3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü
Etik gazeteciliği ön plana çıkarmak ve dünyada basının sansür edildiği ülkelere mesaj göndermek için her yıl 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanıyor. Dünya Basın Özgürlüğü Günü, 1993 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun aldığı bir kararla kabul edildi. Basın özgürlüğünün ve bu özgürlüğe saygının önemine dikkat çekmek için kutlanan bu önemli gün, aynı zamanda basın mensuplarının karşılaştığı zorlukları ve tehlikeleri de gündeme getirmek için bir fırsat olarak biliniyor.
ÖZGÜR, BAĞIMSIZ VE ÇOĞULCU BİR BASIN
Dünya Basın Özgürlüğü Günü, BM Genel Kurulunda, BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Konferansının tavsiyesi üzerine Aralık 1993’te ilan edildi. Bu gün için 3 Mayıs tarihinin seçilmesinin sebebi ise günümüzde kısaca Windhoek Deklarasyonu olarak bilinen Özgür, Bağımsız ve Çoğulcu Bir Basının Geliştirilmesi için Windhoek Deklarasyonu’nun yayınlanmasının yıl dönümü olmasıydı.
Ayrıca 29 Nisan-3 Mayıs 1991 tarihleri arasında Namibya'nın başkenti Windhoek'te bir konferans düzenlenmiş, bu konferansın sonunda yayınlanan deklarasyonla Afrikalı gazeteciler basın özgürlüğünün bir beyanını kamuoyuna sunmuştu. Bundan iki yıl sonra Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamak için de bu deklarasyonun yayınlandığı 3 Mayıs günü seçildi. 3 Mayıs, o günden bu yana aynı zamanda baskı ve saldırılarla karşı karşıya kalan basın ve çalışanlarına destek vermek ve mesleklerini yaparken saldırıya maruz kalan, hayatını kaybeden gazetecileri anmak için bir vesile oldu.
KIRIM'DAN MELİTOPOL'E MEDYA KARARTMASI: UKRAYNA, RUSYA'NIN GAZETECİ AVINI BM'YE TAŞIDI
Ukrayna BM Daimî Temsilciliği Birinci Sekreteri Dmitro Tımoşenko, Birleşmiş Milletler (BM) Enformasyon Komitesinde yaptığı konuşmada Rusya’nınUkrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın sistematik dezenformasyon, sansür ve gazetecilere yönelik fiziksel şiddetle el ele gittiğini belirtti. Moskova yönetiminin bağımsız habercilik ile devlet propagandası arasındaki çizgiyi kasıtlı olarak sildiğini ifade eden Timoşenko, gerçek gazetecilerin "terörist", "aşırılıkçı" veya "sabotajcı" suçlamalarıyla hapse atıldığını, buna karşın Kremlin propagandacılarının "gazeteci" maskesiyle korunduğunu açıkladı.
ONLARCA GAZETECİ ESİR TUTULUYOR
Ukrayna tarafı, özellikle Melitopol, Kırım ve Herson bölgelerinden kaçırılan gazetecilerin isimlerini tek tek dünya kamuoyuyla paylaştı. Melitopol’den Yana Suvorova, Georgiy Levçenko ve Anastasiya Gluhovska gibi isimlerin yanı sıra işgal altındaki Kırım’da hukuka aykırı şekilde tutulan İrına Daniloviç ve Vilen Temeryanov’un durumuna dikkat çekildi. 2024 yılı içinde de Rüstem Osmanov ve Aziz Azizov gibi Kırım Tatar gazetecilerin gözaltına alınmasının, bölgedeki medya karartmasının bir parçası olduğu vurgulandı.
Dmitro Tımoşenko, “En az 26 Ukraynalı gazeteci ve asker olan bir medya çalışanı Rus esaretinde alıkonuluyor.” dedi. Ayrıca geniş çaplı işgal saldırısının başından bu yana 147 medya çalışanının hayatını kaybettiğini hatırlattı.
YASA DIŞI ALIKONULAN GAZETECİLER SERBEST BIRAKILMALI
Tımoşenko, BM üyesi devletlere seslenerek yasa dışı yollarla alıkonulan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması için Rusya’ya baskı yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca medya çalışanlarına yönelik bu sistematik zulmün, Rusya’nınişgal altındaki bölgelerde işlediği savaş suçlarını gizleme ve tam kontrol sağlama politikasının bir ürünü olduğunu vurguladı.