SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Batı Trakya

QHA - Kırım Haber Ajansı - Batı Trakya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı Trakya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

DEB Başkanı Çiğdem Asafoğlu: Müftünün Yunanca dua etmesi kabul edilemez! Haber

DEB Başkanı Çiğdem Asafoğlu: Müftünün Yunanca dua etmesi kabul edilemez!

Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi (DEB) Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yunanistan’ın Dimetoka’ya Emir Şerif’i müftü olarak atama kararına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. Asafoğlu, söz konusu atamanın Batı Trakya Türk azınlığı arasında büyük tepkiye yol açtığını belirterek, bu kararın azınlığın dinî ve kültürel hassasiyetlerini yok saydığını ifade etti. Yunanistan’ın Dimetoka’ya Emir Şerif’i müftü olarak atama kararına Batı Trakyalı Türklerin haklı olarak büyük bir tepki gösterdiğini belirten Asafoğlu, bunun nedeninin Yunanistan hükûmetinin azınlıkları sürece dâhil etmeyerek tek taraflı bir karar almış olması olduğunu söyledi. Sürecin “süslü sözlerle pazarlanmaya çalışıldığını” ifade eden Asafoğlu, bunun sonuçsuz kalacağını vurguladı. Asafoğlu, “Allanıp pullanıp süslü sözlerle alıcısı aranan bu süreç beyhude bir süreçtir. İnadında direnen devlet şunu artık anlamalıdır ki, müftülük sorununa yönelik samimi ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilenmediği sürece atılan her adım boştur.” dedi. Yunanistan’ın atamaya meşruiyet kazandırma çabalarını da eleştiren Asafoğlu, “Birkaç menfaatperesti masa etrafında toplayarak bu atamaya meşruiyet kazandırılamaz. Meseleyi ‘Ben Yaptım Oldu’ anlayışıyla sunmak, her şeyden önce 1913 Atina Antlaşması’nı ve Lozan Barış Antlaşması’nı tanımamak anlamına gelir.” ifadelerini kullandı. MÜFTÜ, YUNANCA DUA EDEREK AZINLIĞIN DİNÎ VE KÜLTÜREL HASSASİYETLERİNDEN UZAK OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR! Asafoğlu ayrıca, hükûmetin Dimetoka’ya atadığı müftünün Atina’da düzenlenen törende yemin ederek göreve başlamasının azınlık tarafından kabul edilebilir bir tarafı olmadığını da söyledi. Aynı zamanda atama için azınlığın fikrinin alınmaması ve azınlık tarafından kabul görmeyen birinin dayatılarak müftü yapılmasının Türk azınlık için yok hükmünde olduğunu ifade etti. Asafoğlu, Dimetoka’da daha önce de azınlık için tayin edilmiş bir müftü naibi bulunduğunu, şimdi ise tayinli bir müftünün atanmasının fiiliyatta hiçbir şeyi değiştirmediğini söyledi. Müftünün Yunanca dua etmesinin, azınlığın dinî ve kültürel hassasiyetlerinden ne kadar uzak bir anlayışa sahip olunduğunu açıkça gösterdiğini belirten Asafoğlu, Batı Trakya Türk azınlığının böyle bir müftüyle yol yürümeyeceğini vurguladı. UYGULAMA “MODERN VE ŞEFFAF DEĞİL”, “DAYATMACI VE GÜVEN ZEDELEYİCİ” Yunan Bakan Zaharaki’nin müftü ataması ile ilgili “modern ve şeffaf” bir uygulamayı hayata geçirdiklerine dair ifadelerinin azınlık tarafından “dayatmacı ve güven zedeleyici” olarak okunduğunu ifade eden Asafoğlu, “Hem bakanın hem de hükümetin seçenleri de seçileni de biz belirleriz mantığı içinde ne bir modernlik vardır ne de bir şeffaflık. Bizim kültürümüzde bu yaklaşıma zorbalık deniyor.” dedi. Ayrıca Asafoğlu, azınlığın artık eskisi gibi olmadığını, artık tarihlerini ve yasaları bildiğini, dünyadaki gelişmeleri takip edip, siyasi analizler yaptığını belirtti. Gençlerin büyük bir kısmının birden fazla yabancı dil bildiğini ve sorgulayarak cevaplar aradığını dile getiren Asafoğlu, gençlerin demokrasi ve hukukun öngördüğü haklar çerçevesinde kendilerine sunulan uygulamalarda hakkaniyet aradığını söyledi. Asafoğlu, “Aklımızla alay edildiğinde haklı olarak büyük tepki veriyoruz” ifadelerini kullanarak, artık her hükümetin bunu anlaması ve diyalog kapılarını sonuna kadar açması gerektiğini vurguladı. YUNANİSTAN 1923’TE BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞINI EMANET ALMIŞTIR Yunanistan’ın açıklamalarında özellikle “Türk” ibaresini kullanmamasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Asafoğlu, bunun Atina için hassas bir konu olduğunu söyledi. Yunanistan’ın 1923’te azınlığı emanet aldığını hatırlatan Asafoğlu, “1983 yılına kadar ‘Türk’ demekte bir beis görmüyorlardı. Ancak bu tarihten sonra bir dönüş yaşandı ve inkâr politikaları devreye sokuldu.” ifadelerini kullandı. Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin anavatanla olan bağını koparmak için bu tutumunun bilinçli olduğunu vurgulayan Asafoğlu, bunun beyhude olduğunu sözlerine ekledi. Dünyada herkesin millî bir kimliğinin olduğunu, bu durumun vatandaşlık bağı ile başka bir ülkeye bağlanmaya engel olmadığını vurgulayarak bu durumun vatandaşı olunan ülkenin vatan olarak bellenmesine engel olmadığını sözlerine ekledi. Asafoğlu, azınlığın kimliğinin yok sayılması hâlinde ise bunlara engel olunacağının altını çizdi ve bu yanlıştan ivedilikle dönülmesi gerektiğini belirterek, “İnsanların bu ülkeye aidiyet duymalarının önündeki bu inkâr politikaları terk edilmelidir” dedi. BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ HÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ MÜFTÜLER İVEDİLİKLE TANINMALIDIR! DEB Başkanı Asafoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığının, müftülerin devlet tarafından atanmasını kesin bir dille reddettiğinin üzerinde durarak, müftülerin yalnızca azınlığını hür iradesi ile seçilmesi gerektiğinin, tek taraflı atamaların dinî özgürlüklerle, demokratik ilkelerle ve Lozan Antlaşmasının ruhu ile bağdaşmadığının altını çizdi. Sözlerine “Bu sebeple bu adım tarihi bir adım olmadığı gibi talihsiz bir adımdır. Devletimiz, Müftülük sorununu samimi, gerçek ve yapıcı bir diyalog zemini üzerinden değerlendirmeli, bu konuda Azınlığın iradesine saygı göstermeli ve beklentilerini karşılamalıdır” diyerek devam eden Asafoğlu, Müftü tayinini meşru olmayan bir adım olarak değerlendirdi ve demokrasi ve insan hakları açısından utanç verici bulduğunu ekleyerek Türk Azınlığın hür iradesiyle seçtiği Müftülerin ivedilikle tanınması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi.

