SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Balkanlar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Balkanlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balkanlar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çanakkale'de Türk tarihi adına önemli keşif: Türklerin Balkanlar'a açılan kapısı bulundu! Haber

Çanakkale'de Türk tarihi adına önemli keşif: Türklerin Balkanlar'a açılan kapısı bulundu!

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının Çanakkale’nin Eceabat ilçesinin Küçükanafarta köyünde bulunan Küçükanafarta Tarihî Türk Mezarlığı’nda bir araştırma başlatmasıyla, köyde 8 bin 731 mezar keşfedildi. Mezarlarda yapılan yaş analizleri ise arkeoloji alanında bir ilke imza attı. Mezarların, Türkistan defin geleneğine benzer bir şekilde oluştuğu tespit edildi. TÜRKLERİN BALKANLAR’A AÇILAN KAPISI BULUNDU 100 dönümlük bir alan üzerinde başlattığı çalışmalarda devlet arşivlerini de inceleyen Başkanlık, köye ait en eski tarihli belgenin 1475 yılında işaretlendiğinin görülmesi vesilesiyle köyde, 1475 yılından önce de yaşamın olduğu kanıtlandı. Türk tarihinin kapısı olan Ahlat gibi, Küçükanafarta’nın da Türklerin Balkanlar’a açılan ikinci kapısı olduğu bu şekilde tescillenmiş oldu. Ahlat'ın “Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı” olarak kabul edildiği gibi Küçükanafarta da ”Türklerin Balkanlara açılan kapısı” olarak kabul edilecek. TÜRKLERİN ANADOLU’YA AÇILAN KAPISI AHLAT’IN HİKÂYESİ NEDİR? Geçmişi Neolitik Çağlara dayanan, milattan önce 4 binli yıllarda Hurriler ile başlayıp Osmanlılar'a kadar çeşitli devletlerin idaresinde kalan Ahlat, Anadolu’nun kapısının Türklere açıldığı 1071 yılından sonra, doğudan batıya geçişi sağlayan bir üs konumuna geldi ve 12. yüzyılın başlarından itibaren de Selçukluların “Ahlatşahlar” adıyla anılan kolunun başkenti oldu. Abidevî mezar taşlarıyla Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nın bulunduğu Ahlat, tarihin her döneminde çeşitli uygarlıkların merkezi hâline geldi. Şehrin ismi, Bizanslılar Döneminde “Khlat”; Süryaniler Döneminde “Khelath”; Araplar Döneminde “Halat”, İranlılar ve Türkler Döneminde ise “Ahlat” olarak telaffuz edildi. RUMELİ’YE GEÇEN İLK TÜRKLERİN DEFNEDİLDİĞİ MEZARLIK KEŞFEDİLDİ Hürriyet gazetesinin 8 Ocak 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, şu ifadelere yer verdi: Başkanlık olarak yaklaşık 8 bin 500 mezar taşı tespit ettik. Türk tarihinin çok önemli bir sayfasını açıyoruz. Bilim insanları ve tarihçilerin ortak noktada buluştuğu üzere burası Rumeli’ye geçen ilk Türklerin defnedildiği mezarlıktır. Anadolu’daki Türk varlığı için Ahlat Selçuklu Mezarlığı neyse Rumeli’deki, Balkanlar’daki ve hatta Avrupa’daki Türk varlığı için Küçükanafarta Tarihi Mezarlığı aynı durumda. O yüzden Çanakkale Tarihî Alanı’nda bir tarih daha ortaya çıkıyor. Çanakkale Tarihî Alanı, Dünya’nın en büyük açık hava müzesi olma potansiyeline sahip. Biz de bunu başarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu coğrafyanın her bölgesinde tarih, her karış toprağında yaşanmışlık var. Biz bunu biliyoruz ve bunu korumak için çalışıyoruz. Çanakkale Tarihî Alanı, dünyanın en iyi korunmuş açık hava müzesidir. Bu tarihi, bu yaşanmışlıkları görmek için herkesi Çanakkale Tarihî Alanı’na bekliyoruz.

