SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anma Programı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Anma Programı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anma Programı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ayetullah Ali Hamaney 4 ay sonra törenle defnedilecek Haber

Ayetullah Ali Hamaney 4 ay sonra törenle defnedilecek

İran, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden eski dinî lider Ayetullah Ali Hamaney için yaklaşık dört ay sonra düzenlenecek kapsamlı cenaze ve anma programına hazırlanıyor. 4-9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek törenlerin, İran İslam Cumhuriyeti tarihinin en büyük devlet organizasyonlarından biri olması bekleniyor. Tahran yönetiminin, savaş koşulları, ateşkes süreci ve ardından başlayan diplomatik temaslar nedeniyle ertelenen defin işlemlerinin ardından Hamaney için ülke genelinde ve Irak'ta milyonlarca kişinin katılımıyla gerçekleştirilecek törenler planladığı bildirildi. İran'ın dinî liderlik makamına geçen Mücteba Hamaney'in, babasının cenaze törenlerine güvenlik gerekçeleri nedeniyle katılıp katılamayacağı ise belirsizliğini koruyor. BEŞ GÜN SÜRECEK CENAZE PROGRAMI Anma programı 4 Temmuz'da başkent Tahran'daki Musalla Camisi'nde başlayacak. Burada devlet yetkilileri, yabancı heyetler ve dinî liderlerin katılımıyla ilk resmî tören gerçekleştirilecek. 7 Temmuz günü ise cenaze korteji, Tahran'ın en önemli sembolik güzergâhlarından biri olan İmam Hüseyin Meydanı ile Özgürlük Meydanı arasında yaklaşık 10 kilometrelik hat boyunca ilerleyecek. İran rejimi, bu yürüyüşe milyonlarca kişinin katılmasını bekliyor. Ardından Hamaney'in naaşı, Şii dünyasının en önemli dinî merkezlerinden biri olan Kum kentine götürülecek. Burada Hz. Fatıma Masume Türbesi ile Cemkeran Camisi arasında düzenlenecek törenlerde milyonlarca kişinin yer alacağı tahmin ediliyor. IRAK'TA DA ANMA TÖRENLERİ DÜZENLENECEK Cenaze programı yalnızca İran ile sınırlı kalmayacak. Hamaney'in naaşı daha sonra Irak'ın Necef ve Kerbela kentlerine götürülecek. Şiiliğin en kutsal merkezleri arasında yer alan ve Hz. Ali ile Hz. Hüseyin'in türbelerinin bulunduğu şehirlerde dinî törenler gerçekleştirilecek. İlk planlamada Bağdat'ın da cenaze güzergâhında yer aldığı ancak zaman yetersizliği nedeniyle programdan çıkarıldığı bildirildi. 9 Temmuz'da ise Hamaney'in naaşı doğduğu şehir olan Meşhed'de toprağa verilecek. Defin töreninin, İmam Rıza Türbesi yakınlarında düzenlenmesi planlanıyor. MÜCTEBA HAMANEY TÖRENE KATILABİLECEK Mİ? İran lideri Mücteba Hamaney'in Hindistan Temsilcisi Ayetullah Hakim Elahi, güvenlik riskleri nedeniyle Mücteba Hamaney'in cenaze törenlerinde kamuoyu önüne çıkmasının kesin olmadığını açıkladı. ABD ve İsrail saldırılarında ağır yaralandığı belirtilen Mücteba Hamaney, savaşın başlamasından bu yana kamuoyunda yeni bir görüntü vermedi. İRAN