SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çin, yaptırım boşluğunda Rus petrolüne yeniden yöneldi Haber

Çin, yaptırım boşluğunda Rus petrolüne yeniden yöneldi

Çinli devlet petrol şirketlerinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yaptırımlarda sağladığı geçici esneklikten yararlanarak Rus petrolüne yeniden yöneldiği bildirildi. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı Reuters’ın haberine göre, Çin’in önde gelen enerji şirketleri Sinopec ve PetroChina, yaklaşık dört aylık aranın ardından Rus petrolü alımı için tedarikçilerle yeniden temas kurdu. Bu girişimin, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle küresel arzda yaşanabilecek daralmaya karşı önlem amacı taşıdığı belirtildi. Kaynaklara göre, taraflar arasında henüz kesinleşmiş bir anlaşma bulunmasa da görüşmelerin ileri aşamaya geldiği ifade ediliyor. Rus petrolünün, fiyat artışlarına rağmen Brezilya ve Batı Afrika kaynaklı alternatiflere kıyasla daha ucuz olması, Çinli şirketlerin ilgisini artırıyor. RUS PETROLÜ YENİDEN SATIŞTA ABD’nin 12 Mart itibarıyla başlattığı ve 30 gün süreyle geçerli olan yaptırım istisnası kapsamında, hâlihazırda tankerlere yüklenmiş Rus petrolünün ticaretine izin veriliyor. Çinli şirketlerin bu süre içinde ödeme ve teslimat süreçlerini tamamlayıp tamamlayamayacaklarını değerlendirdiği belirtiliyor. Öte yandan bazı Çinli bağımsız rafinerilerin, ellerindeki Rus petrolünü işlemek yerine daha yüksek kâr elde etmek amacıyla yeniden satışa sunduğu ifade edildi. Piyasa verilerine göre, Rusya’nın Uzak Doğu çıkışlı ESPO petrolünün varil fiyatı Brent üzerine yaklaşık 8 dolar primle teklif edilirken, Brezilya’nın Tupi petrolü için bu primin 12-15 dolar seviyesinde olduğu kaydedildi. ABD yönetimi, denizde hâlihazırda taşınmakta olan Rus petrolüne yönelik yaptırımları geçici olarak gevşetme kararını, Orta Doğu’daki savaşın küresel petrol fiyatlarını yükseltmesi ve arzı olumsuz etkilemesiyle gerekçelendirdi.

Uygur Hareketinden Çin’in “Etnik Birlik Yasası”na tepki: "Bu kanun soykırımı yasallaştırmıştır" Haber

Uygur Hareketinden Çin’in “Etnik Birlik Yasası”na tepki: "Bu kanun soykırımı yasallaştırmıştır"

