SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Batı Trakya

QHA - Kırım Haber Ajansı - Batı Trakya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı Trakya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Batı Trakya'da Hıdırellez coşkusu Haber

Batı Trakya'da Hıdırellez coşkusu

Batı Trakya Türk azınlığının kültürel mirasını yaşatan en köklü kuruluşlardan biri olan İskeçe Türk Birliği (İTB) ile Mustafçova Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği 24. Hıdırellez Bahar Şenliği, 6 Mayıs 2026 Pazartesi günü Ilıca köyünde düzenlendi. TRT Avaz haber sayfasında yer alan habere göre şenlikte Hıdırellez'in vazgeçilmez ritüelleri tek tek sahnelendi. HIDIRELLİZİN ÇOŞKUSU ILICA'DA KARŞILANDI Anadolu ve Türkistan coğrafyasında binlerce yıldır kutlanan, bolluk ve bereketin simgesi olan Hıdırellez, Ilıca halkı tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Şenlik alanında kurulan sahnede İskeçe Türk Birliğinin genç müzik grubu bahar şarkılarıyla katılımcılara keyif dolu anlar yaşatırken folklor ekibinin geleneksel oyunları şenlik alanında renkli görüntüler oluşturdu. Etkinlikte, Hıdırellez’in vazgeçilmez ritüellerinden olan mani çekme, ateş üstünden atlama gerçekleştirildi. Şenlikte bulunan katılımcılara bölgeye özgü gölle ikramı yapıldı. “DOĞA NASIL CANLANIYORSA TÜRKLÜĞÜN DE ÖYLE DİRİ KALMASI LAZIM” İskeçe Türk Birliği Başkanı Kerem Abdürrahimoğlu, etkinliğin önemini şu sözlerle dile getirdi: Hıdırellez; Orta Asya’da kök salan, Anadolu’da filizlenen ve Balkanlar’da dalları bugün hâlâ canlı kalan dev bir ağaçtır. Ilıca bugün Batı Trakya’nın yeşilinin, maneviyatının ve Türklüğünün en koyu yaşandığı yerdir. Doğa nasıl canlanıyorsa, azınlığımızın da öyle diri kalması bizim için esastır. Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi ( DEB) Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu ise bu adetlerin Türk kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyerek "Mücadelemiz bir, baharımız kutlu olsun" dedi. BATI TRAKYA TÜRKLERİ İLE BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI GÜÇLENDİRİLDİ Mustafçova Belediye Başkanı Ahmet Kurt, yerel yönetim olarak gelenekleri yaşatmak için her daim destek vereceklerini belirtirken Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa da protokolde yer alarak Batı Trakya Türklerinin birlik ve beraberlik mesajını güçlendirdiler. Türk dünyasının ortak mirası olan Hıdırellez şenliklerini yalnızca Ilıca halkı değil Batı Trakya bölgesinden gelen Türkler de ilgiye karşıladı. Etkinlik hatıra fotoğraf çekimi ile sona erdi.

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa’dan QHA’ya açıklamalar Haber

