SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ai̇hm

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ai̇hm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ai̇hm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AKPM’de Ukrayna rüzgârı: Ukraynalı milletvekillerine üst düzey görevler Haber

AKPM’de Ukrayna rüzgârı: Ukraynalı milletvekillerine üst düzey görevler

Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) bünyesinde gerçekleştirilen seçim sonuçlarını büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirterek seçilen parlamento üyelerini tebrik etti. AKPM yönetiminde yapılan görevlendirmelerle birlikte; Mariya Mezentseva-Fedorenko: AKPM Başkan Yardımcısı olarak seçildi. Serhiy Vlasenko ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıç Seçim Komitesi Başkanı oldu. Yuliya Ovçınnıkova; Sosyal Meseleler, Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi Başkan Yardımcılığına getirildi. Yelizaveta Yasko ise Yeni Demokratik Pakt Komitesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapacak. Stefançuk, bu seçimlerin sadece bireysel bir profesyonellik onayı olmadığını, aynı zamanda Ukrayna'nın Avrupa kurumları içerisindeki stratejik öneminin arttığının bir kanıtı olduğunu ifade etti. Ukraynalı parlamenterlerin bugün Avrupa gündemini belirlemede aktif rol oynadığını belirten Stefançuk; hukukun üstünlüğü, insan hakları ve adalet ilkelerini savunma konusunda sonuç odaklı bir çalışma yürüttüklerini vurguladı. Göreve yeni seçilen Ukraynalı vekillere başarı dileklerini ileten Parlamento Başkanı, bu gelişmenin Ukrayna'nın Avrupa'daki sesini güçlendirmek ve ortak güvenliği tahkim etmek adına atılmış bir başka önemli adım olduğunu dile getirdi.

AİHM'in Kırım Tatarları için verdiği kritik kararı Av. Bayar QHA'ya değerlendirdi Haber

