SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bulgaristan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Bulgaristan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bulgaristan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bulgaristan'da seçimi Rusya yanlısı Rumen Radev kazandı Haber

Bulgaristan'da seçimi Rusya yanlısı Rumen Radev kazandı

Bulgaristan’da resmî olmayan parlamento seçimleri sonuçları, Rusya yanlısı eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in liderliğindeki “İlerici Bulgaristan” koalisyonunun tek başına hükûmet kurabilecek sandalye sayısına ulaştığına işaret ediyor. Bulgaristan devlet televizyonunun duyurduğu sonuçlara göre, oyların yüzde 90'dan fazlasının sayıldığı seçimlerde “İlerici Bulgaristan” koalisyonu yüzde 45 oy ile meclisteki 240 sandalyeden 135'ini kazanmayı başardı. Hükûmetin güvenoyu alabilmesi için 121 milletvekilinin desteği yeterli. Avrupa Birliği (AB) yanlısı Boyko Borisov'un partisi “Bulgaristan'ın Avrupalı Gelişimi için Yurttaşlar” (GERB) yüzde 12 oy alırken, AB yanlısı “Değişime Devam-Demokratik Bulgaristan İttifakı” (PP-DB) da yüzde 12'de kaldı. Bulgaristan'daki Türk ve Müslüman azınlığın temsilcisi konumundaki Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) ise yüzde 6 oy aldı. RUSYA YANLISI POLİTİKA MI İZLEYECEK? Radev, AB ile ilişkilere mesafeli bakan ve Rusya karşısında Ukrayna'ya verilen askerî desteğe karşı çıkan bir isim olarak biliniyor. Seçim kampanyasında Moskova ile ilişkilerin geliştirilmesi ve Rusya'dan Avrupa'ya petrol ve gaz akışına yeniden başlanması yönünde görüşler belirtmesi nedeniyle eleştirilmişti. KIRIM'IN İŞGALİNİ DESTEKLİYOR! Radev, 2021 yılında katılmış olduğu bir TV programında Kırım'ın Rusya'ya ait olduğu yönündeki yorumlarıyla tepki çekmişti.

“Uslu ile Süslü” yeniden Türk edebiyatında: Kayıp halk hikâyesi 113 yıl sonra yayımlandı Haber

“Uslu ile Süslü” yeniden Türk edebiyatında: Kayıp halk hikâyesi 113 yıl sonra yayımlandı

Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinde yaşayan Türklerin halk hikayesi olan ve kayıp eser olarak bilinen “Uslu ile Süslü”, Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Halk Edebiyatı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Oğuz Doğan ve Doç. Dr. İsmail Abalı tarafından Türk edebiyatına yeniden kazandırıldı. Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin özel haberinde yer aldığına göre bu hikâye sözlü anlatılan ve kimliği belli belli olmayan “Bir Deliormanlı” mahlasıyla yazıya aktarıldı. 113 yıl sonra ise Latin alfabesiyle basılarak okuyuculara sunuldu. Bölgedeki Türklerin 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşları sürecinde kimliklerini koruma ve yeniden inşa etme süreçlerini ele alan hikâye 1912-1913 yıllarında Osmanlı Türkçesi ile kaleme alındı. Türklerin verdikleri mücadeleyi çok sayıda Türk motifi ile okuyucuya aktaran kitabın sanal ortamdan temin edilebileceği bilgisi haberde yer aldı. “USLU İLE SÜSLÜ” KARDEŞLER AY VE YILDIZ ŞEKLİNDE DOĞUM LEKESİ TAŞIYORLARDI Doç. Dr. İsmail Abalı, AA muhabirine, “Uslu ile Süslü” hikayesinin, Balkan Savaşları döneminde Türklerin maruz kaldığı acıları ve bu süreçte Türk kimliğinin yeniden inşa edilmesi sürecini anlatan bir halk hikayesi olduğunu söyledi. Haberde, göğsünde ay şeklinde doğum lekesi olan Uslu isimli bir erkek ile yıldız şeklinde doğum lekesi taşıyan Süslü isimli kız kardeşin yaşantısı ana hikâye olmak üzere olayların geliştiği bilgisi de yer aldı. Ortaya koydukları çalışma ile ilgili bilgi veren Abalı "Eser, bahsettiğim tarihlerde Osmanlı Türkçesi ile manzum bir şekilde kaleme alınmıştır. Eserin orijinal nüshasının üzerinde yazar ismi bulunmamaktadır. Sadece 'Bir Deliormanlı' ibaresi bulunmaktadır. Bunu da biz şu şekilde yoruyoruz, bahsettiğimiz dönemde çekilen acıyı Deliorman Türklerinin ve Balkan Türklerinin ortak bir feryadıymış gibi duyurmak maksadıyla böyle bir mahlas kullanma yoluna gittikleri düşüncesine sahibiz." açıklamasını yaptı. Abalı, eserin isminin birçok kaynakta geçmesine rağmen tam metninin hiçbir platformda bulunmadığına da değindi. “BU ESERLE TÜRK MİLLETİNİN DRAMATİK SERÜVENİNE TANIKLIK EDİYORUZ” Doç. Dr. Oğuz Doğan, yaptığı açıklamada “Uslu ile Süslü” hikâye çalışması ile o dönemde yaşananların Türk dünyasına aktarılacağını belirtti. "Balkan Türklüğünün yaklaşık 113 yıldır sessizliğe mahkûm edilmiş, adeta bir nisyan denizinde saklı kalmış, derin bir hafızasını yeniden uyandırıyoruz. Uslu ile Süslü, ilk kez 1912'de Filibe'de bir feryat gibi kâğıda dökülmüş ancak bu çalışma savaşların, göçlerin, sınırların ötesinde unutulmaya terk edilmişti. Biz bu çalışmayla birlikte o tozlu raflarda bekleyen çığlığı 2026 yılının Türkiye'sine ve Türk dünyasına bir vefa borcu olarak yeniden taşıma gayesinde bulunduk." diye konuşan Doğan, tarihi gerçeklerin yer aldığı eserde özellikle ikinci bölümde okurun masalsı atmosferden arındığı ve “tarihin soğuk ve en gerçek yüzüyle tanıştığını” ifade etti. Doğan, “Burada anlatılan sadece iki gencin hikayesi değil. Burada anlatılan 93 Harbi'nin o dondurucu ayazında özellikle Plevne'de saf tutan Deliormanlı Yaşar'ın direnişidir. Bu bölümde bizler Balkan Savaşları'nın savurduğu binlerce isimsiz kahramanın, parçalanan ailelerin ve vatan toprağından koparılmak istenen bir milletin dramatik serüvenine tanıklık ediyoruz.” diyerek mücadelenin önemini vurguladı.

