SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Parlamentosu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Avrupa Parlamentosu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Parlamentosu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa Parlamentosu Rusya’daki Duma seçimlerini tanımadı: "Meşru bir yasama organı değil" Haber

Avrupa Parlamentosu Rusya’daki Duma seçimlerini tanımadı: "Meşru bir yasama organı değil"

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Rusya’da gerçekleşen Devlet Duması seçimlerinin sonuçlarını tanımayı reddederek oluşan yeni parlamentoyu "meşru bir temsil ve yasama organı" olarak kabul etmediklerini açıkladı. AP Genel Kurulu'nda 8 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen kararda, Rusya'daki seçimlerin demokratik standartlardan tamamen uzak olduğu vurgulandı. Karar tasarısı 41 "hayır" ve 39 "çekimser" oya karşı 482 "evet" oyu ile ezici bir çoğunlukla kabul edildi. "SEÇİMLER NE ÖZGÜR NE DE ADİLDİ" Kabul edilen kararda, muhalif ve savaş karşıtı aktörlerin seçim sürecinden sistematik olarak elendiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: Yabloko Partisi de dahil olmak üzere demokratik ve savaş karşıtı siyasi aktörlere yönelik sistematik baskı ve engellemeler, seçimlerde tespit edilen ağır ihlaller ve bağımsız gözlem mekanizmalarının yokluğu dikkate alındığında bu seçimler ne özgür ne de adil olmuştur. Açıklanan resmi sonuçlar, gerçek bir siyasi seçenekten mahrum bırakılan Rus halkının özgür iradesinin güvenilir bir yansıması olarak değerlendirilemez. AP milletvekilleri, Vladimir Putin rejimi tarafından işlenen tüm seçim ihlallerini, Rusya'daki demokrasiden kalan son kırıntıların da kasten yok edilmesini, seçmenlerin zorlanmasını ve bağımsız gözlemcilerin tehdit edilmesini sert bir dille kınadı. Ayrıca sahte "uluslararası gözlemcilerin" rejime siyasi meşruiyet ve dezenformasyon sağlamak amacıyla bir araç olarak kullanıldığı ifade edildi. İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA SEÇİM TİYATROSUNA TEPKİ VE YENİ YAPTIRIM ÇAĞRISI Avrupa Parlamentosu, Rusya’nın seçimleri Ukrayna’nın işgal altındaki Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya bölgelerinin yanı sıra Moldova’nın ayrılıkçı Transdinyester bölgesi ile Gürcistan’ın işgal altındaki Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinde de düzenlemesini yasa dışı ilan ederek kınadı. Rusya’daki savaş karşıtı hareketlere, bağımsız gazetecilere ve insan hakları savunucularına desteğini yineleyen parlamenterler, tüm siyasi tutsakların derhal serbest bırakılmasını istedi. Kararda ayrıca Rusya’daki siyasi zulme ve Ukrayna’ya yönelik saldırganlığa karışan yetkililere dönük yaptırımların genişletilmesi talep edildi. AP, yaptırım listesine yargıçların, savcıların, Rosfinmonitoring (Rusya Mali İzleme Servisi) çalışanlarının ve Merkez Seçim Komitesi üyelerinin de dahil edilmesini istedi. Rusya’da 18-20 Eylül tarihlerinde gerçekleşen “seçimlerde” iktidardaki Birleşik Rusya Partisi 349 sandalye kazanırken, geriye kalan tüm siyasi oluşumlara yalnızca 101 sandalye kaldı. Bu sonuç, Duma tarih boyunca tek bir partinin elde ettiği en yüksek sandalye sayısı olarak kayıtlara geçti.

Avrupa Parlamentosundan acil yardım çağrısı: "Rusya'nın saldırıları soykırım niteliğinde" Haber

Avrupa Parlamentosundan acil yardım çağrısı: "Rusya'nın saldırıları soykırım niteliğinde"

