SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bakü

QHA - Kırım Haber Ajansı - Bakü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy'dan Türk dünyasına Ahmed Cevad mesajı: "Ortak hafıza devlet politikası olmalı" Haber

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy'dan Türk dünyasına Ahmed Cevad mesajı: "Ortak hafıza devlet politikası olmalı"

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/Ankara Azerbaycan Millî Marşı’nın ve “Çırpınırdı Karadeniz” şiirinin yazarı Ahmed Cevad’ın 89. ölüm yıl dönümünde Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Başdanışmanı ve Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Azerbaycanlı şairin Türk dünyasının bağımsızlık ve birlik ülküsünü temsil eden eylemci bir aydın olduğunu belirterek, ortak kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için devlet politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Ahmed Cevad’ın yalnızca güçlü bir şair değil, aynı zamanda fikirlerini eylemleriyle ortaya koyan bir aydın olduğunu belirten Ersoy, onun Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî ve kültürel bağların güçlenmesinde önemli bir rol oynadığını ifade etti. “AHMED CEVAD, TÜRK DÜNYASININ HER YERİNİ AYNI GÖREN BİR AYDINDI” Ahmed Cevad’ın 20. yüzyılın başlarındaki Türk dünyasının bağımsızlık mücadelesi içerisinde özel bir yere sahip olduğunu belirten Ersoy, şairin kendisini yalnızca Azerbaycan’la sınırlı görmediğini, bütün Türk dünyasını ortak bir aidiyet çerçevesinde değerlendirdiğini söyledi. Ersoy, Ahmed Cevad’ın Balkan Savaşları sırasında Osmanlı Devleti’ne destek vermek amacıyla sınırları aşarak savaşa katıldığını, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise “Kardeş Kömeği” teşkilatı aracılığıyla Azerbaycan’dan toplanan yardımların başta Doğu ve Güneydoğu Bölgesi olmak üzere Osmanlı topraklarına ulaştırılmasına katkı sunduğunu anlattı. Ahmed Cevad’ın bu yönüyle yalnızca eserleriyle değil, fiilî mücadelesiyle de öne çıktığını kaydeden Ersoy, şairin Türkiye ve Azerbaycan arasındaki tarihî dayanışmanın önemli temsilcilerinden biri olduğunu vurguladı. Ersoy, Ahmed Cevad’ın şiirlerinin de bu ortak mücadelenin edebî ifadeleri arasında yer aldığını belirterek, özellikle “Çırpınırdı Karadeniz” eserinin Türk dünyasının ortak hafızasındaki önemine dikkati çekti. Ersoy şu ifadeleri kullandı: Ahmet Cevat, Kafkas İslam Ordusu Bakü'yü kurtarmak için Nuri Paşa komutasında Bakü'ye gittiğinde ‘Gelirken kovmaya. Turan'dan Rus'u, Ayağını Karadeniz öptü mü?’ diye ‘Ey Türk Ordusu’ marşını yazan Ahmed Cevad'dır. Aynı Ahmed Cevad, sembollerle Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türk'ün Bayrağına şiirini yazan, daha sonra da İzmir düşman işgalinden kurtulduğunda Üzeyir Hacıbeyli ile birlikte onun bestelenmesinin de canlı tanıklar arasında olan, yani Anadolu ile Türkiye ile Azerbaycan arasındaki hattı kuran, Azerbaycan ile Türkiye ile kurduğu gibi Türk dünyasıyla kurabilen, bütüncül bakabilen bir Türk aydınıdır. AHMED CEVAD ENSTİTÜSÜ, ŞAİRİN MİRASINI GELECEK NESİLLERE TAŞIYOR MHP Genel Merkezi bünyesinde kurulan Ahmed Cevad Enstitüsünün