SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ab

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ab haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ab haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna ile İspanya savunma sektöründe iş birliği güçlendiriyor Haber

Ukrayna ile İspanya savunma sektöründe iş birliği güçlendiriyor

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenskiy), Avrupa turu kapsamında 18 Mart’ta Madrid’e gerçekleştirdiği resmî ziyarette İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir araya gelerek savunma ve finans alanlarında beş stratejik anlaşmaya imza attı. İspanya, Ukrayna’nın savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla 2026 yılı için 1 milyar avroluk yeni bir askerî yardım paketi taahhüt etti. Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana Madrid’e yaptığı dördüncü ziyaret olan bu görüşmede, özellikle hava savunma sistemleri ve ortak silah üretimi ön plana çıktı. İspanyol savunma devi Sener grubunun Ukraynalı üreticilerle üç ayrı iş birliği anlaşması imzaladığı görüşmelerde; insansız hava araçları (İHA), füzeler ve radar sistemlerinin ortak geliştirilmesi kararlaştırıldı. UKRAYNA CEPHE DENEYİMİNİ PAYLAŞACAK Ukrayna'nın savaş sahasında edindiği teknolojik tecrübeyi bu projelere aktarmaya hazır olduğunu belirten Zelenskıy, “Ukrayna, özellikle insansız hava araçları konusunda savaş sırasında edindiği bilgilerden yararlanarak yardım sağlamaya hazırdır. İspanyol savunma sanayisi ise Ukrayna'ya gerekli mermileri, radarları ve ekipmanları sağlayabilir." dedi. Öte yandan İspanya Başbakanı Sanchez ise Ortadoğu’daki gerilimin Ukrayna’ya olan desteği gölgelemeyeceğini belirterek, bu yılki toplam finansal katkının 4 milyar avroya ulaşacağını duyurdu. Bu fonun büyük bir kısmının, Avrupa genelinde anti-balistik sistem üretimini hedefleyen PURL programı kapsamında Patriot füzeleri ve gelişmiş hava savunma ekipmanlarına ayrılması planlanıyor. AB YOLUNDA TAM DESTEK Zirvede sadece askerî değil, siyasi destek mesajları da ön plandaydı. Sanchez, İspanyol hükûmetinin ve toplumunun Ukrayna’nın Avrupa Birliği (AB) üyeliğine tam destek verdiğini bir kez daha teyit etti. Zelenskıy ise Madrid’den ayrıldıktan sonra Brüksel’deki Avrupa Konseyi toplantısına katılarak, halen Macaristan tarafından bloke edilen 90 milyar avroluk kredi paketinin serbest bırakılması için diplomatik temaslarını sürdürecek.

AB’den Rus yanlısı Orban’a Ukrayna kredisi baskısı! Haber

AB’den Rus yanlısı Orban’a Ukrayna kredisi baskısı!

