SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aytolkın Toktagan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Aytolkın Toktagan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aytolkın Toktagan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kazak sanatçı Dr. Aytolkın Toktagan: Dileğim odur ki, bütün Türk dünyasının kültürel bağları daha da güçlensin Haber

Kazak sanatçı Dr. Aytolkın Toktagan: Dileğim odur ki, bütün Türk dünyasının kültürel bağları daha da güçlensin

Türk dünyasının en köklü müzik geleneklerinden biri olan Kazak küy sanatı, yalnızca melodilerden oluşan bir müzik mirası değil; bozkırın hafızasını, tarihini, yaşam felsefesini ve nesiller boyunca aktarılan kültürel değerleri de içinde barındırıyor. İki telli dombıradan yükselen her ezgi, yüzyıllar boyunca sözlü kültürle taşınan tarihî olayların, kahramanlık hikâyelerinin, acıların, sevinçlerin ve toplumsal hafızanın sesi olarak kabul ediliyor. Geleneksel Kazak müzik kültürünün ve dombıra icracılığının önemli isimlerinden Kazak Millî Sanat Üniversitesi Dombıra Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aytolkın Toktagan, Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. Hem akademisyen hem de usta bir icracı olarak geleneksel Kazak küy sanatını yaşatan Aytolkın Toktagan, küy geleneğinin tarihsel derinliğini, kadın küy sanatçılarının mirasını ve Türk dünyasının ortak müzik kültürünü değerlendirdi. "DOMBIRA HAYATIMIN AYRILMAZ BİR PARÇASI" Aytolkın Toktagan, çocukluk yıllarında başladığı dombıra yolculuğunun bugün hem bilimsel hem de sanatsal yaşamının merkezinde yer aldığını söyledi. "Dombıra hayatımın ayrılmaz bir parçasıdır." diyen sanatçı, bu çalgının kendisi için yalnızca bir müzik aleti olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: Benim için dombıra yalnızca bir müzik dalı değil; aynı zamanda halkımızın tarihini, dünya görüşünü ve manevi değerlerini keşfetmenin de en önemli yollarından biri oldu. SAHNE İLE AKADEMİYİ AYNI ÇİZGİDE BULUŞTURUYOR Bugün hem sanatçı hem de akademisyen olarak çalışmalarını sürdüren Toktagan, bu iki alanın birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini kaydetti. Uzun yıllardır konser faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel araştırmalarını da sürdüren sanatçı, çalışmalarının merkezinde Kazak geleneksel küy sanatının bulunduğunu ifade etti. Araştırmalarının özellikle Kazak küy ekolleri, icra geleneği, Dina Nurpeisova'nın sanatı, kadın küy sanatçılarının kültürel mirası ve küy sanatının tarihsel sürekliliği üzerinde yoğunlaştığını söyleyen Toktagan, bu alanlarda bilimsel makaleler, ders kitapları ve monografi yayımladığını dile getiriyor. Akademik çalışmalarını öğrenciler yetiştirerek, tez danışmanlığı yaparak ve uluslararası bilimsel toplantılara katılarak sürdürdüğünü de belirtti. Akademik bilgi ile sahne deneyimi birbirini tamamlayan iki ayrı alan olmadığını ve aynı bütünün parçaları olduğunu vurgulayan Toktagan, her konserinde araştırmalarının canlı karşılığını gördüğünü ifade ederek, bilimsel çalışmalar sayesinde küylerin yalnızca melodilerini değil, doğuş hikâyelerini, tarihî arka planlarını ve ait oldukları ekollerin karakteristik özelliklerini de daha iyi kavradığını söyledi. "Bir küyün doğuş hikâyesini, icra özelliklerini ve her ekolün kendine özgü dilini öğrendikçe onu dinleyiciye çok daha derin bir şekilde aktarabiliyorsunuz." diyen sanatçı, bunun sahnedeki yorumuna doğrudan yansıdığını vurguladı. "KÜY YALNIZCA NOTALARDAN ÖĞRENİLEMEZ" Küy sanatının klasik anlamda yazılı kaynaklarla öğrenilecek bir disiplin olmadığını dile getiren Toktagan, aksine bu geleneğin ustadan çırağa aktarılan, icra sırasında hissedilen ve ancak yaşayarak kavranabilen çok katmanlı bir kültürel miras niteliği taşıdığını belirtti. Bu nedenle akademik araştırmalar kadar sahne deneyiminin de vazgeçilmez olduğunu ifade eden sanatçı, "Küy yalnızca notalardan ya da yazılı kaynaklardan öğrenilebilecek bir sanat değildir; ancak icra edilirken hissedilebilen pek çok incelik taşır." sözleriyle geleneksel müzik eğitiminin önemine dikkat çekti. Bilimsel çalışmaların icracının