Çin’de kabul edilen yeni “Etnik Birlik ve İlerleme Yasası”, uluslararası insan hakları çevreleri ve akademisyenler arasında tartışmalara yol açarken, Uygur hak savunucuları yasaya sert tepki gösterdi. Uygur Hareketi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu düzenlemenin “soykırımı kanunlaştırdığı” ifade edildi. Çin yasama organı tarafından 12 Mart 2026’da kabul edilen yasa, resmî söylemde “etnik birliği teşvik etmeyi” amaçlıyor. Öte yandan Uygur Hareketi, düzenlemenin farklı etnik ve dinî toplulukların kültürlerinin ve dillerinin ortadan kaldırılmasını teşvik ederek Han Çin kimliği etrafında tek tip bir millî kimlik oluşturmayı hedeflediğini bildirdi. Açıklamada, yasanın eğitim ve kamu hayatında Mandarin Çincesini tek eğitim ve iletişim dili hâline getirdiği, yetkililerin vatandaşları tarih ve din konularında “doğru görüşlere” yönlendirmesini zorunlu kıldığı ve ebeveynlerin çocuklarını Şi Cinping’in Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) destekleyecek şekilde yetiştirmelerinin beklendiği belirtildi. Ayrıca farklı etnik veya dinî grupların Han Çinlilerle evliliklere itiraz edemeyeceği ve “karışık topluluklarda” yaşamın teşvik edilmesiyle Doğu Türkistan ve Tibet gibi bölgelere Han Çinlilerin göçünün destekleneceği ifade edildi. “SOYKIRIM YASALLAŞMIŞTIR” Uygur Hareketi, söz konusu düzenlemenin özellikle Doğu Türkistan’da Uygurların uzun süredir maruz kaldığını belirttiği baskıcı uygulamaları hukuki bir çerçeveye oturttuğunu vurguladı. Açıklamada bölgede toplu gözaltılar, ailelerin ayrılması, dinî ve kültürel kimliğin silinmesi ve yaygın gözetim uygulamalarının devam ettiği belirtildi ve şu ifadelere yer verildi: Bu yasa, Uygurların yıllardır maruz kaldığı baskıcı uygulamaları tamamen yasallaştırıyor ve kodifiye ediyor. Doğu Türkistan gibi bölgelerde, nüfus toplu gözaltılara, aile ayrılıklarına, kadına yönelik şiddete, bireysel din, dil ve kültürün silinmesine ve toplu gözetime maruz kalıyor. Şimdi ise bu yasa, ‘tek bir ulusal bilinç oluşturmak için parti, devlet ve toplumun tüm unsurlarının seferber edilmesini’, öngörüyor. Bu, Çin rejiminin asimilasyon ve birlik adı altında bireysel kimlikleri ve kültürleri tamamen ortadan kaldırması için bir alan yaratmaktadır. Bu kanun soykırımı yasallaştırmıştır. “ÇİN HÜKÛMETİ TÜM İNSANLIĞIN DÜŞMANIDIR” Bununla birlikte Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas yaptığı açıklamada, “Uygur Hareketi, Çin yasama organı tarafından kabul edilen bu sözde ‘etnik birlik yasasını’ şiddetle kınıyor. Bu politikalar birliği teşvik etmiyor: soykırımı meşrulaştırıyor ve insanlığa karşı işlenen suçları yasallaştırıyor. Bu yasa, ÇKP’ye hayatta kalmaya layık görmedikleri tüm kültürleri ve medeniyetleri ortadan kaldırmak için tam kontrol sağlıyor. Uygur kimliğinin tamamen silinmesinin eşiğindeyiz ve uluslararası toplum somut adımlar atmalıdır. Çin hükûmeti sadece Çin sınırları içindeki halkın düşmanı değil, aynı zamanda özgürlük, demokrasi ve tüm insanlığın düşmanıdır.” dedi. Uygur Hareketi ayrıca uluslararası topluma çağrıda bulunarak, yeni yasa kapsamında hedef alındığını belirttiği Uygurlar ve diğer etnik-dinî toplulukların haklarının korunması için somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, zorla asimilasyon politikalarına karşı dil ve kültürel kimliklerin korunmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Çin, bölgesel tansiyonu orduyu şişirerek tırmandırıyor: Savunma harcamalarını yüzde 7 artırdı Haber

Çin, bölgesel tansiyonu orduyu şişirerek tırmandırıyor: Savunma harcamalarını yüzde 7 artırdı

