SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalışma Kampı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Çalışma Kampı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışma Kampı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz” Haber

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz”

Tarih 11 Ekim 1961. Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (SSC) Taşkent Bölge Mahkemesi, Kırım Tatar millî hareketinin Stalin sonrası dönemdeki ilk siyasi yargılaması olarak tarihe geçecek bir davada kararını açıkladı. Mahkeme, "Kırım Gençlik Birliği" ve "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" adlarıyla dosyalandırılan yapılar bünyesinde faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov hakkında ağır hapis cezaları verdi. Gerçekte ise vatanından uzakta, sürgün şartlarında ezilen ve halkının adalet mücadelesine ses olmak isteyen iki cesur Kırım Tatar genci vardı. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. STALİN ÖLDÜ, SÜRGÜN EDİLEN ÇOĞU HALK VATANLARINA DÖNDÜ AMA KIRIM TATARLARINA YASAK KALKMADI 1956 yılına gelindiğinde Stalin döneminde sürgüne gönderilen birçok Sovyet halkı için rehabilitasyon süreci başlamış, Ahıska Türkleri ve Çeçenler dâhil birçok topluluğun tarihî topraklarına dönmesine izin verilmişti. Ancak bu karar Kırım Tatarlarını kapsamadı. Kırım Tatarlarına vatan kapıları kapalı kalmaya devam etti. Bu haksızlık, 1950'lerin ikinci yarısında Kırım Tatar Millî Hareketinin oluşmasına yol açtı. Mektuplar, imza kampanyaları ve resmî makamlara yapılan başvurular sonuçsuz kalınca mücadelenin uzun ve çetin geçeceği anlaşıldı. YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER Uzun yıllar boyunca Seferov ve Abdurahmanov davası, sadece Kırım Tatar ve insan hakları aktivistlerinin el altından dağıttığı gizli yayınlar (samizdat) kanalıyla biliniyordu. Öte yandan Sovyet Birliği dağıldıktan sonra açılan Rusya Devlet Arşivindeki SSCB Başsavcılığı denetim dosyalarında yer alan belgeler, Sovyet rejiminin o dönem Kırım Tatarlarına yönelik kurduğu kumpasını gün yüzüne çıkardı. Soruşturma belgelerine göre, 8 Temmuz 1961'de Özbekistan SSC Bakanlar Kurulu’na bağlı Devlet Güvenlik Komitesi (KGB), Aluşta doğumlu ve Taşkent bölgesindeki Çirçik’te ikamet eden Enver Seferov hakkında soruşturma başlattı. Seferov, Kırım Tatar gençliğine hitaben “milliyetçi” ve "Sovyet karşıtı" bildiriler hazırlayıp posta yoluyla dağıtmakla suçlandı. Davanın diğer sanığı, Özbekistan'a sürgün edilen Kırım Tatarlarından Akyar doğumlu 31 yaşındaki Şevket Abdurahmanov oldu. Seferov tarafından hazırlanan bildirileri Çirçik, Suhumi, Fergana ve Namangan’daki Kırım Tatarlarına ulaştırmakla suçlanan Abdurahmanov'un evinde arama yapıldığı belirtildi. Savcılık, söz konusu aramalarda bildirilerin üç kopyasına el konulduğunu öne sürdü. VATANA DÖNME ARZU SUÇ SAYILDI İddianamede Seferov için kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekiciydi. Sovyet makamları Seferov’u "Komünist Parti ve Sovyet Hükûmetinin icraatlarına düşmanca tutum besleyen, Kırım Tatarları arasında Kırım’a dönme arzusunu kışkırtan kişi" olarak tanımlıyordu. Seferov’un esas "suçu" ise 1959 yılında dört arkadaşıyla birlikte SBKP Merkez Komitesine Kırım Tatarlarının vatanlarına dönmesine izin verilmesini talep eden bir mektup kaleme almaktı. "KOMÜNİST EFENDİLER! BİR HALK 16 YILDIR SÜRGÜNDE" Soruşturma dosyalarında korunan ve o dönem Sovyet rejimine karşı atılmış son derece cesur bir adım olarak nitelendirilen bildirilerden biri, "Komünist Efendiler!" başlığıyla başlıyordu. "Kırım Gençlik Birliği" imzalı bildiride şu ifadeler yer alıyordu: Komünist Efendiler! Uzun süre sabrettik ve sizden merhamet bekledik. Bu aşağılayıcı durumumuz daha ne kadar sürecek? 20. yüzyılda bu yaşananlar trajik bir çılgınlık ve barbarlıktır. 16 yıldır halkımız yargılanmadan, soruşturulmadan Sovyetler Birliği'nin dört bir yanına dağıtılmış durumdadır. Küçük büyük demeden tüm bir halk, bir avuç hainin işlediği suçların cezasını mı çekmek zorundadır? Size karşı elinde silahla savaşanlar bile suçlarının cezasını ödedi. Halkımız diğer halklardan daha mı az çalışıyor? Elbette hayır. Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz. Haklı davamızı zorla susturmak istiyorsunuz. Milletimizin diğer halklar arasında eriyip yok olması işinize geliyor. Ama bunu başaramayacaksınız! Uzaya insan gönderip tüm insanlığın hayırseveri rolünü oynarken, küçücük bir halka karşı böyle barbarca yöntemlere başvurmanızı nasıl anlamalıyız?... Milletimizin dikkate alınmasını ve vatanımıza dönme imkânının bize tanınmasını talep ediyoruz. Kırım bizimdir ve bunu er ya da geç kabul edeceksiniz. Bugün tek bir amacımız var: Ya Vatan ya ölüm! "DİZ ÇÖKEREK YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK BETTERDİR" Kırım Tatar gençliğine doğrudan çağrıda bulunan "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" imzalı diğer bildiri metinden öne çıkan en çarpıcı kesitler şu şekilde: 1944 yılında, henüz birer çocukken, anne me babalarınızla birlikte öz topraklarınızdan sürülerek Sovyetler Birliği’nin dört bir yanına dağıtıldınız. O günden bu yana 16 yıl geçti... Sizin için şu an en hayati olan husus ise Vatanınıza dönme imkânından yoksun bırakılmış olmanızdır… Savaş sırasında sürülen diğer tüm uluslara Vatanlarına dönme imkânı tanınmışken; bizim kültürümüz kademeli olarak yok olmakta ve milletimiz, bir millet olarak varlık anlamını yitirmektedir. Siz gençler, sessizliğinizle bu haksız ve hukuksuz durumu kendinizin meşrulaştırdığını gerçekten görmüyor musunuz?.. Vatanınıza dönme fikrinden asla vazgeçmemelisiniz; aksi takdirde işleyeceğiniz bu suç, gelecek nesilleriniz nezdinde hiçbir bağışlanma bulamayacaktır. Vatanı olmayan bir insanın hor görülmeye layık olduğunu kavramalısınız… Halkınız, yaklaşmakta olan yok oluştan kurtarılmayı sizden bekliyor. Artık sizler için de şu sözü söyleme vakti gelmiştir: 'Diz çökerek yaşamaktansa, ayakta ölmek yeğdir.' Unutmayın ki, halkınızın mutluluğu uğruna verilecek mücadelede sadece gözyaşı değil, kan da dökülebilir. KRUŞÇEV "YUMUŞAMASI"NDA VERİLEN AĞIR CEZALAR Taşkent Bölge Mahkemesi, 11 Ekim 1961'de kapalı oturumda kararı açıkladı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin 20. Kongresi sonrası başlayan ve özgürleşme dönemi olarak anılan Kruşçev'in "yumuşaması" yıllarında verilmiş bu karar, rejimin Kırım Tatar sorununu çözmeye hiç niyetinin olmadığını kanıtlıyordu. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. Abdurahmanov’un cezaevinden SSCB Başsavcısı Roman Rudenko’ya yazdığı itiraz dilekçesindeki şu sözler Sovyet adalet sisteminin özetiydi: Anti-Sovyet belge denilen şeyler, Kırım Tatarlarının vatanları Kırım’a dönmesini talep eden çağrılardı. Bunda anti-Sovyet olan ne var bilmiyorum. Bildiğim tek şey; Stalin kişisel kültü döneminde bizler sürgün edildiğinde henüz 14 yaşında bile değildim. 1956'ya kadar sürgünde yaşadım. Bu acılar yetmedi mi ki beni 5 yıl daha toplumdan tecrit ediyorsunuz?" Bu dilekçeye verilen yanıt ise kısa ve netti: "Kararın değiştirilmesi için gerekçe yoktur." GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AYNI YÖNTEMLER Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov cezalarını son gününe kadar cezaevi ve çalışma kamplarında çektiler. Kırım Tatarlarının öz vatanlarına dönmesine ise daha otuz yıl vardı. 1961 yılında Taşkent'te kurulan bu kumpas davası, bugün Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarına karşı yürütülen düzmece yargılamaların tarihsel kopyasıdır. Dün "Sovyet karşıtı propaganda" ve "var olmayan örgütler" bahanesiyle vatan sevdalılarını hapse atan zihniyet; bugün işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarını "terörist", "aşırılık yanlısı" ve "sabotajcı" yaftalarıyla 15-20 yıla varan ağır hapis cezalarına çarptırmaya devam ediyor. Ancak tarih göstermektedir ki, uydurma davalar ve cezaevi duvarları Kırım Tatarlarını vatan sevgisinden ve adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçirmedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.