Batı Trakya'da müftülük krizi: Yunanistan'ın atama kararına Türk azınlıktan tepki Haber

Batı Trakya'da müftülük krizi: Yunanistan'ın atama kararına Türk azınlıktan tepki

Batı Trakya Türk azınlığının iradesini ve dini özerkliğini hiçe sayan bir adım atan Yunanistan hükûmeti, Dimetoka’ya kendi kararıyla bir müftü atadı. Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığının kararıyla müftü olarak atanan Emin Şerif, 9 Ocak 2026 tarihinde Atina’da düzenlenen törenle yemin ederek görevine başladı. Bakanlık, bu atamayı "tarihî bir adım" ve müftülük kurumuna yönelik "modern ve şeffaf" bir uygulama olarak nitelendirirken atama töreninde konuşan Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki, sürecin anayasa, Lozan Antlaşması ve Avrupa hukuku ile uyumlu olduğunu ileri sürdü ve müftülük kurumunun devlet güvencesi altında güçlendirildiğini de iddia etti. MÜFTÜLER TOPLUMUN HÜR İRADESİYLE SEÇİLMELİDİR Batı Trakya Türk azınlığı, müftülerin devlet tarafından atanmasını sert bir dille reddederek müftülerin toplumun hür iradesiyle seçilmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Azınlık temsilcileri, tek taraflı bu atamaların dini özgürlükler ve demokratik temsil ilkeleriyle bağdaşmadığını, azınlık toplumunun beklentilerinin yok sayıldığını belirtti. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK) müftünün devlet eliyle atanması ve atanmış müftünün Atina’da yemin ederek göreve başlamasına tepki gösterdi. Danışma Kurulunca yapılan açıklamada, mevcut atamanın azınlık iradesini yansıtmadığı ve meşruiyet taşımadığı ifade edildi. Ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığının en temel sorunlarından biri olan müftülük meselesinin Yunanistan tarafından bugüne kadar azınlığın talep ve beklentileri doğrultusunda çözüme kavuşturulmadığını hatırlatan Danışma Kurulu azınlık iradesi, seçimi ve gerçek temsilcilerin bir defa daha yok sayıldığını vurguladı. Açıklamada, bir süre önce Dimetoka’da gerçekleştirilen cami açılışı töreninde tayinli müftünün Yunanca dua etmesinin, azınlığın dini ve kültürel hassasiyetlerinden uzak durduğunu gösterdiği kaydedildi. Dimetoka’da hayata geçirilen uygulamanın benzerinin İskeçe ve Gümülcine’de de uygulanacağına dair açıklama ve basına yansıyan haberlerin azınlık açısından endişelere yol açtığı belirtildi. Batı Trakya Trük Azınlığı Danışma Kurulu, Yunanistan’a çağrıda da bulunarak, müftülük sorununun samimi, gerçek ve yapıcı bir diyalog zemini üzerinden ele alınmasını, azınlığın iradesine saygı gösterilmesini ve beklentilerinin karşılanmasını talep etti. Açıklamanın sonunda müftü tayini ve azınlığın hür iradesiyle seçtiği Müftülüklerin tanınmaması kınanırken, gayri meşru olan bu adımın demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi. Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığından (YTB) destek açıklaması Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Yunanistan’ın Dimetoka’da müftü atamasının ardından BTTADK'nın yayınladığı; sürecin azınlığa danışılmadan, dayatmacı bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayan açıklamasına destek veren yazılı bir açıklama yaptı. Hukuk ve demokrasinin hiçe sayan uygulamaların karşısında olduklarını ifade eden Turus, “Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uluslararası hukuk temelindeki haklı taleplerinin ve kendi iradesiyle seçtiği müftülerin yanında olduğumuzu bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz” dedi. ABTTF BAŞKANI: TOPLUMUN HÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ MÜFTÜLER TANINMALIDIR! Konuyla ilgili Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habip Oğlu ise yaptığı açıklamada Yunanistan’ın tek taraflı kararıyla müftü atadığını ve Türk toplumunun 1913 Atina Antlaşması ile belirlenen ve 1923 Lozan Antlaşması ile garanti altına alınan dini özerkliğini ve iradesini yok saydığını söyledi. Habip Oğlu, 29 Temmuz 2022’de ulusal mecliste kabul edilen “Trakya’daki Müftülüklerin Modernleştirilmesi” başlıklı yasa ile özerk yapıda bulunan müftülüklerinin açıkça devlet dairelerine dönüştürüldüğünü ve tümüyle devletin kontrol ve denetimine tâbi tutulduğunu da belirtti. "Yunanistan aldığı kararla, Türk azınlığının kabul etmediği birini atayarak asıl niyetinin, dini özerkliği tamamen ortaya kaldırmak amacında olduğunu göstermiştir" diyen Habip Oğlu, bu kararın kabul edilemeyeceği ve yok sayılacağını da ifade etti. Buna ilave olarak ülkeleri Yunanistan’ı müftülük meselesini toplumumuzla birebir diyalog içinde ele almaya, toplumun hür iradesiyle seçtiği müftüleri tanımaya ve dini özerkliği ihlal eden tek taraflı uygulamaya son vermeye çağırdı.