Avrupa Birliği (AB) liderleri, Ukrayna’ya Rusya’nın saldırılarına karşı mücadelesini sürdürebilmesi için sağlanması planlanan 90 milyar avroluk (yaklaşık 103 milyar dolar) krediye yönelik Macaristan vetosunun kaldırılması amacıyla Brüksel’de kritik bir zirvede bir araya geliyor. Diplomatik kaynaklara göre, AB üyesi 27 ülkenin lideri, Macaristan Başbakanı Viktor Orban üzerinde yoğun baskı kurmaya hazırlanıyor. Brüksel’deki zirvede, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) bu hafta boru hattının AB’nin teknik desteği ve finansman katkısıyla onarılmasına yönelik anlaşmayı kabul etmesi, diğer liderler tarafından Orban’a karşı önemli bir argüman olarak kullanılacak. AB yetkilileri, bu gelişmenin Orban’ın itirazlarını geri çekmesi için yeterli zemin oluşturduğunu düşünüyor. AB İÇİNDE NEDİŞELER ARTIYOR Öte yandan, Macaristan’ın vetosu yalnızca Ukrayna’nın finansal sürdürülebilirliği açısından değil, aynı zamanda AB’nin kurumsal güvenilirliği açısından da ciddi endişelere yol açıyor. Diplomatik çevreler, Ukrayna’nın yeni finansman sağlanamaması hâlinde haftalar içinde ciddi bütçe sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor. AB içinde Orban’ın tutumu giderek artan bir rahatsızlık yaratırken, bu durumun Avrupa Konseyi’nin aldığı kararların uygulanabilirliğini sorgulatabileceği ifade ediliyor. AB yetkililerini daha da rahatsız eden bir diğer unsur ise Macaristan’ın, Çekya ve Slovakya ile birlikte söz konusu kredi paketinin mali yükümlülüklerinden muaf tutulmuş olmasına rağmen vetosunu sürdürmesi oldu. Buna karşın Orban, geri adım atmaya yanaşmadı ve sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Petrol yoksa para da yok. Bu kadar basit” ifadelerini kullandı. DRUZHBA BORU HATTI KRİZİ Söz konusu kredi paketi, aralık ayında AB liderleri tarafından siyasi uzlaşıyla kabul edilmişti. Ancak Orban, geçen ay karara engel koyarak sürecin uygulanmasını durdurdu. Orban’ın bu tutumunda, Ukrayna üzerinden Macaristan ve Slovakya’ya Rus petrolü taşıyan Druzhba boru hattında yaşanan kriz etkili olduğu gündeme geldi. Yetkililere göre, Rusya’nın ocak ayında gerçekleştirdiği saldırı sonucu hasar gören hat henüz tam anlamıyla faaliyete geçmedi. Ukrayna yönetimi, onarım çalışmalarının zaman alacağını belirtirken, Macaristan hattın kullanıma hazır olduğunu savunuyor. Macaristan Başbakanı Orban’ın, özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile yakın siyasi ilişkileri ve Rusya ile sürdürdüğü dengeli politika nedeniyle AB içinde sık sık tartışma konusu olduğu biliniyor. Ancak diplomatik kaynaklara göre Orban, daha önce AB liderleri arasında uzlaşıyla alınmış bir kararı bu ölçekte engellememişti.

Akdeniz’de sürüklenen Rus tankeri için alarm: Ekolojik felaket kapıda! Haber

Akdeniz’de sürüklenen Rus tankeri için alarm: Ekolojik felaket kapıda!

Akdeniz’de sürüklenen Rusya bağlantılı bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerinin ciddi bir çevre felaketi riski oluşturduğu bildirildi. İtalya, Fransa ve yedi Avrupa ülkesi, Avrupa Komisyonuna gönderdikleri mektupta acil önlem çağrısında bulundu. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı tarafından görülen mektupta, Arctic Metagaz adlı geminin Malta ile İtalya arasındaki sularda sürüklendiği ve durumunun “deniz güvenliği ile çevresel felaket riskini aynı anda barındıran çift yönlü bir tehdit” oluşturduğu ifade edildi. Mektupta, geminin mevcut hâli ve taşıdığı yük nedeniyle Avrupa Birliği (AB) deniz sahasının kalbinde “yakın ve ciddi bir ekolojik felaket riski” bulunduğu vurgulandı. AB, söz konusu geminin Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgali sonrası uygulanan yaptırımları aşmak amacıyla kullanılan “gölge filo”nun bir parçası olduğunu belirtti. Öte yandan gemiye yönelik izleme, müdahale ve teknik destek faaliyetlerinin, yaptırım rejiminin etkinliğini zayıflatabileceğine dikkat çekildi. KREMLİN REJİMİNDEN AÇIKLAMA Rusya Dışişleri Bakanlığı ise geminin Akdeniz’de sürüklendiğini doğrulayarak, çözüm sürecine Moskova’nın katılımının “somut koşullara bağlı” olacağını açıkladı. Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, gemide mürettebat bulunmadığını, yaklaşık 700 ton yakıt ve önemli miktarda doğal gaz taşıdığını ileri sürdü. Zaharova, uluslararası hukuk gereği kıyı devletlerinin duruma müdahale etmek ve olası bir çevre felaketini önlemekle sorumlu olduğunu söyledi. Libya Denizcilik Ajansı 4 Mart’ta yaptığı açıklamada, geminin bir gün önce çıkan yangının ardından Libya ile Malta arasındaki sularda battığını bildirmişti.

