SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bm Güvenlik Konseyi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Bm Güvenlik Konseyi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bm Güvenlik Konseyi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eski siyasi tutsak Leniye Umerova BM’de konuştu: “Acıma değil, adalet istiyoruz” Haber

Eski siyasi tutsak Leniye Umerova BM’de konuştu: “Acıma değil, adalet istiyoruz”

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, 10 Ağustos 2026 tarihinde New York’taki Genel Merkezinde Ukraynalı savaş esirleri, sivil tutuklular ve yabancı ülke vatandaşlarına yönelik uluslararası insani hukuk ihlallerini görüşmek üzere "Arria Formülü" kapsamında özel bir oturum gerçekleştirdi. Ukrayna'nın girişimleriyle Letonya ve Birleşik Krallık tarafından düzenlenen toplantıda, Rus esaretinden kurtulan tanıklar ve insan hakları temsilcileri söz aldı. Oturumun en dikkat çeken konuşmacısı ise Rusya tarafından 21 ay boyunca yasa dışı bir şekilde alıkonulduktan sonra esir takasıyla serbest bırakılan eski siyasi tutsak ve Kırım Tatarı insan hakları savunucusu Leniye Umerova oldu. Umerova, BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, Rusya'nın işgal altındaki topraklarda uyguladığı yasa dışı tutuklama, işkence ve "atlıkarınca baskı" sistemini kendi tanıklığı üzerinden anlattı. Kırım Tatarlarının 1944 Sürgünü'nün ardından kendi vatanlarında yeniden hedef alındığını belirten Umerova, “Ben bir Kırım Tatarıyım. Bizler kendi dilimiz, kültürümüz ve tarihimizle Ukrayna’nın yerli halkıyız; Kırım ise bizim tek evimizdir.” ifadelerini kullandı. HASTA BABASINI ZİYARET ETMEK İSTERKEN BAŞLAYAN 21 AYLIK ESARET Leniye Umerova’nın BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmanın tam metni şu şekilde: "Benim adım Leniye Umerova. Kırım Tatarı bir aktivist, insan hakları savunucusu ve eski bir siyasi tutsağım. Eylül 2024’te esir takası kapsamında serbest bırakıldım ve Ukrayna’da özgürlüğüme kavuştum. Bu; Koordinasyon Merkezinin, Ukraynalı aktivistlerin, hükûmet temsilcilerinin, uluslararası kurumların ve dünyanın beni unutmasına izin vermeyi reddeden herkesin devasa çabaları sayesinde mümkün oldu. Bugün sizlere Rusya’nın Ukraynalı sivil halka yönelik baskı sisteminin nasıl işlediğini anlatmak istiyorum. Ben bir Kırım Tatarıyım. Biz, kendi dili, kültürü ve tarihi olan Ukrayna'nın yerli halkıyız ve Kırım bizim tek evimizdir. 1944 Sürgünü’nden sonra halkımız onlarca yıl eve dönme mücadelesi verdi. Kırım'ın Rusya tarafından işgal edilmesinin ardından tutuklamalar, baskılar ve siyasi gerekçeli takibatlar yeniden başladı. Bugün yeni nesil Kırım Tatarları bu zulümle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Şimdi sizinle kendi hikâyemi paylaşmak istiyorum. 2022 yılının sonlarında, Kırım’da yaşayan ve ağır hasta olan babamın yanında olmak için işgal altındaki Kırım’a doğru yola çıktım. Babam zorlu bir ameliyat bekliyordu ve sonucun ne olacağını bilmiyorduk. Hayatımızın en zor anlarından birinde ailemle birlikte olmak istiyordum. Fakat bunun yerine kendimi Rus esaretinde buldum. Gürcistan ile Rusya arasındaki sınırı geçerken gözaltına alındım. Sınır muhafızları Ukrayna vatandaşı olduğumu, Kırımlı olduğumu ve Rus pasaportumun bulunmadığını öğrendiler. Sivil kıyafetli dört adam geldi, beni zorla bir arabaya bindirdi ve bilinmeyen bir yöne doğru götürdü. Yaklaşık yedi saat boyunca sorgulandım. Ardından, düzmece suçlamalara dayanılarak Yabancı Uyrukluların Tutuklanma Merkezine