SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Güvenliği

QHA - Kırım Haber Ajansı - Avrupa Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İngiliz basınından Türkiye'nin küresel savunma ve diplomasi ligindeki yükselişine tam not! Haber

İngiliz basınından Türkiye'nin küresel savunma ve diplomasi ligindeki yükselişine tam not!

Avrupa kıtasının güvenlik mimarisi köklü bir değişimden geçerken, Batı medyasında Türkiye’nin küresel ölçekte artan askerî ve diplomatik ağırlığına yönelik çarpıcı analizler öne çıkıyor. Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden The Telegraph, yayımladığı geniş soluklu analizde Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve jeostratejik konumuyla Avrupa güvenliğinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline geldiğini vurguladı. Gazetede yayımlanan kapsamlı analizde, Ankara'nın yalnızca NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip bir ülke olmadığı, aynı zamanda Avrupa'nın yeniden silahlanma sürecinde ve küresel krizlerin yönetiminde kilit rol üstlendiği vurgulandı. Analizde, Türkiye'nin yükselişinin ani değil, uzun yıllara yayılan istikrarlı bir dönüşümün sonucu olduğu belirtilirken, Ukrayna-Rusya Savaşı, Suriye'deki gelişmeler ve Orta Doğu'daki krizlerin Ankara'nın uluslararası etkisini daha görünür hâle getirdiği ifade edildi. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDAKİ DİPLOMATİK ROLÜ The Telegraph'a göre Türkiye'nin küresel etkisinin ilk önemli göstergelerinden biri, Ukrayna'ya tedarik edilen Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçları (SİHA) oldu. Bu sistemlerin savaşın ilk dönemlerinde Rus zırhlı birliklerine karşı önemli başarılar elde ettiği hatırlatılan analizde, Ankara'nın aynı zamanda savaşın başlangıcında Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleştirilen barış görüşmelerine ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi. Gazete, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye'nin Şam'daki yeni yönetim ile uluslararası toplum arasında diplomatik köprü görevi üstlendiğini belirtti. Analizde ayrıca bu yılın başlarında Ankara'nın kamuoyuna yansımayan önemli bir diplomatik girişime imza attığı öne sürüldü. Habere göre Türkiye, İsrail'in Irak'taki İran karşıtı grupları kullanarak İran'a yönelik planladığı olası kara operasyonunun hayata geçirilmesini diplomatik girişimlerle engelleyerek bölgede daha büyük bir çatışmanın önüne geçilmesine katkı sağladı. NATO'NUN İKİNCİ BÜYÜK ORDUSU, AVRUPA'NIN YENİ SAVUNMA MERKEZİ Gazete, Türkiye'nin bugün NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunu ve son on yılda savunma sanayisine yaptığı yatırımlar sayesinde askerî ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 80'ini yerli imkânlarla karşılayabilir hâle geldiğini aktardı. Analizde, Türkiye'nin savunma ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştığı, bu rakamın gelecek yıllarda daha da artmasının beklendiği kaydedildi. Türkiye'nin yalnızca kendi güvenliğini sağlamadığı, aynı zamanda Avrupa'nın savunma kapasitesine doğrudan katkı sunduğu belirtilen haberde, birçok ülkeye gerçekleştirilen savunma ihracatına dikkat çekildi. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ AVRUPA'DA BÜYÜYOR The Telegraph, Baykar'ın geliştirdiği Bayraktar TB2'nin Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümün sembolü hâline geldiğini yazdı. Haberde, Baykar'ın geçen yıl 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği belirtilirken, TB2 SİHA'larının Ukrayna, Polonya, Romanya ve Hırvatistan tarafından envantere alındığı ifade edildi. Gazete ayrıca Türkiye'nin; Polonya'ya elektronik harp ve radar sistemleri, Portekiz için deniz lojistik gemileri, İspanya'ya gelişmiş jet eğitim uçakları, Irak'a hava savunma sistemleri, Endonezya'ya savaş uçakları ihraç ettiğini aktardı. Bunun yanında Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) verilerine göre Polonya, Estonya, Macaristan, Arnavutluk, Kosova ve Bosna Hersek'in de Türkiye'den savunma sistemleri satın aldığına dikkat çekildi. Analize göre Avrupa'nın Rusya tehdidine karşı hızla yeniden silahlandığı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO üyelerini savunma harcamalarını artırmaya zorladığı mevcut süreç, Türk savunma sanayisi için yeni fırsatlar oluşturuyor. ROKETSAN VE ASELSAN NATO PROJELERİNDE The Telegraph, NATO'nun büyük ölçekli savunma projelerinde Türk şirketlerinin rolünün giderek arttığını da vurguladı. Haberde, Roketsan ve Aselsan'ın taarruz kabiliyetleri ile hava ve füze savunma sistemlerinin geliştirilmesini amaçlayan NATO projelerinde görev aldığı belirtilerek, Türkiye'nin artık yalnızca silah ihraç eden bir ülke değil, aynı zamanda Avrupa'nın ortak savunma mimarisinin üretici aktörlerinden biri haline geldiği değerlendirildi. TÜRKİYE-BİRLEŞİK KRALLIK ARASINDA YENİ SAVUNMA DÖNEMİ Analizde Türkiye ile Birleşik Krallık arasında istihbarat paylaşımını da kapsayan yeni savunma ve güvenlik anlaşmasına geniş yer verildi. Anlaşmanın iki ülke arasındaki iş birliğini kurumsallaştırmayı ve daha da güçlendirmeyi amaçladığı belirtilirken, Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan'ın NATO Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmeler aktarıldı. Ayhan, Türkiye'nin artık yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke olmadığını belirterek, kriz bölgelerinde istikrar sağlayan küresel bir güvenlik aktörüne dönüştüğünü ifade etti. Türkiye ile Birleşik Krallık'ın Avrupa kıtasının iki ucunda bulunmasına rağmen ittifak açısından iki stratejik kalkan görevi gördüğünü söyleyen Ayhan'ın açıklamaları analizde öne çıkarıldı. ANKARA, KÜRESEL DİPLOMASİNİN MERKEZİNDE The Telegraph, Türkiye'nin yalnızca Avrupa güvenliği açısından değil, küresel diplomasi bakımından da benzersiz bir konuma ulaştığını yazdı. Analizde Ankara'nın; Rusya ile Ukrayna arasında, İsrail ile İran arasında, Batı ile Çin arasında, NATO ile NATO