SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Basat Öztürk

QHA - Kırım Haber Ajansı - Basat Öztürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basat Öztürk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin NATO Temsilcisi Basat Öztürk: Karadeniz’de kısmi bir ateşkes için iki tarafla da çalışıyoruz Haber

Türkiye’nin NATO Temsilcisi Basat Öztürk: Karadeniz’de kısmi bir ateşkes için iki tarafla da çalışıyoruz

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) iş birliğiyle Brüksel'de tertip edilen Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamında, "NATO ve Avrupa: Ankara Zirvesinin Ardından Güvenlik Mimarisi" başlıklı bir oturum düzenlendi. NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Şekerinska (Shekerinska) ile birlikte oturumda konuşan Türkiye'nin NATO Nezdinde Daimî Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk ise Türkiye’nin Karadeniz’deki ateşkes girişimleri, 7 ve 8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nin kazanımları ve Türkiye’nin İttifak’a sunduğu katkılar üzerine değerlendirmelerde bulundu. ANKARA ZİRVESİ, MÜTTEFİKLER ARASINDAKİ BİRLİĞİ GÜÇLENDİRDİ Öztürk, Türkiye’nin 1952 yılından beri NATO üyesi olduğunu hatırlatarak İttifak’ın Soğuk Savaş’ta elde ettiği başarının temelinde bulunan birliğin Ankara Zirvesi ile birlikte güçlendiğini dile getirdi. Anadolu Ajansının (AA) 13 Ekim 2026 tarihli haberine göre, Ankara Zirvesi öncesinde düzenlenen savunma sanayi forumunda da bir günde yaklaşık 50 milyar dolarlık sözleşmeye imza atıldığını hatırlatan Öztürk, savunmaya ayrılan kaynakların somut kabiliyetlere dönüştürülmesi gerektiğine işaret etti. ÖZTÜRK, TÜRKİYE’NİN NATO AÇISINDAN SARSILMAZ ÖNEMİNİ VURGULADI Bununla beraber söz konusu kolektif kabiliyet paketlerinin ancak her bir müttefik tarafından uygulanması hâlinde İttifak’ın başarılı olabileceğini belirten Öztürk, şu ifadelere yer verdi: Bu kapsamda Türkiye'nin, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu örnek olarak gösterebilirim. Ancak bu, aynı zamanda kabiliyetlerle donatılmış bir ordudur. Harekat ve misyonlara katkı bakımından dördüncü, ortak bütçelere katkı bakımından yedinci, kendisine tahsis edilen kabiliyet hedefleri bakımından altıncı sıradayız. Türkiye, tüm bu alanlarda önemli kabiliyet ve deneyime sahiptir. TÜRKİYE’YE YÖNELİK TEHDİTLER, SADECE KARADENİZ’DEN KAYNAKLANMIYOR Bazı müttefiklerin, Soğuk Savaş sonrasında oluşan barış ortamının sağladığı rahatlığı yaşamadığını fakat Türkiye’nin bundan faydalanamadığına dikkat çeken Öztürk, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditlerin, ülkenin hazırlık düzeyini ve etkinliğini artırdığını dile getirdi. Büyükelçi, Türkiye'ye yönelik tehditlerin yalnızca Karadeniz'den kaynaklanmadığına dikkat çekerek Basra Körfezi, Babülmendep Boğazı ve Orta Doğu'daki gelişmelerin de enerji arzı ve bölgesel güvenliği yakından ilgilendirdiğini belirtti. “TÜRKİYE, İTTİFAK İÇERİSİNDEKİ YÜK PAYLAŞIMININ DENGELENMESİNE NATO BÜNYESİNDE KATKI SAĞLAMALI” Türkiye'nin İttifak içindeki yük paylaşımının yeniden dengelenmesine NATO çatısı altında katkı sunması gerektiğini ifade eden Öztürk, Ankara Zirvesi'nde de mükerrer yapılara yol açacak, İttifak’ın bütünlüğünü zayıflatacak veya bağlarını koparacak girişimlerden kaçınılması konusunda mutabık kalındığını hatırlattı. Öte yandan Öztürk, Türkiye'nin kendi kapasitesi ve imkânlarıyla Suriye’deki istikrara katkı sağladığını ve bazı müttefiklerle de bu alandaki iş birliğinin güçlendiğini belirtti. KARADENİZ’DE SİVİL GEMİLERİN VURULMASI, KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİ AÇISINDAN TEHDİT OLUŞTURUYOR Karadeniz'de sivil gemilerin hedef alındığına dikkat çeken Öztürk, bu durumun enerji, gıda ve gübre arzında birçok krize neden olabileceği konusunda uyarısında bulundu. Öte yandan Büyükelçi, Türkiye’nin Karadeniz'de Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak bölgeyi mümkün olduğunca istikrarlı tuttuğunu kaydetti. Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminin başladığı 24 Şubat 2022 tarihinden 3 gün sonra Türkiye’nin Boğazlar’ıkapattığını hatırlatan Öztürk, Rusya’nın topyekûn işgal saldırılarını sözde “özel askerî operasyon” olarak tanımlasa da Türkiye’nin, bu durumu “savaş hâli” olarak tanımladığına dikkat çekerek “Bu da Karadeniz'in gerçek bir savaş alanına dönüşmesini önledi.” dedi. “KARADENİZ TAHIL ANLAŞMASI, DÜNYADA BİR GIDA KRİZİNİ ÖNLEDİ” Ayrıca Öztürk, şu ifadelere yer verdi: Gemiler her iki tarafça da hedef alınıyor ve bu yanlış. Sivil mallar taşıyan ticari gemilerin hedef alınmamasını sağlamak amacıyla geçici, kısmi bir ateşkese ulaşmak için her iki tarafla çalışıyoruz. Türkiye'nin aracılık ettiği Karadeniz Tahıl Anlaşması'nı hatırlayın. İyi işledi ve dünyada bir gıda krizini önledi. Bunu yeniden yapabiliriz. Son olarak Öztürk, Karadeniz'e ilişkin tanımlanmış deniz ve hava resminin yüzde 70'inin Türkiye tarafından müttefiklere sağlandığını belirterek ülkenin, en uzun kıyı şeridine ve en büyük deniz kuvvetleri kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekerek Karadeniz’deki durumu yakından izlediğini ve Karadeniz’deki müttefikleri Romanya ve Bulgaristan ile birlikte çalıştığını kaydetti.

