SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dezenformasyon

QHA - Kırım Haber Ajansı - Dezenformasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dezenformasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna'dan Rus propaganda ve yargı merkezlerine yaptırım Haber

Ukrayna'dan Rus propaganda ve yargı merkezlerine yaptırım

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Ukrayna vatandaşlarına yönelik hukuk dışı hapis kararları veren Rus yargıçlar ile Kremlin’in dezenformasyon aygıtı olarak faaliyet gösteren propaganda medyasına karşı yaptırım öngören kararnameyi imzaladı. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyinin kararını yürürlüğe koyan yaptırım paketiyle, aralarında Rusya Gazeteciler Birliğinin de bulunduğu 29 gerçek ve 17 tüzel kişiye kısıtlama getirildi. UKRAYNALI GAZETECİYİ ÖLÜME GÖNDEREN YARGIÇ DA LİSTEDE Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Basın Servisi tarafından yapılan açıklamaya göre, yaptırım listesine dahil edilen isimlerin büyük bir bölümünü, Rusya’da ve işgal altındaki Kırım'da Ukraynalı sivil aktivistleri, gazetecileri, siyasetçileri ve askerleri siyasi gerekçelerle gıyabında yargılayan Rus hakimler oluşturuyor. Bu isimler arasında en dikkat çekeni ise Moskova Mahkemesi Yargıcı Timur Vahrameyev oldu. Kararnamede, Vahrameyev'in Ukraynalı sivillere ve gönüllü birliklerin savaşçılarına karşı sistematik olarak siyasi motivasyonlu kararlar imzaladığı vurgulandı. Yargıç Vahrameyev’in, yasa dışı olarak gözaltına alınan Ukraynalı gazetecilerin tam tecrit altında tutulmasını sağladığı ve Rus esaretinde işkenceyle katledilen Ukraynalı kadın gazeteci Viktoriya Roşçına'nın (Viktoria Roshchyna) hapsedilmesinden doğrudan sorumlu olduğu belirtildi. KREMLİN’İN PROPAGANDA KANALLARI VE GAZETECİLER BİRLİĞİ HEDEFTE Yaptırımların kurumsal ayağında ise Kremlin’in sistematik yalanlarını, savaş propagandalarını ve dezenformasyon kampanyalarını küresel ölçekte yayan medya kuruluşları ile yöneticileri yer aldı. Rusya'nın en büyük dijital medya organlarından Gazeta.Ru ve Lenta.Ru'nun yanı sıra, işgal altındaki topraklarda yürüttüğü illegal faaliyetler ve asimilasyon çalışmaları nedeniyle Rusya Gazeteciler Birliği de yaptırım listesine dahil edilen stratejik tüzel kişilikler arasında yer aldı. “UKRAYNA’NIN YAPTIRIMLARI SADECE BİR BAŞLANGIÇ” Ukrayna Cumhurbaşkanının Yaptırım Politikasından Sorumlu Temsilcisi Vladıslav Vlasyuk, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Ukraynalılara yönelik adli zulümlere karışan, bu yasa dışı yargılamaları yürüten ve Rus propagandasını yayan herkesin eylemlerinin hesabını vermesi gerektiğine inanıyoruz. Ukrayna'nın uyguladığı bu yaptırımlar sadece bir başlangıçtır, bunu küresel ölçekte alınan benzer kararlar izleyecektir. Rusya'nın bu savaş suçlarını belgelememize ve vakaları tespit etmemize bilgi akışıyla destek veren tüm insan hakları örgütlerine minnettarız." dedi.

Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskısı sürüyor: 63 yaşındaki öğretmen “terörist” ilan edildi Haber

Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskısı sürüyor: 63 yaşındaki öğretmen “terörist” ilan edildi

