SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Agi̇t

QHA - Kırım Haber Ajansı - Agi̇t haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Agi̇t haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Avrupa Temsilcisi Aslanov'dan QHA'ya özel açıklamalar Haber

Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Avrupa Temsilcisi Aslanov'dan QHA'ya özel açıklamalar

Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Avrupa Temsilcisi Ahmet Aslanov, cemiyetin çalışmaları, Ahıska Türklerinin 1944 yılında yaşadığı sürgünün bugüne yansımaları ve Ahıska Türklerinin ana vatanları olan Ahıska bölgesine dönüşü üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “HER AHISKA TÜRKÜNÜN KALBİNDE GÜÇLÜ BİR VATAN SEVGİSİ VARDIR” Aslanov, “Her Ahıska Türkünün kalbinde güçlü bir vatan sevgisi vardır, bu sevgi toplumumuzu ister bireysel ister bir kurum içinde, vatan davasına az ya da çok sahip çıkması neticesine getiriyor.” ifadelerine yer vererek söz konusu anlayış ve adalet arayışı sonucunda 2025 yılından itibaren Avrupa’da faaliyet gösteren Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti temsilciliğinin bir yıl boyunca Avrupa’nın farklı ülkelerinde, Ahıska Türklerinin sorununu konu edinen çeşitli programlara katılma ve program düzenleme fırsatı bulduğunu kaydetti. Söz konusu programların hem Ahıska Türklerinin tarihinin ve kültürünün tanıtılması hem de Ahıska Türkleri meselesinin uluslararası platformlarda dile getirilmesi açısından önemini dile getiren Aslanov, Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyetinin söz konusu çalışmaların verimli olması açısından her daim Avrupa’daki siyasi ortamı göz önünde bulundurduğunu belirterek “Avrupa Birliği ülkeleri, genel olarak insan hakları, azınlık hakları ve kültürel çeşitliliğin korunması konusunda güçlü hukuki mekanizmalara sahiptir. Bu durum, biz Ahıska Türklerinin tarihî mağduriyetlerini anlatması ve kültürel kimliğinin tanıtılması için önemli bir zemin oluşturuyor.“ dedi. Ancak bu sürecin Avrupa ile Gürcistan arasındaki siyasi ilişkileri ve bölgesel dengeleri de etkilemekte olduğunu kaydeden Aslanov, Gürcistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon süreci ve Rusya ile yaşadığı siyasi gerilimler nedeniyle azınlık meselelerinin bazen siyasi gündemin arka planında kalabildiğini, buna rağmen uluslararası platformlarda bu konunun dile getirilmesinin en azından dünya kamuoyu için bir hatırlatma işlevi gördüğünü bildirdi. ANATAVANA DÖNÜŞ MESELESİ, 81 YILDIR HÂLÂ BİR ÇÖZÜME ULAŞTIRILAMADI Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Avrupa Temsilcisi olarak gerçekleştirdiği en dikkat çekici çalışmadan bahseden Aslanov, “Bu bağlamda, 5-6 Mayıs 2025 tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ek insani boyut toplantılarında Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti adına yaptığım konuşma, benim için çok anlamlı bir deneyimdi. İki dakikalık bir konuşmaya Ahıska Türklerinin tüm acılarını ve sorunlarını sığdırmak elbette kolay olmadı.” ifadelerini kullandı. Aslanov, bununla birlikte üç temel meseleye dikkat çekme fırsatı bulduğunu, bunlardan ilkinin Ahıska Türklerinin ana vatanlarına dönüş meselesi olduğunu ve bu meselenin 81 yıldır hâlâ bir çözüme ulaştırılamadığını dile getirdi. İkinci meselenin ise Ahıska Türklerinin sivil toplum temsilcilerine uygulanan ve hâlâ kaldırılmamış olan Gürcistan’a giriş yasakları olduğunu kaydeden Aslanov, üçüncü meselenin ise Ukrayna’da yaşayan Ahıska Türklerinin durumu olduğunu belirtti. AGİT TOPLANTISINDA AHISKA TÜRKLERİNİN KİMLİK HAKKININ İHLALİ “Bildiğiniz gibi, Ukrayna’da savaştan önce sayıları yaklaşık on bine ulaşan Ahıska Türklerinin büyük bir bölümü, savaşın yaşandığı işgal