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa’dan QHA’ya açıklamalar

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa, son dönemde Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanlarının Batı Trakya temasıyla karşılıklı açıklamalarda bulunmasıyla birlikte bölgedeki son gelişmeler ve Batı Trakya Türklerinin durumu hususunda Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına konuştu. “BU SORUNLARIN TEMELİNDE (YUNANİSTAN’IN) İNKÂR POLİTİKASI VAR” Kimlik ve dinî özgürlükler üzerine yapılan açıklamalar konusunda “Batı Trakya Türk azınlığının temel bazı sorunları var; bunlar, yıllarca devam edegelen sorunlar. Bu sorunların temelinde de (Yunanistan’ın) inkâr politikası var.” şeklinde konuştu. Trampa, Batı Trakya Türk azınlığına haklarını veren Lozan Antlaşması ve Atina Antlaşması gibi uluslararası antlaşmalarda yer alan hükümlerin Batı Trakya Türkleri tarafından talep edildiğini fakat Yunanistan hükûmetinin söz konusu talepleri kabul etmediğini dile getirdi. “Lozan Antlaşmasını sadece Türkiye ve Yunanistan imzalamadı. Burada Birleşik Krallık ve Fransa gibi diğer ülkeler de var. Dolayısıyla Lozan’ın hükümleri, belirli azınlıkları ilgilendiren 37. ve 44. maddeler arasındaki o maddelerin uygulanmasını istiyoruz.” ifadelerini kullanan Trampa; Lozan’a göre dinî özgürlükler anlamında bir azınlığın kendi iradesiyle, bulunduğu ülkedeki dinî yapıyı belirleme, dinî liderinin seçme ve sivil toplum kuruluşlarını kurma, yönetme ve denetleme hakkı olduğunu hatırlattı. Yunanistan’ın ise Batı Trakya Türklerine ait söz konusu hakları kabul etmediğini ve Batı Trakya Türklerinin yıllarca mücadele içerisinde olduğunu kaydeden Trampa, 1985 yılında başlayıp 1990 yılında daha ön plana çıkan bir müftülük tayininin gündeme geldiğini belirtti. Trampa, “Vefat eden İskeçe Müftüsü Mustafa Hilmi’den sonra Mehmet Emin Aga’nın halk tarafından müftülüğe seçilmesiyle birlikte bir tayin söz konusu oldu. Yunan devleti dedi ki ‘Ben kendi insanımı tayin ederim.’. Azınlık diyor ki ‘Hayır, bizim uluslararası antlaşmalardan doğan bir hakkımız var, biz kendi müftümüzü kendimiz seçeriz.’. Böyle bir problem başladı, hâlâ bugün de devam ediyor.” değerlendirmesini yaptı. YUNANİSTAN, BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN TEMEL HAKLARINI İHLAL EDİYOR Yunanistan’ın en son 2022 yılında çıkarılan bir yasayla kendi insanlarını tayin etme girişiminde bulunduğunu ve Dimetoka’da bir tayin gerçekleştirdiğini kaydeden Trampa, şimdi yapılan hazırlıkların ise İskeçe ve Gümülcine’ye de aynı şekilde tayinler gerçekleştirmek için bir “formül” niteliğinde olduğunu ve Batı Trakya Türklerinin de buna itiraz ettiğini belirtti. “Sağ olsun, ana vatanımız her zaman bizi destekliyor, her zaman bizim varlığımıza güç ve moral katıyor. (Türkiye Cumhuriyeti) Dışişleri Bakanlığının açıklaması da bu yönde, azınlığın temel hak ve hukukunun özellikle Lozan merkezli uluslararası antlaşmalarda belirlendiği dile getiriliyor. Yunan devleti de kendilerine göre ‘Bu bizim iç meselemizdir,’ şeklinde bunun antitezini üretiyor halbuki iç meselesi değil, biz resmî bir azınlığız.” değerlendirmesini yapan Trampa, uluslararası antlaşmalarla İstanbul’daki Hıristiyan Ortodoks azınlığına mütekabil Batı Trakya Türklerinin de Batı Trakya’da Türk azınlık olarak bırakıldığını ve antlaşmalarda da haklarının belirlendiğini beyan etti. YUNANİSTAN, “TÜRK” KELİMESİ OLAN TABELAYI İNDİRDİ! “Bizim söylediğimiz şey gayet açık ve net ama maalesef bugün kabul edilmediği zaman böyle sorunlarla karşılaşıyoruz.” şeklinde konuşan Trampa öte yandan, Dışişleri Bakanlıkları tarafından karşılıklı yapılan diğer açıklamalara göre Batı Trakya tarihinin ilk sivil toplum kuruluşu olan İskeçe Türk Birliğinin tabelasında “Türk” kelimesi olduğu için Yunanistan’ın tabelayı indirdiğini ve konuyla ilgili mahkeme sürecinin başlatıldığını dile getirdi. Mahkeme süreci neticesinde iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurulduğunu bildiren Trampa, Mahkemenin Batı Trakya Türklerini haklı bulmasına rağmen Yunanistan’ın hâlâ ilgili kararı uygulamadığını kaydetti. Öte yandan Trampa, şu ifadelere yer verdi: Böyle yıl dönümlerinde yapılan paylaşımlarla ve açıklamalarla ana vatanımız Türkiye, ‘Artık bu hak verilsin,’ diyor ama Yunan devleti de ‘Hayır, Batı Trakya’da Türk yoktur,’ mânâsında ‘(Batı Trakya Türkleri) Lozan’da ‘Müslüman azınlık’ olarak tanımlanıyor,’ gibi farklı bir literatürle bu işi sürekli problematize ediyor. Biz tabii ki her platformda şunu söylüyoruz, Batı Trakya Türk azınlığı, kendini Türk olarak ifade ediyor. Biz Türk’üz, Müslümanız, elhamdülillah. Değerlerimizi ve her şeyimizi bir orada yaşamaya devam ediyoruz ve bundan sonra da inşallah böyle olmaya devam edecek. Ayrıca ADF2026’nın açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı Trakya Türk azınlığının ihlal edilen haklarının iadesi noktasında değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlatan Trampa, Batı Trakya Türklerinin haklarının Forumda gündeme getirilmesinin önemine dikkat çekti.

YTB Başkanı Turus: Batı Trakya Türklerinin iradesi yok sayılamaz! Haber

YTB Başkanı Turus: Batı Trakya Türklerinin iradesi yok sayılamaz!