YÖNETİMİ MİLYONLARI SEFERBER EDİYOR İranlı yetkililer cenaze törenlerine ülkenin dört bir yanından milyonlarca kişinin katılması için kapsamlı hazırlık yaptı. Bu kapsamda; otellerde yüzde 50 indirim uygulanıyor. Okullar, spor salonları ve camiler şehir dışından gelen ziyaretçilerin konaklaması için hazırlandı. Otobüs ve tren seferleri cenaze güzergâhlarına göre yeniden düzenlendi. Tahran başta olmak üzere birçok şehirde hava sahasında geçici kısıtlamalar uygulanacak. Şehirlere giriş çıkışlarda yoğun güvenlik önlemleri alınırken kritik bölgelerde Devrim Muhafızları ve Besic güçleri görev yapacak. Yetkililer, ABD veya İsrail tarafından yeni bir saldırı ihtimaline karşı da güvenlik seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını duyurdu. "BU TÖREN İSLAM CUMHURİYETİ İÇİN REFERANDUM NİTELİĞİNDE" İranlı üst düzey din adamları, cenaze törenlerinin yalnızca bir veda programı olmadığını, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti'ne halk desteğinin göstergesi olacağını savunuyor. Kum Cuma İmamı Ayetullah Muhammed Saidi, devlet medyasına yaptığı açıklamada, "Şehit liderimizin cenazesine gösterilecek büyük katılım, fiilen İslam Cumhuriyeti için yeni bir referandum olacaktır." ifadelerini kullandı. İran yönetimi de törenlerin, ABD ve İsrail'e karşı ülkenin birlik ve direncini göstermeyi amaçladığını belirtiyor. TOPLUMDA FARKLI GÖRÜŞLER DİKKAT ÇEKİYOR Bununla birlikte ülkede cenaze törenlerine ilişkin farklı görüşlerin bulunduğu ifade ediliyor. Son yıllarda ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaptırımlar nedeniyle yaşanan protestolar, toplumdaki memnuniyetsizliği artırmıştı. Bazı Tahran sakinleri cenaze törenlerine katılmayacaklarını belirtirken, kentten geçici olarak ayrılmayı tercih edenlerin de bulunduğu bildiriliyor. Diğer yandan Besic üyeleri ve rejim destekçileri ise Hamaney'in ölümünü "şehadet" olarak nitelendirerek cenaze törenlerine geniş katılım çağrısı yapıyor. ÇOK SAYIDA YABANCI HEYET TAHRAN'A GELİYOR Cenaze törenlerine birçok ülkeden üst düzey heyetin katılması bekleniyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif başkanlığındaki heyetin Tahran'a geleceği açıklanırken, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev'in de törenlerde yer alması bekleniyor. Çin ve Hindistan'dan dışişleri düzeyinde temsilcilerin de İran'a gitmesi planlanıyor. HAMANEY'İN TABUTU İLK KEZ PAYLAŞILDI Öte yandan Ayetullah Ali Hamaney'in resmî sosyal medya hesabından cenaze töreni öncesinde dikkat çeken bir paylaşım yapıldı. Paylaşımda, Hamaney'in tabutunun üzerine Kerbela'daki Hz. Hüseyin Türbesi'nin simgelerinden biri olan ve üzerinde "Ya Hüseyin" yazılı siyah bayrağın serildiği görüldü. Söz konusu paylaşım, Şii geleneğinde Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesi ile Hamaney'in ölümünün aynı "şehadet" anlayışı içerisinde değerlendirildiği mesajı olarak yorumlandı.

