SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Afganistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Afganistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afganistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Öz-Türkistan Derneği Başkanı Masumi, Güney Türkistan’daki asimilasyon ve hak mücadelesini QHA’ya anlattı Haber

Öz-Türkistan Derneği Başkanı Masumi, Güney Türkistan’daki asimilasyon ve hak mücadelesini QHA’ya anlattı

Öz-Türkistan Kültür Eğitim Araştırma ve Strateji Derneği Başkanı Abdurrahim Masumi; bugünkü Afganistan topraklarında kalan ve Özbekler başta olmak üzere çoğunlukla Türkmenler, Tatarlar, Kırgızlar ve Kazaklardan oluşan Güney Türkistan halkının tarihi, Güney Türkistan halkına yaşatılan zulümler ve Güney Türkistan halkının hak mücadelesi üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “GÜNEY TÜRKİSTAN’IN DESTEĞİNİ ALMADAN HİÇBİRİSİ İKTİDARA GELEMEMİŞTİR” Abdurrahim Masumi, Güney Türkistan halkının yaşadığı zorlukların fitilinin ateşlenmesinin Afganistan emirleri olan Ahmed Şah Dürrânî’den Abdurrahman Han’a kadar uzanan bir dönem içerisinde başladığını kaydetti. “Hangi hükûmet gelirse gelsin, Güney Türkistan Türklerinin desteğini almadan hiçbirisi iktidara gelememiştir. Göktürkler döneminde de görüldüğü gibi biz, düşmanın tatlı diline çok çabuk kanıyoruz. Türk halkı olarak çok iyimseriz, dolayısıyla bizi hep tatlı dilleriyle kullanmışlardır.” diyen Masumi, Güney Türkistan halkının bu durumdan olumsuz etkilendiğini kaydetti. Güney Türkistan halkının dillerinden ve kültürlerinden uzak kaldığını ve dilin yalnızca konuşma dili olarak kaldığını belirtti. Buna rağmen Güney Türkistan halkının ne kadar baskıyla karşılaşırsa karşılaşsın kendi kültüründen vazgeçmediğini dile getiren Masumi; halkın destanını, dili ve halk şarkılarını bir şekilde devam ettirdiğini beyan etti. Masumi, bununla birlikte Afganistan’ın Emir Abdurrahman Han dönemine denk gelen dönemde bastırılan Kabil Rupisi banknotlarının üzerinde Türkçe, Farsça, Peştunca yazılar olduğunu belirterek 5 Rupi banknotunun üzerinde Arap alfabesiyle Türkçe “beş” yazdığını dile getirdi. MASUMİ, RUSYA’NIN GÜNEY TÜRKİSTAN TARİHİNDEKİ OLUMSUZ ETKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ Söz konusu dönem içerisinde, Emir Abdurrahman Han ile başlayan ve bugüne kadar devam eden Güney Türkistan’ı Peştûnîleştirme politikasının hüküm sürdüğünü bildiren Masumi, “Devlet, bölgenin (Güney Türkistan) en verimli topraklarını kendi Peştun halkına bir şekilde veriyor ve orada yayılarak bu politikasını hâlâ devam ettiriyor. Hatta Zahir Şah döneminde Gül Muhammed Mohmand diye bir diplomat var. Daha önce Kabil’de görevliyken Türkiye’ye eğitime geliyor ve geldikten sonra Türk tarihinin ve kültürün ne kadar zengin olduğunu öğreniyor. İçinde kin besleyerek Afganistan’a döndükten sonra Zahir Şah’a diyor ki ‘Sen beni Türkistan’a temsilci olarak ata, ben orada ne yapacağımı bilirim.’