gönderildim. Bu, sadece 'baskı atlıkarıncası' olarak tanımlayabileceğim sürecin başlangıcıydı. Sonraki altı ay boyunca altı farklı tutukevinden geçtim. Bir hücre diğerinin yerini aldı ve bu sürenin çoğunda ayakta kalabilmek için sadece kendime güvenmek zorunda kaldım. Bir dizi uydurma idari suçlama nedeniyle yasa dışı bir şekilde gözaltında tutuldum. Vladikavkaz ve Beslan’daki Yabancı Uyrukluların Tutuklanma Merkezleri ile gözaltı merkezleri arasında sevk edildim. İlk sorgulamalardan birini hatırlıyorum. Doğrudan hücremde gerçekleşmişti. Böyle anlarda insan kendini tamamen çaresiz hissediyor; o kadar çaresiz ki bazen bunu ifade edecek kelime bulamıyorsunuz. Bir noktada, temyiz mahkemesi aracılığıyla serbest bırakılmamı sağlamayı bile başardık. Bu, esaretimin üçüncü ayıydı. Ancak hapishane kapıları açılır açılmaz başıma bir çuval geçirdiler ve beni yine bilinmeyen bir yere götürdüler. Ertesi gün kendimi bir kez daha hapishanede buldum; ama bu kez başka bir hapishanede. Fakat benim hikâyem bir istisna değil. Vurgulamak istediğim husus tam olarak şudur: Benim başıma gelenler bir sistemin parçasıdır. Rusya; Ukraynalı sivilleri işgal altındaki topraklarda esir tutmak için yasa dışı gözaltıları, tecridi, uydurma idari ve cezai suçlamaları, işkenceyi ve sözde 'atlıkarınca gözaltılarını' kullanmaktadır. İnsanlar sebepsiz yere kaçırılıyor. Dış dünyayla hiçbir temasları olmadan, avukat erişimi verilmeden ve ailelerine nerede olduklarını bildirme imkânı tanınmadan tutuluyorlar. Hatice Büyükçan’ın başına gelen tam olarak buydu. 2025 yılının ilkbaharında otobüsle evine dönüyordu ancak varamadı; telefon aramalarına cevap vermemeye başladı ve fiilen kayboldu. Ancak birkaç ay sonra Akmescit (Simferopol) tutukevine alıkonulduğu tespit edilebildi. Hatice, Rusya FSB çalışanları tarafından kaçırılmıştı. Bu sistem hem erkekleri hem de kadınları etkilese de son dönemde kadınlara yönelik zulmün artması özellikle endişe vericidir. Sadece Kırım’da en az 84 kadın cezai takibatla karşı karşıya kaldı, 60 kadın ise hâlen gözaltı merkezlerinde veya hapishanelerde tutulmaktadır. Kadınlar; sözde terörizm, casusluk, vatana ihanet, terörizmin finansmanı ve 'Rus ordusunu itibarını zedelemek' gibi suçlamalarla zulme uğramaktadır. Pek çok vakada bu suçlamalar kadınlara karşı Ukraynalı veya Kırım Tatarı kimlikleri, siyasi görüşleri, kamuoyuna yaptıkları açıklamalar veya Ukrayna’ya verdikleri iddia edilen destek nedeniyle kullanılmaktadır. Diana Havrılyuk’un (Abduraşıtova) başına gelen de buydu. Tıpkı benim gibi o da hasta babasını görmek için Kırım’a gitmişti. Sınırda gözaltına alındı ve ardından atlıkarınca gözaltı sisteminin acımasızlığını yaşadı. O kadar ağır işkencelere maruz kaldı ki ameliyat sonrası yaraları yeniden açılmaya başladı. Kaç yaşında olduğunuzun, erkek ya da kadın olmanızın bir önemi yok. Kırım dâhil Ukrayna’nın işgal altındaki tüm topraklarında herkes bir sonraki kurbanın kendisi olabileceğini biliyor. Ne ben ne de bu insanlar acımaya ihtiyaç duyuyoruz. Bizim adalete ihtiyacımız var. Ve adalet, sadece kurbanların isimlerini hatırlamak değil, aynı zamanda onların zulmünden ve suçlarından sorumlu olanların da adlarını açıklamak anlamına gelir. Bu suçların emrini veren, bunları uygulayan veya kolaylaştıran her bir kişi tespit edilmeli ve hesap vermelidir. Her fail adalet önüne çıkarılmalıdır. Rusya uluslararası düzeyde bir terör devleti olarak tanınmalıdır. Yasa dışı bir şekilde tutulan tüm Ukraynalı siviller derhal serbest bırakılmalıdır."