Buça Katliamı’nın 4. yılında AB’den 9 Rus subaya yaptırım Haber

Buça Katliamı’nın 4. yılında AB’den 9 Rus subaya yaptırım

Avrupa Birliği Konseyi, 2022 yılında Buça’da sivil halka yönelik işlenen savaş suçlarından sorumlu tutulan 9 üst düzey Rus askerîi yetkiliye karşı yaptırım kararı aldı. Listede, işgalin başlangıcında Buça, Hostomel ve İrpin bölgelerindeki operasyonları yöneten en üst rütbeli komutanlar yer alıyor. Buça Katliamı’nın dördüncü yıl dönümü vesilesiyle açıklanan kararda, Rusya’nın Doğu Askeri Bölgesi eski Komutanı Albay Aleksandr Çayko yaptırım listesinin başında yer aldı. Çayko, geniş çaplı işgalin başında Ukrayna topraklarındaki en yüksek rütbeli subay olarak Rus birliklerinin Buça’daki faaliyetlerinden doğrudan sorumlu tutuluyor. Yaptırım listesine alınan diğer subayların; Buça, Hostomel, İrpin ve Borodyanka’da sivillere yönelik işkence, yağma ve öldürülen Rus askerlerinin cesetlerini sivillere zorla toplattırma gibi suçları yönettiği belirtildi. Ayrıca listedeki bir yetkilinin, işgal altındaki Donetsk bölgesinden bir çocuğun yasa dışı yollarla Rusya’ya sınır dışı edilmesi ve evlatlık verilmesi sürecinden de sorumlu olduğu kaydedildi. VARLIKLARI DONDURULDU, GİRİŞ YASAKLARI GETİRİLDİ AB Konseyi tarafından onaylanan kısıtlamalar kapsamında bu 9 kişinin Avrupa Birliği sınırlarındaki mal varlıkları donduruldu. Ayrıca AB vatandaşlarının ve şirketlerinin bu kişilere fon sağlaması yasaklanırken, söz konusu askerlerin AB ülkelerine giriş yapmalarına ve transit geçişlerine de engel getirildi. Bu son kararla birlikte, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığına yanıt olarak AB tarafından yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşların sayısı yaklaşık 2 bin 600’e ulaştı. BUÇA’DA EN AZ 381 SİVİL ÖLDÜRÜLDÜ 24 Şubat-31 Mart 2022 tarihleri arasında Rus işgali altında kalan Buça’da 381 sivil öldürüldü. Rus işgal güçlerinin, Mart-Nisan 2022'de Ukrayna kuzeyinden çekilmesi ve Ukrayna ordusunun bölgeyi kontrol altına almasının ardından Buça kentine giren Ukraynalı askerler ve gazeteciler, kentin sokaklarında çok sayıda sivilin cansız bedeni ile karşılaştı. Yapılan incelemeler sonucu bölgede toplu sivil katliamı yapıldığı; tecavüz ve işkence dahil daha birçok ciddi suçun işlendiği ortaya çıktı.

Türkiye, 12. yılında Kırım tavrını yineledi: "Gayrimeşru referandumu tanımıyoruz" Haber

