SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Batı Trakya Türkleri

QHA - Kırım Haber Ajansı - Batı Trakya Türkleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı Trakya Türkleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAL-DES Başkanı İlko: 29 Ocak, yalnızca protesto değil; kimliğin inkarına karşı meşru direnişin simgesidir Haber

BAL-DES Başkanı İlko: 29 Ocak, yalnızca protesto değil; kimliğin inkarına karşı meşru direnişin simgesidir

Balkan Türkleri Destekleme ve İşbirliği Derneği (BAL-DES) Başkanı Aygün İlko, 29 Ocak Batı Trakya Türklerinin Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü’nün tarihsel arka planını, Dr. Sadık Ahmet’in mücadelesini ve Batı Trakya Türklerinin günümüzde karşı karşıya olduğu sorunları Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. 29 OCAK: YALNIZ PROTESTO TARİHİ DEĞİL MEŞRU DİRENİŞİN SİMGESİ Aygün İlko, 29 Ocak tarihinin Batı Trakya Türkleri için sadece bir anma günü değil, kimlik ve hukuk mücadelesinin kurumsallaştığı bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. 1980’li yıllarda Yunanistan’ın "Türk" adını taşıyan dernekleri kapatma girişimine karşı Gümülcine’de başlayan kitlesel protestoların, Türk toplumunu parçalı tepkilerden örgütlü bir hak mücadelesine taşıdığını belirren İlko, "29 Ocak Batı Trakya Türklerinin Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü, Batı Trakya Türk azınlığının Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan haklarının sistematik biçimde ihlal edilmesine karşı geliştirdiği toplumsal ve siyasal direnişin simgesel bir ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Bugün yalnızca belirli bir tarihsel olayın anılması değil; Batı Trakya Türklerinin kimlik, temsil ve hukuk mücadelesinin kurumsallaştığı bir dönüm noktasını ifade etmektedir." değerlendirmesinde bulundu. Lozan Barış Antlaşması’nın 37-45. maddeleri uyarınca Batı Trakya Türklerinin dinî, kültürel ve eğitimsel özerklik başta olmak üzere azınlık haklarına sahip olduğunu anımsatan Aygün İlko, "Ancak özellikle 1960’lı yıllardan itibaren Yunanistan’ın azınlık politikasında belirginleşen güvenlik merkezli yaklaşım, Türk azınlığın kimliğinin kamusal alanda görünürlüğünü hedef alan kısıtlayıcı uygulamaları beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, 'Türk' etnik kimliğinin resmî olarak tanınmaması, Türk adını taşıyan derneklerin kapatılması, seçilmiş Müftülük kurumunun işlevsizleştirilmesi ve eğitim ile vakıf yönetimlerine yönelik müdahaleler, Batı Trakya Türk toplumunun siyasal ve toplumsal alanını daraltan temel unsurlar olmuştur." dedi. Bu sürecin en kritik aşamalarından birinin Yunan Yargıtayının 1980’li yıllarda aldığı kararlarla, “Türk” ibaresini taşıyan derneklerin kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle kapatılması olduğuna dikkat çeken İlko, "Gümülcine Türk Gençler Birliği ve İskeçe Türk Birliği gibi tarihsel ve kurumsal öneme sahip derneklerin kapatılması, azınlık sayılan Türk toplumunda yalnızca hukuki bir hak ihlali olarak değil, Türk kimliğinin inkarı olarak algılanmıştır. Bu kararlar, uzun süredir devam eden sessiz direnişi kitlesel ve açık bir toplumsal tepkiye dönüştüren katalizör işlevi görmüştür." ifadelerini kullandı. 29 Ocak 1988 tarihinde Gümülcine merkezli olarak gerçekleşen kitlesel protestoların Batı Trakya Türklerinin ilk kez geniş çaplı ve örgütlü biçimde kamusal alanda kimlik talebini dile getirdiği eylemler olduğunu kaydeen Aygün İlko, "Barışçıl nitelik taşıyan bu gösteriler, devletin sert güvenlik müdahaleleri ve baskıcı uygulamalarıyla karşılaşmış; ancak bu durum azınlık toplumunun siyasal bilincini bastırmak yerine, toplumsal dayanışma duygusunu güçlendirmiştir. Böylece Batı Trakya Türkleri, parçalı ve bireysel tepkilerden Türk Toplumunun süreklilik arz eden bir hak mücadelesine geçiş yapılmıştır." yorumunda bulundu. Bu çerçevede 29 Ocak'ın Batı Trakya Türkleri açısından yalnızca bir protesto tarihi değil; kimliğin inkarına karşı geliştirilen meşru direnişin, kolektif hafızanın ve siyasal öznenin inşasının simgesel ifadesi haline geldiğinin altını çizen İlko şöyle devam etti: “Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü” kavramsallaştırması, azınlık toplumunun kendi tarihsel deneyimini tanımlama ve siyasal söylemini üretme iradesinin bir yansımasıdır. Günümüzde 29 Ocak, Batı Trakya Türklerinin hem Yunanistan içindeki hak mücadelesini hem de uluslararası alandaki görünürlük taleplerini besleyen temel referans noktalarından biri olmayı sürdürmektedir. "DR. SADIK AHMET’İN AÇTIĞI YOL, AİHM'DE GÖRÜLEN DAVALARININ ENTELEKTÜEL VE SİYASAL ZEMİNİNİ OLUŞTURMUŞTUR" Dr. Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türkleri için yürüttüğü mücadelenin niteliklerine değinen Aygün İlko, bu mücadelenin hak temelli, barışçıl ve uluslararası hukuk eksenli bir azınlık direnişinin en belirgin ve sembolik örneklerinden biri olarak değerlendirilmesi ve kimliğin görünür kılınması, siyasal temsilin inşası ile uluslararasılaştırma stratejisi olmak üzere üç temel düzlemde incelenmesi gerektiğini belirti. Sadık Ahmet’in, Batı Trakya Türklerini yalnızca “Müslüman azınlık” olarak tanımlayan yaklaşıma karşı Türk kimliğini açık biçimde savunduğunu vurgulayan İlko, 1989 ve 1990 seçimlerinde bağımsız milletvekili olarak Yunan Parlamentosuna girmesinin azınlık siyasetinde yeni bir dönemi başlattığını söyledi. İlko, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları Lozan Antlaşması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde uluslararası gündeme taşıyarak Yunanistan’ın azınlık politikasını uluslararası denetime açık hâle getirdiğini ifade etti. "Dr. Sadık Ahmet’in en stratejik katkılarından biri, Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamına taşımasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, azınlık hakları rejimleri ve Lozan Antlaşması gibi metinler, onun söyleminde merkezi bir yer tutmuştur." diyen İlko, "Bu yaklaşım, Yunanistan’ın Batı Trakya politikasını yalnızca iç hukuk meselesi olmaktan çıkararak uluslararası denetime açık bir alan haline getirmiştir. Nitekim Dr. Sadık Ahmet’in açtığı yol, sonraki yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görülen Batı Trakya Türk dernekleri davalarının entelektüel ve siyasal zeminini oluşturmuştur." diye konuştu. “DÜN AÇIK BASKI VARDI, BUGÜN YAPISAL TASFİYE VAR” Batı Trakya Türklerinin bugünkü koşullarının geçmişle karşılaştırıldığında bir iyileşme gösterip göstermediğine ilişkin soruya İlko, eğitim alanında yaşanan gerilemeye dikkat çekerek, mevcut tablonun hakların güçlenmesinden ziyade yapısal bir tasfiyeye işaret ettiğini vurguladı. "Okullarımız kapatılırken, mezarlıklarımız yok edilirken 'iyileşmeden' söz etmek mümkün değildir." ifadelerini kullanan İlko, azınlık hakları literatüründe eğitimin en temel ve ölçülebilir gösterge olduğunu söyledi. "Bir azınlık grubunun kendi dilinde eğitim verememesi, okul sayısının azalması, öğretmen ve müfredat üzerindeki denetimin artması o azınlığın ilerlediğini değil, geri itildiğini gösterir” şeklinde konuşan İlko, Batı Trakya Türkleri açısından bugün yaşanan durumun tam olarak bu olduğunu ifade etti. Dr. Sadık Ahmet döneminde okulların açık olduğunu, baskının sert fakat görünür bir nitelik taşıdığını belirten İlko, günümüzde ise farklı bir yöntem izlendiğini dile getirdi. İlko, “Bugün okullar 'öğrenci azlığı2 gerekçesiyle kapatılıyor. Türkçe eğitimin alanı daraltılıyor Azınlık okulları işlevsizleştiriliyor. Mücadele sessizleşiyor, çünkü sorun idari ve teknik kılıflarla yürütülüyor. Bu, klasik bir 2yumuşak asimilasyon2 modelidir.” ifadelerini kullandı. Mevcut durumu “hakların tanınması değil, hakların içinin boşaltılması” şeklinde tanımlayan İlko, görünür baskının azalmasının hakların güçlendiği anlamına gelmediğini vurguladı. Bir Batı Trakya Türk okulunun kapanmasının yalnızca eğitimle sınırlı bir sonuç doğurmadığını ifade eden İlko, bunun Türkçenin kamusal alandan çekilmesi, ailelerin çocuklarını çoğunluk okullarına yönlendirmek zorunda kalması, kimliğin gündelik hayatta görünmezleşmesi ve yeni kuşakların mücadele hafızasından kopması anlamına geldiğini söyledi. İlko, bu sürecin bir eğitim politikası değil, uzun vadeli bir toplumsal mühendislik olduğunu belirtti. Eğer bir iyileşmeden söz edilecekse bunun somut göstergelerinin olması gerektiğini vurgulayan İlko, azınlık okullarının sayısının artması, müfredat üzerinde azınlığın söz sahibi olması, öğretmen ihtiyacının azınlık tarafından belirlenmesi ve çocukların ana dillerinde nitelikli eğitim alabilmesinin temel kriterler olduğunu ifade etti. İlko, bu göstergelerin hiçbirinin bugün Batı Trakya’da karşılanmadığını dile getirdi. Değerlendirmesinin sonunda İlko, “Okullar kapanıyorsa, azınlık ayakta durmuyor demektir. Görünür baskının azalması, hakların güçlendiği anlamına gelmez. Eğitim geriliyorsa, iyileşme söylemi ancak bir algı yönetimi olabilir.” diyerek, Dr. Sadık Ahmet’in neden eğitimi ve gençliği mücadelenin merkezine koyduğunu bu tabloyla açıklamak gerektiğini sözlerine ekledi.