edilmiş Herson (Kherson), Donetsk ve diğer bölgelerde yaşamaktaydılar. Ocaklarına yine bir göç düşen Ahıska Türkleri, tekrardan farklı ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Bu sebeple konuşmamda yine mülteci durumuna düşen çileli halkımıza, ana vatanları Ahıska’ya geri dönüş meselesinde kolaylık sağlanması gerektiğine dikkat çektim. Ahıska Türklerinin meselesini dile getirdiğim bu konuşma, AGİT'in insani boyut toplantısında ilk olmadı. Genelde Ahıska Türkü aktivist ve Vatan Cemiyeti temsilcisi olan Ensar Usmanov, tüm toplantılarda Ahıska Türklerinin meselesini dile getirir. Her zaman olmasa da AGİT'in insani boyut toplantılarında Gürcistan delegasyonu da Ahıska Türklerinin vatana geri dönüş meselesiyle ilgili cevap niteliğinde konuşmalar yapar. Bu sefer Gürcistan delegasyonundan konuşma yapan L. Somova, Gürcistan makamlarının sıklıkla verdiği yanıtı tekrarladı: ‘Sözümüzü yerine getirdik.’. Bunun yanı sıra her fırsatta bize Türk demekten kaçınarak ‘Müslüman Meshiler’ ifadesini kullandı.” şeklinde konuşan Aslanov, söz konusu duruma tepkisini dile getirerek AGİT’in insani boyut toplantısında Ahıska Türklerinin kimlik hakkının ihlal edilmesine dikkat çekti. “Nitekim bir halkın kendi kimliğini nasıl tanımladığı, uluslararası hukukta korunan temel haklardan biridir. Özellikle AGİT belgelerinde ve azınlık hakları standartlarında, bir kişinin veya topluluğun hangi etnik veya ulusal kimliğe ait olduğunu kendisinin belirlemesi gerektiği vurgulanır.” diye konuşan Aslanov, bir topluluğun kendini Ahıska Türkü olarak tanımladığı takdirde, bir devletin ya da bir kurumun o topluluğu zorla başka bir kimlikle tanımlayamayacağını belirtti. “Dünya üzerine bunun başka bir örneği var mıdır, bilmiyorum. İşte o gün şu gerçeği anladım, biz Ahıska Türkleri olarak uluslararası arenada hakkımızı aramanın yanı sıra Avrupa’da kültürümüzü ve kimliğimizi korumamız ve doğru bir şekilde tanıtmamız gerekiyor. Takdir edersiniz ki halkımızın sürgün yıl dönümü anısına düzenlenen programlar, bu hedefe ulaşmak için önemli bir fırsattır.” değerlendirmesini yapan Aslanov, Ahıska Türkleri Vatan Cemiyetinin Belçika’da yaşayan Ahıska Türklerinin bulunmasına rağmen Belçika’daki Uluslararası Demokratlar Birliği (UİD) ve Yunus Emre Enstitüsü ile iş birliği içinde, ilk kez Ahıska Türkleri Sürgünü’nü anma programını gerçekleştirdiğini belirtti. ASLANOV, AHISKA TÜRKLERİ VATAN CEMİYETİNİN STRATEJİK ROLÜNÜ VURDULADI Bugün Ahıska Türkleri Vatan Cemiyetinin Avrupa kurumları ile diyalog geliştirmesini ve Gürcistan’ın üstlendiği uluslararası yükümlülükleri hatırlatmasını, meselenin barışçıl ve hukuki yollarla çözülmesine katkı sağlayabilecek önemli bir strateji olarak yorumlayan Aslanov, “Burada özellikle ‘barışçıl’ kelimesinin altını çizmek isterim çünkü ben, aynı zamanda bir sosyal medya içerik üreticisi olarak sosyal medya ve kamuoyu tartışmalarını da takip ediyorum. Bu tartışmalara bakıldığında Ahıska Türklerinin vatana geri dönüşü, bazen Gürcü toplumu içinde bir egemenlik kaybı ya da bir tür tehdit gibi algılanabiliyor. Bunu belirli ölçüde anlaşılabilir bir duygu olarak da görmek gerekir çünkü bugün, Ahıska bölgesinin nüfusu yaklaşık 150 bin civarındadır. Buna karşılık dedeleri 1944 Sürgünü'nü yaşamış Ahıska Türklerinin dünya genelindeki sayısı, 600 bini aşmaktadır. Bu durum, ister istemez toplum içinde bazı kaygılar ve tartışmalar doğurabilmektedir ancak tarihî gerçeklik, çok farklıdır. Yüzyıllar boyunca Türkler, Gürcüler, Ermeniler, Kürtler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar, aynı topraklarda Ahıska’da birlikte yaşamıştır. Bu gerçeği, özellikle yaşlı nesil hâlâ hatırlamaktadır. Bu ortak yaşam tecrübesi, özellikle yaşlı