Türkiye, 12. yılında Kırım tavrını yineledi: "Gayrimeşru referandumu tanımıyoruz"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu tarafından gerçekleştirilen Kırım’ın yasa dışı ilhakının 12. yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı bildiride, uluslararası hukuka aykırı olan bu fiili durumun tanınmadığını bir kez daha teyit etti. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne olan desteğin vurgulandığı açıklamada, Kırım Tatar Türklerinin haklarının korunacağı mesajı verildi. Bakanlığın resmî internet sayfasında yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni gayrimeşru bir referandumun neticesinde ilhakının on ikinci yıl dönümünde, uluslararası hukuka aykırı bu fiili durumu tanımadığımızı bir kere daha teyit ediyoruz. Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne kuvvetli desteği devam eden ülkemiz, Kırım Tatar Türklerinin durumu başta olmak üzere Yarımada’daki gelişmeleri yakından takip ederek gündemde tutmayı sürdürecektir. 16 MART 2014: KIRIM'DA SİLAHLARIN GÖLGESİNDE SÖZDE REFERANDUM 16 Mart 2014 tarihinde işgal altındaki Kırım'da, kamuflajlı Rus askerlerinin gözetimi altında göstermelik bir referandum yapıldı. İki gün sonra, 18 Mart 2014 tarihinde Kremlin’de “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması” antlaşması imzalandı. İşgalci Rusya, sözde referandumu yasa dışı hamlesini meşrulaştırmak amacıyla düzenledi. Rusya, Şubat 2014’te Ukrayna’ya bağlı Kırım Yarımadası’nı işgal için harekete geçti. Silahlı Rus askerleri Kırım ile Herson bölgesi arasındaki idari sınırında kontrol noktaları oluşturdu. Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirdi. Ukrayna birliklerinin konuşlandırıldığı askerî üsleri kuşatma altına aldı. 6 Mart 2014’te Kırım’ın sözde Parlamentosu, Kırım’ı Rusya’ya bağlama ve 16 Mart’ta Kırım’ın statüsüne dair “referandum” düzenleme kararı aldı. Referandumda, Kırım'da yaşayanlara; Rusya’ya bağlanma veya 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası'nın yeniden uygulamaya konulması ve ona göre Ukrayna’ya bağlı özerklik olarak kalma seçenekleri sunuluyordu. 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası, Kırım'ın "Ukrayna'ya gönüllü olarak devredenler dışında tüm yetkileri kendi topraklarında kullanan" kendi devlet organlarına sahip olduğunu, yani Kırım'ın geniş özerklik haklarına sahip olduğunu belirliyordu. Anayasa, yarımadanın bağımsız Ukrayna'nın bir parçası olmasından hemen sonra Kırım Parlamentosu tarafından kabul edilmişti. Bu anayasanın yardımıyla Kremlin, Kırım'ı kontrol altına almaya çalışmıştı. Ancak, Ukrayna Parlamentosu, bu belgeyi anayasaya aykırı olarak iptal etmişti. Yani aslında, 16 Mart 2014’teki sözde referandumda, Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olarak kalması seçenekler arasında yoktu. Rus silahlarının namlusu altında gerçekleştirilen sözde referandum, Rusya tarafından “Kırım sakinlerinin iradesini tecelli etmesi” olarak adlandırılıyor. Moskova tarafından tüm düzeylerde yerel yasalara ve uluslararası uygulamaya göre yapıldığı savunuluyor. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği (AB) ve ABD, yasa dışı olarak yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) başta Kırım Tatarları olmak üzere Kırımlılara sözde referandumu boykot etme çağrısı yaptı. KIRIM TATAR MİLLİ MECLİSİNDEN SÖZDE REFERANDUMU BOYKOT ÇAĞRISI KTMM, 6 Mart 2014'te Kırım halkını, Parlamentonun yasa dışı aldığı kararla yapılacak referandumu boykot etmeye çağırdı. Buna rağmen 16 Mart 2014 tarihinde saat 08.00’de işgal edilen Kırım’da bin 205 seçim bölgesi açıldı. Seçim bölgeleri açılır açılmaz sosyal ağlarda sözde oylama sırasında yer alan ihlallere ilişkin bilgiler paylaşılmaya başlandı. Rusya vatandaşları dahil isteyen herkese çok sayıda oy pusulası verildi. İşgalcilerin sözde referanduma katılım oranı ile ilgili açıkladığı “resmî verileri” de ciddi şüpheler uyandırıyor. Kremlin kontrolündeki sözde Seçim Komisyonu katılım oranının yaklaşık yüzde 83 olduğu duyurdu. Oylamaya katılanların yüzde 96,77’sinin “Kırım'ın Rusya’ya bağlanması için” oy verdiği iddia edildi. 18 Mart 2014 tarihinde Kremlin’de “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması” antlaşması imzalandı. Öte yandan Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, FSB gizli raporlarına dayanarak sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 34.2 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirdi.