AİHM'in Kırım Tatarları için verdiği kritik kararı Av. Bayar QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2014-2017 yılları arasında Kırım'da Ukrayna yanlısı veya Kırım Tatar toplumuna yönelik baskıları protesto eden 43 ayrı başvuruyu karara bağladı. Mahkeme; Rusya'nın Kırım'da uyguladığı yasaların hukuka uygun olmadığını, kurulan sözde mahkemelerin ise yasayla kurulmuş yargı organı vasfı taşımadığını belirterek; ifade, toplantı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmetti. AİHM'nin 20 Ocak 2026 tarihli kararını, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda değerlendiren Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar; işgal altındaki Kırım'da Rus kanunlarına dayanılarak verilen tüm hükümlerin "yok" hükmünde (mutlak butlan) olduğunun tescillendiğini belirtti. Bayar, kararın 1948 Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesiyle olan bağını vurgulayarak, bu sonucun gelecekteki davalar için bir "emsal" teşkil ettiğini kaydetti. "AİHM KARARI, HALKIMIZ İÇİN ÖNEMLİ BİR HUKUK ZAFERİDİR" AİHM'nin "Bekirov ve diğerleri Rusya'ya karşı" davası ile ilgili olarak olduğu kararın Kırım'ın işgalinden bu yana Kırım'daki mahkemelerin Rus kanunlarına dayanarak verdiği kararların "mutlak butlanla batıl" olduğuna dair ortaya koydukları tezin doğruluğunu teyit eden bir karar olduğunu dile getiren Av. Namık Kemal Bayar, "AİHM, bu kararda özellikle ve altını vurgulayarak işgal altındaki Kırım’da mevcut mahkemelerin Rus kanunlarını uygulamasının kanunsuz olduğu gerekçesine dayanarak 43 müracaatı Rusya aleyhine sonuçlandırmıştır." ifadelerini kullandı. Kırım’ın işgalinden bu yana Rusya’nın Kırım’da gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerine ve insanlık suçlarına karşı bu ihlal ve suçlar nedeniyle mağdur olan şahısların AİHM'e müracaat etmeleri gerektiğini her ortamda dile getirdiklerini anımsayan Av. Bayar, "Esasen, AİHM’ye müracaat için biri olağan diğeri ise olağanüstü olmak üzere iki yol bulunmaktadır. Olağan yol, iç hukuk yollarının tüketilmesi, yani Rusya’nın uygulamalarına karşı Rus mahkemelerinde tüm dava yollarının bitirilmesi sonrasında müracaat edilmesidir. Mağduriyet yaşayan arkadaşlarımızın çoğu bu yolu tercih etmiştir. Burada esas, Sovyet dönemi milli harekete karşı açılan davalarda olduğu gibi bir yol izlenerek milletimizin haklarının Rus mahkemeleri önünde savunularak kayıtlara ve tarihe geçmesini sağlamak idi. Elbette o dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat da söz konusu değildi." dedi. "Ancak, işgalden sonra biz AİHM’ye olağanüstü müracaat yolunun yani Rus mahkemelerinde dava açmaksızın doğrudan AİHM’ye müracaat yolunun kullanılması gerektiğini de tavsiye ettik." diyen Bayar, bir kısım davaların bu yol kullanılarak açıldığını kaydetti. Hangi müracaat yolu tercih edilirse edilsin tüm davalarda Rusya’nın Kırım’da yargılama yetkisi olmadığı savının mutlaka dile getirilmesi gerektiğini de defaatle hem yazılı hem sözlü olarak dava açacak ya da açan kişilere ilettiklerini belirten Bayar, "Gerçekten de 1948 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne göre işgal altındaki bir toprakta işgalcinin hukukunun uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştı ve bu hükme göre Rusya’nın Kırım’da kendi hukukunu uygulaması asla yasal olamazdı." değerlendirmesinde bulundu. “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” davasının gerekçesinde AİHM'nin işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın kendi kanunlarını uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkı”nın ihlal edildiği de hüküm altına alınarak Rusya’nın ve Kırım’daki Rus mahkemelerinin yasa dışı ve hukuksuz olduğu bir kez daha kesinleştirildiğinin altını çizen Bayar şöyle devam etti: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma Hakkı” başlıklı 6. Maddesinin 1.cümlesine göre “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” AİHM, davada verdiği kararla Kırım’daki mahkemelerin bu cümleye uygun olmadığını yani yasa ile kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkemeler olmadığını açıkça tespit ve ilan etmiştir. O halde, işgalin başından beri savunduğumuz tez artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da kabul görmüş ve Kırım’da Rusya kanunlarına göre işleyen mahkemelerin ve bunların verdiği tüm kararların “mutlak butlan ile batıl” yani “yok” hükmünde olduğu artık tescillenmiştir. AİHM kararı, halkımız için önemli bir hukuk zaferidir ve gelecekte Rusya’ya karşı açılacak davalara da emsal teşkil edecektir.

AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi Haber

AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı dava kapsamında verdiği kararla, işgal altındaki Kırım’da barışçıl gösterilere katılan kişilere yönelik uygulamalar nedeniyle Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti. Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliğinin konu ile ilgili paylaştığı yazılı açıklamaya göre, davacılar 2014-2017 yılları arasında Kırım’da yaşayan ve büyük bölümünü Kırım Tatarları olan 43 kişiden oluşuyor. Söz konusu AİHM kararı, 2014’teki işgalden sonra Kırım’daki olaylara ilişkin olarak Ukrayna ile Rusya arasındaki silahlı çatışma bağlamında esastan karara bağlanan ilk bireysel başvuru olma özelliğini taşıyor. Davacılar, Rusya’nın Kırım’ı işgalinin ardından Ukrayna yanlısı tutumlarını ifade etmek veya Kırım Tatarlarına yönelik baskıları protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl eylemlere katıldıkları gerekçesiyle, Rus mevzuatı uyarınca idari suçlamalarla karşı karşıya bırakıldı. Bazı davacılar gözaltına alındı, daha sonra Rus işgal yönetimine bağlı sözde mahkemeler tarafından para cezasına ya da idari tutukluluğa mahkûm edildi. RUS YASALARI KIRIM’DA MEŞRU DEĞİL AİHM, Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesiyle güvence altına alınan "toplanma ve dernek kurma özgürlüğü"nün açık bir ihlali olduğuna hükmetti. Mahkeme ayrıca, davacılara yönelik müdahalelerin barışçıl toplanma özgürlüğüne açık bir müdahale niteliği taşıdığına dikkat çekti. Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunun vurgulandığı kararda, Rus mevzuatına dayalı idari uygulamaların sözleşme anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtildi. Bu nedenle mahkeme, söz konusu müdahalelerin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını veya demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını ayrıca incelemeye gerek görmedi. “RUSYA YEREL HALKI SİNDİRMEYİ VE UKRAYNA YANLISI TUTUMLARI BASTIRMAYI AMAÇLIYOR” AİHM ayrıca, Rus işgal yönetiminin Kırım’da Ukrayna’yı ya da Kırım Tatar toplumunu destekleyen kamusal gösterileri yasaklamaya, bu tür eylemleri düzenleyen ya da katılan kişileri yıldırmaya ve keyfi şekilde gözaltına almaya yönelik sistematik bir idari uygulama yürüttüğünü ve bu uygulamaların yerel halkı sindirmeyi ve Ukrayna yanlısı tutumları bastırmayı amaçladığı sonucuna vardığını tespit ettiğini hatırlattı. Sonuç olarak mahkeme, davacıların söz konusu gösterilere katılarak Rus işgal makamlarının uygulamalarına açıkça karşı çıktıklarını, Kırım Tatarlarına yönelik baskıları kınadıklarını ve Kırım'ın Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunduklarını vurguladı. Mahkeme; bu şartlar altında davacılara yönelik alınan önlemlerin, yerel halkı ve özellikle Kırım Tatar toplumunu sindirmeyi, ayrıca Ukrayna yanlısı görüşleri bastırmayı amaçlayan sistematik bir yapının parçası olduğu sonucuna vardı. Bu bağlamda mahkeme, tüm davacıların özelinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. “TAZMİNAT YOLUNU AÇAN BİR KARAR” Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği Stratejik Davalar Merkezi avukatı Yuliya Kovalenko, kararın önemini şu sözlerle açıkladı: Bu karar, Rusya'nın yarımadadaki insan hakları durumuna ilişkin sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda mağdurların gelecekte tazminat alabilmelerine olanak sağlıyor. Rusya'nın Kırım Tatarlarını hedef alan sistematik baskı politikasının varlığı artık yargı kararıyla da sabitlenmiştir.

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda Haber

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda

Batı Trakya Türk toplumunu temsilen Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 6-17 Ekim 2025 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsani Boyut Konferansı’na katıldı. AGİT Finlandiya Dönem Başkanlığı tarafından AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisinin (ODIHR) desteğiyle düzenlenen, AGİT bölgesindeki insan hakları ve temel özgürlüklerin durumunun ele alındığı ve Helsinki Nihai Senedi’nin 50. yıl dönümünün kutlandığı on günlük konferansta Batı Trakya Türk toplumunu ABTTF’den K. Engin Soyyılmaz ve BTAYTD’den Kerem Abdurahimoğlu temsil etti. AGİT’in 57 katılımcı Devleti, AGİT kurumları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı konferansın 13 Ekim’deki ulusal azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere hoşgörü ve ayrımcılık yapmama temalı oturumunda konuşan ABTTF, 1923 Lozan Antlaşması ile statüsü ve hakları tanımlanan Batı Trakya Türk toplumunun isminde ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerinin o tarihten sonra yaklaşık 50 yıl boyunca Yunanistan’da herhangi bir engelle karşılaşmadan resmi olarak faaliyet gösterdiklerini kaydetti. Ancak Yunan devletinin ülkrdeki Türk varlığını ve kimliğini inkar politikasının bir sonucu olarak 1927 yılında kurulan Türk toplumunun en eski derneği İskeçe Türk Birliği’nin (İTB) ismindeki “Türk” kelimesi nedeniyle 1986 yılında kapatıldıgını kaydetti. Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’ndaki Türk dernekleri ile ilgili aleyhindeki üç kararı 17 yılı aşkın süredir uygulamadığına ve geçen yıllar içinde bu dava grubunu siyasallaştırdıgına dikkat çeken ABTTF, 2010 yılında ismindeki “Türk” kelimesinin yanıltıcı olduğu ve kamu düzeni açısından sorun yaratabileceği gerekçesiyle tescil edilmeyen İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği’nin AİHM’de Yunanistan’a karşı açtığı davayı kazandığını kaydetti. ABTTF, AİHM’nin, “Sağır ve Diğerleri” isimli davada 24 Haziran 2025 tarihinde oy birliğiyle aldığı kararında Yunanistan’ın bir kez daha Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesini ihlal ettiğine hükmettiğini dile getirdi. AİHM’nin bu son kararının 2007 ve 2008 tarihli kararlarında olduğu gibi aynı temel meseleyi ele aldığını not eden ABTTF, Yunanistan’da adında ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerin kapatılması veya tescil edilmemesinin bireysel veya münferit bir durum olmayıp sistematik bir sorunun varlığına işaret ettiğini kaydetti. ABTTF, bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun 2025 Hukukun Üstünlüğü Raporu’nun Yunanistan bölümünde de Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’na atıf yapıldığını belirterek, bu şekilde AB Komisyonu’nun Yunanistan’da son yıllarda hukukun üstünlüğündeki gerilemeyi teyit ettiğini vurguladı. ABTTF, Yunanistan’ı AİHM’nin Batı Trakya Türk toplumunun dernekleri ile ilgili aleyhindeki kararlarını tam ve etkili bir şekilde uygulamaya ve AİHM kararları ve içtihadı ışığında isminde “Türk”, “Azınlık” veya “Batı Trakya” kelimeleri geçen derneklerin tescilinin önündeki engelleri kaldırmaya çağırdı.