Batı Trakya'da kapatılan Türk okulu tahrip edildi! Haber

Batı Trakya'da kapatılan Türk okulu tahrip edildi!

Yunanistan, Lozan Anlaşması neticesinde kazandığı haklarını görmezden geldiği Batı Trakya Türklerinin eğitimini engelliyor. Yunan makamları, Batı Trakya Türklerinin eğitim alabileceği Türk azınlık okullarını kapatarak, imkânların önüne set çekiyor. Kozlubekir Belediyesine bağlı Karacaoğlan köyünde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yunan devlet makamı tarafından kapatılan Türk azınlık okulu, 4 Ocak 2025 tarihinde tahrip edildi. Batı Trakya Türk Azınlık (BTTA) Danışma Kurulu, söz konusu okulun kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildiğini, eğitim kurumunun kapatılmış olmasına rağmen hâlâ saldırı girişiminde bulunduğunu belirterek, olayı şiddetle kınadığını bildirdi. BTTA DANIŞMA KURULU OLAYI ŞİDDETLE KINADI BTTA Danışma Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "2021 - 2022 eğitim ve öğretim yılında haksız uygulamalar çerçevesinde kapatılan Kozlukebir Belediyesine bağlı Karacaoğlan köyü Azınlık İlkokulu’na kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilerek okul tahrip edilmiştir. Kapatılmış bile olsa bir eğitim yuvasına yapılan bu saldırı vandallıktır. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu olarak bu vandallığı şiddetle kınıyoruz. 4 Ocak Pazar günü köy sakinleri tesadüfen bu durumu gördü. Bunun üzerine yetkililere haber verildi. Olay mahalline gelen polis tarafından incelemelerde bulunuldu. Temenni ederiz ki bu incelemelerden bir netice alınır. Yine umarız ki kapatılan azınlık okullarına son zamanlarda yapılan bu çirkin saldırılar artık bir son bulur. Hatırlanacağı üzere 17 Mayıs 2025 tarihinde Şapçı-Maronya Belediyesine bağlı Aşağıköy Azınlık İlkokulu’nda da kaynağı belirsiz bir yangın çıkmıştı. Başlatılan kovuşturmadan bugüne kadar bir netice alamamış olması da bizi endişelendirmektedir. Bu durum faillere cesaret vermekte ve yenilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Yapanın yanında kâr kalmaması için olayın aydınlatılması, faillerin ivedilikle yakalanıp adalet önüne çıkarılması ve cezalandırılması elzemdir. Ayrıca, azınlık okullarının gerçek sahipleri olan azınlık insanına bırakılması gereği de ortadadır."

Türk dünyasının 2025 panoraması: Bir yıl nasıl geçti? Haber

Türk dünyasının 2025 panoraması: Bir yıl nasıl geçti?