. Oraya gittikten sonra kimi zaman tatlı dille ve kimi zaman zorbalıkla kitaplarla el yazma eserleri yakıyor ve sonrasında külünü Amu Derya’ya döküyor. Burada Rusya’nın etkisi çok fazla.” ifadelerini kullandı. Masumi, Güney Türkistan’ın parasındaki Türkçe “beş” ibaresinin ve “Afganistan Türkistanı” ismindeki “Türkistan” kelimesinin kaldırılmasında Rusya’nın büyük etkisi olduğunu vurguladı. Bununla birlikte Afganistan emirlerine Türkistan’ın ve Türklerin ikinci plana atılması karşılığında askerî ve ekonomik açıdan desteklenmesi yönünde tekliflerin yapıldığını belirten Masumi, “Özellikle Afganistan’ın sınırları, Rusya’nın etkisiyle belirleniyor. Amu Derya’nın güneyinde bizler, Afganistan sınırları içerisinde kalıyoruz, kuzeyinde de Büyük Türkistan’ın içerisinde kalıyor." dedi. MAREŞAL ABDÜRREŞİT DOSTUM, GÜNEY TÜRKİSTAN’I AYAĞA KALDIRMIŞTI Rusya’ya karşı dağa çıkan Güney Türkistanlı mücahitler içinde her etnik gruptan silahlanmanın ve teşkilatlanma olduğunu ve bu noktada büyük destekler sağlandığını belirten Masumi, “Maalesef ki bizim Türkler, bundan yine mahrum kaldı.” dedi. Azat Beg dışında diğer komutanların ve diğer etnik grupların kurduğu teşkilatların farklı yönlere dağılmasıyla Güney Türkistan halkının parçalandığını, dolayısıyla bir teşkilat kurulamadığını kaydeden Masumi, Mareşal Abdürreşit Dostum ile birlikte Güney Türkistan Türklerinin kendi kimliğini kazandığına ve Güney Türkistan’ın o dönemde neredeyse bağımsız bir devlet olduğuna fakat bu devletin Birleşmiş Milletler (BM) veya BM ile bağlı diğer devletler tarafından tanınmadığına dikkat çekti. TALİBAN’DAN ÖZBEK TÜRKMEN KADINLARA VE ÇOCUKLARA İNSANLIK DIŞI MUAMELE! Taliban’ın önceki döneminde düzenlediği Kaysar Katliamı’nın Güney Türkistan Türkleri için kapanmayacak bir yara olduğunu belirten Masumi, Peştunların Özbek Türkmen kadınlara Türk çocuğu doğurmaları sebebiyle hakaret edip göğüslerini kestiğini, kundaktaki bebekleri öldürdüğünü ve başka çok geniş ölçekli katliamlar yaptıklarını hatırlattı. “O zaman internet ve televizyon çok fazla yaygın olmadığı için dünyaya duyurulamadı. Zaten olsaydı bile bugünkü gibi yine duyurulamazdı. Bugün de bu sinsi siyaset devam ediyor, Peştûnîleşme siyaseti hâlâ devam ediyor. Kim olduğunu bilmediğimiz Peştunlar, Güney Türkistan’da özellikle hiç Peştun olmayan bölgelere getirilip onlara, oranın halkıymış gibi kimlikler veriliyor. Maalesef bu siyaset, hâlâ devam etmekte.” değerlendirmesini yaptı. “TÜRK HALKI HER ZAMAN BAYRAĞINA, TOPRAĞINA, NAMUSUNA SAHİP ÇIKAN BİR HALKTI” Afganistan’daki Taliban rejimi üzerine bugün, kadınların özellikle doğum veya kadın hastalıkları durumunda doktora gidemediğini ve hayatını kaybettiğini, kadınların ve kız çocuklarının okula ve üniversiteye gidemediğini ve