Ukrayna enerji hattına dev destek: Avrupa ve Türkiye seferber oldu Haber

Ukrayna enerji hattına dev destek: Avrupa ve Türkiye seferber oldu

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, ülkenin enerji sistemini ayakta tutmak için yürütülen uluslararası yardım çalışmalarına dair güncel verileri paylaştı. Litvanya hükûmetinin desteğiyle, 100 ila 900 kW kapasiteli 48 adet yüksek güçlü jeneratörün Ukrayna’ya gönderilmek üzere yola çıktığını belirten Sıbiha; Estonya, İsveç ve Finlandiya’nın da ülke çapında yardım kampanyaları başlattığını ve onlarca jeneratörü nükleer santraller ve çocuk hastaneleri gibi kritik noktalar için sevk ettiğini duyurdu. TÜRKİYE’DEN KIRIM TATAR KURUMLARI ELİYLE YARDIM Bakan Sıbiha, Türkiye’den gelen insani desteğin önemine ayrı bir parantez açtı. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı tarafından gönderilen dört tır dolusu yardımın Ukrayna’ya ulaştığını bildiren Bakan; bu yardımın içeriğinde 157 adet ev tipi jeneratör, şarj cihazları, giysi ve gıda paketlerinin bulunduğunu kaydetti. Yardımların dağıtım süreci, Kırım Millî Varlık Vakfı ve Kırım Müslümanları Dinî İdaresi tarafından koordine ediliyor. Ayrıca Ukraynalı Diplomat Eşleri Derneği aracılığıyla 60 jeneratörün doğrudan ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılacağı belirtildi. KIYİV VE BÖLGE BELEDİYELERİNE POLONYA DESTEĞİ Komşu ülke Polonya’nın lojistik ve insani yardımlardaki öncü rolü devam ediyor. "Polonya’dan Kıyiv’e Sıcaklık" girişimi kapsamında başkent Kıyiv’in belediye hizmetleri için onlarca jeneratör teslim edildi. Varşova Belediyesi ile yapılan iş birliği çerçevesinde jeneratör taşıyan dördüncü konvoyun da şehre ulaştığı aktarıldı. Polonya iş dünyasının da sürece dahil olduğunu belirten Sıbiha, girişimci Dominik Desch’in şahsi desteğiyle satın alınan ekipmanların yakında Ukrayna’ya ulaşacağını ifade etti. FİNLANDİYA VE İSVEÇ'TEN JENERATÖRLER GELECEK Finlandiya'dan yaklaşık 50 adet farklı güçte jeneratörün teslimatının hazırlandığını kaydeden Sıbiha, "Ayrıca, önümüzdeki haftalarda İsveç'ten çocuk hastaneleri için düzinelerce jeneratörün gelmesini bekliyoruz." açıklamasında bulundu. Öte yandan Estonya Kızılhaçı, Ukrayna’daki sivil nüfus için ülke genelinde bir yardım kampanyası başlattı. Benzer bir ulusal yardım kampanyasının İsveç’te de yarın başlatılacağı bildirildi. ODESA VE DNİPRO’YA CAN SUYU Bulgaristan’daki Ukrayna toplumunun 34 jeneratörü Kıyiv ve Odesa’ya gönderdiğini ifade eden Sıbiha, Polonya ile kurulan bölgeler arası ortaklıklar sayesinde Nikopol ve Dnipro bölgelerindeki acil müdahale servislerine de jeneratör desteği sağlandığını vurguladı. Bakan Sıbiha, "Dayanışma gösteren ve somut adımlarla Ukrayna’nın yanında duran tüm hükûmetlere, iş dünyasına ve sivil topluma attıkları somut adımlar için içtenlikle teşekkür ederim." diyerek sözlerini tamamladı.

Fidan: Türkiye, Ukrayna barış görüşmelerinde kilit aktör, sürekli görüşümüz soruluyor Haber

Fidan: Türkiye, Ukrayna barış görüşmelerinde kilit aktör, sürekli görüşümüz soruluyor