2025 yılı, Türk dünyasının hem kendi içindeki bağları güçlendirdiği hem de küresel ölçekte stratejik bir güç merkezi olma yolunda dev adımlar attığı bir sene olarak tarihe geçti. Siyasi dönüşümlerden teknolojik atılımlara, kültürel mirasa sahip çıkmaktan spor başarılarına kadar geniş bir yelpazede yaşanan gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir miras bırakıyor. AZERBAYCAN Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) Yekaterinburg kentinde 25 sene önceki meçhul suç kaydının failini bulmak için 27 Haziran’da Azerbaycanlıların evine baskın düzenleyerek, 2 kişinin ölümüne olmuştu. 9 kişinin yaralandığı olay kamuoyunda yankı uyandırırken, Azerbaycan-Rusya arasındaki gerginlik tırmandı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Temmuz’da Abu Dabi’de bir araya gelerek ikili görüşmelerin devamlılığı konusunda anlaşmaya varıldı. Ayrıca liderler normalleşme sürecini de ele aldı. Bakü, 14 Kasım’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 18. Aksallar Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. KIRGIZİSTAN Türk dünyasının incilerinden Kırgızistan hem ikili ilişkilerde hem de eğitim alanında yeni adımlar atarken aynı zamanda ülke içindeki siyasi mekanizmasında değişikliğe gitti. Kırgız Cumhuriyeti'nin Bazı Yasama Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın kabul edilmesiyle ülkede soy isimlerin sonuna eklenen Rusça eklerin kaldırılarak yerine Türkçe karşılığı ekler getirilmesine onay verildi. Kırgızistan’da Eğitim ve Bilim Bakanlığı kaldırılırken yerine “Eğitim ve Bilim Bakanlığı” ile “Bilim, Yüksek Öğretim ve Yenilik Bakanlığı” kuruldu. Kırgızistan’daki Celal-Abad kentinin adı Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un imzasıyla 19 Eylül’de “Manas” olarak değiştirildi. Kırgızistan Parlamentosu, 2027’de gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Kasım 2026’da yapılacak parlamento seçimlerinin arasının çok yakın olması nedeniyle 24 Eylül’de kendini feshetti. Ardından parlamento yeniden seçime giderek, milletvekillerini belirledi. KAZAKİSTAN Bu sene ticari ilişkilerin yanı sıra dijitalleşme yolunda adım atan Kazakistan, teknolojik yeniliklere kapı araladı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkenin ekonomik dönüşümünü dijitalleşme ve yapay zekâ üzerine inşa edeceklerini açıklayarak, bu süreci yönetmek üzere Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma Bakanlığı kurulmasını önerdi. Siyasi yapılanmada değişikliğe giden Kazakistan, Meclis ve Senato'dan oluşan Kazakistan Parlamentosunun üst kanadı Senato'nun feshedilerek tek meclisli sisteme geçilmesine hazırlanmaya başladı. 23 Aralık’ta Kazakistan’ın Türkistan kenti yakınlarındaki Kültöbe Oğuz yerleşiminde bulunan ve 9-10. yüzyıllara tarihlendirilen Kültöbe Yazıtı keşfedildi. ÖZBEKİSTAN Özbekistan bu yıl spor tarihine bir katkıda bulundu. Dünya Kupası Asya Elemeleri 3. Tur A Grubu’ndaki maçlarda başarı elde eden Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etti. Ekonomisinde de ciddi bir ilerleme kaydeden Özbekistan, büyüme performansı sergiledi. Öyle ki Uluslararası Para Fonu (IMF) Özbekistan’ın ekonomik reformlarını olumlu gelişmelere yol açmasından dolayı takdir etti. TÜRKMENİSTAN 11 Şubat 2025 tarihinde Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) ve Türkmengaz şirketleri arasında yeni bir anlaşmaya varıldı. Böylelikle Türkmenistan, Türkiye’ye gaz tedarik süreci başlamış oldu. 11-12 Aralık 2025 tarihlerinde Türkmenistan’da “Uluslararası Barış ve Güven Forumu” düzenlendi. Programa çok sayıda devlet ve hükûmet başkanı katıldı. KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ Girne mayıs ayında Türk Devletleri Teşkilatı 17. Aksakallar Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 18 Ekim’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimi kapsamında Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi. DOĞU TÜRKİSTAN Şi Cinping idaresindeki Çin’in, baskı ve asimilasyon politikaları bu yıl da devam etti. Bu yıl da Çin yönetimi, Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza dil, din, kimlik hakkı tanımadı. Bu yıl da binlerce Doğu Türkistanlı toplama kamplarında Çin işkencesine maruz bırakıldı. Doğu Türkistan 2025’te açık hava hapishanesi olmaya devam etti. Camiler kapatıldı, turizm tiyatrosuyla dünya kandırıldı, Uygur Türkçesi bu yıl da o topraklarda konuşulamadı. Amsterdam Belediye Meclisi, DENK Partisi Belediye Meclis Üyesi Süleyman Koyuncu'nun sunduğu "Zulmü gören, Doğu Türkistan'ı tanır" başlıklı teklifini 26 "evet" ile kabul ederek, Xinjiang yerine Doğu Türkistan ismini kullanmayı kabul etti. TÜRKMENELİ Irak'ın Selahaddin kentinde Türkmence, resmî yazışmalarda üçüncü dil olarak kabul edildi. Irak Türkmen Cephesi (ITC) nisan ayındaki olağan aylık toplantısında Muhammed Saman Ağaoğlu, oy birliğiyle başkanlık görevine seçildi. Ayrıca bu sene Irak, 11 Kasım 2025 tarihinde parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Oylama sonucunda Irak Türkmen Cephesi parlamentoda 4 sandalyenin sahibi oldu. GÜNEY AZERBAYCAN İran’ın dil ve Türk kimliği üzerindeki baskıya devam ettiği Güney Azerbaycan’da bu yıl da yeni gelişmeler yaşandı. En çok Türk taraftarına sahip olan Güney Azerbaycan futbol takımı Traktör Tebriz tarihinde ilk defa İran Pers Körfez Pro Ligi Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Ancak Güney Azerbaycan’ın incisi Urmiye Gölü, çeşitli ihmalkârlıklar nedeniyle tamamıyla kurudu. Bu sene de aileler, çocuklarına Türkçe isim verme mücadelesine devam etti. BATI TRAKYA Lozan Antlaşmasıyla kazandığı tüm haklarından mahrum bırakılan Batı Trakya Türkleri, bu yıl da eğitimlerine devam etmekte zorlandı. Türlü bahanelerle kapatılan Türk okullarının sayısı giderek artıı ve toplam sayı 83’e kadar düştü. Bağımsız Türk devletleri ise bir araya gelerek çeşitli zirvelerde önemli kararlara imza attı. TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan, 7 Nisan’da acil tıbbi bakım alanında İş Birliği Muhtırası imzaladı. Türk Akademisi, Abay Kunanbay’ın Kara Sözleri ile Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eserini ortak Türk alfabesi ile yayımladı. Bu, bağımsız Türk dünyası ülkelerinin birlikte yazı dili hususunda gerçekleştirdiği ilk adım oldu. Azerbaycan’ın Gebele kentinde 7 Ekim’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 12. Zirvesi'nde liderler, Gebele Bildirisi ile TDT formatı kurulması, TÜRKSOY'un güçlendirilmesi ve geliştirilmesine dair bir karara imza attı. Semerkand’ta düzenlenen UNESCO 43. Konferansı’nda alınan kararla 15 Aralık, Dünya Türk Dili ailesi Günü olarak kabul edildi. C5+1 formatı kapsamında Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan liderleri ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. 8 Kasım’da yapılan görüşmelerde Türkistan coğrafyasındaki ülkelerin ABD ile olan ilişkisine dikkat çekildi.

