SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Antalya

QHA - Kırım Haber Ajansı - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız! Haber

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız!

Ukrayna'nın Antalya Başkonsolosu Bohdan Konopyastıy ve Kırım Derneği Manavgat Şubesi Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümü vesilesiyle ortak bir basın açıklaması yaptı. Konsolosluk binasında gerçekleştirilen açıklamada, 18 Mayıs 1944’te yaşanan trajedi anılırken, Rusya’nın bugünkü Kırım politikaları sert bir dille eleştirildi. Basın açıklamasında, bundan tam 82 yıl önce Sovyet yönetimi tarafından Kırım Tatarlarına yönelik gerçekleştirilen sürgünün, uluslararası hukukta doğrudan "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" teşkil ettiği vurgulandı. Açıklamada, eli silah tutan Kırım Tatar erkeklerinin Kızıl Ordu saflarında cephede savaştığı sırada; geride kalan yaşlı, kadın ve çocukların hayvan vagonlarında zorunlu göçe tabi tutulduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: Karanlık ve havasız vagonlarda, en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar; açlık, susuzluk ve perişanlık neticesinde Kırım Tatar halkının nüfusunun yüzde 46’sının hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kırım Tatarlarının kendi imkânlarıyla anavatanlarına dönerek yeniden kök saldığı ve öz yönetim yapılarını oluşturduğu belirtilirken, 2014’teki Rus işgaliyle bu sürecin ağır darbe aldığı ifade edildi. Açıklamada, Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) Vladimir Putin yönetimindeki Rusya tarafından yasaklandığı ve Kırım’ın “açık hava hapishanesine” dönüştürüldüğü kaydedildi. Paylaşılan verilere göre, Kırım’daki toplam 351 siyasi mahkûmun 181’ini Kırım Tatarları oluşturuyor. Kırım Tatarları bölge nüfusunun yalnızca yüzde 10’unu oluşturmasına rağmen, siyasi mahkûmların yüzde 55’inin Kırım Tatarı olduğu belirtildi. Ayrıca tutuklu Kırım Tatarlarının 60’ının kadın olduğu aktarıldı. Açıklamada, Rusya’nın bu sistemli baskılar nedeniyle halkın en doğal hakkı olan matem günlerini anmasına dahi tahammül edemediği, aynı zamanda Ukrayna genelinde yürütülen saldırganlıkla savaş suçları işlenmeye devam ettiği aktarıldı. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!" Kırım Tatar halkının muhaceretteki temsilcileri, millî kimliklerini ve haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirterek açıklamayı, "İnsanlık suçu olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıldönümünde, sürgün şehitlerimizi rahmet, minnet ve sarsılmaz bir bağlılıkla anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!" sözleriyle noktaladı. BAŞKONSOLOS KONOPYASTIY'DAN 19 MAYIS MESAJI Açıklamanın sonunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı da kutlayan Ukrayna Antalya Başkonsolosu, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi ile Kırım halkının özgürlük arayışı arasında anlamlı bir bağ kurdu. Başkonsolos Konopyastıy, sözlerini şöyle tamamladı: Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu anlamlı tarih; özgürlük, insan onuru ve halkların kendi geleceğini belirleme hakkı için verilen mücadelenin önemini bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bugün Ukraynalılar ve Kırım Tatarları da kendi özgürlüğü, insan hakları ve vatanlarında özgür yaşama hakkı için omuz omuza mücadele etmektedir.