çalışmalarına ilişkin bilgi veren Ersoy, enstitünün Türkiye’de, Azerbaycan’da ve Türk dünyasının farklı bölgelerinde gerçekleştirilen faaliyetleri kayıt altına aldıklarını ve bu çalışmaları bir almanak hâlinde yayımladıklarını belirtti. Enstitünün iki buçuk yıllık bir enstitü olduğunu hatırlatan Ersoy, enstitünün öncelikli hedeflerinden birinin Ahmed Cevad’ın fikirlerini ve tarihî şahsiyetini Türkiye’de daha geniş çevrelere tanıtmak olduğunu ifade etti. Ersoy, bu kapsamda konser programları, paneller ve sempozyumlar düzenlediklerini aktardı. Ersoy, Azerbaycan'ın Karabağ Zaferi'nin 4. yıl dönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirilen ve “Selam Türk’ün Bayrağına” başlığını taşıyan etkinliğin yanı sıra, Karabağ Zaferi ve Azerbaycan’ın kültürel mirasına ilişkin programların da bu çalışmalar arasında yer aldığını söyledi. Enstitünün faaliyetleri kapsamında baskı ve siyasi zulme maruz kalan aydınların hayatlarını ele alan “Türk Dünyasında Repressiya Sergisi ve Paneli” düzenlediklerini belirten Ersoy, bu çalışmanın daha sonra bir sergi projesine dönüştüğünü kaydetti. Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde sergilenen “Represyaya Maruz Kalan Aydınlar” sergisinin ziyaret edilmesi çağrısında bulunarak, bu tür çalışmaların Türk dünyasının yakın tarihindeki acıların ve aydınların yaşadıklarının anlaşılması açısından önemli olduğunu ifade etti. “ORTAK KÜLTÜREL MİRAS DEVLET POLİTİKASI HÂLİNE GELMELİ” Ahmed Cevad’ın mirasının yalnızca anma etkinlikleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Ersoy, Türk dünyasının ortak tarihinin ve kültürel değerlerinin eğitim ve kültür politikaları aracılığıyla gelecek nesillere aktarılmasının önemine işaret etti. Ersoy, Türk devletlerinin millî kültürü merkeze alan politikalarla birbirlerine daha fazla yakınlaşması gerektiğini belirterek, Türk dünyasının önemli aydınlarının yalnızca doğdukları veya yaşadıkları ülkelerin değil, bütün Türk dünyasının ortak değerleri olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda Kazak Türkü şair Mağcan Cumabay’ı örnek gösteren Ersoy, şairin “Uzaktaki Kardeşime” şiirinin Kuvâ-yı Milliye mücadelesi veren Anadolu’daki Türklerle kurulan düşünsel ve kültürel bağın önemli örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Cumabay’ın da siyasi baskılara maruz kalarak idam edildiğini hatırlatan Ersoy, Türk dünyasının gençlerinin bu aydınların hayatlarını ve mücadelelerini öğrenmesi gerektiğini vurguladı. Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde eğitim ve kültür alanlarında yürütülen çalışmaların artırılması gerektiğini belirterek, şu şekilde konuştu: Türk Devlet Teşkilatları bünyesindeki milli eğitim ve kültür programlarının içerisindeki orta tarih, kültür ve kültürel mirasımızın ve manevi mimarlarımızın tanıtımıyla ilgili etkinliklerin arttırılarak devlet politikası haline gelmesi gerekmektedir. Bu tanıma, farkındalık, farkındalığın artması ve artan farkındalıkların her açıdan desteklenerek milli politikalar haline gelmesi ve bunun kamuoyuna da halkada mal olması ile mümkündür. Biz de bunun için gayret ediyoruz.

