SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bm

QHA - Kırım Haber Ajansı - Bm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna’dan AGİT üyesi ülkelere çağrı: "Casusluk için kullanılan Rusya’nın 'kültür ve diplomasi’ merkezleri kapatın" Haber

Ukrayna’dan AGİT üyesi ülkelere çağrı: "Casusluk için kullanılan Rusya’nın 'kültür ve diplomasi’ merkezleri kapatın"

Ukrayna, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyesi devletlere Moskova üzerindeki baskıyı artırma çağrısında bulundu. Viyana’daki Uluslararası Örgütler Nezdinde Ukrayna Daimi Temsilci Yardımcısı Rostıslav Palagusınets, AGİT Güvenlik İşbirliği Forumu toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya’nın Avrupa genelinde casusluk ve yıkıcı faaliyetler yürütmek için kullandığı diplomatik ve sözde "kültürel" altyapısının sınırlandırılmasını istedi. Palagusınets, Rusya’nın yürüttüğü işgal savaşının doğrudan Ukrayna’yı hedef aldığını ancak Moskova’nın şantaj, baskı, dezenformasyon ve istikrarsızlaştırma hamlelerinin tüm Avrupa’yı tehdit ettiğini vurgulayarak, “Rusya'nın diplomatik ve sözde kültürel altyapısının kısıtlanması, Moskova'nın Avrupa'da düşmanca faaliyetler yürütme kapasitesini doğrudan azaltacaktır.” dedi. "LAVROV’UN TEHDİTLERİ SADECE PROPAGANDA OLARAK GÖRÜLEMEZ" Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 81. Oturumu Üst Düzey Haftası’nda BM Şartı’nın, egemenliğin ve toprak bütünlüğünün korunmasının uluslararası gündemin merkezinde yer aldığını hatırlatan Palagusınets, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ise bu kürsüyü barış çağrılarına yanıt vermek yerine Avrupa’yı savaşla tehdit etmek için kullandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kaydetti: Lavrov’un BM kürsüsündeki söylemleri sıradan bir propaganda olarak göz ardı edilemez. Bu söylemler, Devlet Başkanı Putin’in son tehditlerinin bir devamıdır ve AB ile NATO üyesi ülkelere yönelik hava sahası ihlalleri, sabotajlar, siber saldırılar ve bilgi müdahalelerini içeren hibrit operasyonlarla eş zamanlı yürütülmektedir. "TAVİZLER KREMLİN TARAFINDAN ZAYIFLIK OLARAK ALGILANIYOR" Kremlin rejiminin verilen tavizleri zayıflık, uzlaşı çabalarını ise baskıyı artırmak için bir davet olarak gördüğünü vurgulayan Palagusınets, “En doğru yanıt birlik ve kararlılıktır: Ukrayna'ya daha güçlü destek, koordineli yaptırımlar, saldırganın uluslararası alanda tecrit edilmesi ve savunma iş birliğinin derinleştirilmesi..." ifadelerini kullandı. Ukraynalı temsilci ayrıca AGİT ortaklarını Ukrayna'nın hava ve füze savunmasını güçlendirmeye, hava savunma mühimmatını zamanında tedarik etmeye ve dondurulan Rus varlıklarını etkin bir şekilde kullanmaya çağırdı. Palagusınets, "Avrupa füze savunma girişimleri, hava savunma mühimmatının zamanında teslimatı ve dondurulan Rus varlıklarının kullanılması sadece Ukrayna'ya destek değildir; tüm AGİT coğrafyasının güvenliği için atılmış stratejik bir adımdır." dedi.

