SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bakü

QHA - Kırım Haber Ajansı - Bakü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve Azerbaycan’dan Bakü’de savunma çalıştayı Haber

Türkiye ve Azerbaycan’dan Bakü’de savunma çalıştayı

Türkiye ve Azerbaycan tarafından, kitle imha silahlarına karşı koruma kapasitesinin arttırılması ve bu alandaki küresel gelişmelerin izlenmesi amacıyla Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de “Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Tehditler (KBRN) Savunma Çalıştayı” düzenlendi. Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 3 ile 6 Mayıs 2026 tarihleri arasında Türkiye ve Azerbaycan askeri heyetlerinin katılımıyla Bakü’de gerçekleştirilen çalıştayda, kitle imha silahlarına karşı koruma kapasitesinin artırılması ve bu alandaki küresel gelişmeler masaya yatırıldı. KARDEŞLİK VE DOSTLUĞA DAYANAN STRATEJİK ORTAKLIK Türk askeri heyetini Azerbaycan’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Korgeneral Azer Aliyev, kardeşlik ve dostluğa dayanan Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin askeri alanda da hızla geliştiğini ve stratejik ortaklık düzeyine yükseldiğini aktardı. KARŞILIKLI ZİYARETLERİN POLİTİK AÇIDAN ÖNEMİ BELİRTİLDİ Heyetler, karşılıklı gerçekleşen ziyaretlerin küresel ve bölgesel gelişmeleri dikkate alarak, radyolojik, kimyasal ve biyolojik koruma alanındaki faaliyetlerin sürekli analizine ve silahlı kuvvetlerin yeteneklerinin en üst düzeyde tutulmasına önemli katkı sağladığının altını çizdi. Ortak alanlara ilişkin konularda bilgi paylaşımında bulunan heyetlerin, askeri, askeri-teknik ve diğer alanlarda devam eden ortak faaliyetlerin mevcut durumunu da kapsamlı şekilde ele aldığı bildirildi.

Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmet Cevad 134 yaşında! Haber

Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmet Cevad 134 yaşında!