Türkiye'den Yunanistan'daki Türk azınlık okuluna yönelik saldırıya net tepki: "Failleri ivedilikle bulun" Haber

Türkiye'den Yunanistan'daki Türk azınlık okuluna yönelik saldırıya net tepki: "Failleri ivedilikle bulun"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan’ın Batı Trakya'da Rodop iline bağlı Karacaoğlan köyünde bulunan Türk azınlık okuluna yönelik saldırı hakkında açıklama yaptı. KEÇELİ: BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞI’NIN HAK VE MENFAATLERİNİN TAKİPÇİSİ OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ Resmî sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınadıklarını belirten Öncü Keçeli, şu ifadeleri kullandı: Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki Karacaoğlan köyünde bulunan ve 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yunan makamlarınca kapatılan Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz. Saldırının sorumlusu kim olursa olsun, olayın aydınlatılmasını, faillerin ivedilikle tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını Yunan makamlarından bekliyoruz. Karacaoğlan’da yaşayan soydaşlarımızın üzüntülerini paylaşıyor; Türkiye olarak, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Lozan Barış Antlaşması’yla güvence altına alınmış hak ve menfaatlerinin takipçisi olmayı sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Rodop iline bağlı Karacaoğlan köyündeki Türk Azınlık İlkokulu'na yönelik saldırı, 4 Ocak'ta köy sakinlerinin durumu fark etmesiyle ortaya çıkmıştı. Olayın ardından polis ekipleri, okul binasında inceleme başlatmıştı. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu, söz konusu saldırıyı kınamış ve daha önce de benzer bir olayın yaşandığını hatırlatmıştı. Kurulun açıklamasında ayrıca, "Yapanın yanında kâr kalmaması için olayın aydınlatılması, faillerin ivedilikle yakalanıp adalet önüne çıkarılması ve cezalandırılması elzemdir. Ayrıca, azınlık okullarının gerçek sahipleri olan azınlık insanına bırakılması gereği de ortadadır." ifadelerine yer verilmişti. Öte yandan Batı Trakya Türk Azınlığı'nın ilk ve tek siyasi partisi olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi ise, okullar kapatılmış olsa dahi bu binaların Batı Trakya Türk Azınlığı'na ait olduğunu vurgulayarak, bu gerçeğin yok sayılmasına asla izin verilmeyeceğini belirtti.

Türk dünyasının 2025 panoraması: Bir yıl nasıl geçti? Haber

Türk dünyasının 2025 panoraması: Bir yıl nasıl geçti?