Eğitimden sağlığa Türk dokunuşu: TİKA Kuzey Makedonya’da 20 yılda bin 300 projeye imza attı Haber

Eğitimden sağlığa Türk dokunuşu: TİKA Kuzey Makedonya’da 20 yılda bin 300 projeye imza attı

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Balkanlar’daki en stratejik duraklarından biri olan Kuzey Makedonya’da faaliyetlerinin 20. yılını kutluyor. Başkent Üsküp’te gerçekleştirilen "21 Aralık Türkçe Eğitim Günü" ve TİKA Üsküp Program Koordinasyon Ofisinin yıl dönümü etkinliklerine katılan TİKA Başkanı Abdullah Eren, kurumun iki on yıla sığdırdığı projeleri değerlendirdi. Eren, 2005 yılından bu yana ülkede etnik köken ayrımı gözetmeksizin tüm toplulukları kapsayan, insan odaklı bin 300’den fazla projenin hayata geçirildiğini vurguladı. Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'te, "21 Aralık Türkçe Eğitim Günü" ve TİKA'nın Üsküp Program Koordinasyon Ofisinin 20'nci yıl dönümü dolayısıyla temaslarda bulunan Eren, AA muhabirine temaslarını ve TİKA'nın çalışmaları hakkında değerlendirmede bulundu. Eren, TİKA'nın, Kuzey Makedonya'da 2005'ten bugüne, insanı merkeze alan bin 300'den fazla projeyi hayata geçirdiğini belirterek bu projeleri, ülkedeki Makedon, Arnavut, Türk ve diğer tüm etnik grupları kapsayacak şekilde gerçekleştirdiklerini kaydetti. "TÜRK TOPLUMUNUN BU ÜLKENİN İSTİKRARINA VE REFAHINA SAĞLAMIŞ OLDUKLARI KATKI AZIMSANMAYACAK DERECEDE" Ülkede gerçekleştirilen faaliyet kapsamında 15 Osmanlı eserinin de restore edildiğinin altını çizen Eren, "Kuzey Makedonya'nın kendine has kültürel çeşitliliği bence çok kıymetli ve bu ülkede yaşayan tüm unsurların bu ülkeye sahip çıkmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Bu manada burada yaşayan Türk toplumunun Kuzey Makedonya kurulduğundan beri bu ülkenin istikrarına ve refahına sağlamış oldukları katkı azımsanmayacak derecede." şeklinde konuştu. Eren, Türkiye'nin Balkan ülkelerinde bir istikrar unsuru olduğunun altını çizerek Balkan ülkeleri Sırbistan, Arnavutluk, Bosna Hersek, Kuzey Makedonya ile kurulan ilişkilerde bu ülkelerin refahını önceleyen ve bölgesel istikrarı önceleyen bir yaklaşım sergilediğini vurguladı. TİKA Başkanı Eren şöyle devam etti: Kalkınma yardımı yaparken TİKA'nın en temel önceliği kalkınma yardımı yaptığı ülkenin temel ihtiyaçlarını göz önüne alıp onlara göre projeler geliştirmek. Dolayısıyla kalkınma projesi yürüttüğümüz ülkenin kendi kalkınma planları nedir, öncelikle bunlara bakıyoruz. TİKA'nın kalkınma yardımlarında öncelikle insanı merkeze alıyoruz. Talep odaklıyız, hızlı hareket ediyoruz ve sonuç odaklıyız. Temel motivasyon Kuzey Makedonya'nın Türkiye ile olan özel ilişkisi. Buradaki tüm projelerimizin yerel halk tarafından, siyasetçiler tarafından, muhataplarımız tarafından sahiplenildiğini görüyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Ortak tarih, kültürel geçmişimiz var. Osmanlı'nın bu topraklarda çok uzun yıllar bir nizam tesis ettiğini biliyoruz. TİKA, KUZEY MAKEDONYA'DA 150 BİN ÖĞRENCİNİN DOĞRUDAN HAYATINA DOKUNDU Eren, TİKA'nın bugüne kadar yaptığı bin 300'den fazla projeyi eğitim, sağlık, tarım ve hayvancılık alanlarında yoğunlaştırdıklarını, ülkenin eğitim ve sağlık altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Göçün Kuzey Makedonya için çok temel bir sorun olduğuna dikkat çeken Eren, "Gelir getirici projelerle özellikle tarım, hayvancılık ve örtü altı bitkiciliği, seracılık alanında yapılacak projelerle buradaki nüfusun burada kalıcı olmasını ve göçün engellenmesini sağlamak istiyoruz." diye konuştu. Eren, ülkede hayata geçirilen projelerin 422'sinin eğitim altyapısı alanında yapıldığını vurgulayarak 150 bin öğrencinin doğrudan hayatına dokunulduğunu kaydetti. Teknolojinin baş döndüren bir hızla değiştiği dönemde olduklarına işaret eden Eren, kamu diplomasisinde yapay zekadan faydalanma konusunda ciddi çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Eren, "Yapay zekada kesinlikle enformasyonu merkeze alan ve dezenformasyonu engelleyecek bir iletişim yaklaşımını yakalayabilmemiz lazım." diye konuştu. Yüksek teknolojili sosyal medya platformlarında tekelleşme olduğunu vurgulayan Eren, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın kurduğu NSosyal platformunu önemli bir girişim olarak değerlendirdi. EREN, CUMHURBAŞKANI SİLJANOVSKA-DAVKOVA İLE GÖRÜŞTÜ Eren, Türkiye-Kuzey Makedonya ilişkilerinin 2008'den bu yana stratejik seviyede olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ülkeye ayrı bir önem verdiğini söyledi. TİKA Başkanı Eren ayrıca, ülkedeki temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska-Davkova, Meclis Başkanı Afrim Gashi ve Kültür ve Turizm Bakanı Zoran Ljutkov ile bir araya geldiğini aktararak yerel kurumlarla çok iyi bir iş birliklerinin olduğunu kaydetti.

