SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ai̇hm

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ai̇hm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ai̇hm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Konseyindeki IV. Rum kararı sürecine tepki Haber

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Konseyindeki IV. Rum kararı sürecine tepki

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nin İnsan Hakları Konulu 1563. Toplantısı'nda ele alınan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2001 tarihli IV. Rum kararının "yerlerinden edilmiş kişilerin mülkiyet hakları" başlığına ilişkin yaşanan gelişmelere tepki gösterdi. Keçeli, yaptığı açıklamada, 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg'da düzenlenen toplantıda söz konusu başlığın yeniden görüşüldüğünü belirterek, Avrupa Konseyi Sekretaryasının 2022 yılından bu yana icra denetiminin sonlandırılmasını tavsiye etmesine rağmen başlığın bu kez de kapatılamadığını ifade etti. Açıklamada, toplantıda ayrıca yalnızca AİHM kararlarının yorum farklılıkları nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı istisnai durumlarda başvurulması öngörülen bir prosedür kapsamında, Avrupa Konseyi Sekretaryasının AİHM'in 2014 tarihli tazminat kararındaki mülkiyetle ilgili ifadelerin yorumlanmasına yönelik taslak bir çalışma hazırlamakla görevlendirildiği kaydedildi. Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesinin tarihinde benzeri görülmemiş olarak nitelendirdiği bu gelişmelerin, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemini siyasi amaçları doğrultusunda kullanma çabalarının sonucu olduğu bildirdi. Açıklamada, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin etkin işleyişini engellediği ve Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik samimiyetsiz tutumunu bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin siyasi saiklerle aşındırılmasından derin endişe duyduğu belirtilen açıklamada, konunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile istişare içinde yakından takip edilmeye devam edileceği vurgulandı.

AİHM’den Kırım kararı: Rusya İmam Yusuf Aşirov’un inanç özgürlüğünü ihlal etti Haber

AİHM’den Kırım kararı: Rusya İmam Yusuf Aşirov’un inanç özgürlüğünü ihlal etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), işgal altındaki Kırım’da baskılara maruz kalan Aluşta Müslüman Cemiyeti eski imamı Yusuf Aşirov’un din ve vicdan özgürlüğünün Rus makamları tarafından ihlal edildiğine hükmetti. Yüksek mahkeme, Rusya Federasyonu’nun Aşirov’a 7 bin 500 avro tazminat ödemesine karar verdi. “YASA DIŞI MİSYONERLİK” BAHANESİYLE SİSTEMATİK BASKI Kırım Dayanışması sivil toplum kuruluşuna konuşan avukat Elvina Semedlyayeva, davanın geçmişinin 2020 ve 2021 yıllarında açılan idari soruşturmalara dayandığını belirtti. Aluşta’daki Yukarı Cami’de imamlık yapan Yusuf Aşirov hakkında Rus mevzuatındaki "yasa dışı misyonerlik faaliyeti" maddesi uyarınca idari davalar açılmıştı. AİHM, Rus makamlarının yürüttüğü bu kovuşturmanın, ibadetlerin Kremlin güdümlü resmi dini yapıların kontrolü dışında gerçekleştirilmesi nedeniyle yapıldığı sonucuna vardı. Mahkeme ayrıca Rusya’nın kendi iç hukukunu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni hiçe sayarak Kırım topraklarında uygulamasını gayrimeşru buldu. BAĞIMSIZ DİNİ CEMAATLERİ BASTIRMA ARACI Avukat Elvina Semedlyayeva, Rusya’nın Avrupa Konseyi üyeliğinin sonlandırılmasının ardından AİHM kararlarını tanımayacağına dair açıklamalar yaptığını hatırlatmakla birlikte bu kararın uluslararası hukuk açısından tarihi bir emsal teşkil ettiğini vurguladı. Semedlyayeva, mahkeme kararının Kırım’daki dini kısıtlamaların sadece idari bir kontrol mekanizması değil, bağımsız dini cemaatleri bastırmak için bir baskı aracı olarak kullanıldığını tescillediğini belirtti. Rus yargısı tarafından savunma hakkı ellerinden alınan ve 2020 yılında para cezasına çarptırılan Aşirov’un avukatları, yerel mahkemelerin itirazları teknik bahanelerle reddettiğini ve konuyu Birleşmiş Milletler komitelerine de taşımaya devam edeceklerini bildirdi. KREMLİN KONTROLÜNDEKİ MÜFTÜLÜK ELİYLE CEMİYET TASFİYE EDİLDİ İmam Yusuf Aşirov’un köyleri ziyaret ederek İslam dininin usullerine göre namaz kıldırmasını suç unsuru gibi gösteren Rus kolluk kuvvetleri, 2021 yılında Yukarı Cami’ye baskın düzenleyerek o dönemde yasaklı olmayan dini literatüre bile el koymuştu. Aşirov hakkında açılan bu uydurma idari davalar gerekçe gösterilerek, Aluşta Müslüman Cemiyeti Ekim 2024’te Rus yönetimi tarafından resmen feshedildi. Hukukçu Rüstem Kamilyev, bağımsız cemaatin tasfiye edilerek caminin elinden alınması sürecinde, Kremlin kontrolündeki sözde Kırım Müslümanları Dini İdaresinin (Müftülük) Rus makamlarıyla iş birliği yaptığını ve yarımadadaki tüm dini yapıları tek tipleştirme amacına hizmet ettiğini vurguladı.