2025 yılı, Türk dünyasının hem kendi içindeki bağları güçlendirdiği hem de küresel ölçekte stratejik bir güç merkezi olma yolunda dev adımlar attığı bir sene olarak tarihe geçti. Siyasi dönüşümlerden teknolojik atılımlara, kültürel mirasa sahip çıkmaktan spor başarılarına kadar geniş bir yelpazede yaşanan gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir miras bırakıyor. AZERBAYCAN Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) Yekaterinburg kentinde 25 sene önceki meçhul suç kaydının failini bulmak için 27 Haziran’da Azerbaycanlıların evine baskın düzenleyerek, 2 kişinin ölümüne olmuştu. 9 kişinin yaralandığı olay kamuoyunda yankı uyandırırken, Azerbaycan-Rusya arasındaki gerginlik tırmandı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Temmuz’da Abu Dabi’de bir araya gelerek ikili görüşmelerin devamlılığı konusunda anlaşmaya varıldı. Ayrıca liderler normalleşme sürecini de ele aldı. Bakü, 14 Kasım’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 18. Aksallar Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. KIRGIZİSTAN Türk dünyasının incilerinden Kırgızistan hem ikili ilişkilerde hem de eğitim alanında yeni adımlar atarken aynı zamanda ülke içindeki siyasi mekanizmasında değişikliğe gitti. Kırgız Cumhuriyeti'nin Bazı Yasama Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın kabul edilmesiyle ülkede soy isimlerin sonuna eklenen Rusça eklerin kaldırılarak yerine Türkçe karşılığı ekler getirilmesine onay verildi. Kırgızistan’da Eğitim ve Bilim Bakanlığı kaldırılırken yerine “Eğitim ve Bilim Bakanlığı” ile “Bilim, Yüksek Öğretim ve Yenilik Bakanlığı” kuruldu. Kırgızistan’daki Celal-Abad kentinin adı Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un imzasıyla 19 Eylül’de “Manas” olarak değiştirildi. Kırgızistan Parlamentosu, 2027’de gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Kasım 2026’da yapılacak parlamento seçimlerinin arasının çok yakın olması nedeniyle 24 Eylül’de kendini feshetti. Ardından parlamento yeniden seçime giderek, milletvekillerini belirledi. KAZAKİSTAN Bu sene ticari ilişkilerin yanı sıra dijitalleşme yolunda adım atan Kazakistan, teknolojik yeniliklere kapı araladı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkenin ekonomik dönüşümünü dijitalleşme ve yapay zekâ üzerine inşa edeceklerini açıklayarak, bu süreci yönetmek üzere Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma Bakanlığı kurulmasını önerdi. Siyasi yapılanmada değişikliğe giden Kazakistan, Meclis ve Senato'dan oluşan Kazakistan Parlamentosunun üst kanadı Senato'nun feshedilerek tek meclisli sisteme geçilmesine hazırlanmaya başladı. 23 Aralık’ta Kazakistan’ın Türkistan kenti yakınlarındaki Kültöbe Oğuz yerleşiminde bulunan ve 9-10. yüzyıllara tarihlendirilen Kültöbe Yazıtı keşfedildi. ÖZBEKİSTAN Özbekistan bu yıl spor tarihine bir katkıda bulundu. Dünya Kupası Asya Elemeleri 3. Tur A Grubu’ndaki maçlarda başarı elde eden Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etti. Ekonomisinde de ciddi bir ilerleme kaydeden Özbekistan, büyüme performansı sergiledi. Öyle ki Uluslararası Para Fonu (IMF) Özbekistan’ın ekonomik reformlarını olumlu gelişmelere yol açmasından dolayı takdir etti. TÜRKMENİSTAN 11 Şubat 2025 tarihinde Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) ve Türkmengaz şirketleri arasında yeni bir anlaşmaya varıldı. Böylelikle Türkmenistan, Türkiye’ye gaz tedarik süreci başlamış