SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

QHA - Kırım Haber Ajansı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin enerjide bağımsızlık yolculuğu: Bakan Bayraktar'dan açıklamalar Haber

Türkiye'nin enerjide bağımsızlık yolculuğu: Bakan Bayraktar'dan açıklamalar

Sıfır Atık Vakfı tarafından Türkiye'nin Londra Büyükelçiliğinde bir bilgilendirme toplantısı tertip edildi. Toplantıya, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar başta olmak üzere Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, Sıfır Atık Başkanı ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş iştirak etti. Londra İklim Eylemi Haftası kapsamındaki temasları çerçevesinde toplantıda konuşan Bakan Bayraktar enerji güvenliğine dikkat çekti. ELEKTRİK TÜKETİMİ ARTMAYA DEVAM EDECEK Anadolu Ajansının (AA) 24 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre; son yıllarda dünyada yaşanan belirsizlik ve çatışmaların enerji sektöründe yol açtığı köklü değişikliklere dikkat çeken Bakan Bayraktar, Orta Doğu'daki savaşla yaşanan son krizin de enerji güvenliğinin önemini ortaya çıkardığını dile getirdi. Bu krizde özellikle enerji tedarikini Hürmüz Boğazı'ndan sağlayan Asya ülkelerinin farklı önlemler aldığını kaydeden ve Türkiye dâhil Avrupa ülkelerinin de vatandaşlarını artan fiyatlara karşı korumak için birtakım tedbirler uygulamaya koyduğunu belirten Bakan Bayraktar, "Enerji güvenliği her ülkenin olmazsa olmaz unsurlarından biri. Dünya çok hızlı şekilde elektrikleşmeye gidiyor. Bu yıl COP31 Başkanı Türkiye'nin ortaya koyduğu konulardan biri elektrifikasyon. Elektrik tüketimi önümüzdeki süreçte özellikle yapay zekâ ve veri merkezleri, elektrikli araçlar ve soğutma kaynaklı artmaya devam edecek." ifadelerini kullandı. “İKLİM KONUSUNDA DÜNYA BİR SONUÇ ALAMIYORSA BU, POLİTİKACILARIN O SÜREKLİLİĞİ SAĞLAMADIĞI ANLAMINA GELİR” Bununla birlikte enerji güvenliği riskleri ve elektrik talebi artarken ülkelerin bir yandan iklim değişikliğiyle mücadeleyi de kararlılıkla sürdürmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, iklim değişikliğiyle küresel mücadelede ortak çaba göstermenin öneminin altını çizerek "Karşı karşıya olduğumuz sorun çok ciddi ama dünyada ciddi bir siyasi irade yok. Baktığımızda en büyük kirletici ülkelerden biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) söylemler iktidardan iktidara değişiyor. Bu iniş çıkış, tüm dünyaya zaman kaybettiriyor. İklim konusunda dünya bir sonuç alamıyorsa bu politikacıların o sürekliliği sağlamadığı anlamına gelir." şeklinde konuştu. TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK HEDEFİ ENERJİDE BAĞIMSIZLIĞIN SAĞLANMASI Türkiye'nin de iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji dönüşümü kapsamında üç temel soruya odaklandığına dikkat çeken Bakan Bayraktar; bu kapsamda enerji arz güvenliği, enerjide bağımsızlık ve enerjide dışa bağımlılığın sonlandırılması hedeflerine işaret etti. Türkiye'nin en büyük hedefi olan enerjide bağımsızlığı sağlamak olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, Türkiye'nin kullandığı enerjinin üçte ikisini ithal yolla sağladığını ve bu ithalat bağımlılığının ekonomide kırılganlık yarattığını da dile getirdi. Türkiye’nin cari açığının en baş sebeplerinden biri olan enerjide dışa bağımlılığı bitirmenin Türkiye için en önemli konu olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, Türkiye'nin 2050'lerin başında karbon nötr bir ekonomi hâline gelmesi gerektiğine işaret ederek “Bu ekonominin her alanında ezberleri bozan, çok köklü bir değişim demek." dedi. Bakan Bayraktar, bununla birlikte söz konusu dönüşümün aynı zamanda sosyal etkilerinin de olacağını kaydederek yaklaşık 30 yıl içinde yaşanacak tüm bu değişimler için çok ciddi bir hazırlık yapılması gerektiğinin altını çizdi. EMİSYON OLMADAN ELEKTRİK ÜRETMENİN YOLLARINDAN BİRİ NÜKLEER YAPMAK Öte yandan bu süreçte nükleer enerjinin de Türkiye için kritik olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, "Türkiye nükleer yapmak zorunda, emisyon olmadan elektrik üretmenin yollarından biri bu." şeklinde konuşarak Türkiye'nin bu üç soruna aynı anda çözüm aradığını ifade etti. Türkiye’nin büyüyen elektrik talebini