ABTTF'den Yunan Bakanın gerçek dışı söylemlerine sert eleştiri! Haber

ABTTF'den Yunan Bakanın gerçek dışı söylemlerine sert eleştiri!

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis'in 26-27 Mayıs 2025 tarihlerinde Girit'te düzenlenen Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Siyasi İşler ve Demokrasi Komisyonu Toplantısı'ndaki konuşmasını eleştirdi. İNSAN HAKLARI SÖYLEMLERİ SAMİMEYETTEN UZAK! ABTTF Başkanı Habipoğlu, Bakan Yerapetritis'in hukukun üstünlüğü ve insan haklarına yönelik söylemlerinin samimiyetten uzak olduğunu vurguladı. Habipoğlu, Yunanistan'ın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin uyarılarını ve Batı Trakya Türklerini kapsayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kararlarını görmezden geldiğini belirtti. Habipoğlu konuşmasında şunları söyledi: Ülkemizin Dışişleri Bakanı Yerapetritis’in değişim ve siyasi istikrasızlığın yaşandığı bir dönemde Avrupa’da insan hakları ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkılması gerektiğine dair açıklamasına tümüyle katılıyoruz. Ancak bu noktada Yerapetritis’e sormak istiyoruz: Avrupa Konseyinin üyesi olan ülkemiz, toplumumuzun dernekleri ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını 17 yıldır uygulamayarak taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan hükümlülüklerini, hukukun üstünlüğünü hiçe saymıyor mu? Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin tüm uyarılarını görmezden gelen, Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’nu tümüyle siyasallaştıran ülkemiz böyle mi temel özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyor? Ülkemiz önce kendisine, sonra Avrupa Konseyi üyesi diğer ülkelere karşı dürüst olmalı, en başta ve öncelikle derneklerimizle ilgili mahkeme kararlarını ivedilikle uygulamalıdır.

Irkçı Yunan vekil Türkiye'ye dil uzattı ve Batı Trakya Türklerini yok saydı! Haber

Irkçı Yunan vekil Türkiye'ye dil uzattı ve Batı Trakya Türklerini yok saydı!

Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) Partisi Milletvekili ve Dışişleri Parlamento Komisyonu Başkanı Dimitris Mantzos, Batı Trakya Türklerini yoksayan provokatif bir açıklama yaptı. Irkçı Yunan vekil Mantzos, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından Batı Trakya'daki en eski Türk sivil toplum teşkilatı olan İskeçe Türk Birliğinin (İTB) 98. kuruluş yıl dönümüne ilişkin olarak yapılan paylaşıma dil uzattı.  TÜRK DIŞİŞLERİNİN PAYLAŞIMINA HADSİZ YORUM! Türk Dışişlerinin paylaşımını "kışkırtıcı ve uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendiren Mantzos, 14 Nisan 2025 tarihli yazılı açıklamasında skandal atıflarda bulundu. Mantzos, bakanlığın paylaşımının Lozan Anlaşması'na aykırı olduğunu iddia ederek, Batı Trakya’daki azınlığı etnik değil dini bir azınlık olarak tanımladığını söyledi. Tarihin değiştirilmesine karşı mücadele edeceklerini öne süren Mantzos, partinin bu konudaki tavrının net ve değişmez olduğunu öne sürdü. YUNANİSTAN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TÜRKİYE'YE DİL UZATTI! Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakanlığının 14 Nisan 2025 tarihinde yayımladığı kutlama mesajına cevaben yaptığı açıklamada, Lozan Antlaşması’nın Batı Trakya’daki azınlığı etnik değil dini olarak tanımladığını ve azınlık üyelerinin yasalar önünde tam eşitliğe sahip olduğunu iddia etmişti. TÜRK DIŞİŞLERİ, İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİNİN KURULUŞUNU TEBRİK ETMİŞTİ Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 14 Nisan 2025 tarihinde "Batı Trakya Türk Azınlığının en eski sivil toplum kuruluşu olan İskeçe Türk Birliğinin 98. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun! Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uyarınca, birliğin kendi ismini kullanması doğrultusundaki haklı çabalarını ve onurlu mücadelesini destekliyoruz." ifadelerini içeren bir paylaşım yapmıştı.  "İSTANBUL'DAKİ HRISTİYANLAR NE KADAR RUM KÖKENLİ İSE BATI TRAKYA'DA YÜZYILLARDIR YAŞAYANLAR DA O KADAR TÜRK'TÜR" Diğer yandan, Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), ırkçı Yunan vekilin açıklamalarına tepki gösterdi. ABTTF, Batı Trakya'da isminde "Türk" kelimesi geçtiği gerekçesiyle bölgedeki en eski derneklerden birinin kapatıldığını ve bu derneğin yıl dönümünün kutlanmasından dahi rahatsızlık duyulduğunu kaydetti. ABTTF, "İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'da yaşayan Hristiyanlar ne kadar Rum kökenliyse, Batı Trakya'da yüzyıllardır yaşayan bizler de o kadar Türk'üz" ifadelerini kullandı. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin aralarında İTB'nin de bulunduğu derneklerle ilgili olarak Yunanistan aleyhine verdiği kararların 17 yıldır uygulanmadığı anımsattı. Yunanistan'da örgütlenme özgürlüğünün açık şekilde ihlal edildiğini vurguladı. Batı Trakya Türklerinin asırlık kültür çınarı: İskeçe Türk Birliği