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında sivil halkı sindirmek ve Kırım Tatar kimliğini itibarsızlaştırmak için yargıyı nasıl bir terör aracı olarak kullandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Herson’a bağlı Rıkovo köyünde ömrünü çocuklara adamış 63 yaşındaki matematik öğretmeni Kırım Tatarı Saliye Azmeyeva’nın Rus işgal yönetimi tarafından "terörist" ilan edildiğini bildirdi. EĞİTİME ADANAN 38 YIL VE UYDURMA “TERÖR” SUÇLAMASI Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Zarema Bariyeva’nın aktardığına göre, 1944 yılında Sovyet rejimi tarafından Türkistan'a sürülen Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak Özbekistan'da doğan Saliye Öğretmen, ömrünün 38 yılını köy okulunda çocuklara matematik öğreterek geçirdi. 2015 yılında Saliye Azmeyeva, Rıkovo Kırım Tatar Yerel Meclisi Başkanı olarak seçildi. 2022 yılındaki Rus işgali, yaşlı öğretmen için kabusa dönüştü. Can güvenliği nedeniyle Haziran 2022'de Ukrayna kontrolündeki güvenli bölgeye tahliye olan eğitimcinin arkasından Rus istihbaratı (FSB) akıl almaz bir ceza davası kurguladı. HAKKINDA ULUSLARARASI ARAMA KARARI ÇIKARILDI İşgalciler Saliye Öğretmeni, 2015'teki barışçıl Kırım ablukasına katılmak, Numan Çelebicihan Taburuna üye olmak ve Kırım Tatar Yerel Meclisi Başkanlığı yapmak gibi uydurma iddialarla suçladı. Rusya Federal Mali İzleme Servisi (Rosfinmonitoring), Ocak 2024’te sivil öğretmen Azmeyeva’yı resmi "Aşırıcılar ve Teröristler" listesine ekledi. Kremlin, baskıyı Ukrayna dışına da taşımak amacıyla yaşlı kadın hakkında uluslararası kırmızı bültenle arama kararı çıkarttı. Söz konusu siyasi takibat derin bir kişisel trajediye de yol açtı. Saliye Azmeyeva’nın 37 yıllık hayat arkadaşı, işgal koşullarının yarattığı ağır strese dayanamayarak Mart 2023'te köyünde hayatını kaybetti. Saliye Öğretmen, Rus işgalcilerin tutuklama ve işkence tehditleri nedeniyle eşinin cenazesine katılamadı. Saliye Azmeyeva’nın tek isteğinin; doğup büyüdüğü köyüne dönmek, işgale kalbi dayanmayan eşinin mezarını ziyaret etmek ve Ukrayna’nın barışçıl egemenliği altında, torunlarıyla birlikte huzur içinde yaşlanmak olduğunu belirten Zarema Bariyeva, “Ancak Rus emperyalizminin propaganda mitleri, sivil öğretmenleri terörist ilan ederek bu insani hakkı gasp etmeye devam ediyor." şeklinde vurguladı. “13 YILDIR DEVAM EDEN SAVAŞTA RUSYA’NIN TERÖR ENSTRÜMANLARI GİDEREK ARSIZLAŞTI” Rusya'nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında yürüttüğü hibrit savaşın ve sivil baskı politikalarının dönüşümüne dikkat çeken Bariyeva, Rusya'nın Kırım Tatarlarını hedef alan dezenformasyon ve yaftalama stratejisini şu şekilde ifade etti: Savaşın 13. yılında, işgal altındaki topraklarda vatandaşlarımıza yönelik zulüm vakalarını analiz ettiğimizde, Rusların ne kadar planlı hareket ettiğini ve baskı taktiklerini nasıl sinsice değiştirdiğini görebiliyoruz. Kremlin, heybesinden her geçen gün daha rafine terör araçları ve daha arsız baskı yöntemleri çıkarıyor. İşgalin başından bu yana Kırım Tatarlarına yapıştırmadıkları yafta kalmadı: Teröristler, aşırıcılar, sabotajcılar, dolandırıcılar, casuslar, hainler, dini fanatikler... Tüm bu absürt ve asılsız suçlamalar tek bir amaca hizmet ediyor; Haklı davamızı itibarsızlaştırmak ve koca bir halka uyguladıkları kitlesel baskıları uluslararası toplum nezdinde meşrulaştırmak.