Türk dünyasının genelinde bilinen “Çırpınırdı Karadeniz” şiirini kaleme alan Azerbaycanlı ünlü şair Ahmet Cevad, doğumunun yıl dönümünde Türkiye ve Azerbaycan’da anılıyor. Ahmet Cevad, 5 Mayıs 1892'de Şemkir'in Seyfali köyünde hayata gözlerini açtı. Altı yaşında babasını kaybeden Cevad, ilk eğitimini dinî bir okulda aldı. Ailesiyle birlikte Gence’ye taşınan Cevad, burada Şah Abbas Camii bünyesinde faaliyet gösteren medresede eğitim gördü. AHMET CEVAD'IN İSTİKBAL YOLUNU, AZERBAYCAN TÜRKÜ DÜŞÜNÜRLER AÇTI Şah Abbas Camii’nin eğitimcileri, önemli Azerbaycan Türkü aydınlardan oluşuyordu; bunların arasında şair Hüseyin Cavid, edebiyat eleştirmeni Abdulla Sur, Şeyhülislam Pişnamazzade gibi dönemin tanınmış isimleri bulunuyordu. Bu yüzden Ahmet Cevad’ın bu dönemde aldığı eğitimde, ciddi bir vatanseverlik motifi mevcuttur. Cevad, kısa sürede okulun gözde öğrencilerden biri olur. Bu dönemde Hüseyin Cavid ile sık sık iletişime geçen Ahmet Cevad, yazma ilhamına erişti ve ilk şiirlerini medresede yazmaya başladı. Ayrıca hocalarının millî-manevî sohbetlerini dinlemek, Türk milletinin durumu ve istikbali ile ilgili medresedeki tartışmaları dinlemek, Ahmet Cevad'ın istikbal yolunun belirlenmesinde ve milli istiklal mücadelesinin tüm gücüyle başlamasında büyük rol oynadı. Ahmet Cevad, okulda Arapça, Farsça ve Rusça dillerini mükemmel bir şekilde öğrendi. 1912 yılında eğitimini tamamlayıp öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra Ahmet Cevad göreve başladı. Mesleğe gazellerle başlayan genç şairin eserleri 1913 yılında yayımlanmaya başlandı, "Koşma" adlı ilk şiir kitabı üç yıl sonra, 1916'da yayınlandı. OSMANLI İMPARATORLUĞU SAFINDA KAFKAS GÖNÜLLÜ BİRLİĞİNE, GÖNÜLLÜ ASKER OLARAK KATILDI Aydınlık için çabalayan ama kaderi karanlıktan geçen Ahmet Cevad'ın hayatının dönüm noktası böyle başladı. Vatanını ve insanını tüm kalbiyle seven çok yetenekli bir Türk evladı olan Ahmet Cevad, Osmanlı İmparatorluğunun bu dönemdeki durumundan endişe duyar. Azerbaycan’ın önemli aydınlarından biri olan şair ve eğitimci Abdulla Şaik ile İstanbul’da kurulan “Kafkas Gönüllü Birliği”ne gönüllü asker olarak katılır. AHMET CEVAD, ÇIRPINIRDI KARADENİZ ŞİİRİNİ YAZDI Osmanlı İmparatorluğunun doğusunda Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusların ve Ermenilerin yaptığı mezalime karşı çıkan Ahmet Cevad, Bakü'de bulunan "Azerbaycan Hayırsever Cemiyeti" ile bu bölgelerde yaşayan Türklere yardım eder. O günlerde Kars’ta Türk halkının yürek burkan yaşamına şahit olan Cevad, “Gördüklerim” şiirini kaleme alır. 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşına katılmasından etkilenen Cevad, “Karadeniz” şiirini yazar, büyük umutlarla yaşamıştır. Cevad, “Dost elinden esen rüzgarlar. Şiir... bana selam söyler. Olsun bizim bütün eller. Kurban Türkün bayrağına” yazar. AzerbaycanTürkü ünlü besteci Üzeyir Hacıbeyli’nin bestesini yaptığı, Ahmet Cevad’ın şiiri "Çırpınırdı Karadeniz" eseri tüm Türk dünyasının özgürlük ve mücadele marşının yankısıdır. "KALEMİ BİN SÜNGÜ DEĞERİNDEYDİ" 1919 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu Azerbaycan milli tarihinin en parlak sayfası olarak karşılayan Ahmet Cevad, bağımsız Azerbaycan’ın marşı olan "Azerbaycan Marşı"nı yazmıştır. Azerbaycan'ın ulusal kurtuluş mücadelesinin önderi Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kurucularından Mehmet Emin Resulzade, Ahmet Cevad için, "Şiirleriyle Türk halkının, anavatanı Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesine daha çok hizmet etmiştir. Onun kalemi bin süngü değerindeydi." demiştir. BOLŞEVİKLERİN İŞGALİ SIRASINDA ÖĞRETMENLİK YAPTI 1920'de cumhuriyetin düşmesinden sonra şair, Gusar'ın Hulug köyüne taşınarak öğretmen oldu. 1922'de Ahmet Cevad, Bakü'de Yüksek Pedagoji Okulu'na girdi. Ahmet Cevad, Yüksek Pedagoji Enstitüsünden mezun olduktan sonra "Eğitim ve Kültür" dergisinde çalıştı ve sonraki pedagojik faaliyetleri yüksek okullarla ilgiliydi. Bir süre Azerbaycan Politeknik Enstitüsü, Gence Ziraat Enstitüsü'nde öğretmenlik yaptı ve Azerbaycan'da Rus dilinin ilk profesörlerinden biri oldu. CEVAD, KOMÜNİST YÖNETİM TARAFINDAN HEDEF GÖSTERİLDİ Ahmet Cevad'ın ünlü kitabı "İstiklâl İçin Şiirler" 1928'de İstanbul'da yayımlandı ve o dönemde Sovyet basınında Ahmet Cevad'a yönelik saldırılar başladı. 1935 yılında Gence'den Bakü'ye dönen Ahmet Cevad, çalışmalarını "Azerneşr"de sürdürmektedir. Ona yönelik saldırılar burada da bitmiyor. Özellikle Sovyet Yazarlar Birliği genel kurulunda şair, sert bir şekilde eleştirilir. Ahmet Cevad'a yönelik hain iftira kampanyası basının sayfalarında genişlediğinde 3 Haziran 1937'de Ahmet Cevad, Sovyet Yazarlar Birliği üyeliğinden ihraç edildi. Komünist yönetim, 5 gün sonra Cevad’ı tutukladı. Azerbaycan halkının özgürlük ve bağımsızlığı için savaşan güçlü şair, bir anda "halk düşmanı" olarak damgalandı. Şairin evinin aranması sırasında dairesinden eşi Şükriye hanımın mal varlığına hatta mücevher ve ziynet eşyalarına el konuldu. KOMÜNİST REJİM, AHMET CEVAD'IN AİLESİNE DE HUZUR VERMEDİ Ahmet Cevad, 13 Ekim 1937’de Stalin’in Kızıl Terörü’nün bir kurbanı olarak kurşuna dizilerek infaz edilir. Şairin geride bıraktığı ailesine de huzur verilmez. Cevad’ın ölümünden sonra eşi Şükriye hanım, çocuklarıyla birlikte “vatan haininin eşi” olarak tutuklandı. Yedi yıl sonra sürgünden salıverilmesine rağmen Bakü'de yaşaması yasaklandı. Aile ancak Aralık 1955'te beraat etti.