TDT Müslüman Dinî Kurul Başkanları Konseyi 7. Toplantısı Bakü’de gerçekleştirildi Haber

TDT Müslüman Dinî Kurul Başkanları Konseyi 7. Toplantısı Bakü’de gerçekleştirildi

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Müslüman Dinî Kurul Başkanları Konseyinin 7. Toplantısı, 14 Eylül 2026 tarihinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirildi. Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Şeyhülislam Allahşükür Paşazade’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ile TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin dinî idarelerinin başkanları katıldı. Toplantıda Kazakistan Müslümanları Dinî İdaresi Başkanı ve Baş Müftü Naurızbay Taganulı, Kırgız Cumhuriyeti Müslümanları Dinî İdaresi Başkanı Müftü Abdulaziz Zakirov, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Özbekistan Müslümanları İdaresi Başkanı Şeyh Nuriddin Haliknazar, Türkmenistan Müftüsü Rahman Gurbanmiradov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Din İşleri Başkanı Hakan Moral yer aldı. ORTAK DEĞERLER VE TOPLUMSAL SORUNLAR ELE ALINDI TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev toplantıda yaptığı konuşmada, diyaloğun geliştirilmesi, ortak değerlerin korunması, İslamofobi ve radikalizmle mücadele edilmesinin önemini vurguladı. Ömüraliyev, günümüzde toplumların karşı karşıya olduğu sorunlara ortak çözümler bulunması gerektiğini belirterek, evliliğin önündeki engellerin kaldırılması ve aile yapısının güçlendirilmesi konularına dikkat çekti. Konseyin ve Fetva Komitesinin, Türk dünyasındaki toplumların refahına katkı sağlayacak fetvaların hazırlanması konusunda önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Ömüraliyev, bu katkılardan duyduğu memnuniyeti ifade etti. ÜÇ BAŞLIKTA BELGE KABUL EDİLDİ Toplantıda Konsey tarafından çeşitli dinî ve toplumsal konulara ilişkin belgeler kabul edildi. Bu kapsamda “Müslüman Olduğu Bilinen Bir Kimsenin Kâfir İlan Edilmesine İlişkin Hüküm”, “Evliliğin Teşvik Edilmesi ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik Ortak Sorumluluk” ve “İslam’ın Bilim ve Teknolojiye Yaklaşımı” başlıklı belgeler kabul edildi. Bunun yanı sıra TDT Müslüman Dini İdare Başkanları Konseyi Fetva Komitesi Kararları ile toplantının sonuçlarını içeren bildiri de onaylandı. ÖMÜRALİYEV’E TEŞEKKÜR Konsey üyeleri, görev süresi sona erecek olan TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev’in Konsey çalışmalarına sunduğu katkıları takdirle karşıladı. Üyeler, Ömüraliyev’e özverili hizmetleri dolayısıyla teşekkür ederek gelecekteki çalışmalarında başarılar diledi. Ömüraliyev’e yönelik teşekkür ve iyi dilekler, toplantı sonunda kabul edilen bildiride de yer aldı. DÖNEM BAŞKANLIĞI TÜRKİYE’YE GEÇTİ Toplantının sonunda Konsey Dönem Başkanlığı, Azerbaycan Kafkas Müslümanları İdaresinden Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığına devredildi. Konseyin bir sonraki toplantısının ise 2027 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.

Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'yü kurtarışının 108. yıl dönümü kutlu olsun! Haber

Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'yü kurtarışının 108. yıl dönümü kutlu olsun!