Batı Trakya’da Türk azınlığın dinî liderlerini seçme hürriyetine yönelik Yunanistan makamları tarafından gerçekleştirilen müdahaleler, Ankara’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Rodop ve İskeçe’de "tayinli müftü" sürecinin başlatılmasını "demokratik değerlerle bağdaşmayan bir dayatma" olarak nitelendirdi. "HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR" Müftülük makamının Batı Trakya Türk toplumunun manevi kimliği ve birliği için temel taş olduğunu belirten Turus, yapılan müdahalelerin toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti. Yunanistan'ın bir AB üyesi ve hukuk devleti olduğunu hatırlatan YTB Başkanı, "Vatandaşlarının dinî özerkliğine ve seçim iradesine koşulsuz saygı gösterilmelidir" dedi. LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI VURGUSU Açıklamasında uluslararası hukuka ve antlaşmalara dikkat çeken Abdulhadi Turus, söz konusu atamaların Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan azınlık haklarının açık bir ihlali olduğunu savundu. "Seçim" adı altında yürütülen ancak halkın iradesini yansıtmayan süreçlerin hiçbir meşruiyeti bulunmadığının altını çizdi. "MEŞRU OLAN TEK GÜÇ HALKIN İRADESİDİR" Batı Trakya Türkleri için tek meşruiyet kaynağının kendi hür iradeleriyle seçtikleri müftüler olduğunu kaydeden Turus, YTB olarak bu haklı mücadeleyi desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

Batı Trakya’da müftülük krizi yeniden gündemde: Mahkeme süreci başladı Haber

Batı Trakya’da müftülük krizi yeniden gündemde: Mahkeme süreci başladı

Batı Trakya müftülük sorunu, İskeçe’de 11 Ekim 2024’te yaşanan olayın ardından açılan davanın mahkeme tarihinin gelmesiyle yeniden gündeme taşındı. Çınar Camisi’nde yaşanan gelişmeler, uzun süredir devam eden tartışmaları bir kez daha görünür hale getirdi. Dava kapsamında 4 azınlık mensubu yargılanırken, sürecin yalnızca bir olayla sınırlı olmadığı, geçmişten bugüne uzanan yapısal bir sorunun yansıması olduğu vurgulanıyor. "MAHKEMEDE BÜTÜN BİR AZINLIĞIN VARLIĞI YARGILANIYOR" Dava kapsamında yargılananlardan eski İskeçe Türk Birliği Başkanı ve gazeteci Ozan Ahmetoğlu, Batı Trakya'da 1985'ten bu yana süregelen müftülük sorununun çözümsüz bırakıldığını belirterek, azınlığın kendi iradesiyle seçtiği müftülerin tanınmadığını, devletin ise atama yoluyla müftü belirlediğini ifade etti. Ahmetoğlu, Ekim 2024'te atanmış müftülerin İskeçe'de Çınar Camisi'nde cuma namazına katılmak istemesi üzerine cemaatin tepki gösterdiğini, müftülerin camiye alınmadığını ve olayların büyümeden sonlandırıldığını söyledi. Yaşananların münferit bir olay olmadığını kaydeden Ahmetoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın dini temsil hakkına yönelik uzun yıllardır devam eden sorunun bir yansıması olduğunu dile getirdi. Eski Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Hüseyin Baltacı da müftülük meselesinin, 1980'li yıllardan sonra değişen uygulamalarla ortaya çıktığına işaret ederek, geçmişte azınlığın kendi müftüsünü seçtiğini ancak daha sonra atama sistemine geçildiğini anlattı. Baltacı, yaşanan olayda azınlığın Lozan Antlaşması ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarını savunduğunu vurgulayarak, müftülük sorununun kronikleştiğini ve toplumun iradesinin yok sayıldığını belirtti. Ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığı'nın yalnızca müftülük değil, dernek isimlerinin tanınmaması, eğitim altyapısındaki eksiklikler ve vakıf yönetimi gibi alanlarda da sorunlar yaşadığının altını çizen Baltacı, azınlığın kimliğine ve haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini kaydetti. İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa da davanın yalnızca hukuki bir süreç olmadığını belirterek "Bizler mahkeme önünde tek yürek olarak varlığımızı gösterdik. Bu tablo, haklılığımızın ve gücümüzün en büyük kanıtıdır. Mahkemede sadece dört arkadaşımız değil, bütün bir azınlığın varlığı ve uluslararası hukukla güvence altına alınmış temel haklar yargılanıyor." ifadelerini kullandı. Azınlığın dini özgürlükler, vakıflar ve eğitim alanındaki haklarının uluslararası anlaşmalarla koruma altında olduğunu anımsatan Trampa, son dönemde yürürlüğe giren bazı düzenlemelerin vakıfların işleyişini ve mülkiyet haklarını olumsuz etkilediğini, bu tür müdahalelerin toplumsal huzuru zedelediğini sözlerine ekledi.

Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliğinden velilere çağrı! Haber

Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliğinden velilere çağrı!

Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Aydın Ahmet, Anadolu Ajansına (AA) verdiği röportajda bölgenin Türk azınlık okullarının öğrenci azlığı sebebiyle kapatılma riskinin bulunduğunu ifade ederken, velilere çocuklarını bu okullara kaydettirmeleri çağrısında bulundu. Aydın Ahmet, azınlık okullarının Batı Trakya Türk toplumunun dili, kültürü ve kimliğinin korunması açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı. "ASİMİLASYONUN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL, KİŞİNİN KENDİ ANA DİLİNE HÂKİM OLMASIDIR" Ahmet, yaptığı açıklamada ilkokul kayıtlarının 26 Mart’a kadar devam ettiğini hatırlattı ve “Azınlık okulları, çocuklarımızın ve azınlığımızın geleceği için çok önemli. Bundan dolayı tüm velilerimizi, çocuklarını azınlık okullarına kaydettirmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. Batı Trakya’da Türkçe eğitim veren anaokullarının bulunmadığını kaydeden Ahmet, çocukların ana dillerini aile ortamında öğrenebildiğine dikkat çekti. Talep edilmesine rağmen Türkçe eğitim veren anaokullarının açılmasına izin verilmediğini vurgulayan Ahmet, ana dilin gelişmesi ve kültürel mirasın yaşatılması için azınlık okullarının büyük önem taşıdığını ifade etti. Aydın Ahmet, ana dil için yalnızca bir iletişim aracı olmadığını bununla birlikte kültürün taşıyıcısı olduğunu ve ana dilin zayıflamasının kültürel kimliğin zayıflamasına yol açacağı konusunda uyarıda bulundu ve “Asimilasyonun önündeki en büyük engel, kişinin kendi ana diline hâkim olmasıdır. Dil sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kültürün taşıyıcısıdır. Ana dilini kaybeden toplum, zamanla kültürünü de kaybeder.” dedi. Batı Trakya’da azınlık okullarına devam eden öğrencilerin günlük yaşamda Türkçeyi çok daha aktif kullandıklarının gözlemlendiğini belirten Ahmet, azınlık okullarının, Batı Trakya Türk Azınlığı için Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış yasal bir hak olduğunu hatırlattı ve bu imkânın en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

DEB Başkanı Çiğdem Asafoğlu: Müftünün Yunanca dua etmesi kabul edilemez! Haber

DEB Başkanı Çiğdem Asafoğlu: Müftünün Yunanca dua etmesi kabul edilemez!

Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi (DEB) Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yunanistan’ın Dimetoka’ya Emir Şerif’i müftü olarak atama kararına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. Asafoğlu, söz konusu atamanın Batı Trakya Türk azınlığı arasında büyük tepkiye yol açtığını belirterek, bu kararın azınlığın dinî ve kültürel hassasiyetlerini yok saydığını ifade etti. Yunanistan’ın Dimetoka’ya Emir Şerif’i müftü olarak atama kararına Batı Trakyalı Türklerin haklı olarak büyük bir tepki gösterdiğini belirten Asafoğlu, bunun nedeninin Yunanistan hükûmetinin azınlıkları sürece dâhil etmeyerek tek taraflı bir karar almış olması olduğunu söyledi. Sürecin “süslü sözlerle pazarlanmaya çalışıldığını” ifade eden Asafoğlu, bunun sonuçsuz kalacağını vurguladı. Asafoğlu, “Allanıp pullanıp süslü sözlerle alıcısı aranan bu süreç beyhude bir süreçtir. İnadında direnen devlet şunu artık anlamalıdır ki, müftülük sorununa yönelik samimi ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilenmediği sürece atılan her adım boştur.” dedi. Yunanistan’ın atamaya meşruiyet kazandırma çabalarını da eleştiren Asafoğlu, “Birkaç menfaatperesti masa etrafında toplayarak bu atamaya meşruiyet kazandırılamaz. Meseleyi ‘Ben Yaptım Oldu’ anlayışıyla sunmak, her şeyden önce 1913 Atina Antlaşması’nı ve Lozan Barış Antlaşması’nı tanımamak anlamına gelir.” ifadelerini kullandı. MÜFTÜ, YUNANCA DUA EDEREK AZINLIĞIN DİNÎ VE KÜLTÜREL HASSASİYETLERİNDEN UZAK OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR! Asafoğlu ayrıca, hükûmetin Dimetoka’ya atadığı müftünün Atina’da düzenlenen törende yemin ederek göreve başlamasının azınlık tarafından kabul edilebilir bir tarafı olmadığını da söyledi. Aynı zamanda atama için azınlığın fikrinin alınmaması ve azınlık tarafından kabul görmeyen birinin dayatılarak müftü yapılmasının Türk azınlık için yok hükmünde olduğunu ifade etti. Asafoğlu, Dimetoka’da daha önce de azınlık için tayin edilmiş bir müftü naibi bulunduğunu, şimdi ise tayinli bir müftünün atanmasının fiiliyatta hiçbir şeyi değiştirmediğini söyledi. Müftünün Yunanca dua etmesinin, azınlığın dinî ve kültürel hassasiyetlerinden ne kadar uzak bir anlayışa sahip olunduğunu açıkça gösterdiğini belirten Asafoğlu, Batı Trakya Türk azınlığının böyle bir müftüyle yol yürümeyeceğini vurguladı. UYGULAMA “MODERN VE ŞEFFAF DEĞİL”, “DAYATMACI VE GÜVEN ZEDELEYİCİ” Yunan Bakan Zaharaki’nin müftü ataması ile ilgili “modern ve şeffaf” bir uygulamayı hayata geçirdiklerine dair ifadelerinin azınlık tarafından “dayatmacı ve güven zedeleyici” olarak okunduğunu ifade eden Asafoğlu, “Hem bakanın hem de hükümetin seçenleri de seçileni de biz belirleriz mantığı içinde ne bir modernlik vardır ne de bir şeffaflık. Bizim kültürümüzde bu yaklaşıma zorbalık deniyor.” dedi. Ayrıca Asafoğlu, azınlığın artık eskisi gibi olmadığını, artık tarihlerini ve yasaları bildiğini, dünyadaki gelişmeleri takip edip, siyasi analizler yaptığını belirtti. Gençlerin büyük bir kısmının birden fazla yabancı dil bildiğini ve sorgulayarak cevaplar aradığını dile getiren Asafoğlu, gençlerin demokrasi ve hukukun öngördüğü haklar çerçevesinde kendilerine sunulan uygulamalarda hakkaniyet aradığını söyledi. Asafoğlu, “Aklımızla alay edildiğinde haklı olarak büyük tepki veriyoruz” ifadelerini kullanarak, artık her hükümetin bunu anlaması ve diyalog kapılarını sonuna kadar açması gerektiğini vurguladı. YUNANİSTAN 1923’TE BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞINI EMANET ALMIŞTIR Yunanistan’ın açıklamalarında özellikle “Türk” ibaresini kullanmamasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Asafoğlu, bunun Atina için hassas bir konu olduğunu söyledi. Yunanistan’ın 1923’te azınlığı emanet aldığını hatırlatan Asafoğlu, “1983 yılına kadar ‘Türk’ demekte bir beis görmüyorlardı. Ancak bu tarihten sonra bir dönüş yaşandı ve inkâr politikaları devreye sokuldu.” ifadelerini kullandı. Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin anavatanla olan bağını koparmak için bu tutumunun bilinçli olduğunu vurgulayan Asafoğlu, bunun beyhude olduğunu sözlerine ekledi. Dünyada herkesin millî bir kimliğinin olduğunu, bu durumun vatandaşlık bağı ile başka bir ülkeye bağlanmaya engel olmadığını vurgulayarak bu durumun vatandaşı olunan ülkenin vatan olarak bellenmesine engel olmadığını sözlerine ekledi. Asafoğlu, azınlığın kimliğinin yok sayılması hâlinde ise bunlara engel olunacağının altını çizdi ve bu yanlıştan ivedilikle dönülmesi gerektiğini belirterek, “İnsanların bu ülkeye aidiyet duymalarının önündeki bu inkâr politikaları terk edilmelidir” dedi. BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ HÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ MÜFTÜLER İVEDİLİKLE TANINMALIDIR! DEB Başkanı Asafoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığının, müftülerin devlet tarafından atanmasını kesin bir dille reddettiğinin üzerinde durarak, müftülerin yalnızca azınlığını hür iradesi ile seçilmesi gerektiğinin, tek taraflı atamaların dinî özgürlüklerle, demokratik ilkelerle ve Lozan Antlaşmasının ruhu ile bağdaşmadığının altını çizdi. Sözlerine “Bu sebeple bu adım tarihi bir adım olmadığı gibi talihsiz bir adımdır. Devletimiz, Müftülük sorununu samimi, gerçek ve yapıcı bir diyalog zemini üzerinden değerlendirmeli, bu konuda Azınlığın iradesine saygı göstermeli ve beklentilerini karşılamalıdır” diyerek devam eden Asafoğlu, Müftü tayinini meşru olmayan bir adım olarak değerlendirdi ve demokrasi ve insan hakları açısından utanç verici bulduğunu ekleyerek Türk Azınlığın hür iradesiyle seçtiği Müftülerin ivedilikle tanınması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi.

Batı Trakya'da müftülük krizi: Yunanistan'ın atama kararına Türk azınlıktan tepki Haber

Batı Trakya'da müftülük krizi: Yunanistan'ın atama kararına Türk azınlıktan tepki