Batı Trakya Türkleri, 29 Ocak Milli Direniş Günü'nü andı Haber

Batı Trakya Türkleri, 29 Ocak Milli Direniş Günü'nü andı

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK), Millî Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü'nün ilan edilmesinin 37. yılında anma etkinliği tertip etti. Gümülcine Türk Gençler Birliğinde düzenlenen programa yoğun bir katılım oldu.  MİLLî DİRENİŞ GÜNÜ'NDE GENÇLER KONUŞTU Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi Asbaşkanı Koray Bağdatlı, Gümülcine Türk Gençler Birliği Yeni Nesil Kolu Başkanı Kerem Molla İsa, İskeçe Türk Birliği Gençlik Kolu Başkanı Mustafa Budur ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsislliler Derneği (BTAYD) Genç Akademisyenler Topluluğu Genel Sekreteri Eslem Ali Çavuş'un konuşmacı olduğu panelde; 29 Ocak'ı yaşayan, kimlik mücadelesi veren BTTADK Başkanı, Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif'in konuşmasıyla başladı.  "AZINLIK HAKLARIMIZI ELDE ETMEK İÇİN BİR MÜCADELE GEREKİYOR" Birlik gazetesinin haberine göre Şerif, bu sene Millî Direniş Günü'nü gençlerden dinlemek istediklerini belirttiği konuşmasında, 1988 yılının 29 Ocak'ında yaşanılan direnişten söz etti. Şerif, "1950’den sonra Azınlık haklarımız ellerimizden öyle bir alındı ki; 1970 yılından sonra azınlık getto hayatı yaşamaya başladı. Derneklerimiz isimlerinde ‘Türk’ kelimesi geçtiği için yargı yoluyla kapatıldı. Bunun üzerine o dönemde Azınlık Yüksek Kurulunun kararıyla, Türk azınlığı yürüyüş kararı aldı. O gün Azınlığın üzerine getto hayatı uygulayan zihniyete, Batı Trakya Türkleri 29 Ocak'ta tepki verdi. Azınlık haklarımızı elde etmek için bir mücadele gerekiyor. Bu mücadele sonunda mutlaka haklar kazanılıyor." ifadelerini kullandı. Ayrıca Müftü, kimlik mücadelesi vererek hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi. 29 OCAK 1988: BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN KİMLİK MÜCADELESİ DEB Partisi Asbaşkanı Koray Bağdatlı'nın moderatörlüğünü yaptığı "29 Ocak Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü-Dünü, Bugünü, Yarını” başlıklı panelde İskeçe Türk Birliği Gençlik Kolu Başkanı Mustafa Budur, Türk azınlık toplumunu 29 Ocak direnişine iten sebepler ve o dönemde yaşanan olaylarla ilgili olarak tarihi bilgiler verdi. Gümülcine Türk Gençler Birliği Yeni Nesil Kolu Başkanı Kerem Molla, 29 Ocakların sonuçlarına ve bugün yaşanılan sorunlara işaret etti. Yunan makamlarınca azınlığın temel hakkı olan millî kimliğin inkar edildiğini anlattı.  Öte yandan Genç Akademisyenler Topluluğu Genel Sekreteri Eslem Ali Çavuş ise gençlerin gelecekteki beklentilerinden bahsetti. Çavuş, gençler olarak yaptıkları çalışmalarla Batı Trakya’da Türk Azınlığın hak arama mücadelesine yardımcı olmak için çalıştıklarını vurguladı.  MİLLÎ KİMLİK VE TÜRKÇE HASSASİYETİ Konuşmaların ardından İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, millî kimliğin ve Türkçenin önemine işaret ettiği konuşmasında, "Bu değerler kaybolursa er ya da geç azınlık toplumu da kaybolur.” dedi. Trampa kounşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu topraklarda son sözü biz söyleriz. Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez. Bu gençler var olduğu sürece de her şeyin daha yeni başladığını görüyoruz. 29 Ocak Batı Trakya Türkünün bir hikâyesidir. Her toplumun bir hikâyesi vardır. Her toplumun dinî, millî değerleri ve kültürü vardır. Bütün bunlar bizim millî kimliğimizi oluşturur. Millî kimlik Batı Trakya Müslüman Türkleri için en temel hak ve hakikattir. Bir toplumu betimlemek istiyorsanız hakikat kelimesi çok önemlidir. Bizim için 29 Ocak ve değerlerimiz bizim hakikatimizin ortaya çıkmasına ve bu da tezahürü meydana getirir. Hakikate sahip olan bir millet her daima değerlerini muhafaza eder.” BAŞKONOSOLOS, TÜRK DIŞİŞLERİNİN AÇIKLAMASINI PAYLAŞTI Programın sonunda eşi İlayda Ünal ile birlikte programa katılan Türkiye Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal, Türkiye Dışişleri Bakanlığının açıklamasını paylaştı. Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: Batı Trakya’daki soydaşlarımızın ‘Türk’ kimliklerinin tanınması yolundaki hak arama mücadelesinin dönüm noktası ’29 Ocak Batı Trakya Millî Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü’nde, Batı Trakya Türklerinin haklarının yılmaz takipçisi olmayı sürdüreceğimizi bir kez daha vurgularız. Bu hakların kullanılması için fedakârca çalışan, başta Seçilmiş Müftüler olmak üzere, tüm Batı Trakyalı kardeşlerimizin daima yanında olacağız.

Batı Trakya, Millî Direniş Günü'nün 37. yılını kutluyor Haber

Batı Trakya, Millî Direniş Günü'nün 37. yılını kutluyor

Batı Trakya Türkleri, bugün Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü'nün 37'nci yılını kutluyor. "Türk" kimliğini yok sayan Yunan makamlarına karşı direniş gösteren Batı Trakya Türkleri, 1988 ve 1990'da tarihe iz bırakan ve 29 Ocak Olayları olarak da bilinen Millî Direniş Günü'nü unutmuyor.  BATI TRAKYA MİLLÎ DİRENİŞ GÜNÜ Lozan Anlaşmasıyla vatan topraklarında bütün hakları saklı olan Batı Trakya Türkleri, belli dönemlerde Yunanistan hükûmeti tarafından tacize uğradı. Bu sorunların, bir başkaldırıya dönüşmesine sebep olan tarihî gün ise 29 Ocak 1988 oldu. Evlad-ı fatihan topraklarında yaşayan Osmanlı'nın mirası olan Batı Trakya Türkleri, 4 Kasım 1988'de bir kez daha hak ihlaline uğradı. Yunanistan, "Batı Trakya'da Türk yoktur" safsatasıyla Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Gençler Birliğini içinde "Türk" kelimesi geçmesi gerekçesiyle kapatma kararı aldı. Ancak Türkler bu kararı 2 ay sonra öğrendi. Onlar, yüzler, binler "Türk'üz, biz varız" nidalarıyla bölgenin çeşitli yerlerinden Gümülcine'ye doğru akın etti. Gümülcine'nin girişine barikat kuran Yunan polilsler çok sayıda Türk'ü darp etti. 1989'da Gümülcine'de camileri kapatan ve Millî Direniş Günü kahramanlarının mevlit ile anılmasına izin vermeyen Yunanlar bölgedeki fitili ateşledi. Haklarından ve kimliklerinden yoksun bırakılan Batı Trakya Türkleri, her geçen yıl aynı soruna göğüs germek zorunda kaldı. 1990'a gelindiğinde seçim çalışmaları için broşür dağıtan Dostluk, Eşitlike ve Barış (DEB) Partisi Kurucu Başkanı Dr. Sadık Ahmet ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, 20 Ocak 1990'da Yunan Mahkemesi tarafından yargılanarak, hapis cezasına çarptırıldı. "TÜRK'ÜZ BİZ VARIZ" Batı Trakya Türkleri bu kararın üzerine daha çok haykırmış, "Türk'üz, biz varız" sloganları bütün dünyada yankı uyandırmıştı. Bunun üzerine Millî Direniş'in 2. yıldönümü olan 29 Ocak 1990'daki anma etkinliğinde sesi daha gür çıkan Batı Trakya Türkleri, vatan topraklarının kime ait olduğunu avaz avaz söylemişti.  Yunanlar o gün çok sayıda Türk'e şiddet uygularken, 300'ü aşkın dükkanı talan etti. Bugün hala aynı baskıyı, zulmü ve insan hakları ihlallerini Türkler üzerinden uygulayan sözde demokrasinin beşiği Yunanistan, dünya kamuoyundan tepki gelse de Türklerden hiçbir zaman özür dilemedi.

