SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bakü

QHA - Kırım Haber Ajansı - Bakü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin banisi Resulzade vefatının 71. yılında anılıyor Haber

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin banisi Resulzade vefatının 71. yılında anılıyor

Odlar yurdu Azerbaycan’da alevlenen bağımsızlık ateşinin önderi, üç renkli bayrağı yükseltip bir daha inmeyeceğini gönüllere nakşeden mücadele adamı, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade, 6 Mart 1955 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini yumdu. Mehmet Emin Resulzade, Azerbaycan ve Türk dünyası sevdalıları tarafından rahmet ve minnetle anılmaya devam ediyor. Mehmet Emin Resulzade, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve 1991'e kadar kesintiye uğramaksızın devam eden Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinde, dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. Azerbaycan Türkleri için 1918'de yaşanan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti deneyimi, devletçilik fikri için yeni bir şiar oluşturdu. Meclise, orduya, polise ve bir çok devlet kurumuna sahip olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği'nin baskısından kurtulup; bağımsızlığını kazanan Azerbaycan içinde kılavuz olma görevi görmüştür. 18 Ekim 1991’de Azerbaycan Parlamentosu tarafından kabul edilen anayasa kanunu, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 28 Mayıs 1918’de kurulan cumhuriyetin devamı olduğunu vurguluyor. MEHMET EMİN RESULZADE'NİN HAYATI 31 Ocak 1884 tarihinde Bakü'nün Novhanı köyünde dünyaya gelen Resulzade, genç yaşlarından itibaren milletinin özgürlüğü yolunda çeşitli çalışmalarda bulundu. Gerçekleştirdiği teşkilatçılık faaliyetleri ve çeşitli dergilerde yer alan yazıları Çarlık Rusyası’nın dikkatini çekince 1909 yılında İran’a gitmek zorunda kaldı. İran’da bulunduğu yıllarda gazetecilik faaliyetlerinde bulunan Mehmet Emin Resulzade, İran demokratik hareketi ve basın tarihinde özel bir konuma sahip olan “Irani-Nov" gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1910 yılı Eylül ayında Avrupa'da eğitim görmüş bir grup İranlı aydınla birlikte İran Demokrat Partisinin kuruluşunda yer alan Resulzade, İran’da meşrutiyet rejiminin feshedilmesi sonrasında Haziran 1911’de Çarlık Rusyası’nın İran'daki elçiliğinin baskısıyla ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Astara Lenkeran yolu üzerinden gizlice Bakü’ye giden Mehmet Emin Resulzade, sonrasında İstanbul’a geçti. Türkiye’de özellikle Türk Ocakları ve teşkilâtın yayın organı olan Türk Yurdu dergisi çatısı altında çalışmalar yürüttü. 1913’te Romanov Hanedanı'nın 300. yıl dönümü münasebetiyle ilan edilen genel affın ardından Bakü'ye dönen Resulzade, burada -kuruluşunda Türkiye’den yazdığı mektuplarda dile getirdiği fikirleriyle katkı sunduğu- Müsavat Partisinin faaliyetlerini güçlendirdi. 17 Haziran 1917 tarihinde Müsavat ve Türk Ademi Merkeziyet partilerinin birleşmesi sonrasında partinin liderliğini üstlenen Resulzade, önemli siyasi çalışmalar ve başarılar elde etti. Tarihler 28 Mayıs 1918’i gösterdiğinde ise Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası, kabul ettiği 6 maddelik İstiklal Beyannamesi ile Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilân etti. Azerbaycan ile Osmanlı Devleti arasında 4 Haziran 1918'de imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasını Azerbaycan adına Dışişleri Bakanı Memmedhasan Hacınski ile birlikte imzalayan Resulzade, yeni kurulan devletin tanıtılması için 18 Haziran 1918'de İstanbul'da düzenlenen konferansa heyet başkanı olarak katıldı. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas-İslâm Ordusu birlikleri ve birliklere dahil olan Azerbaycanlı gönüllülerden oluşan ordunun Bakü’yü kurtarması sonrasında Azerbaycan hükûmeti Gence'den Bakü'ye taşındı. 7 Aralık 1918’de ise devletin ilk parlamentosu toplandı. Mehmet Emin Resulzade, başta Azerbaycan olmak üzere bütün Türk dünyasında bir mottoya dönüşen o meşhur sözlerini burada yaptığı konuşmasında dile getirdi: Bir kere yükselen bayrak, bir daha yere inmez! 11. Kızıl Ordu birliklerinin 27 Nisan 1920’de Azerbaycan sınırını geçerek Bakü’yü işgal etmesi sonrasında 17 Ağustos 1920’de Göyçay ilçesinin Garamaryam köyünde Bolşevikler tarafından tutuklandı ve önce Bakü’ye ardından Stalin’in emriyle Moskova'ya götürüldü. Gözetim altında yaşadığı Moskova’da Stalin’in birlikte çalışma teklifini reddeden Resulzade, ülkeden ayrılarak ilk olarak Finlandiya’ya gitti. Kısa bir süre Helsinki’de yaşadıktan sonra burada pasaport ve vize işlemlerinin tamamlanmasıyla önce Fransa’ya oradan Berlin’e ve son olarak Türkiye’ye geldi. 1947 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığı alan Resulzade, kurmuş olduğu Azerbaycan Kültür Derneği ve yapmış olduğu yayınlarla Azerbaycan’daki Sovyet işgalini anlatmaya, duyurmaya, bölgedeki durumu aktarmaya devam etti. Ömrünün sonuna kadar kalbi Azerbaycan için atan, ülkesinin bağımsızlığı için çalışan Mehmet Emin Resulzade, 6 Mart 1955'te Ankara’da vefat etti.