Ukrayna Ombudsmanı: Rusya, Kızılhaç’ın savaş esirlerine erişimini sistematik olarak engelliyor Haber

Ukrayna Ombudsmanı: Rusya, Kızılhaç’ın savaş esirlerine erişimini sistematik olarak engelliyor

Rusya, Ukraynalı savaş esirlerinin bulunduğu tesislere Uluslararası Kırmızı Haç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin erişimini sistematik olarak engellemeye devam ediyor. Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Komiseri (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, bugün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Rus tarafının savaş esirleri konusunu Ukrayna'yı itibarsızlaştırmak ve dezenformasyon yaymak için bir araç olarak kullandığını ifade etti. Lubinets, Kremlin’in baskı altında alınmış ifadeleri ve manipülatif materyalleri propaganda amacıyla dolaşıma soktuğunu, bu kampanyaların amacının esir haklarını korumak değil, uluslararası alanda Ukrayna’ya olan güveni sarsmak olduğunu belirtti. Ukrayna'nın ise uluslararası insani hukuk kurallarına ve Cenevre Sözleşmelerine tam uyum gösterdiğinin altı çizildi. BM GÜVENLİK KONSEYİ’NDE ARRİA FORMÜLÜ TOPLANTISI Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, bugün Rusya tarafından alıkonulan Ukraynalı savaş esirleri ve sivil tutukluların durumunu görüşmek üzere Arria Formülü kapsamında özel bir oturum düzenleyecek. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, oturuma ilişkin yaptığı açıklamada, canlı tanıklıkların Rus esaretinde Ukraynalılara uygulanan sistematik işkence ve kötü muameleyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne sereceğini belirtti. Sıbiha, uluslararası erişimin acilen sağlanması, ihlallerin durdurulması, sorumluların hesap vermesi ve yasa dışı şekilde tutulan tüm Ukrayna vatandaşlarının evlerine dönmesi gerektiğini vurguladı.

BM Güvenlik Konseyi, Rusya'daki Ukraynalı savaş esirleri ve sivillerin durumunu görüşecek Haber

BM Güvenlik Konseyi, Rusya'daki Ukraynalı savaş esirleri ve sivillerin durumunu görüşecek

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, 10 Ağustos 2026 tarihinde Rusya'da tutulan Ukraynalı savaş esirleri ve sivil tutsakların durumu ile uluslararası insancıl hukukun ihlal edilmesini ele almak üzere gayriresmî bir toplantı düzenleyecek. BM Güvenlik Konseyi Sekretaryasından yapılan açıklamaya göre, Arria Formülü kapsamında gerçekleştirilecek toplantı Letonya ve Birleşik Krallık tarafından, Ukrayna heyetinin katılımıyla organize edilecek. Toplantıda, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş kapsamında Rus esaretinde bulunan Ukraynalı savaş esirleri ve sivillere yönelik muamele, uluslararası insancıl hukuk ile insan hakları hukukunun ihlal edilmesi ve yabancı vatandaşların Rus Silahlı Kuvvetlerine katılımının teşvik edilmesi gibi konular ele alınacak. Oturumda BM Genel Sekreter Yardımcısı ve İnsan Hakları Ofisi Temsilcisi Claudia Fuentes Julio, Kırım Tatar insan hakları savunucusu ve eski tutsak Leniye Umerova, 2022 yılında Mariupol'u savunduktan sonra üç yıldan fazla Rus esaretinde kalan Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubu Juan Alberto Leyva Garcia, Ukraynalı hukukçu ve Savaş Esirleri Koordinasyon Karargâhı hukuk uzmanı Oleh Huşçın ile İngiliz-Türk-İran asıllı belgesel yönetmeni Sheida Kiran konuşmacı olarak yer alacak. Toplantının Ukrayna ve Türkiye saatiyle 17.00'da başlaması planlanıyor. TOPLANTI ARRİA FORMATIYLA İLE YAPILACAK 1992 yılında oluşturulan Arria Formülü, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin resmî oturumların dışında uzmanlar, tanıklar ve sivil toplum temsilcileriyle daha açık görüş alışverişinde bulunmasına imkân tanıyan gayriresmî toplantı formatı olarak biliniyor. Öte yandan, ağustos ayında BM Güvenlik Konseyine dönem başkanlığı yapan Danimarka, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının Konsey gündemindeki öncelikli konular arasında yer almaya devam edeceğini ve Ukrayna'da derhâl ve koşulsuz ateşkes sağlanması için çalışacağını açıklamıştı.

