SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anma Töreni

QHA - Kırım Haber Ajansı - Anma Töreni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anma Töreni haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı kabri başında anıldı Haber

Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı kabri başında anıldı

Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği, Türk dünyasındaki millî uyanış hareketlerinin öncüsü ve en büyük fikir adamlarından olan Kırım Tatarı İsmail Bey Gaspıralı'nın kızı ve Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’yı vefatının 50. seneidevriyesinde mezarı başında andı. Anma törenine; Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Serra Menekay ve Pınar Ayhan’ın yanı sıra, Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel, Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu Başkanı Osman Aksoy ve dernek üyeleri katıldı. ŞEFİKA GASPIRALI BİRLİK VE DERNEK ÜYELERİ TARAFINDAN ANILDI “Şefika” adlı romanıyla Gaspıralı’nın hayatını geniş kitlelere tanıtan Dr. Menekay, törende yaptığı konuşmada Şefika Gaspıralı'nın örnek kişiliğine ve mücadelesine vurgu yaptı. Prof. Dr. Yüksel ise Şefika Gaspıralı’nın Türk dünyası ve kadın hakları konusunda yaptığı çalışmaların ilham kaynağı olduğunu vurgulayarak, bu amaçla derneği kurduklarını ifade etti. Program kapsamında, Zincirlikuyu Asri Mezarlığı hocalarından Zeki Hoca tarafından dua okundu. Anma, dualar eşliğinde sona erdi. ŞEFİKA GASPIRALI KİMDİR? 20. yüzyıl başlarında "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" diyerek Türk dünyasında kültürel ve siyasî uyanışın önderliğini yapan ve ebedileştiren ünlü gazeteci, eğitimci, politikacı ve reformcu İsmail Bey Gaspıralı'nın kızı, Türk kadınının millî ve medenî uyanışının önemli bir figürü olan Şefika Gaspıralı, 14 Ekim 1886’da Kırım’ın Bahçesaray şehrinde dünyaya gözlerini açtı. Babası, bütün Türk milliyetçilerinin mutlaka tanıması gereken aydın ve Tercüman gazetesinin kurucusu İsmail Bey Gaspıralı, annesi ise Kazan Tatarlarının tanınmış Türkçü âilelerinden Akçura âilesine mensup Zühre Hanım’dır. Türkçülüğün önde gelen isimlerinden Yusuf Akçura da Şefika Hanım’ın dayısının oğludur. Şefika Hanım’ın hem anne hem de baba tarafı eğitime her zaman büyük önem verdi. Zühre Hanım, vefat ettiği 1903 senesine kadar matbuat işleriyle uğraşarak, dönemin sosyal ve siyasi meseleleriyle yakından ilgilenerek bu yönüyle kızına rol model oldu. Şefika Gaspıralı okuma-yazmayı babasından öğrendi; daha sonra eğitimine babasının Kırım'daki Usûl-ü Cedit Mektebi'nde devam etti. Annesinin vefatından sonra 17 yaşında evin sorumluluğunu üstlenen Şefika Gaspıralı, bir yandan da Tercüman gazetesinin yayınlarının yönetimi, yazışmaları ve Rusçadan çevirilerin yapılması, posta ve dağıtım işleri konularında babasının en önemli yardımcısı oldu. Şefika Hanım ilk yazısını 1903'de Tercüman'da yayımladı. Bu sıralarda Şefika Hanım, babasını sıkça ziyaret eden gençlerden Genceli Nesib Bey Yusufbeyli ile tanıştı. Siyasi konularda başlayan mektuplaşmalarının duygusal yakınlaşmaya dönüşmesiyle iki genç 1906 yılında evlendi. Şefika Gaspıralı, 1906-1912 yılları arasında, dünyanın ilk kadınlara özel dergisi haftalık Âlem-I Nisvân dergisinin yönetimini üstlendi. Buradaki ilk yazısı da Kırım Tatar masalları ve folklorüne dairdi. Kadın hürriyeti, erkek-kadın eşitliği, kadının her alanda eğitim ve çalışma hakkı gibi temel konularda tohumlar eken Şefika Gaspıralı, ayrıca 1. Kırım Tatar Milli Kurultayı Başkanlık divanı üyesi ve iki dönem milletvekili oldu. Ayrıca Moskova’da gerçekleşen Bütün Rusya Müslümanları Birinci Kongresi’nde de yönetim kurulu üyeliğine seçildi ve Müslüman Türk kadınları içinde siyâsete giren ilk kadın oldu. 30 Nisan 1919’da Bolşeviklerin Kırım’ı işgal ettikten sonra Şefika Gaspıralı ailesi ile birlikte Bahçesaray’dan ayrılmak zorunda kalarak Bakü’ye geldi. Burada, Azerbaycan Halk Eğitim Bakanlığına bağlı çocuk okullarında eğitim verecek eğitimcileri yetiştirmek gâyesiyle kurslar açtı. Bolşevikler Bakü’yü de işgal edip kocası Nesip Yusufbeyli’yi şehit edince, Şefika Gaspıralı bağımsız tek Türk devleti olan Türkiye’ye kaçmak zorunda kaldı. Kırım’da ve bütün Türk coğrafyasında kadınların lideri olan Şefika Hanım, Türkiye’de maddî sıkıntılar çekti; dikiş dikerek, hastânede, yetimhânelerde, Kızılay’da çalışarak hayatını idâme ettirdi. Yaşadığı sıkıntılara rağmen siyasi faaliyetlerden geri durmayan Şefika Hanım, 1930’da Kırım Kadınlar Cemiyeti’ni kurdu. Bu cemiyeti kurarak, Kırım’da yaşayan Türklerin çektiği zulmü bütün dünya kamuoyuna duyurmak istedi. 35 yaşında geldiği Türkiye'de 54 yıl yaşan Şefika Gaspıralı uzun yıllar Kızılay'a hizmet etti. Ayrıca Kırım Dergisi, Emel Dergisi için yazılar yazdı. Şefika Gaspıralı kendi hayatı ile birlikte Rusya'daki Türk Kadın Hareketi'ni bir kitap haline getirmeyi planlıyordu. Bu konuda elinde bulunan belgeleri Necip Hablemitoğlu ve Şengül Hablemitoğlu'na verdi. Bu çalışma daha sonra "Şefika Gaspiralı ve Rusya'da Türk Kadın Hareketi (1893-1920)" ismiyle yayımlandı. 31 Ağustos 1975 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybeden Şefika Gaspıralı Zincirlikuyu Asri Mezarlığına defnedildi.