oldu. 11-12 Aralık 2025 tarihlerinde Türkmenistan’da “Uluslararası Barış ve Güven Forumu” düzenlendi. Programa çok sayıda devlet ve hükûmet başkanı katıldı. KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ Girne mayıs ayında Türk Devletleri Teşkilatı 17. Aksakallar Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 18 Ekim’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimi kapsamında Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi. DOĞU TÜRKİSTAN Şi Cinping idaresindeki Çin’in, baskı ve asimilasyon politikaları bu yıl da devam etti. Bu yıl da Çin yönetimi, Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza dil, din, kimlik hakkı tanımadı. Bu yıl da binlerce Doğu Türkistanlı toplama kamplarında Çin işkencesine maruz bırakıldı. Doğu Türkistan 2025’te açık hava hapishanesi olmaya devam etti. Camiler kapatıldı, turizm tiyatrosuyla dünya kandırıldı, Uygur Türkçesi bu yıl da o topraklarda konuşulamadı. Amsterdam Belediye Meclisi, DENK Partisi Belediye Meclis Üyesi Süleyman Koyuncu'nun sunduğu "Zulmü gören, Doğu Türkistan'ı tanır" başlıklı teklifini 26 "evet" ile kabul ederek, Xinjiang yerine Doğu Türkistan ismini kullanmayı kabul etti. TÜRKMENELİ Irak'ın Selahaddin kentinde Türkmence, resmî yazışmalarda üçüncü dil olarak kabul edildi. Irak Türkmen Cephesi (ITC) nisan ayındaki olağan aylık toplantısında Muhammed Saman Ağaoğlu, oy birliğiyle başkanlık görevine seçildi. Ayrıca bu sene Irak, 11 Kasım 2025 tarihinde parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Oylama sonucunda Irak Türkmen Cephesi parlamentoda 4 sandalyenin sahibi oldu. GÜNEY AZERBAYCAN İran’ın dil ve Türk kimliği üzerindeki baskıya devam ettiği Güney Azerbaycan’da bu yıl da yeni gelişmeler yaşandı. En çok Türk taraftarına sahip olan Güney Azerbaycan futbol takımı Traktör Tebriz tarihinde ilk defa İran Pers Körfez Pro Ligi Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Ancak Güney Azerbaycan’ın incisi Urmiye Gölü, çeşitli ihmalkârlıklar nedeniyle tamamıyla kurudu. Bu sene de aileler, çocuklarına Türkçe isim verme mücadelesine devam etti. BATI TRAKYA Lozan Antlaşmasıyla kazandığı tüm haklarından mahrum bırakılan Batı Trakya Türkleri, bu yıl da eğitimlerine devam etmekte zorlandı. Türlü bahanelerle kapatılan Türk okullarının sayısı giderek artıı ve toplam sayı 83’e kadar düştü. Bağımsız Türk devletleri ise bir araya gelerek çeşitli zirvelerde önemli kararlara imza attı. TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan, 7 Nisan’da acil tıbbi bakım alanında İş Birliği Muhtırası imzaladı. Türk Akademisi, Abay Kunanbay’ın Kara Sözleri ile Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eserini ortak Türk alfabesi ile yayımladı. Bu, bağımsız Türk dünyası ülkelerinin birlikte yazı dili hususunda gerçekleştirdiği ilk adım oldu. Azerbaycan’ın Gebele kentinde 7 Ekim’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 12. Zirvesi'nde liderler, Gebele Bildirisi ile TDT formatı kurulması, TÜRKSOY'un güçlendirilmesi ve geliştirilmesine dair bir karara imza attı. Semerkand’ta düzenlenen UNESCO 43. Konferansı’nda alınan kararla 15 Aralık, Dünya Türk Dili ailesi Günü olarak kabul edildi. C5+1 formatı kapsamında Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan liderleri ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. 8 Kasım’da yapılan görüşmelerde Türkistan coğrafyasındaki ülkelerin ABD ile olan ilişkisine dikkat çekildi.