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı Haber

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çatalca Şubesi tarafından, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı vesilesiyle İstanbul’un Çatalca ilçesi İzzettin Mahallesi’nde bulunan “Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde soykırım şehitlerini anma programı düzenlendi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar halkının insanlık dışı şartlarda öz vatanlarından koparıldığı ve büyük acılar yaşadığı vurgulandı. "Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde gerçekleştirilen etkinlikte, anıta karanfiller bırakılırken, sürgünde yaşamını yitiren soydaşlar için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ" Çatalca Şubesi tarafından yapılan açıklamada, sürgünün Kırım Tatar halkının hafızasında derin izler bıraktığı belirtilerek, “Vatan Kırım, kalbimizde sızlamaya devam edecek. Unutmadık, unutturmayacağız.” ifadelerine yer verildi. Anma programına Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, CHP Çatalca İlçe Başkanı Gökberk Öder ve yönetim kurulu üyeleri, MHP Çatalca İlçe Başkanı Halit Tuncay Uğur ve yönetimi, CHP Meclis Üyeleri Kubilay Tuncel ile Ramazan Ilgın, TURKSİD Genel Başkanı Ertan Baştuhan, Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, Esenyurt Balkan Türkleri Derneği Başkanı Nejat Yurdal, Cemevi Başkanı Ali Üşümüş, Kaleiçi Mahallesi Muhtarı Ergün Çağlayan, Kestanelik Mahallesi Muhtarı Olcay Güvenci, Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu Kurucu Genel Başkan Recep Osman Erdoğan, İzzettin Mahallesi Muhtarı Seyit Ali Aksoy ile İzzettin Mahallesi sakinleri katıldı.