insanların hafızasında hâlâ canlıdır. Ne yazık ki her geçen yıl bu dönemi hatırlayan ve bunu anlatan insanlar azalıyor ve yerine, bizleri Ahıska’da görmek istemeyen bir nesil geliyor. Bu durum da Ahıska Türklerinin vatana geri dönüş meselesini her geçen gün daha zor hâle getirmektedir.” değerlendirmesinde bulundu. “ASIL MESELE, ORADA HUZURLU BİR HAYAT KURABİLMELERİDİR.” Sovyetler Birliği döneminde Josef Stalin ve Lavrentiy Beria tarafından hazırlanan raporlarda Ahıska Türklerinin haksız yere ihanetle suçlandığını, bu suçlamaların ise zamanla Sovyet toplumu içerisinde Ahıska Türklerine yönelik olumsuz bir algının oluşmasına da yol açtığını dile getiren Aslanov, “Oysa tarih bunun tam tersini göstermektedir. Ahıska Türkleri, tüm zorluklara rağmen Sovyet yönetimine karşı ihanet etmemiş, hatta 40 bine kadar yiğidini 2. Dünya Savaşı’nda Sovyet ordusu saflarında savaşmak üzere göndermiştir. (Ahıska Türkleri) Sürgünden sonra yaşadıkları her yere, her ülkeye aynı sadakati gösteren bir toplumdur. Bu nedenle insan ister istemez şu soruyu soruyor: ‘Dede ve ninelerinin ata topraklarına dönmek isteyen insanlar, neden o toprakları korumak istemesin? Sovyet döneminde Rus dilini öğrenmek zorunda kalan bir halk, kendisini saygı ile kabul eden Gürcü diline ve kültürüne neden saygı duymasın?’” ifadelerini kullandı. Aslanov, öte yandan bir gün Gürcistan’da da bu gerçeği daha iyi anlayan insanların çıkacağına ve o zaman da Ahıska Türklerinin ana vatana geri dönüş meselesinin daha sağduyulu bir şekilde çözülebileceğine dair inancını dile getirdi. Bununla birlikte söz konusu meselenin zorla çözülebilecek bir konu olmadığına dikkat çeken Aslanov, “Avrupa ya da Türkiye’nin baskısıyla Ahıska Türkleri dönebilir ancak asıl mesele, orada huzurlu bir hayat kurabilmeleridir.” dedi. Nitekim bugün kendi imkânları ile Ahıska’ya gidip yaşamaya çalışan Ahıska Türklerinin de olduğunu kaydeden Aslanov, buna rağmen bazı Ahıska Türklerinin yıllarca ana vatanlarında yabancı gibi yaşamak zorunda kaldığını, yıl içerisinde defalarca giriş çıkış yaptığını ve birçok temel haktan mahrum kaldığını da belirtti. “KIRIM TATARLARININ KIRIMOĞLU GİBİ GÜÇLÜ BİR LİDERİ VAR” Ayrıca Aslanov, “Ahıska Türklerinin bu konuda çok anlamlı bir deyimi vardır: ‘Davetsiz giden, mindersiz oturur.’ Bu nedenle biz, vatana dönüşü her zaman onurlu, güvenli ve planlı bir program çerçevesinde düşünürüz.” şeklinde konuşarak Ahıska Türklerinin ana vatanlarına geri dönüşünün ancak karşılıklı anlayış ve mutedil bir ortam içinde gerçekleşebileceğini vurguladı. Ahıska Türklerinin ana vatana geri dönüşünün gerçekleşebilmesi için toplum olarak katedilmesi gereken çok yol olduğunu ancak zamanın da az olduğuna dikkat çeken Aslanov, “Bu yüzden bazen yürümek değil, koşmak gerektiğini düşünüyorum.” dedi. Son olarak Ahıska Türklerinin en büyük ihtiyaçlarından birinin toplum içinde birlik ve beraberliğinin sağlanması olduğunu vurgulayan Aslanov, şu ifadelere yer verdi: Ben sık sık ‘Biz, Kırım Tatarları kadar şanslı değiliz.’ diyorum ve bazen söylediğim bu söz, yanlış anlaşılabiliyor. Bununla kastettiğim şey şudur: Kırım Tatarlarının Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu gibi güçlü bir lideri vardır; bu durum, o halk için önemli bir avantajdır. Ahıska Türkleri için ise bugün en büyük ihtiyaçlardan biri birliktir. Ne yazık ki henüz tüm toplumu bir araya getiren güçlü bir birlikten söz etmek mümkün değil. Bu nedenle farklı kurumların ve toplulukların bir araya gelmesi, iç meseleleri bir kenara bırakarak ortak kimlik ve ortak hedef etrafında birleşmesi çok önemlidir. Eğer bunu başarabilirsek Ahıska Türklerinin vatana dönüş meselesi için çok daha güçlü bir zemin oluşacağına inanıyorum.”