Zelenskıy BM'de duyurdu: Ukrayna yakalanan iki Kuzey Koreli savaş esirini Güney Kore’ye teslim etti Haber

Zelenskıy BM'de duyurdu: Ukrayna yakalanan iki Kuzey Koreli savaş esirini Güney Kore’ye teslim etti

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Genel Görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından esir alınan iki Kuzey Kore askerinin Güney Kore’ye teslim edildiğini açıkladı. Kuzey Kore rejiminin askerler üzerinde kurduğu ideolojik baskıya dikkat çeken Zelenskıy, BM kürsüsünden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: Yakın zamanda iki Kuzey Kore savaş esirini Güney Kore’ye gönderdik. Onlardan biri esir alındığını anladığı an intihar etmeye çalıştı. Kaderin ölmesine izin vermeyişi karşısında büyük bir şok yaşadı. Kuzey Kore’de insanları tam olarak bu şekilde yetiştiriyorlar. KURSK BÖLGESİNDEN SEUL'E Söz konusu Kuzey Koreli askerler, geçen yılın ocak ayında Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin Kursk bölgesindeki operasyonları sırasında esir alınmıştı. Bu askerler, Kuzey Kore askerî birliklerinin 2024 yılında savaşa resmî olarak dahil edilmesinden bu yana canlı olarak ele geçirilen ilk Kuzey Kore personeli olma özelliğini taşıyor. Yoğun ideolojik beyin yıkama nedeniyle bu kişilerin canlı olarak yakalanmasının son derece zor olduğu belirtildi. Güney Koreli muhalefet milletvekili Yu Yong-won’un aktardığı bilgilere göre, esirler geçtiğimiz hafta sonu Ukrayna topraklarından ayrıldı. Üçüncü bir ülke üzerinden transit olarak 3-4 gün önce Güney Kore’ye ulaşan askerlerin kesin konumu güvenlik gerekçesiyle gizli tutulurken, şu an Seul istihbarat servislerinin koruması altında bulundukları bildirildi. NEDEN TAKAS EDİLMEDİLER? Ukrayna yönetimi başlangıçta bu esirleri, Rusya'nın elinde tutulan Ukraynalı siyasi tutsaklar ve savaş esirleriyle takas etmek amacıyla Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'a teslim etmeyi değerlendirmişti. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri sürece müdahale ederek Kıyiv'e çağrıda bulundu. İnsan hakları savunucuları, Kuzey Kore’ye iade edilmeleri halinde teslim oldukları için idam edilme veya ağır işkencelere maruz kalma riski taşıyan askerlerin Güney Kore’ye teslim edilmesini talep etti. Ukrayna tarafı uluslararası hukuki sorumluluklar doğrultusunda askerleri Seul'e teslim etme kararı aldı.