Bolşevik İhtilali kaynaklı ekonomik kriz yaşayan Rusya, Bakü’yü ve Bakü petrolünü ele geçirmek adına kolları sıvadı. İhtilal sebebiyle Rus ordusunda başlayan çözülme esnasında, Rus ordusunda görev yapan ve Avrupa cephelerinden dönen binlerce Ermeni askeri ise memleketlerine gitmek üzere Bakü’de toplandı. Bu askerlerden Millî Ermeni Kolordusu adında bir birlik teşkil edilirken bu birliğin oluşmasında da komünist Sovyet subaylarının büyük yardımları oldu. Bu şekilde ortaya çıkan Bolşevik Ermeni ve Rus ittifakının ilk amacı ise Türkleri Bakü’den uzaklaştırarak buradaki Türk mevcudiyetini ortadan kaldırmaktı. Rusya, 1918 yılında Bakü Sovyet Komiserliğine Ermeni asıllı Stephan Şaumyan’ı getirdi. Şaumyan’ın da desteğini alan Ermeni ve Bolşevik çeteleri, 1918 yılının 30 Mart ve 3 Nisan tarihleri arasında binlerce Azerbaycan Türkünü öldürdü. Kitlesel terör eylemleri sonucunda binlerce Azerbaycan Türkü, etnik kökenleri nedeniyle öldürüldü, yüzlerce köy yakıldı ve bir dizi ulusal ve kültürel anıt tahrip edildi. ERMENİLERİN 30 MART VE 2 NİSAN 1918 TARİHLERİ ARASINDA DÜZENLEDİĞİ KATLİAMLAR Lenin’in sempatisini ve güvenini çeşitli yollarla kazanan Şaumyan liderliğindeki Bakü Bolşevikleri ve Taşnak askerî birlikleri tarafından Müslümanlara yönelik ilk ateş, 30 Mart 1918’de saat 16.00’da Ermeni Kilisesi yakınında açıldı. Müslümanların Rusları öldürdüğü iddia edilen bir fetvaya inanan Rus denizciler de Azerbaycan Türklerine ateş açtı. Bolşevik Ermeniler, 31 Mart’ta “Kerpicxana”, “Memmedli” ve diğer Azerbaycan mahallelerine saldırılarmaya başladı. Eşitsiz bir savaşta soykırıma maruz kalan Azerbaycan Türkleri, 31 Mart’ta direnişi sonlandırdı. 2 Nisan gecesi ise binlerce Azerbaycan Türkü öldürüldü. Mart soykırımında ise sadece Bakü’de en az 12 bin Azerbaycan Türkü katledildi. Şamahı, Guba, Kurdamir, Salyan ve Lenkeran ilçelerinde de Azerbaycan Türklerinin kanı dökülürken Şamahı’da 7 bin Azerbaycanlı öldürüldü ve 72 köy yakıldı. Guba ilçesinde ise 122 köy yakıldı. Bakü’den sonra Ermeniler tarafından yapılan en büyük katliam, Şamahı kentinde ve Şamahı ilçesine bağlı köylerde gerçekleştirilirken, 1918 Mart sonu ve Nisan başında Bakü’de yapılan korkunç katliamlar sonucunda binlerce Azerbaycan Türkü sivil öldürüldü, yaralandı, hakarete uğradı ve işkence gördü. Bu olaylar, tarihe ‘‘Mart trajedisi’’ ismiyle geçti. Kısa süre sonra Bakü’nün çok ötesine yayılarak Lenkeran, Şamahı ve Guba’nın yıkılması, yağmalanması ve yakılmasıyla sonuçlanan olaylarda yaşlılar, gençler ve bebekler bile katledildi. AZERBAYCAN, İLK ANLAŞMASINI OSMANLI DEVLETİ İLE İMZALADI 31 Mart 1918 Bakü katliamlarına rağmen direnen ve Mehmet Emin Resulzade önderliğinde bağımsız bir devlet kuran Azerbaycan Türkleri, ilk anlaşmasını Osmanlı Devleti ile imzaladı. Gürcistan'ın Batum şehrinde 4 Haziran 1918 tarihinde imzalanan anlaşma, Azerbaycan ile Osmanlı arasında siyasi, hukuki, ticari ve askerî alanlarda iş birliği kurulmasını öngördü. Azerbaycan Türkleri, anlaşmanın 4. Maddesi uyarınca Ermeni ve Bolşevik çetelerin yanı sıra Bakü’yü 4 Ağustos’ta işgale başlayan İngilizlerin de tehdidine karşı Osmanlı’dan yardım istedi. Bunun üzerine Harbiye Nazırı Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa'yı bir ordu kurarak Azerbaycan'ın imdadına koşması için görevlendirdi. "Bakü Fatihi" Nuri Paşa, Filistin Cephesi'nden getirilen 106. ve 107. Piyade ile 56. Topçu Alaylarının da katılımıyla birlikte, Kafkas İslam Ordusu ismi verilen orduyu kurarak Azerbaycan'a hareket etti. Kafkas İslam Ordusu'ndaki asker sayısına Azerbaycan kolordusundan bin kişilik takviye yapıldı ve asker sayısı 12 bine ulaştı. 15 EYLÜL 1918 TARİHİNDEKİ ÇATIŞMALAR YAKLAŞIK 30 SAAT BOYUNCA DEVAM ETTİ Kafkas İslam Ordusu, güzergâhındaki Göyçay, Salyan, Ağsu ve Kürdemir’i düşman güçlerinden temizledi. 15 Eylül 1918’de 30 saat süren şiddetli çatışmaların ardından ise Bakü, düşman işgalinden kurtarıldı. Kafkas İslam Ordusu, Bakü’de sadece 2 ay kaldı fakat Bakü’nün kurtuluşu sayesinde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü sağlandı ve ülkenin bugünkü sınırlarının çizilmesinin temeli atıldı. Aynı zamanda başkent, Gence’den Bakü’ye taşındı. Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği adına mücadele eden Kafkas İslam Ordusu, çatışmalar sırasında bin 132 şehit verdi. Azerbaycan'ın Bakü, Şeki, Şamahı, Göyçay, Kürdemir, Neftçala, Hacıkabul ve Guba bölgelerinde ise Kafkas İslam Ordusu şehitlerinin kabirleri bulunuyor.

