SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşmiş Milletler

QHA - Kırım Haber Ajansı - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BM’den Putin’in “Savaşın ne zaman biteceği bilinmiyor” sözlerine tepki! Haber

BM’den Putin’in “Savaşın ne zaman biteceği bilinmiyor” sözlerine tepki!

Birleşmiş Milletler (BM), Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin “kesin bir tarih vermenin mümkün olmadığı” yönündeki açıklamasına tepki göstererek, savaşın adil ve kalıcı bir diplomatik çözümle sona erdirilmesi çağrısında bulundu. BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stéphane Dujarric, New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, kuruluşun savaşın bir an önce sona ermesini istediğini belirtti. Dujarric, tarafların gerçek diplomasiye yönelmesi gerektiğini vurgulayarak, çözümün Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde olması gerektiğini ifade etti. Dujarric, “Bu savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin elimizde kesin bir tarih yok. Ancak görmek istediğimiz şey, bu çatışmanın sona ermesidir. Tarafların gerçek diplomasiye dahil olmasını ve bunun Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ile egemenliğine saygı temelinde adil ve kalıcı bir çözüme ulaşmasını istiyoruz.” dedi. SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRILARI KINAMAYI SÜRDÜRECEK BM Sözcüsü ayrıca Genel Sekreter’in sivillere ve sivil altyapıya yönelik tüm saldırıları kınamayı sürdüreceğini kaydetti. Dujarric’in açıklaması, Putin’in Kazakistan’da yaptığı konuşmada Ukrayna-Rusya savaşının ne zaman biteceğine ilişkin net bir takvim verilemeyeceğini söylemesinin ardından geldi. BM Genel Sekreteri António Guterres daha önce yaptığı açıklamalarda, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın daha geniş çaplı bir krize dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulunmuştu.

Rusya ve İsrail cinsel şiddet suçu nedeniyle kara listede! Haber

Rusya ve İsrail cinsel şiddet suçu nedeniyle kara listede!

Dünya genelindeki çatışmalarda işlenen cinsel şiddet suçunu kayıt altına alan Birleşmiş Milletler (BM) raporunda ilk kez Rusya ve İsrail de yer aldı. The Associated Press’de (AP) yer alan habere göre İsrail'in BM temsilciliği tarafından paylaşılan ve 29 Mayıs’ta tamamının yayınlanması beklenen 35 sayfalık BM raporunda dünya genelinde cinsel şiddet suçu işleyen veya bundan sorumlu olduğu şüphelenilen çeşitli ülkelerdeki 77 hükûmet organı ve sivil toplum kuruluşu kara listeye alındı. Ukrayna’da bulunan işgalci Rus güçlerinin, Ukraynalı savaş esirlerine ve alıkoyduğu sivillere yönelik cinsel şiddet suçu işlediği tespit edildi. İsrail güçlerinin de Filistinli mahkûmlara yönelik cinsel şiddet suçu işlemesi nedeniyle kara listeye alındığı bildirildi. UKRAYNA RUSYA'NIN CİNSEL ŞİDDET VAKALARINI BELGELİYOR Ukrayna Dışişleri Bakanlığı “19 Haziran Çatışmalarda Cinsel Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Gün” kapsamında 2025 yılında yapmış olduğu açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları sırasında 366 cinsel şiddet vakasının belgelendiğini duyurmuştu. Ukrayna Savunma Bakanlığı Başmüdürlüğü (HUR) tarafından ele geçirilen ve mart ayında yayımlanan telsiz kayıtlarında ise Rus komutanların, kesin olarak ölümle sonuçlanacak saldırılara katılmayı reddederek hayatını kurtarmaya çalışan askerlere yönelik tecavüz ve sakatlama emirleri verdiği duyulmuştu. SİSTEMATİK İNSAN HAKLARI İHLALİ Öte yandan çatışma ortamında cinsel şiddet, sivillerin, özellikle kadın ve çocukların korunmasını zorunlu kılan 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokolleri uyarınca yasaklandı. Ayrıca cinsel şiddet uluslararası hukukta savaş suçu olarak kabul ediliyor.