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 3 Kasım 2025 tarihinde NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katıldı. Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen toplantı sonrasında Bakan Fidan, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. FİDAN: WİTKOFF'UN ÖNEMLİ BİR ROL OYNAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM Fidan, NATO çerçevesinde bir araya geldiği Avrupalı meslektaşlarıyla ağırlıklı olarak Ukrayna'daki muhtemel barış anlaşması ve buna ilişkin gelişmeleri değerlendirdiklerini belirterek, "Türkiye, Ukrayna barış görüşmelerinde kilit aktör olduğu için sürekli bizim görüşümüz de bu konularda soruluyor." diye konuştu. Rusya-Ukrayna barış müzakerelerinin olumlu sonuçlanmasına yönelik umudunun sürüp sürmediği ve NATO toplantılarındaki izlenimi hakkındaki soruyu cevaplayan Fidan, umudunun devam ettiğini belirtti. Bakan Fidan, müzakerenin devam etmesi ve tarafların masadan ayrılmamasının teknik bakımdan önem arz ettiğini dile getirerek, "Benim yıllardır Cumhurbaşkanımız adına özel temsilcilik yaparken veya diğer meselelerde ara buluculuk yaparken gördüğüm en önemli husus masadan ayrılmamak. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, pozisyonlar ne kadar farklı olursa olsun uzlaşma niyetiyle masa etrafındaysanız bir yerde buluşursunuz." dedi. Rusya-Ukrayna özelinde başlangıç pozisyonlarının birbirinden çok farklı olduğuna işaret eden Fidan, tarafların orta noktada buluşturulabileceğini dile getirdi. Fidan, "Burada özellikle ara bulucu rolünü şu anda oynayan, taraflarla görüşen (ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi) Steve Witkoff'un önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Kendisinin bu noktada yeterince donanımı olduğunu, kabiliyetlerinin olduğunu da açıkçası düşünüyorum." diye konuştu. FİDAN: AVRUPA'DA YAPILACAK BARIŞ, AVRUPA'NIN SAVAŞ SONRASI YENİ SİSTEMİNİ ORTAYA ÇIKARACAK Rusya-Ukrayna meselesinde iç içe geçmiş birkaç husus bulunduğuna dikkati çeken Fidan, "Bu olay tabii, Ukrayna'nın topraklarıyla alakalı bir konu, Rusya'nın stratejik hedefleriyle ve güvenliğiyle alakalı bir konu. Bir bakıma da Avrupa'nın kendi güvenliğiyle alakalı bir konu. Bu kadar iç içe geçmişlik var. Her taraf kendiyle ilgili farklı parametrelerden farklı şeyler istiyor." ifadelerini kullandı. Fidan, NATO toplantılarında dün ve bugün gündeme getirilen "Avrupa'da yapılacak barışın, Avrupa'nın savaş sonrası yeni sistemini ortaya çıkaracağı" başlığından söz ederek, anlaşmanın sadece barışı değil yeni yapıyı da beraberinde getireceğini vurguladı. "Dolayısıyla şimdi herkes var olan potansiyel anlaşmaya gereğinden çok daha fazla ehemmiyet verme gayreti içerisinde. Çünkü bu sadece bugünü değil, savaşı durdurmayı değil, daha sonrasını da ilgilendiriyor." diyen Fidan, Avrupalıların geçmişteki anlaşmalardan sonra yaşananlara dikkat kesildiğini anlattı. Fidan, herkesin anlaşma sonrası Avrupa'nın güvenliğinin yanı sıra risk ve kazanç hesabı yaptığını söyleyerek "Bu kadar fazla ayrı hesabın yapıldığı bir yerde düşünce kargaşası da olur. Bunun net bir zihinle, spesifik hedeflere dönüştürülmesi ve bu hedeflere de tarafların yoğunlaştırılması şu anda giderek artan bir gayret alanı bizim için." diye konuştu. "TÜRKİYE OLARAK DOĞRUDAN GÖRÜŞMELERE EV SAHİPLİĞİ YAPMAK İSTEDİĞİMİZİ TEKRAR HATIRLATTIK" Akıl danışan muhataplarına nelere