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Rusya'nın sivil halkı ve kritik altyapı tesislerini hedef alan aralıksız hava saldırıları karşısında Avrupa Birliği’ne (AB) Ukrayna'ya yönelik askerî, finansal ve insani yardımları acilen artırma çağrısında bulundu. Strazburg’da, 5 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen "Ukrayna’daki İnsani Durum" başlıklı oturumda AP siyasi grupları, Ukrayna’nın savunma kapasitesinin ve kışa hazırlığının güçlendirilmesini talep etti. Deutsche Welle’nin (DW) aktardığı bilgilere göre parlamenterler; Patriot ve diğer hava savunma sistemleri için ilave önleyici füzelerin Ukrayna’ya acilen sevk edilmesini, Ukrayna’nın yerli silah üretiminin doğrudan finanse edilmesini ve yaklaşan kış dönemi için kapsamlı bir destek paketinin hayata geçirilmesini istedi. İŞGAL ALTINDAKİ OLEŞKI İÇİN ACİL MÜDAHALE ÇAĞRISI Oturumda, Rus işgali altında bulunan Herson bölgesindeki Oleşkı kentinde yaşanan insani felakete özel vurgu yapıldı. Avrupa Halk Partisi (EPP) üyesi Polonyalı Milletvekili Andrzej Halicki, kent sakinlerinin tam anlamıyla bir kapana kısıldığını ve temel insani yardımlara erişemediğini belirterek; gıda, temiz su, elektrik ve tıbbi malzemeye erişim için koşulsuz insani koridor oluşturulması gerektiğini vurguladı. Sosyalistler grubundan Hollandalı Milletvekili Thijs Reuten de Moskova üzerindeki diplomatik, askeri ve ekonomik baskının artırılmasını istedi. "SİVİL ALTYAPIYA SALDIRILAR SOYKIRIM SUÇUDUR" AP’deki muhafazakar ve liberal kanat temsilcileri, Kremlin'in kış öncesi stratejisini sert bir dille eleştirdi. Muhafazakar gruptan Polonyalı Avrupa Parlamentosu üyesi Malgorzata Gosiewska, Rusya’nın eylemlerinin açıkça soykırım niteliği taşıdığını vurgulayarak, "Bu sadece askeri mevzilerin değil; şehirlerin, konutların ve hastanelerin yok edildiği bir savaştır. Ukrayna'da yaklaşık 11 milyon insan acil insani yardıma muhtaç durumda." ifadelerini kullandı. Liberal Grup üyesi Litvanyalı Avrupa Parlamentosu üyesi Petras Austriavicius da Rusya'nın sivil ve enerji altyapısını sistemli vurmasının soykırım tanımına uyduğunu belirterek, dondurulan Rus varlıklarının derhal Ukrayna savunmasına aktarılması gerektiğini söyledi. YAPTIRIM DELMELERİNE SON VERİLMESİ VE FİNANSAL BASKI TALEBİ Sol Grup üyesi İsveçli Milletvekili Hanna Gedin, mevcut yaptırımların yetersiz kaldığına ve Avrupalı şirketlerin Rus petrolü üzerindeki kısıtlamaları delmeye devam ettiğine dikkat çekerek yaptırımların sıkılaştırılmasını talep etti. Yeşiller Grubu üyesi Danimarkalı Milletvekili Villy Sovndal ise AB ülkelerini Rusya'nın uluslararası sınırlara uymasını sağlamak ve Ukrayna'da yarattığı yıkımın hesabını sormak için daha kararlı adımlar atmaya çağırdı.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Metsola: Rusya, Kırım Tatarlarına zulmediyor! Haber

Avrupa Parlamentosu Başkanı Metsola: Rusya, Kırım Tatarlarına zulmediyor!