Dr. Mahmut Çevik’ten Balkanlar vurgusu: TİKA sağlıkla gönül köprüsü kuruyor Haber

Dr. Mahmut Çevik’ten Balkanlar vurgusu: TİKA sağlıkla gönül köprüsü kuruyor

Türkiye’nin kalkınma yardımlarındaki en güçlü kurumsal aktörlerinden biri olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), sağlık alanındaki çalışmalarıyla sahada kalıcı izler bırakıyor. Her bir proje, yerel ihtiyaçları önceleyen, uzun vadeli etkiyi hedefleyen ve insana doğrudan dokunan bir anlayışın ürünü olarak hayata geçiriliyor. "TİKA, MİLLÎ İDEALLERİMİZİN VE KÜLTÜRÜMÜZÜN DIŞ DÜNYAYA ANLATILMASINDA ÖNEMLİ BİR KAMU DİPLOMASİSİ GÜCÜDÜR" TİKA Başkan Yardımcısı Dr. Mahmut Çevik, Balkanlar’daki sağlık yatırımlarının taşıdığı tarihsel ve insani anlamı şu sözlerle ifade etti: Bu kadim medeniyetin topraklarında, tarihte olduğu gibi bugün de hayalleri gerçeğe dönüştürmeye; kardeşliği, dayanışmayı ve ortak bir gelecek idealini yeniden inşa etmeye çalışıyoruz. TİKA, millî ideallerimizin ve kültürümüzün dış dünyaya anlatılmasında önemli bir kamu diplomasisi gücüdür. Dr. Çevik, TİKA’nın sağlık projeleriyle soydaş ve akraba toplulukların modern fiziki altyapıya, çağdaş tıbbi cihazlara ve nitelikli teşhis ile tedavi imkânlarına kavuşmasını hedeflediklerini vurguluyor. “Bir nefes sıhhat” anlayışıyla yürütülen bu çalışmaların, kalkınma yardımları içinde insana en doğrudan dokunan ve etkisi en güçlü alanlardan biri olduğunun altını çiziyor. Balkanların yüzyıllardır farklı dil, din ve kültürlerin barış içinde bir arada yaşadığı bir huzur havzası olduğunu hatırlatan Dr. Çevik, bu huzurun devamı için insanı yaşatmanın esas olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla ekonomik kalkınma projelerinin yanı sıra sağlık yatırımlarına da özel ve stratejik önem verdiklerini ifade ediyor. Balkanlar’da 400 sağlık projesiyle kalıcı iz TİKA, Balkanlar ve Doğu Avrupa’da bugüne kadar yaklaşık 400 sağlık projesini hayata geçirdi. Aynı anda birçok ülkede yürütülen bu projeler; yoğun bakım ünitelerinden ileri tanı merkezlerine, anne ve çocuk sağlığından cerrahi donanıma kadar geniş bir etki alanı oluşturdu. Kuzey Makedonya’da sağlık ocakları inşa edilirken, Sırbistan’ın Novi Pazar kentinde ileri ihtisas hastaneleri destekleniyor. Arnavutluk’ta laparoskopik cerrahi imkânları sağlanıyor, Bosna Hersek’te ağız ve diş sağlığı hizmetleri güçlendiriliyor. TİKA, her projede yerel ihtiyacı merkeze alan, kalıcı ve yüksek standartlı bir yaklaşım sergiliyor. Öne çıkan projeler Romanya – Mecidiye Hastanesi Poliklinik Bölümü: Tadilat ve donanım desteğiyle çevre illerle birlikte yaklaşık 150 bin kişiye çağdaş sağlık hizmeti sunuluyor. Moldova – Aziz Sancar Tanı ve Tedavi Merkezi: Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan merkez, Gagavuzya Komrat’ta güney Moldova’nın tamamına hitap ediyor; yılda yaklaşık 40 bin hastaya hizmet veriyor. Bosna Hersek – Saraybosna Klinik Merkezi Hematoloji Bölümü: Savaşta ağır hasar gören bölüm, TİKA tarafından yenilenerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan’ın teşrifleriyle yeniden hizmete açıldı. Yüzlerce hasta modern koşullarda tedavi imkânına kavuştu. Kosova – KMÜK Yoğun Bakım Servisi: Yoğun bakım altyapısı ve tıbbi donanım tamamen yenilendi. Kuzey Makedonya – Üsküp Devlet Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi: Yılda ortalama 400 yenidoğan ve çocuğa hizmet veren ünite, bebek ölümlerinin azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Sırbistan – Novi Pazar Devlet Hastanesi Doğum Ünitesi: Yılda yaklaşık 2.500 doğumun gerçekleştiği merkezde anne ve bebek ölümleri büyük ölçüde azaltıldı; hastane bölgesel bir referans noktası haline geldi. Sağlık üzerinden kurulan güçlü diplomasi TİKA’nın Balkanlar’daki sağlık yatırımları, Türkiye’nin güven veren, kapsayıcı ve sahada karşılığı olan uluslararası duruşunun en somut göstergeleri arasında yer alıyor. İnşa edilen her hastane, kurulan her yoğun bakım ünitesi ve sağlanan her tıbbi cihaz; Türkiye’nin bu coğrafyada sağlıkla konuşan, insanla temas eden ve kalıcı bağlar kuran güçlü bir devlet olduğunu hatırlatıyor.