Erdoğan: Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur Haber

Erdoğan: Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur

New York'taki BM Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen 81. Genel Kurul genel görüşmeleri 22 Eylül'de başladı. Genel görüşmeler, 22-26 Eylül ve 28 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek. Bu yılki oturumun teması “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir Birleşmiş Milletler” olarak belirlendi. ERDOĞAN'DAN GAZZE'YE ÖZEL VURGU Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Gazze'deki durumdan Ukrayna-Rusya Savaşı'na, Suriye'den Kıbrıs meselesine, BM reformundan iklim değişikliğine kadar çok sayıda başlıkta Türkiye'nin görüşlerini dile getirdi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamamasına tepki göstererek konuşmasına başlayan Erdoğan, Türkiye’nin özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olmaya devam edeceğini vurguladı. Filistin’i henüz tanımayan tüm ülkelere kararlarını gözden geçirme çağrısında bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü Gazze'ye ayıran Erdoğan, bölgede yaşananların uluslararası sistem açısından ciddi sorunlar ortaya koyduğunu kaydetti. “DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR” Uluslararası sistemin mevcut yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, BM'nin barış ve güvenliği koruma görevini yerine getirmekte zorlandığını vurguladı. Erdoğan, BM'ye yönelik güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirterek, Genel Sekreter António Guterres'in BM80 Girişimi kapsamındaki çalışmalarını desteklediklerini söyledi. BM Güvenlik Konseyinin yapısına da değinen Erdoğan, “190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki, ne âdildir, ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.” dedi. Erdoğan, bu çerçevede “Dünya 5'ten büyüktür” ilkesini yineleyerek BM Güvenlik Konseyinin reforme edilmesi gerektiğini ifade etti. TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI SİSTEME İLİŞKİN ÖNERİLERİ Erdoğan, daha adil bir uluslararası sistem için dört temel başlık üzerinde durdu. İlk olarak uluslararası hukukun güçlü ve zayıf ülkelere farklı uygulanmaması gerektiğini belirten Erdoğan, ikinci olarak krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmenin önemine dikkat çekti. Üçüncü başlıkta iş birliği ve açık diplomasinin devletler arasındaki ilişkilerin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, dördüncü olarak da gelir adaletsizliğine karşı ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısallığa dayalı yeni bir yaklaşım önerdi. Erdoğan ayrıca teknolojik gelişmelerin yeni eşitsizlikler doğurmaması gerektiğini belirterek yapay zekâ için uluslararası ortak bir hukuki çerçevenin oluşturulması çağrısında bulundu. "TARAFLARLA TEMASLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ" Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda ise Erdoğan şunları kaydetti: Rusya-Ukrayna savaşının ise, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur. Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik son saldırıların, kim tarafından yapılırsa yapılsın, kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum. KIBRIS VE DOĞU AKDENİZ MESAJI Ege ve Doğu Akdeniz'deki sorunların iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk temelinde çözülmesini istediklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz Konferansı önerisini de yineledi. Kıbrıs meselesine ilişkin Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıma ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurma çağrısında bulundu. TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI VE BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİ Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel iş birliği açısından güçlenen bir model haline geldiğini belirtti. 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenecek 13. Liderler Zirvesi'nin teşkilat açısından yeni iş birliği alanları oluşturmasını beklediklerini söyleyen Erdoğan, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki kalıcı barış çabalarını da desteklediklerini ifade etti. Erdoğan, Türkiye'nin Ermenistan'la normalleşme sürecini de sürdürdüğünü belirtti. “TÜRKİYE İKİNCİ YOLU SEÇMİŞTİR” Erdoğan, konuşmasının son bölümünde Türkiye'nin uluslararası sistemde daha adil bir yapı kurulması yönündeki yaklaşımını sürdüreceğini yineleyerek şu ifadeleri kullandı: Tayyip Erdoğan olarak; vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz; ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz. Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir: Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz… Ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir. Rabbim yolumuzu açık etsin, yar ve yardımcımız olsun, diyorum. Bu salonda ve dünyanın dört bir yanında bizleri dinleyen dostlarımızı bu ortak gelecek vizyonuna sahip çıkmaya davet ediyorum.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşında binin üzerinde cinsel şiddet vakası BM'de belgelendi Haber