BM Güvenlik Konseyi, Rusya’nın “Oreşnik” saldırısı sonrası Ukrayna gündemiyle toplanacak Haber

BM Güvenlik Konseyi, Rusya’nın “Oreşnik” saldırısı sonrası Ukrayna gündemiyle toplanacak

Ukrayna’nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağırma talebi Fransa, Letonya, Danimarka, Yunanistan, Liberya ve Birleşik Krallık tarafından desteklendi. Güncellenen takvime göre Konsey, 12 Ocak Pazartesi günü toplanacak. Ukrayna’nın BM Daimi Temsilcisi Andriy Melnık, Güvenlik Konseyine gönderdiği ve "Agence France Presse" (AFP) tarafından görülen mektupta, Rusya’nın sivil nüfusa yönelik saldırılarla “savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarda korkunç yeni bir seviyeye ulaştığını” belirtti. Melnık, Rusya’nın Lviv bölgesine karşı orta menzilli balistik füze olarak tanımlanan “Oreşnik”i kullandığını bizzat kabul ettiğine dikkat çekerek, bu saldırının “Avrupa kıtasının güvenliği için ciddi ve benzeri görülmemiş bir tehdit” oluşturduğunu vurguladı. UKRAYNA'DAN DİPLOMATİK GİRİŞİM Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, sosyal medya üzerinden 9 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Rusya’nın orta menzilli balistik füze kullanması nedeniyle yalnızca BM Güvenlik Konseyini değil, aynı zamanda Ukrayna-NATO Konseyini toplantıya çağırdıklarını, ayrıca Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi ve AGİT nezdinde de girişim başlattıklarını duyurmuştu. MOSKOVA SALDIRIYI DOĞRULADI Rusya Savunma Bakanlığı, 9 Ocak gecesi Ukrayna’ya yönelik saldırılarda “Oreşnik” adlı orta menzilli balistik füzenin kullanıldığını doğrulamış, saldırının 29 Aralık 2025’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Valday’daki konutuna yönelik olduğu öne sürülen bir saldırıya “misilleme” olduğunu iddia etmişti. AVRUPA SINIRINDA BALİSTİK FÜZEYE AVRUPADAN TEPKİ Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetlerine bağlı Batı Hava Komutanlığı, Lviv’e yönelik saldırıda kullanılan balistik füzenin saatte yaklaşık 13 bin kilometre hızla hareket ettiğini açıkladı. Füzenin kesin türünün ise parçalarının incelenmesinin ardından belirleneceği bildirildi. Avrupa ülkeleri saldırıya sert tepki gösterdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya’nın “Oreşnik” füzesi kullandığına dair açıklamasını, “Ukrayna’ya karşı açık bir tırmanma ve Avrupa ile Amerika Birleşil Devletleri'ne yönelik bir uyarı” olarak nitelendirdi.

AB Yüksek Temsilcisi Kallas: Rusya son 100 yılda kendisine hiç saldırmayan 19 ülkeyi işgal etti Haber

AB Yüksek Temsilcisi Kallas: Rusya son 100 yılda kendisine hiç saldırmayan 19 ülkeyi işgal etti

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Viyana'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya'nın son 100 yılda tam 19 ülkeyi işgal ettiğini hatırlattı. Kallas, AB üyelerine, Rusya'yı sınırları zorla değiştirme arzusundan caydıracak adımlar atma çağrısında bulundu ve Ukrayna'daki barışın Rusya'dan taviz alınmasına bağlı olduğunu vurguladı. Konuşmasında AGİT’in "hiç yoktan ortaya çıkmadığını", acı verici tarihsel deneyimlerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Rusya'nın saldırgan tarihine dikkat çeken Kallas şunları kaydetti: Son 100 yılda Rusya, en az 19 ülkeyi işgal etti; bunların çoğu bu masada temsil ediliyor ve bazıları tam üç ile dört kez işgal edildi. Bu 19 ülkenin hiçbiri Rusya'ya asla saldırmadı veya topraklarını işgal etmedi. “RUS TARAFINDAN TAVİZLER ALINMALI” AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, Ukrayna'ya ilişkin herhangi bir barış anlaşmasında odak noktasının, "Rus tarafından saldırganlığı durduracak ve sınırları zorla değiştirme arzusunu yitirecek şekilde nasıl tavizler alınacağı" olması gerektiğini vurguladı. Barışa giden tek yolun Rusya üzerindeki baskının artırılması ve Ukrayna'ya verilen desteğin güçlendirilmesinden geçtiğini vurgulayan Kallas, "Avrupa Birliği, yolunda kalacaktır; zira yalnızca Rusya üzerindeki daha büyük baskı ve Ukrayna'ya daha büyük destek, dengeyi değiştirecek ve barış umudu verecektir. Rusya'nın savaş mekanizmasını finanse etme imkanlarını azaltmak önemlidir." ifadelerini kullandı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Saldırganın yatıştırılmasına değil, gerçek barışa ihtiyacımız var Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Saldırganın yatıştırılmasına değil, gerçek barışa ihtiyacımız var