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı Haber

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı

Kırım İnsan Hakları Grubu, Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne resmi bir bildiri sunarak, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarını silahlı çatışma koşullarında kültürel hakları engellemek için nasıl kullandığını raporladı. Raporda, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın dezenformasyon yoluyla kültürel mirası dönüştürdüğü, gasp ettiği ve özellikle Kırım Tatar halkı için hayati önem taşıyan tarihî yapıları hedef aldığı vurgulandı. BAHÇESARAY’DAKİ HANSARAY “RESTORASYON” ADI ALTINDA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İnsan hakları savunucuları, Rusya'nın uyguladığı bu politikanın en somut ve acı verici örneği olarak Kırım Tatarlarının tarihî ve sembolik mirası olan Bahçesaray’daki Hansaray’ı gösterdi. Raporda, Rus işgal yönetimi tarafından yürütülen sözde "restorasyon" ve "yenileme" adı altında sarayın özgün mimarisinin ve tarihî bağlamının fiilen değiştirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin amacının, tarihî anıtı Rus devletinin resmi kültür politikasına entegre etmek ve sarayın taşıdığı otantik Kırım Tatar anlatısını zamanla tamamen hafızalardan silmek olduğu belirtildi. İDEOLOJİK KONTROL MEKANİZMASI Kırım İnsan Hakları Grubu, bu tür uygulamaların sadece tarihi bir binaya yönelik fiziksel bir müdahale olmadığını, doğrudan bir ideolojik kontrol aracına dönüştürüldüğünü kaydetti. Sürecin sadece yıkım veya yeniden inşa ile sınırlı kalmadığı; kültürel kurumların yönetim kademelerinin değiştirilmesi, Kırım Tatar tarihiyle ilgili eğitim programlarının dönüştürülmesi ve tarihî anlamların çarpıtılması yoluyla yürütüldüğü ifade edildi. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL YAŞAMA KATILMA HAKKI GASP EDİLİYOR BM'ye sunulan bildiride, bu asimilasyon süreçlerinin işgale eşlik eden daha geniş bir Rus dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunun altı çizildi. Bu stratejiyle, kültürel mirasa verilen zararların ve yapılan değişikliklerin sorumluluğunun gizlenmesi ve Kırım Tatarlarının kendi tarihi mekanlarıyla olan köklü bağlarının zayıflatılması amaçlanıyor. Kırım İnsan Hakları Grubu, Bahçesaray’daki Hansaray’ı örneğinde yaşananların sadece somut bir kültürel miras meselesi olmadığını, Kırım Tatar halkının kendi kültürel yaşamına katılma ve onu koruma hakkına yönelik sistemli bir saldırı olduğunu belirterek komiteyi acil önlem almaya çağırdı.

Estonya: Baltık’taki SİHA ihlallerinin tek sorumlusu Rusya’dır Haber

Estonya: Baltık’taki SİHA ihlallerinin tek sorumlusu Rusya’dır

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Ukrayna’nın Rusya’nın petrol ve doğalgaz sektörüne yönelik başarılı saldırılarının ardından Baltık ülkelerinin hava sahasında yaşanan SİHA hadiselerinden tamamen Rusya’nın sorumlu olduğunu ifade etti. Tsahkna, Kremlin’in "Ukrayna Baltık hava sahasını kullanıyor" iddialarını kesin bir dille yalanlayarak bunun Batı ittifakını bölmeyi amaçlayan bir dezenformasyon kampanyası olduğunu vurguladı. İsveç’in Helsingborg kentinde düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulunan Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, bölgede tırmanan silahlı insansız hava aracı (SİHA) hareketliliğini değerlendirdi. "Son birkaç haftadır, hava sahamıza giren Ukrayna SİHA’larının sayısında giderek artış görüyoruz, ancak bunun sorumlusu Rusya'dır." diyen Tsahkna Rusya’nın elektronik harp sistemleriyle müdahale ederek SİHA’ları Baltık ülkelere yönlendirdiğini belirti. Bölgedeki NATO savunma mekanizmalarının etkinliğine dikkat çeken Estonya Bakanı, hava devriyesi kapsamında bölgede konuşlu bulunan Romanya’ya ait savaş uçaklarının Estonya hava sahası üzerinde bir SİHA’yı başarıyla düşürdüğünü aktararak askerî ittifakın görevini iyi yaptığını ifade etti. KREMLİN’İN “HAVA SAHASI” İDDİALARI TAMAMEN ASILSIZ Moskova yönetiminin, "Baltık ülkeleri kendi hava sahalarını Rus topraklarına saldırması için Ukrayna’ya açıyor" yönündeki iddialarına sert tepki gösteren Tsahkna, bu söylemlerin hiçbir dayanağı olmayan sahte haberlerden ibaret olduğunu vurguladı. Ukrayna’ya böyle bir izin verilmediğinin altını çizen Bakan, öte yandan Ukrayna’nın uluslararası hukuk çerçevesinde Rusya topraklarının derinliklerindeki askeri ve stratejik hedefleri vurma konusunda tam hakka sahip olduğunu dile getirdi. Ukrayna ordusunun bu saldırılara devam edeceğini öngördüğünü belirten Tsahkna, operasyonlar esnasında daha dikkatli olunması gerekse de yaşanan tüm dolaylı süreçlerin sorumluluğunun savaşı başlatan Rusya'ya ait olduğunu yineledi. HEDEF UKRAYNA’IN ENERJİ SALDIRILARINI DURDURMAK Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı istediği an durdurabileceğini ancak emperyalist hedeflerinden vazgeçmediğini hatırlatan Estonya Dışişleri Bakanı, Rus ekonomisinin şu an ciddi krizlerle boğuştuğuna dikkat çekti. Rus askerî mekanizmasının can damarını petrol ve doğalgaz gelirlerinin oluşturduğunu belirten Tsahkna, Ukrayna’nın bu sektörü tam isabetle güçlü şekilde hedef aldığını ifade etti. Tsahkna, Kremlin'in maruz kaldığı bu ağır ekonomik hasarı durdurabilmek adına dezenformasyona sarıldığını ve Batı dünyasında çatlaklar yaratarak Ukrayna’ya "saldırıları durdurması" yönünde baskı yapılmasını amaçladığını kaydetti. Estonya, bu nükleer ve askerî şantaja boyun eğilmemesi ve aksine Rusya üzerindeki küresel baskının daha da artırılması çağrısında bulundu.