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşında binin üzerinde cinsel şiddet vakası BM'de belgelendi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısının başlamasından bu yana bin 4 cinsel şiddet vakasının belgelendiğini açıkladı. BM raporunda, cinsel şiddetin sivillere ve savaş esirlerine yönelik işkence, korkutma ve zorlama uygulamalarının bir parçası olarak kullanıldığı belirtildi. BM İnsan Hakları Ofisinin 18 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı “Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı silahlı saldırısı bağlamında cinsel şiddet” başlıklı rapor, yüzlerce mağdur ve cinsel şiddetten kurtulan kişiyle yapılan gizli görüşmelerin yanı sıra mahkeme belgeleri ve resmî kayıtlar gibi çeşitli kaynaklara dayanıyor. VAKALARIN YÜZDE 89’U RUS MAKAMLARINA ATFEDİLDİ Rapora göre, 24 Şubat 2022’den bu yılın temmuz sonuna kadar yaklaşık bin 4 cinsel şiddet vakası belgelendi. Bu vakaların yüzde 89’unun Rusya’nın devlet kurumlarıyla bağlantılı kişiler tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Söz konusu vakaların Rus silahlı kuvvetleri, ceza infaz sistemi ve ulusal güvenlik birimlerinde görev yapan kişilerle ilişkilendirildiği belirtildi. Vakaların yüzde 11’i ise Ukrayna makamlarının mensuplarına atfedildi. BM raporunda, cinsel şiddetin özellikle işgal altındaki Ukrayna topraklarında sivillere yönelik uygulandığı, gözaltı merkezlerinde ise erkeklerin önemli ölçüde etkilendiği kaydedildi. ERKEKLER, KADINLAR VE ÇOCUKLAR DA MAĞDUR Rapora göre cinsel şiddet mağdurlarının önemli bölümünü erkekler oluşturdu. Özellikle gözaltı yerlerinde tutulan erkeklerin cinsel şiddete maruz kaldığı belirtilirken, kadınlar ve çocukların da bu ihlallerden etkilendiği aktarıldı. BM tarafından belgelenen vakalar arasında toplu tecavüz, tecavüz, cinsel organların sakatlanması, cinsel organlara elektrik verilmesi ve darp edilmesi ile diğer aşağılayıcı cinsel nitelikli eylemler yer aldı. Raporda belgelenen tecavüz mağdurlarının en küçüğünün 4 yaşında bir kız çocuğu, en büyüğünün ise 82 yaşında bir kadın olduğu belirtildi. Her iki vakada da cinsel şiddetin Rus makamlarıyla bağlantılı kişiler tarafından gerçekleştirildiği kaydedildi. SAVAŞ ESİRLERİNE “TAPİK” İLE ELEKTRİK VERİLDİ Raporda, özellikle Ukraynalı savaş esirlerine ve gözaltında tutulan sağlık personeline yönelik cinsel şiddetin bazı yöntemlerine de dikkat çekildi. Çok sayıda erkek mağdur, cinsel organlarına Sovyet döneminden kalma “tapik” adı verilen askerî saha telefon cihazı veya elektrikli şok cihazlarıyla elektrik verildiğini anlattı. Rapora göre 155 kişi, yani vakaların yüzde 27’si, en az bir kez bu yöntemle cinsel şiddete maruz kaldı. Ukraynalı makamların Rus savaş esirleri ve üçüncü ülke vatandaşı savaş esirlerine yönelik gerçekleştirdiği ve raporda belgelenen ihlallerin ise yaklaşık yarısını cinsel şiddet tehdidi oluşturdu. BM’DEN RUSYA’YA ÇAĞRI BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, cinsel şiddetin Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısının ciddi bir unsuru olduğunu belirterek, bu uygulamaların kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin derhal sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Türk, Rusya’ya sivilleri ve savaş esirlerini cinsel şiddet de dâhil olmak üzere her türlü işkenceden korumaya yönelik somut önlemler alma çağrısında bulundu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ayrıca Rusya’ya Ukrayna’ya yönelik güç kullanımını derhâl, tamamen ve koşulsuz şekilde sona erdirme ve BM Şartı ile uluslararası hukukun bağlayıcı kurallarına uygun olarak tüm silahlı kuvvetlerini Ukrayna topraklarından çekme çağrısı yaptı.

Rusya ve Çin, İran yaptırımlarının bağımsız izlenmesine ilişkin BM görev süresini uzatmadı Haber

Rusya ve Çin, İran yaptırımlarının bağımsız izlenmesine ilişkin BM görev süresini uzatmadı

Rusya ve Çin, İran'a yönelik Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının uygulanmasını bağımsız biçimde izleyen uzmanlar panelinin görev süresinin uzatılmasını öngören karar tasarısını veto etti. BM Güvenlik Konseyinde 17 Eylül 2026 tarihinde yapılan oylamada 15 üyeden 11'i tasarının uzatılması yönünde oy kullanırken, Pakistan ve Somali çekimser kaldı. Rusya ve Çin'in vetosu nedeniyle karar kabul edilmedi. Söz konusu uzmanlar paneli, İran'a yönelik yaptırımların ihlal edilip edilmediği konusunda Güvenlik Konseyine bağımsız ve kanıta dayalı raporlar sunmak ve gerekli görülmesi hâlinde yeni adımlar konusunda tavsiyelerde bulunmakla görevliydi. Ancak BM Güvenlik Konseyi, panel üyelerinin atanması konusunda uzlaşı sağlanamaması nedeniyle son bir yıldır İran yaptırımlarına ilişkin bağımsız uzmanlar paneli olmadan faaliyet gösteriyordu. Panel üyelerinin atanabilmesi için Güvenlik Konseyinin uzlaşıya varması gerekiyor. Rusya ve Çin, oylama sırasında Batılı ülkelerinin İran meselesini Güvenlik Konseyinde siyasallaştırdığını iddia etti. ABD: İZLEME BOŞLUĞU OLUŞTU ABD'nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Jennifer Locetta ise oylamanın ardından yaptığı açıklamada, bağımsız uzmanlar panelinin bulunmamasının yaptırım ihlallerinin tespit edilmesi ve raporlanması açısından önemli bir boşluk oluşturduğunu söyledi. Locetta, bağımsız panelin Güvenlik Konseyinin yaptırım ihlallerine ilişkin "tarafsız ve kanıta dayalı" temel bilgi kaynaklarından biri olduğunu belirterek, panelin bulunmamasının İran yönetimi ve yaptırımlardan kaçınan kişiler açısından avantaj oluşturduğunu vurguladı. İRAN YAPTIRIMLARI YENİDEN YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİ İran'a yönelik BM yaptırımları, Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya'nın Tahran'ı 2015 tarihli nükleer anlaşmayı ihlal etmekle suçlamasının ardından yaklaşık bir yıl önce yeniden yürürlüğe girmişti. Söz konusu anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı ve nükleer silah geliştirmesini engellemeyi amaçlıyordu. İran ise nükleer silah geliştirmeyi hedeflediği yönündeki suçlamaları reddediyor. ABD Başkanı Donald Trump, ilk başkanlık döneminde 2018 yılında ABD'yi 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasından çekmiş ve anlaşmayı "gelmiş geçmiş en kötü anlaşma" olarak nitelendirmişti.