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya’nın savaşı durdurmaya niyetinin olmadığını ve tehlikenin tüm Avrupa’ya yayılabileceğini söyledi. Sıbiha, konuşmasına şu sözlerle başladı: Geçen yıl, ‘Ukrayna kan kaybediyor’ demiştim. Ne yazık ki bugün de bu gerçek değişmedi. Bugün, Rusya'nın geniş çaplı işgaline direnişimizin 1380’inci günü. Ukrayna’nın hâlâ ağır saldırılar altında olduğunu belirten Sıbiha, Avrupa devletlerini tehditleri küçümsememeye çağırarak, “Bu savaş bazılarına uzak görünebilir ama değil. Viyana, Avrupa’daki pek çok başkentten cephe hattına daha yakın. Ukrayna kan kaybederken bu salonda kimse güvende değil. Rusya bugün durmadı, yarın Avrupa’nın daha derinlerine ilerleyebilir.” dedi. “BARIŞ İÇİN HER FIRSATI DEĞERLENDİRECEĞİZ” Sabiha, Ukrayna’nın barış istediğini vurgulayarak ABD ve Avrupa ülkelerinin desteklerine teşekkür etti. “Eğer masada barış için tek bir fırsat bile varsa, bu önceliğimiz olmalı” diyen Bakan, kalıcı barışın ancak “gerçek güç ve gerçek güvenlik garantileriyle” sağlanabileceğinin altını çizdi. “SORUNUN KAYNAĞI ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLAMAZ” Bakan Sıbiha, Rusya’nın uluslararası kurumlarda art arda seçim kaybettiğini hatırlatarak, Moskova’nın küresel sorunların çözümünde güvenilir bir ortak olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti: Dünyadaki ülkeler Rusya’yı çözüm ortağı olarak görmüyor; çünkü küresel sorunların kaynağı bizzat Moskova. Savaş suçlularının AGİT masasında yeri yok. “AGİT, RUSYA’NIN SUÇLARINI BELGELEMEYE DEVAM ETMELİ” Sıbiha, Rusya’nın savaş suçlarından sorumlu tutulması gerektiğini, AGİT’in bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini ifade ederek, “Tüm AGİT mekanizmalarının Rusya’nın işlediği suçların belgelenmesi ve ifşa edilmesi için kullanılması gerekiyor. Ayrıca, örgütün savaş sonrası dönemde oynayabileceği rol üzerinde düşünmenin de zamanı geldi.” şeklinde kaydetti. “MÜNİH ÖRNEĞİ UNUTMAMALI” Konuşmasının sonunda Avrupa’ya tarihsel bir hatırlatma yapan Sıbiha, karar vericileri pasif kalmamaya çağırarak şu ifadeleri kullandı: Gelecek nesiller bizi nasıl hatırlayacak? Eylemlerimiz hakkında adil bir değerlendirme yapmalarını istiyorsak, hemen harekete geçmeliyiz. Ukrayna ve tüm Avrupa için gerçek, adil ve kalıcı bir barış sağlamak için harekete geçmeliyiz. Çünkü her şey birbirine bağlı. Münih'te gelecek nesillere ihanet edenlerin isimlerini hâlâ hatırlıyoruz. Bu bir daha olmamalı. Saldırganın yatıştırılmasına değil, gerçek barışa ihtiyacımız var. Viyana’da 4 Aralık’ta başlayan iki günlük toplantıya AGİT’e üye 57 ülkenin ve 11 ortak ülkenin temsilcileri katılıyor. Ukrayna heyetine Dışişleri Bakanı Andriy Sıbıha başkanlık ediyor.