karşılamak için son hızla yenilenebilir enerji kapasitesini artırdığını ve enerji verimliliği açısından iyileştirilebilecek alanlara odaklandığını belirten ve bu kapsamda sıfır atık ve enerji verimliliğinin birlikte ele alındığını kaydeden Bakan Bayraktar, 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık hareketinin de Türkiye'den çıkarak küresel çapta hızla büyüyen bir marka hâline geldiğinin altını çizdi. İSTANBUL’UN SIFIR ATIĞIN BAŞKENTİ YAPILMASI PLANLANIYOR Sıfır Atık Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Ağırbaş da İstanbul'u sıfır atığın başkenti yapmayı hedeflediklerini dile getirdi. Bu çerçevedeki çalışmalarını sürdürdüklerini bildiren Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı olarak yurt dışında yaşayan Türklerle de çalışmak istediklerini kaydedederek Vakıf çatısı altında bir kariyer merkezi kurduklarını belirtti. Ayrıca Ağırbaş, yurt dışındaki ailelerin çocuklarına uluslararası kuruluşlarda staj imkânı tanıyacak ve mentörlük verecek bir merkezin faaliyetlerine de yakında başlanacağını ifade etti.

COP31, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor Haber

COP31, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor

Cihan Özkan QHA/Ankara Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında sözleşmeye taraf ülkelerin her yıl bir araya geldiği en üst düzey küresel iklim müzakere platformunun 31.’ncisi (COP31) 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin turizm şehri Antalya’da yapılacak. Zirvede dünya liderleri, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümleri tartışacak. Çalışmalarında COP toplantılarına odaklanan ve bu alanda Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Clark University’de araştırmalar gerçekleştiren Selçuk Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Hasan Hakses, COP toplantılarının önemi, 31’inci toplantıya Türkiye’nin ev sahipliği yapacak olması, öne çıkan konular, çevre ve ekonomi alanındaki ilişki, küresel iklim yönetişimin zaman içerisinde değişimi gibi pek çok başlığı Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının son derece önemli olduğuna dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hakses, COP’un artık sadece bir çevre toplantısı olmadığını, küresel bir iklim yönetişimi platformu hâline geldiğini belirterek, “Türkiye’nin ev sahipliği, ülkemizin iklim diplomasisindeki görünürlüğünü artıracak ve Türkiye'ye küresel iklim diplomasisinde daha etkin bir rol üstlenme fırsatı sunacaktır.” ifadelerini kullandı. “COP'UN HİKÂYESİ, ÇEVREDEN KÜRESEL POLİTİK EKONOMİYE UZANAN BİR DÖNÜŞÜMDÜR” İklim diplomasisinin 1995 yılından beri düzenlenen COP toplantılarından bu yana önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Hakses, tartışmanın ilk yıllarında iklim konusunun çevresel bir mesele ve emisyon azaltımı çerçevesinde ilerlediğini ancak zamanla kalkınma, teknoloji, uluslararası ilişkiler ve finans yönetimi başlıklarıyla birlikte tartışılan çok boyutlu bir alana dönüştüğünü belirtti. “Özellikle son yıllarda finansman ve finans yönetimi başlıklarının COP gündeminde daha belirgin hâle geldiğini” söyleyen Hakses, meselenin artık yalnızca çevre politikalarıyla değil, küresel ekonomi politik düzenle birlikte ele alınması gerektiğini gösterdiğini vurguladı. “İKLİM ARTIK SADECE DOĞAYI DEĞİL, EKONOMİYİ VE DİPLOMASİYİ DE ŞEKİLLENDİRİYOR" COP’u salt bir çevre toplantısı olarak görmenin eksiklik olacağını, iklim diplomasisinin son 30 yılda önemli bir dönüşüm geçirdiğini kaydeden Hakses, “1990'lı yılların sonlarında Kyoto Protokolü hazırlanırken gündemin merkezinde emisyonların azaltılması, yükümlülükler ve kurumsal yapıların oluşturulması yer alıyordu. Buna karşılık Paris Anlaşması'na gelindiğinde teknoloji transferi, kalkınma, kapasite geliştirme, finansman mekanizmaları ve destek programları çok daha görünür hâle gelmiştir.” ifadelerini kullandı. “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇEVRESEL BİR SORUN OLARAK BAŞLADI, KÜRESEL BİR YÖNETİŞİM MESELESİNE DÖNÜŞTÜ" Hakses, COP süreçlerinin artık yalnızca çevreyi koruma amacını taşımadığını pek çok alanı kapsayan küresel bir yönetişim mekanizmasına dönüştüğünü kaydederek, “Bugün iklim değişikliği konuşulduğunda