SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Atlantic Council Türkiye Programı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Atlantic Council Türkiye Programı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atlantic Council Türkiye Programı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Atlantic Council’de Türkiye’nin küresel rolü masaya yatırıldı Haber

Atlantic Council’de Türkiye’nin küresel rolü masaya yatırıldı

Atlantic Council Türkiye Programı, 17 Şubat 2026 tarihinde “Türkiye’nin Yeni Küresel Jeopolitik ve Güvenlik Düzenindeki Gelişen Rolü” başlıklı bir panel düzenledi. Etkinlikte Türkiye’nin değişen küresel dengeler karşısındaki dış politika vizyonu ve transatlantik ilişkilerdeki konumu ele alındı. Programın açılış konuşmasını Atlantic Council Türkiye Programı Kıdemli Direktörü Defne Arslan yaptı. Oturumun moderatörlüğünü ise Türkiye Programı Kıdemli Uzmanı Pınar Dost üstlendi. Arslan konuşmasında, Türkiye’nin yeni jeopolitik düzende üstlendiği rolün her zamankinden daha kritik bir döneme girdiğini vurguladı. “ESKİ DÜNYA ARTIK YOK” Arslan, 62’ncisi tamamlanan Münih Güvenlik Konferansı’nın ardından küresel sistemde hızlı ve köklü değişimlerin yaşandığını belirterek, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Eski dünya artık yok, yeni bir jeopolitik çağdayız.” sözlerine atıfta bulundu. Bu dönüşümün tüm aktörleri rollerini yeniden değerlendirmeye zorladığını ifade eden Arslan, panelin odak noktasının Türkiye’nin bu yeni küresel ortamda nasıl konumlanacağı olduğunu söyledi. Küresel belirsizlik ve güvenlik kaygılarının arttığı bir dönemde bir araya geldiklerini dile getiren Arslan, Münih’ten çıkan temel mesajın “istikrarlı bir dünya düzenine yatırım yapan aktörlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği” olduğunu kaydetti. Türkiye’nin bu yıl NATO üyeliğinin 74’üncü yılını kutladığını hatırlatan Arslan, Türkiye’nin güçlü jeostratejik konumu ve ABD’nin önemli bir müttefiki olarak sahip olduğu ağırlığın, daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve gerçekçi bir küresel mimarinin inşasında katkı sağlayabileceğini belirtti. “PAX AMERİCA’NIN SONU MU GELİYOR?” Türkiye Programı Kıdemli Uzmanı Dost, son bir yıldır “Pax Americana’nın sonu mu geliyor?” sorusunun sıkça gündeme geldiğini belirterek, bu tartışmaların ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminde başladığını ancak bugün çok daha acil bir boyut kazandığını ifade etti. Münih Güvenlik Konferansı’nda hem ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun hem de Avrupalı liderlerin mevcut düzenin sürdürülemez olduğunu açıkça dile getirdiğini hatırlattı. Orta Doğu ve Asya’daki orta ölçekli güçlerin bu dönüşümü önceden öngörerek bölgesel ortaklıklarını güçlendirdiğini ve stratejilerini çeşitlendirdiğini belirten Dost, Avrupa’nın ise bu yeni gerçekliğe hızla uyum sağlamaya çalıştığını söyledi. Son on yılda Türkiye’nin de bu orta güçlerden biri olarak öne çıktığını kaydeden Dost, Ankara’nın ABD’nin küresel hegemonyasındaki görece gerilemeden yararlanarak stratejik özerklik arayışına yöneldiğini ifade etti. Türkiye’nin enerji ve savunmada kendine yeterliliği artırma çabaları, arabuluculuk faaliyetleri ve daha önce sınırlı varlık gösterdiği bölgelerde hem sert hem de yumuşak güç unsurlarını kullanarak etkisini genişletmesinin bu stratejinin parçası olduğunu vurguladı. TÜRKİYE’NİN DENGE POLİTİKASI Dost, 2021’den bu yana Türkiye’nin bölgesel normalleşme sürecine girdiğini, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ise Ankara’nın jeopolitik önemini daha da artırdığını belirtti. Türkiye’nin Ukrayna ile savunma iş birliğini sürdürürken Rusya’ya yaptırım uygulamamasının ve aynı zamanda Rus enerjisine bağımlılığının devam etmesinin bu denge politikasının göstergesi olduğunu söyledi. AB üyelik sürecinin 2018’den bu yana duraksadığını hatırlatan Dost, buna rağmen Ankara’nın kurumsallaşmış savunma iş birliği ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesini hedeflediğini; ABD ile ilişkilerde ise özellikle