Kıyiv'e yönelik saldırıların ardından BM'de acil toplantı: Ukrayna'daki savaş kontrolden çıkma noktasında! Haber

Kıyiv'e yönelik saldırıların ardından BM'de acil toplantı: Ukrayna'daki savaş kontrolden çıkma noktasında!

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Ukrayna'nın talebi üzerine acil olarak toplandı. Oturum, Rusya'nın 24 Mayıs 2026 tarihinde Kıyiv ve çevresine yüzlerce silahllı insansız hava aracı (SİHA) ve füze ile düzenlediği saldırının ardından yapıldı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ukrayna'da devam eden savaşın giderek daha tehlikeli bir aşamaya ulaştığı uyarısında bulunarak taraflara gerilimi düşürme, derhâl ateşkes ilan etme ve diplomatik çözüm yollarına öncelik verme çağrısında bulundu. BM Güvenlik Konseyi'nde Ukrayna'nın talebi üzerine düzenlenen özel oturumda konuşan Guterres, sahadaki son gelişmelerin ciddi endişe yarattığını belirtti. Savaşın seyrinde yaşanan tırmanışın ve çatışmaların yoğunlaşmasının kontrol edilemez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Guterres, mevcut durumun uluslararası barış ve güvenlik açısından büyük risk taşıdığını ifade etti. BM Genel Sekreteri, "Şu anda savaşın yönü, tanık olduğumuz tırmanma ve yoğunlaşma kontrolden çıkma riski taşıyor." diyerek tarafları itidalli davranmaya çağırdı. Guterres, çatışmaların daha da büyümesini önlemek için acilen gerilimin azaltılması, ateşkes sağlanması ve diplomasi kanallarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini vurguladı. KALICI BARIŞ İÇİN ULUSLARARASI HUKUK VURGUSU Konuşmasında kalıcı ve adil bir barışın ancak uluslararası hukuk temelinde sağlanabileceğini belirten Guterres, çözüm sürecinin BM Şartı ve BM kararlarıyla uyumlu olması gerektiğini kaydetti. Guterres, "Asıl gereken; BM Şartı, uluslararası hukuk ve BM kararlarıyla tam uyum içinde olan adil, kalıcı ve kapsayıcı bir barış ortamının tesis edilmesi için uygun koşulların oluşturulmasıdır." ifadelerini kullandı. BM Güvenlik Konseyi'ndeki oturumda, Ukrayna'da son dönemde artan saldırılar ve çatışmaların bölgesel ve küresel güvenliğe etkileri ele alınırken, taraflara uluslararası hukuka uygun hareket edilmesi ve diplomatik çözüm yollarına dönülmesi yönünde çağrılar yapıldı. "ANLAŞILMAZ, TEHLİKELİ VE BARBARCA BİR TIRMANIŞ" ABD'nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce, pazar günkü saldırıyı kınayarak Rusya'nın Oreşnik füzesi kullanımını savaşta "anlaşılmaz, tehlikeli ve barbarca bir tırmanış" olarak nitelendirdi. Bruce, Rusya'yı Kıyiv'e yönelik sözde sistematik saldırılardan kaçınması konusunda uyardı ve bu adımların daha fazla sivil can kaybına yol açarak barış ihtimalini geriye atabileceğini söyledi. Bruce'un sözleri, Trump yönetiminden Rusya'ya yönelik gelen en sert eleştiriler arasında yer aldı. Öte yandan ABD'li diplomat, Moskova'nın sistematik saldırı tehdidini hayata geçirmesi hâlinde Vaşington'un (Washington) nasıl karşılık vereceğine ilişkin ayrıntı vermedi. BM Genel Sekreter Yardımcısı Halid Hiyari de Rusya'nın Kıyiv'de "istikrarlı ve sistematik saldırılar" düzenleme tehdidinden derin endişe duyduklarını ifade etti.