6. Uluslararası Kırım Platformu Zirvesi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kapsamında 23 Eylül 2026 tarihinde New York’ta gerçekleştirildi. 22 ülke ve uluslararası örgütün katılımıyla düzenlenen; Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha’nın moderatörlüğünde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ve Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun açılış konuşmalarıyla başlayan zirvede, 2014 yılından beri Rus işgali altındaki Kırım’daki mevcut durum, Rusya’nın yarımadadaki insan hakları ihlalleri, askerîleştirme politikaları ve Kırım’ın işgalden kurtarılmasına yönelik uluslararası çabalar ele alındı. Zirvede Kırım Tatarlarını, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, KTMM Başkan Yardımcısı ve Ukrayna Milletvekili Ahtem Çiygöz ile KTMM Üyesi Eskender Bariyev’den oluşan KTMM heyeti temsil etti. Zirvede bir konuşma yapan Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Kırım’ın Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, Rusya’nın işgal politikalarının bölgenin hukuki statüsünü değiştiremeyeceğini söyledi. “KIRIM, UKRAYNA’DIR” Kırım’ın statüsünün uluslararası hukuk tarafından belirlendiğini belirten Metsola, “Basit bir gerçekle başlamak istiyorum: Kırım Ukrayna’dır.” ifadelerini kullandı. Gücün bir bölgenin kontrolünü geçici olarak sağlayabileceğini ancak o topraklar üzerinde hiçbir zaman hukuki bir hak oluşturamayacağını vurgulayan Metsola, “Rusya’nın geçici olarak işgal ettiği topraklar, hukuken hâlâ Ukrayna’ya aittir. Hiçbir yasa dışı referandum, dayatılmış pasaport uygulaması veya sahte seçim bu gerçeği değiştiremez.” dedi. Metsola, savaşın sona ermesi ve adalet temelinde bir çözüme ulaşılması için Rusya’nın uluslararası alanda tanınan sınırlarına geri dönmesi gerektiğini belirterek, bu gerçeğin 2014’te de, 2022’de de ve bugün de geçerli olduğunu ifade etti. “KIRIM TATARLARI ZULME UĞRUYOR” Kırım başta olmak üzere işgal altındaki Ukrayna topraklarında yaşayan milyonlarca kişinin baskı, keyfi gözaltılar, işkence, zorla kaybetmeler ve şiddetle karşı karşıya kaldığını belirten Metsola, Rusya’nın çocukları sınır dışı ettiğini, yeniden eğitime tabi tuttuğunu ve askerîleştirdiğini söyledi. Sivillerden oluşan tutuklular ve savaş esirlerinin kabul edilemez koşullarda tutulduğunu vurgulayan Metsola, “Kırım Tatarları da sistematik ihlaller ve zulümle karşı karşıya kalmaya devam ediyor.” dedi. METSOLA: MUSTAFA BEY’İN ARAMIZDA OLMASINDAN ONUR DUYUYORUM Metsola, Kırım Tatar halkının millî lideri Kırımoğlu’nun zirvede bulunmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bugün Mustafa Bey’in aramızda olmasından özellikle onur duyuyorum. Sizin hayatınız, baskının yıllarca sürebileceğini ancak bir yanlışı asla doğruya dönüştüremeyeceğini hatırlatan bir örnektir.” ifadelerini kullandı. “DÜN OLDUĞU GİBİ YARIN DA UKRAYNA’NIN YANINDA OLACAĞIZ” Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’nın saldırganlığının başlangıcından bu yana Ukrayna’nın yanında durduğunu belirten ve Ukrayna’ya siyasi, mali, ekonomik, insani, diplomatik ve askerî destek sağladığını belirten Metsola, Rusya üzerindeki baskının sürdürülmesinin de bu desteğin bir parçası olduğunu vurguladı. AB’nin Rusya’nın savaş kapasitesini hedef alan tedbirleri içeren 21 yaptırım paketi kabul ettiğini anımsatan Metsola, Avrupa Parlamentosunun yaptırımların sıkılaştırılması, yaptırımlardan kaçınma yollarının engellenmesi ve mevcut boşlukların kapatılması için çalışmayı sürdüreceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Zelenskıy’e hitap eden Metsola, "Dün Ukrayna’nın yanındaydık. Bugün Ukrayna’nın yanındayız. Yarın da Ukrayna’nın yanında olacağız.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

KKTC'den Avrupa Parlamentosunun Türkiye ve KKTC'yi hedef alan kararına sert tepki Haber