Suriye bağlamında önemli gelişmeler yaşandığını kaydetti. KÜRESEL POLİTİKADA TÜRKİYE Rafik Hariri Merkezi ve Orta Doğu Programları Kıdemli Direktörü William F. Wechsler, Türkiye’nin değişen küresel düzende önemli bir avantaj yakaladığını ancak bazı alanlarda “elini fazla oynama” riski bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin Avrupa, Türkistan ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında yer aldığını vurgulayan Wechsler, bölgede uzun yıllar ABD’nin belirleyici olduğu düzenin artık sorgulandığını söyledi. İsrail-Hamas Savaşı sonrasında bu yeniden konumlanma sürecinin hızlandığını belirten Wechsler, mevcut tabloda en başarılı iki aktörün İsrail ve Türkiye olduğunu dile getirdi. Ayrıca Wechsler Türkiye’nin Azerbaycan, Libya, Suriye ve Ukrayna’da savunma sanayi ihracatı ve istihbarat faaliyetleri aracılığıyla önemli kazanımlar elde ettiğini ifade etti. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI VE KARADENİZ Küresel Enerji Merkezi Kıdemli Uzmanı Brenda Shaffer, panelde yaptığı değerlendirmede uluslararası sistemdeki değişimlere ilişkin bazı varsayımlara katılmadığını belirtti. Shaffer, “kurallara dayalı uluslararası düzen” kavramının çoğu zaman akademik çevrelerde idealize edildiğini ancak pratikte devlet davranışlarını belirleyici ölçüde değiştiren veya savaşları önleyen bir mekanizma olarak işlemediğini savundu. Karadeniz bağlamında ise Rusya’nın küresel enerji piyasalarında önemli bir kaldıraç oluşturduğunu belirten Shaffer, Moskova’nın özellikle Kazak petrolünün ihracatı üzerinden uluslararası petrol arzını etkileyebildiğini söyledi. Rusya’nın teknik gerekçeler, bakım çalışmaları ya da güvenlik sorunlarını öne sürerek küresel piyasadan günlük yaklaşık 1 milyon varillik arzı geçici olarak çekebildiğini belirten Shaffer, bunun küresel fiyatlar üzerinde ciddi bir etki yarattığını kaydetti. Bu durumun Kazakistan ekonomisine ağır maliyetler getirdiğini ve küresel petrol piyasasının likiditesini olumsuz etkilediğini ifade eden Shaffer, Karadeniz’de Rusya ile Ukrayna arasında süren deniz savaşının tanker taşımacılığı ve sigorta maliyetlerini de artırdığını söyledi. Shaffer, Kızıldeniz’de Husilerin petrol arzını aksatma kapasitesinin sınırlanmasına rağmen Karadeniz’deki gerilimin küresel enerji güvenliği açısından yeni riskler doğurduğunu belirtti. “ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ KRİZ YÖNETİMİNDEN STRATEJİK YENİDEN İNŞAYA GEÇTİ” Atlantic Council Türkiye Programı Kıdemli Uzmanı Rich Outzen, ABD-Türkiye ilişkilerinde son dönemde dikkat çekici bir toparlanma yaşandığını belirterek, ilişkilerin “kriz yönetimi” aşamasından “işlevsel bir stratejik ortaklığın yeniden inşası” sürecine geçtiğini söyledi. Outzen, ilişkileri askerî bir benzetmeyle değerlendirdi. Ağır yaralı bir hastaya müdahale edilirken ilk yapılması gerekenin “zarara neden olan mekanizmayı ortadan kaldırmak” olduğunu ifade eden Outzen, ABD-Türkiye ilişkilerinde bu mekanizmalardan en önemlisinin uzun yıllar Suriye politikası olduğunu söyledi. Vaşington’un (Washington) 2014’ten itibaren önceliğini terör örgütü DEAŞ’la mücadeleye verdiğini, buna karşılık Türkiye’nin sınır güvenliği, mülteci krizi ve sahadaki güç dengelerine odaklandığını hatırlatan Outzen, iki ülkenin farklı önceliklerinin ilişkilerde ciddi gerilim yarattığını söyledi. Esad rejiminin beklenmedik şekilde hızlı çöküşünün ardından Ankara ve Vaşington’ın yeni tabloya hızla uyum sağlamaya çalıştığını belirtti. Ayrıca enerji ve savunma alanlarında yeni bir ivme oluştuğunu vurgulayan Outzen, ABD’li büyük enerji şirketlerinin Türkiye ile yürüttüğü projelere dikkat çekti. NATO çerçevesinde Türkiye’nin son tatbikatlara tugay seviyesinde katılımının ve Anadolu Gemisi'nin konuşlandırılmasının da “önemli bir dönüm noktası” olduğunu ifade etti. Outzen, alt yüklenici düzeyinde ABD ve Türk savunma şirketleri arasında çok sayıda iş birliği yürütüldüğünü, bu üretim ağlarının NATO’nun kapasitesine katkı sağladığını belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.