Ukrayna Yerli Halklar Kongresi’nde “Yerli Halklar Yasası” masaya yatırıldı Haber

Ukrayna Yerli Halklar Kongresi’nde “Yerli Halklar Yasası” masaya yatırıldı

Ukrayna’da bu sene ilk kez düzenlenen Yerli Halklar Kongresi 2 Aralık’ta Kıyiv’de gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında "Yerli Halklar Yasası: Yerli Halkların Haklarının Gerçekleştirilmesinin Garantisi" başlıklı panel düzenlendi. Panelde Ukrayna’daki yerli halkların statüsü, yasal çerçevenin güçlendirilmesi ve yerli halkların işgal koşullarında korunmasına yönelik mekanizmalar ele alındı. Panele; Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, Avrupa Konseyi Ukrayna Ofisi Başkan Yardımcısı Hilde Haug, Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özel Temsilcisi Olha Kurışko, BM Yerli Halklar Hakları Uzman Mekanizması Üyesi ve İnuit Kutup Çevresi Konseyi Başkanı Dalee Sambo Dorough, Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, Ukrayna Uluslararası Hukuk Derneği Başkanı Olga Butkevıç ve Kırım Yerli Halklarını Destekleme Vakfı Başkan Yardımcısı Vyaçeslav Lombrozo katıldı. Oturum, Ukrayna Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve insan hakları savunucusu Alim Aliyev tarafından yönetildi. “KIRIM TATARLARININ STATÜSÜNE DAİR AYRI YASA GEREKLİ” Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, genel bir çerçeve sağlayan Yerli Halklar Yasası'nın yanı sıra, Kırım Tatar halkının statüsünü ayrıntılı biçimde düzenleyecek özel bir yasanın hazırlanmasının zorunlu olduğunu belirtti. 2022’de hazırlanan ve ilgili kurumlarla uyumlandırılan taslağın AGİT’ten olumlu görüş aldığını, şimdi ise Avrupa Konseyi’nden değerlendirme beklediklerini açıkladı. Aynı zamanda Taşeva uluslararası ortaklarla etkileşim sürecinin daha karmaşık olduğunu, çünkü birçok kuruluşun ağırlıklı olarak ulusal azınlıklarla çalıştığını ifade etti. KIRIM TATAR DİLİ KONUSUNDA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Cumhurbaşkanının Kırım Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, temsilcilik için en önemli önceliklerden birinin Kırım Tatar dili ve edebiyatının geliştirilmesi olduğunu söyledi. Yerli Halklar Yasası sonrası kabul edilen Kırım Tatar Dilini Geliştirme Stratejisi ve kurulan ulusal komisyonun, bakanlıklar arasındaki yetki devri sorunları nedeniyle yaklaşık bir yıldır tam kapasiteyle çalışamadığını aktardı. Kurışko, “Kırım Temsilcisi olarak işgal meselesi benim için de önemli, çünkü yasa ve devlet politikasının varlığı Ukrayna'ya yerli halkları korumak için ek argümanlar ve fırsatlar sağlıyor. Bugün Kırım işgal altındayken ve siyasi tutsakların çoğu Kırım Tatarı iken Ukrayna ek koruma mekanizmaları uygulamalıdır." dedi. “DİL POLİTİKASI: AVRUPA STANDARTLARIYLA UYUMLU VE KAPSAYICI OLMALI” Avrupa Konseyi Ukrayna Ofisi Başkan Yardımcısı Hilde Haug, dil politikasının Avrupa standartları ile Ukrayna siyasi ulusunun güçlendirilmesini ve yerli halkların kimliklerinin korunmasını birleştirmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Ukrayna ile uzman iş birliğinin önemine dikkat çeken Haug, bu sayede 2023 İnsan Hakları Komiseri raporundaki bulgular aracılığıyla Kırım'daki insan hakları savunucularına yönelik zulme dikkat çekildiğini hatırlattı. “ASIL ZORLUK, YASAYI HAYATA GEÇİRMEK” BM Yerli Hakları Uzman Mekanizması Üyesi Dalee Sambo Dorough, yerli halklara ilişkin yasal düzenlemelerin en büyük zorluğun uygulama aşaması olduğunu belirtti. Kanada’nın 2021 sonrası ilerlemelerinden örnek veren Dorough, kültürel ve siyasi hakların hâlâ tam güvence altında olmadığını söyledi. Dorough, Ukrayna yasasının en önemli avantajının “yerli halk” tanımının net bir biçimde yapılmış olması olduğunu kaydetti ve yasanın etkin uygulanması için uluslararası mekanizmaların ve yeterli mali kaynakların gerekli olduğunu ifade etti. “KTMM’İN STATÜSÜ NETLEŞMELİ, İŞGALDEN KURTARILMASI SONRASI DÖNEM İÇİN HAZIRLIK YAPILMALI” Uluslararası hukuk uzmanı Olga Butkevıç, yasanın uygulanmasının iki yönde ilerlemesi gerektiğini belirtti. Birinci hemen alınabilecek kararlar örneğin KTMM’nin temsilci organ olarak yasal tescilinin tamamlanması; ikinci ise işgalden kurtarılması sonrası dönem için hazırlık kapsamında yerli halkların mülkiyeti, iş birlikçilerin sorumluluğu ve anayasal değişiklikler dahil, Kırım'ın işgalden kurtarılması sonrası döneme yönelik normatif çözümlerin hazırlanması. Butkevıç, bu konuların uluslararası alanda her zaman popüler olmayabileceğini ancak savunulması gerektiğini vurguladı. “YERLİ HALKLARIN KORUNMASI İÇİN GERÇEK ARAÇ YASA VE ALT DÜZENLEMELER” KTMM Üyesi Eskender Bariyev, yerli halk kavramının kökenden değil; dil, kültür, gelenek, kimlik ve inançların korunması ile öz yönetim hakkından kaynaklandığını ifade etti. Bariyev bu sorunların bir bildirgeyle değil, ancak gerçek hakların korunmasının bir aracı olarak yasayla çözülebileceğini belirterek, yerli halklara ilişkin yasanın tam anlamıyla yürürlüğe girmesi için 17 alt yasal düzenlemenin kabul edilmesi gerektiğini hatırlattı. “TOPLUMUN BİLGİ EKSİKLİĞİ UYGULAMAYI YAVAŞLATIYOR” Kırım Yerli Halklarını Destekleme Vakfı Başkan Yardımcısı Vyaçeslav Lombrozo, Ukrayna toplumunun yerli halklarla ilgili temel kavramları yeterince bilmediğini, bu nedenle yasayı destekleyen kamu talebinin oluşmadığını kaydederek halkın bilinçlendirilmesinin hem siyasi iradeyi hem de reform sürecini güçlendireceğini söyledi.

