SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dezenformasyon

QHA - Kırım Haber Ajansı - Dezenformasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dezenformasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ADF2026 Liderler Paneli: Küresel belirsizlikte reform, sorumlu liderlik ve iş birliği vurgusu Haber

ADF2026 Liderler Paneli: Küresel belirsizlikte reform, sorumlu liderlik ve iş birliği vurgusu

"Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen liderler panelinde küresel belirsizlikler ve mülteci krizi ele alındı. “Yarını Tasarlarken Belirsizlikleri Yönetmek” başlıklı Liderler Paneli’nde Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska-Davkova ve Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze yer aldı. Panelde, değişen küresel dengeler karşısında iş birliği, diplomasi ve kriz yönetimi konuları öne çıktı. Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Çavuşoğlu, konuşmasında küresel sistemde yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Günümüzde yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, bu sürecin daha derin ve yapısal bir değişimin göstergesi olduğunu ifade etti. Çavuşoğlu, jeopolitik gerilimlerin arttığını, ekonomik karşılıklı bağımlılığın yeniden şekillendiğini ve uluslararası ilişkilerin temel unsurlarından biri olan güvenin ciddi bir sınamadan geçtiğini belirtti. Küresel sorunların giderek daha karmaşık ve birbirine bağlı hâle geldiğini dile getiren Çavuşoğlu, bu sorunların artık yalnızca geleneksel yöntemlerle yönetilemeyeceğine işaret etti. Belirsizliğin geçici değil, sistemik bir nitelik kazandığını söyleyen Çavuşoğlu, bu nedenle bugünkü tartışmaların büyük önem taşıdığını kaydetti. “Yarını tasarlamak; net bir vizyon, riskleri öngörebilme ve dünyayı yeniden şekillendiren dinamikleri doğru analiz edebilme kapasitesi gerektiriyor.” diyen Çavuşoğlu, belirsizlikleri yönetmenin ise güçlü liderlik, koordinasyon ve ulusal çıkarların ötesinde kolektif hareket etme iradesi gerektirdiğini vurguladı. Çavuşoğlu, tartışmaları iki tur hâlinde yürüteceğini belirtti. Çavuşoğlu ilk turda panelistlere, 2026 yılında küresel toplumu bekleyen temel riskler ve belirsizlikler, bu zorluklarla mücadelede benimsenmesi gereken yaklaşımlar, ulusal çıkarlar ile küresel sorumluluklar arasındaki denge, liderlik anlayışının niteliği ve çok taraflı kurumların geleceği gibi başlıklar yöneltti. “İNSANLIK BİR YOL AYRIMINDA” Tokayev, Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde artan rolüne dikkat çekti. Tokayev, Kazakistan ile Türkiye’nin iş birliği içerisinde hareket ederek zaman zaman ortaya çıkan bölgesel sorunların çözümünde “çok büyük ve olumlu bir rol” oynayabileceğini ifade etti. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek ay Kazakistan’a gerçekleştirmesi planlanan ziyaretine ev sahipliği yapacak olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Küresel sorunların doğasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tokayev, bu meselelerin bir yandan son derece karmaşık, diğer yandan ise doğru yaklaşımlar geliştirildiğinde çözülebilir nitelikte olduğunu belirtti. Diplomatlar ve siyasetçiler tarafından sıkça dile getirilen “insanlığın bir yol ayrımında olduğu” söylemine atıfta bulunan Tokayev, eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da benzer ifadeleri kullandığını hatırlatarak, uluslararası sistemin uzun süredir bu belirsizlik hali içinde bulunduğunu kaydetti. “ULUSLARARASI GERİLİMLER SINIRLARI AŞIYOR” Günümüzde bölgesel çatışmaların artık yalnızca yerel ölçekte kalmadığını, küresel etkiler doğurduğunu vurgulayan Tokayev, uluslararası gerilimlerin sınır aşan bir karakter kazandığını ifade etti. Tokayev, bu durumun, mevcut uluslararası kurumların etkinliği ve kapasitesi konusunda da ciddi tartışmaları beraberinde getirdiğini dile getirdi. BM’in uluslararası sistemde vazgeçilmez bir yapı olduğunu belirten Tokayev, tüm devletlerin bu kurumu destekleme gerekliliği konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Bununla birlikte, BM’in reforme edilmesi gerektiğine yönelik yaygın bir görüş bulunduğunu ancak bu reformların uzun yıllardır hayata geçirilemediğini vurguladı. Tokayev, bu noktada özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin yapısının reform sürecinde önemli bir engel