ABD'den Rusya'ya: Barış anlaşmasını derhâl imzalayın, zaman Moskova'nın aleyhine işliyor Haber

ABD'den Rusya'ya: Barış anlaşmasını derhâl imzalayın, zaman Moskova'nın aleyhine işliyor

ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilci Yardımcısı Dan Negri, Vaşington'un (Washington) Ukrayna'nın özgürlüğünü ve egemenliğini savunma konusundaki desteğinin sürdüğünü belirterek, Rusya'ya müzakerelere derhâl dönme ve bir barış anlaşması imzalama çağrısında bulundu. BM Güvenlik Konseyi'nin Ukrayna'nın talebi üzerine düzenlenen acil oturumunda konuşan Negri, ABD'nin Ukrayna halkına olan desteğinin sarsılmaz olduğunu vurguladı. Rusya'nın Ukrayna'nın kritik altyapısına ve kültürel mirasına yönelik saldırılarını sert şekilde kınayan Negri, özellikle UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihî Kıyiv-Peçersk Lavrası'na yönelik saldırılara dikkat çekti. Savaşın çok uzun sürdüğünü belirten ABD'li diplomat, çatışmanın diplomatik yollarla sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti. "ZAMAN MOSKOVA'NIN TARAFINDA DEĞİL" ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen hafta gerçekleştirilen G7 Zirvesi'ndeki açıklamalarına atıfta bulunan Negri, "Rusya bir anlaşma yapmak zorunda. Zaman Moskova'nın tarafında değil." dedi. Negri, Rusya'nın her ay yaklaşık 40 bin askerini ölü veya yaralı olarak kaybettiğini, ülke ekonomisinin ise ciddi zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu vurguladı. Buna karşılık Ukrayna'nın savaş alanında yenilikçi çözümler geliştirmeye devam ettiğini belirtti. "Diplomasi ve müzakereler, daha fazla kan dökülmesi yerine tek çözümdür. Bu anlamsız ölümleri başka hiçbir şey durduramaz." ifadelerini kullanan Negri, tarafları müzakere masasına dönmeye çağırdı. BM Güvenlik Konseyi, Ukrayna'nın talebi üzerine 22 Haziran'da acil oturum düzenledi. Toplantının gündemini, Rusya'nın 15 Haziran gecesi onlarca füze ve yüzlerce silahlı insansız hava aracıyla (SİHA) Ukrayna şehirlerine düzenlediği geniş çaplı saldırı oluşturdu.

ABD’nin BM Temsilcisi: Rusya'nın Ukrayna'yı işgali stratejik bir fiyaskoya dönüştü Haber

ABD’nin BM Temsilcisi: Rusya'nın Ukrayna'yı işgali stratejik bir fiyaskoya dönüştü

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal Konseyi Temsilcisi Dan Negrea, BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya’nın Ukrayna’yı topyekun işgal etme kararının Moskova için tam bir "stratejik başarısızlık" olduğunu vurguladı. Negrea, Rusya içindeki ekonomik ve askerî çöküşe dikkat çekerek savaşın derhâl durdurulması çağrısında bulundu. New York’ta 8 Haziran’da düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunda söz alan Amerikalı diplomat Dan Negrea, Ukrayna ordusunun Rusya içerisindeki ekonomik altyapıyı felç eden operasyonlarına atıfta bulunarak Kremlin'in içine düştüğü çaresizliği şu sözlerle ifade etti: Rusya'nın Ukrayna'yı işgali stratejik bir fiyaskoya dönüşmüştür. Petrol rafinerileri alevler içinde yanıyor. Moskova, savaş meydanında kendi belirlediği hedeflerin hiçbirine ulaşamıyor. Gerilimi daha da tırmandırmak bu gerçeği değiştirmeyecektir; aksine sadece yaşanan felaketi daha da derinleştirme riski doğuracaktır. Bu savaş derhal sona ermelidir. Artık yeter. İRAN VE KÜBA’YA “DESTEĞİ KESİN” ÇAĞRISI Konuşmasında, Rusya'nın cephedeki kayıplarını kapatabilmek için üçüncü ülkelerden aldığı askerî ve lojistik desteğe de değinen Negrea, BM üyesi devletleri Moskova'ya yardım etmeyi bırakmaya çağırarak, "Buna, Ukrayna'da kullanılmak üzere Rusya'ya insansız hava araçları sağlayan İran ve binlerce paralı askerin Rusya'nın yanında savaşmasına izin vererek savaşı sürdüren Küba da dahildir." diyerek bu savaşın askerî bir yöntemle çözülemeyeceğinin altını çizdi. “TEK ÇÖZÜM MÜZAKERE MASASI, ABD KOLAYLAŞTIRMAYA HAZIR” Diplomatik çözümün kaçınılmaz olduğunu belirten Dan Negrea, bu amansız savaşın ancak ve ancak müzakereler yoluyla nihayete erebileceğine olan inancını dile getirdi. ABD'nin barış sürecindeki rolüne de vurgu yapan diplomat, "ABD, daha önce her iki tarafa da defalarca ilettiği üzere, savaşın kalıcı ve adil bir şekilde sona ermesine katkıda bulunmaya hazırdır.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’dan BM’de çarpıcı açıklama: "Rusya’nın 1 kilometre için ödediği bedel dünya tarihinde görülmedi" Haber