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı Haber

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı

Kırım İnsan Hakları Grubu, Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne resmi bir bildiri sunarak, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarını silahlı çatışma koşullarında kültürel hakları engellemek için nasıl kullandığını raporladı. Raporda, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın dezenformasyon yoluyla kültürel mirası dönüştürdüğü, gasp ettiği ve özellikle Kırım Tatar halkı için hayati önem taşıyan tarihî yapıları hedef aldığı vurgulandı. BAHÇESARAY’DAKİ HANSARAY “RESTORASYON” ADI ALTINDA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İnsan hakları savunucuları, Rusya'nın uyguladığı bu politikanın en somut ve acı verici örneği olarak Kırım Tatarlarının tarihî ve sembolik mirası olan Bahçesaray’daki Hansaray’ı gösterdi. Raporda, Rus işgal yönetimi tarafından yürütülen sözde "restorasyon" ve "yenileme" adı altında sarayın özgün mimarisinin ve tarihî bağlamının fiilen değiştirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin amacının, tarihî anıtı Rus devletinin resmi kültür politikasına entegre etmek ve sarayın taşıdığı otantik Kırım Tatar anlatısını zamanla tamamen hafızalardan silmek olduğu belirtildi. İDEOLOJİK KONTROL MEKANİZMASI Kırım İnsan Hakları Grubu, bu tür uygulamaların sadece tarihi bir binaya yönelik fiziksel bir müdahale olmadığını, doğrudan bir ideolojik kontrol aracına dönüştürüldüğünü kaydetti. Sürecin sadece yıkım veya yeniden inşa ile sınırlı kalmadığı; kültürel kurumların yönetim kademelerinin değiştirilmesi, Kırım Tatar tarihiyle ilgili eğitim programlarının dönüştürülmesi ve tarihî anlamların çarpıtılması yoluyla yürütüldüğü ifade edildi. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL YAŞAMA KATILMA HAKKI GASP EDİLİYOR BM'ye sunulan bildiride, bu asimilasyon süreçlerinin işgale eşlik eden daha geniş bir Rus dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunun altı çizildi. Bu stratejiyle, kültürel mirasa verilen zararların ve yapılan değişikliklerin sorumluluğunun gizlenmesi ve Kırım Tatarlarının kendi tarihi mekanlarıyla olan köklü bağlarının zayıflatılması amaçlanıyor. Kırım İnsan Hakları Grubu, Bahçesaray’daki Hansaray’ı örneğinde yaşananların sadece somut bir kültürel miras meselesi olmadığını, Kırım Tatar halkının kendi kültürel yaşamına katılma ve onu koruma hakkına yönelik sistemli bir saldırı olduğunu belirterek komiteyi acil önlem almaya çağırdı.

BM İzleme Misyonu raporu: 2026’nın ilk dört ayında Ukrayna'daki sivil kayıplar rekor seviyeye ulaştı Haber

BM İzleme Misyonu raporu: 2026’nın ilk dört ayında Ukrayna'daki sivil kayıplar rekor seviyeye ulaştı