Batı Trakya Türk azınlığının iradesini ve dini özerkliğini hiçe sayan bir adım atan Yunanistan hükûmeti, Dimetoka’ya kendi kararıyla bir müftü atadı. Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığının kararıyla müftü olarak atanan Emin Şerif, 9 Ocak 2026 tarihinde Atina’da düzenlenen törenle yemin ederek görevine başladı. Bakanlık, bu atamayı "tarihî bir adım" ve müftülük kurumuna yönelik "modern ve şeffaf" bir uygulama olarak nitelendirirken atama töreninde konuşan Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki, sürecin anayasa, Lozan Antlaşması ve Avrupa hukuku ile uyumlu olduğunu ileri sürdü ve müftülük kurumunun devlet güvencesi altında güçlendirildiğini de iddia etti. MÜFTÜLER TOPLUMUN HÜR İRADESİYLE SEÇİLMELİDİR Batı Trakya Türk azınlığı, müftülerin devlet tarafından atanmasını sert bir dille reddederek müftülerin toplumun hür iradesiyle seçilmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Azınlık temsilcileri, tek taraflı bu atamaların dini özgürlükler ve demokratik temsil ilkeleriyle bağdaşmadığını, azınlık toplumunun beklentilerinin yok sayıldığını belirtti. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK) müftünün devlet eliyle atanması ve atanmış müftünün Atina’da yemin ederek göreve başlamasına tepki gösterdi. Danışma Kurulunca yapılan açıklamada, mevcut atamanın azınlık iradesini yansıtmadığı ve meşruiyet taşımadığı ifade edildi. Ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığının en temel sorunlarından biri olan müftülük meselesinin Yunanistan tarafından bugüne kadar azınlığın talep ve beklentileri doğrultusunda çözüme kavuşturulmadığını hatırlatan Danışma Kurulu azınlık iradesi, seçimi ve gerçek temsilcilerin bir defa daha yok sayıldığını vurguladı. Açıklamada, bir süre önce Dimetoka’da gerçekleştirilen cami açılışı töreninde tayinli müftünün Yunanca dua etmesinin, azınlığın dini ve kültürel hassasiyetlerinden uzak durduğunu gösterdiği kaydedildi. Dimetoka’da hayata geçirilen uygulamanın benzerinin İskeçe ve Gümülcine’de de uygulanacağına dair açıklama ve basına yansıyan haberlerin azınlık açısından endişelere yol açtığı belirtildi. Batı Trakya Trük Azınlığı Danışma Kurulu, Yunanistan’a çağrıda da bulunarak, müftülük sorununun samimi, gerçek ve yapıcı bir diyalog zemini üzerinden ele alınmasını, azınlığın iradesine saygı gösterilmesini ve beklentilerinin karşılanmasını talep etti. Açıklamanın sonunda müftü tayini ve azınlığın hür iradesiyle seçtiği Müftülüklerin tanınmaması kınanırken, gayri meşru olan bu adımın demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi. Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığından (YTB) destek açıklaması Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Yunanistan’ın Dimetoka’da müftü atamasının ardından BTTADK'nın yayınladığı; sürecin azınlığa danışılmadan, dayatmacı bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayan açıklamasına destek veren yazılı bir açıklama yaptı. Hukuk ve demokrasinin hiçe sayan uygulamaların karşısında olduklarını ifade eden Turus, “Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uluslararası hukuk temelindeki haklı taleplerinin ve kendi iradesiyle seçtiği müftülerin yanında olduğumuzu bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz” dedi. ABTTF BAŞKANI: TOPLUMUN HÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ MÜFTÜLER TANINMALIDIR! Konuyla ilgili Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habip Oğlu ise yaptığı açıklamada Yunanistan’ın tek taraflı kararıyla müftü atadığını ve Türk toplumunun 1913 Atina Antlaşması ile belirlenen ve 1923 Lozan Antlaşması ile garanti altına alınan dini özerkliğini ve iradesini yok saydığını söyledi. Habip Oğlu, 29 Temmuz 2022’de ulusal mecliste kabul edilen “Trakya’daki Müftülüklerin Modernleştirilmesi” başlıklı yasa ile özerk yapıda bulunan müftülüklerinin açıkça devlet dairelerine dönüştürüldüğünü ve tümüyle devletin kontrol ve denetimine tâbi tutulduğunu da belirtti. "Yunanistan aldığı kararla, Türk azınlığının kabul etmediği birini atayarak asıl niyetinin, dini özerkliği tamamen ortaya kaldırmak amacında olduğunu göstermiştir" diyen Habip Oğlu, bu kararın kabul edilemeyeceği ve yok sayılacağını da ifade etti. Buna ilave olarak ülkeleri Yunanistan’ı müftülük meselesini toplumumuzla birebir diyalog içinde ele almaya, toplumun hür iradesiyle seçtiği müftüleri tanımaya ve dini özerkliği ihlal eden tek taraflı uygulamaya son vermeye çağırdı.