üyesi olmayan ülkeler arasında diplomatik temaslar kurabildiği ifade edildi. Gazete, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ABD Başkanı Donald Trump ile Ankara'da gerçekleştirdiği görüşmeyi de Türkiye'nin diplomatik ağırlığını gösteren örneklerden biri olarak değerlendirdi. NATO Zirvesi kulislerinde Türkiye'nin zaman zaman "Batı ile Batı arasında bile arabuluculuk yapabilen ülke" şeklinde tanımlandığı aktarıldı. TRUMP VE ERDOĞAN İLİŞKİSİ DİKKAT ÇEKTİ Analizde ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın diyaloğa da yer verildi. Gazete, Trump'ın Türkiye'nin ev sahipliği yapmadığı bir NATO Zirvesi'ne katılmayabileceğini ifade ettiğini aktarırken, ABD Başkanı'nın Türkiye'nin yeniden F-35 savaş uçağı programına dâhil edilmesini değerlendirdiğini de yazdı. Haberde, Avrupa'nın güvenlik konusunda ABD'ye olan bağımlılığının azalmasıyla birlikte Türkiye'nin diplomatik etkisinin daha da arttığı değerlendirmesi yapıldı. JEOSTRATEJİK KONUM TÜRKİYE'Yİ VAZGEÇİLMEZ KILIYOR Analize göre Türkiye'nin yükselişinde savunma sanayisinin yanı sıra benzersiz coğrafi konumu da belirleyici rol oynuyor. Avrupa ile Asya arasında yer alan Türkiye'nin Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya'nın kesişim noktasında bulunmasının NATO açısından stratejik avantaj sağladığı vurgulandı. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünün de Türkiye'yi Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez hâle getirdiği ifade edildi. AVRUPA İÇİN FIRSAT, BERABERİNDE YENİ TARTIŞMALAR The Telegraph, Türkiye'nin yükselen savunma rolünün bazı yeni tartışmaları da beraberinde getirdiğini yazdı. Haberde, Türkiye'nin millî muharip uçağı KAAN'da hâlen ABD motorlarına bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa'nın Türk savunma sanayisine yönelmesinin Vaşington'da (Washington) rahatsızlık oluşturabileceği değerlendirmesi yapıldı. Öte yandan İsrail'in de Türkiye'nin yeniden F-35 programına katılması ihtimaline sıcak bakmadığı belirtilirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bunun Orta Doğu'daki güç dengesini değiştireceği yönündeki değerlendirmelerine yer verildi. Gazete, bazı Avrupalı diplomatların ise İsrail'in gelecek dönemde Avrupa ülkelerinin Türkiye'den savunma ürünleri satın almasını engellemeye yönelik girişimlerde bulunabileceğini düşündüğünü aktardı. "AVRUPA'NIN TÜRKİYE İLE ÇALIŞMAKTAN BAŞKA SEÇENEĞİ YOK" Analiz, kısa vadede Avrupa'nın güvenliği açısından Türkiye ile yakın iş birliğinin kaçınılmaz olduğu değerlendirmesiyle sona erdi. The Telegraph, Ankara'nın askerî kapasitesi, savunma sanayisi, diplomatik etkisi ve jeostratejik konumu Avrupa için vazgeçilmez hâle geldiğini vurguladı. Ayrıca bu yeni güç dengesi uzun vadede bölgesel rekabetleri artırabilecek yeni tartışmaları da beraberinde getirebileceğini yazdı. Gazete, mevcut koşullarda ise Avrupa'nın Türkiye ile iş birliğini sürdürmekten başka gerçekçi bir seçeneğinin bulunmadığını değerlendirdi.