bundan Güney Türkistanlı kadınların da etkilendiğini belirten Masumi, “Bugün her türlü zulüm devam etmekte.” dedi. Bununla birlikte Masumi, “Bu Afganistan’ın genelinde yapılıyor ama neden yapılıyor? Türk halkı, her zaman yeniliğe açık bir halktır. Ne kadar ekonomik, sosyal ve diğer sıkıntılar olsa da bizim halkımız, çocuklarını okutmaya meyilli. Peştun bölgesine baktığınızda, bu Cumhuriyet (Afganistan Cumhuriyeti) ve ondan önceki dönemde de böyleydi, onlara her türlü imkânı verin, yine de kız çocuklarını okutmazlardı, hatta erkekleri bile çok fazla okutmazlardı. En fazla okuyan ve her dönemde dereceye giren yine Güney Türkistanlı çocuklardır, kız çocukları olsun erkek çocukları olsun başarılı olan onlardır. Hem okullarda sayı olarak fazladır hem de başarı olarak ön plandadır.” şeklinde konuştu. Masumi, Güney Türkistanlılara karşı gerçekleştirilen zulmün nedeni üzerine ise “Türk halkı her zaman bayrağına, toprağına ve namusuna sahip çıkan bir halktı. Dolayısıyla (Türklerin) onların oyununa gelmeyeceklerini bildikleri için onlara karşı olan bir halkı seçiyorlar.” değerlendirmesini yaptı. “TÜRK DÜNYASININ ÇOK KATMANLI BİR STRATEJİ YÜRÜTMESİ LAZIM” Öte yandan Güney Türkistan meselesine uluslararası toplumun dikkatini çekmek için basının ve sosyal medyanın önemini vurgulayan Masumi, bununla birlikte en büyük görevin Türk Devletleri Teşkilatına (TDT) düştüğünü ifade etti. Ayrıca “Türk dünyasının çok katmanlı bir strateji yürütmesi lazımdır. Bu strateji içerisinde diplomatik, kültürel, medya, insan hakları ve ekonomi olarak birleşik bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.” şeklinde konuşan Masumi, haftada en az birkaç kere Güney Türkistan halkının durumunun aktarılmasının ve Türk devletlerinin Güney Türkistan’ı devamlı gündeme taşımasının önemini dile getirdi. Masumi, son olarak şu ifadelere yer verdi: Nasıl ki bir zamanlar Doğu Türkistan’ı kimse tanımıyordu ve bugün her yerde Doğu Türkistan olarak biliniyor, Çin kabul etmese bile. Biz de öyle olabiliriz. Bizi de Güney Türkistan olarak bütün Türk devletlerinin dillendirmesi lazım. Biz kültürümüzü, dilimizi, kendimizi tanıtmak amacıyla Öz-Türkistan Kültür Eğitim Araştırma Strateji Derneğini kurduk. Bu dernek çatısı altında kültürel faaliyetler ve bilimsel çalışmalar yürüttük. Akademi ile de birebir bağlantı içerisindeyiz. Ramazan’dan birkaç gün önce Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile Afganistan Türkleri Kültür Günü’nü kutladık ve çok güzel geçti. 18 Nisan’da büyük babamız Emir Timur’un doğumunu 690. yılını kutladık. Bu çalışmalarımız devam etmekte, bu şekilde çalışmalarımızı devam ettirebiliriz, bu mazlum halkın sesi bu şekilde duyurulabilir. Özellikle medyanın ve devlet yetkililerimizin söylemleri çok önemli. Güney Türkistan’ın her zaman, her yerde ve her platformda adının geçmesi gerekmektedir.