ABTTF'den Yunan Bakan Yardımcısına çifte standart tepkisi Haber

ABTTF'den Yunan Bakan Yardımcısına çifte standart tepkisi

Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis, Arnavutluk'un Yukarı Pogoni bölgesindeki yol ağının iyileştirme projesinin açılış töreninde Arnavutluk'ta yaşayan Yunan azınlığın iki ülke arasında "değerli ve canlı bir dostluk ve iş birliği bağı" oluşturduğunu söyledi. Bakan Yardımcısı Theoharis, Yunanistan’ın bu azınlığın Arnavut toplumunun ayrılmaz bir parçası olarak her iki ülkenin refahına ve kalkınmasına katkı sunmasını arzuladığını da dile getirdi. Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) söz konusu açıklamaların ardından Theoharis'e tepki göstererek Yunanistan hükûmetinin kendi ülke sınırları içidneki Batı Trakya Türk azınlığa aynı hassasiyeti göstermediğini, çifte standart uyguladığını belirtti. ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu yazılı açıklamasında, Yunanistan’ın Arnavutluk’tan Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinde azınlık haklarının korunmasını talep ettiğini ancak aynı hakları ülke içindeki Batı Trakya Türk toplumuna tanımadığının altını çizdi. Habipoğlu yaptığı eleştiride, "Ülkemiz Yunanistan’ın Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis’ın Arnavutluk’taki Yunan azınlığının haklarını gözetmesi gayet doğal ve anlaşılır. Ancak ülkemizin aynı hassasiyeti Yunan vatandaşı olan Batı Trakya Türk toplumu için de göstermesini beklerdik. Ülkemiz AB’ye katılım sürecindeki Arnavutluk’tan Yunan azınlığının haklarının tam güvence altına alınmasını istiyor ama 1981’den beri AB’nin bir üyesi olarak toplumumuzun hak ve özgürlüklerini sistematik bir şekilde ihlâl ediyor." ifadelerini kullandı. Yunanistan'ın Türk azınlığının Lozan Anlaşması'nda elde ettiği haklarını hiçe saydığına, Türk adı geçen dernekleri kapattığına işaret eden Habipoğlu, "İnsan ve azınlık haklarında çifte standart olmaz ama ülkemiz yıllardır bunu yapıyor." dedi. Yunanistan'ın Arnavutluk'un AB'ye giriş sürecine şart koştuğunu belirten Habipoğlu, "Millî azınlıklara saygı gösterilmesi ve korunmasını içeren Kopenhag Kriterleri’nin sadece AB’ye aday ülkeler için değil AB’nin mevcut üyeleri ve dolayısıyla kendisi için de geçerli olduğunu ne zaman idrak edecek?" diyerek tepki gösterdi.