ADF2026 Liderler Paneli: Küresel belirsizlikte reform, sorumlu liderlik ve iş birliği vurgusu Haber

ADF2026 Liderler Paneli: Küresel belirsizlikte reform, sorumlu liderlik ve iş birliği vurgusu

"Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen liderler panelinde küresel belirsizlikler ve mülteci krizi ele alındı. “Yarını Tasarlarken Belirsizlikleri Yönetmek” başlıklı Liderler Paneli’nde Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska-Davkova ve Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze yer aldı. Panelde, değişen küresel dengeler karşısında iş birliği, diplomasi ve kriz yönetimi konuları öne çıktı. Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Çavuşoğlu, konuşmasında küresel sistemde yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Günümüzde yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, bu sürecin daha derin ve yapısal bir değişimin göstergesi olduğunu ifade etti. Çavuşoğlu, jeopolitik gerilimlerin arttığını, ekonomik karşılıklı bağımlılığın yeniden şekillendiğini ve uluslararası ilişkilerin temel unsurlarından biri olan güvenin ciddi bir sınamadan geçtiğini belirtti. Küresel sorunların giderek daha karmaşık ve birbirine bağlı hâle geldiğini dile getiren Çavuşoğlu, bu sorunların artık yalnızca geleneksel yöntemlerle yönetilemeyeceğine işaret etti. Belirsizliğin geçici değil, sistemik bir nitelik kazandığını söyleyen Çavuşoğlu, bu nedenle bugünkü tartışmaların büyük önem taşıdığını kaydetti. “Yarını tasarlamak; net bir vizyon, riskleri öngörebilme ve dünyayı yeniden şekillendiren dinamikleri doğru analiz edebilme kapasitesi gerektiriyor.” diyen Çavuşoğlu, belirsizlikleri yönetmenin ise güçlü liderlik, koordinasyon ve ulusal çıkarların ötesinde kolektif hareket etme iradesi gerektirdiğini vurguladı. Çavuşoğlu, tartışmaları iki tur hâlinde yürüteceğini belirtti. Çavuşoğlu ilk turda panelistlere, 2026 yılında küresel toplumu bekleyen temel riskler ve belirsizlikler, bu zorluklarla mücadelede benimsenmesi gereken yaklaşımlar, ulusal çıkarlar ile küresel sorumluluklar arasındaki denge, liderlik anlayışının niteliği ve çok taraflı kurumların geleceği gibi başlıklar yöneltti. “İNSANLIK BİR YOL AYRIMINDA” Tokayev, Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde artan rolüne dikkat çekti. Tokayev, Kazakistan ile Türkiye’nin iş birliği içerisinde hareket ederek zaman zaman ortaya çıkan bölgesel sorunların çözümünde “çok büyük ve olumlu bir rol” oynayabileceğini ifade etti. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek ay Kazakistan’a gerçekleştirmesi planlanan ziyaretine ev sahipliği yapacak olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Küresel sorunların doğasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tokayev, bu meselelerin bir yandan son derece karmaşık, diğer yandan ise doğru yaklaşımlar geliştirildiğinde çözülebilir nitelikte olduğunu belirtti. Diplomatlar ve siyasetçiler tarafından sıkça dile getirilen “insanlığın bir yol ayrımında olduğu” söylemine atıfta bulunan Tokayev, eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da benzer ifadeleri kullandığını hatırlatarak, uluslararası sistemin uzun süredir bu belirsizlik hali içinde bulunduğunu kaydetti. “ULUSLARARASI GERİLİMLER SINIRLARI AŞIYOR” Günümüzde bölgesel çatışmaların artık yalnızca yerel ölçekte kalmadığını, küresel etkiler doğurduğunu vurgulayan Tokayev, uluslararası gerilimlerin sınır aşan bir karakter kazandığını ifade etti. Tokayev, bu durumun, mevcut uluslararası kurumların etkinliği ve kapasitesi konusunda da ciddi tartışmaları beraberinde getirdiğini dile getirdi. BM’in uluslararası sistemde vazgeçilmez bir yapı olduğunu belirten Tokayev, tüm devletlerin bu kurumu destekleme gerekliliği konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Bununla birlikte, BM’in reforme edilmesi gerektiğine yönelik yaygın bir görüş bulunduğunu ancak bu reformların uzun yıllardır hayata geçirilemediğini vurguladı. Tokayev, bu noktada özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin yapısının reform sürecinde önemli bir engel oluşturduğunu açık bir şekilde ifade etti. “LİDERLERE TEMKİNLİ BİR YAKLAŞIM DÜŞÜYOR” Liderlik anlayışına da değinen Tokayev, “Günümüz liderliğinin taşıması gereken temel özelliklere ilişkin sorunuza gelince; bana göre en önemli husus, küresel liderlerin ve devlet başkanlarının öncelikle uluslararası güvenlik ve barış konusunda sorumluluk sahibi olmalarıdır. Bunun yanı sıra, liderlerin daha temkinli, ölçülü ve itidalli bir yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. Stratejik itidalin günümüzde son derece kritik bir rol oynadığını vurgulayan Tokayev, dünyadaki birçok çatışma ve istikrarsızlığın temel kaynaklarından birinin BM Güvenlik Konseyi olduğunu ifade etti. Tokayev, büyük güçlerin aksine bölgesel, orta ölçekli ve küçük devletlerin uluslararası arenada daha sorumlu davrandığını belirterek, Türkiye ve Kazakistan başta olmak üzere birçok ülkenin uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması konusunda önemli sorumluluklar üstlendiğini söyledi. Bu ülkelerin, dünyada artan çatışma ve krizlerin yayılmasını önlemek için çaba gösterdiğini dile getiren Tokayev, mevcut karmaşık ve zaman zaman “tuhaf” olarak nitelendirdiği küresel sistemden çıkış yolunun aslında basit olduğunu ifade etti. Tokayev, bu noktada daha sorumlu, daha dayanıklı ve gelişmeleri doğru analiz eden bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı. “NÜKLEER SİLAH MESELESİ KONUNUN MERKEZİNDE OLMALI” Konuşmasında İran meselesine de değinen Tokayev, bu konunun son derece karmaşık olduğunu ve dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kazakistan’ın öncelikle Basra Körfezi ülkeleriyle dayanışma içinde olduğunu ifade eden Tokayev, tüm devletlere stratejik itidal çağrısında bulunduklarını ve bölgede askerî faaliyetlerin durdurulması gerektiğini savunduklarını aktardı. Yaşanan gelişmelerin küresel ekonomiye olumsuz yansıdığını dile getiren Tokayev, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ticaretinin önemine dikkat çekildiğini ancak asıl odaklanılması gereken meselenin sorunun kaynağı olduğunu söyledi. Tokayev, bu bağlamda nükleer teknolojilerin ve silahların yayılmasının temel sorunlardan biri olduğunu ve İran ile ilgili müzakerelerde bu konunun merkezde yer alması gerektiğini ifade etti. Küresel ticarete ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tokayev, ticaret hacminin artmaya devam ettiğini ve geçtiğimiz yıl yüzde 2,5 oranında büyüme kaydedildiğini belirtti. Ancak sorunun ticaretin kendisinden ziyade içeriği ve niteliği olduğunu vurgulayan Tokayev, uzmanların bu alana daha derinlemesine odaklanması gerektiğini söyledi. Tokayev, konuşmasında küresel sistemdeki tıkanıklıkların aşılması için daha pragmatik, sorumlu ve iş birliğine dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğinin altını çizdi. “KÜRESEL ÖLÇEKTE BİR DEMOKRASİ KRİZİ YAŞANIYOR” Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Siljanovska-Davkova, küresel sistemde artan krizler, demokrasiye yönelik tehditler ve çok taraflı yapının zayıflamasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Siljanovska-Davkova, günümüz dünyasının güç temelli bir düzene kaydığını belirterek, uluslararası ilişkilerin artık “hak” yerine “güç” üzerinden şekillendiğini ifade etti. Küresel ölçekte ciddi bir demokrasi krizi yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, güvenlik tehditlerinin arttığını, dünyanın giderek daha öngörülemez hale geldiğini ve çok taraflılığın zayıfladığını dile getirdi. Otoriterleşmenin yükselişinden, yeni göç dalgalarından, hibrit tehditlerden, dezenformasyon ve siber saldırılardan duyduğu endişeyi dile getiren Siljanovska-Davkova, 2024 yılında askerî harcamalar için yaklaşık 27 trilyon dolar ayrıldığını hatırlatarak, küresel kaynakların silahlanmaya yönelmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. “BM’NİN REFORMA İHTİYACI VAR” BM’in reform ihtiyacına dikkat çeken Siljanovska-Davkova, mevcut yapının günümüz koşullarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti. Güvenlik Konseyi’nin yapısının yeniden ele alınması ve Genel Kurul’un güçlendirilmesi gerektiğini savunan Cumhurbaşkanı, ayrıca BM Genel Sekreterliği görevine bir kadının seçilmesi gerektiğini vurguladı. Balkanlar’ın tarihsel olarak büyük güçlerin rekabet alanı olduğunu belirten Siljanovska-Davkova, “Balkanlaşma” kavramının bölgedeki parçalanmayı ifade ettiğini hatırlatarak, Balkanlar’ın Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Avrupa Birliği (AB) genişlemesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olduğuna dikkat çekti. Uluslararası ilişkilerde çifte standartların sona erdirilmesi gerektiğini belirten Siljanovska-Davkova, küçük ve orta ölçekli ülkelerin çoğu zaman daha yapıcı ve yenilikçi çözümler ürettiğini ifade etti. Bununla birlikte, karar alma süreçlerinin dar bir lider grubunun elinde toplanmasının insanlık için ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Konuşmasında liderlik krizine de değinen Siljanovska-Davkova, günümüzde ihtiyaç duyulan liderliğin sorumlu, ilham verici ve gerçeklere dayalı olması gerektiğini vurguladı. Uluslararası hukukun ancak güçlü kurumlarla ayakta kalabileceğini belirten Cumhurbaşkanı, siyasi irade eksikliğinin küresel sorunların çözümünde en büyük engellerden biri olduğunu ifade etti. Siljanovska-Davkova, konuşmasını erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi, uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı. “EN BÜYÜK SORUN LİDERLİK EKSİKLİĞİ” Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze, küresel güvenlik ortamı, AB’nin karşılaştığı zorluklar ve Gürcistan’ın bölgesel rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kobakhidze, dünyada devam eden savaşların ve artan jeopolitik gerilimlerin küresel sistemi şekillendirdiğini belirterek, çatışmaların ticaret yolları, enerji hatları, ulaşım ve ekonomik istikrar üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. Bu durum karşısında etkili ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı. Gürcistan’ın AB’ye tam üyelik hedefini sürdürdüğünü belirten Kobakhidze, Kuzey Makedonya ile benzer bir vizyon paylaştıklarını söyledi. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nin bugün kimlik, refah ve demokrasi-hukukun üstünlüğü gibi temel alanlarda ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Güney Kafkasya’nın küresel gelişmeler ışığında artan bir stratejik önem kazandığını belirten Kobakhidze, Gürcistan’ın Avrupa ile Asya arasında güvenilir bir köprü rolü üstlendiğini ifade etti. Ülkesinin ticaret, enerji, hizmetler ve dijital veri akışında önemli bir transit merkez hâline geldiğini belirten Kobakhidze, bu bağlantısallık rolünü daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Gürcistan’ın barış, istikrar ve ekonomik kalkınma odaklı politikalarının başarılı sonuçlar verdiğini dile getiren Kobakhidze, son beş yılda ülkesinin Avrupa’da en yüksek ekonomik büyüme oranlarından birine ulaştığını ve 2021’den bu yana ortalama yüzde 9,3 büyüme kaydedildiğini aktardı. 2026 yılının ilk aylarında da güçlü bir ekonomik performans sergilendiğini belirtti. Liderlik konusuna da değinen Kobakhidze, günümüz dünyasında en önemli sorunlardan birinin liderlik eksikliği olduğunu ifade etti. Nitelikli ve vizyon sahibi liderlerin sayısının azaldığını belirten Kobakhidze, bu durumun küresel siyasetin genel görünümünü olumsuz etkilediğini söyledi. Kobakhidze, liderlerin önceliğinin diyalog, iş birliği ve bağlantısallığı güçlendirmek olması gerektiğini vurgulayarak, dünya liderlerinin barışı sağlama ve refahı artırma hedeflerine odaklanması gerektiğini ifade etti. Gürcistan’ın da bu doğrultuda barışı koruma, istikrarı güçlendirme ve ekonomik ilişkileri geliştirme yönünde politika izlediğini belirtti. Çok taraflı kurumlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kobakhidze, bazı durumlarda gayriresmî etkilerin bu kurumların önüne geçtiğini ve bunun olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Çok taraflı yapıların ülkelerin egemenliğini korumak yerine zaman zaman zorlayıcı bir rol üstlenebildiğini belirten Kobakhidze, uluslararası sistemde kurallara dayalı ve değer temelli düzenin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kobakhidze, konuşmasını uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve çok taraflı kurumların etkinliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekerek tamamladı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rusya, Ukrayna’nın Körfez ülkeleriyle iş birliğini karalamaya çalışıyor Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rusya, Ukrayna’nın Körfez ülkeleriyle iş birliğini karalamaya çalışıyor

