Türk dünyasının ortak geleceği Ankara’da konuşuldu: Üretimde, teknolojide ve diplomaside birlik çağrısı
Cihan Özkan
QHA/Ankara
İletişim Başkanlığı tarafından Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) 13. Zirvesi marjında, 30-31 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Türk Dünyası Diyalog Forumu’nun ikinci ve son gün programları gerçekleştirildi.
“Fikirden Diyaloğa, İleri” temasıyla Türk dünyasından bürokratları, medya temsilcilerini, akademisyenleri ve kültür-sanat insanlarını buluşturan forumda, ortak geleceğe yönelik iş birliği imkânları farklı başlıklar altında ele alındı.
YILDIRIM’DAN ORTA KORİDOR’DA ORTAK ÜRETİM ÇAĞRISI
Forum kapsamında “Orta Koridordan Ortak Üretim Ekosistemine: Türk Dünyasında Ekonomi Modeli” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmasını TDT Aksakallar Konseyi Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanı Binali Yıldırım yaptı.
İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca’nın moderatörlüğündeki panele; AK Parti İstanbul Milletvekili ve Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım, Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Becer, Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Ekonomi, Finans ve Muhasebe Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Lesbek Taizhanov ve Özbekistan Gazetecilik ve Kitle İletişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekmukhammad Tursunov konuşmacı olarak katıldı.
“ORTA KORİDOR, REFAH KORİDORUDUR”
Açılış konuşmasında Orta Koridor’un yalnızca bir taşıma güzergâhı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, koridorda taşınacak yük miktarının 30 milyon tona kadar çıkarılabileceğini belirtti. Geçiş sürelerinin kısaltılması ve farklı taşıma türleri arasındaki geçişlerin geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, Türk devletlerinin avantajlarından yararlanılmasının önemine dikkat çekerek şöyle konuştu:
Orta Koridor, bir refah koridorudur, bir ekonomi koridorudur, bir tarih koridorudur, bir kültür koridorudur. Yapmamız gereken koridorun başladığı yerden bittiği yere kadar ortak üretim tesisleri, ortak lojistik merkezleri kurmak.
“KKTC, TÜRK DÜNYASININ AYRILMAZ VE VAZGEÇİLMEZ BİR ÜYESİDİR”
Doğu Akdeniz’de uluslararası deniz hukukundan kaynaklanan hak ve menfaatlerin görmezden gelindiğini ifade eden Yıldırım, KKTC’ye yönelik izolasyonlara tepki gösterdi. Yıldırım, şunları kaydetti:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk dünyasının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir üyesidir. Bu, bu kadar açıktır. Dolayısıyla Kıbrıs'ı izolasyona tabi tutmak, onları küresel ve bölgesel gelişmelerden imkanlardan mahrum bırakmak ne insanlığa ne de uluslararası hukuka sığar. Bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz, Türk devletleri olarak da elimizden geleni yapacağız.
ÇAVUŞOĞLU: HEDEFİMİZ, ORTAK İRADEMİZİ ORTAK GÜCE DÖNÜŞTÜRMEKTİR
Ekonomik iş birliği ve bağlantısallığın yanı sıra Türk dünyasının uluslararası sistemdeki önemi de “Küresel Dönüşüm Çağında Türk Dünyasının Jeopolitik Rolü” panelinde değerlendirildi. Panelin açılış konuşmasını eski Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu yaptı.
Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar’ın moderatörlüğündeki panele; Dongduk Üniversitesi Avrasya ve Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Eunkyung Oh, Yakın Doğu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nur Köprülü, gazeteci ve Qalampir.uz yöneticisi Qamariddin Shayxov ile Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kaan Kutlu Ataç katıldı.
“BELİRLEYİCİ OLAN İMKÂNLARI DEĞERLENDİREBİLMEKTİR”
Coğrafi konumun tek başına stratejik güç sağlamayacağını vurgulayan Çavuşoğlu, “Asıl belirleyici olan, coğrafyanın sunduğu imkanları ortak bir vizyonla değerlendirebilme kapasitesidir. Potansiyelimizi kalıcı bir etkiye dönüştürmek, güven, dayanışma, kurumsal iş birliği ve ortak hareket etme iradesi gerektirir. İşte Türk Devletleri Teşkilatı, bu iradenin kurumsal ifadesidir.” dedi.
Ortak iradenin somut projelere ve kalıcı mekanizmalara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, başarının yalnızca ticaret hacmi veya proje sayısıyla ölçülemeyeceğini; ülkeler arasındaki güvenin, ortak çözüm üretme ve eş güdümle hareket etme kapasitesinin de önem taşıdığını söyledi.
Türk dünyasının küresel meselelerde daha fazla söz sahibi olmasını arzu ettiklerini ifade eden Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
Türkiye olarak yaklaşımımız, rekabetin çatışmaya dönüştüğü bir dünyada iş birliği kanallarını açık tutmak, ayrışmalar karşısında diyaloğu, belirsizlikler karşısında ortak aklı ve değişen dengeler karşısında kurumsal dayanışmayı güçlendirmektir. İnanıyorum ki ‘Dilde, Fikirde ve İşte Birlik’ anlayışımızı somut adımlarla pekiştirdiğimiz ölçüde Türk dünyası kendi halklarının refahına katkı sunarken Avrasya'da barışın, istikrarın ve iş birliğinin güçlenmesine de daha etkin katkı sağlayacaktır.
SAVUNMA SANAYİSİNDE ORTAK ÜRETİM VE TEKNOLOJİ İŞ BİRLİĞİ
Türk dünyasının jeopolitik rolüne ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra, savunma alanındaki iş birliği imkânları da Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney’in moderatörlüğündeki “Yeni Güç Alanları: Türk Savunma Sanayisinin Geleceği” panelinde ele alındı.
Panelde, savunma sanayisindeki ilişkilerin ekipman tedarikinin ötesine taşınarak ortak üretim, teknoloji transferi ve sanayi kapasitesinin geliştirilmesiyle güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye ile Japonya’nın birbirini tamamlayan teknolojik kabiliyetleri ve Türkiye-Macaristan iş birliği değerlendirilirken, TDT ülkelerinin savunma sanayisi şirketlerine KKTC’de yatırım ve teknoloji iş birliği çağrısı yapıldı.
Siber güvenlik ve dezenformasyonla mücadelenin de gündeme geldiği panelde, Türk devletleri arasında hızlı bilgi akışını sağlayacak kalıcı bir iletişim mekanizması geliştirilmesi önerildi. Akademik çalışmaların mühendislik ve sanayi projelerine dönüştürülmesi, laboratuvar imkânlarının ortak kullanılması ve ticari ilişkileri destekleyecek yapay zekâ tabanlı bir platform oluşturulması da ele alındı.
AİLEDEN DİASPORAYA, KÜLTÜRDEN AKADEMİK İŞ BİRLİĞİNE
Diğer panel ve yuvarlak masa toplantılarında, Türk dünyasının çok kutuplu dünya düzenindeki konumu ve ortak bilgi ve düşünce ekosisteminin oluşturulması ele alındı. Aile ve toplumun geleceği, diasporada ortak kimlik ile kültür ve sanatın gelecek nesillere aktarılması da oturumların gündeminde yer aldı. Özbekistan’daki reformlar, Türkiye-Özbekistan stratejik ortaklığı ve TDT çerçevesindeki iş birliği imkânları ise ayrı bir yuvarlak masa toplantısında değerlendirildi.