16 Mart 2014: Kırım'da silahların gölgesinde sözde referandum Haber

16 Mart 2014: Kırım'da silahların gölgesinde sözde referandum

16 Mart 2014 tarihinde işgal altındaki Kırım'da, kamuflajlı Rus askerlerinin gözetimi altında göstermelik bir referandum yapıldı. İki gün sonra, 18 Mart 2014 tarihinde Kremlin’de “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması” antlaşması imzalandı. İşgalci Rusya, sözde referandumu yasa dışı hamlesini meşrulaştırmak amacıyla düzenledi. Rusya, Şubat 2014’te Ukrayna’ya bağlı Kırım Yarımadası’nı işgal için harekete geçti. Silahlı Rus askerleri Kırım ile Herson bölgesi arasındaki idari sınırında kontrol noktaları oluşturdu. Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirdi. Ukrayna birliklerinin konuşlandırıldığı askerî üsleri kuşatma altına aldı. 6 Mart 2014’te Kırım’ın sözde Parlamentosu, Kırım’ı Rusya’ya bağlama ve 16 Mart’ta Kırım’ın statüsüne dair “referandum” düzenleme kararı aldı. Referandumda, Kırım'da yaşayanlara; Rusya’ya bağlanma veya 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası'nın yeniden uygulamaya konulması ve ona göre Ukrayna’ya bağlı özerklik olarak kalma seçenekleri sunuluyordu. 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası, Kırım'ın "Ukrayna'ya gönüllü olarak devredenler dışında tüm yetkileri kendi topraklarında kullanan" kendi devlet organlarına sahip olduğunu, yani Kırım'ın geniş özerklik haklarına sahip olduğunu belirliyordu. Anayasa, yarımadanın bağımsız Ukrayna'nın bir parçası olmasından hemen sonra Kırım Parlamentosu tarafından kabul edilmişti. Bu anayasanın yardımıyla Kremlin, Kırım'ı kontrol altına almaya çalışmıştı. Ancak, Ukrayna Parlamentosu, bu belgeyi anayasaya aykırı olarak iptal etmişti. Yani aslında, 16 Mart 2014’teki sözde referandumda, Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olarak kalması seçenekler arasında yoktu. Rus silahlarının namlusu altında gerçekleştirilen sözde referandum, Rusya tarafından “Kırım sakinlerinin iradesini tecelli etmesi” olarak adlandırılıyor. Moskova tarafından tüm düzeylerde yerel yasalara ve uluslararası uygulamaya göre yapıldığı savunuluyor. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği (AB) ve ABD, yasa dışı olarak yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) başta Kırım Tatarları olmak üzere Kırımlılara sözde referandumu boykot etme çağrısı yaptı. KIRIM TATAR MİLLİ MECLİSİNDEN SÖZDE REFERANDUMU BOYKOT ÇAĞRISI KTMM, 6 Mart 2014'te Kırım halkını, Parlamentonun yasa dışı aldığı kararla yapılacak referandumu boykot etmeye çağırdı. Buna rağmen 16 Mart 2014 tarihinde saat 08.00’de işgal edilen Kırım’da bin 205 seçim bölgesi açıldı. Seçim bölgeleri açılır açılmaz sosyal ağlarda sözde oylama sırasında yer alan ihlallere ilişkin bilgiler paylaşılmaya başlandı. Rusya vatandaşları dahil isteyen herkese çok sayıda oy pusulası verildi. İşgalcilerin sözde referanduma katılım oranı ile ilgili açıkladığı “resmî verileri” de ciddi şüpheler uyandırıyor. Kremlin kontrolündeki sözde Seçim Komisyonu katılım oranının yaklaşık yüzde 83 olduğu duyurdu. Oylamaya katılanların yüzde 96,77’sinin “Kırım'ın Rusya’ya bağlanması için” oy verdiği iddia edildi. 18 Mart 2014 tarihinde Kremlin’de “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması” antlaşması imzalandı. Öte yandan Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, FSB gizli raporlarına dayanarak sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 34.2 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirdi.