Azerbaycan’dan Rusya’ya Moskova’daki provokasyon için sert tepki! Haber

Azerbaycan’dan Rusya’ya Moskova’daki provokasyon için sert tepki!

Azerbaycan, Rusya’nın başkenti Moskova’da Azerbaycan’ın Moskova Büyükelçiliğine ait konukevinin önünde ülke aleyhine provokatif görseller yerleştirilmesini şiddetle kınadı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından 27 Ağustos’ta yapılan açıklamada, olayın öğle saatlerinde kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık, söz konusu eylemi kabul edilemez olarak nitelendirerek Rus makamlarından olayın kapsamlı şekilde soruşturulmasını ve sorumlular hakkında gerekli hukuki işlemlerin yapılmasını istedi. Açıklamada, provokasyonun Azerbaycan-Rusya ilişkilerini yapay biçimde germe amacı taşıyabileceği ifade edildi. Bakü ayrıca olayın, son dönemde bazı Rus medya kuruluşlarında Azerbaycan’a karşı yürütüldüğü belirtilen “çirkin ve taraflı kampanyanın” bir parçası olabileceği ihtimaline dikkat çekti. RUSYA’YA SORUŞTURMA ÇAĞRISI Azerbaycan tarafı, Rusya’nın ilgili kurumlarını olayın tüm yönleriyle araştırmaya ve provokatif eylemin sorumlularına hukuki değerlendirme yapmaya çağırdı. Bakü ayrıca benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını talep etti. Azerbaycan yönetimi, özellikle diplomatik temsilciliklerin güvenliğinin sağlanmasının Rusya’nın uluslararası yükümlülükleri kapsamında bulunduğunu vurguladı. VİYANA SÖZLEŞMESİ HATIRLATILDI Azerbaycan, Rusya’nın 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine dikkat çekti. Açıklamada, Rusya’dan Azerbaycan Büyükelçiliği ve çalışanlarının güvenliğini gerekli düzeyde sağlaması, diplomatik temsilciliğin normal faaliyetlerini engelleyebilecek provokatif eylemleri önlemesi ve temsilciliğin güvenli çalışma ortamını koruması beklendiği belirtildi. Bakü, Moskova’daki olayın yalnızca münferit bir güvenlik ihlali olarak değil, iki ülke arasındaki ilişkilerin hassas olduğu bir dönemde meydana gelen siyasi açıdan dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmesi gerektiği mesajını verdi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Rus makamlarının olayla ilgili gerekli adımları atmasını ve benzer provokasyonların önüne geçmesini beklediğini açıkladı.

Azerbaycan’dan Rusya’ya sert tepki: Büyükelçi, Dışişleri’ne çağrıldı Haber

Azerbaycan’dan Rusya’ya sert tepki: Büyükelçi, Dışişleri’ne çağrıldı

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın Azerbaycan Büyükelçisi Mihail Yevdokimov'u Bakanlığa çağırarak Rusya'nın medya ve bilgi alanında Azerbaycan, Azerbaycan halkı ve ülke yönetimi aleyhindeki açıklamalara ilişkin ciddi tepki gösterdi. 18 Ağustos'ta gerçekleşen görüşmede Azerbaycan tarafı, son dönemde Rus medya kuruluşları ve çeşitli yayın platformlarında Azerbaycan'a yönelik provokatif, hakaret içeren ve tehditkar açıklamaların artmasından duyduğu rahatsızlığı Rus Büyükelçi'ye iletti. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı özellikle 13 Ağustos'ta "Çastota ponimaniya" programı kapsamında yayımlanan bir yayında Azerbaycan, Azerbaycan halkı ve ülke yönetimi hakkında kullanılan ifadeleri gündeme getirdi. Bakanlık ayrıca 7 Ağustos'ta Sputnik radyosunda yayımlanan bir programda Azerbaycan yönetiminin "Rusya'nın teröristler ve aşırılıkçılar listesine" alınması yönündeki ifadeleri ve 9 Ağustos'ta YouTube'da, 16 Ağustos'ta ise Spas televizyon kanalında Azerbaycan yönetimine yönelik hakaret ve provokatif söylemlerin yer aldığı yayınları hatırlattı. "İÇ SİYASETE MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ" Azerbaycan tarafı, Rusya'nın medya ve bilgi alanında ülkenin iç siyasi süreçlerine müdahale ihtimalinin tartışılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Görüşmede ayrıca Azerbaycan halkına ve ülke yönetimine karşı fiziksel şiddet ve terör çağrılarının yapılmasının kabul edilemeyeceğinin altı çizildi. Bakü yönetimi, daha önce de benzer açıklamaların sona erdirilmesi yönünde Rusya'ya çeşitli seviyelerde çağrıda bulunduğunu belirtti. Ancak Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, yapılan uyarılara rağmen Rusya'daki benzer söylemlerin son dönemde daha sert bir biçimde devam etmesinin ciddi endişe yarattığını kaydetti. BAKÜ'DEN MOSKOVA'YA "ACİL VE ETKİLİ ÖNLEM" ÇAĞRISI Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, görüşmede Rusya'nın medya ve bilgi alanında Azerbaycan'a yönelik provokatif, tehditkar ve şiddet içerikli söylemlerin sona erdirilmesi için Moskova'nın acil ve etkili önlemler almasını beklediklerini yineledi.