nasıl yoğunlaşılması gerektiğini söylediklerini aktaran Fidan, taraflar arasında gelinen son noktayı öğrenmek üzere önemli bir toplantıya gireceğini belirtti. Fidan, "Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) da Avrupalı liderlerle, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin'le görüşmeleri devam ediyor. Biz Türkiye olarak doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapmak istediğimizi tekrar hatırlattık. Bu konuda Rusya'nın olumlu bir tutumu var. Ben yakında Ukrayna'nın da bu konuda olumlu bir pozisyon ortaya koyacağını düşünüyorum." diyerek, kağıt üzerinde bir çerçeve kabulü olursa bunun detaylarını netleştirmek için tarafların bir araya gelip yüz yüze konuşmaları gerektiğini vurguladı. Görüşmeler için Türkiye'den daha uygun bir yer bulunmadığını dile getiren Fidan, "Biz bunu İstanbul'da geçen yaz üç defa yaptığımız toplantıyla, ev sahipliğiyle ve toplantı yönetimiyle de ispat ettik. Her birinde taraflar gerçekten mutlu ayrıldılar." ifadelerini kullandı. Fidan, İstanbul'daki görüşmelerin Rusya ve Ukrayna'nın bütün sorunlarını çözememesine rağmen devam eden mevcut görüşmelere muazzam bir zemin hazırladığının altını çizdi. KARADENİZ'DE TİCARİ GEMİLERİN SALDIRIYA UĞRAMASI Karadeniz'de Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesinde ticari gemilerin saldırıya uğramasının ardından Romanya ve Bulgaristan dışişleri bakanlarıyla gerçekleştirilen toplantıya ilişkin soruya Fidan, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye'nin, özellikle savaştaki mayınların yüzerek kıyalara gelmesini ortadan kaldıracak bir çalışma grubu kurduğu yanıtını verdi. Deniz kuvvetlerinin bu konuyla ilgili çalışmaya başladığı bilgisini de paylaşan Bakan Fidan, "Özellikle Karadeniz'e şu anda son yapılan saldırılar aslında bizim Türkiye olarak en baştan itibaren yaptığımız uyarının ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Çünkü savaşın coğrafyası giderek yaygınlaşıyor. Bu çok korkutucu bir şey." dedi. "ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPIYORUZ" Bakan Fidan, Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesinde seyretmekte olan bu iki gemiye yapılan saldırının Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetini tehlikeye atmasının yanı sıra, Karadeniz'i ticarete ve insan ulaşımına kapalı bir alan haline getirdiğine işaret etti. Türkiye’nin uluslararası sıcak sulara açılacak Ege ve Akdeniz gibi imkanları olduğunu ancak Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerin denize tek açılımının Karadeniz üzerinden olduğunu belirten Fidan, "Bu mesele onlar için daha büyük bir sorun. Ama Karadeniz'e en uzun sahil olan ülke olarak bizim de büyük bir sorumluluk almamız gerekiyordu. Bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz." şeklinde konuştu. Karadeniz’de, seyrüsefer güvenliği, boru hatları, enerji hatları, fiber hatlar, enerji için yapılan keşif çalışmaları, balıkçılık gibi önemli konular olduğunu aktaran Fidan, "Ama savaş şartlarında etkilendiğiniz zaman bu ekonomik fırsattan istifade edemiyorsunuz. Tersine riske giriyor." ifadelerini kullandı. Fidan, söz konusu toplantıda ne türden tedbirler geliştirilebileceği, bu tedbirlerin hangi kurumlarda ve nasıl bir koordinasyon mekanizmasında bir araya getirileceği gibi konuların konuşulduğunu ve karar alınan çeşitli konularda çalışılmaya devam edileceğini sözlerine ekledi.