Aliyev’den TDT vurgusu: “Birlik olursak küresel güç oluruz” Haber

Aliyev’den TDT vurgusu: “Birlik olursak küresel güç oluruz”

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Hükûmet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlendi. Heyetleri kabul eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, TDT’nin uluslararası konumunun daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, teşkilatın dünyanın önde gelen uluslararası kuruluşları arasında yer alması gerektiğini söyledi. Aliyev, Azerbaycan’ın teşkilâtın gelişimine önemli katkılar sunduğunu ve bu desteğin süreceğini ifade etti. “TÜRK DÜNYASI BİZİM AİLEMİZDİR, BAŞKA AİLEMİZ YOKTUR” Aliyev, TDT çerçevesindeki iş birliğinin Azerbaycan dış politikasının öncelikli alanlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Türk dünyası bizim ailemizdir, başka bir ailemiz yoktur. Bu aileyi geleceğe taşımak için ortak çabalar büyük önem taşıyor.” dedi. TDT’nin uluslararası alanda itibar kazandığını belirten Aliyev, teşkilatın daha güçlü bir konuma ulaşmasının üye ülkelerin birlik içinde hareket etmesine bağlı olduğunu kaydetti. Aliyev, “Ortak çabalarımızla TDT'nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz. TDT, dünyanın önde gelen uluslararası kuruluşları arasında yer almalıdır. Bu, bize bağlıdır. Ne kadar çaba gösterir, birlik olursak, önemli projeleri hayata geçirir ve aynı zamanda ortaklarımız için de önemli fırsatlar yaratırsak, uluslararası itibarımız, konumlarımız ve imkanlarımız o ölçüde artacaktır.” ifadelerini kullandı. Etnik köken temelinde kurulan uluslararası yapıların sınırlı olduğuna dikkat çeken Aliyev, "Bizi birleştiren etnik aidiyetimizdir. Bu, birinci etkendir. Onun ardından coğrafyamız, ülkeler arasındaki çok iyi ve samimi ilişkiler, ortak hedefler gelir. Bu nedenle, tüm bu unsurları göz önünde bulundurarak teşkilatımızı daha yüksek bir seviyeye taşımalıyız." cümlelerini sarf etti. EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ ELE ALINDI Toplantıda ayrıca ekonomik iş birliği, yatırım ve özellikle ulaşım ile lojistik alanındaki projeler de gündeme geldi. Aliyev, Orta Koridor başta olmak üzere Trans-Hazar ve Zengezur koridorlarının mevcut jeopolitik ortamda büyük önem taşıdığını vurguladı. Aliyev, TDT üyesi ülkelerin Karabağ ve Doğu Zengezur’un yeniden inşasına verdiği desteklere teşekkür ederek, Türkiye’de meydana gelen depremlerin ardından Azerbaycan’ın Kahramanmaraş’ta 100 milyon dolarlık “Azerbaycan Mahallesi” inşa ettiğini hatırlattı. Bu tür yardımların kardeşlik bağlarını güçlendirdiğini belirtti. Toplantıda, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Kırgızistan Başbakanı Adılbek Kasımaliyev, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Nökerguli Ataguliyev ve TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev yer aldı.