Ukrayna’dan BM’de çarpıcı açıklama: "Rusya’nın 1 kilometre için ödediği bedel dünya tarihinde görülmedi"

Ukrayna'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Andriy Melnık (Andrii Melnyk), New York’ta 20 Nisan'da BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada Rusya'nın savaş stratejisini sert bir dille eleştirdi. Melnık, Moskova'nın minimum toprak kazanımı için kendi halkını "yaktığını" çarpıcı istatistiklerle ortaya koydu. BİR KİLOMETRE KARE İÇİN 254 ÖLÜ ​Melnık, Rus ordusunun Ukrayna topraklarında ele geçirdiği her bir kilometrekare için ortalama 254 askerini kaybettiğini açıkladı. Bu oranı tarihsel bir perspektifle kıyaslayan diplomat, 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana hiçbir ordunun bu kadar küçük bir kazanım için bu kadar ağır bir insani bedel ödemediğini vurguladı. ​Ukrayna Temsilcisi, bu durumu 1939-1940 Sovyet-Fin Savaşı (Kış Savaşı) ile kıyaslayarak şunları söyledi: O dönemde kilometrekare başına düşen can bedeli, bugünküne kıyasla yaklaşık yüz kat daha düşüktü. Bu tablo savaşın temel gerçeğini özetliyor: Rusya, fahiş bir insani maliyetle asgari düzeyde ilerliyor. "DONBAS İÇİN 1,5 MİLYON RUS ASKERİ DAHA ÖLMELİ" ​Mevcut askerî durumu istatistiksel bir projeksiyona döken Ukraynalı diplomat, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Donetsk bölgesinin tamamını ele geçirme hedefine ulaşabilmesi için en az 1,5 milyon Rus askerini daha ölüme göndermesi gerektiğini ifade etti. İşgal hedeflerinin matematiksel imkansızlığına dikkat çeken Ukraynalı diplomat, mevcut ilerleme hızıyla Ukrayna’nın tamamının işgal edilmeye çalışılmasının 122 milyon Rus askerinin hayatına ve yaklaşık 183 yıllık bir sürece mal olacağını belirtti. İroni yaparak Putin’i "askerî deha" olarak nitelendiren Melnık, Moskova’nın Ukrayna'yı askeri yollarla ele geçirme hedefinin asla gerçekleşmeyeceğini, aksine bu sürecin Rusya'nın kendi kendini yok etmesine, ekonomik çöküşe ve toprak bütünlüğünün bozulmasına yol açacağını savundu. "RUSYA'NIN ULTİMATOMUNU KABUL ETMEYECEĞİZ" Rusya'nın müzakere şartı olarak Ukrayna birliklerinin Donetsk'ten çekilmesini talep etmesini "saçmalık" olarak nitelendiren Melnyk, stratejik bir karşılaştırma yaptı. Dünyanın en geniş ülkesi olan Rusya'nın (yüz ölçümü 17,1 milyon kilometrekare) talep ettiği Donetsk bölgesindeki 6 bin kilometrekarelik alanın, Rus topraklarının yalnızca yüzde 0,03'üne denk geldiğine dikkat çekti. ​Ukrayna'nın hiçbir ultimatomu kabul etmeyeceğini vurgulayan Melnık, şunları söyledi: Topraklarımızın tek bir milimetrekaresini bile asla terk etmeyeceğiz. Hiç bir vatandaşımızdan asla vazgeçmeyeceğiz... Moskova, uluslararası arabulucuları barışın Ukrayna'nın tavizlerine bağlı olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Bu masalın gerçekliğine gerçekten inanan var mı? Biz inanmıyoruz.