Birleşmiş Milletler (BM) Ukrayna İnsan Hakları İzleme Misyonu (HRMMU), 13 Mayıs tarihinde yayımladığı raporla savaşın sivil halk üzerindeki ağır bilançosunu gözler önüne serdi. Veriler, 2026 yılının ilk dört ayındaki sivil kayıpların, geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana geçen son üç yılın aynı dönemlerine oranla çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. BM raporuna göre, Rus saldırganlığı sonucu Ukrayna’da Nisan 2026’da en az 238 sivil hayatını kaybetti, bin 404 sivil ise yaralandı. Bu verilerle birlikte 2026’nın ilk dört ayındaki toplam sivil kayıp sayısı 815 ölü ve 4 bin 174 yaralıya ulaştı. Raporda, 2026'nın ilk dört ayındaki kayıpların, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 21 arttığına dikkat çekildi. 2024 yılının aynı dönemine oranla ise kayıplarda yüzde 93 gibi devasa bir artış kaydedildi. SİVİL KAYIPLARA İKİ ANA NEDEN BM analistleri, sivil ölümlerindeki bu keskin yükselişi uzun menzilli silahların yoğun kullanımı ve kısa menzilli SİHA saldırıları gibi iki temel askeri faktöre bağlıyor. Rusya’nın son dönemde füze ve kamikaze tipi SİHA saldırılarını artırması can kayıplarını katladı. Ayrıca cephe hattı boyunca kullanılan küçük SİHA’lar, Nisan 2026’da geniş çaplı savaşın başından bu yana en yüksek sivil kayıp oranına ulaştı. BM YARDIM KONVOYUNA SALDIRI Bununla birlikte raporda 12 Mayıs'ta yaşanan saldırıya dikkat çekildi. Cephe hattına gıda yardımı taşıyan ve üzerinde açıkça BM Dünya Gıda Programı (WFP) logosu bulunan bir kamyon, kısa menzilli bir SİHA tarafından hedef alındı. Saldırıda araç sürücüsü yaralandı. STRATEJİK ALTYAPI VE SİVİL YAŞAMIN FELÇ EDİLMESİ İzleme misyonu, Rusya'nın enerji nakil hatları, demiryolları ve limanlara yönelik sistematik saldırılarının sivil hayatı felç ettiğini vurguladı. Özellikle Odesa bölgesindeki liman altyapısı, sadece Nisan ayı içerisinde en az 14 kez saldırıya uğradı. Bu durumun hem sivil güvenliğini tehlikeye attığı hem de temel insani ihtiyaçlara erişimi zorlaştırdığı belirtildi.

Doğu Türkistan Sürgün Hükûmetinden BM’ye tarihi başvuru Haber

Doğu Türkistan Sürgün Hükûmetinden BM’ye tarihi başvuru

Doğu Türkistan Sürgün Hükûmeti (DTSH) ve Doğu Türkistan Millî Hareketi (DTMH) 5 Mayıs 2026 tarihinde BM Dekolonizasyon Özel Komitesine tarihi bir başvuruda bulundu. Başvuruda Doğu Türkistan’ın “Kendi Kendini Yönetemeyen Ülke” (Non-self-governing Territory) olarak kaydedilmesi talep edildi. “SOYKIRIM UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR” DTSH Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala, başvuruya ilişkin yaptığı açıklamada, 80’den fazla ulusun BM dekolonizasyon çerçevesinde bağımsızlığını kazandığını belirterek, “Doğu Türkistan halkı artık aynı hakkı resmen talep ediyor. Mücadelemiz sadece bir insan hakları meselesi değil; uluslararası bir bağımsızlık mücadelesidir.” dedi. Mevcut mekanizmaların, Çin Komünist Partisi (ÇKP) rejiminin Doğu Türkistan’da, Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk halklarına yönelik gerçekleştirdiği soykırımı durduramadığını aktaran Ala, “BM’nin 2022 raporundaki ‘insanlığa karşı suç’ tespitlerine, ABD, İngiltere, Hollanda ve Kanada başta olmak üzere Avrupa'daki birçok ülke parlamentosunun soykırım kararlarına rağmen kitlesel toplama kampları ve zorla çalıştırma uygulamaları kesintisiz devam etmektedir. Son olarak ocak 2026’da BM özel raportörleri, devlet eliyle yürütülen zorla çalıştırma transferlerinin uluslararası hukuka göre 'insanlığa karşı suç kapsamında köleleştirme’ teşkil edebileceği uyarısında bulunmuştur.” ifadelerini kullandı. Başvuru dilekçesinde, Çin'in 2026 yılında yürürlüğe koyduğu “Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası”nın soykırım aracı olarak kullanıldığına dikkat çekildi. Dilekçede bulunan başlıca talepler arasında; Çin’in Doğu Türkistan’daki “işgalci güç” olarak tanımlanması, Doğu Türkistan'ın kendi kaderini tayin ve bağımsızlık hakkının teyit edilmesi, BM kuruluşlarının, Doğu Türkistan halkının haklı bağımsızlık mücadelesine maddi ve manevi yardımda bulunması yer aldı.