Sürgün yollarında bir ömür: Azerbaycan'ın büyük şairi Almas İldırım 119 yaşında! Haber

Sürgün yollarında bir ömür: Azerbaycan'ın büyük şairi Almas İldırım 119 yaşında!

Azerbaycan edebiyatının hürriyet sevdalısı şairi Almas İldırım (Elmas Yıldırım), bugün 119 yaşına girdi. Azerbaycan muhaceret edebiyatının en önemli temsilcilerinden kabul edilen ve Sovyet idaresinde muhalif olması nedeniyle sürgünlerle geçen bir ömür geçirmek zorunda kalan İldırım, Türk dünyasının ortak kültürel mirasında silinmez izler bırakmaya devam ediyor. SÜRGÜNLER VE MÜCADELEYLE GEÇEN YILLAR 1907 yılının 25 Mart tarihinde Bakü’nün Kala köyünde dünyaya gelen İldırım, Sovyet yönetiminin kurulmasının ardından kökeni nedeniyle baskı ve sürgünlerle karşı karşıya kaldı. Varlıklı bir aileye mensup olması nedeniyle Azerbaycan Devlet Üniversitesi Şark Edebiyatı Fakültesinden uzaklaştırılan İldırım, 1926’da Süleyman Rüstem ile birlikte “Dün Bugün” adlı şiir kitabını yayımladı. Şiirlerinde yer alan milliyetçi unsurlar nedeniyle 1928’de Dağıstan’a sürgün edilen şair, burada “Dağlardan Hatıralar”, “Lezgi Elleri” ve “Kırım’da Akşamlar” gibi şiirlerini kaleme aldı. 1930’da Bakü’ye dönerek “Dağlar Seslenirken” adlı kitabını yayımlayan şair, eserin sansürden geçmemesi üzerine Azerbaycan Yazarlar Birliğinden çıkarıldı ve bu kez Türkmenistan’a sürgün edildi. ZORLU KAÇIŞ VE GURBET HAYATI 1933 yılında eşi ve bebeğiyle birlikte İran’a kaçan İldırım, burada tutuklanarak işkence gördü ve ağır sağlık sorunları yaşadı. Daha sonra Meşhed’e gönderilen şair, geçim sıkıntısı içinde yaşamını sürdürdü. İran’da tutunamayan İldırım, ardından Türkiye’ye geçti. Burada çeşitli işlerde çalışırken edebi faaliyetlerini de sürdürdü. Almas İldırım’ın şiirlerinde vatan özlemi ve gurbet teması belirleyici unsur oldu. Türkiye’de geçirdiği yıllarda dergi ve gazetelerde millî içerikli şiirler yayımladı ve milliyetçi bir şair olarak tanındı. 14 Ocak 1952 tarihinde, yakalandığı böbrek hastalığı nedeniyle hayata gözlerini yuman İldırım, geride sadece şiirlerini değil, vatanına olan sevdasını da bıraktı. Şairin; Azer, Araz, Orhan ve Bakıhan isimli dört oğlu, onun Azerbaycan ve Türk dünyasına olan bağlılığının yaşayan birer simgesi oldu. Bugün Almas İldırım, sadece bir mühaceret şairi değil, Türk dünyasının ortak acılarının ve umutlarının sesi olarak kabul ediliyor.