KKTC'den Avrupa Parlamentosunun Türkiye ve KKTC'yi hedef alan kararına sert tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosunun 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na ilişkin kabul ettiği karara sert tepki gösterdi. Bakanlık, söz konusu kararın tarihî gerçekleri çarpıttığını, Kıbrıs Türk halkını ve Türkiye'yi haksız şekilde hedef aldığını belirterek kararı "şiddetle kınadığını" açıkladı. KKTC Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Parlamentosunun Kıbrıs meselesine ilişkin aldığı kararın tek taraflı ve siyasi saiklerle hazırlandığı ifade edildi. Açıklamada, "1974 Türk askerî müdahalesini çarpıtarak Kıbrıs Türk halkını ve Türkiye’yi hedef alan bu kararı şiddetle kınıyoruz." denildi. Bakanlık, Avrupa Parlamentosunun tarihî gerçekleri görmezden geldiğini vurgulayarak, 15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki askerî cunta ile Kıbrıs Rum yönetimindeki darbeci unsurların, Enosis hedefi doğrultusunda Kıbrıs'ta kanlı bir darbe gerçekleştirdiğini hatırlattı. Açıklamada, söz konusu darbenin Kıbrıs Türk halkını yok etmeyi amaçladığı belirtilerek, Türkiye'nin bu gelişmeler üzerine 20 Temmuz 1974 tarihinde 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde Ada'ya müdahalede bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen Barış Harekatı'nın uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan meşru bir müdahale olduğu vurgulanarak, harekat sayesinde Kıbrıs Türk halkının can güvenliğinin sağlandığı ve olası toplu katliamların önüne geçildiği ifade edildi. Açıklamada, Avrupa Parlamentosunun, Rumlar tarafından Kıbrıs Türk halkına yapılan vahşet ve insanlık suçlarını dile getirmek yerine kahraman Türk ordusuna yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunarak haddini bir kez daha aştığı kaydedildi ve şu ifadelere yer verildi: Avrupa Parlamentosunun Türkiye’yi hedef alan bu kabul edilemez kararı, dünyayı kandırmaya yönelik Rum propagandasına katkı koymaktan başka bir şeye yarar sağlamayacaktır. KKTC Cumhuriyet Meclisimizdeki Kadın Milletvekillerimiz, alınan bu Rum yanlısı karar öncesinde Avrupa Parlamentosunda ilgili Komite Başkanına mektuplar göndererek, bu gerçekleri yansıtmayan iddialara cevap vermişler ve Ada’daki gerçekleri doğru ve şeffaf bir biçimde ortaya koymak adına yoğun çaba sarf etmişlerdir. Ancak tüm bu çabalara rağmen kararın kabul edilmiş olması, Avrupa Birliği ve kurumlarının, Kıbrıs konusundaki tarafsızlıklarını çoktan yitirdiklerini ve tamamen Rum tarafının sözcülüğünü yaptıklarını bir kez daha gözler önüne sermektedir. "KKTC AÇISINDAN YOK HÜKMÜNDEDİR" Açıklamada, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan, özden gelen haklarını görmezden gelen ve Ada’daki gerçekleri bilinçli şekilde çarpıtan bu tür kararların KKTC açısından yok hükmünde olduğu ve hiçbir meşruiyet taşımadığı belirtildi. Ayrıca açıklamada, tek taraflı yaklaşımlardan vazgeçmesi, Kıbrıs meselesini siyasi propaganda aracı olarak kullanmaması ve adadaki mevcut gerçeklik ile tarihî gerçeklere saygı göstermesi için Avrupa Parlamentosuna çağrıda bulunuldu ve "Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm, ancak Ada’nın gerçeklerini esas alan, Ada’daki iki tarafın egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne dayalı bir işbirliği temelinde mümkündür. Avrupa Parlamentosu’nun taraflı ve siyasi amaçlı kararları bu gerçeği değiştirmeyecektir. KKTC olarak, Anavatan Türkiye ile omuz omuza halkımızın haklarını ve egemenliğini korumaya kararlılıkla devam edeceğiz." denildi.

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü" Haber

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü"

Avrupa Birliği’nin (AB) kalbi Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu (AP) binası önündeki meydanda, Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından Orta ve Doğu Avrupa’dan sürgün edilen milyonlarca kurbanı anmak üzere üst düzey katılımlı resmî bir tören düzenlendi. Törene, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, 1936-1952 yılları arasında totaliter Sovyet rejimi tarafından evlerinden, yurtlarından edilen insanların acılarına dikkat çekti. Metsola, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Bu, 1936 ile 1952 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin Baltık kıyılarından Karadeniz’e kadar uzanan topraklarda evlerinden sürgün ettiği, binlerce kilometre doğuya, Sibirya’ya ve Orta Asya’ya gönderdiği 3 milyondan fazla insanın ortak kaderiydi. Kıtamızdaki bu yara hiçbir zaman tamamen kapanmadı. Sürgüne gönderilenler, onların çocukları ve torunları bu yara izlerini hâlâ kalplerinde taşıyor. SSCB’nin bu halkların isimlerini, evlerini, dillerini, inançlarını ve yaşam tarzlarını yeryüzünden tamamen silmeye çalıştığını belirten Metsola, Moskova'nın bu hain emellerinde başarısız olduğunu ve sürgün kurbanlarının aziz hatırasının bugün Avrupa'nın tam merkezinde yaşamaya devam ettiğini vurguladı. REFAT ÇUBAROV: KREMLİN ZAMANINDA CEZALANDIRSAYDI BU SAVAŞ OLMAZDI Anma törenine, Ukrayna’nın AB Temsilcisi Vsevolod Çentsov ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Çubarov, törende yaptığı konuşmada uluslararası topluma tarihi ve son derece ibretlik bir uyarıda bulunarak şunları kaydetti: Cezalandırılmayan kötülük, her zaman daha büyük ve daha korkunç suçlarla geri dönme eğilimindedir. Rusya’nın bugün Ukrayna’ya karşı başlattığı bu kanlı savaş, büyük ölçüde Moskova’nın, Kremlin’in ve eski SSCB’nin yönetici ile cellat organlarının zamanında insanlığa ve halklara karşı işledikleri suçlardan ötürü adaletten ve cezadan kaçabilmiş olmasının doğrudan bir sonucudur. 2023'TEN BERİ YAŞATILAN ANMA GELENEĞİ Orta ve Doğu Avrupa’daki Sovyet sürgünlerinin kurbanlarını anma girişimi, ilk olarak Avrupa hafızasını ve ortak değerlerini korumayı amaçlayan bir grup AP milletvekilinin gayriresmî önerisiyle başlamıştı. Kısa sürede kurumsallaşan bu girişim, 2023 yılından bu yana her yıl haziran ayında Avrupa Parlamentosu önünde düzenlenen resmî ve geleneksel bir törene dönüştü. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