AİHM, Moskova’daki Kırım Tatar eylemcileri haklı buldu: Rusya'ya tazminat cezası! Haber

AİHM, Moskova’daki Kırım Tatar eylemcileri haklı buldu: Rusya'ya tazminat cezası!

Rusya’da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurgulanan sözde Hizb-ut Tahrir davasında yargılanan “Bahçesaray Grubu” sanıklarını desteklemek amacıyla Moskova’da protesto gösterilerine katılan eylemcilerin, Rus kolluk güçlerince gözaltına alınarak para cezasına çarptırılmaları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) açılan “Abdullayev ve diğerleri – Rusya’ya karşı” başlıklı davada karar açıklandı. RUSYA’NIN TAZMİNAT ÖDEMESİNE HÜKMEDİLDİ Mahkemenin, Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) toplanma özgürlüğüne ilişkin 11’inci maddeyi ihlal ettiği sonucuna ulaşarak mahkûmiyet kararı verdiği belirtildi. Kırım Dayanışması adlı sivil toplum kuruluşunun avukat Elvina Semedlâyeva’ya dayandırdığı bilgiye göre, AİHM Rusya’nın 12 müştekinin her birine dörder bin avro tazminat ödemesine hükmetti. Semedlâyeva, AİHM'nin kararının 12 eylemciyi ilgilendirdiğini, kalan 40 kişiye ilişkin kararın ise yakın zamanda çıkmasını beklediğini ifade etti. Müştekilerden birinin, sözde terör örgütü faaliyetlerine katılmakla suçlanan ve Rostov'daki cezaevinde tutulan Kırımlı Amethan Umerov olduğu aktarıldı. NE OLMUŞTU? 10 Temmuz 2019 tarihinde “Birinci Bahçesaray Grubu” davasının sanıklarını desteklemek amacıyla Kızıl Meydan’da bir araya gelen 7 barışçıl protestocu gözaltına alınmış, para cezasına çarptırılarak serbest bırakılmışlardı. Davanın ertesi günü gerçekleştirilen duruşmasında da “Kırım'daki baskılara son verin” yazılı tişörtler giyen ve “Kırım'da dini ve etnik temelli baskılara son verin”, “Çocuklarımız terörist değil” yazılı pankartlar taşıyan 45 protestocu daha gözaltına alınmıştı.