ADF2026’da Güney Kafkasya mesajı: Barış, iş birliği ve yeni bölgesel dönem Haber

ADF2026’da Güney Kafkasya mesajı: Barış, iş birliği ve yeni bölgesel dönem

5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen “Güney Kafkasya: Stratejik Merkez Olma Yolunda” başlıklı panelde, bölgenin artan jeopolitik ve ekonomik önemi ele alındı. Panele Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, Gürcistan Hükûmet İdaresi Başkanı Levan Zhorzholiani, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise, TRT World sunucusu Enda Brady üstlendi. “GÜNEY KAFKASYA’DA YENİ BİR DÖNEME GİRİLDİ” Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, Güney Kafkasya’da barış sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. Hacıyev, geçmişte bölge ülkelerinin uluslararası platformlara savaş ve çatışma gündemiyle katıldığını ancak artık barış gündemiyle bir araya geldiklerini belirterek, Güney Kafkasya’da savaşın sona erdiğini ve yeni bir döneme girildiğini ifade etti. Azerbaycan’ın barış sürecine güçlü şekilde bağlı olduğunu vurgulayan Hacıyev, ABD Başkanı Donald Trump’ın da yer aldığı Washington Zirvesi’nde ortaya konan ilkeler doğrultusunda Ermenistan ile normalleşme sürecinin ilerlediğini ve iki ülke arasında anlaşmanın parafe edildiğini söyledi. Barış sürecinin yalnızca belgelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Hacıyev, sahada somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Azerbaycan’ın bu doğrultuda Ermenistan ile pragmatik iş birliği geliştirdiğini, güven artırıcı adımların atıldığını ve sivil toplum düzeyinde temasların başladığını ifade etti. İki ülke arasında ticari ilişkilerin de başladığını belirten Hacıyev, Azerbaycan’dan Ermenistan’a petrol ürünleri ihracatının gerçekleştiğini, karşılıklı ticaretin geliştirilmesinin gündemde olduğunu söyledi. Bu gelişmelerin birkaç yıl öncesine kadar mümkün görülmediğini dile getirdi. Bölgede yeni bir statükonun oluştuğunu ifade eden Hacıyev, bu yapının hukuka ve meşruiyete dayandığını ve her iki ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti. Ayrıca uzun vadede bölgesel barış ve güvenliği sağlayacak yeni bir güvenlik mimarisi inşa edildiğini kaydetti. Güney Kafkasya’nın çevresinde devam eden çatışmalara da dikkat çeken Hacıyev, kuzeyde Ukrayna-Rusya Savaşı, güneyde ise İran merkezli gerilimlere rağmen bölgede sağlanan barış ortamının önemli bir güvenlik alanı oluşturduğunu ifade etti. Hacıyev, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ı kapsayan kapsayıcı bir bölgesel iş birliği modelinin hedeflendiğini belirterek, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü iş birliğinin de bu sürece katkı sunduğunu vurguladı. “KALICI BARIŞ ORTAK VİZYONDAN GEÇİYOR” Gürcistan Hükûmet İdaresi Başkanı Levan Zhorzholiani, Güney Kafkasya’da barış, istikrar ve ekonomik iş birliğinin önemine dikkat çekti. Gürcistan’ın yaklaşık üç bin yıldır imparatorlukların kesişim noktasında yer aldığını hatırlatan Zhorzholiani, bu zorlu coğrafyada ayakta kalabilmenin en önemli aracının diplomasi olduğunu vurguladı. Tarih boyunca birçok büyük gücün ortadan kalktığını ancak Gürcistan’ın varlığını sürdürdüğünü belirten Zhorzholiani, bu durumun diplomasiye verilen önemin bir sonucu olduğunu ifade etti. Gürcistan’ın dış politika anlayışının merkezinde barış, istikrar ve diyalogun yer aldığını dile getiren Zhorzholiani, bu yaklaşımı yalnızca bölgesel düzeyde değil, küresel ölçekte de sürdürme kararlılığında olduklarını söyledi. Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış sürecinde kaydedilen ilerlemeleri memnuniyetle karşıladıklarını belirten Zhorzholiani, iki ülke arasında ticari ilişkilerin başlamasının bölge açısından tarihî bir gelişme olduğunu ifade etti. Gürcistan’ın bu süreçte kolaylaştırıcı ve destekleyici bir rol üstlendiğini vurgulayan Zhorzholiani, birkaç ay önce Tiflis’te Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan dışişleri bakan yardımcılarının bir araya gelerek ikili ve üçlü iş birliği başlıklarını ele aldığını hatırlattı. Güney Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanmasının, bölge ülkelerinin ortak bir vizyon etrafında buluşmasına bağlı olduğunu belirten Zhorzholiani, komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasının birbirlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Bu nedenle bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesinin tüm ülkeler için kazanım sağlayacağını dile getirdi. Barış ile ekonomik kalkınma arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Zhorzholiani, Gürcistan’ın son yıllarda Avrupa’nın en yüksek büyüme oranlarından birine ulaştığını ve son dört yılda ortalama yüzde 9,3 büyüme kaydettiğini söyledi. 2026 yılının ilk iki ayında da yüzde 8,4 büyüme sağlandığını belirten Zhorzholiani, bu ekonomik performansın sürdürülebilir kalkınma politikalarının bir sonucu olduğunu ifade etti. Zhorzholiani, bölgesel ekonomik iş birliğinin ve bağlantısallığın artırılmasının yalnızca refahı değil, aynı zamanda barışı da güçlendireceğini vurgulayarak, Güney Kafkasya’da siyasi ve ekonomik entegrasyonun geliştirilmesinin uzun vadeli istikrar açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Konuşmasını, Gürcistan’ın barış odaklı politikalarını sürdürmeye ve bölgesel iş birliğini derinleştirmeye devam edeceğini belirterek tamamlayan Zhorzholiani, Güney Kafkasya’nın ortak vizyon ve iş birliği temelinde daha güçlü bir geleceğe ilerleyebileceğini ifade etti. “GÜNEY KAFKASYA’NIN BİR KÖPRÜ HÂLİNE GELMESİ HEDEFLENİYOR” Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan, bölgedeki yeni dinamiklere ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kostanyan, Güney Kafkasya’da artık tamamen farklı bir döneme girildiğini belirterek, geçmişte Ermenistan ve Azerbaycan temsilcilerinin aynı platformda yer almasının gerilim beklentisi yarattığını, bugün ise ortak gelecek, iş birliği ve diyalog imkanlarının konuşulduğunu ifade etti. Panelde aynı bölgeden dört temsilcinin bir araya gelerek geleceğe dair ortak perspektifleri tartışmasının sembolik değerine dikkat çeken Kostanyan, Vaşington’da (Washington) gerçekleşen zirvenin bu dönüşümde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Söz konusu gelişmenin yalnızca Ermenistan ve Azerbaycan ilişkilerini değil, Gürcistan ve Türkiye’yi de kapsayan daha geniş bir bölgesel iş birliği sürecini tetiklediğini dile getirdi. Küresel ölçekte artan belirsizlikler, savaşlar ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların yaşandığı bir dönemde Güney Kafkasya’nın istikrarlı bir bölge olarak öne çıktığını belirten Kostanyan, bu durumun bölge ülkeleri için önemli bir rekabet avantajı sunduğunu ifade etti. Ancak bu avantajın kalıcı olmayabileceğine dikkat çeken Kostanyan, bölge ülkelerinin hızlı ve akılcı adımlar atarak mevcut fırsatları değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Barış sürecinin sağlanmasının ciddi bir siyasi irade ve cesaret gerektirdiğini vurgulayan