete, Türkiye'nin bugün NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunu ve son on yılda savunma sanayisine yaptığı yatırımlar sayesinde askerî ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 80'ini yerli imkânlarla karşılayabilir hâle geldiğini aktardı. Analizde, Türkiye'nin savunma ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştığı, bu rakamın gelecek yıllarda daha da artmasının beklendiği kaydedildi. Türkiye'nin yalnızca kendi güvenliğini sağlamadığı, aynı zamanda Avrupa'nın savunma kapasitesine doğrudan katkı sunduğu belirtilen haberde, birçok ülkeye gerçekleştirilen savunma ihracatına dikkat çekildi. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ AVRUPA'DA BÜYÜYOR The Telegraph, Baykar'ın geliştirdiği Bayraktar TB2'nin Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümün sembolü hâline geldiğini yazdı. Haberde, Baykar'ın geçen yıl 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği belirtilirken, TB2 SİHA'larının Ukrayna, Polonya, Romanya ve Hırvatistan tarafından envantere alındığı ifade edildi. Gazete ayrıca Türkiye'nin; Polonya'ya elektronik harp ve radar sistemleri, Portekiz için deniz lojistik gemileri, İspanya'ya gelişmiş jet eğitim uçakları, Irak'a hava savunma sistemleri, Endonezya'ya savaş uçakları ihraç ettiğini aktardı. Bunun yanında Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) verilerine göre Polonya, Estonya, Macaristan, Arnavutluk, Kosova ve Bosna Hersek'in de Türkiye'den savunma sistemleri satın aldığına dikkat çekildi. Analize göre Avrupa'nın Rusya tehdidine karşı hızla yeniden silahlandığı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO üyelerini savunma harcamalarını artırmaya zorladığı mevcut süreç, Türk savunma sanayisi için yeni fırsatlar oluşturuyor. ROKETSAN VE ASELSAN NATO PROJELERİNDE The Telegraph, NATO'nun büyük ölçekli savunma projelerinde Türk şirketlerinin rolünün giderek arttığını da vurguladı. Haberde, Roketsan ve Aselsan'ın taarruz kabiliyetleri ile hava ve füze savunma sistemlerinin geliştirilmesini amaçlayan NATO projelerinde görev aldığı belirtilerek, Türkiye'nin artık yalnızca silah ihraç eden bir ülke değil, aynı zamanda Avrupa'nın ortak savunma mimarisinin üretici aktörlerinden biri haline geldiği değerlendirildi. TÜRKİYE-BİRLEŞİK KRALLIK ARASINDA YENİ SAVUNMA DÖNEMİ Analizde Türkiye ile Birleşik Krallık arasında istihbarat paylaşımını da kapsayan yeni savunma ve güvenlik anlaşmasına geniş yer verildi. Anlaşmanın iki ülke arasındaki iş birliğini kurumsallaştırmayı ve daha da güçlendirmeyi amaçladığı belirtilirken, Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan'ın NATO Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmeler aktarıldı. Ayhan, Türkiye'nin artık yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke olmadığını belirterek, kriz bölgelerinde istikrar sağlayan küresel bir güvenlik aktörüne dönüştüğünü ifade etti. Türkiye ile Birleşik Krallık'ın Avrupa kıtasının iki ucunda bulunmasına rağmen ittifak açısından iki stratejik kalkan görevi gördüğünü söyleyen Ayhan'ın açıklamaları analizde öne çıkarıldı. ANKARA, KÜRESEL DİPLOMASİNİN MERKEZİNDE The Telegraph, Türkiye'nin yalnızca Avrupa güvenliği açısından değil, küresel diplomasi bakımından da benzersiz bir konuma ulaştığını yazdı. Analizde Ankara'nın; Rusya ile Ukrayna arasında, İsrail ile İran arasında, Batı ile Çin arasında, NATO ile NATO üyesi olmayan ülkeler arasında diplomatik temaslar kurabildiği ifade edildi. Gazete, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ABD Başkanı Donald Trump ile Ankara'da gerçekleştirdiği görüşmeyi de Türkiye'nin diplomatik ağırlığını gösteren örneklerden biri olarak değerlendirdi. NATO Zirvesi kulislerinde Türkiye'nin zaman zaman "Batı ile Batı arasında bile arabuluculuk yapabilen ülke" şeklinde tanımlandığı aktarıldı. TRUMP VE ERDOĞAN İLİŞKİSİ DİKKAT ÇEKTİ Analizde ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın diyaloğa da yer verildi. Gazete, Trump'ın Türkiye'nin ev sahipliği yapmadığı bir NATO Zirvesi'ne katılmayabileceğini ifade ettiğini aktarırken, ABD Başkanı'nın Türkiye'nin yeniden F-35 savaş uçağı programına dâhil edilmesini değerlendirdiğini de yazdı. Haberde, Avrupa'nın güvenlik konusunda ABD'ye olan bağımlılığının azalmasıyla birlikte Türkiye'nin diplomatik etkisinin daha da arttığı değerlendirmesi yapıldı. JEOSTRATEJİK KONUM TÜRKİYE'Yİ VAZGEÇİLMEZ KILIYOR Analize göre Türkiye'nin yükselişinde savunma sanayisinin yanı sıra benzersiz coğrafi konumu da belirleyici rol oynuyor. Avrupa ile Asya arasında yer alan Türkiye'nin Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya'nın kesişim noktasında bulunmasının NATO açısından stratejik avantaj sağladığı vurgulandı. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünün de Türkiye'yi Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez hâle getirdiği ifade edildi. AVRUPA İÇİN FIRSAT, BERABERİNDE YENİ TARTIŞMALAR The Telegraph, Türkiye'nin yükselen savunma rolünün bazı yeni tartışmaları da beraberinde getirdiğini yazdı. Haberde, Türkiye'nin millî muharip uçağı KAAN'da hâlen ABD motorlarına bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa'nın Türk savunma sanayisine yönelmesinin Vaşington'da (Washington) rahatsızlık oluşturabileceği değerlendirmesi yapıldı. Öte yandan İsrail'in de Türkiye'nin yeniden F-35 programına katılması ihtimaline sıcak bakmadığı belirtilirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bunun Orta Doğu'daki güç dengesini değiştireceği yönündeki değerlendirmelerine yer verildi. Gazete, bazı Avrupalı diplomatların ise İsrail'in gelecek dönemde Avrupa ülkelerinin Türkiye'den savunma ürünleri satın almasını engellemeye yönelik girişimlerde bulunabileceğini düşündüğünü aktardı. "AVRUPA'NIN TÜRKİYE İLE ÇALIŞMAKTAN BAŞKA SEÇENEĞİ YOK" Analiz, kısa vadede Avrupa'nın güvenliği açısından Türkiye ile yakın iş birliğinin kaçınılmaz olduğu değerlendirmesiyle sona erdi. The Telegraph, Ankara'nın askerî kapasitesi, savunma sanayisi, diplomatik etkisi ve jeostratejik konumu Avrupa için vazgeçilmez hâle geldiğini vurguladı. Ayrıca bu yeni güç dengesi uzun vadede bölgesel rekabetleri artırabilecek yeni tartışmaları da beraberinde getirebileceğini yazdı. Gazete, mevcut koşullarda ise Avrupa'nın Türkiye ile iş birliğini sürdürmekten başka gerçekçi bir seçeneğinin bulunmadığını değerlendirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.