Türkiye'den Yunanistan'daki Türk azınlık okuluna yönelik saldırıya net tepki: "Failleri ivedilikle bulun" Haber

Türkiye'den Yunanistan'daki Türk azınlık okuluna yönelik saldırıya net tepki: "Failleri ivedilikle bulun"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan’ın Batı Trakya'da Rodop iline bağlı Karacaoğlan köyünde bulunan Türk azınlık okuluna yönelik saldırı hakkında açıklama yaptı. KEÇELİ: BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞI’NIN HAK VE MENFAATLERİNİN TAKİPÇİSİ OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ Resmî sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınadıklarını belirten Öncü Keçeli, şu ifadeleri kullandı: Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki Karacaoğlan köyünde bulunan ve 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yunan makamlarınca kapatılan Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz. Saldırının sorumlusu kim olursa olsun, olayın aydınlatılmasını, faillerin ivedilikle tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını Yunan makamlarından bekliyoruz. Karacaoğlan’da yaşayan soydaşlarımızın üzüntülerini paylaşıyor; Türkiye olarak, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Lozan Barış Antlaşması’yla güvence altına alınmış hak ve menfaatlerinin takipçisi olmayı sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Rodop iline bağlı Karacaoğlan köyündeki Türk Azınlık İlkokulu'na yönelik saldırı, 4 Ocak'ta köy sakinlerinin durumu fark etmesiyle ortaya çıkmıştı. Olayın ardından polis ekipleri, okul binasında inceleme başlatmıştı. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu, söz konusu saldırıyı kınamış ve daha önce de benzer bir olayın yaşandığını hatırlatmıştı. Kurulun açıklamasında ayrıca, "Yapanın yanında kâr kalmaması için olayın aydınlatılması, faillerin ivedilikle yakalanıp adalet önüne çıkarılması ve cezalandırılması elzemdir. Ayrıca, azınlık okullarının gerçek sahipleri olan azınlık insanına bırakılması gereği de ortadadır." ifadelerine yer verilmişti. Öte yandan Batı Trakya Türk Azınlığı'nın ilk ve tek siyasi partisi olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi ise, okullar kapatılmış olsa dahi bu binaların Batı Trakya Türk Azınlığı'na ait olduğunu vurgulayarak, bu gerçeğin yok sayılmasına asla izin verilmeyeceğini belirtti.

Türk dünyasının 2025 panoraması: Bir yıl nasıl geçti? Haber

Türk dünyasının 2025 panoraması: Bir yıl nasıl geçti?