Türk tarihini bugüne taşıyorlar: The Mamluk Reenactment Team'dan QHA'ya özel röportaj Haber

Türk tarihini bugüne taşıyorlar: The Mamluk Reenactment Team'dan QHA'ya özel röportaj

Türk kültürünü ve tarihini yaşatmak amacıyla kurulan "The Mamluk Reenactment Team" (Memlûk Tarihi Canlandırma Ekibi), yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdikleri etkinliklerle geçmişi yeniden canlandırıyor. Ekip üyelerinden Ömer Nusret Kanbak, bu tutkunun nasıl başladığını ve ekibin çalışmalarını Kırım Haber Ajansına (QHA) paylaştı. Ekibin üyelerinden Ömer Nusret Kanbak, tarihi canlandırma serüveninin 2013 yılında geleneksel Türk okçuluğuyla başladığını belirtti. İstanbul doğumlu, Uşak’ta eczacılık yapan Kanbak, Türk kültürüne ve tarihine değer veren bir aile tarafından yetiştirildiğini vurgulayarak, "Dolayısıyla tarihi canlandırmaya olan ilgimin kaynağı bizatihi mensubu olduğum Türk milletinin tarihidir." dedi. 2013 yılında geleneksel Türk okçuluğuna yöneldiğini ve bu süreçte ataların giyim tarzını benimseyerek tam bir Türk okçusu olmaya gayret ettiğini söyleyen Kanbak, canlandırma serüveninin başlangıcını ise Avrupa ve Balkanlar'daki "yaşayan tarih" faaliyetlerini Türkiye'ye taşımak isteyen arkadaşlarının kurduğu Türk Tarihi Canlandırma Ekibi'ne dahil olmasıyla başladığını kaydetti. Memlûk Reenactment Team ise, ilk kurulan gruptan doğan fikir ayrılıkları sonucu ortaya çıktı. Kanbak, bu ayrılığı “tarihteki oğul verme” şeklinde tanımlayarak, Türkiye’de görece az ilgi gören Memlûk dönemi tarihini canlandırma fikrinin bu şekilde doğduğunu ifade etti. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda etkinliğe katılan topluluk, "sahneye çıkmak" tabiri yerine "meydana çıkmak" deyimini kullanmayı tercih ediyor. Ömer Nusret Kanbak bu hususta, "Zira yaptığımız iş genelde meydan muharebelerine iştirak etmek şeklinde oluyor. En çok dikkat ettiğimiz konu öncelikle neyi temsil ettiğimizin idrakine vararak, işimizi olabilecek en üst nitelikte icra etmeye gayret gösteriyoruz. Hangi dönemin canlandırılması yapılacaksa tüm giyim ve techizatımızın döneme ait olmasına çok dikkat ediyoruz." dedi. Ekip içerisindeki herkesin tarih ile içli dışlı olduğunu ancak ayrıca profesyonel tarihçilerden oluşan; ilgili devrin zırh ve silahları üzerine çalışanlar ile kıyafetleri üzerine ataştırma yapan ve üreten bir yapının da var olduğuna dikkat çeken Kanbak, "Bu itibarla devre ait her türlü metin, minyatür ve