SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu Ve Dans Topluluğu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu Ve Dans Topluluğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu Ve Dans Topluluğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyükelçi Celâl: Rus Kızılordu Korosu konserini ‘kültürel etkinlik’ başlığı altında masumlaştırmak gerçekçi değildir Haber

Büyükelçi Celâl: Rus Kızılordu Korosu konserini ‘kültürel etkinlik’ başlığı altında masumlaştırmak gerçekçi değildir

Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu’nun 26 Haziran’da başlayan İstanbul, İzmir, Antalya ve Adana’da gerçekleştirdiği, 3–4 Temmuz tarihlerinde ise Ankara’da vereceği konserler Rusya’nın kültür propagandası üzerine kamuoyunda derin tartışmalara sebep oldu. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl gazeteci Dr. Hasan Mesut Önder’e verdiği demeçte, Rus devlet elitlerinin zihin dünyası ve Rusya’nın kültürel propaganda faaliyetleri üzerine kritik değerlendirmelerde bulundu. “RUS DEVLET AKLININ MERKEZİNDE HÂLÂ GÜÇLÜ BİR İMPARATORLUK TAHAYYÜLÜ YER ALMAKTADIR” “Rus devlet liderliği ve bürokrasisinin zihniyetini anlamak için, bu yapının tarihsel reflekslerine bakmak gerekir. Açıkça söylemek gerekirse bu elitler Türk toplumu, Kazak toplumu, Ermeni toplumu ya da Gürcü toplumu için gerçek anlamda ‘dost’ değildir çünkü Rus devlet aklının merkezinde hâlâ güçlü bir imparatorluk tahayyülü yer almaktadır.“ şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl; bu tahayyülün yalnızca geçmişe duyulan nostaljik bir özlem değil, aynı zamanda bugünün politikalarını şekillendiren aktif bir motivasyon olduğunu dile getirdi. Söz konusu Rus zihniyetinin çevresindeki coğrafyayı eşit aktörler olarak değil, nüfuz alanları olarak gördüğüne işaret eden Büyükelçi Celâl, bu nedenle Rusya için “yakın çevrenin”, bağımsız ve egemen devletlerden oluşan bir bölge değil; kontrol edilmesi, yönlendirilmesi ve gerektiğinde baskı altına alınması gereken bir etki sahası olduğunu belirtti. RUSYA, PSİKOLOJİK VE ENFORMASYONEL ARAÇLARLA DA ETKİ ÜRETMEYE ÇALIŞIYOR Bununla birlikte “Örneğin Gürcistan’da seçim sürecinde kullanılan propaganda yöntemleri bu yaklaşımı net biçimde ortaya koyuyor. Gürcistan sokaklarına asılan billboardlarda, Ukrayna’da harabeye çevrilmiş şehirlerin fotoğrafları kullanılarak halka âdetâ şu mesaj verildi: ‘Bu mu olmak istiyorsunuz?’ Bu, klasik bir siyasi kampanya dilinden çok, korku üzerinden inşa edilen bir jeopolitik mesajdır.” değerlendirmesini yapan Büyükelçi Celâl, Rusya’nın sadece askerî gücüyle değil, psikolojik ve enformasyonel araçlarla da etki üretmeye çalışmakta olduğunu kaydetti. “RUSYA’NIN İMPARATORLUK ARZULARININ SOMUT EYLEMLERLE DESTEKLENDİĞİ GÖRÜLMELİ” Devletler ve liderler düzeyinde ilişkiler her zaman sürdürülebildiğini ve diplomasinin de bunu gerektirdiğini dile getiren Büyükelçi Celâl, “Ancak toplumlar düzeyinde daha derin bir gerçeklik vardır. Türk toplumu başta olmak üzere bölge halklarının, Rusya’nın imparatorluk arzularının yalnızca bir söylem olmadığını, somut politika ve eylemlerle desteklendiğini görmesi gerekir.” dedi. Öte yandan Büyükelçi Celâl; Karadeniz’in “Rusya’nın doğal etki alanı” olduğu yönündeki söylemlerin, Rusya’nın Boğazlar üzerinde dile getirilen tarihsel iddialarının ve bölgesel güç projeksiyonunun ise söz konusu zihniyetin bugünkü yansımaları olduğunu ifade etti. Bu düşünce yapısının en kritik sonucunun istikrarsızlık üretmesi olduğuna, bunun sebebinin ise söz konusu yaklaşımın