Çin yönetimi, hızla artan askerî faaliyetleri ve bölgesel baskı politikalarıyla dikkat çekerken 2026 yılı için savunma harcamalarını; ekonomik büyüme hedeflerinin çok üzerinde bir seviye olan yüzde 7 oranında artırma kararı aldı. Pekin yönetimi savunma bütçesini 1,91 trilyon yuan (yaklaşık 277 milyar dolar) seviyesine çıkarmayı planlıyor. Bu oran son beş yılın en düşük artışı olarak gösterilse de Çin’in askerî harcamalarının bölgedeki birçok ülkenin ekonomik büyümesini geride bırakmaya devam ettiği belirtiliyor. PEKİN YÖNETİMİ ORDUSUNU HIZLA MODERNİZE EDİYOR Analistlere göre Çin, 2035 yılına kadar ordusunu tamamen modernize etmeyi hedefliyor. Bu kapsamda özellikle Doğu Asya’daki askerî varlığın artırılması ve ordunun yeniden yapılandırılması planlanıyor. Çin Başbakanı Li Çiang, yıllık parlamento oturumunun açılışında yaptığı konuşmada ülkenin savaş hazırlığını artıracağını açıkladı. Li, “gelişmiş savaş kabiliyetlerinin” geliştirilmesine hız verileceğini belirterek Çin’in egemenliğini ve güvenliğini koruma adına askerî kapasitenin güçlendirileceğini söyledi. Başbakan ayrıca, Çin ekonomisinin 2026 yılı için yüzde 4,5 ile yüzde 5 arasında büyümesinin beklendiğini ifade etti. KARARLARIN MERKEZİNDE Şİ CİNPİNG VAR Çin’de ordunun en üst komuta yetkisi ise Devlet Başkanı Şi Cinping'de (Xi Jinping) bulunuyor. Pekin yönetiminin son yıllarda orduda geniş çaplı tasfiyelere gitmesi ve askerî modernizasyonu hızlandırması, bölgedeki güvenlik dengeleri açısından yakından takip ediliyor. Öte yandan Çin, savunma harcamalarının ayrıntıları konusunda şeffaf bir politika izlemiyor. Bu durum, Pekin’in gerçek askerî kapasitesi ve bütçesinin açıklanan rakamların çok üzerinde olabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Karşılaştırma açısından bakıldığında, ABD’de Donald Trump tarafından aralık ayında imzalanan savunma bütçesi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Ancak güvenlik uzmanları, Çin’in özellikle teknoloji ve silah sistemleri alanındaki hızlı yatırımlarının bölgesel güç dengelerini giderek daha fazla etkilediğini vurguluyor.

Londra’da Çin’in “mega büyükelçilik” projesine karşı dava! Haber

Londra’da Çin’in “mega büyükelçilik” projesine karşı dava!

Birleşik Krallık’ta Royal Mint Court konut kompleksinde yaşayan sakinler, Avrupa’nın en büyük Çin büyükelçiliğinin inşasını durdurmak amacıyla mahkemeye başvurdu. Yaklaşık 200 yıllık kompleksin yakınında yaşayan 100 kiracıdan oluşan sakinler derneği, Birleşik Krallık hükûmetinin Pekin’e Londra merkezinde büyükelçilik inşa etme izni vermesinin ardından dava açtı. Dava dilekçesinde, projede yer alan çok sayıda gizli odanın planlardan çıkarıldığı ve inşaat izninin verilirken kompleksin tam olarak nasıl kullanılacağının yeterince değerlendirilmediği iddia edildi. Ayrıca yemek pişirme veya çamaşırhane gibi faaliyetlerle bağlantılı yangın riskinin, hem bölge sakinlerinin güvenliği hem de koruma altındaki tarihî bina açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. Sakinler grubu ayrıca, olası casusluk riskini azaltmak için ek güvenlik önlemlerinin İngiliz vergi mükelleflerine milyonlarca sterline mal olabileceğini savundu. Dava dilekçesinde, projeye onay veren Topluluklar Bakanı Steve Reed’in başvuruyu değerlendirirken projenin Çin devleti tarafından yürütüldüğünü yeterince dikkate almadığı öne sürüldü. ÇİN ARAZİYİ 2018’DE SATIN ALDI Çin hükûmeti Royal Mint Court arazisini 2018’de satın almış ancak 2022 yılında yerel yönetim projeyi reddetmişti. Geçen yıl Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’dan projeye müdahale etmesini istemişti. Bunun ardından İngiliz hükûmeti planlama sürecini devralmış ve şubat ayında konuyla ilgili inceleme başlatılmıştı. Projenin onaylanmasına ilişkin kararın Ekim 2025’te açıklanması planlanmış olsa da casusluk iddiaları ve siyasi müdahale tartışmaları nedeniyle süreç birkaç kez ertelendi. Son olarak İngiltere hükûmeti 20 Ocak 2026’da Çin’in Londra’da büyükelçilik inşa etmesine onay verdi. Yaklaşık 20 bin metrekarelik alanda planlanan büyükelçilik projesinin, İngiliz vergi mükelleflerine milyonlarca sterline mal olabileceği öne sürülüyor. Çin hükûmeti, daha önce İngiliz parasının basıldığı alanın bulunduğu araziyi 2018 yılında 255 milyon sterlin karşılığında satın almıştı. İnşaatın başlamasına izin verilmiş olsa da açılan davanın kabul edilmesi halinde çalışmaların durdurulabileceği belirtiliyor.