aslında enerji politikalarından uluslararası ticarete, kalkınma stratejilerinden finansal destek mekanizmalarına kadar oldukça geniş bir alanı tartışıyoruz.” dedi. Türkiye ve yakın coğrafyasının iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha yoğun hisseden bölgeler arasında olduğunu aktaran Hakses, kuraklık, su stresi, aşırı hava olayları, sel felaketleri, orman yangınları gibi çeşitli risklerin arttığını kaydetti. Hakses, “Bu nedenle iklim değişikliği artık yalnızca çevresel bir mesele olarak değerlendirilmiyor. Gıda güvenliği, enerji güvenliği, göç hareketleri, ekonomik istikrar ve bölgesel kalkınma gibi birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline gelmiş durumda.” diye konuştu. “TÜRKİYE, ÖNEMLİ BİR AKTÖR OLARAK ÖNE ÇIKABİLİR” Uluslararası toplumun artık yalnızca iklim değişikliğini önlemeyi değil, kaçınılmaz hâle gelen etkilerine uyum sağlamayı önceliklendirdiği değerlendirmesinde bulunan Hakses şu ifadelere yer verdi: Türkiye ise sahip olduğu teknik kapasite, kurumsal tecrübe ve diplomatik birikim sayesinde bu süreçte öncü ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenebilir. Özellikle COP31 süreciyle birlikte Türkiye’nin yalnızca kendi dönüşümünü değil, bölgesel ölçekte iklim iş birliğini destekleyen bir aktör olarak öne çıkması mümkündür. COP31 sürecinin Türkiye’ye bu alanda öncülük etme fırsatı sunabileceğini aktaran Hakses, “Türkiye, bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin finansman, teknoloji transferi ve adil dönüşüm taleplerini anlayabilen; diğer taraftan uluslararası iklim diplomasisinde daha görünür hale gelen bir ülke. Önemli bir ara konuma sahip. Özellikle yakın coğrafyasında iklim iş birliğini güçlendiren öncü ülkelerden biri olabilir.” şeklinde konuştu.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ADF2026'da duyurdu: Liderler Zirvesi için hazırız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan ADF2026'da duyurdu: Liderler Zirvesi için hazırız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılış töreni gerçekleşti. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ KOLAYLAŞTIRICI ADIMI DESTEKLEMEYE HAZIRDIR” Cumhurbaşkanı Erdoğan açılış konuşmasında uluslararası barışın önemine vurgu yaparak, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın getirdiği yıkım ve can kayıplarından Türkiye’nin üzüntü duyduğunu dile getirirdi. Erdoğan, “Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı hâlen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim: Türkiye, tarafların da istekli olması hâlinde, Liderler Zirvesi dâhil, doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, öte yandan Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi, bölgenin geleceği için hayati önemi olduğunu dile getirerek aynı zamanda “Balkan Vizyonu” nda barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin Türkiye’nin önceliği olmayı sürdürdüğünü belirtti. Türkiye’nin bu düşünceyle hayata geçirdiği Balkan Barış Platformu’ndan son derece umutlu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öte yandan, Avrasya’da barışın ve huzurun teminatı olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımızı (TDT) her geçen gün güçlendiriyoruz.” şeklinde konuşarak bu yılın son çeyreğinde Türkiye’de düzenlenecek olan 13. TDT Zirvesi’nde Türkiye’nin dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacağını hatırlattı. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, KIBRIS VE BATI TRAKYA TÜRKLERİNİ GÜNDEME TAŞIDI Bununla birlikte Erdoğan, “Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergâh olan Hazar geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’ne de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmeyi istiyoruz. Bunun için Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi savaş ortamından medet uman beyhûde çabaları da doğru bulmuyoruz.” şeklinde konuştu. Kıbrıs Türklerinin dirayetli tutumunun bugün Kıbrıs adasında iki ayrı halk ve devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamış olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır.” değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikasını yürüttüğünü ve mevcut ittifak bağlarını tahkim ettiğini