Kırım’da işgalin 11. yılında baskılar artıyor: 473 siyasi tutuklu, 268’i Kırım Tatarı Haber

Kırım’da işgalin 11. yılında baskılar artıyor: 473 siyasi tutuklu, 268’i Kırım Tatarı

Rusya’nın Kırım’ı işgalinin 11. yılında, yarımadada sistematik baskı, keyfi tutuklamalar ve bilgi kontrolü artarak devam ediyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Kasım 2025 itibarıyla 473 kişinin siyasi gerekçelerle tutuklandığını, bunların 268’inin Kırım Tatarı olduğunu açıkladı. Merkez, Birleşmiş Milletler Ukrayna İnsan Hakları İzleme Misyonu ile yaptığı görüşmede, işgal altındaki bölgelerdeki insan hakları ihlallerini gündeme taşıdı. SİYASİ TUTSAKLAR: 226 KİŞİ CEZAEVİNDE Kırım Tatar Kaynak Merkezinin verilerine göre, 127’si Kırım Tatarı olmak üzere 226 kişi hüküm giyerek cezaevine gönderildi, 47’si Kırım Tatarı olan 91 kişi ise hâlâ gözaltı merkezlerinde tutuluyor. Ayrıca 56 kişi denetimli serbestlik altında, 63 kişi serbest bırakıldı, 37 kişi ise yargısal baskı altında yaşamaya zorlanıyor. 70’ten fazla vaka ise ailelerin güvenlik endişesi nedeniyle kamuoyuna açıklanmadı. BARİYEV: SINIR DIŞI TEHDİDİ VAR Kırım Tatar Kaynak Merkezi temsilcileri, 4 Kasım’da Birleşmiş Milletler Ukrayna İnsan Hakları İzleme Misyonu ile bir toplantı gerçekleştirdi; toplantının ayrıntıları 7 Kasım’da açıklandı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, toplantıda Kırım Tatarları, Karaimler ve Kırımçakların hak ihlallerinin sistematik şekilde belgelenmesi yönündeki çalışmaları ve Rus işgal makamlarının uyguladığı yeni baskı yöntemlerini gündeme taşıdı. Bariyev ayrıca, Rus vatandaşlığının siyasi tutsaklardan alınmasının, Türkistan coğrafyasındaki ülkelere zorla sınır dışı edilme riski doğurduğunu vurguladı. “HİZB-UT TAHRİR DAVASINDA MAHKÛMLAR SERBEST BIRAKILMADI” Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva ise, Kırım Tatarlarının uydurma davalarla topluca yargılandığını belirtti. Bunlar arasında “Hizb-ut Tahrir”, Numan Çelebicihan Taburu’na katılım, “vatana ihanet” ve “casusluk” suçlamaları öne çıkıyor. Zarema Bariyeva, “Hizb-ut Tahrir davasında hüküm giyen hiçbir mahkûm, esir değişimlerinde serbest bırakılmadı. Bu durum, Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik bilinçli ve ayrımcı politikasının göstergesidir.” ifadelerini kullandı. Toplantıda ayrıca Kırım’daki bilgi kontrolü gündeme geldi; mesajlaşma uygulamalarının engellenmesi, Rus “MAX” uygulamasının dayatılması ve yarımada halkıyla iletişimin zorlaştırılması öne çıktı. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI Toplantının sonunda Kırım Tatar Kaynak Merkezi, uluslararası topluma Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bölgesinde yerli halkların durumunu iyileştirmek için Eylem Planı hazırlanması, devletler arası çatışma bölgelerinde yaşayan yerli halklara yönelik BM insani yardım planı oluşturulması ve Kazakistan, Gürcistan ile Azerbaycan gibi ülkelerin arabuluculuk rolüyle Kırım’daki siyasi tutsakların serbest bırakılması için destek sağlanması yönünde önerilerde bulundu.