Zafer Karatay, Dobruca’daki Kırım Tatar diasporasının güncel durumunu QHA'ya anlattı Haber

Zafer Karatay, Dobruca’daki Kırım Tatar diasporasının güncel durumunu QHA'ya anlattı

Emel Dergisi'nin isim babası, Dobruca’daki Kırım Tatar millî hareketinin öncüsü şair ve öğretmenin ideallerini yaşatmak için adına kurulan Mehmet Niyazi Kültür Derneği tarafından Köstence Tarih ve Arkeoloji Müzesi iş birliğinde tertip edilen, "Tarihte Güncellik: Kırım Tatarlarının Günümüzdeki Durumu ve Geleceğe Bakışı" konferansı vesilesiyle Dobruca bölgesine ziyarette bulunan, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay; Dobruca’daki Kırım Tatar diasporası ve Rumen halkının Türkiye tutumu hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) özel değerlendirmelerde bulundu. ‘’TOPLUM ÖNDERLERİ TEDBİR ALMALI” Konferans vesilesiyle Dobruca’daki Kırım Tatarlarının genel durumunu bir kere daha yakından görme fırsatı elde ettiğini, hem Romanya hem Bulgaristan tarafındaki Dobruca’nın köylerine gittiğini belirten Karatay, "Maalesef, hem Romanya’daki hem de Bulgaristan’daki Kırım Tatar toplumunun kan kaybettiğini söyleyebilirim. Romanya ve Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne girmesinden sonra pek çok Kırım Tatar genci, hatta aileler Avrupa Birliği ülkelerine gitmiş" dedi. Kırım Tatarlarının geleceği açısından endişesini dile getiren Karatay, "Benim dedemin doğduğu köy olan Karatay köyü, bir zamanlar Dobruca’nın en büyük köylerinden birisiydi fakat şimdi burada sadece üç veya dört Kırım Tatarı var. Bu köyde üç camiden bir tanesi ayakta ve birkaç gönüllünün gayretiyle tamir ediliyor ve yaşatmaya çalışıyor. O insanlar gittikten sonra buralara kim sahip çıkacak, gelecekte neler olacak? Çoğu köy sakininin çocukları geleceklerini başka yerlerde arıyorlar. Bunun gibi bir çok köyde ve kasabada benzeri durum var. Mesela, Şumnu’da 'Tatar Camisi' olarak da bilinen camiye gittik. Gittiğimizde öğlen ezanı okunuyordu. İmamla birlikte tek ben namaz kıldım. 20 yıla yakındır bu camide görev yapan imam, ‘Eskiden bu mahallede Kırım Tatarları çok olduğu için bu adla anılıyor camimiz ama şimdi üç dört hane ancak var. Gençler Avrupa'ya gidiyor, genel olarak gerek Kırım gerek Anadolu’dan gelip yerleşmiş bütün Türklerde böyle bir durum var' dedi. Kırım’ın Rusya tarafından işgali ve Ukrayna’daki savaştan sonra da oradaki insanlar; Avrupa ülkelerine, ABD'ye ve Kanada’ya gitti. Dobruca’da da durum böyle. Bu konuda toplum önderleri düşünmeli, tedbir almalı” şeklinde konuştu. KIRIM TATARLARININ KİMLİK MÜCADELESİ “Avrupa modası”nın sadece Romanya ve Bulgaristan için değil, Türkiye için de bir sorun olduğunu vurgulayan Karatay, “Elbette, gençlerimizin başka ülkelerde iyi üniversitelere gitmesi, eğitim almaları, bilgi ve görgülerini geliştirmeleri gerekir; bu çok da yararlı olur ama istikballerini o ülkelerde görmeleri ve temelli olarak gitmeleri son derece tehlikeli” dedi. “Türkiye’de nüfusumuz fazla olsa da Kırım’da ve Dobruca’da çok daha azız. Buralardaki kan kaybımızın oranı çok daha yüksek ve geleceğimiz için tehlikeli bir durum” değerlendirmesini yapan Karatay, Kırım Tatarlarının kimliğini kaybetmesinin, ailelerin ve toplumda faaliyet gösteren herkesin üzerine düşünmesi gereken ciddi bir konu olduğunun ve toplumun iç çekişmeleri bırakıp birlikte geleceğini kurtarmanın yollarını aramaları gerektiğinin altını çizdi. RUMEN HALKININ TÜRKİYE SEVGİSİ Rumen halkının Türkiye’ye karşı duyduğu sevgi ve sempatinin devam etmesi ve kuvvetlenmesi adına, Romanya’ya ziyarette bulunan Türk iş insanlarının tutum ve davranışlarının belirleyici olacağını dile getiren Karatay, Rumen halkının Türkiye’ye karşı olan tutumu üzerine şu ifadelere yer verdi: Romanya’da konferansa gelen akademisyenler ve müdürlerle sohbetlerimizden yola çıkarak Rumen halkının, genellikle Kırım Tatarlarına ve Türklere bakışının olumlu olduğunu söylemek mümkün. Kızıl Ordu, 1950’lerde Romanya’yı işgal ettikten sonra KGB mensuplarının emirleriyle sadece Kırım Tatarlarına ve Kırım davasına hizmet edenlere değil, Rumen halkına da büyük zulümler yaptı fakat daha sonra bu baskı giderek azaldı. Sovyetler Birliği ile kıyaslandığında kendi azınlıklarına en hoşgörülü davranan, geçmiş dönemlerde olduğu gibi yine Romanya olmuştur. Çavuşesku rejimi yıkıldıktan sonra Rumen halkında genel bir Türkiye sempatisinin ve sevgisinin olduğunu söylemek mümkün, bu durum da sevindirici. Romanya’nın Türklere bakışı için şunu da hatırlatayım: Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokratik Birliğinin kurucu başkanı ve Romanya’nın önde gelen Osmanlı tarihçilerinden Prof.Dr. Tasin Cemil, Romanya’nın Azerbaycan’daki ilk tam yetkili büyükelçisi olarak görevlendirildi, ardından da Türkmenistan’da büyükelçilik yaptı. Şu anda Romanya’nın Hindistan Büyükelçisi de Sena Latif adlı bir Kırım Tatar kızımız.