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi Haber

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi

5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen “Yerinden Edilme Krizi Karşısında Küresel Mülteci Koruma Sistemi” panelinde dünya genelinde rekor düzeye ulaşan zorla yerinden edilme vakaları karşısında derinleşen belirsizlik iklimi tartışıldı. Antalya Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2026’da icra edilen panelin moderatörlüğünü TRT World sunucusu Jaffar Hasnain üstlenirken; Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Bangladeş Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Susanne Raab, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty konuşmacı olarak katıldı. DÜNYA GENELİNDE 117 MİLYON İNSAN YERİNDEN EDİLDİ BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih, insanlığın tarih boyunca gördüğü en yüksek yerinden edilme rakamlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yerinden edilmenin göz ardı edilebilecek bir sorun olmadığını aksine uluslararası toplumun tam bir dayanışma içerisinde sorunu çözmesi gerektiğini ifade etti. Bu yıl, küresel mülteci koruma sistemi, 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin 75. yıl dönümünü olduğunu hatırlatan ancak sistemsel bir tıkanıklıkla karşı karşıya olduklarını söyleyen Salih, “Bugün 117 milyon insanın yerin edildiği oldukça yıkıcı bir durumla karşı karşıyayız. Örneğin Lübnan’da nüfusun beşte biri yerinden edildi. Burada bahsettiğimiz her bir istatistik, her bir rakam bir insan demek. Uluslararası toplum göçmen sorununun çözümü için daha fazla sorumluluk almalı.” dedi. Suriye iç savaşı süresince yaşanan göç krizini hatırlatan Salih, Türkiye’nin daha önce görülmemiş rakamlardaki mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Türkiye, Suriye, Irak, Afganistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen milyonlarca göçmene ev sahipliği yaptı, ki bunu yapması gerçekten hiç kolay olmadı. Ancak burada insani bir sorumluluktan bahsediyoruz ve Türkiye bunu gerçekleştirdi.” diye konuştu. Şuan fon dinamiklerinin yeterli olmadığını, daha fazla kaynağa gereksinim duyulduğunu kaydeden Salih, mevcut kaynaklar yerinden edilen insanların insani ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu ve acıların en büyüğünü masum kadın ve çocukların çektiğini kaydetti. “BANGALADEŞ 1 MİLYON MÜLTECİYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR” Bangladeş Dış İşleri Bakanı Rahman, Arakan’daki Müslüman azınlığa yönelik terör eylemleri nedeniyle ülkesinin 1 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaptığını, Bangaladeş’in Myanmar hükûmetiyle iletişim hâlinde olduğunu ve uluslararası toplumun desteğiyle sorunun kalıcı çözümü için çaba sarf ettiklerini söyledi. Rahman, mültecilerin gittikleri yerlerde kalmak istemediklerini aksine ülkelerine, evlerine dönmek istediklerini vurguladı. “GÖÇMEN SAYILARI İKİ KATINA ÇIKTI” ICMPD Genel Direktörü Raab, göç meselesinin diplomasinin dikkatine ve ilgisine ihtiyacı olduğunu belirterek, hâlihazırda göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelere bakıldığında göçmen sayısının iki katına çıktığını ve bu yüksek rakamların belli başlı ülkelerin omuzları üzerinde kaldığını anlattı. Türkiye’nin göç konusunda iyi iş çıkardığını söyleyen Raab, “Avrupa açısından baktığımda, göç sorununu daha iyi yönetecek bir iltica sistemine ihtiyacımız var. Geri dönüş konusunda yeniden bir yapılandırma gerekli. Ukraynalı göçmenlerin geçici koruma altında olduğunu görüyoruz. Burada bahsetmemiz gerek bir değer mesele ise mültecilerin geldikleri topluma katkı sağlayabilecekleri bir entegrasyon sistemi.” diye konuştu. “UKRAYNA’DA BOSNA-HERSEK’TEKİ GİBİ BİR DURUMLA KARŞILAMAK İSTEMİYORUM” Avrupa’da sorunun çözümü için sistemsel bir sorun olmasının yanında isteksizlik de olduğunu söyleyen Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri O’Flaherty ise, Rusya’nın, Kırım başta olmak üzere Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunarak, “Ukrayna’dan Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine gelen insanlara ne olacak? Ben 1990’larda Bosna-Hersek’teki gibi bir durumla karşılaşmak istemiyorum. Bu insanları düşünerek ilerlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göçmenleri suç unsuruymuş gibi gösterildiğini ancak bunun bir yalan olduğuna işaret eden O’Flaherty, göçmenlere söz hakkı tanınması gerektiğini, dinlenmeye ve empatiye ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği Haber