Doğu Türkistan Millî Günü başkentte yankı buldu: Anma toplantısı ve çalıştay düzenlendi Haber

Doğu Türkistan Millî Günü başkentte yankı buldu: Anma toplantısı ve çalıştay düzenlendi

Uygur Akademisi Vakfı ve Doğu Türkistan Araştırmaları Vakfı, 12 Kasım 1933 Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve 12 Kasım 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin yıl dönümünde, "Doğu Türkistan Cumhuriyetlerini Anma Toplantısı" ile "Doğu Türkistan Çalıştayı-4" tertip etti. Çok sayıda politikacı, gazeteci, yazar ve STK (sivil toplum kuruluşu) temsilcisinin katıldığı program; başta Doğu Türkistan olmak üzere, Türkiye ve Türk dünyasında vatanı uğruna can vermiş şehitler için saygı duruşu, ardından İstiklâl Marşı ile Doğu Türkistan millî marşının okunmasıyla başladı. TÜRKİYE'DEKİ SİYASÎ PARTİLERDEN DOĞU TÜRKİSTAN'A TAM DESTEK Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdülhamit Karahan ve Doğu Türkistan Araştırmaları Vakfı Başkanı Dr. Abdülkerim Buğra açılış konuşması yaptı. Açılış konuşmalarında, Doğu Türkistan Millî Günü'nün Türkiye'deki siyasî parti temsilcilerinin katılımıyla anılmasının Uygurlar açısından büyük bir önem taşıdığı vurgulandı. Türkiye'deki iktidar partisi ile muhalif partilerin Doğu Türkistan meselesinin Türkiye'nin millî meselesi olarak görmelerinin, Çin'in asimilasyon ve soykırım politikasına karşı cesur duruş sergilemelerinin ve Uygur Türklerinin haklı bağımsızlık mücadelesine destek vermelerinin önemine değinildi. MEDENİ VE ASİL BİR TÜRK KAVMİ: UYGURLAR Açılış konuşmalarının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Bursa Milletvekili Osman Mesten, Türkiye'nin gücü yettiğince Uygur kardeşlerini desteklediğini, Uygurların medeni ve asil Türk kavmi olduğunu ifade etti. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) Özbekistan Dostluk Grubu Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Mesten, Özbek ve Uygur Türklerinin kültürünü çok sevdiğini sözlerine ekledi. Mesten, Uygurların yaşadığı zorlukların hafifletilmesi için kendisinin ve partisinin tıpkı diğer zulüm altındaki Türk topluluklarına olduğu gibi yardımcı olmaya çalıştığını söyledi. MİLLÎ KİMLİĞİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ TBMM Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Doç. Dr. Selçuk Özdağ, kendisinin ve partisinin Uygurların haklı mücadelesini desteklediğini, bu bağlamda mecliste çok kez konuşma gerçekleştirdiğini kaydetti. Dünya Uygur Kurultayı gibi teşkilatlarda Çin'e karşı yürütülen çalışmalara aktif olarak katıldığını ifade eden Özdağ, Uygurların Çin zulmüne karşı direniş göstermelerindeki en önemli rolün millî kimliği korumak olduğunun altını çizdi. TÜRKİYE UYGURLARIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEK AK Parti Genel Merkezi Türk Devletleri ile İlişkiler Başkan Yardımcısı Dr. Reşide Yüksel ise Türk devletleri ile ilişkileri güçlendirmek adına hükûmetin özel bir başkanlık kurduğunu anımsatarak başladığı konuşmasında, Türk dünyasındaki mazlum soydaşlara, özellikle Uygurlara özel bir ilgi gösterildiğini, Türkiye'nin Uygur Türklerinin yanında olmaya devam edeceğini dile getirdi. Konuşmalar İYİ Parti eski Milletvekili Fahrettin Yokuş, Zafer Partisi Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Eser Türkistanlı, Saka ve Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Avşar ile devam etti. Konuşmacılar, Doğu Türkistan Millî Günü'nü anarak, Doğu Türkistan'ın yakın zamanda Çin zulmünden kurtarılmasını temenni etti. Türkiye'nin Uygurlar için bir umut kaynağı olduğu vurgulanan konuşmalarda, Uygurların umutsuzluğa kapılmaması gerektiği, Doğu Türkistan'ın bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacağı belirtildi. Programın devamında Dünya Uygur Kurultayı Sözcüsü Prof. Dr. Erkin Emet, Doğu Türkistan Cumhuriyetleri'nin kuruluş süreçlerini, Çin’e karşı yürütülen savaşlarda millî ordunun kazandığı zaferler ve bu cumhuriyetlerin yıkılış nedenleri üzerine bir rapor sundu. 12 Kasım'ın Uygurların yeniden ayağa kalkarak, Çin işgalinden kurtulmaları ve bağımsız Doğu Türkistan devletini yeniden kurmaları için ilham kaynağı olduğunu aktaran Emet, Çin'in yakın gelecekte parçalanacağına, Uygurların kendi bağımsız devletlerinde özgür bir şekilde yaşayacaklarına inandığını vurguladı. Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdülhamit Karahan, Uygurların tarihini, Doğu Türkistan’ın coğrafi, demografik ve ekonomik özelliklerini tanıtan, Çin’in Uygurlara karşı yürüttüğü asimilasyon ve soykırım politikalarını belgeleyen bir raporu katılımcılarla paylaştı. Uygurların yerleşik ilk Türkler olduğu, en erken medeniyet inşa eden Türk topluluğu olduğu belirtilen raporda Doğu Türkistan'ın coğrafî, tarihî, kültürel, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine dikkat çekildi. Karahan, Türkiye’nin Doğu Türkistan meselesini kendi millî meselelerinden biri olarak görmesinin hem Türkiye’nin Çin karşısında güçlenmesine hem de Uygurların özgürlüğe daha çabuk ulaşmasına katkı sağlayacağını tarihî örneklerle aktardı. Toplantı, soru cevap ve tartışmalarla devam ederken, Doğu Türkistan'a yönelik bağımsızlık temennileri ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Doğu Türkistan Vakfından anlamlı etkinlik: "Kardeşliğimizi tatlandırıyoruz" Haber