gözünden kaçabilecek ayrıntıları ortaya çıkarırken; sahne deneyimi de araştırmacının yazılı belgelerde bulamayacağı pek çok inceliği keşfetmesini sağladığı değerlendirmesinde bulunan Toktagan, bu nedenle kendi meslek hayatını "bilim ile sanatın birlikteliği" üzerine inşa ettiğini söyledi. Sanatçı, geleneksel müzik çalışmalarında bu iki yaklaşımın birbirinden ayrılmaması gerektiğini düşündüğünü dile getirdi. KADIN KÜY SANATÇILARININ GÖRÜNMEYEN MİRASINI ARAŞTIRIYOR Kazak müzik tarihinde kadınların son derece önemli bir yere sahip olduğunu belirten Toktagan, buna rağmen uzun yıllar boyunca bu sanatçıların yeterince araştırılmadığını söyledi. Özellikle Kazak küy sanatının efsane isimlerinden Dina Nurpeisova üzerine yaptığı araştırmalar sırasında kadın sanatçıların yalnızca başarılı icracılar olmadığını, aynı zamanda bu geleneği koruyan ve geleceğe taşıyan temel aktörler arasında yer aldığını daha net gördüğünü ifade eden Toktagan, bu konuda şunları söyledi: Benim amacım onların mirasını bilim dünyasına kazandırmak, sanat anlayışlarını ortaya koymak ve yeni nesiller tarafından daha iyi tanınmalarını sağlamaktır. Kadın küy sanatçılarının tarih boyunca kültürel aktarımda üstlendikleri rolün yeterince görünür olmadığını belirten sanatçı, bu alandaki çalışmaların yalnızca Kazakistan için değil, bütün Türk dünyasının ortak kültürel mirasının anlaşılması açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekti. "KADIN VE ERKEK AYNI GELENEĞİ FARKLI DUYGULARLA ANLATIYOR" Akademik araştırmalarında kadın küy sanatçılarının tarihî mirasını inceleyen Aytolkın Toktagan, kadın ve erkek icracılar arasında belirgin anlatım farklılıkları bulunduğunu ancak bu ayrımın keskin sınırlarla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Yaratılıştan gelen farklılıkların doğal olarak müzikal anlatımda da yansıması olduğu görüşünü savunan sanatçı, kadın küy sanatçılarının yorumlarında daha yumuşak bir ses anlayışı, zarif melodik geçişler ve lirik anlatım öne çıkarken; erkek sanatçıların icrasında güç, hareket, coşku ve dramatik ifadenin daha belirgin hissedildiğini belirtti. Bunun yanında Toktagan, bu farklılıkların üstünlük veya eksiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. "Kadın sanatçıların icrasında sesin yumuşaklığı, ezgilerin zarif işlenişi ve lirik duyguların ön plana çıkışı dikkat çeker. Onlar teknik gösterişten çok sesin estetiğine ve melodinin iç dünyasına önem verirler." diyen Aytolkın, erkek sanatçıların ise çoğunlukla güçlü ritmik yapı ve dramatik anlatımla öne çıktığını belirtti. Bununla birlikte büyük sanatçıların bu özellikleri tek bir yorum içinde buluşturabildiğine dikkat çeken Toktagan, bunun en önemli örneklerinden birinin Kazak küy sanatının efsanevi isimlerinden Dina Nurpeisova olduğunu söyledi. "Dina Nurpeisova'yı dinlediğinizde zarafetin yanında büyük bir irade, kudret ve özgürlük duygusunu da hissedersiniz." ifadelerini kullanan sanatçı, usta icracıların cinsiyet kalıplarını aşarak evrensel bir anlatım gücüne ulaştığını dile getirdi. KAZAK KÜY GELENEĞİNİN EN BÜYÜK HAZİNELERİNDEN BİRİ: "ALTMIŞ İKİ AKJELEÑ" Aytolkın Toktagan'ın bilimsel çalışmalarında önemli yer tutan başlıklardan biri de Kazak müzik kültürünün en eski ve en kapsamlı eser dizilerinden kabul edilen "Altmış İki Akjeleñ". Sanatçı, Akjeleñ'in yalnızca belirli bir küyün adı değil; kendi içinde estetik, teknik ve düşünsel bütünlüğe sahip büyük bir müzik evrenini ifade ettiğini kaydetti. "Her Akjeleñ'in kendine has karakteri, estetik dili ve icra üslubu vardır." diyen sanatçı, bu eserlerin yüzyıllar boyunca ustadan çırağa aktarılan çok katmanlı bir gelenek oluşturduğunu anlattı. Akjeleñ geleneğinin arkasında derin bir kültürel sembolizm bulunduğunu belirten Aytolkın, "Altmış İki Akjeleñ" adının da tesadüfen verilmediğini söyledi. Kazak halk inancında insan bedeninde altmış iki damar bulunduğuna inanıldığını hatırlatan sanatçı, bu damarların titreşime geçmesiyle insanın ruhsal ve bedensel dengeye ulaştığının kabul edildiğini ifade etti. Bu nedenle Akjeleñ küylerinin yalnızca müzikal eserler olarak görülmediğini söyleyen Aytolkın, onların