Avrupa Konseyinden Rusya’ya "AİHM kararlarını uygula" çağrısı Haber

Avrupa Konseyinden Rusya’ya "AİHM kararlarını uygula" çağrısı

Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi, Rusya’dan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) işgal altındaki Kırım’daki sistematik insan hakları ihlallerine ilişkin kararları yerine getirmesini talep etti. Komite üyeleri, Rusya yönetiminin AİHM kararlarını uygulamak konusunda herhangi bir adım atmadığını ve diyalogu tamamen kestiğini aktardı. AK Bakanlar Komitesi, 6 Mart 2025 tarihli kararında; Rusya’nın düşünce ve ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma, örgütlenme hakkı, özel yaşam, vicdan ve din özgürlüğü gibi temel haklara saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verildi: “Rusya Federasyonu, Kırım'da Kırım Tatar ve Ukrain dillerinde eğitim hakkını güvence altına almalı ve Ukraince konuşan çocuklara ve öğretmenlere yönelik her türlü zulmü durdurmalıdır; Rus vatandaşlığını reddetme hakkını tanımalı ve bunun için yeterli koşullar sağlanmalıdır. Tüm uluslararası izleme kuruluşlarıyla iş birliği yapmalı ve Kırım'daki insan hakları durumunun izlenmesinin önündeki engelleri kaldırmalıdır. Eylül 2022'ye kadar Rusya aleyhine AİHM'ye sunulan davalarda usul yükümlülüklerini yerine getirmelidir.” RUSYA, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN 14 MADDESİNİ İHLAL ETMEKLE SUÇLU BULUNDU AİHM, 25 Haziran 2024’te “Ukrayna Rusya’ya karşı (Kırım)” davası kapsamında kararını açıklamıştı. Rus işgalci yönetiminin Kırım’daki insan haklarını sistematik şekilde ihlal ettiğini tespit eden mahkeme; Rusya’yı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14 farklı maddesini ihlal etmekle suçlu bulmuştu.

AİHM: Kırım'daki işgal mahkemelerinin verdiği tüm "cezalar" yasa dışı Haber

AİHM: Kırım'daki işgal mahkemelerinin verdiği tüm "cezalar" yasa dışı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Rusya'yı Ukrayna'ya karşı yürütülen savaşı eleştiren kişilere zulmetmek ve ifade özgürlüğünü sistematik olarak engellemekten suçlu buldu. Mahkeme ayrıca, Kırım'daki işgal mahkemelerinin verdiği tüm "cezaların" hukuka aykırı olduğunu vurguladı.  KARAR OY BİRLİĞİ İLE ALINDI Ukrayna Adalet Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, AİHM, "Rusya'ya Karşı Novaya Gazeta ve Diğerleri" davasında önemli bir karar aldı. Aralarında üç Ukrayna vatandaşının da bulunduğu 161 başvuruyu kapsayan davada mahkeme, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşa eleştiriyi engellemek amacıyla "ordunun itibarını zedeleme" ve "sahte haber" yasalarını kullanarak ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğine oy birliğiyle karar verdi. Ukrayna'nın AİHM Yetkilisi Margarita Sokorenko, “Davada, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı geniş çaplı işgal saldırısını başlatmasından sonra durumun önemli ölçüde kötüleştiğini, savaşa ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığına karşı tutumlarını dile getiren kişilerin, Rusya'nın 'Rus ordusunu itibarsızlaştırmak' olarak yorumladığı ifadeleri nedeniyle sürekli olarak zulme ve fiziksel şiddete maruz kaldığını vurguladık.” açıklamasında bulundu. Bunula birlikte mahkeme, kabul ettiği kararda işgal edilen Kırım'daki duruma özel bir vurgu yaparak Yarımada'da alınan tüm "mahkeme kararlarının" yasa dışı olduğunun altını çizdi. Ayrıca kararda, Kırım'da kendi yasalarını uygulayan Rusya'nın İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal ettiği vurgulandı.