İran'da Azerbaycan kimliği hedefte: Propaganda faaliyetleri arttı! Haber

İran'da Azerbaycan kimliği hedefte: Propaganda faaliyetleri arttı!

Azerbaycan, Güney Azerbaycan ve İran'da yaşayan Azerbaycanlılar arasındaki kültürel bağları zayıflatmak adına yıllar boyunca çeşitli adımlar atan İran’ın, bu amaç doğrultusunda Azerbaycan, Azerbaycan Türkçesi ve kültürüyle ilgili yürüttüğü ideolojik propagandayı ve sözde “kültürel” faaliyetlerini artırdığı gündeme getirildi. PROPAGANDANIN HEDEFİNDE BAŞTA SANATÇI VE ÖĞRENCİLER BULUNUYOR GünAz TV tarafından gündeme taşınan habere göre İran hükûmetine bağlı Devrim Muhafızları Ordusu ve İstihbarat Bakanlığı başta olmak üzere, bazı kurumların söz konusu propaganda faaliyetlerinde rol aldığı bildirildi. Söz konusu kurumların, Azerbaycan Türkü ve Güney Azerbaycanlı sanatçı, yazar, şair, müzisyen ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle birlikte Azerbaycan'da yaşayan İran vatandaşları ile İranlı öğrencileri de bu faaliyetlere dâhil etmeye yönelik girişimlerinin ise arttığı ifade edildi. İRAN HÜKÛMETİNİN YÜRÜTTÜĞÜ PROPAGANDA, TÜRK KÜLTÜRÜNÜ HEDEF ALIYOR İran hükûmetinin temel amacının sözde "İran Azerbaycanı dili" kavramını geliştirmek, Tebriz kentini "Azerbaycan kimliğinin simgesi" olarak öne çıkarmak ve "dünya Azerbaycanlılarının ortak referans merkezinin Tebriz olduğu" yönünde ideolojik propaganda yürütmek olduğu kaydedildi. Defalarca Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ziyaret ettiği, oradaki halk ve sanat çevrelerinin saygı duyduğu iddia edilen ve İran İstihbarat Bakanlığı ile bağlantılı bazı sanatçılar, kanaat önderleri, yazarlar, şairler ve aktivistlerin de bu sürece dâhil edilmesi konusunda özel bir faaliyet yürütüldüğü aktarıldı. “TEBRİZ’İN BAKÜ’NÜN GÖLGESİNDE KALDIĞI“ FİKRİNİN BENİMSENMESİ AMAÇLANIYOR İran istihbaratının temel hedeflerinden birinin "Tebriz'in Bakü'nün gölgesinde kaldığı" düşüncesini yaygınlaştırmak ve bunun değiştirilmesine yönelik sözde “öneriler” geliştirilmesini ve “somut adımlar” atılmasını sağlamak olduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın başkenti Bakü'deki İran Kültür Merkezinin kapatılmasının ardından İran'ın, Azerbaycan’da ideolojik propaganda yürütme yöntemini değiştirdiği ve oluşturduğu yeni ağ aracılığıyla faaliyetlerini daha dolaylı yollarla sürdürmeye başladığı belirtildi. Özellikle son aylarda sosyal medya platformlarında bu amaçla çok sayıda sayfa açılması ve en popüler mesajlaşma uygulamalarından biri olan “Telegram” üzerinden pek çok kanalın açılmasının da öz konusu plan dâhilinde olduğu kaydedildi. İRANLI YETKİLİLER, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ ÜZERİNE HATALI SÖYLEMLERDE BULUNUYOR Ayrıca İran’ın “Doğu Azerbaycan Eyaleti”ndeki bir kültür yetkilisi olan Hasan Güli’nin Azerbaycan Türkçesinde yayımlanan kitaplarla ilgili yaptığı bir açıklamada, İran'da Azerbaycan Türkçesinin edebî diliyle ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî dil kurallarına uygun olarak hazırlanan kitapların yayımlanmasına izin verilmeyeceğine dair yer verdiği ifadelere dikkat çekildi. Azerbaycan Türkçesine yönelik yanıltıcı iddialarda bulunan Güli, "Türkçenin çeşitli lehçeleri vardır. Komşu ülkelerde de bu dil farklı lehçelerle konuşulmakta ve farklı alfabelerle yazılmaktadır. Ancak gerçek Türk dili, İran'da konuşulan Tebriz Türkçesidir. Bütün kitaplarda bu kurala uyulmalıdır." şeklinde konuşmuştu.