müze örnekleri üzerinde ayrıntılı bir inceleme neticesinde aslına en yakın kopyaları üreterek canlandırmalarımızda kullanıyoruz. Ekibimiz bünyesinde üretebildiklerimizi kendi içimizden üretemediklerimizi ise yurt içi ve yurt dışında işinin ehli insanlara ürettirerek kullanıyoruz." ifadelerini kullandı. Tarihi canlandırma ile günümüzde gençler arasında popüler olan cosplay arasındaki farkları da değerlendiren topluluk üyesi, şöyle konuştu: Reenactment tabiri uluslararası bir ifade olması hasebiyle kullandığımız tarihte var olmuş bir şeyi aynıyla yeniden vücuda getirmek anlamını ifade ediyor. Cosplay de benzer şekilde bir anlam ifade etmesine rağmen içerisinde hayal ürünü ve kısmen fantastik diyebileceğimiz öğeleri barındırıyor. Bizim bakış açımızdan farklılık bu şekildedir. Kanbak, QHA'nın "Canlandırmalar sırasında sizi en çok etkileyen bir an, bir sahne ya da bir izleyici tepkisi oldu mu? Hâlâ aklınızda yer eden bir hatırayı bizimle paylaşır mısınız?" sorusunu ise, "İlk katıldığım canlandırma etkinliğinde unutamadığım bir anımı paylaşmak isterim. Bulgaristan Şumnu ilinin yetkilileri bizi bir kurtuluş etkinlikleri için davet etmişlerdi. Her sene yaptıkları etkinliklerde Osmanlı birliklerini kendi içlerinde canlandırıyorlarmış. O sene bu sefer hakiki türklerden çağıralım demişler. Biz de 14 kişi katılmıştık. Hayatımda ilk defa böyle bir ortam görmüştüm. Karşımızda gerçekten zırhlı silahlı mızraklı haçlı birliği saf olmuş duruyordu. Senaryo gereği bizim kalemizi zaptedip hepimizi şehit etmeleri gerekiyordu. Biz 14 osmanlı neferi de gayet motive olmuş olacağız ki, biraz sert bir muharebe gerçekleşti. Nihayetinde senaryo gereği kaleyi verdik ama yenilmedik diyebilirim." şeklinde yanıtladı. Tarihi canlandırma işlerine meraklı olan gençlere tavsiyede bulunan Kanbak, "Öncelikle bu faaliyeti sadece tiyatral bir şey olarak görmeyip bir temsiliyet olduğunu bilmelerini isterim. Temsil ettiğimiz şey ise Türk milletine ait olan her şeydir. Bazen meydanda atılan bir nara, bazen mecliste söylenen bir türküdür. Her atılan adımın içini dolduran şey Türkün binlerce yıllık ruhudur. İlgili gençlere bu konuya önem vermelerini salık veririm." şeklinde konuştu. Son olarak Memlûk Tarihi Canlandırma Ekibi'ne katılmak isteyen gençlere seslenen Ömer Nusret Kanbak belirli aralıklarda sosyal medya hesaplarından yapılan çağrılara göz atabileceklerini ve formu doldurarak seçmelere katılabileceklerini belirtti.