Polonya'dan çarpıcı açıklama: Putin’in uçağı Polonya’da inebilir Haber

Polonya'dan çarpıcı açıklama: Putin’in uçağı Polonya’da inebilir

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile görüşmek üzere Polonya üzerinden Macaristan'a uçmaya çalışması hâlinde uçağının iniş yapmak zorunda kalabileceğini söyledi. Bakan Sikorski Radio Rodzina’ya 21 Ekim 2025 tarihinde verdiği demeçte, "Bağımsız bir Polonya mahkemesinin hükûmete böyle bir uçağı (Putin'i) Lahey'deki mahkemeye teslim etmek için refakat etmesini emretmeyeceğini garanti edemem." dedi. Bununla birlikte Sikorski, "Sanırım Rus tarafı bunun farkında. Bu nedenle, bu zirve, umarız saldırının mağdurunun da katılımıyla gerçekleşirse, uçak farklı bir rota izleyecektir." ifadelerini kullandı. BULGARİSTAN, PUTİN'E HAVA SAHASINI MI AÇIYOR? ABD Başkanı Donald Trump, 17 Ekim 2025 tarihli açıklamasında iki hafta içinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yüz yüze görüşeceğini duyurmuştu. Öncelikle ülkelerin dışişleri bakanlarının bir araya geleceğini aktaran Trump, ardından Putin ile Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de görüşeceklerini dile getirmişti. Öte yandan Rus yanlısı Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Trump-Putin görüşmesine hazırlıklı olduklarını belirterek, "ABD ve Rusya başkanları arasında planlanan görüşme, dünyadaki barışsever insanlar için harika bir haber. Biz hazırız!" demişti. BULGARİSTAN HAVA SAHASINI PUTİN'E Mİ AÇACAK? Konuyla ilgili olarak Bulgaristan'dan bir açıklama daha geldi. Bulgaristan Dışişleri Bakanı Georg Georgiev, Trump-Putin görüşmesini Macaristan'da yapılmasını kolaylaştırmak için ülkenin hava sahasının Putin'e açılacağını söyledi. Lüksemburg'taki Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda konuşan Georgiev, "Barışa yönelik çabalar sarf ediliyorsa ve bunun koşulu da böyle bir toplantının yapılması ise, böyle bir toplantının mümkün olan her türlü arabuluculuk yoluyla yapılması en mantıklısıdır." dedi. Bakan, ülkenin Macaristan ile sınırı olmadığını ancak uçuşu kolaylaştıracağını savundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.