Çubarov: Rusya, 27 Şubat 2014'ten bu yana Kırım'da işlediği suçlardan sorumlu tutulacak Haber

Çubarov: Rusya, 27 Şubat 2014'ten bu yana Kırım'da işlediği suçlardan sorumlu tutulacak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Rusya'nın 2014 yılında işgal ettiği Kırım’daki insan hakları ihlâlleri nedeniyle Ukrayna’nın Rusya aleyhinde açtığı davaya ilişkin kararını 25 Temmuz 2024 tarihinde açıkladı. Kararda mahkeme, işgalci devlet Rusya’nın Kırım'da çok sayıda insanın haklarını ihlal ettiğine hükmetti. AİHM, Rusya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin; yaşama hakkı, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanması, özgürlük ve dokunulmazlık hakları, adil yargılanma hakkı, yargısız ceza, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, din, ifade ve toplanma özgürlüğü hakkı, ayrımcılık yasağı, hakların kullanımına ilişkin kısıtlamalara dair maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. AİHM: RUSYA, 27 ŞUBAT 2014'TEN BU YANA KIRIM'I KONTROL EDİYOR AİHM kararını değerlendiren Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, “Rusya, 27 Şubat 2014'ten itibaren Kırım'daki eylemlerinden dolayı sorumlu tutulacak. Bu son derece önemli olan bir tarihtir, çünkü Rusya uluslararası platformlarda Şubat-Mart 2014'te Kırım’da yaşanan olayları şu sırayla sunmaya çalışıyor: Sözde Kırım ‘halkı’ Ukrayna’ya karşı ayaklanarak referandum düzenledi; ardından bu sözde referandumun sonuçlarına göre Moskova, Kırım’ı koruma altına almayı kabul etti. Elbette bu büyük bir saçmalıktır.” ifadelerini kullandı.  Çubarov, Rusya'nın ancak "referandum" ve "bağlanma anlaşmaları" imzaladıktan sonra Yarımada'da yaşanan olaylardan sorumlu tutulabileceği konusunda ısrar ettiğini anlattı. Öte yandan AİHM, 16 Aralık 2020 tarihli kararında, "Rusya Federasyonu'nun 27 Şubat 2014'ten bu yana Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrini kontrol altında tuttuğunu" açıkça ortaya koyduğunu belirten Çubarov, “Bu, Ukrayna'nın Rusya’ya karşı uluslararası davasında ilk zaferimizdi.” dedi. AİHM’nin 25 Temmuz 2024 tarihinde açıkladığı kararın Avrupa Konseyi tarafından uygulanmasının zorunlu olduğunu belirten Çubarov, “Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, Ukrayna’ya karşı başlattığı topyekûn işgal saldırısı nedeniyle Rusya, 16 Mart 2022'de Avrupa Konseyi'nden çıkarıldı, bu da onun AİHM'nin yargı yetkisinden çıktığı anlamına geliyor. Aynı zamanda AİHM, 22 Mart 2022 tarihli kararında, 16 Eylül 2022 tarihine kadar meydana gelen Rusya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlallerine ilişkin başvurularını incelemeye devam edeceğini belirtti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de bu kararı onayladı.” açıklamasında bulundu. Avrupa Konseyi'nden ihraç edilen Rusya'nın Haziran 2022'de alelacele kabul ettiği federal yasada, 15 Mart 2022'den sonra yürürlüğe giren AİHM kararlarının Rus makamları tarafından uygulanmayacağı belirtildi. "AİHM'NİN KARARI ÇOK BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR" AİHM’nin kabul ettiği kararın önemine dikkat çeken KTMM Başkanı, “Kuşkusuz, ‘Ukrayna Rusya'ya karşı’ devletler arası davası çerçevesinde AİHM'in kabul ettiği ve Rusya'nın geçici olarak işgal ettiği Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar şehri topraklarında kitlesel ve sistematik insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini belirten karar çok büyük önem taşıyor. Hem ahlakî hem de yasal açıdan.” dedi. Çubarov'a göre bu karar, Rusya'nın Kırım'ı işgaliyle bağlantılı olarak vatandaşların haklarının ihlal edildiğine ilişkin bireysel başvuruların değerlendirilmesine yeşil ışık yakıyor. Öte yandan KTMM Başkanı, AİHM'nin Rusya'ya ilişkin kararlarının uygulanmasının ancak Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesinden sonra mümkün olacağına dikkat çekti.