eşitlik temelinde iş birliğini değil; güç, baskı ve kontrol üzerinden kurulan ilişkileri öncelemekte olduğuna dikkat çeken Büyükelçi Celâl, “Sonuç olarak ortaya çıkan tablo; kaos, çatışma, kan ve gözyaşıdır.” dedi. Bununla birlikte söz konusu düşünce yapısının izlerinin Ukrayna’dan Gürcistan’a, Suriye’den diğer kriz bölgelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada görüldüğüne işaret eden Büyükelçi Celâl, “Dolayısıyla mesele yalnızca Rusya’nın ne yaptığı değil, nasıl düşündüğüdür ve bu düşünce biçimi değişmediği sürece, bölgedeki gerilim potansiyeli de varlığını sürdürmeye devam edecektir.” şeklinde konuştu. “BİR ZAMANLAR SOFRAMIZI PAYLAŞTIĞIMIZ ELLER, BU KEZ BİZİ YURDUMUZDAN SÖKÜP ATAN BİR MEKANİZMANIN PARÇASIYDI” Büyükelçi Celâl, Rus zihniyetinin anlaşılması için 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’na dair somut bir örnek verdi. 2014 yılından bu yana Rus işgali altındaki Kırım’ın aslî unsuru olan Kırım Tatarlarının tarihsel hafızasında derin izler bırakmış soykırımı gündeme getiren Büyükelçi Celâl, şu değerlendirmelerde bulundu: Nazi orduları Kırım’dan temizlendikten sonra bizler, Sovyet askerlerini kurtarıcı olarak karşıladık. Evlerimizin kapılarını açtık, soframızı paylaştık, ekmeğimizi böldük, sütümüzü ikram ettik. O günlerde yaşananlar, savaşın yorgunluğu içinde insanlığın hâlâ ayakta kalabildiğini gösteren nadir anlardandı. Ancak bu hikâye burada bitmedi. Kısa bir süre sonra, 1944 yılında, aynı Sovyet yönetimi bir emirle bizi (Kırım Tatarlarını) topraklarımızdan kopardı. Ekmek verdiğimiz, evimize buyur ettiğimiz insanlar bir gecede hayatlarımızı altüst eden sürgünün parçası hâline geldi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan vagonlara dolduruldu; bilinmeze, açlığa, hastalığa ve ölüme gönderildi. Bir zamanlar soframızı paylaştığımız eller, bu kez bizi yurdumuzdan söküp atan bir mekanizmanın parçasıydı. Bu sadece bir tarih kesiti değil; kolektif hafızamızda hâlâ canlı olan bir travmadır. Güvenin nasıl kırıldığını, insanlık ile devlet aklı arasındaki uçurumun ne kadar derin olabileceğini gösteren bir kırılma anıdır. Dün ‘kurtarıcı’ olarak görülenlerin, bugün bir emirle sürgünün uygulayıcısına dönüşebilmesi, bu zihniyetin en çarpıcı göstergesidir. 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yalnızca geçmişe ait acı bir hatıra değil, aynı zamanda geleceğe dair bir uyarı olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, bu olayın güç odaklı, insanı değil devleti merkeze alan Rus zihniyetinin, koşullar değiştiğinde nasıl sert ve acımasız kararlar üretebildiğini açıkça ortaya koyduğunu dile getirerek "Ve belki de en sarsıcı olanı şudur: Aynı sofrayı paylaştığınız insanların, bir gün sizi yurdunuzdan edenlerin parçası hâline gelebilmesidir.” dedi. ÜNİFORMASINA SİVİL VE ÇOCUK KANI BULAŞAN BİR ORDUNUN KOROSUNUN TÜRKİYE’DE PLANLANAN KONSERİ İNFİAL YARATTI! Rusya’nın 2 Temmuz 2026 tarihinde Ukrayna’da düzenlediği hava saldırılarında aralarında çocukların da bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybetmesi üzerine ülkede yas ilan edildiğini hatırlatan Büyükelçi Celâl, Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu tarafından NATO Zirvesi öncesinde başkent Ankara’da konser planlanmasını eleştirdi. Sivilleri hedef alan saldırıların hemen ardından bir askerî korunun sahneye çıkmasının Ukrayna açısından sadece bir kültürel etkinlik olarak değerlendirilemeyeceğine işaret eden Büyükelçi Celâl, şu ifadeleri kullandı: Üniformasına sivil ve çocuk kanı bulaşmış bir ordunun temsilcilerinin aynı üniformalarla başka bir ülkede konser vermesi, takdiri elbette Türk kamuoyuna ait olan bir durumdur. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Söylediklerim Türkiye’ye veya Türk hükûmetine bir yön verme çabası olarak anlaşılmamalıdır. Biz Türkiye’nin gücünü kendi gücümüz olarak görüyoruz. Türkiye bu bölgenin en önemli ülkelerinden biridir ve değerlendirmelerimi bu samimiyetle paylaşıyorum. “AMAÇ YALNIZCA MÜZİK İCRA ETMEK DEĞİL, TÜRKİYE’DE BİR KAMUOYU GÖRÜNTÜSÜ ÜRETMEK” Bugün Rusya’nın uluslararası sistemde giderek yalnızlaştığına ve Çin, Kuzey Kore ve Belarus dışında açık ve güçlü bir destekçi bulmakta zorlandığına işaret ederek Türki cumhuriyetlerle dahi daha temkinli ve mesafeli bir ilişki yürütmek zorunda kaldığını belirten Büyükelçi Celâl, “Böyle bir tabloda, kültürel etkinlikler Rusya için yalnızca sanat değil; aynı zamanda bir kamu diplomasisi ve algı yönetimi aracına dönüşüyor.” dedi. Bu konserlerin bu bağlamda okunması gerektiğini vurgulayan Büyükelçi Celâl, “Amaç yalnızca müzik icra etmek değil; Türkiye’de bir kamuoyu görüntüsü üretmek. Konser sonrasında Rus medyasında ve resmî söylemde ‘Türkiye’de binlerce kişi Rus Ordu Korosu’nu izledi’, ‘Türk halkı Rusya’ya ilgi gösteriyor’ gibi mesajların öne çıkarılacağını öngörmek zor değil. Bu, uluslararası alanda yalnızlaşan bir aktörün, meşruiyet üretme ve yalnızlık algısını kırma çabasıdır.” ifadelerini kullandı. “BİLİŞSEL SAVAŞTA SEMBOLLER, ANLATILAR VE SAHNELEME BİÇİMİ KRİTİK ROL OYNAR” Bununla beraber Büyükelçi Celâl; kültürel diplomasinin her ülkenin başvurduğu meşru bir araç olduğunu, Ukrayna’nın da kendi mutfağını, kültürünü ve müziğini tanıttığını kaydederek “Ancak kültürel diplomasi ile bilişsel savaş arasındaki çizgi son derece incedir. Bilişsel savaşta semboller, anlatılar ve sahneleme biçimi kritik rol oynar. Bu noktada Rus Ordu Korosu’nun niteliği belirleyici hâle geliyor.” dedi. RUS ORDU KOROSU İLE MEHTER TAKIMI ARASINDA DERİN FARKLILIKLAR MEVCUT Rus Ordu Korosu’nun çoğu zaman Türkiye’de Mehter takımı gibi kültürel bir yapı ile kıyaslandığını fakat bu karşılaştırmanın yalnızca yüzeysel değil, aynı zamanda yanıltıcı olduğunu dile getiren Büyükelçi Celâl, şu ifadelere yer verdi: Mehter, bugün tarihsel bir mirasın kültürel temsiliyken Rus Ordu Korosu, doğrudan Rus Silahlı Kuvvetlerini temsil eden, resmî üniforma taşıyan ve repertuvarında savaş anlatıları ile sözde askerî kahramanlık anlatılarını işleyen kurumsal bir yapıdır. Bu nedenle sahnedeki varlığı bir sanat faaliyetinden çok, devletin askerî kimliğinin bilinçli bir biçimde sahneye taşınmasıdır. Bu tabloyu ‘kültürel etkinlik’ başlığı altında masumlaştırmak gerçekçi değildir çünkü burada icra edilen yalnızca müzik değil, aynı zamanda bir güç gösterisi, bir anlatı dayatması ve bir meşruiyet üretimidir. Üniforma, marşlar ve tarihsel referanslar bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey, estetik bir performanstan ziyade politik bir mesajdır. Bu bağlamda Rus Ordu Korosu’nun Mehter ile değil, ancak İsrail ordusunu temsil eden bir koro ile kıyaslanabileceğini söylemek daha isabetli olacaktır. SİVİLLERİ KATLEDEN BİR ASKERÎ YAPI, KURUMSAL KİMLİĞİYLE ULUSLARARASI SAHNELERDE NORMALLEŞTİRİLİYOR! Aktif çatışma yürüten ve sivillerin ölümünden sorumlu tutulan bir askerî yapının kurumsal kimliğiyle uluslararası sahnelerde normalleştirilmesini eleştiren Büyükelçi Celâl, “Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: İsrail ordusunu temsil eden bir