Türk dünyasında 2024 yılı nasıl geçti? Haber

Türk dünyasında 2024 yılı nasıl geçti?

2024 yılı, Türk dünyasında hem umut veren gelişmelerin hem de derin endişe uyandıran hak ihlallerinin yaşandığı bir yıl oldu. Batı Trakya’dan Kerkük’e, Doğu Türkistan'dan Kırım'a uzanan geniş bir coğrafyada; Türk halkları çeşitli ayrımcı politikalara ve insan hakları ihlallerine maruz kalmaya devam etti.  Öte yandan; 2024 yılında aynı zamanda; Türk dünyasında birlik ve dayanışma çabalarını güçlendiren önemli adımlar atıldı. Türk Devletleri Teşkilatı eliyle Türk dünyası ülkeleri; eğitim, kültür, askerî, ticarî alanlar başta olmak üzere birçok alanda iş birlikleri gerçekleştirdi; ortak kararlar alındı.  Bu bağlamda kültürel mirasın korunması çabalarından, Ortak Alfabe Bildirisine ve ortak harita çalışmaları gibi iş birliği projelerine kadar birçok konu, Türk dünyasında bu yıl öne çıkan gündem başlıklarını oluşturdu. Yıl boyunca Türk dünyası gündeminin nabzını tutan Kırım Haber Ajansı (QHA) ise, yılın öne çıkan gündem başlıklarını sizler için derledi. BATI TRAKYA’DA TÜRKLERE YÖNELİK AYRIMCILIK SÜRÜYOR Batı Trakya’da Türklere yönelik ayrımcılık ve hak ihlalleri yıl boyunca artarak devam etti. Ocak ayında açıklama yapan Yunanistan hükûmeti; Batı Trakya'daki Türk azınlığının bulunduğu 5 okulda öğrenci ve öğretmen kontenjanı azaltıldığını açıkladı. Şubat ayında ise yetkililer, İskeçe Türk Azınlık İlkokulunda yapılması planlanan Dil Konuşma Terapisti Cemal Kabur'un söyleşisine onay vermeyerek okulun kapılarını kaparak bir skandala daha imza attı. Uzun bir süredir bina yapısında çeşitli sorunlar yaşayan İskeçe Azınlık Ortaokulu-Lisesi sorunu 2024 yılı boyunca da yetkili mercilerce görmezden gelinmeye devam edildi.  Öte yandan, Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi, aralık ayında Batı Trakya'daki örgütlenme özgürlüğü konusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesine uymayan Yunanistan'a, tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda çağrıda bulundu. Bununla beraber, Batı Trakya’da faaliyet gösteren Türk azınlık kurum ve kuruluşları 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladıkları mesajlarda, Yunanistan’ın Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına yönelik insan hakları ihlalleri ve ayrımcı politikaları net bir şekilde eleştirildi. KERKÜK’TE TÜRK NÜFUSU HEDEF TAHTASINA OTURTULDU Kerkük’te 37 yıl aradan sonra yapılan nüfus sayımına hile karıştırıldı. Binlerce yıllık Türk yurdu Kerkük’te 20 Kasım 2024 tarihinde başlayan nüfus sayımında, bölgedeki Türk nüfusu ve demografik yapı hedef alındı. Irak Türkmen Cephesi (ITC) tarafından yapılan açıklamalarda, diğer bölgelerden binlerce Arap ve PKK sempatizanının güvenlik güçlerinin himayesi altında Kerkük topraklarına getirildiği bildirildi.  ÇİN'İN DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ YENİ PLANI! Temmuz ayında İşgal altındaki Türk yurdu Doğu Türkistan’da Çin yönetimi, Doğu Türkistan halkının mimari, dinî ve kamusal alanlardaki milli kimliklerinin tamamen Çin geleneğine uyarlanmasını hızlandıran “Kuruluşların ve Şahısların Dinî Terörizm ve Aşırılıkları Yaymasını Engelleme" yasasını kabul etti. Yasayla birlikte, Çin denetimindeki dinî eğitim veren okullar, Çin geleneklerini izlemek zorunda kaldı. Bununla birlikte, mimarinin de yeni yönetmeliğin müdahale edeceği alanlar arasında olduğu ve Uygur mimarisinin tamamen Çinlileştirileceği bildirildi. Ayrıca Uygur Türklerinin yeni yaptığı, restore ettiği kültürel merkezler, heykel, resim ve dekorasyonda Çin geleneklerini yansıtmak zorunda kalacak. TÜRKLERE VE TÜRKÇE HAK İHLALİNDE İRAN REJİMİ Türk halklarına yapılan ayrımcılık ve hak ihlalleri sadece Batı Trakya, Kerkük ve Doğu Türkistan ile sınırlı kalmadı. İran rejiminin Güney Azerbaycan Türklerine ve Türkçeye olan alerjisi, yıl boyunca çeşitli olaylarla kendini göstermeye devam etti. Öyle ki 2024 yılının başında İran rejimi, haksız bir şekilde hapsettiği Nobel Barış Ödülü sahibi Güney Azerbaycan Türkü insan hakları savunucusu Nergiz Mehemmedi hakkında yeni bir ceza kararı çıkardı ve Mehemmedi’ye 15 ay hapis ve 2 yıl sürgün cezası verdi. İran rejiminin Türkçeye ve Türk isimlerine yönelik uyguladığı yasaklar ve kısıtlamalar ise yıl boyunca devam etti. Mart ayında, Azerbaycan'ın Urmiye kentinde 21 Mart Nevruz Bayramı için yazılan "Bayramımız kutlu olsun" yazısı kimliği belirsiz kişiler tarafından karalandı. Ayrıca İran rejimi Nevruz kutlamaları bağlamında boyanan ve üzerinde Türk motifi olan bir yumurtaya bile tahammül edemedi ve alandan kaldırdı. Türkçe isimlere sahip Güney Azerbaycan Türkü bebekler ise, Türk ismine sahip olduğu için İran rejimi tarafından yok sayılmaya devam edildi. Bebeklerin isimlerinin resmî kurumlarca kaydı yapılmadı ve bu sebeple bebekler, hakları olan sağlık hizmetlerinden yararlanamadı.  Temmuz ayında Güney Azerbaycan'ın Erdebil kentinde Kamusal Alanlar Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından iş yerlerinde Türkçe kullanılmasının yasaklandığı bildirilirken, ekim ayında Ata Hava Yollarına ait uçakta, yolcuları Türkçe bir şekilde "Hoş geldiniz" diyerek selamlayan kabin görevlisi işten çıkarıldı. Kasım ayında ise İran'da elektrik kesintilerinin gerçekleştiği illerin paylaşıldığı tabloda Güney Azerbaycan, "Tebriz Eyaleti" olarak adlandırıldı. 32. YILINDA HOCALI SOYKIRIMI Aradan geçen 32 yılda Ermenistan birlikleri tarafından işlenen Hocalı Soykırımı’nın izleri hâlâ gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. 2024 yılının şubat ayında, Ermeni Beglaryan Raşid Aramayisi'nin yargılanma esnasındaki ifadesi doğrultusunda Esgeran'da çalışmalar yapıldı. Çalışmalar sırasında Aramayisi’nin işaret ettiği bölgeden, 8'den fazla Azerbaycanlı sivilin toplu mezarı ortaya çıkarıldı. Mart ayında ise, Hocalı kentindeki Malıbeyli köyünde yapılan inşaat çalışması sırasında insan kemiklerinin bulunduğu kaydedildi. AZERBAYCAN-ERMENİSTAN SINIRI BELLİ OLDU 2024 yılının en önemli gelişmelerinden biri Azerbaycan’da gerçekleşti. İlk olarak mart ayında Birleşmiş Milletler (BM), 30 yıl sonra Azerbaycan haritasını güncelledi ve Azerbaycan’daki coğrafî isimler dünya haritasında asli isimleriyle değiştirildi.  Azerbaycan-Ermenistan Sınır Belirleme Komisyonu Eş Başkanı ve Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Şahin Mustafayev'in 24 Mayıs 2024 tarihinde yapılan açıklamada ise sınırlandırma çalışmaları sonucunda 12,7 km uzunluğundaki sınır hattının belirlendiği duyuruldu. Bu bağlamda; haziran ayında Ermenistan'ın işgal altında tuttuğu Gazah ilinin Bağanis Ayrım, Aşağı Eskipara, Heyrimli ve Kızılhacılı köyleri Azerbaycan’a iade edildi.  