AB Konseyi ve AP’den savunma hamlesi: Yeni düzenlemeler kapıda Haber

AB Konseyi ve AP’den savunma hamlesi: Yeni düzenlemeler kapıda

Avrupa Birliği (AB) Konseyi ile Avrupa Parlamentosu (AP) arasında, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı’nda yaşanan gelişmelerin ardından Avrupa'nın savunma hazırlığını ve savunma sanayisinin rekabet gücünü artırmayı amaçlayan yeni düzenlemeler üzerinde anlaşmaya varıldı. YENİ DÜZENLEMELER NELERİ KAPSIYOR? Yeni düzenlemelerin, savunma projelerine yönelik izin süreçleri, Avrupa Savunma Fonu (EDF), savunma ürünlerinin üye ülkeler arasındaki transferleri ve savunma tedarik prosedürlerine ilişkin hükümleri içerdiği aktarıldı. Anadolu Ajansının (AA) AB Konseyine dayandırdığı habere göre, anlaşma kapsamında savunma projelerine ilişkin izin süreçleri için ortak bir çerçeve oluşturulacağı kaydedilirken izin verme sürecinin azami süresinin ise 102 iş günü olarak belirleneceği ifade edildi. Yetkili makamların süre içinde karar vermemesi hâlinde ise başvuruların onaylanmış sayılması öngörülürken üye ülkelerin, insan sağlığı veya ulusal güvenliğe ilişkin gerekçelerle söz konusu uygulamaya istisna getirebileceği dile getirildi. DÜZENLEMELER KAPSAMINDA HANGİ YENİLİKLER GETİRİLECEK? EDF'ye ilişkin düzenlemeler çerçevesinde fon başvurularındaki bazı idari gereklilikler sadeleştirilirken küçük ve orta ölçekli işletmelerin fon kapsamındaki projelere katılımına yönelik teşviklerin de artırılacağı belirtildi. Bununla birlikte düzenlemelerin, savunma amaçlı kullanılan bazı kimyasal maddelere ilişkin mevcut muafiyetlerin sürdürülmesini de içerdiği kaydedilirken savunma tedarikine ilişkin kurallarda yapılacak değişikliklerle bazı eşik değerlerin yükseltileceği, ortak alım uygulamalarına imkân tanınacağı ve çerçeve anlaşmalarda daha fazla esneklik sağlanacağı bildirildi. Ayrıca anlaşmanın, yürürlüğe girmesi için AB Konseyi ve AP Genel Kurulu tarafından onaylanması gerekiyor. ABD’YE BAĞIMLILIĞIN AZALTILMASINA İLİŞKİN TARTIŞMALAR AVRUPA’NIN GÜNDEMİNDE Söz konusu düzenleme paketini 2025 yılının haziran ayında açıklayan AB, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı'nın ardından savunma harcamalarının artırılması, mühimmat üretiminin yükseltilmesi ve savunma sanayisinin desteklenmesine yönelik girişimlere ağırlık veriyor. Avrupa'nın güvenliğinde Donald Trump yönetimindeki Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) bağımlılığın azaltılması ve savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenilmesine yönelik tartışmalar da AB'nin gündeminde öne çıkıyor.