AİHM'den yeni Kırım kararı: Rusya bir kez daha mahkûm oldu Haber

AİHM'den yeni Kırım kararı: Rusya bir kez daha mahkûm oldu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 9 Mart 2015'te Akmescit (Simferopol) kentinde düzenlenen Taras Şevçenko anma etkinliğinde Ukrayna sembolleri kullandıkları için cezalandırılan eylemcilerle ilgili kararını verdi. Mahkeme, Rusya'nın barışçıl toplanma özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmederken; Ukrayna'nın işgal altındaki topraklardaki sınırlı sorumluluğuna dair emsal bir standart belirledi. Ukraynalı Şair Taras Şevçenko’yu anmak amacıyla Kırım’ın Akmescit şehrinde bir araya gelen ve “Kırım Ukrayna’dır” yazan pankart taşımaları ve Ukrayna sembollerini kullandıkları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan protestocuların, kötü muamele görmesi nedeniyle AİHM’de açılan "Şukurciyev ve diğerleri Rusya ve Ukrayna’ya karşı” başlıklı dava sonuçlandı. Ukrayna’nın AİHM temsilcisi Margarıta Sokorenko’nun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, mahkemenin, Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) toplanma özgürlüğüne ilişkin 11’inci maddeyi ihlal ettiği sonucuna ulaşarak mahkûmiyet kararı verdiği belirtildi. Sokorenko, AİHM’nin devletin egemen olduğu topraklarının bir kısmında kontrolünü kaybetmiş olsa bile yükümlülüklerinin olduğunu ancak bunların kapsamının sınırlı olduğunu teyit ettiğini ifade etti. Bununla birlikte mahkeme, Kırım’ın işgal altında olması nedeniyle Ukrayna tarafında herhangi bir ihlal tespit etmedi. Öte yandan mahkeme kararında, işgal altındaki Kırım’da Ukrayna yanlısı etkinliklere yönelik baskıların sistematik bir karakter taşıdığına dikkat çekilerek, bu ihlallerden Rusya’nın uluslararası hukuk çerçevesinde sorumlu olduğu bir kez daha teyit edildi. AİHM ayrıca, barışçıl toplanma özgürlüğüne ilişkin davalarda etkili soruşturma yükümlülüğünün özellikle şiddet vakalarında ortaya çıktığını, bu olayda ise fiziksel şiddet uygulanmadığını belirtti.

AKPM’de Ukrayna rüzgârı: Ukraynalı milletvekillerine üst düzey görevler Haber

AKPM’de Ukrayna rüzgârı: Ukraynalı milletvekillerine üst düzey görevler

Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) bünyesinde gerçekleştirilen seçim sonuçlarını büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirterek seçilen parlamento üyelerini tebrik etti. AKPM yönetiminde yapılan görevlendirmelerle birlikte; Mariya Mezentseva-Fedorenko: AKPM Başkan Yardımcısı olarak seçildi. Serhiy Vlasenko ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıç Seçim Komitesi Başkanı oldu. Yuliya Ovçınnıkova; Sosyal Meseleler, Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi Başkan Yardımcılığına getirildi. Yelizaveta Yasko ise Yeni Demokratik Pakt Komitesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapacak. Stefançuk, bu seçimlerin sadece bireysel bir profesyonellik onayı olmadığını, aynı zamanda Ukrayna'nın Avrupa kurumları içerisindeki stratejik öneminin arttığının bir kanıtı olduğunu ifade etti. Ukraynalı parlamenterlerin bugün Avrupa gündemini belirlemede aktif rol oynadığını belirten Stefançuk; hukukun üstünlüğü, insan hakları ve adalet ilkelerini savunma konusunda sonuç odaklı bir çalışma yürüttüklerini vurguladı. Göreve yeni seçilen Ukraynalı vekillere başarı dileklerini ileten Parlamento Başkanı, bu gelişmenin Ukrayna'nın Avrupa'daki sesini güçlendirmek ve ortak güvenliği tahkim etmek adına atılmış bir başka önemli adım olduğunu dile getirdi.