Kostanyan, bundan sonraki aşamada da aynı kararlılıkla ilerlenmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle bölgedeki ulaşım ve iletişim hatlarının açılması, ülkeler arasındaki ekonomik ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi ve Güney Kafkasya’nın Avrupa, Türkistan ve Uzak Doğu arasında kesintisiz bir köprü hâline getirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını dile getirdi. Kostanyan ayrıca, Ermenistan ile Azerbaycan arasında sağlanacak kalıcı barışın yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmekle kalmayacağını, aynı zamanda her iki ülkenin bağımsızlığı ve egemenliğinin de en güçlü teminatı olacağını belirtti. Bölgesel iş birliğinin kapsayıcı bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kostanyan, Güney Kafkasya’da uzun vadeli barış ve istikrarın bu yaklaşım sayesinde mümkün olacağını söyledi. “İSTİKRARLI, GÜVENLİ VE REFAH İÇİNDE BİR BÖLGE ORTAK BİR SORUMLULUK” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’nin bölgesel barış, istikrar ve diyalog konusundaki rolüne dikkat çekti. Kılıç, Türkiye’nin her zaman istikrar, refah, barış ve iş birliğinden yana bir politika izlediğini belirterek, bölgesel gelişmeler karşısında sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini vurguladı. Türkiye’nin kendisini bölgenin dışında bir güç olarak değil, doğrudan bir parçası olarak gördüğünü ifade eden Kılıç, bu nedenle bölgesel sorunların çözümünde aktif katkı sunmayı görev olarak değerlendirdiklerini söyledi. Geçmişte yaşanan sorunların yalnızca analiz edilmesinin yeterli olmadığını belirten Kılıç, asıl önemli olanın bu deneyimlerden ders çıkararak geleceğe yönelik somut adımlar atmak olduğunu dile getirdi. Bölge ülkelerinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, farklılıkların bulunmasının doğal olduğunu ancak önemli olanın ortak noktalar etrafında buluşabilmek olduğunu ifade etti. Bölgesel sorunların çözümünde diyalogun vazgeçilmez bir araç olduğuna dikkat çeken Kılıç, Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı bir rol üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti. Taraflar arasında zaman zaman sert tartışmaların yaşanabileceğini ancak iletişim kanallarının açık tutulmasının çözümün ön koşulu olduğunu vurguladı. Türkiye’nin yaklaşımının doğrudan müdahaleden ziyade, taraflar arasında güven inşa edilmesini destekleyen bir kolaylaştırıcılık olduğunu belirten Kılıç, ülkelerin kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi gerektiğini söyledi. Bölgesel meselelerin dış aktörler tarafından dayatılan çözümlerle kalıcı şekilde çözülemeyeceğini ifade eden Kılıç, bu tür yaklaşımların ancak geçici sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi. Güney Kafkasya’da Azerbaycan ve Ermenistan temsilcilerinin aynı platformda bir araya gelmesinin önemine işaret eden Kılıç, bunun bölge adına umut verici bir gelişme olduğunu belirtti. Farklılıkların uzun süre devam edebileceğini ancak ortak çıkarların ön plana çıkarılması gerektiğini ifade etti. Küresel ölçekte artan krizlere de değinen Kılıç, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini ve birçok bölgede çatışmaların devam ettiğini belirterek, bu ortamda bölgesel iş birliğinin ve dayanışmanın daha da önemli hâle geldiğini söyledi. Kılıç, Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini vurgulayarak, diyalog, iş birliği ve karşılıklı anlayış temelinde daha güçlü bir bölgesel yapı inşa edilebileceğini ifade etti.