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği

Ukrayna’da devam eden savaşın yol açtığı insani krizin etkilerini hafifletmek amacıyla, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Anda İnsani Yardım ve Arama Kurtarma Derneği arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol, 17 Şubat 2026 tarihinde taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından resmiyet kazandı. MAĞDURLAR İÇİN TÜRKİYE ÇAPINDA SEFERBERLİK Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ve Anda Derneği Başkanı Okan Tosun tarafından imzalanan protokol, Ukrayna'da savaşın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veren mazlum ve mağdur sivillere yönelik yardım faaliyetlerini kapsıyor. Söz konusu iş birliği ile Türkiye genelinde büyük çaplı kampanyalar düzenlenerek gıda, giyim ve tıbbi malzeme desteği sağlanması hedefleniyor. UKRAYNA'DA KRİTİK EŞİK: BARINMA VE ISINMA SORUN Son aylarda yoğunlaşan hava saldırıları nedeniyle barınma, ısınma ve iaşe yetersizliğinin had safhaya vardığı Ukrayna'da durum insani kriz seviyesine gelmek üzere. Ukrayna'da savaşın başladığı ilk aylarda Türkiye'den önemli miktarda yardımı Ukrayna’ya ulaştıran Anda Derneği, Afganistan, Irak, Suriye, Gazze ve Afrika'da önemli yardım organizasyonları icra ediyor ve okul, yetimhane, eğitim ve kültür merkezleri, aşevleri hizmetleri veriyor. DETAYLAR YAKINDA AÇIKLANACAK İki dernek tarafından yürütülecek yardım çalışmalarının lojistik detayları, bağış kanalları ve kampanya takvimi yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacak. Protokol, Türkiye'deki Kırım Tatar diasporasının anavatanları ve Ukrayna halkı ile olan sarsılmaz dayanışmasını bir kez daha teyit etmiş oldu.

Afganistan'daki Özbekçe kullanımının kısıtlanması iddiaları yalanlandı Haber

Afganistan'daki Özbekçe kullanımının kısıtlanması iddiaları yalanlandı

Afganistan'da Özbekistan Türkçesinin kullanımının kısıtlandığına yönelik iddialar Özbekistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı. Afganistan'da Samangan Üniversitesinde Özbek Türkçesi ve Farsça tabelalarının Afganistan Yükseköğretim Bakanlığının emriyle kaldırıldığı ve sosyal medyada Özbekçe kullanımının kısıtlanmasına yönelik söylentiler nedeniyle Afgan yetkililer ile iletişime geçildi. Özbekistan Dışişleri Bakanlığı, meydana gelen spekülasyonlar nedeniyle Afganistan Dışişleri Bakanlığı ile iletişime geçerek sonrasında bir açıklama paylaştı. Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: Özbekçenin uluslararası alandaki itibarı, ondan geniş ve etkili biçimde yararlanılması ile ana dilimizin dünya kamuoyunda layıkıyla tanıtılması, Özbekistan dış politikasının öncelikli yönlerinden biridir ve her zaman odağımızda yer almaktadır. Son günlerde bazı kitle iletişim araçları ve sosyal ağlarda, Özbekçenin Afganistan’da kullanımına sözde kısıtlamalar getirildiğine dair haberler yayılmıştır. Bu bilgiler kamuoyunda doğal olarak belli bir endişe yaratmıştır. Bu konuya açıklık getirmek amacıyla, Özbekistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının yetkili temsilcileri hızlı bir şekilde Afganistan Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçerek durumu netleştirmiştir. Afgan yetkililer, söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını, ülke genelinde Özbekçenin kullanımına yönelik hiçbir kısıtlama bulunmadığını kesin bir dille vurgulamış; Afganistan hükûmeti ve halkının kardeş Özbek halkına ve diline derin bir saygı duyduğunu özellikle ifade etmiştir. Afganistan Dışişleri Bakanlığının resmî temsilcisinin bildirdiğine göre, halihazırda ülke genelinde yükseköğretim kurumları ve genel eğitim okullarının girişlerindeki yazıların tek bir standart temelinde düzenlenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Bu uygulamaya göre, eğitim kurumlarının cephelerindeki yazılar ülke genelinde üç dilde -Peştuca, Darice ve İngilizce- yer alacaktır. Bununla birlikte, ülkenin kuzey bölgeleri için, Samangan Üniversitesi de dâhil olmak üzere, istisnai olarak yazıların Peştuca, Darice ve Özbekçe dillerinde verilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca, iyi komşuluk, karşılıklı güven ve dostane ilişkilerin açık bir göstergesi olarak, Afganistan hükûmeti tarafından tarihte ilk kez Cüzcan Devlet Üniversitesinde bu yıldan itibaren yüksek lisans düzeyinde “Özbek Dili ve Edebiyatı” fakültesinin kurulmasının planlandığı bildirilmiştir.