AİHM'in Kırım Tatarları için verdiği kritik kararı Av. Bayar QHA'ya değerlendirdi Haber

AİHM'in Kırım Tatarları için verdiği kritik kararı Av. Bayar QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2014-2017 yılları arasında Kırım'da Ukrayna yanlısı veya Kırım Tatar toplumuna yönelik baskıları protesto eden 43 ayrı başvuruyu karara bağladı. Mahkeme; Rusya'nın Kırım'da uyguladığı yasaların hukuka uygun olmadığını, kurulan sözde mahkemelerin ise yasayla kurulmuş yargı organı vasfı taşımadığını belirterek; ifade, toplantı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmetti. AİHM'nin 20 Ocak 2026 tarihli kararını, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda değerlendiren Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar; işgal altındaki Kırım'da Rus kanunlarına dayanılarak verilen tüm hükümlerin "yok" hükmünde (mutlak butlan) olduğunun tescillendiğini belirtti. Bayar, kararın 1948 Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesiyle olan bağını vurgulayarak, bu sonucun gelecekteki davalar için bir "emsal" teşkil ettiğini kaydetti. "AİHM KARARI, HALKIMIZ İÇİN ÖNEMLİ BİR HUKUK ZAFERİDİR" AİHM'nin "Bekirov ve diğerleri Rusya'ya karşı" davası ile ilgili olarak olduğu kararın Kırım'ın işgalinden bu yana Kırım'daki mahkemelerin Rus kanunlarına dayanarak verdiği kararların "mutlak butlanla batıl" olduğuna dair ortaya koydukları tezin doğruluğunu teyit eden bir karar olduğunu dile getiren Av. Namık Kemal Bayar, "AİHM, bu kararda özellikle ve altını vurgulayarak işgal altındaki Kırım’da mevcut mahkemelerin Rus kanunlarını uygulamasının kanunsuz olduğu gerekçesine dayanarak 43 müracaatı Rusya aleyhine sonuçlandırmıştır." ifadelerini kullandı. Kırım’ın işgalinden bu yana Rusya’nın Kırım’da gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerine ve insanlık suçlarına karşı bu ihlal ve suçlar nedeniyle mağdur olan şahısların AİHM'e müracaat etmeleri gerektiğini her ortamda dile getirdiklerini anımsayan Av. Bayar, "Esasen, AİHM’ye müracaat için biri olağan diğeri ise olağanüstü olmak üzere iki yol bulunmaktadır. Olağan yol, iç hukuk yollarının tüketilmesi, yani Rusya’nın uygulamalarına karşı Rus mahkemelerinde tüm dava yollarının bitirilmesi sonrasında müracaat edilmesidir. Mağduriyet yaşayan arkadaşlarımızın çoğu bu yolu tercih etmiştir. Burada esas, Sovyet dönemi milli harekete karşı açılan davalarda olduğu gibi bir yol izlenerek milletimizin haklarının Rus mahkemeleri önünde savunularak kayıtlara ve tarihe geçmesini sağlamak idi. Elbette o dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat da söz konusu değildi." dedi. "Ancak, işgalden sonra biz AİHM’ye olağanüstü müracaat yolunun yani Rus mahkemelerinde dava açmaksızın doğrudan AİHM’ye müracaat yolunun kullanılması gerektiğini de tavsiye ettik." diyen Bayar, bir kısım davaların bu yol kullanılarak açıldığını kaydetti. Hangi müracaat yolu tercih edilirse edilsin tüm davalarda Rusya’nın Kırım’da yargılama yetkisi olmadığı savının mutlaka dile getirilmesi gerektiğini de defaatle hem yazılı hem sözlü olarak dava açacak ya da açan kişilere ilettiklerini belirten Bayar, "Gerçekten de 1948 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne göre işgal altındaki bir toprakta işgalcinin hukukunun uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştı ve bu hükme göre Rusya’nın Kırım’da kendi hukukunu uygulaması asla yasal olamazdı." değerlendirmesinde bulundu. “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” davasının gerekçesinde AİHM'nin işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın kendi kanunlarını uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkı”nın ihlal edildiği de hüküm altına alınarak Rusya’nın ve Kırım’daki Rus mahkemelerinin yasa dışı ve hukuksuz olduğu bir kez daha kesinleştirildiğinin altını çizen Bayar şöyle devam etti: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma Hakkı” başlıklı 6. Maddesinin 1.cümlesine göre “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” AİHM, davada verdiği kararla Kırım’daki mahkemelerin bu cümleye uygun olmadığını yani yasa ile kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkemeler olmadığını açıkça tespit ve ilan etmiştir. O halde, işgalin başından beri savunduğumuz tez artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da kabul görmüş ve Kırım’da Rusya kanunlarına göre işleyen mahkemelerin ve bunların verdiği tüm kararların “mutlak butlan ile batıl” yani “yok” hükmünde olduğu artık tescillenmiştir. AİHM kararı, halkımız için önemli bir hukuk zaferidir ve gelecekte Rusya’ya karşı açılacak davalara da emsal teşkil edecektir.

AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi Haber

AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı dava kapsamında verdiği kararla, işgal altındaki Kırım’da barışçıl gösterilere katılan kişilere yönelik uygulamalar nedeniyle Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti. Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliğinin konu ile ilgili paylaştığı yazılı açıklamaya göre, davacılar 2014-2017 yılları arasında Kırım’da yaşayan ve büyük bölümünü Kırım Tatarları olan 43 kişiden oluşuyor. Söz konusu AİHM kararı, 2014’teki işgalden sonra Kırım’daki olaylara ilişkin olarak Ukrayna ile Rusya arasındaki silahlı çatışma bağlamında esastan karara bağlanan ilk bireysel başvuru olma özelliğini taşıyor. Davacılar, Rusya’nın Kırım’ı işgalinin ardından Ukrayna yanlısı tutumlarını ifade etmek veya Kırım Tatarlarına yönelik baskıları protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl eylemlere katıldıkları gerekçesiyle, Rus mevzuatı uyarınca idari suçlamalarla karşı karşıya bırakıldı. Bazı davacılar gözaltına alındı, daha sonra Rus işgal yönetimine bağlı sözde mahkemeler tarafından para cezasına ya da idari tutukluluğa mahkûm edildi. RUS YASALARI KIRIM’DA MEŞRU DEĞİL AİHM, Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesiyle güvence altına alınan "toplanma ve dernek kurma özgürlüğü"nün açık bir ihlali olduğuna hükmetti. Mahkeme ayrıca, davacılara yönelik müdahalelerin barışçıl toplanma özgürlüğüne açık bir müdahale niteliği taşıdığına dikkat çekti. Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunun vurgulandığı kararda, Rus mevzuatına dayalı idari uygulamaların sözleşme anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtildi. Bu nedenle mahkeme, söz konusu müdahalelerin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını veya demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını ayrıca incelemeye gerek görmedi. “RUSYA YEREL HALKI SİNDİRMEYİ VE UKRAYNA YANLISI TUTUMLARI BASTIRMAYI AMAÇLIYOR” AİHM ayrıca, Rus işgal yönetiminin Kırım’da Ukrayna’yı ya da Kırım Tatar toplumunu destekleyen kamusal gösterileri yasaklamaya, bu tür eylemleri düzenleyen ya da katılan kişileri yıldırmaya ve keyfi şekilde gözaltına almaya yönelik sistematik bir idari uygulama yürüttüğünü ve bu uygulamaların yerel halkı sindirmeyi ve Ukrayna yanlısı tutumları bastırmayı amaçladığı sonucuna vardığını tespit ettiğini hatırlattı. Sonuç olarak mahkeme, davacıların söz konusu gösterilere katılarak Rus işgal makamlarının uygulamalarına açıkça karşı çıktıklarını, Kırım Tatarlarına yönelik baskıları kınadıklarını ve Kırım'ın Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunduklarını vurguladı. Mahkeme; bu şartlar altında davacılara yönelik alınan önlemlerin, yerel halkı ve özellikle Kırım Tatar toplumunu sindirmeyi, ayrıca Ukrayna yanlısı görüşleri bastırmayı amaçlayan sistematik bir yapının parçası olduğu sonucuna vardı. Bu bağlamda mahkeme, tüm davacıların özelinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. “TAZMİNAT YOLUNU AÇAN BİR KARAR” Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği Stratejik Davalar Merkezi avukatı Yuliya Kovalenko, kararın önemini şu sözlerle açıkladı: Bu karar, Rusya'nın yarımadadaki insan hakları durumuna ilişkin sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda mağdurların gelecekte tazminat alabilmelerine olanak sağlıyor. Rusya'nın Kırım Tatarlarını hedef alan sistematik baskı politikasının varlığı artık yargı kararıyla da sabitlenmiştir.