ADF2026'da sürdürülebilir barış arayışında kadınların rolü tartışıldı Haber

ADF2026'da sürdürülebilir barış arayışında kadınların rolü tartışıldı

ADF2026’da düzenlenen “Barışın Sürdürülmesine Kadınların Dâhil Edilmesi: BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararının 25. Yılı” başlıklı panelde, evrensel barış arayışında kadınların rolü ve bu konuda kadınların katılımını artırmaya yönelik atılabilecek ilave adımlar tartışıldı. 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) düzenlenen, TRT World sunucusu Andrea Sanke’nin moderatörlüğünü yaptığı “Barışın Sürdürülmesine Kadınların Dâhil Edilmesi: BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararının 25. Yılı”başlıklı panelde; Hırvatistan Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarović, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) Genel Sekreteri Zehra Zümrüt Selçuk, Namibya Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler ve Ticaret Bakan Yardımcısı Jenelly Matundu, BM Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Belén Sanz Luque, NATO Genel Sekreteri’nin Kadın ve Barış Güvenlik (WPS) Özel Temsilcisi Irene Fellin konuşmacı olarak yer aldı. KADINLAR BULUNDUKLARI YERLERDE SES YÜKSELTMELİLER” Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Kitarović, barışın inşası ve uzlaşı gibi konulara kadınların dâhil olması sürecin başarılı olma oranını artırdığını belirterek, “Kadınların toplumsal süreçlere katılımında sayılardan çok bu süreçlere yaptıkları katkılar konuşulmalı. 1325 sayılı Kararın kabul edilmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Bu karar gerçekten kadın hakları konusunda iyi bir mesafe alınmasını sağladı. Hırvatistan’dan örnek verecek olursam çok fazla ilerleme kaydettiğimizi söyleyebilirim.” dedi. “Kadınlara bulundukları yerde ses yükseltmelerini ve yapmaları gereken işi layığıyla yapmalarını öneriyorum.” diyen Kitarović karar alma süreçlerinde kadınların da olması fikrinin insanların zihnine tam olarak yerleşmesi gerektiğini aktardı. “KADINLARIN DÂHİL OLDUĞU BARIŞ SÜREÇLERİ DAHA BAŞARILI OLUYOR” SESRIC Genel Sekreteri Selçuk ise, kadınların barış süreçlerine katılımı sürecin başarıya ulaşma ihtimalini niceliksel olarak artırdığını ifade ederek, “Kadınlar sayısal olarak yeteri kadar temsil edilmiyor ancak bizim asıl odaklanmamız gereken yerin kadınların bulundukları yerlerde karar alma süreçlerinde ne kadar etkili olabildikleri. Biliyoruz ki kadınların dâhil olduğu barış süreçleri ve anlaşmalar daha sürdürülebilir ve uzun ömürlü oluyor. Bu nedenle kadınlar, barış inşasında gözden çıkarılabilir bir unsur olarak görülmemeliler.” diye konuştu. “Bütün barış süreçlerinin belirli temel bir öğeye sahip olması gerekiyor. Barış süreçlerine giden en iyi yolun kurallar, kaynaklar, ilişkiler, yansımalar olduğunu düşünüyorum.” diyen Selçuk, barışın sürdürülebilir olmasının en önemli bileşeninin toplum tarafından kabulü olduğu görüşünü paylaştı. MATUNDU: PEK ÇOK ŞEY BAŞARDIK Namibya Uluslararası İlişkiler ve Ticaret Bakan Yardımcısı Matundu da Namibya’nın geçmişten bugüne pek çok şey başardığını vurgulayarak, “Bağımsızlıktan önce kadınlar yeterince temsil edilmiyor ve karar alma süreçlerine aktif bir şekilde katılamıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada ise Namibyalılar ülkenin ilk kadın devlet başkanını seçti. Aynı zamanda ulusal meclis başkanı ve kabinemizin yarısını da kadınlar oluşturuyor. Parlamentoya baktığımızda ise kadınlar parlamentoda çok daha fazla temsil ediliyor. Yani geçmişteki durumdan çok çok ilerideyiz. Hatta Afrika’da kadın temsiliyeti konusunda 8’inci sıradayız. Gerçekten bu konuda çok iyi bir ilerleme kaydettik. Kadın liderliği konusunda çok iyi bir iş çıkardık.” şeklinde konuştu. “1325 SAYILI BM KARARI GÜNCELLENMELİ” BM Kadın Birimi Direktörü Luque ise Kolombiya örneğinden hareketle kadınların daha barışçıl, kapsayıcı ve toplumsal açıdan kabul gören bir teklifle uzlaşı masalarına gelebildiklerini ve bunu yapmanın çok yenilikçi yollarını bulabildiklerinin altını çizerek, “Kolombiya’da ülke içindeki gerilimler nedeniyle 8,5 milyon insan yerinden edilmişti ve bu savaş kadınlar ve çocuklar üzerinde çok büyük etkilere yol açtı. 1325 sayılı Karar, Kolombiyalı kadınlar üzerinde güçlü bir motivasyon oluşturdu. Onlara ve diğer kadınlara hakları konusunda bir ilham kaynağı haline geldi.” dedi. 1325 sayılı Kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Luque, karardaki tüm detayların gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunu eğer varsa eksiklikler tespit edilerek giderilmesi gerektiğini dile getirdi. “KADINLAR ORDULARDA DAHA FAZLA YER ALMAYA BAŞLADI” Özel Temsilci Fellin, dünyanın çok zorlu politik gerilimlerin yükseldiği bir safhadan geçtiğini dile getirerek, “Kadın meselelerini konuşacak alan bulmakta zorlandığımız bir dönemdeyiz. Kadınların haklarını iyileştirmek, kadınların tüm süreçlere katılımının artırılması gibi konular geçmişte çok daha fazla konuşulabiliyordu. Bugün ise duvara çarptık diyebilirim. Kadın hakları konularında inişler-çıkışlar hep olmuştur ama içinde bulunduğumuz dönemde daha çok inişleri yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. NATO’da da kadın katılımı konusunda iyileşmelerin meydana geldiğini belirten Fellin, “Kadınların katılımının çok zor olduğu bir alan olan askeriyede de böyle bir dönüşüm yaşandı. Bu mantalite değişimini ve içinde bulunduğunuz durumlara olan yaklaşımınızı da değiştiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi Haber