FUEN, Yunanistan'ın Türk azınlığına yönelik insan hakları ihlâllerini raporladı Haber

FUEN, Yunanistan'ın Türk azınlığına yönelik insan hakları ihlâllerini raporladı

Avrupa Milletleri Federal Birliği (FUEN) Yunanistan'ın Batı Trakya Türk toplumu, Rodos ve İstanköy Türklerine yönelik insan hakları ihlâllerini gündeme taşıyan bir analiz yayımladı. FUEN tarafından oluşturulan Avrupa'daki Türklerin yaşadığı insan hakları ihlâllerini ele alan "MinorityMonitor.eu" platformunda Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) ve Rodos, İstanköy ve Oniki Adalar Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneğinin (ROİSDER) 2013-2024 yılları arasında kayda geçtiği 18 kararın değerlendirilmesi hakkında rapor hazırladı. Yunanistan'ın Batı Trakya'daki insan hakları ihlâlleri ise şu şekilde sıralandı: "Atina 2020: Türk Azınlığına Casus Denildi", "İskeçe: Türk Azınlık Örgütünün Kaydının Reddedilmesi", "Müslüman Türk Toplumunun Dini Liderinin Seçmesinin Engellenmesi", "Komotini 2020: Batı Trakyalı Bir Türk Tarafından Yaptırılan Çeşmeye Saldırı" ve "Yunanistan'ın Müslüman Türk Toplumuna Yönelik Ayrımcılık Yapması, Ayrıca İç Din İşlerinde Özerklik Haklarının Ellerinden Alınması" Böylelikle Yunanistan'daki Türk azınlığın Lozan Anlaşması kapsamında elde ettiği kimlik, dini değer, örgütlenme ve eğitim gibi haklarının elinden alındığı bir kez daha kanıtlandı. FUEN, Batı Trakya ve Oniki Adalar’daki Türk toplumunun karşı karşıya kaldığı sistematik hak ihlâllerine dikkat çekerek Yunanistan’ı uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya çağırıyor.

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda Haber

Batı Trakya Türkleri AGİT İnsani Boyut Konferansı’nda

Batı Trakya Türk toplumunu temsilen Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 6-17 Ekim 2025 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsani Boyut Konferansı’na katıldı. AGİT Finlandiya Dönem Başkanlığı tarafından AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisinin (ODIHR) desteğiyle düzenlenen, AGİT bölgesindeki insan hakları ve temel özgürlüklerin durumunun ele alındığı ve Helsinki Nihai Senedi’nin 50. yıl dönümünün kutlandığı on günlük konferansta Batı Trakya Türk toplumunu ABTTF’den K. Engin Soyyılmaz ve BTAYTD’den Kerem Abdurahimoğlu temsil etti. AGİT’in 57 katılımcı Devleti, AGİT kurumları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı konferansın 13 Ekim’deki ulusal azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere hoşgörü ve ayrımcılık yapmama temalı oturumunda konuşan ABTTF, 1923 Lozan Antlaşması ile statüsü ve hakları tanımlanan Batı Trakya Türk toplumunun isminde ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerinin o tarihten sonra yaklaşık 50 yıl boyunca Yunanistan’da herhangi bir engelle karşılaşmadan resmi olarak faaliyet gösterdiklerini kaydetti. Ancak Yunan devletinin ülkrdeki Türk varlığını ve kimliğini inkar politikasının bir sonucu olarak 1927 yılında kurulan Türk toplumunun en eski derneği İskeçe Türk Birliği’nin (İTB) ismindeki “Türk” kelimesi nedeniyle 1986 yılında kapatıldıgını kaydetti. Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’ndaki Türk dernekleri ile ilgili aleyhindeki üç kararı 17 yılı aşkın süredir uygulamadığına ve geçen yıllar içinde bu dava grubunu siyasallaştırdıgına dikkat çeken ABTTF, 2010 yılında ismindeki “Türk” kelimesinin yanıltıcı olduğu ve kamu düzeni açısından sorun yaratabileceği gerekçesiyle tescil edilmeyen İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği’nin AİHM’de Yunanistan’a karşı açtığı davayı kazandığını kaydetti. ABTTF, AİHM’nin, “Sağır ve Diğerleri” isimli davada 24 Haziran 2025 tarihinde oy birliğiyle aldığı kararında Yunanistan’ın bir kez daha Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesini ihlal ettiğine hükmettiğini dile getirdi. AİHM’nin bu son kararının 2007 ve 2008 tarihli kararlarında olduğu gibi aynı temel meseleyi ele aldığını not eden ABTTF, Yunanistan’da adında ‘‘Türk’’ kelimesi geçen derneklerin kapatılması veya tescil edilmemesinin bireysel veya münferit bir durum olmayıp sistematik bir sorunun varlığına işaret ettiğini kaydetti. ABTTF, bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun 2025 Hukukun Üstünlüğü Raporu’nun Yunanistan bölümünde de Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’na atıf yapıldığını belirterek, bu şekilde AB Komisyonu’nun Yunanistan’da son yıllarda hukukun üstünlüğündeki gerilemeyi teyit ettiğini vurguladı. ABTTF, Yunanistan’ı AİHM’nin Batı Trakya Türk toplumunun dernekleri ile ilgili aleyhindeki kararlarını tam ve etkili bir şekilde uygulamaya ve AİHM kararları ve içtihadı ışığında isminde “Türk”, “Azınlık” veya “Batı Trakya” kelimeleri geçen derneklerin tescilinin önündeki engelleri kaldırmaya çağırdı.