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda Haber

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda

Batı Trakya Türk toplumunu temsilen Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 6-17 Ekim 2025 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsani Boyut Konferansı’na katıldı. AGİT Finlandiya Dönem Başkanlığı tarafından AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisinin (ODIHR) desteğiyle düzenlenen, AGİT bölgesindeki insan hakları ve temel özgürlüklerin durumunun ele alındığı ve Helsinki Nihai Senedi’nin 50. yıl dönümünün kutlandığı on günlük konferansta Batı Trakya Türk toplumunu ABTTF’den K. Engin Soyyılmaz ve BTAYTD’den Kerem Abdurahimoğlu temsil etti. AGİT’in 57 katılımcı Devleti, AGİT kurumları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı konferansın 13 Ekim’deki ulusal azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere hoşgörü ve ayrımcılık yapmama temalı oturumunda konuşan ABTTF, 1923 Lozan Antlaşması ile statüsü ve hakları tanımlanan Batı Trakya Türk toplumunun isminde ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerinin o tarihten sonra yaklaşık 50 yıl boyunca Yunanistan’da herhangi bir engelle karşılaşmadan resmi olarak faaliyet gösterdiklerini kaydetti. Ancak Yunan devletinin ülkrdeki Türk varlığını ve kimliğini inkar politikasının bir sonucu olarak 1927 yılında kurulan Türk toplumunun en eski derneği İskeçe Türk Birliği’nin (İTB) ismindeki “Türk” kelimesi nedeniyle 1986 yılında kapatıldıgını kaydetti. Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’ndaki Türk dernekleri ile ilgili aleyhindeki üç kararı 17 yılı aşkın süredir uygulamadığına ve geçen yıllar içinde bu dava grubunu siyasallaştırdıgına dikkat çeken ABTTF, 2010 yılında ismindeki “Türk” kelimesinin yanıltıcı olduğu ve kamu düzeni açısından sorun yaratabileceği gerekçesiyle tescil edilmeyen İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği’nin AİHM’de Yunanistan’a karşı açtığı davayı kazandığını kaydetti. ABTTF, AİHM’nin, “Sağır ve Diğerleri” isimli davada 24 Haziran 2025 tarihinde oy birliğiyle aldığı kararında Yunanistan’ın bir kez daha Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesini ihlal ettiğine hükmettiğini dile getirdi. AİHM’nin bu son kararının 2007 ve 2008 tarihli kararlarında olduğu gibi aynı temel meseleyi ele aldığını not eden ABTTF, Yunanistan’da adında ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerin kapatılması veya tescil edilmemesinin bireysel veya münferit bir durum olmayıp sistematik bir sorunun varlığına işaret ettiğini kaydetti. ABTTF, bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun 2025 Hukukun Üstünlüğü Raporu’nun Yunanistan bölümünde de Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’na atıf yapıldığını belirterek, bu şekilde AB Komisyonu’nun Yunanistan’da son yıllarda hukukun üstünlüğündeki gerilemeyi teyit ettiğini vurguladı. ABTTF, Yunanistan’ı AİHM’nin Batı Trakya Türk toplumunun dernekleri ile ilgili aleyhindeki kararlarını tam ve etkili bir şekilde uygulamaya ve AİHM kararları ve içtihadı ışığında isminde “Türk”, “Azınlık” veya “Batı Trakya” kelimeleri geçen derneklerin tescilinin önündeki engelleri kaldırmaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.