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin banisi Resulzade vefatının 71. yılında anılıyor Haber

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin banisi Resulzade vefatının 71. yılında anılıyor

Odlar yurdu Azerbaycan’da alevlenen bağımsızlık ateşinin önderi, üç renkli bayrağı yükseltip bir daha inmeyeceğini gönüllere nakşeden mücadele adamı, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade, 6 Mart 1955 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini yumdu. Mehmet Emin Resulzade, Azerbaycan ve Türk dünyası sevdalıları tarafından rahmet ve minnetle anılmaya devam ediyor. Mehmet Emin Resulzade, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve 1991'e kadar kesintiye uğramaksızın devam eden Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinde, dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. Azerbaycan Türkleri için 1918'de yaşanan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti deneyimi, devletçilik fikri için yeni bir şiar oluşturdu. Meclise, orduya, polise ve bir çok devlet kurumuna sahip olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği'nin baskısından kurtulup; bağımsızlığını kazanan Azerbaycan içinde kılavuz olma görevi görmüştür. 18 Ekim 1991’de Azerbaycan Parlamentosu tarafından kabul edilen anayasa kanunu, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 28 Mayıs 1918’de kurulan cumhuriyetin devamı olduğunu vurguluyor. MEHMET EMİN RESULZADE'NİN HAYATI 31 Ocak 1884 tarihinde Bakü'nün Novhanı köyünde dünyaya gelen Resulzade, genç yaşlarından itibaren milletinin özgürlüğü yolunda çeşitli çalışmalarda bulundu. Gerçekleştirdiği teşkilatçılık faaliyetleri ve çeşitli dergilerde yer alan yazıları Çarlık Rusyası’nın dikkatini çekince 1909 yılında İran’a gitmek zorunda kaldı. İran’da bulunduğu yıllarda gazetecilik faaliyetlerinde bulunan Mehmet Emin Resulzade, İran demokratik hareketi ve basın tarihinde özel bir konuma sahip olan “Irani-Nov" gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1910 yılı Eylül ayında Avrupa'da eğitim görmüş bir grup İranlı aydınla birlikte İran Demokrat Partisinin kuruluşunda yer alan Resulzade, İran’da meşrutiyet rejiminin feshedilmesi sonrasında Haziran 1911’de Çarlık Rusyası’nın İran'daki elçiliğinin baskısıyla ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Astara Lenkeran yolu üzerinden gizlice Bakü’ye giden Mehmet Emin Resulzade, sonrasında İstanbul’a geçti. Türkiye’de özellikle Türk Ocakları ve teşkilâtın yayın organı olan Türk Yurdu dergisi çatısı altında çalışmalar yürüttü. 1913’te Romanov Hanedanı'nın 300. yıl dönümü münasebetiyle ilan edilen genel affın ardından Bakü'ye dönen Resulzade, burada -kuruluşunda Türkiye’den yazdığı mektuplarda dile getirdiği fikirleriyle katkı sunduğu- Müsavat Partisinin faaliyetlerini güçlendirdi. 17 Haziran 1917 tarihinde Müsavat ve Türk Ademi Merkeziyet partilerinin birleşmesi sonrasında partinin liderliğini üstlenen Resulzade, önemli siyasi çalışmalar ve başarılar elde etti. Tarihler 28 Mayıs 1918’i gösterdiğinde ise Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası, kabul ettiği 6 maddelik İstiklal Beyannamesi ile Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilân etti. Azerbaycan ile Osmanlı Devleti arasında 4 Haziran 1918'de imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasını Azerbaycan adına Dışişleri Bakanı Memmedhasan Hacınski ile birlikte imzalayan Resulzade, yeni kurulan devletin tanıtılması için 18 Haziran 1918'de İstanbul'da düzenlenen konferansa heyet başkanı olarak katıldı. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas-İslâm Ordusu birlikleri ve birliklere dahil olan Azerbaycanlı gönüllülerden oluşan ordunun Bakü’yü kurtarması sonrasında Azerbaycan hükûmeti Gence'den Bakü'ye taşındı. 7 Aralık 1918’de ise devletin ilk parlamentosu toplandı. Mehmet Emin Resulzade, başta Azerbaycan olmak üzere bütün Türk dünyasında bir mottoya dönüşen o meşhur sözlerini burada yaptığı konuşmasında dile getirdi: Bir kere yükselen bayrak, bir daha yere inmez! 11. Kızıl Ordu birliklerinin 27 Nisan 1920’de Azerbaycan sınırını geçerek Bakü’yü işgal etmesi sonrasında 17 Ağustos 1920’de Göyçay ilçesinin Garamaryam köyünde Bolşevikler tarafından tutuklandı ve önce Bakü’ye ardından Stalin’in emriyle Moskova'ya götürüldü. Gözetim altında yaşadığı Moskova’da Stalin’in birlikte çalışma teklifini reddeden Resulzade, ülkeden ayrılarak ilk olarak Finlandiya’ya gitti. Kısa bir süre Helsinki’de yaşadıktan sonra burada pasaport ve vize işlemlerinin tamamlanmasıyla önce Fransa’ya oradan Berlin’e ve son olarak Türkiye’ye geldi. 1947 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığı alan Resulzade, kurmuş olduğu Azerbaycan Kültür Derneği ve yapmış olduğu yayınlarla Azerbaycan’daki Sovyet işgalini anlatmaya, duyurmaya, bölgedeki durumu aktarmaya devam etti. Ömrünün sonuna kadar kalbi Azerbaycan için atan, ülkesinin bağımsızlığı için çalışan Mehmet Emin Resulzade, 6 Mart 1955'te Ankara’da vefat etti.