Bakü Fatihi Nuri Paşa'nın vefatının 77. yıl dönümü Haber

Bakü Fatihi Nuri Paşa'nın vefatının 77. yıl dönümü

Henüz 28 yaşındayken dönemin harbiye nazırı olan ağabeyi Enver Paşa'nın talimatıyla 12 bin kişilik Kafkas İslam Ordusu'nun başına geçerek Azerbaycan'ın başkenti Bakü'yü 15 Eylül 1918'de Ermeni çeteleri ve Bolşevik birliklerinden kurtaran Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa'nın vefatının üzerinden 77 yıl geçti. Nuri Killigil Paşa, 1890'da Manastır’da hayata gözlerini açtı. Enver Paşa’nın kardeşi ve Halil Kut Paşa’nın yeğeni olan Nuri Paşa, ilk eğitimini Manastır şehrinde aldı. Manastır Askeri İdadisinde eğitim gören Nuri Paşa, 1909 yılında askeri okuldan üsteğmen olarak mezun oldu. Mezuniyetinden 2 sene sonra başlayan Trablusgarp Savaşı’nda bulunan Nuri Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının ardından padişah yaverliği rütbesi aldı. Nuri Paşa, Birinci Dünya Savaşı sırasında 1917 yılına kadar Trabulsgarp ve Bingazi’de görev yaptı. Bu görevlerde İngiliz, İtalyan ve Fransız kuvvetlerine karşı çarpıştı. KAFKAS İSLAM ORDUSU KOMUTANI NURİ PAŞA 1918 yılında Ermeni güçlerinin Ruslar güçlerle birlik olup, Bakü’deki Türkleri katletmek üzere “Mart Olayları”nı çıkardığında; Osmanlı İmparatorluğu olaya müdahele etmek için harekete geçti. O sırada Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, tamamen Müslümanlardan oluşan Kafkas İslam Ordusu’nun kurulması emrini verdi. Kurulan yeni ordunun başına da Nuri Paşa getirildi. Yaklaşık 14 bin kişiden oluşan Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan ve Dağıstan’dan katılan gönüllülerle beraber neredeyse 20 bin kişiye çıkmıştır. Nuri Paşa’nın başarılı askeri stratejisi ve hamleleri sayesinde Bakü şehri, 15 Eylül 1918’de düşman işgalinden kurtarıldı. NURİ PAŞA, TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİN KURUCULARINDANDI Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Nuri Paşa, 1921’de Berlin’de çinicilik eğitimi aldı. 1924 yılında İstanbul’a döndüğünde Kütahya Çinicilik Anonim Şirketini kurdu. Ardından bu şirketi devredip, savunma sanayiye yöneldi. Türkiye'nin ilk 9 milimetrelik silahı olan Nuri Tabancası’nın seri üretimine başlayan Nuri Paşa, Türk ordusu için de silah ve cephane üretmeyi ihmal etmedi. Arap-İsrail çatışmasında Filistinlilerin tarafında duran Nuri Paşa, bölgede İsrail’e karşı mücadele eden Arap direnişçiler için de silah üretimini başlattı. 2 Mart 1949’da Sütlüce’de bulunan fabrikasında meydana gelen büyük bir patlamada hayatını kaybetti.

Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı Bakü’de uluslararası konferansla anıldı Haber

Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı Bakü’de uluslararası konferansla anıldı

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı dolayısıyla düzenlenen uluslararası bilimsel konferansın ilk günü tamamlandı. Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Riyaset Heyeti binasında gerçekleştirilen toplantı, “birinci Türkoloji Kurultayı’nın Kurucuları ve Dersleri: Tarih ve Çağdaşlık” başlığıyla yapıldı. Azerbaycan Devlet Haber Ajansının (AZERTAC) haberine göre, konferans öncesinde katılımcılar Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Riyaset Heyeti fuayesinde Birinci Türkoloji Kurultayı’na ilişkin oluşturulan veri tabanı, sanal sergi ve yıl dönümü kapsamında yayımlanan kitaplarla ilgili bilgi aldı. Program, Kurultay’ın düzenlenmesinde rol oynayan Türk dünyasının seçkin şahsiyetlerinin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. “TÜRK HALKLARININ BİLİMSEL VE KÜLTÜREL BİRLİĞİNİN TEMELİ” Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Başkanı Akademik İsa Habibbeyli, 1926 yılında Bakü’de gerçekleştirilen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın, Türk halklarının bilimsel ve kültürel birliğinin tarihsel temelini oluşturduğunu belirtti. Habibbeyli, Kurultay’ın 20. yüzyılda Türk halklarının, özellikle de Azerbaycan’ın kültürel hayatında en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Konferansta sunulacak bildirilerin ve yürütülecek tartışmaların Türkoloji biliminin gelişimine ivme kazandıracağını ifade eden Habibbeyli, etkinliğin uluslararası akademik iş birliğini güçlendireceğini söyledi. Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy, Birinci Türkoloji Kurultayı’nı ortak tarihî mirasa sahip Türk halklarının kültürel entegrasyonunda bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Kurultay’da ortaya konulan birçok fikrin günümüzde başarıyla hayata geçirildiğini belirten Aliy, 100. yıl etkinliklerinin Türk dünyasının entelektüel mirasının yeniden değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti. TÜRK DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM Konferans kapsamında, Türkoloji biliminin tarihsel gelişimi, alfabe ve terminoloji meseleleri, Kurultay kararlarının Türk halklarının bilimsel ve kültürel hayatına etkileri ile bağımsızlık döneminde Türkoloji’nin karşı karşıya bulunduğu yeni meydan okumalar ele alındı. Dilbilimciler, tarihçiler, etnograflar, edebiyat araştırmacıları ve kültür bilimciler, farklı akademik perspektiflerden değerlendirmeler sundu. Toplantıda, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın az araştırılmış yönlerine ilişkin tartışmalar da yürütüldü. Uluslararası konferansa Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere çeşitli ülkelerden bilim insanları katıldı. Konferansın ikinci gününde katılımcılar, Bakü’deki Hazar Üniversitesinde düzenlenecek sempozyum programında yer alacak.

Çubarov’dan “Kanlı Yanvar” mesajı: Azerbaycan halkı tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmedi Haber

Çubarov’dan “Kanlı Yanvar” mesajı: Azerbaycan halkı tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmedi

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 20 Ocak 1990’da Sovyet ordusunun Bakü’de sivil halka karşı gerçekleştirdiği ve Azerbaycan tarihine “Kanlı Yanvar” (Qara Yanvar) olarak geçen olayların 36. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Çubarov, 20 Ocak 1990 tarihinin Azerbaycan tarihinde milli yas günü olarak yer aldığını belirterek, Sovyet birliklerinin Bakü’ye girerek kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetmeden sivillere karşı silah kullandığını hatırlattı. Bu saldırılarda yüzlerce masum insanın hayatını kaybettiğini, binlercesinin yaralandığını vurgulayan Çubarov, Bakü’nün o günlerde büyük bir acı ve yas atmosferine büründüğünü ifade etti. Azerbaycan halkının o dönemde açıkça özgürlük ve bağımsız bir devlet kurma iradesini ortaya koyduğunu belirten Çubarov, Moskova tarafından yönetilen bu askerî operasyonun, Rus emperyal yaklaşımının ve özgürlük talep eden halklara yönelik acımasız tutumunun açık bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Çubarov, “Kanlı Yanvar”ın yalnızca bir trajedi değil, aynı zamanda tarihsel bir ders olduğuna dikkat çekerek, dökülen kanın Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda ağır ama belirleyici bir bedel olduğunu ifade etti. Azerbaycan halkının tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmediğini vurgulayan Çubarov, bu direnişin bugün de ilham kaynağı olmaya devam ettiğini söyledi. Açıklamasında “Kanlı Yanvar” şehitlerini rahmetle anan Çubarov, Azerbaycan halkına en içten taziyelerini iletti. 20 OCAK'TA NE OLMUŞTU? Ermenilerin artan toprak talepleriyle birlikte Sovyet yönetimine tepki göstermek isteyen binlerce Azerbaycan Türkü, Bakü’de Azadlık Meydanı'na gelerek, uzun süreli mitinglere başladı. Mitingleri dağıtmak için 26 bin kişilik Sovyet ordusu 20 Ocak’ta Bakü’nün çeşitli bölgelerine girerek, kadın-çocuk demeden 147 kişiyi şehit etti ve 744 kişiyi yaraladı. Vatan müdafaasının neferleri daha sonra Şehitler Hıyabanı olarak anılan ve yere defnedildi. Bu olayın yaşandığı gün tarihe “Kanlı Yanvar” olarak geçti.

Kara Yanvar şehitleri unutulmadı! Haber

Kara Yanvar şehitleri unutulmadı!