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi

5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen “Yerinden Edilme Krizi Karşısında Küresel Mülteci Koruma Sistemi” panelinde dünya genelinde rekor düzeye ulaşan zorla yerinden edilme vakaları karşısında derinleşen belirsizlik iklimi tartışıldı. Antalya Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2026’da icra edilen panelin moderatörlüğünü TRT World sunucusu Jaffar Hasnain üstlenirken; Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Bangladeş Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Susanne Raab, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty konuşmacı olarak katıldı. DÜNYA GENELİNDE 117 MİLYON İNSAN YERİNDEN EDİLDİ BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih, insanlığın tarih boyunca gördüğü en yüksek yerinden edilme rakamlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yerinden edilmenin göz ardı edilebilecek bir sorun olmadığını aksine uluslararası toplumun tam bir dayanışma içerisinde sorunu çözmesi gerektiğini ifade etti. Bu yıl, küresel mülteci koruma sistemi, 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin 75. yıl dönümünü olduğunu hatırlatan ancak sistemsel bir tıkanıklıkla karşı karşıya olduklarını söyleyen Salih, “Bugün 117 milyon insanın yerin edildiği oldukça yıkıcı bir durumla karşı karşıyayız. Örneğin Lübnan’da nüfusun beşte biri yerinden edildi. Burada bahsettiğimiz her bir istatistik, her bir rakam bir insan demek. Uluslararası toplum göçmen sorununun çözümü için daha fazla sorumluluk almalı.” dedi. Suriye iç savaşı süresince yaşanan göç krizini hatırlatan Salih, Türkiye’nin daha önce görülmemiş rakamlardaki mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Türkiye, Suriye, Irak, Afganistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen milyonlarca göçmene ev sahipliği yaptı, ki bunu yapması gerçekten hiç kolay olmadı. Ancak burada insani bir sorumluluktan bahsediyoruz ve Türkiye bunu gerçekleştirdi.” diye konuştu. Şuan fon dinamiklerinin yeterli olmadığını, daha fazla kaynağa gereksinim duyulduğunu kaydeden Salih, mevcut kaynaklar yerinden edilen insanların insani ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu ve acıların en büyüğünü masum kadın ve çocukların çektiğini kaydetti. “BANGALADEŞ 1 MİLYON MÜLTECİYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR” Bangladeş Dış İşleri Bakanı Rahman, Arakan’daki Müslüman azınlığa yönelik terör eylemleri nedeniyle ülkesinin 1 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaptığını, Bangaladeş’in Myanmar hükûmetiyle iletişim hâlinde olduğunu ve uluslararası toplumun desteğiyle sorunun kalıcı çözümü için çaba sarf ettiklerini söyledi. Rahman, mültecilerin gittikleri yerlerde kalmak istemediklerini aksine ülkelerine, evlerine dönmek istediklerini vurguladı. “GÖÇMEN SAYILARI İKİ KATINA ÇIKTI” ICMPD Genel Direktörü Raab, göç meselesinin diplomasinin dikkatine ve ilgisine ihtiyacı olduğunu belirterek, hâlihazırda göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelere bakıldığında göçmen sayısının iki katına çıktığını ve bu yüksek rakamların belli başlı ülkelerin omuzları üzerinde kaldığını anlattı. Türkiye’nin göç konusunda iyi iş çıkardığını söyleyen Raab, “Avrupa açısından baktığımda, göç sorununu daha iyi yönetecek bir iltica sistemine ihtiyacımız var. Geri dönüş konusunda yeniden bir yapılandırma gerekli. Ukraynalı göçmenlerin geçici koruma altında olduğunu görüyoruz. Burada bahsetmemiz gerek bir değer mesele ise mültecilerin geldikleri topluma katkı sağlayabilecekleri bir entegrasyon sistemi.” diye konuştu. “UKRAYNA’DA BOSNA-HERSEK’TEKİ GİBİ BİR DURUMLA KARŞILAMAK İSTEMİYORUM” Avrupa’da sorunun çözümü için sistemsel bir sorun olmasının yanında isteksizlik de olduğunu söyleyen Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri O’Flaherty ise, Rusya’nın, Kırım başta olmak üzere Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunarak, “Ukrayna’dan Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine gelen insanlara ne olacak? Ben 1990’larda Bosna-Hersek’teki gibi bir durumla karşılaşmak istemiyorum. Bu insanları düşünerek ilerlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göçmenleri suç unsuruymuş gibi gösterildiğini ancak bunun bir yalan olduğuna işaret eden O’Flaherty, göçmenlere söz hakkı tanınması gerektiğini, dinlenmeye ve empatiye ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