Japonya, Kuril Adaları nedeniyle BM'nin yeni haritasına itiraz etti Haber

Japonya, Kuril Adaları nedeniyle BM'nin yeni haritasına itiraz etti

Japonya, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen yeni dünya haritasında tartışmalı Kuril Adaları'nın Rusya'ya aitmiş gibi gösterilmesine itiraz etti. BM Genel Kurulu, ülkelerin yüzölçümlerini daha gerçeğe yakın yansıtmayı amaçlayan Equal Earth projeksiyonuna dayanan yeni dünya haritasını içeren kararı 164 ülkenin desteğiyle kabul etti. Japonya da kararı destekleyen ülkeler arasında yer aldı. Ancak Tokyo yönetimi, yeni haritada Japonya'nın "Kuzey Toprakları" olarak adlandırdığı ve Rusya'nın kontrolünde bulunan tartışmalı adaların Rusya ile aynı renkte gösterilmesinden rahatsızlık duydu. Japonya hükûmet sözcüsü Minoru Kihara, haritadaki bu gösterimin Tokyo'nun adaların statüsüne ilişkin resmî tutumuyla çeliştiğini belirtti. Kihara, Japonya'nın harita sitesinin operatörüne diplomatik kanallar aracılığıyla protesto ilettiğini açıkladı. Japon hükûmeti ayrıca adaların ve coğrafi isimlerin yanlış şekilde gösterilmesinin kamuoyunda yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini savunarak söz konusu tasvirin düzeltilmesini talep etti. GERİLİMİN MERKEZİNDE KURİL ADALARI VAR Rusya ile Japonya arasındaki ilişkilerde uzun yıllardır çözülemeyen en önemli sorunlardan biri Kuril Adaları anlaşmazlığı. Japonya'nın “Kuzey Toprakları”, Rusya'nın ise “Güney Kurilleri” olarak adlandırdığı dört ada; İturup, Kunaşir, Şikotan ve Habomai adacıklarından oluşuyor. Tokyo, Sovyetler Birliği'nin bu adaları Japonya'nın 15 Ağustos 1945'te teslim olmasının ardından ele geçirdiğini ve adaların Japonya'ya ait olduğunu bildiriyor. Moskova ise adaların II. Dünya Savaşı'nın sonucu olarak Sovyetler Birliği'ne geçtiğini ve Rusya'nın egemenliğinde bulunduğunu ileri sürüyor. İki ülke arasındaki anlaşmazlık, 2. Dünya Savaşı'nın ardından kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanmasının önündeki temel sorunlardan biri olmayı sürdürüyor. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgali sonrasında Moskova-Tokyo ilişkilerinin daha da kötüleşmesi, Kuril Adaları meselesini yeniden önemli bir güvenlik başlığı hâline getirdi. Öte yandan Rusya ile Japonya arasında İkinci Dünya Savaşı'nı resmî olarak sona erdiren bir barış anlaşması henüz imzalanmadı. İki ülke arasındaki toprak anlaşmazlığı, savaşın ardından imzalanması planlanan barış anlaşmasının önündeki temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Tokyo yönetimi, 2022 yılının ilkbaharında yayımlanan yıllık diplomatik rapor “Diplomatik Mavi Kitap”ta Kuzey Toprakları için “Rusya tarafından yasa dışı işgal edilen” ifadesini yeniden kullanmaya başlamıştı. RUSYA'NIN UKRAYNA'DAKİ SAVAŞI İLİŞKİLERİ DAHA DA GERDİ Moskova ile Tokyo arasındaki ilişkiler, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırı başlatmasının ardından daha da kötüleşti. Japonya, Batılı ülkelerle birlikte Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlara katıldı ve Moskova’nın Ukrayna’daki eylemlerini eleştirdi. Rusya ise Japonya’yı “dost olmayan ülkeler” arasında değerlendirerek Tokyo’ya yönelik çeşitli ekonomik ve diplomatik karşı adımlar attı. BM'NİN YENİ HARİTASINDA KIRIM SKANDALI Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 4 Eylül 20226 tarihinde kabul edilen ve geleneksel "Mercator" haritasından "Equal Earth" projeksiyonuna geçişi öngören karar tasarısına, Rus işgali altındaki Kırım haritada Ukrayna'dan farklı renkte gösterildi. Ukrayna, BM Genel Kurulunda kabul edilen ve haritacılıkta Equal Earth projeksiyonunun kullanımını öngören karar tasarısını, Kırım'ın haritada Ukrayna'dan farklı renkte gösterilmesi nedeniyle desteklemedi. Ukrayna'nın BM Daimi Temsilciliği, Rus işgali altındaki Kırım'ın Ukrayna'dan ayrı bir renk ile gösterilmesinin uluslararası hukuk ve BM Genel Kurulu kararlarıyla bağdaşmadığını vurguladı. Ukrayna tarafı, karar tasarısının temel amacına itiraz etmediğini, ancak Equal Earth haritalarında Ukrayna'nın işgal edilen bölgelerinin gösterilme biçiminin kabul edilemez olduğunu belirtti.