Türkiye ve Türk dünyasındaki kurum ve kuruluşlar, Sovyetler Birliği'nin 20 Ocak'taki katliamını unutmadı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmî sosyal medya hesabı üzerinden "Tek Millet İki Devlet" hashtagi ile paylaşım yaptı. Paylaşım yazısında, "20 Ocak 1990’da Can Azerbaycan’ın istiklâli uğrunda şehit düşen Azerbaycanlı kardeşlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz." ifadelerine yer verildi. 20 Ocak 1990’da Can #Azerbaycan’ın istiklali uğrunda şehit düşen Azerbaycanlı kardeşlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.#TekMilletİkiDevlet pic.twitter.com/4wD8ogJaW0 — T.C. Dışişleri Bakanlığı (@TC_Disisleri) January 20, 2026 Türk Devletleri Parlamanter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan'ın mesajında ise şu ifadeler yer aldı: "20 Ocak faciasının 36. yıl dönümünde, Azerbaycan tarihinin en acı sayfalarından birinde hayatını kaybeden masum kurbanların aziz hatırasını derin saygıyla anıyoruz. On yıllar boyunca Azerbaycan büyük acılarla, ağır kayıplarla ve sayısız sınavla karşı karşıya kalmıştır. Ancak tüm bu facialara rağmen Azerbaycan halkı onurunu, direncini ve sarsılmaz ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. 20 Ocak 1990 olayları, hem bir facianın hem de kahramanlığın sembolü olarak; özgürlük, egemenlik ve millî kimlik uğruna ödenen ağır bedelin hatırası şeklinde tarihe kazınmıştır. Muzaffer Başkomutan, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde Vatan Savaşı’nda kazanılan tarihi Zafer, bu tarihte önemli bir dönüm noktası olmuş ve Türk dünyasının ortak hafızasının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Azerbaycan halkının birliğini, siyasi iradesini ve devletçiliğe olan sarsılmaz bağlılığını somutlaştıran bu Zafer ile 20 Ocak şehitlerinin huzursuz ruhları nihayet huzura kavuşmuştur. Şehitlerimizin aziz hatırası daima yaşasın, ruhları şad olsun!" 20 Yanvar faciəsinin ildönümü ilə bağlı Baş katibin mesajı 20 Yanvar faciəsinin 36-cı ildönümündə Azərbaycan tarixinin ən ağrılı səhifələrindən birində həyatını itirmiş günahsız qurbanların əziz xatirəsini dərin ehtiramla yad edirik. Onilliklər boyu Azərbaycan böyük iztirablar,… pic.twitter.com/71tk9vDZww — TURKPA (@TURK_PA) January 19, 2026 Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliği de yaptığı paylaşım ile 20 Ocak'ı yeniden anımsattı. Büyükelçilik tarafından yapılan resmî açıklamada, "Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesinin kahramanlık sayfalarından biri olan 20 Ocak Faciası’nın 36. yıl dönümünde, ülkemizin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve gururla anıyoruz." ifadeleri sarf edildi. Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesinin kahramanlık sayfalarından biri olan 20 Ocak Faciası’nın 36. yıl dönümünde, ülkemizin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve gururla anıyoruz.#20Ocak pic.twitter.com/yL0LCor0Bh — Azerbaycan Büyükelçiliği Türkiye (@AzEmbassyTurkey) January 19, 2026 Öte yandan Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı 20 Ocak Faciası'nı resmî sosyal medya hesabından yaptığı şu paylaşımla andı: "Azerbaycan Türklerinin, bağımsızlık ateşini kanlarıyla alevlendirdikleri 20 YANVAR / 20 Ocak 1990'nı unutmuyor; damarlarındaki asil kanla çağdaş Azerbaycan'ın temellerini atan şehitlerimizi saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz; ruhları şad, durakları uçmağ olsun..." Azerbaycan Türklerinin, bağımsızlık ateşini kanlarıyla alevlendirdikleri 20 YANVAR / 20 Ocak 1990'nı unutmuyor; damarlarındaki asil kanla çağdaş Azerbaycan'ın temellerini atan şehitlerimizi saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz; ruhları şad, durakları uçmağ olsun...#20Yanvar #20ocak pic.twitter.com/YOBaYlnMqC — Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı TDAV (@tdavresmi) January 19, 2026 KARA YANVAR NEDİR? Keder ve gurur günü olarak anılan ve tarihe "Kara Yanvar" (Kara Ocak) olarak geçen 20 Ocak Katliamı'nın 36'nci yılı geride kaldı. Azerbaycan’ın bağımsızlığının önemli dönüm noktalarından biri olan Kara Yanvar; Azerbaycan ordusunun İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda elde ettiği zafer ve başarıyla icra ettiği "Anti Terör Operasyonu" neticesinde Karabağ'ın Ermenistan işgalinden kurtarılmasının ardından daha fazla anlam kazandı. 20 Ocak kurbanları, katliamın her yıl dönümünde tüm Türk dünyasında minnetle anılıyor. Ermeniler, 1980'li yılların sonlarında Karabağ'ın Azerbaycan'dan koparılması için faaliyetlerini artırdı ve Aralık 1989'da Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi, Karabağ'ın Ermenistan'la birleştirilmesi yönünde karar aldı. Azerbaycanlılar, bu kararı tepkiyle karşıladı ve Bakü'de yüz binlerce kişinin katıldığı mitingler düzenlendi. Halk, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek için Bakü'nün Azadlık Meydanı'na akın etti. Aralıksız olarak devam eden mitingler Sovyet yönetimini tedirgin etti ve Bakü'ye asker gönderilmesi yönünde karar alındı. Halk ise kentin giriş yollarını ve Bakü'deki askeri birliklerin önünü kapattı. İlk önce 19 Ocak 1990'da Sovyet istihbaratı tarafından Azerbaycan televizyonunun enerji hatları patlatıldı. Akşam saatlerinde ise 26 bin kişilik Sovyet ordusu zırhlı araçlarla 5 yönden Bakü'ye girdi. Sovyet ordusu, onları engellemeye çalışan silahsız sivillere mermi yağdırarak kente ulaştı. Tanklar ve ağır zırhlı araçlar insanların üstüne sürüldü, ambulanslara ve yolcu otobüslerine ateş açıldı. O gece Bakü'de 130 sivil hayatını kaybetti. Sovyet ordusu, katliamını Neftçala ve Lenkeran gibi diğer illerde de sürdürdü ve toplamda 150 Azerbaycanlı sivil, 20 Ocak Katliamı'nın kurbanı oldu. Olaylarda 744 kişi yaralandı, yaklaşık 400 kişi Sovyet ordusunca gözaltına alındı. Bakü'de Sovyet yönetiminin olağanüstü hâl ilan etmesine ve kentin tamamen Sovyet ordusu tarafından kontrol altına alınmasına rağmen halk şehitlerin defni için sokaklara çıktı. Şehitlerin, 1918 senesinde Bakü'nün kurtuluşu adına girişilen harekatta şehit düşen askerlerinin toprağa verildiği, daha sonra Bolşevikler tarafından eğlence parkı haline getirilen Dağüstü Park'ta defnedilmesine karar verildi. Cenazeler Azadlık Meydanı'nda toplandı ve buradan insanların omzunda daha sonra Şehitler Hıyabanı ismi verilen alana getirilerek yan yana defnedildi. Cenazelere yaklaşık 1 milyon kişi eşlik etti. Kanlı Ocak Katliamı, Azerbaycanlıların eski Sovyet yönetimine güvenini tamamen sarstı ve ülkenin bağımsızlığına giden süreç başladı. Azerbaycanlılar 36 yıldır her 20 Ocak'ta, o günün kurbanlarının simgesi haline gelen karanfillerle şehitliğe akın ediyor, bağımsızlık ateşini yakanlara minnettarlığını gösteriyor.