Ankara'da NATO paneli: Ukrayna'nın Avrupa güvenliğindeki rolü masaya yatırıldı Haber

Ankara'da NATO paneli: Ukrayna'nın Avrupa güvenliğindeki rolü masaya yatırıldı

Türk Atlantik Konseyi (ATA Türkiye) ve Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen "NATO Zirvesi Diyalogları" etkinliği kapsamında Ankara'da "Ukrayna'nın Avrupa Güvenlik Mimarisine Entegrasyonu: Ortaktan Güvenlik Sağlayıcısına" başlıklı panel düzenlendi. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinin (TÜSİAD) ev sahipliğinde düzenlenen panelde Ukrayna-Rusya Savaşı, Avrupa güvenliği ve Ukrayna'nın Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisindeki geleceği ele alındı. Türk Atlantik Konseyi ile Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Arnavutluk Atlantik Konseyinden Juxhina Sotiri Gjoni üstlendi. Panele, Türkiye'nin eski NATO Daimî Temsilcisi ve ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Kıdemli Araştırmacısı Nico Lange, Ukrayna Milletvekili Oleg Dunda ile Fransız düşünce kuruluşu Eastern Circle'ın Operasyon Direktörü ve Analisti Daryna Patiuk konuşmacı olarak katıldı. "UKRAYNA'DAN ALINACAK ÇOK DERS VAR" ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Ceylan, 2022'den bu yana Ukrayna'nın Rusya'ya karşı "bağımsızlık savaşı" verdiğini belirtti ve "Ukrayna'nın, müttefiklerinin ve ortaklarının yardımıyla kahramanca bir cesaret, metanet ve her şeyden önce saldırganlığa karşı direnç gösterdiği açıkça görülüyor. Bence Ukrayna'nın savaştan bu yana gösterdiği dirençten, sadece hükûmet düzeyinde değil, toplumsal düzeyde de alınabilecek birçok ders var." dedi. Ukrayna'da devam eden savaşın, hükûmetin bütüncül yaklaşımının toplumun bütüncül yaklaşımıyla birleştiğinin bir kanıtı olduğunu ve Ukrayna'nın bunun nasıl başarılabileceğine yönelik bir örnek olduğunu vurgulayan Ceylan, ülkenin savunma ekosisteminin yeniliklere ve ortaya çıkan yıkıcı teknolojilere yatırım yapılarak çok kısa bir süre içinde nasıl inşa edilebileceğinin de gösterildiğine değindi. Ceylan, "Ukrayna, 21. yüzyıl savaşında savaş alanı doktrinlerini ve uygulamalarını dönüştürmede çok önemli bir rol oynamıştır. Tanıdığım birçok Avrupa ordusu, Ukrayna'nın başarılarını yakından takip ediyor ve saldırgana karşı direnç oluşturma konusunda, sahip olduğu geniş yetenek envanteri sayesinde endüstriyel dersler çıkarıyor." ifadelerini kullandı. Ukrayna'nın geleneksel savunma araçları ile havada, karada, denizde, siber ve uzayda ortaya çıkan ve yıkıcı teknolojilerin sunduğu avantajlar arasında doğru dengeyi kurma yeteneğini kanıtladığını belirten Ceylan, bunun da Ukrayna'nın çok alanlı operasyonlar kavramını savaş alanında başarıyla kullanma konusunda gösterdiği bir örnek olduğunu söyledi. Ceylan, Ukrayna'nın buna rağmen bazı alanlardaki eksiklikleri için Avrupa'nın desteğine, özellikle mali kaynaklara ihtiyaç duyduğunu hatırlatarak, "Bu, saldırganlara karşı caydırıcılığı güçlendirecek bir Avrupa yatırımı olarak görülmelidir. Ukrayna savunma sanayisiyle ortaklık kurmak, Avrupa'nın da çıkarınadır. Avrupa, zirvenin öncelikli konularından biri olan savunma sanayi tabanını genişletmeyi ve bu etkiyi ölçeklendirmeyi hedeflemektedir ve pratikte de tam olarak bu gerçekleşmektedir." dedi. "UKRAYNA VE TÜRKİYE AVRUPA GÜVENLİĞİNİN AYRILMAZ PARÇASI" Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Kıdemli Araştırmacısı Lange, panelde yaptığı konuşmada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın Avrupa güvenliği açısından önemli dersler içerdiğini belirterek, Ukrayna ve Türkiye'nin Avrupa'nın güvenlik mimarisinde kritik rol oynadığını söyledi. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının Moskova'nın gerçek yüzünü ortaya koyduğunu ifade eden Lange, Ukraynalıların gösterdiği direnişin tüm dünya tarafından dikkatle incelendiğini belirtti. Ukrayna'nın yalnızca direnç gösteren bir ülke olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Lange, "Ukraynalılar başkalarının kendilerine hayranlık duymasıyla ilgilenmiyor. Onlar savaşı kazanmak istiyor." dedi. Rusya'nın öncelikle durdurulması gerektiğini söyleyen Lange, yalnızca mali yardım sağlamanın yeterli olmayacağını belirterek, asıl önemli olanın güçlü bir caydırıcılık oluşturmak olduğunu ifade etti. Avrupa'nın güvenlik ve savunma kapasitesini ABD'ye bağımlı olmadan güçlendirmesi gerektiğini dile getiren Lange, bu süreçte Ukrayna ve Türkiye'nin yalnızca askerî güçleriyle değil, savunma sanayileri ve teknolojik kapasiteleriyle de önemli katkı sağlayabileceğini söyledi. Lange, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin Ukrayna ve Türkiye'nin Avrupa güvenliğine katkılarının daha fazla takdir edilmesi için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, her iki ülkenin de Avrupa güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. ABD'nin giderek daha fazla kendi ulusal çıkarlarına odaklandığını belirten Lange, Avrupa'nın kurallara dayalı güvenlik düzenini güçlendirmesi ve daha dengeli bir güvenlik mimarisi oluşturması gerektiğini sözlerine ekledi. GELECEĞİN SAVAŞLARINI İNSANSIZ TEKNOLOJİLER BELİRLEYECEK Ukrayna Milletvekili Oleg Dunda, geleceğin savaşlarında insansız teknolojilerin belirleyici olacağını belirterek, mürettebatsız gemilerin, tankların ve büyük insansız hava araçlarının (İHA) önümüzdeki yıllarda savaş alanında yaygın şekilde kullanılacağını söyledi. Savaş teknolojilerinde yeni bir döneme girildiğini ifade eden Dunda, buna paralel olarak güvenlik anlayışının ve askerî bakış açısının da değişmesi gerektiğini vurguladı. Rusya'nın savunma harcamalarının Ukrayna'dan daha yüksek olmasına rağmen bunun tek başına belirleyici olmadığını dile getiren Dunda, sorunun mevcut finansman modeli ve geleneksel askerî önceliklerde olduğunu söyledi. Yeni uçak gemileri, üsler ve savaş gemileri inşa etmenin artık eski yaklaşımı temsil ettiğini belirten Dunda, önceliklerin değişmesi gerektiğini ifade etti. Dunda, başarılı olabilmek için önce zihniyetin, ardından askerî doktrinin yenilenmesi; sonrasında ise muharebe sahasında askerlerin rolü ile silah sistemlerinin kullanım anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. UKRAYNA'NIN GÜCÜ HIZLI İŞ BİRLİĞİ VE SAHADAN GELEN GERİ BİLDİRİM Fransız düşünce kuruluşu Eastern Circle'ın Operasyon Direktörü ve Analisti Patiuk, savaş teknolojilerinin başarısında ekosistem ve kurumlar arası iş birliğinin belirleyici olduğunu söyledi. Patiuk, savaş alanındaki askerlere ihtiyaçlarının doğrudan sorulmasının teknoloji geliştirme sürecini hızlandırdığını belirterek, bu hızlı iletişimin hem yeni teknolojilerin geliştirilme biçimini hem de bunlardan kimlerin faydalanacağını değiştirdiğini ifade etti. Ukrayna'nın savaşta direnç göstermesinin temel nedenlerinden birinin kamu kurumları, özel sektör, ordu, üniversiteler ve mühendisler arasındaki güçlü koordinasyon olduğunu vurgulayan Patiuk, bu iş birliğinin ülkenin savunma kapasitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.