BMGK’de Ukrayna gündemi: “Barış ve güvenliğinin korunması” başlığıyla toplandı Haber

BMGK’de Ukrayna gündemi: “Barış ve güvenliğinin korunması” başlığıyla toplandı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), “Ukrayna’nın barış ve güvenliğinin korunması” başlığı altında toplandı. 48 aydır süren Rus işgalinin gölgesinde gerçekleşen oturumda, üye ülkeler savaşın sürmesinin sorumluluğu konusunda karşılıklı suçlamalarda bulundu. Toplantıda konuşan ABD'nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce, ABD’nin savaşın kalıcı ve müzakere edilmiş bir çözümle sona erdirilmesi için çabalarını sürdürdüğünü belirterek, “Askerî güç bu çatışmayı asla çözemez. Bunu ancak her iki tarafın da kabul edeceği diplomatik bir çözüm sağlayabilir.” dedi. Bruce, savaşın bu aşamasında anlaşmaya her zamankinden daha yakın olunduğunu ancak çatışmaların devam ettiğini ifade etti. Savaşın devam etmesinin nedenlerinden birinin Rusya'nın üçüncü ülkelerden almaya devam ettiği destek olduğuna dikkati çeken Bruce, bu kapsamda Çin, Kuzey Kore, İran ve Küba'yı Rusya'ya askeri ve ticari ilişkiler üzerinden ekonomik destek vermekle suçladı. "ABD'Yİ DÜNYA ÇAPINDA ÇATIŞMA VE SAVAŞLAR YARATMAYA SON VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ" Çin'in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong ise ABD Temsilcisinin suçlamalarını reddederek, "ABD, Çin'i bir kez daha karaladı ve kötüledi ki bu tamamen kabul edilemez. Çin, Ukrayna krizinin yaratıcısı değil, çatışmanın tarafı da değil." ifadelerini kullandı. Cong, Çin'in, Rusya, Ukrayna, ABD ve Avrupa ülkeleriyle normal ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek, bütün bunların piyasa ve ticari ilkelere uygun olduğunu savundu. ABD'yi "Çin'e karşı yalan uydurmak ve karalama" yapmakla suçlayan Cong, "ABD'yi bir kez daha dikkatleri başka yöne çekerek, suçu başkalarına atarak ve dünya çapında çatışma ve savaşlar yaratmaya son vermeye çağırıyoruz." dedi. RUSYA, LONDRA VE PARİS'İN KIYİV'E NÜKLEER SİLAH VERME PLANLARI OLDUĞUNU İDDİA ETTİ Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise Avrupa ülkelerini hedef aldı. Ukrayna krizine kalıcı ve uzun vadeli bir çözüm bulmayı amaçlayan mevcut müzakereleri desteklemeye odaklanmadığını öne süren Nebenzia, "Ukrayna halkının geleceğiyle de ilgilenmiyorlar." diye konuştu. Nebenzia, Rusya'nın istihbarat servislerinin, Londra ve Paris'in Kıyiv'e nükleer silah veya "Kirli Bomba" verme planları hakkında olağanüstü bir rapor yayınladığını belirterek, Ukrayna'ya gizli şekilde ekipman ve teknoloji teslim edildiğini savundu. "Bu tür bir gelişme, Ukrayna sorununun çözümü sürecinde kenara itilen İngiliz ve Fransız liderlerinin gerçeklikle bağlarını tamamen kopardıklarını açıkça göstermektedir." diyen Nebenzia, Rusya'nın Avrupa ülkeleriyle savaşma niyetinde olmadığını ancak Avrupa bir savaş başlatırsa Rusya'nın da buna hazır olduğunu iddia etti. Birleşik Krallık ve Fransa’dan net yalanlama Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığında Kuzey Amerika ve Deniz Aşırı Topraklardan Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapan Stephen Doughty ise Nebenzia'ya, "Rusya temsilcisinin iddiası düpedüz bir yalandır. Gerçeklikten koptuğumuzu söylüyor. Gerçeklikten kopan kendisidir." diye karşılık verdi. Doughty, Rusya'yı dezenformasyon yaparak, Ukrayna'ya yönelik devam eden yasa dışı işgalinde dikkatleri başka yöne çekmeye çalışmakla suçlarken, Birleşik Krallık'nin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklerine tam olarak bağlı bulunduğunu belirtti ve "Ukrayna'ya nükleer silah veya ilgili yetenekler sağlamıyoruz ve sağlamayacağız." ifadelerini kullandı. Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi Jerome Bonnafont da Rusya'nın iddiaları için "Tamamen yalan, hiçbir gerçek temeli yoktur." diyerek, Fransa'nın da, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'nın sınırlarını ve yükümlülüklerini asla ihlal etmeyeceğini ifade etti. "RUSYA, MÜZAKERE SÜRECİNİ BU SALDIRGANLIK SAVAŞINI SÜRDÜRMEK İÇİN BİR KILIF OLARAK KULLANIYOR" Konseyde konuşan Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Mariana Betsa da "Nebenza'nın tüm açıklaması, manipülasyonun, dezenformasyonun ve Rus propagandasının canlı bir örneğidir." diyerek Rusya'yı uluslararası temelli düzene ve BM ilkelerine karşı bir savaş açmakla suçladı. Betsa, Rusya'nın sadece 2025 yılında Ukrayna'nın sivil hedeflerine yönelik 6 binden fazla insansız hava aracı, yaklaşık 5 bin 500 güdümlü hava bombası ve çeşitli türlerde 158 füze fırlattığı bilgisini paylaştı. ABD'nin öncülüğünde devam eden barış çabalarına rağmen Rusya'nın saldırganlığını durdurmaya hazır olmadığını gösterdiğini savunan Betsa, "Rusya, müzakere sürecini bu saldırganlık savaşını sürdürmek için bir kılıf olarak kullanıyor, zamana bel bağlıyor." şeklinde konuştu. Betsa, savaşın bitmesi için tüm kaynaklar seferber edilerek Rusya'ya karşı yaptırım uygulanması, Ukrayna'ya savunma desteği sağlanması ve güvenlik garantileri verilmesi, son olarak da Rusya'nın Ukrayna'ya verdiği zarar için tam tazminat ödemesi gerektiğini kaydetti.

