Cumhurbaşkanı Erdoğan ADF2026'da duyurdu: Liderler Zirvesi için hazırız
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılış töreni gerçekleşti.
“TÜRKİYE, HER TÜRLÜ KOLAYLAŞTIRICI ADIMI DESTEKLEMEYE HAZIRDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan açılış konuşmasında uluslararası barışın önemine vurgu yaparak, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın getirdiği yıkım ve can kayıplarından Türkiye’nin üzüntü duyduğunu dile getirirdi. Erdoğan, “Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı hâlen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim: Türkiye, tarafların da istekli olması hâlinde, Liderler Zirvesi dâhil, doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, öte yandan Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi, bölgenin geleceği için hayati önemi olduğunu dile getirerek aynı zamanda “Balkan Vizyonu” nda barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin Türkiye’nin önceliği olmayı sürdürdüğünü belirtti.
Türkiye’nin bu düşünceyle hayata geçirdiği Balkan Barış Platformu’ndan son derece umutlu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öte yandan, Avrasya’da barışın ve huzurun teminatı olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımızı (TDT) her geçen gün güçlendiriyoruz.” şeklinde konuşarak bu yılın son çeyreğinde Türkiye’de düzenlenecek olan 13. TDT Zirvesi’nde Türkiye’nin dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacağını hatırlattı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, KIBRIS VE BATI TRAKYA TÜRKLERİNİ GÜNDEME TAŞIDI
Bununla birlikte Erdoğan, “Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergâh olan Hazar geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’ne de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmeyi istiyoruz. Bunun için Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi savaş ortamından medet uman beyhûde çabaları da doğru bulmuyoruz.” şeklinde konuştu.
Kıbrıs Türklerinin dirayetli tutumunun bugün Kıbrıs adasında iki ayrı halk ve devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamış olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır.” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikasını yürüttüğünü ve mevcut ittifak bağlarını tahkim ettiğini belirtti.
“TÜRKİYE, AVRUPA’NIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”
Öte yandan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleşecek olan NATO Lİderler Zirvesi’nde ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar alınmasının ümit edildiğini ve bunun altyapısının şimdiden oluşturulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar, Avrupa’yla ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik hedefimizi korurken Birliğin, istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz.” cümlelerini sarf etti.
Kasım ayında ise Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) Antalya’da ev sahipliği yapılacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin COP31 başkanlığı süresince sıfır atık hareketinin yaygınlaştırılması gibi çevre ve gençliğin gündemini buluşturan politikaların öne çıkarılacağını belirtti.
Erdoğan son olarak şu ifadelere yer verdi:
Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil, aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbn-i Haldun’un işaret ettiği gibi; bir toplumu ayakta tutan, sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan asabiyedir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesini ne kadar güçlendirirsek yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir. Asıl mesele, yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir.
BAKAN FİDAN, UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI’NIN YAPISAL BİR SINAMAYA DÖNÜŞTÜĞÜNÜ BELİRTTİ
Bakan Fidan, bölgesel çapta eş zamanlı krizlere dikkat çekerek 5. yılına giren Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel jeopolitik dengeleri derinden sarsan, yapısal bir sınamaya dönüştüğünün altını çizdi.
Bununla birlikte, “Güneydoğumuzda ise İsrail’in pervasız saldırganlığı, Gazze sınırlarını çoktan aşmıştır. Suriye’ye, Lübnan’a ve son olarak İran’a uzanan bu tırmanma hattı, bölgemizi derin bir çatışma girdabına sürüklemiştir.” şeklinde konuşan Bakan Fidan, Afrika Boynuzu’ndaki gelişmelerin ise Türkiye için bir diğer endişe kaynağı olduğunu dile getirdi.
“BÖLGEMİZİN SELAMETİ İÇİN DAİMA ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK”
“Bu kriz haritasının neredeyse tamamında, sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen, arabuluculuk rolü üstlenebilen ender ülkelerden biri Türkiye’dir.” diyerek Türkiye’nin teknik anlamda arabuluculuk rolü üstlenmekten çok ötede bir misyonu olduğunun altını çizdi. “Bölgemizin karşı karşıya olduğu sınamaları yüreğimizde hissediyor; her krizin yükünü, acısını ve doğuracağı sonuçları derinden kavrıyoruz. Bu anlayışla bugüne kadar bölgemizin selameti için daima elimizi taşın altına koyduk, koymaya da devam edeceğiz.” şeklinde konuşan Bakan Fidan, bu yolda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü liderliği ve çizdiği dış politika vizyonunun Türkiye’nin istikametini belirlemeye devam edeceğini ifade etti.
Fidan; bölge ülkelerinin bölgesel barış ve istikrarı, güçlü bir bölgesel sahiplenme vizyonuyla hayata geçirmek zorunda olduğunu dile getirerek bu vizyonun ana hatlarıyla, ortak çıkar alanlarında daimî ve sonuç odaklı bir diyalogla; bölge ülkelerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygıyla; etnik, kültürel ve mezhepsel çeşitliliğin birleştirici bir unsur olarak görülmesiyle; bölgesel aktörlerin savunma kapasitelerini birbirlerinin güvenliği için bir araya getirilmesiyle ve bölgede devlet dışı aktörlerin kullanılması arayışlarından bütünüyle vazgeçilmesiyle, neredeyse bölgedeki tüm sorunların temel kaynağı olarak değerlendirdiği “Filistin meselesi”nde iki devletli çözüm yönündeki meşru beklentinin hayata geçirilebileceğini belirtti.
Bakan Fidan, son olarak şu değerlendirmeleri yaptı :
Tarih bize defalarca göstermiştir ki kalıcı barış ve istikrar, krizleirn en derinleştiği anlarda atılan cesur adımlarla ortaya çıkıyor. Buna yürekten inanıyoruz. Bu minvalde, ortak akla dayanan çözümleri bugünden kurguluyor ve hayata geçirmek için adımlar atıyoruz. 5. Antalya Diplomasi Forumu, işte bu arayışın en anlamlı zeminlerinden birini teşkil etmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle forumumuzun hem bölgemiz hem de tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.