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor Haber

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor

Rusya tarafından işgal edilen Herson bölgesinde 23 Temmuz 2022’de kaçırılan Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun Rusya’daki cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Anneler Günü'ne özel olarak gerçekleştirilen röportajda Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Ayşe Kurtamet, oğlunun hâlen Rusya’nın Rusya’nın Pskov bölgesindeki 6 numaralı cezaevinde alıkonulduğunu belirtti. Anne Ayşe Kurtamet, oğluyla uzun süre iletişim kuramadıklarını belirterek, “Bazen yedi gün boyunca hiç haber alamıyoruz. Her böyle dönem çok ağır geçiyor.” dedi. Kurtamet, oğlunun sık sık disiplin hücresine gönderildiğini ve bunun cezaevinde rutin hâline geldiğini ifade etti. Appaz’ın şu anda ceza kolonisindeki bir tekstil atölyesinde çalıştığını belirten anne, oğlunun yaşadığı fiziksel ve psikolojik yıpranmayı da anlattı. “Vladimir Merkezi” olarak bilinen önceki mahkûm yerinden sonra oğlunun yaklaşık 10 kilo verdiğini söyleyen Ayşe Kurtamet, spor salonuna gitmesine de izin verilmediğini kaydetti. Appaz Kurtamet’in cezaevinde resim yaparak, kitap okuyarak ve dil çalışarak ayakta kalmaya çalıştığını aktaran anne, oğlunun Ray Bradbury’nin “Karahindiba Şarabı” kitabını okuduğunu ve bunun ona moral verdiğini söyledi. "MAHKÛMİYET ALTINDA KIRIM TATARCA ÇALIŞIYOR" Cezaevinde küçük bir İngilizce konuşma grubu kurduklarını belirten Ayşe Kurtamet, daha sonra başka bir Kırım Tatarının da katılmasıyla Kırım Tatarca çalışmaya başladıklarını ifade etti. “Oğlum çok yorgun. Bazen takas edilip özgürlüğüne kavuşacağına dair umudu olduğunu söylüyor ama bu umut giderek zayıflıyor.” diyen anne, Appaz’ın sürekli baskı altında yaşadığını belirtti. DIŞ DÜNYADAN ZORLA KOPLARILDI Ayşe Kurtamet, oğlunun dış dünyadan kopmaktan korktuğunu, telefon görüşmelerinde kendisine yapay zekâ gibi yeni gelişmeleri sorduğunu anlattı. Tutuklanmadan önce aktif bir yaşam sürdüren Appaz’ın Türkçe teknik destek verdiğini, Kırım Tatarca dersleri düzenlediğini ve turizm sektöründe çalıştığını söyleyen anne, oğlunun aile evine ve bahçelerine büyük bağlılık duyduğunu ifade etti. “Appaz benim en küçük çocuğum ve tek oğlum. Eve girdiğinde her yer aydınlanırdı.” diyen Ayşe Kurtamet, yaşamını oğluna kavuşma umuduyla sürdürdüğünü söyledi. APPAZ KURTAMET KİMDİR? Appaz Kurtamet 19 Ağustos 2002’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka kasabasında dünyaya geldi. Babası Halil Kurtamet, iş insanı ve kasabadaki Müslüman cemaatinin lideriydi. (Halil Kurtamet, 7 Kasım 2023’te Rus güvenlik güçlerince alıkonuldu.) 2022'deki Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinden önce Appaz, Kıyiv’de bir IT şirketinde çalışıyor ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyordu. Ondan önce bir yıl boyunca Odesa’da yaşamış, burada Kırım Tatar Kültür Merkezinde Kırım Tatar dili öğretmeni olarak çalışmıştı. Topyekûn savaşın başlamasıyla birlikte Appaz, annesi Ayşe Kurtamet ile birlikte daha güvenli olan Lviv’e taşındı. Annesi, Mayıs 2022'de doğum yapmak üzere olan büyük kızına destek olmak için Türkiye’ye gitti. Appaz ise Temmuz 2022’de ailesinin Novooleksiyivka’daki evini ziyaret etmeye karar verdiğini annesine bildirdi. İŞGALCİLER TARAFINDAN KAÇIRILAN GENÇTEN AYLARCA HABER ALINAMADI Kırım Tatarı