koro, bugün Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde sahneye çıkabilir mi? Eğer bu kabul edilemez bulunuyorsa aynı durumun Rusya için neden farklı değerlendirilmesi gerektiği de açıklanmalıdır.” dedi. Söz konusu tartışmanın bu sebepten ötürü sanat ile siyaset arasındaki klasik sınır meselesinin ötesine geçtiğini ve savaş ile askerî gücün estetik bir forma büründürülerek meşrulaştırıldığının altını çizen Büyükelçi Celâl, “Bu nedenle Rus Ordu Korosu’nun uluslararası sahnelerdeki varlığı, bir konserden ziyade semboller ve duygular üzerinden yürütülen bilinçli bir algı operasyonu olarak değerlendirilmelidir.” değerlendirmesini yaptı. “NATO ZİRVESİ ÖNCESİNDE BÖYLE BİR KONSERİN DÜZENLENMESİ TESADÜF DEĞİLDİR” “Bu nedenle Türkiye gibi Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü açıkça destekleyen ve NATO üyesi olan bir ülkede, NATO Zirvesi öncesinde böyle bir konserin düzenlenmesi tesadüf değildir.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, bu adımının hem Rusya’nın Türkiye ile Batı arasındaki algısal mesafeyi artırmaya yönelik bir girişimi olarak yorumlanabileceğine hem de Rusya’nın “NATO üyesi bir ülkede bile varlık gösterebiliyoruz” mesajını vermesine hizmet ettiğini vurguladı. “TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞEN KONSERLER RUSYA İÇİN AYRI BİR PROPAGANDA DEĞERİ TAŞIMAKTADIR” Öte yandan Büyükelçi Celâl, meselenin bir diğer boyutunun da iç kamuoyu ve cephe psikolojisi olduğunu belirterek Rusya’nın bu tür etkinlikleri kendi askerleri ve toplumu için bir moral ve motivasyon unsuru olarak kullandığını ve yurt dışında sahne alan askerî korosu aracılığıyla “dünya bizi dışlamıyor” mesajını içeriye taşıdığını kaydetti. Batı ülkelerinde bu tür konserlerin büyük ölçüde yasaklanmış olmasına da vurgulayan Büyükeçi Celâl, “Türkiye’de gerçekleşen konserler ise bu açıdan Rusya için ayrı bir propaganda değeri taşımaktadır.” dedi. RUS ORDU KOROSUNUN SAHNEYE ÇIKARKEN KULLANDIĞI SEMBOLLER TESADÜF DEĞİL Rus Ordu Korosu tarafından kullanılan sembollere dikkat çeken Büyükelçi Celâl, koronun sahneye çıkarken kullandığı Aziz Georgiy Kurdelesinin yalnızca estetik bir unsur değil, güçlü bir tarihsel ve ideolojik yük taşıyan bilinçli bir tercih olduğunun altını çizdi. Öte yandan Büyükelçi Celâl, hem Bizans mirasında hem de Rus Ortodoks geleneğinde önemli bir figür olan Aziz Georgiy üzerinden bu kurdelenin askerî kahramanlık, zafer ve imparatorluk gücü gibi kavramları simgelediğini belirtti. Ayrıca Büyükelçi Celâl, Aziz Georgiy nişanı ve kurdelesinin II. Katerina tarafından 1769 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ihdas edildiğini kaydederek nişan ve kurdelenin Kırım’ın Osmanlı’dan kopuşu ile olan bağlantısına dikkat çekti. Bu sürecin sonunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ın Osmanlı’dan koptuğunu ve Rusya’nın, Osmanlı Devleti karşısında tarihsel ölçekte önemli bir üstünlük elde ettiğini hatırlatan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, son olarak şu ifadelere yer verdi: Bu bağlamda kurdele, yalnızca bir askerî nişan değil; aynı zamanda Rus yayılmacılığının ve jeopolitik zafer anlatısının sembollerinden biri hâline gelmiştir. Dolayısıyla sahnedeki her unsur, üniforma, müzik ve semboller birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo, basit bir kültürel etkinliğin ötesine geçmektedir. Bu tür organizasyonlar, çok katmanlı bir propaganda ve algı yönetimi pratiği olarak okunmayı gerektirmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.