Garry Kasparov: Ukrayna, Rusya’nın karşısında durmasaydı Rus tankları çoktan Polonya’ya varmıştı Haber

Garry Kasparov: Ukrayna, Rusya’nın karşısında durmasaydı Rus tankları çoktan Polonya’ya varmıştı

Güvenlik alanında uluslararası ölçekte düzenlenen önemli etkinliklerden 17. Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu, 21 ve 23 Kasım 2025 tarihleri arasında, Kanada'nın Nova Scotia kentinde düzenlendi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e muhalifliğiyle bilinen Rus satranç oyuncusu ve insan hakları aktivisti Garry Kasparov da forumun katılımcıları arasında yer aldı. Demokratik ülkelerin umutsuzluğa düşemeyeceğine vurgu yapan ve Putin’in, 25 yıldır iktidarda olduğunu ve emperyalist planları konusunda açık olduğunu hatırlatan Kasparov, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın hazırladığı 28 maddelik barış planını ve NATO’nun mevcut pozisyonunu sert sözlerle eleştirdi. “SAVAŞMAYA VE ÖLMEYE GÖNÜLLÜ MÜSÜNÜZ?” “Bir pazarlık planı olan sözde barış planı hakkında tabii ki birçok şey söylenilebilir. Bu konuya dair müzakerelerin altında yatan nedenin farkındayız; bu planın barışla bir ilgisi yoktur, yalnızca arkasındaki şahısların maddi çıkarları gözetilmektedir” ifadelerini kullanan Kasparov, “Kaç silahınızın veya ne kadar cephanenizin olduğunun bir önemi yok, asıl mesele şudur: Savaşmaya ve ölmeye gönüllü müsünüz?” şeklinde konuştu. Kasparov, NATO’nun “sahte” bir teşkilat olduğuna ve “zayıflığına” vurgu yaparak, “Hâlâ burada oturup NATO’yu kutlayabilmenizin nedeni, Ukrayna’nın her dakika kan kaybetmesidir. Eğer Ukrayna, Rusya’nın karşısında durmasaydı Rus tankları çoktan Polonya’ya varmıştı” dedi. UKRAYNA’YA BORCUMUZ ÇOK BÜYÜKTÜR Ukrayna’nın dört yıldır hâlâ Avrupa’nın tamamı için savaş verdiğinin altını çizen Kasparov, “NATO, Afganistan’a veya Suriye’ye gitmek için değil; yalnızca bir savaş için, özgür Avrupa’yı, Rus saldırılarından korumak adına kuruldu. Ukrayna, bu savaşta mücadele veren tek ülke ve biz hâlâ Ukrayna’yı (NATO’ya) alıp almamayı konuşuyoruz. Ukrayna, NATO’nun amacını yerine getiren tek ülkedir ve Ukrayna’ya borcumuz çok büyüktür” değerlendirmesini yaptı. Barış planı konusunda Putin, Şi Çinping gibi isimler tarafından memnuniyetle karşılandığını kaydeden Kasparov; Rusya saflarında Kübalılar, Afrikalılar ve gönüllülerin savaştığını hatırlatarak, “Her şeyimiz var: Askerî, siyasi ve ekonomik güce sahibiz ama yine de savaşı kaybediyoruz” dedi. Putin’in Rus İmparatorluğu’nu tekrar kurma hayalini gerçekleştirememesinin Ukrayna sayesinde olduğunu belirten Kasparov, “Umarım bu senaryo başımıza gelmez fakat Ukrayna, bu anlaşmayı imzalamaya zorlanırsa Putin’in hayalini gerçekleştireceği gün gibi ortadadır. Ukrayna’dan sonra sırada siz varsınız ama savaşmaya tenezzül etmiyorsunuz” dedi.