Azerbaycan’da Kara Yanvar’ın 36. yılı: Keder ve gurur günü Haber

Azerbaycan’da Kara Yanvar’ın 36. yılı: Keder ve gurur günü

Azerbaycan'da keder ve gurur günü olarak anılan ve tarihe "Kara Yanvar" (Kara Ocak) olarak geçen 20 Ocak Katliamı'nın 36'nci yılı geride kaldı. Azerbaycan’ın bağımsızlığının önemli dönüm noktalarından biri olan Kara Yanvar; Azerbaycan ordusunun İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda elde ettiği zafer ve başarıyla icra ettiği "Anti Terör Operasyonu" neticesinde Karabağ'ın Ermenistan işgalinden kurtarılmasının ardından daha fazla anlam kazandı. 20 Ocak kurbanları, katliamın her yıl dönümünde tüm Türk dünyasında minnetle anılıyor. Ermeniler, 1980'li yılların sonlarında Karabağ'ın Azerbaycan'dan koparılması için faaliyetlerini artırdı ve Aralık 1989'da Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi, Karabağ'ın Ermenistan'la birleştirilmesi yönünde karar aldı. Azerbaycanlılar, bu kararı tepkiyle karşıladı ve Bakü'de yüz binlerce kişinin katıldığı mitingler düzenlendi. Halk, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek için Bakü'nün Azadlık Meydanı'na akın etti. Aralıksız olarak devam eden mitingler Sovyet yönetimini tedirgin etti ve Bakü'ye asker gönderilmesi yönünde karar alındı. Halk ise kentin giriş yollarını ve Bakü'deki askeri birliklerin önünü kapattı. İlk önce 19 Ocak 1990'da Sovyet istihbaratı tarafından Azerbaycan televizyonunun enerji hatları patlatıldı. Akşam saatlerinde ise 26 bin kişilik Sovyet ordusu zırhlı araçlarla 5 yönden Bakü'ye girdi. Sovyet ordusu, onları engellemeye çalışan silahsız sivillere mermi yağdırarak kente ulaştı. Tanklar ve ağır zırhlı araçlar insanların üstüne sürüldü, ambulanslara ve yolcu otobüslerine ateş açıldı. O gece Bakü'de 130 sivil hayatını kaybetti. Sovyet ordusu, katliamını Neftçala ve Lenkeran gibi diğer illerde de sürdürdü ve toplamda 150 Azerbaycanlı sivil, 20 Ocak Katliamı'nın kurbanı oldu. Olaylarda 744 kişi yaralandı, yaklaşık 400 kişi Sovyet ordusunca gözaltına alındı. Bakü'de Sovyet yönetiminin olağanüstü hâl ilan etmesine ve kentin tamamen Sovyet ordusu tarafından kontrol altına alınmasına rağmen halk şehitlerin defni için sokaklara çıktı. Şehitlerin, 1918 senesinde Bakü'nün kurtuluşu adına girişilen harekatta şehit düşen askerlerinin toprağa verildiği, daha sonra Bolşevikler tarafından eğlence parkı haline getirilen Dağüstü Park'ta defnedilmesine karar verildi. Cenazeler Azadlık Meydanı'nda toplandı ve buradan insanların omzunda daha sonra Şehitler Hıyabanı ismi verilen alana getirilerek yan yana defnedildi. Cenazelere yaklaşık 1 milyon kişi eşlik etti. Kanlı Ocak Katliamı, Azerbaycanlıların eski Sovyet yönetimine güvenini tamamen sarstı ve ülkenin bağımsızlığına giden süreç başladı. Azerbaycanlılar 36 yıldır her 20 Ocak'ta, o günün kurbanlarının simgesi haline gelen karanfillerle şehitliğe akın ediyor, bağımsızlık ateşini yakanlara minnettarlığını gösteriyor.