Doğu Türkistan Vakfından anlamlı etkinlik: "Kardeşliğimizi tatlandırıyoruz"

12 Kasım 1933'te Kaşgar'da kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve 12 Kasım 1944'te Gulca'da ilan edilen Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin yıl dönümü dünyanın çeşitli yerlerinde kutlandı. Cumhuriyeti anma programlarında Çin mezalimi altındaki Doğu Türkistan'ın bağımsızlığına kavuşması için temennilerde bulunuldu. Doğu Türkistan Vakfı, 12 Kasım Doğu Türkistan Millî Günü münasebetiyle şehitlerin ruhuna okunan Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından İstanbul’un farklı noktalarında vatandaşlara lokma ikram etti. Doğu Türkistan Vakfı Başkanı İlhan Turanlı, etkinlik kapsamında Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı özel açıklamada, lokma dağıtımının sembolik anlamına dikkat çekti. "DOĞU TÜRKİSTAN, TÜRK MİLLETİNİN KALBİDİR" Turanlı QHA’ya verdiği demeçte, "Bugün burada dağıttığımız lokma, sıradan bir ikram değil; bir milletin acısıyla yoğrulmuş umududur. Doğu Türkistan halkı, 90 yıldır hürriyet mücadelesi veriyor. Biz bu topraklarda, kardeşliğin ve ortak hafızanın hâlâ canlı olduğunu göstermek istedik." ifadelerini kullandı. Ayrıca Türk halkının Doğu Türkistan davasına gösterdiği duyarlılığının her geçen yıl arttığını vurgulayan Turanlı, "Her lokma kutusunda aslında bir hatırlatma var: Doğu Türkistan, Türk milletinin kalbidir. Biz bugün burada, kardeşliğimizi tatlandırmak, unutturulmak istenen bir davayı yeniden hatırlatmak için buluştuk." dedi. DİRENİŞ, İNANÇ VE KİMLİK Turanlı etkinliğin yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda bir farkındalık çağrısı olduğuna değinerek, "Doğu Türkistan Millî Günü, sadece bir tarih değil; direnişin, inancın ve kimliğin sembolüdür. Vakıf olarak bu günü, her yıl halkımızla iç içe, sahada ve gönüllerde yaşatmaya devam edeceğiz." vurgusu yaptı. DOĞU TÜRKİSTAN MİLLÎ GÜNÜ Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım 1933 ve 1944’te iki kez bağımsız bir devlet ilan etmişti. Bu nedenle, iki cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü “Doğu Türkistan Milli Günü” olarak kutlanıyor. Dönemin Mançu rejimine karşı zafer elde eden Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım 1933 ve 1944’te iki kez bağımsız bir Türk-İslam devleti ilan etmişti. İlanından sonra sadece dört ay ayakta kalabilen Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti 1933 ile ilanından sonra beş yıl hüküm süren Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin (1944) kuruluşlarının yıl dönümü olan 12 Kasım; Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesinin hatırlanmasında ve Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri ile diğer Türk toplulukları için büyük bir önem taşıyor. BİRİNCİ DOĞU TÜRKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ Bağımsızlık ateşini yakan Doğu Türkistanlılar, 12 Kasım 1933’te Birinci Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurdu. Hoca Niyaz’ın Cumhurbaşkanı ve Sabit Damollam’ın Başbakan olduğu bu Cumhuriyet, Çinli Müslümanların (Tunganlar) diğer Çinliler ile anlaşması ve Rusların da bu düşman kuvvetlere destek vermesi sonucunda büyük katliamlara maruz kalarak yıkıldı. YIKILIŞA GÖTÜREN ÇİN'DE KOMÜNİST VE SOVYET MANEVRALARI Doğu Türkistan’da dört yıllık milli ayaklanma, Çin içerisindeki komünistlerin ve Sovyetlerin Doğu Türkistan’da manevra alanı bulmasına neden oldu. Milliyetçi Çin hükumetinin bölgedeki isyanlardan sonra nüfuzunu Komünist Çinli komutanlara bırakması, Türkistanlılar için işleri daha karmaşık hale getirdi. Niyaz Hoca sonrası askeri birliklere komutan olan Abdu Niyaz, 1937’de Kaşgar’ı aldı. Çinlilere ve Ruslara karşı savaşabilmek için Tungan komutanlarla işbirliği girişiminde bulundu. Bunun üzerine, bölge geneline yayılan isyanı bastırmak için komünist Çinli vali Sovyetlerden yardım istedi. Sovyetlerin askeri takviyesinden sonra 1938 sonlarında ayaklanmalar bastırıldı. OSMAN BATUR DİRENİŞİ VE İKİNCİ CUMHURİYET 1940 yılına gelindiğinde Altay, Gulca ve Urumçi'de isyanlar çıkmış, Altay bölgesinde başarılar elde edilmiştir. Vali isyancıların isteklerini, özellikle Rusların bölgeyi terk etmesini anlaşmayla kabul ettiyse de bir yıl sonra bozdu. Osman İslam (Batur) bunun üzerine, Altay’da görev yapan bütün Rusları kurşunu dizdirdi. Osman Batur, 1944’e gelindiğinde hala bölgesine hakimdi. Bu sırada Doğu Türkistan, Çin’deki komünist ihtilalcilerin, milliyetçi Çin hükumetine karşı rahat zemin bulduğu bir alan haline geldi. Bundan yararlanan Uygur aydınları ve siyasileri, ayaklanmalara başladı. Nihayetinde Gulca’da Ali Han Töre, 12 Kasım 1944’te İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyetini kurarak Cumhurbaşkanı oldu. YIKILIŞ VE ÇİN İŞGALİ Uygur siyasetçiler, Milliyetçi Çin’e karşı Sovyetler ile yakınlaşmışlardı. Komünizm, Çin’de zafer elde ettikten sonra, Komünist Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olsalar da bu yeni yönetimi tanımadılar. Alma Ata’ya davet edilen Ahmetcan Kasimi, İshak Beğ, Abdülkerim Abbas ve Delil Han uçakları düşürülerek öldürüldüler. Cumhuriyetin en parlak önderlerinden Canım Han Hacı, Urumçi'de idam edildi. 1949’da Cumhuriyet tamamen Çin tarafından ortadan kaldırıldı. Osman Batur, son mücadeleleri sırasında Şubat 1951’de esir düştü. Nisan ayında Urumçi'de asılarak idam edildi. 1946’dan itibaren devlet başkanı Ahmetcan Kasimi oldu. Daha sonrasında Türkiye’ye iltica eden İsa Yusuf Alptekin ise bu hükumetin Genel Sekreterliği görevini yürüttü.