YAVRU VATAN KIBRIS’TA ÖNEM ARZ EDEN GELİŞMELER YAŞANDI BM Genel Sekreteri Antonio Guterres 5 Ocak 2024'te 2010 ile 2018 yılları arasında Kolombiya Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Maria Angela Holguin Cuellar'ın Kıbrıs Kişisel Temsilcisi olarak atandığını duyurdu. Temsilci Cuellar; birden fazla olmak üzere taraflarla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu gelişmelerin ardından Genel Sekreter Guterres’ın ev sahipliğinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis 15 Ekim 2024 tarihinde gayriresmî bir akşam yemeği yedi. Daha sonrasında açıklamalarda bulunan Tatar, “Artık bu oyunun kurallarını değiştireceğiz. Artık federal çerçevede bir görüşmeye ‘hayır’ diyoruz.” ifadelerini kullandı. TÜRKİSTAN, SOVYET İZLERİNDEN KURTULUYOR Türkistan’dan takdir toplayan haberler, yıl başında gelmeye başladı. Ocak ayında Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov; Batken, Celal Abad ve Issık Göl illerindeki 8 köyün isminin değiştirilmesine yönelik kararı imzaladı ve Rusça isimler, Kırgızca isimlerle değiştirildi. Ayrıca Kırgızistan ekim ayında, Rusça isimlerden kurtulma sürecini hızlandırarak yeni bir yasa tasarısıyla birden çok köyün ismini Kırgız Türkçesinde isimlerle değiştirdi. Bununla beraber Kırgızistan Parlamentosu Ulaştırma, İletişim, Mimarlık ve İnşaat Komisyonu, 17 Aralık'taki oturumda soyadlardaki Rusça eklerin çıkarılarak Kırgız Türkçesi ekler getirilmesini ele aldı. 26 Aralık'ta gerçekleşen genel kurulunda ise Parlamento, yasa tasarısını ilk okumada değerlendirdi. ÖZBEKİSTAN YENİ ANAYASASI İLE İLK SEÇİMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ Özbekistan’ın 2023 yılında gerçekleştirmiş olduğu anayasa değişikliğinin ardından yapılan ilk seçim olan parlamento seçimini ekim ayında yaptı. Açıklanan ön sonuçlara göre; Özbekistan Liberal Demokrat Parti (UzLiDeP) oyların yüzde 34,75'ini alarak 64 sandalyeye, Milli Yükseliş Demokrat Parti yüzde 18,82 oy alarak 29 sandalyeye, Adalet Sosyal Demokrat Partisi yüzde 16,20 oy alarak 21 sandalyeye, Halk Demokrat Partisi yüzde 17,11 oy alarak 20 sandalyeye ve Özbekistan Ekoloji Partisi yüzde 13,12 oy alarak 16 sandalyeye sahip oldu. YILA DAMGA VURAN TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 2024 yılının ilk ve son yarısında birçok alanda önemli gelişmeye imza attı. Öte yandan Ortak Türk Alfabesi'nin kabulü hususu, uzun zamandır beklenilen bir karar olarak yılın başından sonuna kadar ilgi çeken bir gelişme oldu. Öyle ki; Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, 6-7 Mayıs 2024 tarihlerine Bakü’de toplanarak, 34 harften oluşan ortak bir alfabe oluşturulmasına karar verdi. Buna takiben 9 Eylül 2024 tarihinde yeniden Bakü’de toplanan Komisyon, 3. toplantısında 34 harften oluşan ortak alfabeye mutabık bildiriyi yayımladı.  Bununla birlikte TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev 24 Haziran 2024 tarihinde ünlü Türk düşünür Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügati't Türk isimli eserine dikkat çektiği konuşmasında ortak Türkçe sözlük oluşturulması konusunda öneride bulundu. TDT aynı zamanda biri gayriresmî, diğeri ise resmî olmak üzere iki zirve gerçekleştirdi. Temmuz ayında gerçekleştirilen TDT Devlet Başkanları Gayriresmî Zirvesi isimli toplantı, Azerbaycan’ın işgalden kurtulan toprağı Şuşa şehrinde yapıldı. Zirveye, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar katıldı. Bu toplantı aynı zamanda, Tatar’ın Cumhurbaşkanı ünvanıyla katıldığı ilk TDT Zirvesi oldu. TDT 11. Zirvesi ise resmî zirve olarak 6 Kasım 2024 tarihinde “Türk Dünyasının Güçlendirilmesi: Ekonomik Entegrasyon, Sürdürülebilir Kalkınma, Dijital Gelecek ve Herkes için Güvenlik” temasıyla Türk devletlerinin ve heyetlerinin üst düzey katılımıyla Kırgızistan'ın başkenti Bişkek’te gerçekleştirildi. Türk dünyası için önemli gelişmelere imza atılan zirvede; Türk Dünyası Şartı kabul edildi ve teşkilatın bayrağı Selçuklu yıldızı ile çevrelenen bayrak ile değiştirildi. Ayrıca TDT’nin 15. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle Türkiye Cumhuriyeti tarafından, Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı adına üzerinde "Dilde, İşte, Fikirde Birlik" yazılı hatıra parası bastırıldı. Bununla beraber, zirvenin sonunda Devlet Başkanları tarafından imzalanan Bişkek Bildirisi’nde göre, 12. TDT Zirvesi'nin Azerbaycan’da düzenlenmesine karar verildi.  2024’ün son aylarına gelindiğinde ise, Ortak Türk Alfabesi kararının ardından TDT üyesi ülkelerin haritacılık kurumları başkanları başkent Ankara'da buluştu ve Türk dünyasının ortak bir haritasının hazırlanması konusunda karar aldı.  TÜRK DEVLETLERİNDEN ORTAK TATBİKAT Türk devletleri 2024 yılında iş birliğiyle birçok askerî tatbikat ve askerî alanda iş birliği gerçekleştirdi. Bunlar arasında Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın katılımlarıyla gerçekleşen “Birleştik 2024” askerî tatbikatı 8-17 Temmuz tarihleri arasında düzenlendi. Bununla birlikte, “Birleştik 2024” tatbikatına 4 binden fazla askerî personelin katıldığı açıklandı.  GEÇMİŞTEN GELECEĞE ORTAK TARİH, ORTAK KÜLTÜR VE ORTAK MİRAS Türk dünyasının yılbaşı günü, bahar bayramı, bolluk ve bereketin habercisi ve yeniden dirilişin müjdeleyicisi Nevruz, 21 Mart günü Türk dünyası genelinde coşkuyla kutlandı. Gece ve gündüzün eşitlendiği bu günde; dilekler dilendi, yumurtalar tokuşturuldu, semeniler hazırlandı, Türklerin demir dağı eritip Ergenekon’dan çıkmasına ithafen örs ve çekiçle demir dövüldü ve Nevruz ateşinden atlandı.  Ayrıca toprağın ve suların koruyucuları olan Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olan Hıdırellez, 6 Mayıs’ta bollukla ve bereketle kutlandı. Kurulan salıncaklarda şarkılar söylendi, mâni atışmaları yapıldı, yumurtalar tokuşturuldu, gül ağaçlarına dilekler asıldı ve tuz-ekmek hakkı ritüeli yapıldı. Öte yandan 2-6 Aralık 2024 tarihleri arasında düzenlenen Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) 19. Hükûmetler Arası Somut Olmayan Kültürel Miras Komitesi’nde; Türkiye ve Kuzey Makedonya’nın “Geleneksel Tulum Yapımı ve İcrası” unsuru, Kazakistan’ın “Betaşar, Geleneksel Düğün Ritüeli” unsuru, Azerbaycan’ın “Azerbaycan’da Tandır İşçiliği ve Ekmek Pişirme” unsuru ve Özbekistan’ın “Rubab/Rabab İşleme ve Çalma Sanatı” unsuru, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne dâhil edildi. Böylelikle, Türk dünyası gelenekleri uluslararası camiada tanınırlık kazandı. Bununla beraber UNESCO 42. Genel Kurul Toplantısında aldığı karara göre 2024-2025 yılı anma listesine bağlamında UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programına alınan Divan-ı Lügat'it Türk'ün 950. Yıl Dönümü, yıl boyunca Türk dünyası devletlerinde tertiplenen sempozyum, sergi, kongre ve programlarla anıldı. Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından Türkmenistan'ın Anev şehri, 2024 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmişti bu kapsamda ülkede çok sayıda etkinliğe imza atıldı.