Avrasya Yazarlar Birliğinden Balkanlarda Türkçeye vefa gecesi Haber

Avrasya Yazarlar Birliğinden Balkanlarda Türkçeye vefa gecesi

Avrasya Yazarlar Birliği (AYB), 18 Nisan 2025 tarihinde Balkanlar 68. Mürekkebi Kurumadan Toplantısı'nı gerçekleştirdi. Toplantıda “Balkanlar” ve “Bala Balkan” Online Yazarlık Atölyeleri'nin yazar adayları, çevrim içi ortamda buluştu. Katılımcılar, toplantıda kaleme aldıkları Türkçe hikâyeleri seslendirdi. Çevrim içi düzenlenen toplantıya  Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkan Yardımcısı Dr. Mahmut Çevik, AYB Başkanı Ufuk Tuzman, Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca, atölye hocaları Ataman Kalebozan, Osman Çeviksoy ve Nurhan Buhan ile Atölyeler Koordinatörü Burcu Ali katılım sağladı. Moderatör Ataman Kalebozan, toplantının açılışında AYB’nin Kurucu Başkanı Dr. Yakup Ömeroğlu’nu rahmetle andı. BALKANLARDAKİ TÜRK GENÇLERİ, TÜRKÇEYİ YAŞATIYOR Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Ufuk Tuzman, yapılan proje sayesinde Balkanlardaki Türk gençleriyle Türkçeyi yaşatma heyecanını paylaştıklarını vurguladı. Tuzman, “Bu çalışmayı Türklük şuuru ve Türkçemizle ilgili yapılmış çok büyük bir emek olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı. TİKA’ya baştan itibaren verdiği katkı için de teşekkürlerini iletti. "TÜRK KÜLTÜRÜNÜN BALKANLARDA YENİDEN YEŞERDİĞİNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ" TİKA Başkan Yardımcısı Dr. Mahmut Çevik; projenin Türk dili, kültürü ve tarihini kayıt altına alma hedefiyle örtüştüğünün altını çizdi. Çevik, konuşmasında  “Atölye çalışmaları sayesinde Türk kültürünün Balkanlarda yeniden yeşerdiğine şahitlik ediyoruz” ifadelerini kullandı. ATÖLYELER TÜRK DİLİ VE KÜLTÜRÜNÜN YAŞATILMASI İÇİN YAPILIYOR Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca ise atölye çalışmalarının tarihî bir misyon taşıdığına dikkat çekti. Konuşmasında “Üsküp, Prizren, Gümülcine ve Köstence gibi medeniyet merkezlerinde Türk dili ve kültürünün yaşatılması için bu atölyeyi yapıyoruz” ifadelerine yer verdi. TÜRKÇE HİKAYELERİNİ OKUDULAR Programda, atölye hocaları ve katılımcı yazar adayları, yazarlık yolculuklarını anlattı ve atölyede kaleme aldıkları hikayeleri okudu. Gençlerin Türkçe olarak yazdığı hikayeler, dinleyicilerin beğenisini topladı. TÜRKÇENİN YENİ NESİLLERE AKTARIMI 2019 yılından bu yana TİKA’nın desteği, Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) ve Balkan Yazarlar Birliği iş birliğiyle yürütülen Online Yazarlık Atölyeleri, Balkanlardaki Türk gençlerinin Türkçe ile bağlarını güçlendirmeyi ve Türk edebiyatını yaşatmayı hedefliyor. Proje sayesinde pek çok genç yazarlık yolunda ilk adımlarını atarken, ortak bir kültür bilincinin de temelleri atılıyor.

Bosna Hersek'teki Osmanlı yadigârı Gazi Hüsrev Bey Medresesi 1537'den beri ayakta Haber

Bosna Hersek'teki Osmanlı yadigârı Gazi Hüsrev Bey Medresesi 1537'den beri ayakta