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya’nın Ukrayna’nın Körfez ülkeleriyle hızla güçlenen ilişkilerinden rahatsız olduğunu belirterek, Moskova’nın bu süreci baltalamak amacıyla dezenformasyon faaliyetlerine başvurduğunu açıkladı. SIBİHA: ASILSIZ İDDİALAR YAYILIYOR Sıbiha yaptığı değerlendirmede, Ukrayna’nın özellikle İran kaynaklı hava saldırıları sonrasında bölgede artan güvenlik ihtiyaçlarına yönelik sunduğu deneyimin, ülkenin Körfez’deki rolünü önemli ölçüde değiştirdiğini ifade etti. Rusya’nın bu gelişmeden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Sıbiha, “Moskova, Ukrayna’nın bölgedeki katkısını zayıflatmak için propaganda araçlarına başvuruyor. Ukraynalı uzmanların hedef alındığı ya da Ukrayna’nın yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde asılsız iddialar yayılıyor.” dedi. Gelecek dönemde benzer dezenformasyon girişimlerinin artabileceğini belirten Sıbiha, bu tür söylemlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. “MOSKOVA’NIN BAŞARISIZLIĞINI KABUL ETMESİDİR” Körfez ülkelerinin Ukrayna’nın modern, yüksek teknolojili ve maliyet etkin savunma çözümlerine katkısını yakından bildiğini ifade eden Sıbiha, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretin uzun dönemli ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği için güçlü bir temel oluşturduğunu kaydetti. Sıbiha, Rusya’nın yürüttüğü dezenformasyon kampanyasını ise “Moskova’nın Ukrayna’nın başarısını ve kendi başarısızlığını kabul ettiğinin göstergesi” olarak değerlendirdi.