Aliyev: Erdoğan'ın "Azerbaycan yalnız değildir" sözü tüm dünyaya mesajdı Haber

Aliyev: Erdoğan'ın "Azerbaycan yalnız değildir" sözü tüm dünyaya mesajdı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2. Karabağ Savaşı'nda kazanılan zaferin 5. yıl dönümü dolayısıyla Bakü'de tertip edilen askerî geçit töreninde konuştu. Azerbaycan halkını kutlayan Aliyev, törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'e teşekkür etti. ALİYEV: AZERBAYCAN HALKI, BU DESTEĞİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAKTIR Aliyev, "Aziz kardeşim Erdoğan, 2. Karabağ Savaşı'nın ilk saatlerinden itibaren Azerbaycan'ı destekledi. Onun desteği, bize ek güç ve moral veriyordu. Erdoğan, Azerbaycan'ı muazzam destekledi. Erdoğan'ın 'Azerbaycan yalnız değildir.' sözü, tüm dünyaya mesajdı. Azerbaycan halkı, bu desteği hiçbir zaman unutmayacaktır." diye konuştu. Türk askerlerinin de törende yer aldığını vurgulayan Aliyev, bunun Türkiye ile Azerbaycan arasındaki birliğin göstergesi olduğunu vurguladı. Aliyev, Pakistan ve halkının da 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’a destek verdiğini hatırlatarak, "Törende Pakistan askerleri de bulunuyor. Bu, üç ülkenin ordularının birliğinin tezahürüdür." değerlendirmesinde bulundu. "BİZ, HİÇBİR ZAMAN İŞGALİ KABULLENMEDİK" Ermenistan’ın işgalci politikasına, Azerbaycan topraklarının işgal altında bulunduğuna ve yaklaşık bir milyon kişinin yurtlarından edildiğine dikkati çeken Aliyev, "Biz, hiçbir zaman işgali kabullenmedik. Barış müzakerelerinde hep söyledik: 'Eğer müzakerelerden sonuç alınmazsa topraklarımızı savaş yoluyla kurtaracağız.'" ifadelerini kullandı. Aliyev, "Ermenistan'ın arkasında duran bazı devletler, onlara ekonomik, siyasi ve askeri destek veriyordu. Onlar, ezeli toprağımız Karabağ'ı bizden kopararak Ermenistan'la birleştirmek istiyordu." dedi. Devlet ve halk olarak topraklarını kurtarmak amacıyla 30 yıl boyunca çalıştıklarını vurgulayan Aliyev, "Uluslararası arenada sesimizi yükselttik. Güçlü ekonomi kurduk. Ekonomik bağımsızlık elde ettik. Bugün Azerbaycan, ekonomik olarak hiçbir ülkeye bağlı değil. Biz, bağımsız politika yürüten ülkeyiz. Güçlü ordu kurduk. Bu etkenler bizi zafere yaklaştırdı." şeklinde konuştu. "ARTIK KURTARILAN TOPRAKLARDA 60 BİN İNSAN YAŞIYOR" Karabağ'daki işgal rejiminin bazı yöneticilerinin bir zamanlar "Tanklarımız Bakü sokaklarında olacak. Bakü'de çay içeceğiz." şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Aliyev, "Aslında hayalleri gerçek oldu. Bugün tankları Bakü'de, Savaş Ganimetleri Müzesi'nde sergileniyor. Ermeni savaş suçluları mahkemede hesap veriyor ve gözaltı merkezinde Azerbaycan çayı içiyor." ifadelerini kullandı. Aliyev, Karabağ ve Doğu Zengezur’da kapsamlı imar ve ihya çalışmalarını hayata geçirdiklerini belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı: Artık kurtarılan topraklarda 60 bin insan yaşıyor. Halkımı bu başarı dolayısıyla kutluyorum. Bu 5 yılı gururla yaşadık. Bu toprakların sahipleri olarak Karabağ ve Doğu Zengezur’a döndük. Bu topraklarda ebedi yaşayacağız. Azerbaycan bayrağı burada ebedi dalgalanacak. Karabağ, Azerbaycan’dır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.