AB'den BM'de çağrı: "Rusya'nın alıkoyduğu tüm siyasi tutsaklar ve siviller serbest bırakılmalı" Haber

AB'den BM'de çağrı: "Rusya'nın alıkoyduğu tüm siyasi tutsaklar ve siviller serbest bırakılmalı"

Avrupa Birliği (AB) ve üye ülkeler, Rusya’dan yasa dışı şekilde alıkoyduğu tüm siyasi tutsakları ve sivilleri derhal, güvenli ve koşulsuz olarak serbest bırakılmayı talep etti. Kremlin Siyasi Tutsaklarının Yakınları Derneği tarafından yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda yapılan ortak açıklamada AB ve üye ülkeler işgal altındaki Ukrayna topraklarında 2014 yılından bu yana uygulanan hak ihlallerine dikkat çekti ve uluslararası toplumuna, Rusya tarafından tüm siyasi tutsakların ve keyfi olarak gözaltına alınan sivillerin derhal, güvenli ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrılarına katılmaya davet edildi. BM Genel Kurulunda sunulan resmî bildiride; Rusya’nın 12 yıldır sürdürdüğü işgal politikaları kapsamında siyasi temelli zulüm, keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler, yargısız infazlar, sivil tutuklular ile savaş esirlerine yönelik işkence ve kötü muamele gibi ağır suçlar işlediği belgelendi. AB, uluslararası topluma seslenerek Rusya’nın elindeki tüm tutsakların serbest kalması için ortak baskının artırılmasını istedi. "EN UZUN SÜREDİR HAPİSTE OLANLAR UNUTULMAMALI" Açıklamada, “Kremlin Siyasi Mahkumlarının Yakınları Derneği için bu durum özellikle önemlidir. Rusya tarafından yasa dışı bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılan binlerce Ukraynalı arasında, 2014'ten 2021'e kadar uzun süredir Rus esaretinde kalanlar da bulunmaktadır. Bazıları on yıldan fazla bir süre parmaklıklar ardında tutuluyor. ‘En Uzun Süre Tutuklu Kalanlar’ adlı savunuculuk kampanyamız onlara adanmıştır. Ukraynalıların serbest bırakılmasına ilişkin müzakerelerde yasa dışı hapis süresinin öncelikli kriterlerden biri olması gerektiğine inanıyoruz. En uzun süre Rus esaretinde kalan kişilerin zamanın esiri olarak kalmaması ve uluslararası ve müzakere gündeminden yavaş yavaş silinmemesi gerekiyor.” ifadelerine yer verildi.