Appaz Kurtamet 23 Temmuz 2022 tarihinde Herson bölgesinde alıkonulduktan sonra Çongar kontrol noktasından geçirilerek işgal altındaki Kırım'a götürüldü. Daha sonra günlerce genç Kırım Tatarı hakkında hiçbir haber alınamadı. Appaz Kurtamet kaybolduktan 2 hafta sonra babasına, oğlunun tutukevinde alıkonulduğu bildirildi ve oğlunun kaçırılması ile ilgili “yaygara koparmaması” istendi. Daha sonra Appaz Kurtamet’in işgalci güçler tarafından Kırım’da alıkonulduğu ortaya çıktı. Appaz Kurtamet kaçırıldıktan 3 ay sonra ekim ayında Kırım’daki sözde mahkeme hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivist Elmaz Kırımlı, Appaz Kurtamet Kırım Taburunda görev yapan arkadaşına 500 grivna borç verdiği için işgalcilerce “terör örgütü finanse etmekle” suçlandığını aktarmıştı. GENÇ KIRIM TATARINA DÜZMECE SUÇLAMALAR ÇERÇEVESİNDE 7 YIL HAPİS CEZASI Akmescit kentinde faaliyet gösteren sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi sözde yargıcı Oksana Kraçevskaya, Nisan 2023’te güya “terör örgütü finanse etmekle”suçlanan Appaz Kurtamet’i suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis cezası kararı aldı. Kasım 2023’te Kurtamet’in Rusya’daki cezaevine sevk edildiği öğrenildi. Kırım Tatarı siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, Rus işgal güçlerinin oğluna özgürlük karşılığında “iş birliği” yapma teklifinde bulunduğunu ancak oğlunun halkına ihanet etmeyi reddederek bu teklifi kabul etmediğini anlatmıştı. İŞGALCİLER AİLELERE BASKI UYGULUYOR Rus işgal güçleri, Kasım 2023’te Herson bölgesine bağlı Novooleksiyivka kasabasında yaşayan Kırım Tatar siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in babası Halil Kurtamet’i alıkoydu. İşgalciler, Halil Kurtamet’i Numan Çelebicihan Taburu’na mensup olmakla suçladı. Daha sonra hakkında 8 yıl hapis cezası kararı alındı. Kırım Tatarı siyasi tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun özgürlüğü için kararlılıkla mücadele ediyor. ANNE AYŞE KURTAMET'İN MÜCADELESİ Ayşe Kurtamet, şimdiye dek Birleşmiş Milletler, Ukrayna ve Türkiye cumhurbaşkanlarına çağrılarda bulundu. Aynı zamanda, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde protesto eylemleri düzenleyerek uluslararası toplumu, Rusya’nın siyasi tutsaklara yönelik baskılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayşe Kurtamet, oğlunun sadece Kırım Tatar kimliği ve aktif vatandaşlık duruşu nedeniyle hedef alındığını sık sık vurguluyor. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde 10 Temmuz’da düzenlediği tek kişilik protesto eylemi sırasında yaptığı konuşmada acılı anne, “Tek başıma mücadele ediyorum. Bütün ailem hapiste. Yardıma ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı. Oğlunun 19 yaşında tutuklandığını, şimdi ise 22 yaşında olduğunu belirten Ayşe Kurtamet, “Üç yıldır hiçbir suçu olmadan ceza çekiyor. Suçsuz yere hüküm giydi. Ayrıca Appaz alıkonulduktan yaklaşık bir yıl sonra babası da alıkonuldu. Ona da baskı uygulandı, işkence gördü. Daha sonra aynı suçlamayla 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı...Oğlumun özgürlüğü için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sık sık yurtdışına çıkarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. En büyük dileğim daha fazla etkinliğe katılarak adaletsizlikleri dünyaya duyurmak, hem oğlumun hem de eşimin esaretini görünür kılmak.” dedi.