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor Haber

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor

Rusya tarafından işgal edilen Herson bölgesinde 23 Temmuz 2022’de kaçırılan Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun Rusya’daki cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Anneler Günü'ne özel olarak gerçekleştirilen röportajda Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Ayşe Kurtamet, oğlunun hâlen Rusya’nın Rusya’nın Pskov bölgesindeki 6 numaralı cezaevinde alıkonulduğunu belirtti. Anne Ayşe Kurtamet, oğluyla uzun süre iletişim kuramadıklarını belirterek, “Bazen yedi gün boyunca hiç haber alamıyoruz. Her böyle dönem çok ağır geçiyor.” dedi. Kurtamet, oğlunun sık sık disiplin hücresine gönderildiğini ve bunun cezaevinde rutin hâline geldiğini ifade etti. Appaz’ın şu anda ceza kolonisindeki bir tekstil atölyesinde çalıştığını belirten anne, oğlunun yaşadığı fiziksel ve psikolojik yıpranmayı da anlattı. “Vladimir Merkezi” olarak bilinen önceki mahkûm yerinden sonra oğlunun yaklaşık 10 kilo verdiğini söyleyen Ayşe Kurtamet, spor salonuna gitmesine de izin verilmediğini kaydetti. Appaz Kurtamet’in cezaevinde resim yaparak, kitap okuyarak ve dil çalışarak ayakta kalmaya çalıştığını aktaran anne, oğlunun Ray Bradbury’nin “Karahindiba Şarabı” kitabını okuduğunu ve bunun ona moral verdiğini söyledi. "MAHKÛMİYET ALTINDA KIRIM TATARCA ÇALIŞIYOR" Cezaevinde küçük bir İngilizce konuşma grubu kurduklarını belirten Ayşe Kurtamet, daha sonra başka bir Kırım Tatarının da katılmasıyla Kırım Tatarca çalışmaya başladıklarını ifade etti. “Oğlum çok yorgun. Bazen takas edilip özgürlüğüne kavuşacağına dair umudu olduğunu söylüyor ama bu umut giderek zayıflıyor.” diyen anne, Appaz’ın sürekli baskı altında yaşadığını belirtti. DIŞ DÜNYADAN ZORLA KOPLARILDI Ayşe Kurtamet, oğlunun dış dünyadan kopmaktan korktuğunu, telefon görüşmelerinde kendisine yapay zekâ gibi yeni gelişmeleri sorduğunu anlattı. Tutuklanmadan önce aktif bir yaşam sürdüren Appaz’ın Türkçe teknik destek verdiğini, Kırım Tatarca dersleri düzenlediğini ve turizm sektöründe çalıştığını söyleyen anne, oğlunun aile evine ve bahçelerine büyük bağlılık duyduğunu ifade etti. “Appaz benim en küçük çocuğum ve tek oğlum. Eve girdiğinde her yer aydınlanırdı.” diyen Ayşe Kurtamet, yaşamını oğluna kavuşma umuduyla sürdürdüğünü söyledi. APPAZ KURTAMET KİMDİR? Appaz Kurtamet 19 Ağustos 2002’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka kasabasında dünyaya geldi. Babası Halil Kurtamet, iş insanı ve kasabadaki Müslüman cemaatinin lideriydi. (Halil Kurtamet, 7 Kasım 2023’te Rus güvenlik güçlerince alıkonuldu.) 2022'deki Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinden önce Appaz, Kıyiv’de bir IT şirketinde çalışıyor ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyordu. Ondan önce bir yıl boyunca Odesa’da yaşamış, burada Kırım Tatar Kültür Merkezinde Kırım Tatar dili öğretmeni olarak çalışmıştı. Topyekûn savaşın başlamasıyla birlikte Appaz, annesi Ayşe Kurtamet ile birlikte daha güvenli olan Lviv’e taşındı. Annesi, Mayıs 2022'de doğum yapmak üzere olan büyük kızına destek olmak için Türkiye’ye gitti. Appaz ise Temmuz 2022’de ailesinin Novooleksiyivka’daki evini ziyaret etmeye karar verdiğini annesine bildirdi. İŞGALCİLER TARAFINDAN KAÇIRILAN GENÇTEN AYLARCA HABER ALINAMADI Kırım Tatarı Appaz Kurtamet 23 Temmuz 