Osmanlı hükümdârı II. Bayezid'in torunu Gazi Hüsrev Bey tarafından 8 Ocak 1537'de Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da kurulan Gazi Hüsrev Bey Medresesi, 488 yıldır eğitim vermeye devam ediyor. Dünyadaki en eski eğitim kurumlarından ve ülkenin en gözde liselerinden olan Medrese'de hem dini dersler hem de bilimsel eğitim veriliyor. 1537'DEN BERİ HİZMET VEREN GAZİ HÜSREV BEY MEDRESESİ Medrese, tanıklık ettiği savaşlar ve zorluklara rağmen ülkenin en prestijli eğitim kurumu olarak öne çıkıyor. Ayrıca medresenin bünyesinde Gazi Hüsrev Bey Külliyesi de bulunuyor. Bu iki yapı, ülkeye gelen turistlerin de ziyaret noktalarından birini teşkil ediyor. Yugoslavya döneminde de faaliyetlerine devam eden medrese, 1992-1995'teki savaşta kuşatma altında tutulan başkentte faaliyetlerine devam etti. Bu durum medreseyi Bosna Savaşı'nın sembollerinden biri haline getirdi.  MEDRESE BÖLGEDEKİ MÜSLÜMANLAR İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Anadolu Ajansına (AA) konuşan Gazi Hüsrev Bey Medresesi Direktörü Cevad Pleh, medresenin Boşnaklar ve bölgede yaşayan Müslümanlar için çok önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Pleh, medresenin faaliyetleri hakkında ise "Medrese, 488 yıldır öğrencilerine İslam dini ve terbiyesi hakkında temel bilgiler vermekte aynı zamanda onların üniversitelerdeki başarılı eğitimlerine ve toplumsal hayata katılımlarına yardımcı olacak diğer gerekli bilgileri de sunmaktadır. Öğrencilerimize tıp ve mühendislikten sosyal bilimlere ve dini hayata kadar her alanda eğitimlerine devam etmeleri için gerekli olan diğer doğal ve sosyal bilimler alanlarında da kaliteli bir eğitim sunmaktayız. Medresemizin öğrencileri burada kaliteli bir terbiye ve tüm dini alışkanlıkları edinmektedir." bilgisini verdi.  Ayrıca Pleh, yatılı bir sistemle eğitim verdiklerini ve güncel olarak kız ve erkek 450 öğrenci olduğunu kaydetti. Medreseye yalnızca ilkokulların en başarılı öğrencilerinin kabul edildiğinin de altını çizdi.  BOŞNAK AİLELERİNİN ÖNCELİKLİ TERCİHİ: GAZİ HÜSREV BEY MEDRESESİ Gazi Hüsrev Bey Medresesi; İngilizce, Arapça ve Türkçe eğitim verdiği için Boşnak ailelerin öncelikli tercihleri arasında bulunuyor. Halk arasında "Kurşumliya (Kurşunluca)" olarak da bilinen medrese, ülkenin önde gelen birçok önemli din ve devlet adamının yetiştiği yer olma önemine sahip. Medresenin kapısında yer alan kitabedeki "Bu bina bilimi ve Allah sevgisini dualarla arayanlar için yapıldı. Dinin savunucusu Gazi Hüsrev, iyi niyetin kaynağı ve adaletin gururudur." yazısı ise Osmanlı Devleti'nin bölgedeki izinin bir kanıtı niteliği taşıyor. 