Bulgaristan’dan AB’ye "Rus müdahalesi" çağrısı: Seçim güvenliği için acil yardım talebi Haber

Bulgaristan’dan AB’ye "Rus müdahalesi" çağrısı: Seçim güvenliği için acil yardım talebi

Bulgaristan hükûmeti, 19 Nisan 2026’da yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Rusya kaynaklı dezenformasyon ve dış müdahale riskine karşı Avrupa Birliği’nden (AB) resmî yardım talep etti. Politico haber ajansı tarafından yayımlanan belgelere göre Sofya yönetimi, demokratik süreçlerin bütünlüğünü korumak amacıyla Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS) ve Avrupa Komisyonu ile diplomatik yazışmalar başlattı. Bulgar yetkililer, AB’den Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında yer alan "hızlı müdahale mekanizmasını" devreye sokmasını istedi. Bu talep doğrultusunda Meta, Google ve TikTok gibi dev teknoloji platformlarıyla koordineli bir çalışma yürütülerek, dezenformasyon kampanyalarının yayılmaya başladığı anda tespit edilip durdurulması hedefleniyor. Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’ın bu talebi üzerine gerekli süreçlerin başlatıldığını teyit etti. HRİSTO GROZEV DANIŞMAN KADROSUNDA Bulgaristan hükûmeti, dış müdahaleyle mücadele stratejisini güçlendirmek adına somut adımlar atıyor. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bu faaliyetleri koordine etmek üzere geçici bir birim kurulurken, dünyaca ünlü araştırmacı gazeteci Hristo Grozev danışman olarak sürece dahil edildi. Grozev’in, özellikle Rus istihbarat ağlarının dezenformasyon teknikleri konusundaki uzmanlığından faydalanılması bekleniyor. BÖLGEDEKİ EN HASSAS BİLGİ ORTAMI Bulgaristan Demokrasi Araştırmaları Merkezi tarafından yayımlanan güncel bir rapor, ülkenin kötü niyetli bilgi manipülasyonlarına karşı Avrupa’daki en savunmasız ortamlardan birine sahip olduğu uyarısında bulundu. Raporda, Bulgaristan’ın müdahale ağlarına karşı sistematik hazırlığının yetersiz olduğu vurgulanırken, hükûmetin daha önce bu tür konuları kamuoyu önünde tartışmaktan kaçındığı ancak artık durumu "birinci öncelik" olarak tanımladığı belirtiliyor.