BM'den korkunç bilanço: Rusya’nın Ukrayna’daki saldırıları "endişe verici" düzeyde arttı Haber

BM'den korkunç bilanço: Rusya’nın Ukrayna’daki saldırıları "endişe verici" düzeyde arttı

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Rusya’nın Ukrayna şehirlerine yönelik artan saldırılarını ve diplomatik bir çözümün yokluğunu görüşmek üzere 20 Nisan’da New York’ta toplandı. Toplantıda konuşan BM Ortadoğu, Avrupa, Amerika, Asya ve Pasifik'ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Halid Hiari (Mohamed Khaled Khiari), Rusya’nın sivil katliamlarına ve savaş esirlerine uyguladığı işkencelere dair kan donduran veriler paylaştı. BM Genel Sekreter Yardımcısı Hiari, son dönemde Ukrayna genelinde sivil kayıpların ve yıkımın dramatik bir şekilde tırmandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Ukrayna'daki gelişmeler hakkında Güvenlik Konseyine son bilgilendirmemizi yaptığımızdan beri, düşmanlıkların endişe verici bir şekilde tırmandığını gördük… Rus saldırıları, Ukrayna genelinde artan sivil kayıplar ve yıkımla birlikte yoğunlaşmaya devam ediyor. Hiari, özellikle 15 Nisan'ı 16 Nisan'a bağlayan gece gerçekleştirilen saldırının, bu yılın en ölümcül saldırısı olduğunu ve tek bir gecede en az 20 sivilin hayatını kaybettiğini belirtti. SON BİR AYDA EN AZ 211 SİVİL ÖLDÜ BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği verilerine göre sadece geçtiğimiz ay Rus saldırılarında en az 211 sivil hayatını kaybetti, bin 206 kişi yaralandı. Öte yandan Şubat 2022'den bu yana 784'ü çocuk olmak üzere en az 15 bin 578 Ukraynalı sivil hayatını kaybetti, 43 bin 352 kişi yaralandı. RUSYA SAVAŞ ESİRLERİNE İŞKENCE UYGULUYOR Rusya'nın savaş esirlerine işkence uyguladığını vurgulayan BM Genel Sekreter Yardımcısı, serbest bırakılan Ukraynalı savaş esirlerinin tamamının, esaret altındayken Rusya tarafından işkenceye veya kötü muameleye maruz kaldıklarını bildirdiğini aktardı. Rusya'ya savaş esirlerine ve alıkonulan tüm kişilere derhal erişim sağlanma çağrısında bulunan Hiari, Rusya tarafından zorla sınır dışı edilen Ukraynalı çocukların geri gönderilmesi için çabaların hızlandırılması gerektiğini vurguladı. RUSYA KÜRESEL GÜVENLİĞİ BALTALIYOR Hiari, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın uluslararası hukuku ve küresel güvenliği baltalamaya devam ettiğini ifade etti. Diplomatik bir ilerlemenin kaydedilememesinin gerilimi daha da artırdığını belirten Hiari, bölgesel istikrarsızlığın küresel boyuta taşınma riski taşıdığı uyarısında bulunuldu.