Kıyiv’de “Haytarma: Hafıza Yolu” etkinliğiyle Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anıldı Haber

Kıyiv’de “Haytarma: Hafıza Yolu” etkinliğiyle Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anıldı

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de bulunan Podil Tiyatrosu'nda, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 81. yılı münasebetiyle bir anma programı düzenlendi. “Haytarma: Hafıza Yolu” başlıklı etkinlik, müzik, şiir ve sahne sanatlarının bir araya geldiği kültürel bir sentez olarak izleyiciyle buluştu. 26 Mayıs akşamı düzenlenen etkinlikte şef Antoniy Kedrovskıy yönetimindeki “Kıyivska Kamerata” Ukrayna Milli Solistler Topluluğu sahne aldı. Gecede oyuncu ve yönetmen Ahtem Seitablayev, şair Tetyana Vlasova, uluslararası ödüllü kemancı Şevket Ablyalimov ve Ukrayna Halk Sanatçısı Femi Mustafaev, dans sanatçısı Elnara Halilova da performanslarıyla yer aldı. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Daimî Temsilciliği Bilgi Dairesi Başkanı Yevhen Bondarenko, konuşmasında savaş zamanlarında bile kültürün, kimlik yeniden inşasının bir aracı olduğuna dikkat çekerek, “Bu tür projeler, halkın yeniden doğuşunun ve Ukrayna’nın geleceğinin bir parçasıdır. Kırım Tatar halkının kültürü sadece ulusal sahnelerde değil, dünya sahnelerinde de yer bulmalı.” dedi. Ayrıca Bondarenko, Kırım’a dair kültürel projelerin çeşitli zorluklarla karşılaştığını, özellikle de sanatçı sayısının sınırlı olduğunu vurguladı. Buna rağmen, bu tür etkinliklerin desteklenmesinin hayati önem taşıdığını belirten Bondarenko şunları kaydetti: Savaş 11. yıldır devam ediyor. Kültürel hafızaya yatırım yapmak, geçici olarak işgal altındaki topraklarımızın geleceğine yatırım yapmaktır. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da etkinlikte bir konuşma yaparak tarihin unutulmaması gerektiğini şu sözlerle dile getirdi: Cezalandırılmayan kötülük, daha büyük felaketlerle geri döner. Bugün yaşananlar, geçmişte Ukrayna ve Kırım Tatar halklarına yapılanların sonucudur. Bugün yaşananların bir daha yaşanmaması için anma törenleri yapacağız, etkinlikler düzenleyeceğiz, yaşanan trajedileri anlatacağız. Unutmadığımız sürece yaşayacağız ve gelişeceğiz. Anma etkinliği, Kırım Tatar halkının yaşadığı trajediyi sanatsal ifadelerle anlatırken, milli kimliğin korunması ve hatırlanması adına güçlü bir mesaj verdi. Müzik, şiir ve sanatçıların performansları, geçmişin acılarını canlı tutarak geleceğe umut taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.