Kırım Derneği Gebze Şubesinden sürgünün 81. yılında anma töreni Haber

Kırım Derneği Gebze Şubesinden sürgünün 81. yılında anma töreni

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Gebze Şubesi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 81. yıl dönümünü anma töreni ile yad edecek. Gebze Kırım Türkleri Parkı'nda 17 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleştirilecek olan tören kapsamında sürgün yolunda hayatını kaybedenler anılacak.  Saat 14.30'da başlayacak olan programda ayrıca lokma ikramı yapılacak.  18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgün yıllarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdiler. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle sürgün yerlerinde kalmaya devam etti. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato, 18 Aralık 2024 tarihli genel kurulunda, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan kararı kabul etti. Böylece Çekya, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan 7. ülke oldu. Kırım Tatar Sürgünü’nün 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu tarafından soykırım olarak kabul edilmesi sonrasında; 2019 yılında Letonya ve Litvanya parlamentoları, 2022’de ise Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm ve 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımıştı.

Ukrayna halkının 1000 günlük özgürlük mücadelesi için anma töreni Haber

Ukrayna halkının 1000 günlük özgürlük mücadelesi için anma töreni

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'deki Ana Vatan Anıtı'nın önünde, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın 1000. günü olan 19 Kasım 2024 tarihinde anma töreni gerçekleştirildi. Ukrayna halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine adanan törende, hükûmet ve ordu yetkilileri, medya temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. MÜCADELEYE ATIF OLARAK 1000 MUM YAKILDI Tören kapsamında, Ukrayna halkının direncinin ve gücünün sembolü olan anma mumları yakıldı. Anıtın önünde 1000 günlük mücadeleye atfen, 1000 adet mum yer aldı. "KIRIM, DONETSK VE LUGANSK, KIYİV İLE BİRLİKTE OLACAK" Ukrayna Kültür ve Stratejik İletişim Bakanı Mikola Toçıtskıy (Mykola Tochytskyi) törende yaptığı konuşmada, "1000 gün sadece bir sayı değildir. Mücadelenin, zaferin, kararlılığın ve fedakârlığın 1000 günüdür. Bugünkü 'Bir Ateş Yakalım' eylemi sadece bir anma töreni değildir. Hayatlarını verenler için bir anma ateşidir" ifadelerini kullandı. Konuşmasında, Ukrayna Cummhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın (Volodimir Zelenski) Ukrayna Parlamentosundaki konuşmasına ve Rusya tarafından geçici olarak işgal edilen bölgelere de vurgu yapan Bakan, şu ifadeleri kullandı: Cumhurbaşkanı, Verhovna Rada'ya hitaben yaptığı konuşmada birlikten, zaferden, duada birlikten, düşüncede birlikten, inançta birlikten bahsetti. Kırım, Donetsk ve Lugansk, Kıyiv ile birlikte olacak. Yurttaşlarımızın, Avromeydan'da savunduğu, Donetsk ve Lugansk mücadelesinde savunduğu ilkeler için savaşıyoruz. Sizinle birlikte savaşıyoruz ve kim ne derse desin kazanacağız. Bizim tek bir düşüncemiz var, kazanmak için birlik olmalıyız ve kazanacağız. Zafer Ukrayna'nındır. Anma töreninde, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Onurlu Akademik Gösteri Orkestrası tarafından marş ve şarkılar seslendirildi.