Polonya’dan Çin üretimi araçlara askerî tesis yasağı! Haber

Polonya’dan Çin üretimi araçlara askerî tesis yasağı!

Polonya, Çin üretimi araçların askerî tesislere girişini, araçlardaki yerleşik sensörlerin hassas veri toplanmasında kullanılabileceği endişesiyle yasakladı. Polonya Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamaya göre; söz konusu araçlar belirli işlevlerin devre dışı bırakılması ve ilgili tesisin güvenlik kurallarına uygun ek önlemlerin alınması halinde kontrollü biçimde kabul edilebilecek. Askerî yetkililer, gizli bilgilerin sızma riskini azaltmak amacıyla Çin üretimi araçların bilgi-eğlence sistemlerine görev telefonlarının bağlanmasını da yasakladı. KISITLAMALAR AÇIK ASKERÎ ALANLARI DA KAPSIYOR Kısıtlamaların askerî hastaneler, klinikler, kütüphaneler, savcılıklar veya garnizon kulüpleri gibi kamuya açık askerî alanları kapsamadığı belirtildi. Açıklamada, alınan önlemlerin önleyici nitelikte olduğu ve NATO üyeleri ile diğer müttefiklerin savunma altyapısını korumaya yönelik uygulamalarıyla uyumlu bulunduğu vurgulandı. Öte yandan Polonya’da son dönemde askerî tesislerde insansız hava araçlarıyla (İHA) ilgili olaylar yaşandı. Warmia-Mazurya Voyvodalığı’ndaki 2. Mekanize Taburu arazisinde küçük bir İHA bulunurken, 28 Ocak’ta Przasnysz’teki bir askerî birliğe düşen nesnenin ilk etapta istihbarat toplama amacı taşıyabileceği öne sürüldü. Ancak daha sonra söz konusu cismin oyuncak İHA olduğu açıklandı. 6 Şubat’ta ise Lodz voyvodalığındaki Leźnica Wielka’da konuşlu 1. Hava Süvari Taburu arazisine kimliği belirsiz bir İHA’nın düştüğü bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.