Azerbaycan ve AB arasında kriz: Dışişlerinden nota! Haber

Azerbaycan ve AB arasında kriz: Dışişlerinden nota!

Azerbaycan, Avrupa Parlamentosunun (AP) kabul ettiği kararda yer alan “asılsız ve önyargılı” ifadeler nedeniyle Avrupa Birliği’ne (AB) nota verdi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, AB’nin Bakü Büyükelçisi Marijana Kujundzic’in Bakanlığa çağrıldığı ve kendisine resmi nota verildiği bildirildi. Azerbaycan, AP'nin kabul ettiği bir kararda yer alan Azerbaycan'a yönelik "asılsız ve önyargılı" ifadeler nedeniyle AB'ye resmî nota verdi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, AP'nin dün kabul ettiği karar dolayısıyla AB'nin Bakü Büyükelçisi Marijana Kujundzic'in Bakanlığa çağrıldığı bildirildi. “GERÇEKLER ÇARPITILIYOR” TEPKİSİ Görüşmede, AP'nin kabul ettiği karardaki ifadelerin kesin dille kınandığı ve Kujundzic'e Azerbaycan'ın notasının verildiği kaydedildi. Söz konusu karardaki değerlendirmelerin gerçekleri çarpıttığı, objektiflik ilkelerine, devletlerin egemenliği ile toprak bütünlüğüne saygı yükümlülüklerine aykırı olduğu vurgulanan görüşmede, AP'nin bu tutumunun bölgede normalleşme sürecine ve Azerbaycan ile AB arasındaki ilişkilerin geleceğine olumsuz etki ettiği belirtildi. AP'nin kararındaki Karabağ'ın Ermeni sakinlerinin geri dönüşüne ilişkin çağrıların Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale niteliği taşıdığı ifade edildi. Azerbaycan'ın 2023'te Karabağ'daki Ermeni vatandaşlara ülkeye entegrasyon önerisinde bulunduğu hatırlatılarak Ermenilerin buna rağmen bölgeyi gönüllü olarak terk ettiği, aksi yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığı kaydedildi. “SAVAŞ ESİRİ” VE KÜLTÜREL MİRAS TARTIŞMASI Görüşmede ayrıca, AP'nin kararında "savaş esirleri" olarak sunulan Ermeni kökenli kişilerin serbest bırakılmasına yönelik çağrıların hukuki açıdan kabul edilemez olduğu belirtildi. Azerbaycan'ın insani yaklaşım sergileyerek çok sayıda tutukluyu serbest bıraktığı, güven artırıcı adımlar attığı, hakkında mahkeme kararı bulunan kişilerin ise terör, sabotaj ve savaş suçları dahil ağır suçlardan hüküm giydiği hatırlatıldı. "Kültürel ve dini mirasın yok edilmesi" iddialarının da tamamen asılsız ve kabul edilemez olduğu vurgulanan görüşmede, işgal döneminde Azerbaycan'ın kültürel ve dini mirasının geniş çapta tahrip edilmesine Avrupa kurumlarınca yeterli önem verilmediğine dikkat çekildi. AB'ye, Azerbaycan'la ilişkilere ve bölgede barış ile normalleşme sürecine zarar veren bu tür adımların önlenmesi için çağrı yapıldı. AZERBAYCAN PARLAMENTOSU, AVRUPA PARLAMENTOSU İLE TÜM İLİŞKİLERİNİ DURDURDU Azerbaycan Millî Meclisi tarafından kabul edilen kararda ise, AP'nin Azerbaycan'a karşı açık ve yapıcı diyalogdan yana olmadığı ve "yıkıcı tutum" sergilediği belirtildi. AP'nin faaliyetlerinde uluslararası hukuk normları ile adalet anlayışını göz ardı ettiği kaydedilen metinde, söz konusu kurumun, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından 30 yıl işgal altında tutulmasına, yerleşim yerlerinin ve kültürel mirasın tahrip edilmesine, etnik temizlik ve 1 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine karşı "duyarsız kaldığı" vurgulandı. Ayrıca AB-Azerbaycan Parlamenter İşbirliği Komitesi ile Euronest Parlamenter Asamblesinin, Azerbaycan'a karşı baskı ve müdahale aracı haline getirildiği ifade edildi. Millî Meclisin kararında, AP'nin lobi gruplarının etkisinde kaldığı, Azerbaycan karşıtı ve İslam karşıtı bir yapıya dönüştüğü belirtildi. Kararda, AP'nin yaklaşımının yalnızca Azerbaycan-AB ilişkilerine değil, Güney Kafkasya'da kalıcı barış çabalarına da zarar verdiği ve bölgede gerilimi artırma riski taşıdığına işaret edildi. Bu çerçevede Milli Meclis, Avrupa Parlamentosu ile tüm alanlardaki iş birliğinin durdurulmasına, AB-Azerbaycan Parlamenter İşbirliği Komitesindeki faaliyetlerin sonlandırılmasına ve Euronest Parlamenter Asamblesindeki üyeliğin sona erdirilmesine yönelik sürecin başlatılmasına karar verdi. AP'NİN KABUL ETTİĞİ KARAR AP'de dün kabul edilen kararda Azerbaycan'a Karabağ'ı terk eden Ermenilerin geri dönüşünü sağlama çağrısında bulunulmuş, hapiste bulunan Ermenistan vatandaşlarının serbest bırakılması talep edilmişti. Kararda ayrıca Ermenilere ait kültürel mirasın korunması çağrısı yer almıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.