Büyük Tatar şairi Abdullah Tukay Ankara'da anılacak Haber

Büyük Tatar şairi Abdullah Tukay Ankara'da anılacak

Kazan Tatar edebiyatının altın devri olarak anılan 1905-1917 yılları arasında Tatar dilini çağdaş bir edebiyat dili haline getiren yazarlardan olan Abdullah (Gabdulla) Tukay, sanatçı kişiliği, düşünce adamlığı ve eserleriyle Osmanlı'da ve Türkiye Cumhuriyeti'nde de aydınları etkiledi. 27 yıllık kısacık ömrüne 214 şiir ve hikayeler sığdıran Tukay, Kazan Tatar ve Türk edebiyatına silinmez izler bıraktı. Türkiye'nin başkenti Ankara'da Kazan Tatarlarının milli şairi Abdullah Tukay’ı anma etkinliği düzenlenecek. Tukay, vefatının 110. yıl dönümü kapsamında Ankara'da bulunan büstü başında anılacak. Düzenlenen anma etinliği 29 Nisan 2023 tarihi saat 14.00'te gerçekleşecek. ABDULLAH (GABDULLA) TUKAY KİMDİR? Kazan Tatarlarının millî şairi Abdullah (Gabdulla) Tukay, 26 Nisan 1886’da Kazan bölgesi Menger ili Kuşlavıç köyünde (şimdiki Tataristan Cumhuriyeti Arca bölgesinde) doğmuştur. Küçük yaşta yetim kaldığı için evlatlık verildiği aileler ve akrabaları arasında elden ele ve ilden ile dolaşan Tukay’ın çocukluğu Sansa, Üçili, Kırlay Köylerinde geçmiş; ilköğrenimini Kırlay Köyü Medresesi’nde almıştır. Daha medrese talebesi iken ilk şiir denemelerini yazarak kendini geliştirmeye başlamıştır. Tukay, medrese öğrenimi esnasında Gark-ı Rus, Tercüman gibi gazetelere ilaveten İstanbul ve Arap gazetelerini de takip etmiştir. 1902 yılında Tukay, kendisine ciddi anlamda tesir eden Mutiullah Hoca’nın oğlu Mehmet Kâmil Efendi ve İstanbul’dan gelip medreseye kaydolan Abdülveli adlı bir talebe ile tanışmıştır. Tukay’ın medresede dostluk kurduğu Abdülveli isimli İstanbullu bir talebe burada bir yıl kalmış ve bu süre zarfında Tukay’a İstanbul Türkçesi ile Osmanlı edebiyatını sevdirmiştir. Tukay, doğduğu ve edebi hayatında önemli yere sahip olan 1905-1907 yılları arasına tekabül eden döneminde yaşadığı Cayık (Uralsk) şehrinden 1907 yılının güzünde Kazan’a dönmüş, o zamanki edebî-medenî muhitin merkezi olan Kazan’da olgunlaşmıştır. A. Kemal ile birlikte Yeşin, Yalt-Yult dergilerini çıkaran Tukay, El Islah gazetesinde sık sık yazmıştır. ABDULLAH TUKAY’IN ESERLERİ Abdullah Tukay 27 yıllık kısacık hayatında birçok şiir, fıkra ve siyasi makaleler kaleme almıştır. Fikir, Yuldız, El-İslâh, Kuyaş ve Turmış gazeteleri ile El-Asrü’l-Cedit, Terbiyetü’l-Etfal, Añ, Yeşin, Yalt, Yult ve Mektep gibi dergilerde yayımlanan şiir ve nesirleri, 1907’den 1917 yılına kadar geçen zaman içerisinde risâleler halinde 55 defa basılmıştır. 1906 ile 1913 yılları arasında çıkan söz konusu gazete ve dergilerde 214 şiir ve nesri yer almıştır. Tukay’ın Şiirleri, 1917’den önce risaleler şeklinde yayınlanmış, sonra ise Kırım-Tatar, Kazak, Kırgız, Özbek, Başkurt, Uygur ve Çuvaş Türkçelerine aktarılmıştır. Ancak, Tukay hayatta iken bütün şiir ve nesirlerinin bir arada toplandığı yayınları görememiştir. Şiirlerinden seçmelerinin oluşturduğu ilk eser yayıma hazırlanırken o, hastanede yatmaktadır. 14 Mart 1913’te kaleme aldığı “Uyangaç Birinçi İşim” başlıklı yazısında 400 sayfalık şiir kitabını yayımlatmayı vaad eder. Ancak, bu eser, o öldükten sonra 1914’te basılır. Şiir ve nesirlerinin toplu yayını ise, Latin harfleriyle 1929-1931 yıllarında üç cilt olarak; Kiril harfleriyle 1947-1948’de iki; 1955-1956’da dört; 1976’da dört ve son olarak 1985’de beş cilt halinde yayımlanır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.