AİHM, Rusya'yı Kırım'da sistematik insan hakları ihlalinden suçlu buldu Haber

AİHM, Rusya'yı Kırım'da sistematik insan hakları ihlalinden suçlu buldu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Rusya'nın 2014 yılında işgal ettiği Kırım’daki insan hakları ihlâlleri nedeniyle, Ukrayna’nın Rusya aleyhinde açtığı davaya ilişkin kararını bugün açıkladı. Kararda mahkeme, işgalci devlet Rusya’nın Kırım'da çok sayıda insan hakkını ihlal ettiğine hükmetti. AİHM, Rusya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin; yaşama hakkı, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanması, özgürlük ve dokunulmazlık hakları, adil yargılanma hakkı, yargısız ceza, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, din, ifade, toplanma özgürlüğü hakları, ayrımcılık yasağı, hakların kullanımına ilişkin kısıtlamalara dair maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, tanık ifadelerine ve diğer materyallerle dayanarak hazırlanan hükûmetlerarası ve sivil toplum kuruluşları raporlarında olayların sistematik olarak değerlendirilmesi için çok sayıda delilin bulunduğuna dikkat çekti. Bununla birlikte mahkeme, Rusya'nın, Kırım'dan Rusya topraklarında bulunan hapishanelere sevk edilen mahkûmların güvenli bir şekilde geri gönderilmeleri için mümkün olan en kısa sürede önlem alma yönündeki Sözleşme'nin 38. maddesinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediğine karar verdi. KIRIM TATARLARINA KARŞI İHLALLER Mahkeme Rusya’nın Kırım Tatarlarına karşı etnik ayrımcılık uyguladığını kabul etti. Kararda, Kırım Tatarlarına karşı baskıların sistematik tabiatına dikkat çekerek, Kırım Tatar halkının siyasi tutumları ve kültürel kimlikleri nedeniyle hedef alındığına dikkat çekildi. Mahkeme, Rusya’nın işgal altında bulunan Kırım’da Ukraynalı askerler, etnik Ukraynalılar ve Kırım Tatarlarının yanı sıra gazetecilere yönelik insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini kaydederek, Rusya’ya bu ihlalleri gidermesi ve Kırım’da temel hakların müdafaa edilmesi çağrısında bulunuldu. UKRAYNA AİHM’YE BAŞVURDU Ukrayna bu davayla ilgili ilk şikayetini AİHM'ye 13 Mart 2014'te, yani Rusya'nın Kırım'ı işgalinden üç hafta sonra sunmuştu. Ağustos 2015 ve 2018'de ek şikayetler yapıldı. Aralık 2020'de AİHM, "Kırım davasının" değerlendirilmeye uygun olduğunu ilan etti ve Rusya'nın 27 Şubat 2014'ten bu yana Yarımada'nın toprakları üzerinde kontrol sahibi olduğunu doğruladı. RUSYA, AİHM’YI TANIMIYOR Ukrayna’ya 24 Şubat 2022’de geniş çaplı işgal saldırısı başlattıktan sonra Avrupa Konseyi’nden ihraç edilen Rusya, AİHM'e de taraf olmaktan çıkmıştı. Buna rağmen AİHM’nin Rusya’nın ihracından önce meydana gelen olaylara ilişkin hükmetme yetkisi bulunuyor. Rusya ise, AİHM kararlarını tanımayı reddediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.