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda Haber

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda

Batı Trakya Türk toplumunu temsilen Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 6-17 Ekim 2025 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsani Boyut Konferansı’na katıldı. AGİT Finlandiya Dönem Başkanlığı tarafından AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisinin (ODIHR) desteğiyle düzenlenen, AGİT bölgesindeki insan hakları ve temel özgürlüklerin durumunun ele alındığı ve Helsinki Nihai Senedi’nin 50. yıl dönümünün kutlandığı on günlük konferansta Batı Trakya Türk toplumunu ABTTF’den K. Engin Soyyılmaz ve BTAYTD’den Kerem Abdurahimoğlu temsil etti. AGİT’in 57 katılımcı Devleti, AGİT kurumları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı konferansın 13 Ekim’deki ulusal azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere hoşgörü ve ayrımcılık yapmama temalı oturumunda konuşan ABTTF, 1923 Lozan Antlaşması ile statüsü ve hakları tanımlanan Batı Trakya Türk toplumunun isminde ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerinin o tarihten sonra yaklaşık 50 yıl boyunca Yunanistan’da herhangi bir engelle karşılaşmadan resmi olarak faaliyet gösterdiklerini kaydetti. Ancak Yunan devletinin ülkrdeki Türk varlığını ve kimliğini inkar politikasının bir sonucu olarak 1927 yılında kurulan Türk toplumunun en eski derneği İskeçe Türk Birliği’nin (İTB) ismindeki “Türk” kelimesi nedeniyle 1986 yılında kapatıldıgını kaydetti. Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’ndaki Türk dernekleri ile ilgili aleyhindeki üç kararı 17 yılı aşkın süredir uygulamadığına ve geçen yıllar içinde bu dava grubunu siyasallaştırdıgına dikkat çeken ABTTF, 2010 yılında ismindeki “Türk” kelimesinin yanıltıcı olduğu ve kamu düzeni açısından sorun yaratabileceği gerekçesiyle tescil edilmeyen İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği’nin AİHM’de Yunanistan’a karşı açtığı davayı kazandığını kaydetti. ABTTF, AİHM’nin, “Sağır ve Diğerleri” isimli davada 24 Haziran 2025 tarihinde oy birliğiyle aldığı kararında Yunanistan’ın bir kez daha Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesini ihlal ettiğine hükmettiğini dile getirdi. AİHM’nin bu son kararının 2007 ve 2008 tarihli kararlarında olduğu gibi aynı temel meseleyi ele aldığını not eden ABTTF, Yunanistan’da adında ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerin kapatılması veya tescil edilmemesinin bireysel veya münferit bir durum olmayıp sistematik bir sorunun varlığına işaret ettiğini kaydetti. ABTTF, bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun 2025 Hukukun Üstünlüğü Raporu’nun Yunanistan bölümünde de Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’na atıf yapıldığını belirterek, bu şekilde AB Komisyonu’nun Yunanistan’da son yıllarda hukukun üstünlüğündeki gerilemeyi teyit ettiğini vurguladı. ABTTF, Yunanistan’ı AİHM’nin Batı Trakya Türk toplumunun dernekleri ile ilgili aleyhindeki kararlarını tam ve etkili bir şekilde uygulamaya ve AİHM kararları ve içtihadı ışığında isminde “Türk”, “Azınlık” veya “Batı Trakya” kelimeleri geçen derneklerin tescilinin önündeki engelleri kaldırmaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.