Terör listesinden diplomatik tanımaya: Taliban’a ilk resmî tanıma Rusya’dan geldi Haber

Terör listesinden diplomatik tanımaya: Taliban’a ilk resmî tanıma Rusya’dan geldi

Rusya 15 Ağustos 2021'de meydana gelen yönetim değişikliği sonrası Afganistan’da kurulan Taliban yönetimini resmen tanıyan ilk ülke oldu. Açıklama Rus propaganda ajansı RIA'ya konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov tarafından yapıldı. Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise; Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko'nun, Afganistan'ın Moskova Büyükelçiliğine yeni atanan Gul Hasan ile görüştüğü ve Hasan'ın Rudenko'ya güven mektubunun kopyalarını teslim ettiği kaydedildi. Bununla birlikte Afganistan geçici hükûmeti Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Afganistan'ın yeni Moskova Büyükelçisi Dimitry Zahirnov, Dışişleri Bakan Vekili Emirhan Muttaki'ye güven mektubunu sunduğu ve Kremlin hükûmetinin Afganistan yönetimini resmen tanıma kararı aldığını kendilerine aktardığı belirtildi. Rusya'nın bu kararı ile 15 Ağustos 2021'deki yönetim değişikliği sonrası kurulan Afganistan hükûmeti ilk kez bir ülke tarafından tanınmış oldu. TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK TANIYORDU Rusya Yüksek Mahkemesi, 2021 yılında Afganistan'ın yönetimini ele geçiren Taliban’ın ülkedeki faaliyetlerine getirdiği yasağı durdurma kararı almıştı. Rusya Başsavcılığı, Taliban’ın Rusya’daki faaliyetlerine yönelik yasağın askıya alınmasını talep etti. Rusya Yüksek Mahkemesi, bu talebi kabul edererek Taliban'a uygulanan yasağı askıya aldı. Taliban 2003 yılında Rusya tarafından terörist bir hareket olarak yasa dışı ilan edilmişti.

Rusya, Taliban'ı terör örgütleri listesinden çıkardı Haber

Rusya, Taliban'ı terör örgütleri listesinden çıkardı

Rusya Yüksek Mahkemesi, 2021 yılında Afganistan'ın yönetimini ele geçiren Taliban’ın ülkedeki faaliyetlerine getirdiği yasağı durdurma kararı aldı. Rusya Başsavcılığı, Taliban’ın Rusya’daki faaliyetlerine yönelik yasağın askıya alınmasını talep etti. Rusya Yüksek Mahkemesi, bu talebi kabul edererek Taliban'a uygulanan yasağı askıya aldı. Mahkeme tarafından yapılan açıklamada, “Rus Yüksek Mahkemesinin kararı, terör örgütleri birleşik federal listesine dâhil edilen Taliban hareketinin faaliyetlerine daha önceden getirilmiş olan yasağı askıya almıştır.” ifadelerine yer verildi. Bir Taliban temsilcisinin de katıldığı belirtilen duruşma basına kapalı gerçekleşti.  RUSYA TALİBAN İLE YAKINLAŞIYOR Taliban 2003 yılında Rusya tarafından terörist bir hareket olarak yasa dışı ilan edilmişti. Bu bakımdan Rusya, 20 yılı aşkın bir süredir terör örgütü olarak tanımladığı Taliban'a uyguladığı yasağı askıya alarak Moskova'nın Afganistan yönetimiyle ilişkilerini normalleştirmesinin önünü açtı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güçlerinin 20 yıllık savaşın ardından Afganistan'dan çekilmesiyle Ağustos 2021'de iktidarı ele geçiren Taliban hükûmetini şu anda hiçbir ülke tanımıyor. Ancak Rusya, Vladimir Putin'in geçen yıl artık bir müttefik olduğunu söylediği Taliban ile kademeli olarak bağlarını geliştiriyor. 2024 yılının mart ayında Moskova’da DEAŞ tarafından üstlenilen saldırıda 145 kişi ölmüştü. ABD'li yetkililer, saldırının sorumlusunun DEAŞ Horasan örgütünün Afganistan kolu olduğuna dair ellerinde istihbarat bulunduğunu açıklamıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.