Türkiye'nin NATO Daimî Temsilcisi Öztürk: Türkiye'nin NATO içinde çok ayrı ve özel bir yeri var Haber

Türkiye'nin NATO Daimî Temsilcisi Öztürk: Türkiye'nin NATO içinde çok ayrı ve özel bir yeri var

Türkiye'nin NATO Daimî Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde Brüksel'deki Karargah'ta Anadolu Ajansına (AA) demeç verdi. Büyükelçi Öztürk, Türkiye'nin İttifak içerisindeki yeri, zirveden beklentileri ve İttifak içerisindeki savunma sanayi tedariki ve iş birliği üzerine değerlendirmelerde bulundu. BİRLİK, DAYANIŞMA VE UYUMUN BİR KEZ DAHA ORTAYA KONULMASI EN BÜYÜK BEKLENTİ Zirveden temel beklentiye ilişkin konuşan Büyükelçi Öztürk, "Türkiye'nin de tüm müttefiklerin de kolektif olarak hedefi ve beklentisi, müttefikler arasındaki birlik, dayanışma ve uyumun net bir şekilde bir kez daha ortaya konulması. Bu bir numaralı beklenti." ifadelerini kullandı. Büyükelçi Öztürk, bununla birlkte Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılacak olmasının önemine değinerek “Bu durum, Cumhurbaşkanımızın ağırlığını ve ülkemizin ev sahipliğini çok iyi yapacağını herkese gösteriyor." dedi. “BIR ORTAK ÜLKE OLMAK İLE BİR NATO MÜTTEFİKİ OLMAK ARASINDA FARK VAR” NATO'nun genel karar alma mekanizmalarına da dikkat çeken Büyükelçi Öztürk, İttifak'ın kolektif savunmaya dayanan 5. Maddesi'nin önemini vurgulayarak "NATO müttefiki olmak ile olmamak arasında çok ciddi bir fark var. Şüphesiz ki NATO’nun ortakları da bize yakın olabilirler ama tabii ki bir ortak ülke olmak ile bir NATO müttefiki olmak arasında fark var. Aynı şekilde diğer başka hiçbir uluslararası örgütle, bölgesel örgütle karşılaştırılamayacak bir boyutu da var bunun çünkü NATO, entegre askerî komuta kontrol yapısıyla, kuvvet yapılarıyla, 75 yıldan fazla bir sürede oturmuş bütün bu mekanizmalarıyla çok emsalsiz bir nitelik taşıyor." şeklinde konuştu. NATO'nun Kuzey Atlantik Konseyi olarak bilinen en üst karar alma organının daimî bir istişare mekanizması imkânı sunduğunu dile getiren Büyükelçi Öztürk, tüm kararların müttefikler arasında açık ve samimi istişareler sonucunda alındığını ve bu kararların, her biri demokrasilerden oluşan müttefiklerin hür iradesi ve rızasıyla birlikte alınan ortak kararlar olduğuna dikkat çekti. “TÜRKİYE, 75 YILA YAKIN SÜREDEN BERİ ÇOK DENEYİMLİ BİR MÜTTEFİK” Bununla birlikte "Burada Türkiye'nin çok önemli ağırlığa sahip olduğunu da biliyoruz. Türkiye, 75 yıla yakın süreden beri çok deneyimli bir müttefik. Ayrıca da gayet muktedir imkan ve kabiliyetleriyle de temayüz eden bir müttefik. Bu nedenle Türkiye'nin NATO içinde çok ayrı ve özel bir yeri var." değerlendirmesini yapan Büyükelçi Öztürk, söylenebilecek sözlerin ağırlığının müttefiklerin kapasitelerine, kudretine, imkanlarına, yeteneklerine ve deneyimlerine bağlı olduğuna vurgu yaptı. Öte yandan Büyükelçi Öztürk, Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki imkân ve yeteneklerini NATO tatbikatlarında da sergilediğini hatırlatarak bu noktada "En son Steadfast Dart 2026 tatbikatında, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi'nde Türk Deniz Görev Grubu, firkateynlerimiz, lojistik destek gemilerimiz, TCG Anadolu ve gemide konuşlu Bayraktar TB3 silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve ZAHA (Zırhlı Amfibi Hücum Aracı) ile Türkiye gerçekten etkileyici bir katılım sergiledi." ifadelerini kullandı. Büyükelçi