2025 yılı, Türk dünyasının hem kendi içindeki bağları güçlendirdiği hem de küresel ölçekte stratejik bir güç merkezi olma yolunda dev adımlar attığı bir sene olarak tarihe geçti. Siyasi dönüşümlerden teknolojik atılımlara, kültürel mirasa sahip çıkmaktan spor başarılarına kadar geniş bir yelpazede yaşanan gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir miras bırakıyor. AZERBAYCAN Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) Yekaterinburg kentinde 25 sene önceki meçhul suç kaydının failini bulmak için 27 Haziran’da Azerbaycanlıların evine baskın düzenleyerek, 2 kişinin ölümüne olmuştu. 9 kişinin yaralandığı olay kamuoyunda yankı uyandırırken, Azerbaycan-Rusya arasındaki gerginlik tırmandı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Temmuz’da Abu Dabi’de bir araya gelerek ikili görüşmelerin devamlılığı konusunda anlaşmaya varıldı. Ayrıca liderler normalleşme sürecini de ele aldı. Bakü, 14 Kasım’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 18. Aksallar Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. KIRGIZİSTAN Türk dünyasının incilerinden Kırgızistan hem ikili ilişkilerde hem de eğitim alanında yeni adımlar atarken aynı zamanda ülke içindeki siyasi mekanizmasında değişikliğe gitti. Kırgız Cumhuriyeti'nin Bazı Yasama Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın kabul edilmesiyle ülkede soy isimlerin sonuna eklenen Rusça eklerin kaldırılarak yerine Türkçe karşılığı ekler getirilmesine onay verildi. Kırgızistan’da Eğitim ve Bilim Bakanlığı kaldırılırken yerine “Eğitim ve Bilim Bakanlığı” ile “Bilim, Yüksek Öğretim ve Yenilik Bakanlığı” kuruldu. Kırgızistan’daki Celal-Abad kentinin adı Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un imzasıyla 19 Eylül’de “Manas” olarak değiştirildi. Kırgızistan Parlamentosu, 2027’de gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Kasım 2026’da yapılacak parlamento seçimlerinin arasının çok yakın olması nedeniyle 24 Eylül’de kendini feshetti. Ardından parlamento yeniden seçime giderek, milletvekillerini belirledi. KAZAKİSTAN Bu sene ticari ilişkilerin yanı sıra dijitalleşme yolunda adım atan Kazakistan, teknolojik yeniliklere kapı araladı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkenin ekonomik dönüşümünü dijitalleşme ve yapay zekâ üzerine inşa edeceklerini açıklayarak, bu süreci yönetmek üzere Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma Bakanlığı kurulmasını önerdi. Siyasi yapılanmada değişikliğe giden Kazakistan, Meclis ve Senato'dan oluşan Kazakistan Parlamentosunun üst kanadı Senato'nun feshedilerek tek meclisli sisteme geçilmesine hazırlanmaya başladı. 23 Aralık’ta Kazakistan’ın Türkistan kenti yakınlarındaki Kültöbe Oğuz yerleşiminde bulunan ve 9-10. yüzyıllara tarihlendirilen Kültöbe Yazıtı keşfedildi. ÖZBEKİSTAN Özbekistan bu yıl spor tarihine bir katkıda bulundu. Dünya Kupası Asya Elemeleri 3. Tur A Grubu’ndaki maçlarda başarı elde eden Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etti. Ekonomisinde de ciddi bir ilerleme kaydeden Özbekistan, büyüme performansı sergiledi. Öyle ki Uluslararası Para Fonu (IMF) Özbekistan’ın ekonomik reformlarını olumlu gelişmelere yol açmasından dolayı takdir etti. TÜRKMENİSTAN 11 Şubat 2025 tarihinde Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) ve Türkmengaz şirketleri arasında yeni bir anlaşmaya varıldı. Böylelikle Türkmenistan, Türkiye’ye gaz tedarik süreci başlamış oldu. 11-12 Aralık 2025 tarihlerinde Türkmenistan’da “Uluslararası Barış ve Güven Forumu” düzenlendi. Programa çok sayıda devlet ve hükûmet başkanı katıldı. KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ Girne mayıs ayında Türk Devletleri Teşkilatı 17. Aksakallar Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 18 Ekim’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimi kapsamında Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi. DOĞU TÜRKİSTAN Şi Cinping idaresindeki Çin’in, baskı ve asimilasyon politikaları bu yıl da devam etti. Bu yıl da Çin yönetimi, Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza dil, din, kimlik hakkı tanımadı. Bu yıl da binlerce Doğu Türkistanlı toplama kamplarında Çin işkencesine maruz bırakıldı. Doğu Türkistan 2025’te açık hava hapishanesi olmaya devam etti. Camiler kapatıldı, turizm tiyatrosuyla dünya kandırıldı, Uygur Türkçesi bu yıl da o topraklarda konuşulamadı. Amsterdam Belediye Meclisi, DENK Partisi Belediye Meclis Üyesi Süleyman Koyuncu'nun sunduğu "Zulmü gören, Doğu Türkistan'ı tanır" başlıklı teklifini 26 "evet" ile kabul ederek, Xinjiang yerine Doğu Türkistan ismini kullanmayı kabul etti. TÜRKMENELİ Irak'ın Selahaddin kentinde Türkmence, resmî yazışmalarda üçüncü dil olarak kabul edildi. Irak Türkmen Cephesi (ITC) nisan ayındaki olağan aylık toplantısında Muhammed Saman Ağaoğlu, oy birliğiyle başkanlık görevine seçildi. Ayrıca bu sene Irak, 11 Kasım 2025 tarihinde parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Oylama sonucunda Irak Türkmen Cephesi parlamentoda 4 sandalyenin sahibi oldu. GÜNEY AZERBAYCAN İran’ın dil ve Türk kimliği üzerindeki baskıya devam ettiği Güney Azerbaycan’da bu yıl da yeni gelişmeler yaşandı. En çok Türk taraftarına sahip olan Güney Azerbaycan futbol takımı Traktör Tebriz tarihinde ilk defa İran Pers Körfez Pro Ligi Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Ancak Güney Azerbaycan’ın incisi Urmiye Gölü, çeşitli ihmalkârlıklar nedeniyle tamamıyla kurudu. Bu sene de aileler, çocuklarına Türkçe isim verme mücadelesine devam etti. BATI TRAKYA Lozan Antlaşmasıyla kazandığı tüm haklarından mahrum bırakılan Batı Trakya Türkleri, bu yıl da eğitimlerine devam etmekte zorlandı. Türlü bahanelerle kapatılan Türk okullarının sayısı giderek artıı ve toplam sayı 83’e kadar düştü. Bağımsız Türk devletleri ise bir araya gelerek çeşitli zirvelerde önemli kararlara imza attı. TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan, 7 Nisan’da acil tıbbi bakım alanında İş Birliği Muhtırası imzaladı. Türk Akademisi, Abay Kunanbay’ın Kara Sözleri ile Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eserini ortak Türk alfabesi ile yayımladı. Bu, bağımsız Türk dünyası ülkelerinin birlikte yazı dili hususunda gerçekleştirdiği ilk adım oldu. Azerbaycan’ın Gebele kentinde 7 Ekim’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 12. Zirvesi'nde liderler, Gebele Bildirisi ile TDT formatı kurulması, TÜRKSOY'un güçlendirilmesi ve geliştirilmesine dair bir karara imza attı. Semerkand’ta düzenlenen UNESCO 43. Konferansı’nda alınan kararla 15 Aralık, Dünya Türk Dili ailesi Günü olarak kabul edildi. C5+1 formatı kapsamında Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan liderleri ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. 8 Kasım’da yapılan görüşmelerde Türkistan coğrafyasındaki ülkelerin ABD ile olan ilişkisine dikkat çekildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.