DEB Partisi, Yunanistan’ın Türk azınlık okullarını kapatmasına sert tepki gösterdi! Haber

DEB Partisi, Yunanistan’ın Türk azınlık okullarını kapatmasına sert tepki gösterdi!

Yunanistan Eğitim Bakanlığı Batı Trakya'daki Türk azınlık okullarını bir bir kapatıyor. Lozan Barış Anlaşması kapsamında kazanılan azınlık hakları Yunanistan hükûmeti tarafından yok sayılıyor. Bu sene de azınlık haklarını görmezden gelen Yunanistan, 2025-2026 Eğitim-Öğretim yılında 3 Batı Trakya Türk azınlık okulunu kapattı. Rodop, İskeçe ve Meriç illerinde toplam 305 Türk azınlık ilkokulu sayısı yıllar içinde düştü. En büyük düşüş ise 1990’lı yıllarda 231 okul olarak kaydedildi. 2000’lerin başında bu sayı 220’ye indi. 2025 yılında ise kapatılan son 3 Türk azınlık okulu ile bu sayı 83’e kadar düştü. YUNANİSTAN, TÜRK AZINLIK OKULLARINDA EĞİTİM KALİTESİNİ OLUMSUZ ETKİLEDİ Yunanistan hükûmeti Türk azınlık okullarını kapatmanın yanında Türkçe ders sayılarını azaltma ve Türk eğitim kalitesini düşürme politikaları da izledi. Ayrıca Yunan hükûmeti okulların 3-4 yıl süreyle geçici olarak kapatıldığını bildirse de okulları tekrar açmadı. DEB PARTİSİNDEN SERT ELEŞTİRİ Yunanistan'ın Türk azınlık okullarını kapatmasına ilişkin olarak Dostluk, Eşitlik, Barış Partisinden (DEB) sert tepki geldi. DEB Partisi 30 Ağustos 2025 tarihinde yayınladığı video ile azınlık eğitiminin temel bir hak olduğunu belirterek, Türk azınlığın eğitiminin bu derece değersizleştirilmesine boyun eğmeyeceğini dile getirdi. DEB Partisi tarafından yapılan açıklamada, “Kirli oyunlarla azınlığımızı göçe zorlayışına ve varlığını tehdit edişine göz yummayacağız.” ifadesini kullandı. YUNAN HÜKÛMETİ TÜRK AZINLIĞA AYRIMCILIK YAPIYOR Batı Trakya’da Türk azınlık okullarının özel statülerine rağmen öğrenci sayısının az olmasının bahane edilerek kapatılmasını eleştiren DEB Partisi, 2024 yılında Kardiçe bölgesinde Argiri köyündeki ilkokulun 1 öğrenci için kapatılırken, Keçi Adası'nda bir ilkokulun 2 Yunan öğrenci için açılmasının Türk azınlığına uygulanan çifte standarda bir örnek olduğunu açıkladı. “AZINLIK EĞİTİMİ TEMEL BİR HAKTIR, BUNU YOK SAYDIRTMAYACAĞIZ” Öte yandan DEB Partisi, Yunanistan Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zacharaki’nin “Beş aile çocuklarıyla birlikte oldukları bölgede kalacak ve millî fenerlerimizi aydınlık tutmaya devam edecekler.” şeklindeki açıklamasının Türk azınlığı “ulusal deniz feneri” olarak değerlendirerek Yunanistan nezdinde bir öneme sahip olmadığına işaret ettiğini belirtti. Bu bağlamda DEB Partisi, demokratik bir ülkede azınlık mensuplarının ikinci sınıf vatandaş olarak muamele görmesinin tutarsızlığına vurgu yaptı. DEB Partisi açıklamasını, “Azınlık eğitimi temel bir haktır; bunu yok sayamazsınız, saydırtmayacağız!” ifadeleriyle sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.