2022 tarihinde Herson bölgesinde alıkonulduktan sonra Çongar kontrol noktasından geçirilerek işgal altındaki Kırım'a götürüldü. Daha sonra günlerce genç Kırım Tatarı hakkında hiçbir haber alınamadı. Appaz Kurtamet kaybolduktan 2 hafta sonra babasına, oğlunun tutukevinde alıkonulduğu bildirildi ve oğlunun kaçırılması ile ilgili “yaygara koparmaması” istendi. Daha sonra Appaz Kurtamet’in işgalci güçler tarafından Kırım’da alıkonulduğu ortaya çıktı. Appaz Kurtamet kaçırıldıktan 3 ay sonra ekim ayında Kırım’daki sözde mahkeme hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivist Elmaz Kırımlı, Appaz Kurtamet Kırım Taburunda görev yapan arkadaşına 500 grivna borç verdiği için işgalcilerce “terör örgütü finanse etmekle” suçlandığını aktarmıştı. GENÇ KIRIM TATARINA DÜZMECE SUÇLAMALAR ÇERÇEVESİNDE 7 YIL HAPİS CEZASI Akmescit kentinde faaliyet gösteren sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi sözde yargıcı Oksana Kraçevskaya, Nisan 2023’te güya “terör örgütü finanse etmekle”suçlanan Appaz Kurtamet’i suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis cezası kararı aldı. Kasım 2023’te Kurtamet’in Rusya’daki cezaevine sevk edildiği öğrenildi. Kırım Tatarı siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, Rus işgal güçlerinin oğluna özgürlük karşılığında “iş birliği” yapma teklifinde bulunduğunu ancak oğlunun halkına ihanet etmeyi reddederek bu teklifi kabul etmediğini anlatmıştı. İŞGALCİLER AİLELERE BASKI UYGULUYOR Rus işgal güçleri, Kasım 2023’te Herson bölgesine bağlı Novooleksiyivka kasabasında yaşayan Kırım Tatar siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in babası Halil Kurtamet’i alıkoydu. İşgalciler, Halil Kurtamet’i Numan Çelebicihan Taburu’na mensup olmakla suçladı. Daha sonra hakkında 8 yıl hapis cezası kararı alındı. Kırım Tatarı siyasi tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun özgürlüğü için kararlılıkla mücadele ediyor. ANNE AYŞE KURTAMET'İN MÜCADELESİ Ayşe Kurtamet, şimdiye dek Birleşmiş Milletler, Ukrayna ve Türkiye cumhurbaşkanlarına çağrılarda bulundu. Aynı zamanda, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde protesto eylemleri düzenleyerek uluslararası toplumu, Rusya’nın siyasi tutsaklara yönelik baskılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayşe Kurtamet, oğlunun sadece Kırım Tatar kimliği ve aktif vatandaşlık duruşu nedeniyle hedef alındığını sık sık vurguluyor. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde 10 Temmuz’da düzenlediği tek kişilik protesto eylemi sırasında yaptığı konuşmada acılı anne, “Tek başıma mücadele ediyorum. Bütün ailem hapiste. Yardıma ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı. Oğlunun 19 yaşında tutuklandığını, şimdi ise 22 yaşında olduğunu belirten Ayşe Kurtamet, “Üç yıldır hiçbir suçu olmadan ceza çekiyor. Suçsuz yere hüküm giydi. Ayrıca Appaz alıkonulduktan yaklaşık bir yıl sonra babası da alıkonuldu. Ona da baskı uygulandı, işkence gördü. Daha sonra aynı suçlamayla 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı...Oğlumun özgürlüğü için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sık sık yurtdışına çıkarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. En büyük dileğim daha fazla etkinliğe katılarak adaletsizlikleri dünyaya duyurmak, hem oğlumun hem de eşimin esaretini görünür kılmak.” dedi.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü Haber