Batı Trakya Türkleri: Yunanistan, bir asırdır temel hak ve özgürlüklerimizi ihlal etmektedir Haber

Batı Trakya Türkleri: Yunanistan, bir asırdır temel hak ve özgürlüklerimizi ihlal etmektedir

Batı Trakya’da faaliyet gösteren Türk azınlık kurum ve kuruluşları 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla, mesajlar yayımladı. Batı Trakyalı Türkler tarafından kurulan Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği (BTTÖB) ve Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonunun (ABTTF) yayımladığı mesajlarda, Yunanistan’ın Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına yönelik insan hakları ihlalleri ve ayrımcı politikaları eleştirildi. "BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ BİR ASIRDIR İHLAL EDİLMEKTEDİR" Dostluk Eşitlik Barış Partisi tarafından yayımlanan mesajda şu ifadeler yer aldı: "İnsan haklarının evrenselliğinin ve dokunulmazlığını tüm dünyaya hatırlatan 10 Aralık Dünya Hakları Günü, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Ancak bu özel gün aynı zamanda, devam eden hak ihlalleri karşısında sorumluluklarımızı bir kez daha hatırlamamıza vesile olan bir çağrıdır. Maalesef, vatanımız Yunanistan’da Batı Trakya Türk azınlığının temel hak ve özgürlükleri bir asırdır ihlal edilmektedir. Eğitim, din özgürlüğü ve etnik kimlik gibi konularda süre gelen ayrımcılıklar insan haklarının korunması konusunda ülkemizin eksikliklerini ortaya koymaktadır. Özellikle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin lehimize verdiği kararların yıllardır uygulanmaması bu durumu daha da derinleştirmektedir. Bu anlamlı günde tüm bireylerin insan haklarının tam anlamıyla tanındığı dostluğun, eşitliğin ve barışın hüküm sürdüğü bir dünya diliyoruz." pic.twitter.com/wJa5WbYBqF — DEB / ΚΙΕΦ / FEP (@DebPartisi) December 10, 2024 TÜRK KİMLİĞİNİN İNKÂR ETTİĞİ BELİRTİLDİ Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği (BTTÖB) tarafından yayımlanan mesajda ise, Türklerin etnik kimliğinin inkâr edilmesine ve Türk azınlığın eğitim sorunlarına yönelik politikalara dikkat çekildi. Bununla birlikte yapılan açıklamada, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmasına ve Avrupa Birliği normlarına uygun hareket etme taahhüdüne rağmen, kimlik inkârı ve örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasıyla insan haklarını ihlal ettiği ifade edildi. Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) ise, insan haklarının temel bir değer olarak korunduğu vurguladı ve 2024 için BM tarafından belirlenen “Haklarımız, Geleceğimiz, Hemen Şimdi” teması doğrultusunda insan haklarının günlük hayattaki önemine değindi. Ayrıca Batı Trakya Türk toplumunun temel haklarının Yunanistan’da sistematik olarak ihlal edildiği kaydedilen mesajda, toplumun ifade özgürlüğü hakkının reddedildiği ve Türk kimliğinin inkâr edildiği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.