Millî lider Kırımoğlu ve KTMM heyetinin katıldığı ADF2026 başladı! Haber

Millî lider Kırımoğlu ve KTMM heyetinin katıldığı ADF2026 başladı!

Dünya diplomasisi, Antalya’da tarihî bir zirveye tanıklık ediyor. Bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026), "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla kapılarını açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde gerçekleşen forum, 17-19 Nisan tarihleri arasında küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm arayacak. 150 ÜLKEDEN 5 BİN KONUK: DEV KATILIM ADF2026, katılımcı profiliyle bu yıl da rekor kırmaya hazırlanıyor. Foruma; 20’yi aşkın devlet ve hükûmet başkanı, 50’nin üzerinde bakan ve 75 uluslararası kuruluş temsilcisi dahil olmak üzere toplamda 460’tan fazla üst düzey yetkilinin katılması bekleniyor. Akademisyenlerden öğrencilere kadar toplamda 5 bine yakın davetlinin izleyeceği zirve, küresel bir fikir platformuna dönüşecek. UKRAYNA HEYETİ DİKKAT ÇEKİYOR Foruma Ukrayna'yı temsilen katılacak heyete Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha'nın başkanlık etmesi beklenirken; katılımcılar arasında Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili, Ukrayna-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Eş Başkanı ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ile Ukrayna Gagauzlar Dernekleri Birliği Başkanı Yuriy Dimçioğlu'nun yer alması bekleniyor. 40'TAN FAZLA ETKİNLİK VE OTURUM TERTİP EDİLECEK ADF2026 kapsamında lider panelleri dâhil olmak üzere 40'tan fazla etkinlik ve oturumun düzenlenmesi planlanıyor. Oturumlarda küresel sistemde derinleşen belirsizlikler ve dönüşüm süreçleri ile bölgesel gelişmelerin geniş yelpazede ele alınacağı, siyasal, ekonomik, çevresel ve teknolojik eksenlerde şekillenen başlıca gündem maddelerinin de tartışmaların odağını oluşturacağı belirtildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, ADF2026 kapsamında Balkan Barış Platformu Üçüncü Dışişleri Bakanları Toplantısı, Gazze Konulu Sekizli Toplantı, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı ve Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan-Mısır Toplantısı'na katılması planlanıyor. Küresel sistemdeki dönüşüm süreçlerinin siyasal, ekonomik ve teknolojik eksenlerde tartışılacağı ADF2026, şeffaf bir iletişim süreciyle dünyaya duyurulacak. Kırım Haber Ajansının (QHA) yerinde takip edeceği forumda oturumların büyük bir kısmı TRT aracılığıyla canlı yayımlanırken; faaliyetler forumun resmî internet sayfası ve sosyal medya hesaplarından eş zamanlı olarak takip edilebilecek.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha, 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda temaslarda bulunacak Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha, 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda temaslarda bulunacak