ADF2026'da sürdürülebilir barış arayışında kadınların rolü tartışıldı Haber

ADF2026'da sürdürülebilir barış arayışında kadınların rolü tartışıldı

ADF2026’da düzenlenen “Barışın Sürdürülmesine Kadınların Dâhil Edilmesi: BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararının 25. Yılı” başlıklı panelde, evrensel barış arayışında kadınların rolü ve bu konuda kadınların katılımını artırmaya yönelik atılabilecek ilave adımlar tartışıldı. 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) düzenlenen, TRT World sunucusu Andrea Sanke’nin moderatörlüğünü yaptığı “Barışın Sürdürülmesine Kadınların Dâhil Edilmesi: BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararının 25. Yılı”başlıklı panelde; Hırvatistan Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarović, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) Genel Sekreteri Zehra Zümrüt Selçuk, Namibya Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler ve Ticaret Bakan Yardımcısı Jenelly Matundu, BM Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Belén Sanz Luque, NATO Genel Sekreteri’nin Kadın ve Barış Güvenlik (WPS) Özel Temsilcisi Irene Fellin konuşmacı olarak yer aldı. KADINLAR BULUNDUKLARI YERLERDE SES YÜKSELTMELİLER” Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Kitarović, barışın inşası ve uzlaşı gibi konulara kadınların dâhil olması sürecin başarılı olma oranını artırdığını belirterek, “Kadınların toplumsal süreçlere katılımında sayılardan çok bu süreçlere yaptıkları katkılar konuşulmalı. 1325 sayılı Kararın kabul edilmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Bu karar gerçekten kadın hakları konusunda iyi bir mesafe alınmasını sağladı. Hırvatistan’dan örnek verecek olursam çok fazla ilerleme kaydettiğimizi söyleyebilirim.” dedi. “Kadınlara bulundukları yerde ses yükseltmelerini ve yapmaları gereken işi layığıyla yapmalarını öneriyorum.” diyen Kitarović karar alma süreçlerinde kadınların da olması fikrinin insanların zihnine tam olarak yerleşmesi gerektiğini aktardı. “KADINLARIN DÂHİL OLDUĞU BARIŞ SÜREÇLERİ DAHA BAŞARILI OLUYOR” SESRIC Genel Sekreteri Selçuk ise, kadınların barış süreçlerine katılımı sürecin başarıya ulaşma ihtimalini niceliksel olarak artırdığını ifade ederek, “Kadınlar sayısal olarak yeteri kadar temsil edilmiyor ancak bizim asıl odaklanmamız gereken yerin kadınların bulundukları yerlerde karar alma süreçlerinde ne kadar etkili olabildikleri. Biliyoruz ki kadınların dâhil olduğu barış süreçleri ve anlaşmalar daha sürdürülebilir ve uzun ömürlü oluyor. Bu nedenle kadınlar, barış inşasında gözden çıkarılabilir bir unsur olarak görülmemeliler.” diye konuştu. “Bütün barış süreçlerinin belirli temel bir öğeye sahip olması gerekiyor. Barış süreçlerine giden en iyi yolun kurallar, kaynaklar, ilişkiler, yansımalar olduğunu düşünüyorum.” diyen Selçuk, barışın sürdürülebilir olmasının en önemli bileşeninin toplum tarafından kabulü olduğu görüşünü paylaştı. MATUNDU: PEK ÇOK ŞEY BAŞARDIK Namibya Uluslararası İlişkiler ve Ticaret Bakan Yardımcısı Matundu da Namibya’nın geçmişten bugüne pek çok şey başardığını vurgulayarak, “Bağımsızlıktan önce kadınlar yeterince temsil edilmiyor ve karar alma süreçlerine aktif bir şekilde katılamıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada ise Namibyalılar ülkenin ilk kadın devlet başkanını seçti. Aynı zamanda ulusal meclis başkanı ve kabinemizin yarısını da kadınlar oluşturuyor. Parlamentoya baktığımızda ise kadınlar parlamentoda çok daha fazla temsil ediliyor. Yani geçmişteki durumdan çok çok ilerideyiz. Hatta Afrika’da kadın temsiliyeti konusunda 8’inci sıradayız. Gerçekten bu konuda çok iyi bir ilerleme kaydettik. Kadın liderliği konusunda çok iyi bir iş çıkardık.” şeklinde konuştu. “1325 SAYILI BM KARARI GÜNCELLENMELİ” BM Kadın Birimi Direktörü Luque ise Kolombiya örneğinden hareketle kadınların daha barışçıl, kapsayıcı ve toplumsal açıdan kabul gören bir teklifle uzlaşı masalarına gelebildiklerini ve bunu yapmanın çok yenilikçi yollarını bulabildiklerinin altını çizerek, “Kolombiya’da ülke içindeki gerilimler nedeniyle 8,5 milyon insan yerinden edilmişti ve bu savaş kadınlar ve çocuklar üzerinde çok büyük etkilere yol açtı. 1325 sayılı Karar, Kolombiyalı kadınlar üzerinde güçlü bir motivasyon oluşturdu. Onlara ve diğer kadınlara hakları konusunda bir ilham kaynağı haline geldi.” dedi. 1325 sayılı Kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Luque, karardaki tüm detayların gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunu eğer varsa eksiklikler tespit edilerek giderilmesi gerektiğini dile getirdi. “KADINLAR ORDULARDA DAHA FAZLA YER ALMAYA BAŞLADI” Özel Temsilci Fellin, dünyanın çok zorlu politik gerilimlerin yükseldiği bir safhadan geçtiğini dile getirerek, “Kadın meselelerini konuşacak alan bulmakta zorlandığımız bir dönemdeyiz. Kadınların haklarını iyileştirmek, kadınların tüm süreçlere katılımının artırılması gibi konular geçmişte çok daha fazla konuşulabiliyordu. Bugün ise duvara çarptık diyebilirim. Kadın hakları konularında inişler-çıkışlar hep olmuştur ama içinde bulunduğumuz dönemde daha çok inişleri yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. NATO’da da kadın katılımı konusunda iyileşmelerin meydana geldiğini belirten Fellin, “Kadınların katılımının çok zor olduğu bir alan olan askeriyede de böyle bir dönüşüm yaşandı. Bu mantalite değişimini ve içinde bulunduğunuz durumlara olan yaklaşımınızı da değiştiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna'nın BM Temsilcisi Melnık: Rusya'nın ültimatomlar ve gerçekçi olmayan taleplerle barış sürecini engelliyor Haber