Bakü Fatihi Nuri Paşa'nın vefatının 77. yıl dönümü Haber

Bakü Fatihi Nuri Paşa'nın vefatının 77. yıl dönümü

Henüz 28 yaşındayken dönemin harbiye nazırı olan ağabeyi Enver Paşa'nın talimatıyla 12 bin kişilik Kafkas İslam Ordusu'nun başına geçerek Azerbaycan'ın başkenti Bakü'yü 15 Eylül 1918'de Ermeni çeteleri ve Bolşevik birliklerinden kurtaran Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa'nın vefatının üzerinden 77 yıl geçti. Nuri Killigil Paşa, 1890'da Manastır’da hayata gözlerini açtı. Enver Paşa’nın kardeşi ve Halil Kut Paşa’nın yeğeni olan Nuri Paşa, ilk eğitimini Manastır şehrinde aldı. Manastır Askeri İdadisinde eğitim gören Nuri Paşa, 1909 yılında askeri okuldan üsteğmen olarak mezun oldu. Mezuniyetinden 2 sene sonra başlayan Trablusgarp Savaşı’nda bulunan Nuri Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının ardından padişah yaverliği rütbesi aldı. Nuri Paşa, Birinci Dünya Savaşı sırasında 1917 yılına kadar Trabulsgarp ve Bingazi’de görev yaptı. Bu görevlerde İngiliz, İtalyan ve Fransız kuvvetlerine karşı çarpıştı. KAFKAS İSLAM ORDUSU KOMUTANI NURİ PAŞA 1918 yılında Ermeni güçlerinin Ruslar güçlerle birlik olup, Bakü’deki Türkleri katletmek üzere “Mart Olayları”nı çıkardığında; Osmanlı İmparatorluğu olaya müdahele etmek için harekete geçti. O sırada Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, tamamen Müslümanlardan oluşan Kafkas İslam Ordusu’nun kurulması emrini verdi. Kurulan yeni ordunun başına da Nuri Paşa getirildi. Yaklaşık 14 bin kişiden oluşan Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan ve Dağıstan’dan katılan gönüllülerle beraber neredeyse 20 bin kişiye çıkmıştır. Nuri Paşa’nın başarılı askeri stratejisi ve hamleleri sayesinde Bakü şehri, 15 Eylül 1918’de düşman işgalinden kurtarıldı. NURİ PAŞA, TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİN KURUCULARINDANDI Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Nuri Paşa, 1921’de Berlin’de çinicilik eğitimi aldı. 1924 yılında İstanbul’a döndüğünde Kütahya Çinicilik Anonim Şirketini kurdu. Ardından bu şirketi devredip, savunma sanayiye yöneldi. Türkiye'nin ilk 9 milimetrelik silahı olan Nuri Tabancası’nın seri üretimine başlayan Nuri Paşa, Türk ordusu için de silah ve cephane üretmeyi ihmal etmedi. Arap-İsrail çatışmasında Filistinlilerin tarafında duran Nuri Paşa, bölgede İsrail’e karşı mücadele eden Arap direnişçiler için de silah üretimini başlattı. 2 Mart 1949’da Sütlüce’de bulunan fabrikasında meydana gelen büyük bir patlamada hayatını kaybetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.