Öztürk, Türkiye'nin üretim kapasitesi, yaklaşık 4 bin savunma sanayisi şirketine sahip olması, savunma sanayisi ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına yükselmesi ve sektörde 100 bini aşkın, genç ve nitelikli mühendis ile teknik personelin görev yapmasına da dikkat çekerek tüm bunların NATO müttefikleri tarafından dikkatle takip edildiğini ve takdirle karşılandığını dile getirdi. GÜVENLİK ORTAMI DEĞİŞTİĞİNDE “NATO 3.0”, BİR ZARURET OLARAK ORTAYA ÇIKTI "NATO 1.0" şeklinde adlandırılan dönemin Soğuk Savaş dönemine tekabül ettiğini ve kolektif savunmaya dayanan 5. Maddenin net bir şekilde ortaya konulup icra edildiğini kaydeden Büyükelçi Öztürk, NATO’nun Soğuk Savaş Dönemi'ni başarıyla atlattığını ve bir karış dahi toprak verilmediğini hatırlattı. "Soğuk Savaş sonrasında ise nispeten barış ve rahatlamanın olduğu bir dönem başladı. Bu dönemde de bildiğiniz gibi NATO, alan dışı operasyonlara ve misyonlara ağırlık verdi. Bu dönemdeki genel temayül de buydu zaten. Bir kısım müttefiklerimiz özellikle Avrupa'da 1.0 döneminden kalan ağır silah teçhizatını bir kenara bıraktılar, keza zorunlu askerlik hizmetini kaldırdılar odularını küçülttüler." değerlendirmesini yapan Büyükelçi Öztürk, böylelikle bu müttefiklerin daha çok sosyal refaha ve başka alanlara kaynak aktarabildiklerini kaydetti. Buna karşın güvenlik ortamı değiştiğinde ve tekrar kolektif savunma ön plana çıktığında “NATO 3.0” formatının bir zaruret olarak ortaya çıktığını ifade eden Büyükelçi Öztürk, bazı müttefiklerin bu noktada zorlandığını dile getirdi. Bununla birlikte Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya ve şartlardan dolayı Soğuk Savaş sonrası dönemde “barış hissesi” olarak tanımlanan durumdan istifade edemediğini belirten Öztürk, Türkiye'nin sürekli teyakkuz ve gelişme mecburiyeti hâlinde kaldığına da dikkat çekti. NATO SAVUNMA SANAYİ FORUMU’NDA SAVUNMA TEDARİKİ VE İŞ BİRLİĞİ MASAYA YATIRILACAK Öte yandan ABD'nin çok eskiden beri külfet paylaşımını gündeme getirdiğini dile getiren ve "NATO 3.0" vizyonuyla ABD'nin Avrupa'ya eskiden yaptığı bazı katkıların azaltılması ve Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenerek külfet aktarımının sağlanmasının hedeflendiğini kaydeden Büyükelçi Öztürk, Avrupa Birliği’nin (AB) kendi mukayeseli avantajlarının olduğu alanlarda ise NATO müttefiki olan üyelerini destekleyebileceğine işaret etti. Destek tamamlayıcı olduğu ölçüde AB'nin bu çabalarına Türkiye’nin olumlu baktığını fakat bunların arzu eden tüm müttefiklere açık olmasının gerektiğini belirten Büyükelçi Öztürk, ayrıca “Burada bir sıkıntı var. Maalesef birkaç tane AB üyesinin ısrarlı ve biraz da mantık dışı tutumları nedeniyle bu açılımlar sağlanamadı. Hâlâ ortada kaldırılması gereken engeller ve birtakım kısıtlamalar var. Bunların bir kısmı kaldırıldı ama kalan kısıtlamaların, engellerin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Eğer savunma sanayisi alanında ortak bir başarı sağlanacaksa bu gerekli." dedi. Bu amaç doğrultusunda transatlantik savunma sanayisi temelinde bütün müttefikler arasında savunma tedariki, savunma iş birliği ve projelerin birlikte yapılması gerektiğini vurgulayan Büyükelçi Öztürk, son olarak Ankara Zirvesi kapsamında tertip edilecek NATO Savunma Sanayi Forumu'nun bu açıdan taşıdığı önemin altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.