Azerbaycan ve Türkmenistan liderleri Bakü’de görüştü Haber

Azerbaycan ve Türkmenistan liderleri Bakü’de görüştü

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov, Bakü’de 22 Haziran 2026 tarihinde genişletilmiş formatta bir araya geldiler. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkmen mevkidaşına ziyareti nedeniyle teşekkür ederek, temasların iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağını söyledi. Aliyev, “Bu ziyaret, ülkelerimiz arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin güçlenmesine hizmet edecektir.” ifadelerini kullandı. “İŞ BİRLİĞİ TÜM ALANLARI KAPSIYOR” Cumhurbaşkanı Aliyev, iki ülke arasındaki iş birliğinin neredeyse tüm alanları kapsadığını belirterek, Türkmenistan heyetinin Bakü’deki temaslarının verimli geçeceğine inandığını dile getirdi. İmzalanması planlanan anlaşmalara da değinen Aliyev, bu belgelerin iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini ve kapsamını ortaya koyduğunu vurguladı. FÜZULİ’DEKİ CAMİ VURGUSU Aliyev, Türkmenistan’ın Fuzuli şehrinde inşa ettiği camiye de değinerek, bunun iki ülke arasındaki kardeşliğin somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, “Türkmenistan’ın Fuzuli şehrinde bir cami hediye etmesi, halklarımız arasındaki samimi kardeşliğin bir başka göstergesidir.” ifadelerini kullandı. “ENERJİ VE ULAŞTIRMA STRATEJİK ALAN” İlham Aliyev, küresel gündemde enerji ve ulaştırma güvenliğinin önem kazandığını belirterek, Azerbaycan ve Türkmenistan’ın bu alanlarda hem ikili hem de bölgesel düzeyde kritik rol oynadığını şu şekilde ifade etti. “Ülkelerimiz, enerji ve ulaşım alanlarında sadece bölgede değil küresel ölçekte de önemli bir rol oynuyor ve bu rol gelecekte daha da artacaktır” BERDİMUHAMEDOV’DAN TEŞEKKÜR Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov ise sıcak karşılama ve davet için teşekkür ederek, iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin başarıyla geliştiğini söyledi. Berdimuhamedov, Azerbaycan ile Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi platformlarda yakın iş birlikleri yürüttüklerini belirterek, “Azerbaycan'a, Türkmenistan'ın tarafsız dış politika çizgisine verdiği destekten dolayı teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı. HAZAR VE ULAŞTIRMA PROJELERİ GÜNDEMDE Türkmen lider, Hazar Denizi ile ilgili iş birliğinin de önemine dikkat çekerek, çevre, güvenlik ve ekonomi alanlarında ortak çalışmaların artırılması gerektiğini söyledi. Berdimuhamedov ayrıca Türkmenistan-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye ulaşım koridorunun başarılı bir iş birliği örneği olduğunu vurguladı ve Hazar-Karadeniz hattının geliştirilmesini önerdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.