22 Avrupa ülkesinden Rusya’nın Venedik Bienali’ne katılımına tepki! Haber

22 Avrupa ülkesinden Rusya’nın Venedik Bienali’ne katılımına tepki!

22 Avrupa ülkesi, İtalya'da düzenlenecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi'ne Rusya'nın katılmasına izin verilmesi dolayısıyla Venedik Bienal Vakfına mektup yazarak tepki gösterdi. Aralarında Fransa, Almanya, İspanya, Romanya, Polonya, Norveç ve Ukrayna’nın da bulunduğu 22 Avrupa ülkesi, Rusya’nın İtalya’da düzenlenecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi’ne katılmasına izin verilmesine tepki gösterdi. Söz konusu ülkelerin Dışişleri ve Kültür Bakanları, kararın geri alınması talebiyle Venedik Bienali Vakfına ortak mektup gönderdi. Venedik Bienali Başkanı Pietrangelo Buttafuoco’nun 5 Mart’ta Rusya’nın bu yılki bienalde yer alacağını açıklaması, İtalya ve Avrupa’da tartışmalara yol açtı. İtalyan basınında yer alan haberlere göre, ortak mektupta Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişiminin devam ettiği vurgulanarak mevcut koşullar altında bu kararın kabul edilemez olduğu belirtildi. Bakanlar, Rusya’nın katılımına izin veren kararın geri çekilmesini talep etti. Karara İtalya hükûmetinden de tepki geldi. İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli, hükûmetin söz konusu karara karşı olduğunu Venedik Bienali Başkanı Buttafuoco’ya gönderdiği video mesajla iletti. AB’DEN DE TEPKİ GECİKMEDİ Öte yandan Avrupa Birliği (AB) de karara tepki gösterdi. AB Komisyonunun Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen ile AB Komisyonunun Nesiller Arası Adalet, Gençlik, Kültür ve Spor’dan Sorumlu Üyesi Glenn Micallef, yaptıkları ortak açıklamada Rusya’nın ulusal pavyonunu yeniden açmasına izin verilmesini “şiddetle kınadıklarını” belirtti. Açıklamada, söz konusu kararın AB’nin Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşa verdiği “kolektif yanıtla” bağdaşmadığı ifade edilerek, Rusya’nın katılımına izin verilmesi halinde Venedik Bienali Vakfı’na sağlanan AB hibelerinin askıya alınması veya tamamen sonlandırılması dahil ek önlemlerin değerlendirilebileceği kaydedildi. PARALİMPİK OYUNLARI DA TARTIŞMA YARATTI İtalya’da bu yıl düzenlenen 2026 Milano–Cortina Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları kapsamında Rusya ve Belarus’un temsil edilmesine izin verilmesi de tartışmalara neden oldu. Uluslararası Paralimpik Komitesi’nin (IPC) Rusya ve Belarus sporcularının millî bayrak ve marşlarıyla oyunlara katılmasına izin vermesi, Ukrayna’daki savaşın devam ettiği gerekçesiyle eleştirildi. Milano–Cortina Paralimpik Oyunları Organizasyonu ise söz konusu kararın kendilerine ait olmadığını açıkladı. Ukrayna ve bazı ülkeler, bu kararın ardından 6 Mart’ta Verona’da düzenlenen paralimpik oyunlarının açılış törenini boykot ederken Rus sporcular oyunlarda kendi bayraklarıyla yer aldı.

AB’den ABD’ye çağrı: Rus petrolüne tavan fiyat sıkı şekilde uygulanmalı Haber

AB’den ABD’ye çağrı: Rus petrolüne tavan fiyat sıkı şekilde uygulanmalı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bazı petrol yaptırımlarını geçici olarak muaf tutacağını açıklamasının ardından Vaşington (Washington) yönetimine G7 ülkelerinin Rus petrolüne uyguladığı tavan fiyat mekanizmasını sıkı şekilde uygulama çağrısında bulundu. ABD’nin petrol arzını güvence altına almak ve fiyatları düşürmek amacıyla bazı petrolle bağlantılı yaptırımlardan muafiyet tanıyacağını duyurmasının ardından konu gündeme geldi. Petrol fiyatları, Basra Körfezi’ndeki üretim kesintisi ihtimali ve tanker taşımacılığında ihracatın aksayabileceği endişeleri nedeniyle varil başına 119 dolara yükselerek yaklaşık dört yılın en yüksek seviyesine çıktı. G7 ülkelerinin maliye bakanları ise gerektiği takdirde fiyatları düşürmek amacıyla stratejik petrol rezervlerinden piyasaya arz yapılabileceğini açıkladı. “G7 TAVAN FİYATI SIKI BİR ŞEKİLDE UYGULANMALI” Öte yandan AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis, düzenlediği basın toplantısında Rusya’nın savaş gelirlerini sınırlamak için mevcut mekanizmaların sıkı şekilde uygulanmasının kritik önem taşıdığını belirtti. Dombrovskis, “Rusya’nın savaş gelirlerini sınırlamak için G7 tavan fiyatının sıkı şekilde uygulanması ve gerekirse denizcilik hizmetlerine yönelik tam bir yasak getirilmesi çok önemlidir. Aksi yönde bir adım kendi kendini boşa çıkaran bir politika olur.” dedi. AB Komiseri, bu tür gevşemelerin Rusya’nın savaş kapasitesini artırabileceğini vurgulayarak, bunun Ukrayna’ya verilen desteği zayıflatabileceğini söyledi. Dombrovskis ayrıca, Rusya’nın İran’a da destek verdiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.