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın daveti üzerine 16-18 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’ni ziyaret edecek. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Sıbiha’nın forumu aktif diplomasi yürütmek ve Orta Doğu, Afrika, Asya, Latin Amerika ile Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla temaslarda bulunmak için değerlendireceği bildirildi. Bakanın temaslarının, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği tarihî ziyaretler ile bu hafta Avrupa ülkelerine yaptığı temasların devamı niteliğinde olacağı, bu görüşmelerle Ukrayna’nın güvenlik ortağı rolünün daha da güçlendirilmesinin hedeflendiği kaydedildi. OTURUMDA ANA KONUK OLACAK Sıbiha, 17 Nisan saat 11.30’da ADF Talks kapsamında düzenlenecek kamuya açık oturumun ana konuğu olacak. Oturumda Rus saldırganlığına karşı mücadele, Ukrayna için sürdürülebilir barış çabaları, Rusya ve İran rejimlerinin Avrupa ile Orta Doğu’ya yönelik tehditleri ve Ukrayna’nın bölgesel güvenliğe katkı sağlayan tecrübeleri ele alınacak. Forum kapsamında çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirecek olan Sıbiha’nın, ikili ve çok taraflı iş birliğini geliştirmesi, Ukrayna’nın uluslararası gündemini tanıtması, ticaret hacmini artırması, Ukrayna ürünleri için yeni pazarlar araması ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar karşısında yeni lojistik güzergâhların oluşturulmasına yönelik temaslarda bulunması bekleniyor.

Antalya’da Kıyiv esintisi: Ukrayna Kültür Parkı yenilendi Haber

Antalya’da Kıyiv esintisi: Ukrayna Kültür Parkı yenilendi

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde bulunan Ukrayna Kültür Parkı, Kıyiv Dragomanov Üniversitesi Tasarım Fakültesi öğrencilerinin katkılarıyla hazırlanan özgün tasarımlarla yenilendi. Park, Ukrayna’nın kültürel mirasını yansıtan sanatsal ve sembolik unsurlarla yeniden kurgulandı. Antalya’daki Ukrayna Kültür Parkı, Ukrayna Ailesi Derneğinin girişimi ve Muratpaşa Belediyesinin desteğiyle Temmuz 2019’da açıldı. Parkta, Temmuz 2020’de Ukrayna’nın büyük şairi, ressamı ve aydınlanmacısı Taras Şevçenko’nun anısına yapılan bir rölyef yer alıyor. GENÇ TASARIMCILARIN İMZASI 2025 yılında Ukrayna'nın Antalya Konsolosluğunun önerisiyle başlatılan yenileme çalışmaları kapsamında, Kıyiv Dragomanov Üniversitesi Tasarım Fakültesi öğrencilerinin hazırladığı projeler hayata geçirildi. Genç tasarımcıların çalışmalarıyla parkta kamelyalar sanatsal resimlerle süslendi, metal park heykelleri yerleştirildi, elektrik altyapısı yenilendi ve ağaç aydınlatmaları yapıldı. Yenileme sürecinde ayrıca, yaşam yolunu, aile hafızasını, bereketi, korunmayı ve kuşaklar arası bağı simgeleyen geleneksel Ukrayna dokuması ruşnık için özel bir zemin oluşturuldu. PISANKA PARKIN MERKEZİNDE Genç tasarımcıların çalışmalarıyla parkın merkezine, Ukrayna kültüründe yaşamı, yeniden doğuşu ve manevi mirası simgeleyen geleneksel Paskalya yumurtası Pısanka heykeli yerleştirildi. Pısanka üzerindeki buğday başakları; ekmeği, yaşamın özünü, bereketi, refahı ve toprakla soyun birlikteliğini simgeliyor. Parka ayrıca Ukrayna motifleriyle bezeli 28 adet metal fener yerleştirildi. Ukrayna’ya özgü mavi ve sarı tonlarda yapılan aydınlatmalarla parkın gece görünümü güçlendirildi. KÜLTÜREL BULUŞMA NOKTASI Ukrayna'nın Antalya Konsolos Vekili Yuliya Kuçma, parkın açılışından bu yana Muratpaşa Belediyesinin desteğini vurgulayarak, Ukrayna Kültür Parkı’nın bugün Antalya’daki Ukrayna toplumu için önemli bir kültürel buluşma noktası haline geldiğini söyledi. Kuçma, parkın Ukraynalı diplomatların ve resmî temsilcilerin ziyaret programlarında yer aldığını, alanda anma törenleri, konserler ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Parkın gelişiminin süreceğini ifade eden Kuçma, yeni peyzaj düzenlemeleri ve bilgilendirici QR kod uygulamalarının da planlandığını kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.