Kremlin’den Avrupa’ya tehdit: “Ukrayna İHA’larına hava sahası açan sonuçlarına katlanır” Haber

Kremlin’den Avrupa’ya tehdit: “Ukrayna İHA’larına hava sahası açan sonuçlarına katlanır”

Kremlin, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarında Avrupa ülkelerinin hava sahasını kullandığı iddiaları üzerinden Avrupa’ya yönelik tehditte bulundu. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ukrayna saldırılarına hava sahası sağlaması durumunda Moskova’nın “uygun sonuçlar çıkararak gerekli karşılıkları vereceğini” söyledi. Rus haber ajansı Interfax’a konuşan Peskov, Rus ordusunun gelişmeleri yakından takip ettiğini ve duruma ilişkin öneriler hazırladığını belirtti. Peskov, “Rusya Federasyonu’na karşı düşmanca ve terör faaliyetleri için hava sahası sağlanıyorsa, bu bizi gerekli sonuçları çıkarmaya ve karşılık vermeye zorlar.” ifadelerini kullandı. BALTIK’TAN İDDİALARA YANIT: “ASILISIZ” Öte yandan Polonya Silahlı Kuvvetleri Operasyonel Komutanlığı, 31 Mart’ta Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik saldırılarında Polonya hava sahasının kullanıldığına dair iddiaların “asılsız” olduğunu açıkladı. Benzer şekilde Estonya, Rus bilgi alanında dolaşıma sokulan ve Ukrayna İHA’larının Baltık ülkeleri üzerinde görülmesine ilişkin iddiaları “dezenformasyon” olarak nitelendirdi. Letonya Savunma Bakanlığı da söz konusu iddialar kapsamında Letonya, Litvanya ve Estonya’yı hedef alan koordineli bir Rus dezenformasyon kampanyası konusunda uyarıda bulundu. Kremlin’in açıklamaları, özellikle Baltık ülkeleri ve Doğu Avrupa’da güvenlik gerilimini artıran yeni bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Açıklamalar, Ukrayna’nın son dönemde Rusya’nın Baltık Denizi’ndeki Ust-Luga ve Primorsk limanları başta olmak üzere petrol ihracat altyapısına yönelik yoğun İHA saldırılarını artırdığı bir dönemde geldi. Peskov ayrıca, Rusya’nın kritik altyapısını korumaya yönelik çalışmaların sürdüğünü ancak bu tür saldırılara karşı yüzde 100 güvenlik sağlanmasının mümkün olmadığını dile getirdi.

Rusya’dan işgal altındaki kentleri "Kardeş Şehir" projeleriyle meşrulaştırma çabası Haber

Rusya’dan işgal altındaki kentleri "Kardeş Şehir" projeleriyle meşrulaştırma çabası

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarını uluslararası arenada meşrulaştırmak için yeni bir propaganda kampanyası başlattığını duyurdu. Kampanya kapsamında, işgal altındaki bölgeler ile yabancı şehirler arasında sözde "kardeş şehir" ilişkileri kurulması hedefleniyor. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından 18 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, Rus devlet kurumu "Rossotrudniçestvo" ile Donetsk bölgesindeki işgalci yönetim arasında imzalanan iş birliği anlaşmasının bu stratejinin bir parçası olduğu belirtildi. Anlaşma; ekonomi, kültür ve eğitim gibi alanlarda sözde "uluslararası ilişkileri" geliştirmeyi vadediyor. Planlanan faaliyetler arasında yabancı öğrencilerin bölgedeki üniversitelerde staj yapması, kültürel projeler yürütülmesi ve dünya genelindeki "Rus Evleri" (Russkiy Dom) ağı üzerinden yabancı kitlelerin sürece dahil edilmesi yer alıyor. Stratejinin amacına dikkat çekilen açıklamada, “Yani, uluslararası arenada Rus işgalini meşrulaştırmaya yönelik açık bir kampanyadan bahsediyoruz.” denildi. “RUS EVLERİ” VE GÜVENLİK RİSKLERİ Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, daha önce faaliyetlerini "kültürel değişim" olarak nitelendiren Rossotrudniçestvo’nun artık Kremlin’in propaganda görevlerini yürüttüğünü gizlemediğini vurguladı. Dünya genelindeki "Rus Evleri" ağının Rus nüfuz operasyonlarının birer parçası olduğunu vurgulayan Merkez, “Uluslararası toplumunun ‘Rus Evleri’ ağının çalışmalarının yarattığı risklerin farkında olması önemlidir. Bu kurumlar, Rus nüfuz ve propaganda sisteminin bir unsurudur ve ülkelerin ulusal güvenliği için tehdit oluşturabilir. Bu nedenle, Avrupa ve Asya'daki birçok ülke, bu kurumların faaliyetlerini halihazırda kısıtlamış veya tamamen durdurmuş durumda.” ifadelerini kullanarak uluslararası toplumu bu ağlar üzerinden yürütülen "işgali meşrulaştırma" çabalarına karşı dikkatli olmaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.