belirtti. “TÜRKİYE, AVRUPA’NIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR” Öte yandan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleşecek olan NATO Lİderler Zirvesi’nde ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar alınmasının ümit edildiğini ve bunun altyapısının şimdiden oluşturulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar, Avrupa’yla ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik hedefimizi korurken Birliğin, istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz.” cümlelerini sarf etti. Kasım ayında ise Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) Antalya’da ev sahipliği yapılacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin COP31 başkanlığı süresince sıfır atık hareketinin yaygınlaştırılması gibi çevre ve gençliğin gündemini buluşturan politikaların öne çıkarılacağını belirtti. Erdoğan son olarak şu ifadelere yer verdi: Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil, aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbn-i Haldun’un işaret ettiği gibi; bir toplumu ayakta tutan, sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan asabiyedir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesini ne kadar güçlendirirsek yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir. Asıl mesele, yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir. BAKAN FİDAN, UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI’NIN YAPISAL BİR SINAMAYA DÖNÜŞTÜĞÜNÜ BELİRTTİ Bakan Fidan, bölgesel çapta eş zamanlı krizlere dikkat çekerek 5. yılına giren Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel jeopolitik dengeleri derinden sarsan, yapısal bir sınamaya dönüştüğünün altını çizdi. Bununla birlikte, “Güneydoğumuzda ise İsrail’in pervasız saldırganlığı, Gazze sınırlarını çoktan aşmıştır. Suriye’ye, Lübnan’a ve son olarak İran’a uzanan bu tırmanma hattı, bölgemizi derin bir çatışma girdabına sürüklemiştir.” şeklinde konuşan Bakan Fidan, Afrika Boynuzu’ndaki gelişmelerin ise Türkiye için bir diğer endişe kaynağı olduğunu dile getirdi. “BÖLGEMİZİN SELAMETİ İÇİN DAİMA ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK” “Bu kriz haritasının neredeyse tamamında, sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen, arabuluculuk rolü üstlenebilen ender ülkelerden biri Türkiye’dir.” diyerek Türkiye’nin teknik anlamda arabuluculuk rolü üstlenmekten çok ötede bir misyonu olduğunun altını çizdi. “Bölgemizin karşı karşıya olduğu sınamaları yüreğimizde hissediyor; her krizin yükünü, acısını ve doğuracağı sonuçları derinden kavrıyoruz. Bu anlayışla bugüne kadar bölgemizin selameti için daima elimizi taşın altına koyduk, koymaya da devam edeceğiz.” şeklinde konuşan Bakan Fidan, bu yolda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü liderliği ve çizdiği dış politika vizyonunun Türkiye’nin istikametini belirlemeye devam edeceğini ifade etti. Fidan; bölge ülkelerinin bölgesel barış ve istikrarı, güçlü bir bölgesel sahiplenme vizyonuyla hayata geçirmek zorunda olduğunu dile getirerek bu vizyonun ana hatlarıyla, ortak çıkar alanlarında daimî ve sonuç odaklı bir diyalogla; bölge ülkelerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygıyla; etnik, kültürel ve mezhepsel çeşitliliğin birleştirici bir unsur olarak görülmesiyle; bölgesel aktörlerin savunma kapasitelerini birbirlerinin güvenliği için bir araya getirilmesiyle ve bölgede devlet dışı aktörlerin kullanılması arayışlarından bütünüyle vazgeçilmesiyle, neredeyse bölgedeki tüm sorunların temel kaynağı olarak değerlendirdiği “Filistin meselesi”nde iki devletli çözüm yönündeki meşru beklentinin hayata geçirilebileceğini belirtti. Bakan Fidan, son olarak şu değerlendirmeleri yaptı : Tarih bize defalarca göstermiştir ki kalıcı barış ve istikrar, krizleirn en derinleştiği anlarda atılan cesur adımlarla ortaya çıkıyor. Buna yürekten inanıyoruz. Bu minvalde, ortak akla dayanan çözümleri bugünden kurguluyor ve hayata geçirmek için adımlar atıyoruz. 5. Antalya Diplomasi Forumu, işte bu arayışın en anlamlı zeminlerinden birini teşkil etmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle forumumuzun hem bölgemiz hem de tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.