Münih Güvenlik Konferansı raporu: Dünya "yıkım siyaseti" dönemine girdi Haber

Münih Güvenlik Konferansı raporu: Dünya "yıkım siyaseti" dönemine girdi

Münih Güvenlik Konferansı’nın (MSC) 9 Şubat'ta “Yıkım Altında” başlığıyla yayımlanan yıllık raporunda, küresel siyasetin “temkinli reformlar yerine yıkım ve söküm” eksenine kaydığı belirtildi. Raporda, 2. Dünya Savaşı sonrası ABD liderliğinde kurulan uluslararası düzenin ciddi biçimde sarsıldığı kaydedildi. ABD ÖNCÜLÜĞÜNDEKİ ULUSLARARASI DÜZEN DAĞILIYOR Raporda, “Dünya, dikkatli reformlar ve rota düzeltmelerinden ziyade yıkıma dayalı bir siyaset dönemine girdi. Kendi ülkesini mevcut düzenin kısıtlamalarından kurtarıp, daha güçlü ve müreffeh bir ulusu yeniden inşa etmeyi vadedenlerin en dikkat çekeni, mevcut ABD yönetimidir. Bunun bir sonucu olarak, 1945 sonrası kurulan, ABD öncülüğündeki uluslararası düzen bugün dağılıyor.” ifadelerine yer verildi. "Munich Security Index 2026" verilerine göre G7 ülkelerinde katılımcıların yalnızca küçük bir bölümü mevcut hükûmet politikalarının gelecek kuşakların yaşamını iyileştireceğine inanıyor. Bu durumun, “mevcut kurumları reforme etmek yerine yıkmayı savunan” siyasi yaklaşımlara desteği artırdığına dikkat çekildi. ABD’nin dış politikasındaki değişimlerin Avrupa güvenliği üzerindeki etkilerine özel vurgu yapılan raporda Vaşington’un (Washington), Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü tam kapsamlı savaş ve artan hibrit faaliyetler karşısında Avrupa güvenliğine yaklaşımının “istikrarsız ve çelişkili” algılandığı kaydedildi. Yazarlar, ikinci Trump yönetiminin, “Avrupa’nın savunması ve Ukrayna’ya desteğin öncelikle Avrupa’nın sorumluluğu olduğu mesajını açıkça verdiğini” belirtti. RUSYA, EN ÖNEMLİ VE EN DOĞRUDAN TEHDİT Raporda Rusya, Avrupa ve NATO için “en önemli ve en doğrudan tehdit” olarak tanımlandı. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgalinin, “Avrupa’nın ortak güvenlik mimarisini yıktığı” ve toprak bütünlüğü ilkesini 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana “en açık ve tehlikeli biçimde ihlal ettiği” vurgulandı. Moskova’nın Avrupa’daki sabotaj, siber saldırı ve casusluk gibi hibrit faaliyetlerini artırdığına dikkat çekilen raporun sonuç bölümünde, Avrupa’nın artık “güvenlik tüketicisi” değil, “güvenlik sağlayıcısı” rolüne geçmesi gerektiği ifade edilerek, “Avrupa’nın ABD’yi tartışmasız bir güvenlik garantörü olarak gördüğü dönem sona erdi. Avrupa liderleri bu gerçeği kabul etmeli ve buna göre hareket etmeli” değerlendirmesi yapıldı. 62. Münih Güvenlik Konferansı 13-15 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenecek. Konferansa yaklaşık 120 ülkeden üst düzey temsilcilerin katılması, Ukrayna heyetine ise Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın başkanlık etmesi bekleniyor.

Zelenskıy-Merz görüşmesi: “Ukrayna, Avrupa’nın ayrılmaz parçasıdır” Haber

Zelenskıy-Merz görüşmesi: “Ukrayna, Avrupa’nın ayrılmaz parçasıdır”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), 6 Ağustos 2025 tarihinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüştü. Merz ile görüşmesinin ardından 7 Ağustos’ta sosyal medya hesabından açıklama yapan Zelenskıy, Ukrayna ve Almanya’nın Ukrayna-Rusya Savaşı’nın en kısa sürede onurlu bir barışla sona ermesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu belirtti. Zelenskıy, savaşın nasıl sona erdirileceğine dair belirlenen parametrelerin Avrupa’nın güvenlik şeklinin önümüzdeki yıllarda değiştireceğini dile getirdi. “UKRAYNA AB’NİN AYRILMAZ BİR PARÇASI” Ukrayna’nın Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden bahseden Zelenskıy, “Savaş Avrupa’da yaşanıyor ve Ukrayna Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası. AB üyeliği için müzakerelere zaten başladık. Bu nedenle, Avrupa ilgili süreçlerin bir parçası olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Merz ile görüşmesinin detaylarını açıklayan Zelenskıy, Ukrayna ile Almanya’nın pozisyonlarını yeniden koordine ettiğini ve Merz ile yeniden görüşmek üzere anlaştığını aktardı. Ayrıca Zelenskıy, 7 Ağustos 2025 tarihinde, Ukrayna’nın tüm Avrupa’nın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ortak görüşlerini uyumlu hale getirmek için çevrim içi toplantı yapılacağını bildirdi. “UKRAYNA’NIN GÖSTERDİĞİ CESARET RUSYA’DAN DA BEKLENİYOR” Merz ile görüşmesinde Ukrayna ve Rusya arasında barış müzakereleri için liderler seviyesinde toplantılar için olası çeşitli formatları görüştüğünü dile getiren Zelenskıy, “Ukrayna görüşmelerden korkmuyor ve Rusya’dan da aynı cesur yaklaşımı bekliyor. Bu savaşı sona erdirmenin zamanı geldi. Yardım eden herkese teşekkür ederim.” ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.