Bulgaristan'da Türk Kültür Günlerine yoğun ilgi: Türk Kırmızısı tanıtıldı Haber

Bulgaristan'da Türk Kültür Günlerine yoğun ilgi: Türk Kırmızısı tanıtıldı

Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da 1-5 Aralık 2024 tarihleri arasında Türk Kültür Günleri gerçekleşti. Program; Türkiye'nin Sofya Büyükelçiliği himayesinde Sofya Telekomünikasyon ve Posta Üniversitesi işbirliğiyle düzenlendi.  Türk Kültür Günleri programına Bulgaristan'da görev yapan birçok ülkenin büyükelçisi, Bulgar Parlamentosu milletvekilleri ile Türkiye'nin sanat ve kültürüne ilgi duyan vatandaşlar katıldı. TÜRK KÜLTÜR GÜNLERİNE BÜYÜK İLGİ  Türkiye'nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, gerçekleşen programa ve Türk kültürüne Bulgaristan'daki soydaşlardan ve Türkiye dostu vatandaşlardan yoğun ilgi olduğunu belirtti. Büyükelçi Uyanık, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı açıklamada, "1 Aralık'ta başladığımız Türk Kültür Günleri haftasına çocuk filmi gösterimiyle giriş yaptıktan sonra, bugün moda defilesi ve sanat atölyeleri ile devam ediyoruz. Kırklareli Olgunlaşma Enstitüsü, burada ebru ve seramik atölyeleri düzenlerken, geleneksel Türk tekstil ürünlerini de sergiliyor. Bulgar dostlarımız, soydaşlarımız ve vatandaşlarımızdan yoğun ilgi var" ifadelerini kullandı. TÜRK KIRMIZISI TANITILIYOR Program kapsamında Kırklareli Olgunlaşma Enstitüsü tarafından ebru ve seramik sanatları atölyeleri ile "Türk Kırmızısı" konulu defile gerçekleştirildi. Kırklareli Milli Eğitim Müdürü Hilal Liliyar Özefsun da programla ilgili olarak "Bugün burada, kardeş ülkemiz Bulgaristan'da ortak kültürümüzü tanıtmak için bir aradayız. Öncelikle rengimiz 'Türk Kırmızısı'nı, geleneksel Türk el sanatlarını tanıtmaktan onur duyuyoruz." açıklamasını yaptı. Özefsun, "Türk Kırmızısı" patentinin 2017 yılında alındığını belirterek hedeflerinin bu rengi tüm dünyaya tanıtmak olduğunu vurguladı.  Atölye çalışmalarının ardından Türk kültürünün özünü teşkil eden zeybek gösterisi gerçekleştirildi.

Balkanlardaki türbeler, Türk medeniyetinin mührünü oluşturuyor Haber

Balkanlardaki türbeler, Türk medeniyetinin mührünü oluşturuyor

Edirne Valiliği, Trakya Üniversitesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Balkan Şehirleri İşbirliği Edirne Platformu iş birliğiyle Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezinde "Uluslararası Balkanlar’da Alevilik ve Bektaşilik Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda “Balkanlarda Sarı Saltuk Algısı”  başlıklı sunumunu yapan İnönü Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Dönmez, Balkanlarda bulunan türbelerinin bölgedeki Türk kültürünün mührü olduğunu vurguladı. "BALKANLAR’DAKİ TÜRBELER VE ŞAHISLAR TÜRK KÜLTÜR VE MEDENİYETİNİN MÜHRÜ" Konuşmasında Türk tarihi ve kültürü açısından şahısların çok önemli olduğunu ve etkili kişilerin kültürün mihenk taşını oluşturduğunu vurgulayan Dönmez, Balkanlar’daki Türk kültürünün taşıyıcıları olan dervişlerin türbelerine sahip çıkılması gerektiğini dile getirdi. Dönmez, “Balkanlar’daki türbeler ve şahıslar orada adeta Türk kültür ve medeniyetinin mührü. Yabancılar o mührü kazıyıp atmak istiyorlar. Türkiye’nin siyasi sınırı Edirne’den başlayıp Kars’ta bitiyor ama inanç ve kültür sınırımız böyle değil. Balkanlar’a gidip araştırdığınız zaman Osmanlı’nın, Türk kültürünün, medeniyetinin ve İslam inancının ne kadar büyük ve yaygın bir düşünce sistemi olduğunu görüyorsunuz.” ifadelerini kullandı. TÜRK VARLIĞI HIRİSTİYANLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR Sarı Saltuk üzerine Balkanlarda bir saha araştırması yaptığını belirten Dönmez, Balkanlardaki Türk varlığının Hıristiyanlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekti. Dönmez "Romanya'da Sarı Saltuk'un türbesinin bulunduğu Babadağ'da saha araştırması yaptığım esnada Kanada'da iki otobüs papaz gelmişti ziyaret için. İlk başta çok cazip geliyor. Sarı Saltuk'un evrensel bir boyutu var, herkes Sarı Saltuk'u merak edip öğrenmek istiyor sanıyorsunuz. Ancak işin arka planı çok farklı. Balkanlar'ı Türkleştiren, İslam'ı Balkanlar'a yayan bu önemli şahısları Hristiyanlaştırmaya çalışıyorlar. Yine Bulgaristan'ın Varna şehrinde Akyazılı Sultan Baba Türbesi var. Kendisi çok önemli bir şahıs, Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde kendisini anlatıyor.  Türbenin içinde hep Hz. İsa'yı, Hz. Meryem'i ve Hristiyanlığı simgeleyen işaretler var. Kapısında duran ve türbedarlık yapan Hristiyan bir kadın içeriye girdiğinizde 'Bu kişi Hristiyan bir aziz'. diyor." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.