aynı zamanda insan ruhunu olgunlaştıran manevi bir değer taşıdığına dikkat çekti. "KÜY SANATININ ALFABESİ" OLARAK GÖRÜLÜYOR Batı Kazakistan'ın Tökpe küy geleneğinde Altmış İki Akjeleñ'in ayrı bir yere sahip olduğunu belirten Aytolkın, geçmişte bu eserlerin tamamını öğrenen bir sanatçının küy sanatının temel eğitimini tamamlamış kabul edildiğini söyledi. Bu noktadan sonra sanatçının ancak daha üst düzey eserleri icra etmeye hazır sayıldığını anlatan Aytolkın, Akjeleñ'in yalnızca teknik beceri kazandıran eserlerden oluşmadığını vurguladı. Sanatçı, "Batı Kazakistan küy geleneğinde altmış iki Akjeleñ'in tamamını öğrenen bir sanatçı, küy sanatının adeta alfabesini tamamlamış kabul edilirdi." sözleriyle bu eserlerin eğitim sistemindeki yerini anlattı. Teknolojinin ve dijital kültürün hızla yayıldığı çağda geleneksel sanatların korunmasının daha da önemli hâle geldiğini belirten Aytolkın, genç kuşakların bu eserlerle bağ kurmasının kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıdığını belirtti. DOMBIRANIN SESİ DÜNYANIN FARKLI COĞRAFYALARINDA YANKILANIYOR Avrupa başta olmak üzere farklı ülkelerde gerçekleştirdiği konserlerde Kazak küy sanatını tanıtma fırsatı bulan Aytolkın Toktagan, yabancı dinleyicilerin gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduğunu söyledi. Müziğin dil engellerini aşan evrensel bir iletişim aracı olduğuna dikkat çekerek, "Kazak küyünün dili evrenseldir. Onu anlayabilmek için mutlaka Kazakça bilmeye gerek yoktur." diyen sanatçı, dinleyicilerin önce dombıranın doğal tınısından etkilendiğini anlattı. İki telli bir çalgının bu kadar geniş bir ifade gücüne sahip olmasının yabancı dinleyicileri şaşırttığını belirten Aytolkın, konserlerin ardından yaşadığı bir anısını da paylaştı. Bir konser sonrasında çok sayıda dinleyicinin sahneye gelerek dombırayı yakından görmek istediğini anlatan sanatçı, enstrümanın yapısı, sesi ve icra tekniği hakkında uzun süre sorular sorulduğunu söyledi. Bu ilginin kendisini umutlandırdığını belirten Aytolkın, "Bu tür buluşmalar, Kazak müziğinin dünya kültür sahnesinde hak ettiği yeri alabileceğini bir kez daha gösteriyor." ifadelerini kullandı. Uluslararası konserlerin yalnızca müzik icrası olmadığını vurgulayan sanatçı, bu etkinliklerin aynı zamanda kültürler arasında karşılıklı anlayışı güçlendiren önemli köprüler oluşturduğunu dile getirdi. Aytolkın Toktagan ayrıca, Kazakistan'ın geleneksel müzik mirasının dünya sahnelerinde daha görünür hâle gelmesinin, Türk dünyasının ortak kültürel değerlerinin uluslararası düzeyde tanıtılmasına da katkı sağlayacağını söyledi. "TÜRK DÜNYASININ ORTAK KÜLTÜREL MİRASINI BİRLİKTE YAŞATMALIYIZ" "Türk halklarının müzik kültürünün kökleri ortaktır." değerlendirmesinde bulunan Toktagan, bunun hem çalgı geleneklerinde hem ezgi yapılarında hem de icra tekniklerinde açıkça görmenin mümkün olduğunu kaydetti. Her halkın kendi tarihî şartları içinde farklı biçimlerde gelişmiş olsa da hepsinin ortak bir medeniyet anlayışı ve bir dünya görüşü ile birleştiğini vurgulayan Toktagan, "Kazak küyü, Kırım Tatarlarının çalgı mirası ya da Anadolu'nun geleneksel müziği... Bunların tamamı milletlerin tarihî hafızasını yaşatan manevi hazinelerdir. Bu sebeple söz konusu kültürel bağların hem bilimsel çalışmalarla hem de sanatsal iş birlikleriyle daha da güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum." dedi. Son olarak, QHA aracılığıyla Kırım Tatarlarına ve bütün Türk dünyasına mesajını ileten Aytolkın Toktagan şunları kaydetti: Başta bütün Türk dünyasına birlik, huzur ve manevi dayanışma diliyorum. Bizleri birbirimize bağlayan en güçlü unsur; ortak kültürümüz, ortak tarihimiz ve ortak değerlerimizdir. Müzik, halkları birbirine yaklaştıran evrensel bir dildir. Bu nedenle geleneksel sanatlarımızı birlikte araştırmak, birlikte yaşatmak ve gelecek nesillere eksiksiz ulaştırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Dileğim odur ki, bütün Türk dünyasının kültürel bağları daha da güçlensin; ortak millî sanatımızın sesi dünyanın dört bir yanında yankılanmaya devam etsin.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.