Ukrayna'nın BM Temsilcisi Melnık: Rusya'nın ültimatomlar ve gerçekçi olmayan taleplerle barış sürecini engelliyor

Ukrayna'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Andriy Melnık (Andrii Melnyk), BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, Rusya'nın Ukrayna işgalinde hiçbir stratejik hedefine ulaşamadığını ve barış görüşmelerini gerçek dışı taleplerle kasten sabote ettiğini belirtti. Melnık, Kremlin'in savaş alanındaki başarısızlıklarını örtbas etmek için dünya kamuoyuna "yenilmezlik illüzyonu" pazarladığını vurguladı. New York’ta 23 Mart 2026 tarihinde düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunda konuşan Ukrayna Daimi Temsilcisi Melnık, Rusya’nın diplomatik hamlelerini "dikkatle kurgulanmış bir tiyatro oyunu" olarak nitelendirdi. Moskova’nın bir yandan askerî olarak gerilerken diğer yandan Ukrayna’nın teslim olmasına sadece bir adım kalmış gibi bir hava yaratmaya çalıştığını ifade eden diplomat, sahadaki gerçeklerin bu tablodan çok uzak olduğunu hatırlattı. “İNSANLIK TARİHİNİN EN UZUN ‘ÜÇ GÜNLÜK’ SAVAŞI” Melnık, Rusya’nın 2022 başında başlattığı geniş çaplı işgalin planlandığı gibi gitmediğini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Rus ordusunun "dünyanın ikinci ordusu" olduğu iddiasının sahada çöktüğünü belirten temsilci, durumun absürtlüğünü şu sözlerle dile getirdi: İnsanlık tarihinin en uzun 'üç günlük' yıldırım savaşıyla karşı karşıyayız; bu savaş dört yılı aşkın süredir devam ediyor. Kendini 'dünyanın ikinci ordusu' olarak adlandıran Rus birliklerinin 9 bin 300 kilometrekarelik bir alanı işgal edebilmesi üç buçuk yıl sürdü. Eğer bu hızla devam ederlerse, tüm Ukrayna’yı işgal etmeleri tam 183 yıl sürecektir. “RUSYA'NIN MÜZAKERE STRATEJİSİ BLÖF VE YALANDARA DAYANIYOR” Andriy Melnık, Vladimir Putin’in müzakere tutumunun, blöf ve yalan olan iki temel sütun üzerine kurulu olduğunu savundu. Melnyk, Rusya’nın eninde sonunda askerî zafer kazanacağı iddiası ile blöf yaptığını ve Putin’in Ukrayna’nın tam teslimiyeti dışındaki herhangi bir şartı kabul edeceği algısının ise bir yalan olduğunu kaydetti. Rusya’nın barış sürecini baltalamak için bilerek imkansız şartlar öne sürdüğünü belirten Ukraynalı diplomat, Moskova’nın bir yandan Ukrayna'da seçim yapılmasını talep ederken diğer yandan seçim için gerekli olan ateşkesi reddederek süreci kilitlediğini söyledi. Ayrıca, Rusya'nın 12 yıllık saldırganlığa rağmen askeri olarak ele geçiremediği toprakların "savaşsız teslim edilmesini" talep etmesinin, barış istemediğinin en net kanıtı olduğunu vurgulayarak, “Rusya, bu tür ültimatomları müzakere şartlarına dönüştürerek barış sürecini kasten engelliyor." dedi. UKRAYNA ORDUSU CEPHEDE İNİSİYATİFİ YENİDEN KAZANDI Ukrayna ordusunun cephe hattındaki inisiyatifi yeniden kazandığını belirten Melnık, sadece şubat ayı içerisinde New York'un Queens ve Brooklyn bölgelerinin toplam yüzölçümüne denk bir alanın kurtarıldığını açıkladı. Melnık, askerî kayıpların yanı sıra Rusya'nın içeride ciddi bir ekonomik darboğazla karşı karşıya olduğunu da şu sözlerle hatırlattı: Sıfır büyüme, tükenen rezervler ve artan bütçe açığı, Rusya'nın bu savaşı finanse etmesini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Moskova, uluslararası desteği azaltmak için diplomasiyi bir oyalama taktiği olarak kullansa da biz adil ve kalıcı bir barışa olan bağlılığımızı sürdürüyoruz. Ukrayna’nın barışın önünde hiçbir zaman engel teşkil etmediğini vurgulayan Melnık, adil bir sonuca ulaşmak için ABD liderliğindeki müzakere süreçlerine tam destek vermeye devam edeceklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.