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü

Etik gazeteciliği ön plana çıkarmak ve dünyada basının sansür edildiği ülkelere mesaj göndermek için her yıl 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanıyor. Dünya Basın Özgürlüğü Günü, 1993 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun aldığı bir kararla kabul edildi. Basın özgürlüğünün ve bu özgürlüğe saygının önemine dikkat çekmek için kutlanan bu önemli gün, aynı zamanda basın mensuplarının karşılaştığı zorlukları ve tehlikeleri de gündeme getirmek için bir fırsat olarak biliniyor. ÖZGÜR, BAĞIMSIZ VE ÇOĞULCU BİR BASIN Dünya Basın Özgürlüğü Günü, BM Genel Kurulunda, BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Konferansının tavsiyesi üzerine Aralık 1993’te ilan edildi. Bu gün için 3 Mayıs tarihinin seçilmesinin sebebi ise günümüzde kısaca Windhoek Deklarasyonu olarak bilinen Özgür, Bağımsız ve Çoğulcu Bir Basının Geliştirilmesi için Windhoek Deklarasyonu’nun yayınlanmasının yıl dönümü olmasıydı. Ayrıca 29 Nisan-3 Mayıs 1991 tarihleri ​​arasında Namibya'nın başkenti Windhoek'te bir konferans düzenlenmiş, bu konferansın sonunda yayınlanan deklarasyonla Afrikalı gazeteciler basın özgürlüğünün bir beyanını kamuoyuna sunmuştu. Bundan iki yıl sonra Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamak için de bu deklarasyonun yayınlandığı 3 Mayıs günü seçildi. 3 Mayıs, o günden bu yana aynı zamanda baskı ve saldırılarla karşı karşıya kalan basın ve çalışanlarına destek vermek ve mesleklerini yaparken saldırıya maruz kalan, hayatını kaybeden gazetecileri anmak için bir vesile oldu. KIRIM'DAN MELİTOPOL'E MEDYA KARARTMASI: UKRAYNA, RUSYA'NIN GAZETECİ AVINI BM'YE TAŞIDI Ukrayna BM Daimî Temsilciliği Birinci Sekreteri Dmitro Tımoşenko, Birleşmiş Milletler (BM) Enformasyon Komitesinde yaptığı konuşmada Rusya’nınUkrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın sistematik dezenformasyon, sansür ve gazetecilere yönelik fiziksel şiddetle el ele gittiğini belirtti. Moskova yönetiminin bağımsız habercilik ile devlet propagandası arasındaki çizgiyi kasıtlı olarak sildiğini ifade eden Timoşenko, gerçek gazetecilerin "terörist", "aşırılıkçı" veya "sabotajcı" suçlamalarıyla hapse atıldığını, buna karşın Kremlin propagandacılarının "gazeteci" maskesiyle korunduğunu açıkladı. ONLARCA GAZETECİ ESİR TUTULUYOR Ukrayna tarafı, özellikle Melitopol, Kırım ve Herson bölgelerinden kaçırılan gazetecilerin isimlerini tek tek dünya kamuoyuyla paylaştı. Melitopol’den Yana Suvorova, Georgiy Levçenko ve Anastasiya Gluhovska gibi isimlerin yanı sıra işgal altındaki Kırım’da hukuka aykırı şekilde tutulan İrına Daniloviç ve Vilen Temeryanov’un durumuna dikkat çekildi. 2024 yılı içinde de Rüstem Osmanov ve Aziz Azizov gibi Kırım Tatar gazetecilerin gözaltına alınmasının, bölgedeki medya karartmasının bir parçası olduğu vurgulandı. Dmitro Tımoşenko, “En az 26 Ukraynalı gazeteci ve asker olan bir medya çalışanı Rus esaretinde alıkonuluyor.” dedi. Ayrıca geniş çaplı işgal saldırısının başından bu yana 147 medya çalışanının hayatını kaybettiğini hatırlattı. YASA DIŞI ALIKONULAN GAZETECİLER SERBEST BIRAKILMALI Tımoşenko, BM üyesi devletlere seslenerek yasa dışı yollarla alıkonulan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması için Rusya’ya baskı yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca medya çalışanlarına yönelik bu sistematik zulmün, Rusya’nınişgal altındaki bölgelerde işlediği savaş suçlarını gizleme ve tam kontrol sağlama politikasının bir ürünü olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.