AB: Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya Ukrayna'ya aittir Haber

AB: Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya Ukrayna'ya aittir

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 1 Eylül'de düzenlediği, Rus işgali altında bulunan Ukrayna topraklarındaki insan hakları durumuna ilişkin oturumunda, Avrupa Birliği (AB) ve üye ülkeler adına AB BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Stavros Lambrinidis tarafından ortak bildiri sunuldu. Bildiriye Kuzey Makedonya, Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna, Moldova, Bosna-Hersek, Gürcistan, Lihtenştayn, Andorra ve Monako da taraf oldu. Kırım, Akyar (Sivastopol), Donetsk, Luhansk, Zaporijjya ve Herson bölgelerinin yasa dışı işgalinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu vurgulayan Lambrinidis, Rusya'nın temel amacının Ukraynalıların günlük yaşamını, haklarını ve milli kimliğini sistemli şekilde yok etmek olduğunu ifade etti. 12 YILLIK SİSTEMATİK İNSAN HAKLARI İHLALLERİ BELGELENDİ BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporlarına atıfta bulunulan bildiride, Rusya'nın 2014 yılından bu yana işgal altındaki Ukrayna topraklarında uyguladığı ihlaller detaylandırıldı. Belgelenen ihlaller arasında siyasi temelli zulüm, keyfi tutuklamalar, yargısız infazlar, sivil tutuklulara ve savaş esirlerine yönelik sistemli işkence, cinsel şiddet, zorla kaybetmeler, ifade ve dini inanç özgürlüğünün bastırılması yer alıyor. Ayrıca Kırım Tatar halkının temsil organlarının yasaklanması, zorunlu pasaportlaştırma, yerel halkın yasa dışı şekilde Rus ordusuna askere alınması ve kamu ile özel mülklerin kamulaştırılması da raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Açıklamada, Rusya'nın işgal altındaki bölgelerin demografik yapısını değiştirmek amacıyla uyguladığı politikalara dikkat çekildi. Okul çağındaki çocukların ve gençlerin zorunlu asimilasyon, askerileştirme ve propagandaya tâbi tutulduğu belirtilirken; Ukraynalı çocukların yasa dışı bir şekilde Rusya'ya ve suç ortağı Belarus'a kaçırılmasının Uluslararası Soruşturma Komisyonu kararlarına göre savaş suçu teşkil ettiği hatırlatıldı. AB, kaçırılan tüm çocukların koşulsuz ve acil şekilde Ukrayna'ya iade edilmesi çağrısında bulundu. "SÖZDE SEÇİMLERİ VE İLHAKLARI ASLA TANIMAYACAĞIZ" Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya'nın Ukrayna toprağı olduğunun altı çizilen bildiride; AB'nin Rusya tarafından düzenlenen sözde seçimleri, zorunlu Ruslaştırma politikalarını veya herhangi bir ilhak girişimini hiçbir zaman meşru kabul etmeyeceği açıkça ifade edildi. AB yetkilileri, Ukrayna halkı bağımsız ve güvenli bir geleceğe kavuşana kadar siyasî, finansal, askerî ve diplomatik desteğin kesintisiz süreceğini beyan etti. Bildiride Rusya'ya; yasa dışı işgale derhal son verme, koşulsuz ve kapsamlı bir ateşkesi kabul etme ve BM Şartı ile uluslararası hukuk çerçevesinde adil bir barış için müzakere masasına oturma çağrısı yapıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.