oluşturduğunu açık bir şekilde ifade etti. “LİDERLERE TEMKİNLİ BİR YAKLAŞIM DÜŞÜYOR” Liderlik anlayışına da değinen Tokayev, “Günümüz liderliğinin taşıması gereken temel özelliklere ilişkin sorunuza gelince; bana göre en önemli husus, küresel liderlerin ve devlet başkanlarının öncelikle uluslararası güvenlik ve barış konusunda sorumluluk sahibi olmalarıdır. Bunun yanı sıra, liderlerin daha temkinli, ölçülü ve itidalli bir yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. Stratejik itidalin günümüzde son derece kritik bir rol oynadığını vurgulayan Tokayev, dünyadaki birçok çatışma ve istikrarsızlığın temel kaynaklarından birinin BM Güvenlik Konseyi olduğunu ifade etti. Tokayev, büyük güçlerin aksine bölgesel, orta ölçekli ve küçük devletlerin uluslararası arenada daha sorumlu davrandığını belirterek, Türkiye ve Kazakistan başta olmak üzere birçok ülkenin uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması konusunda önemli sorumluluklar üstlendiğini söyledi. Bu ülkelerin, dünyada artan çatışma ve krizlerin yayılmasını önlemek için çaba gösterdiğini dile getiren Tokayev, mevcut karmaşık ve zaman zaman “tuhaf” olarak nitelendirdiği küresel sistemden çıkış yolunun aslında basit olduğunu ifade etti. Tokayev, bu noktada daha sorumlu, daha dayanıklı ve gelişmeleri doğru analiz eden bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı. “NÜKLEER SİLAH MESELESİ KONUNUN MERKEZİNDE OLMALI” Konuşmasında İran meselesine de değinen Tokayev, bu konunun son derece karmaşık olduğunu ve dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kazakistan’ın öncelikle Basra Körfezi ülkeleriyle dayanışma içinde olduğunu ifade eden Tokayev, tüm devletlere stratejik itidal çağrısında bulunduklarını ve bölgede askerî faaliyetlerin durdurulması gerektiğini savunduklarını aktardı. Yaşanan gelişmelerin küresel ekonomiye olumsuz yansıdığını dile getiren Tokayev, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ticaretinin önemine dikkat çekildiğini ancak asıl odaklanılması gereken meselenin sorunun kaynağı olduğunu söyledi. Tokayev, bu bağlamda nükleer teknolojilerin ve silahların yayılmasının temel sorunlardan biri olduğunu ve İran ile ilgili müzakerelerde bu konunun merkezde yer alması gerektiğini ifade etti. Küresel ticarete ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tokayev, ticaret hacminin artmaya devam ettiğini ve geçtiğimiz yıl yüzde 2,5 oranında büyüme kaydedildiğini belirtti. Ancak sorunun ticaretin kendisinden ziyade içeriği ve niteliği olduğunu vurgulayan Tokayev, uzmanların bu alana daha derinlemesine odaklanması gerektiğini söyledi. Tokayev, konuşmasında küresel sistemdeki tıkanıklıkların aşılması için daha pragmatik, sorumlu ve iş birliğine dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğinin altını çizdi. “KÜRESEL ÖLÇEKTE BİR DEMOKRASİ KRİZİ YAŞANIYOR” Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Siljanovska-Davkova, küresel sistemde artan krizler, demokrasiye yönelik tehditler ve çok taraflı yapının zayıflamasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Siljanovska-Davkova, günümüz dünyasının güç temelli bir düzene kaydığını belirterek, uluslararası ilişkilerin artık “hak” yerine “güç” üzerinden şekillendiğini ifade etti. Küresel ölçekte ciddi bir demokrasi krizi yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, güvenlik tehditlerinin arttığını, dünyanın giderek daha öngörülemez hale geldiğini ve çok taraflılığın zayıfladığını dile getirdi. Otoriterleşmenin yükselişinden, yeni göç dalgalarından, hibrit tehditlerden, dezenformasyon ve siber saldırılardan duyduğu endişeyi dile getiren Siljanovska-Davkova, 2024 yılında askerî harcamalar için yaklaşık 27 trilyon dolar ayrıldığını hatırlatarak, küresel kaynakların silahlanmaya yönelmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. “BM’NİN REFORMA İHTİYACI VAR” BM’in reform ihtiyacına dikkat çeken Siljanovska-Davkova, mevcut yapının günümüz koşullarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti. Güvenlik Konseyi’nin yapısının yeniden ele alınması ve Genel Kurul’un güçlendirilmesi gerektiğini savunan Cumhurbaşkanı, ayrıca BM Genel Sekreterliği görevine bir kadının seçilmesi gerektiğini vurguladı. Balkanlar’ın tarihsel olarak büyük güçlerin rekabet alanı olduğunu belirten Siljanovska-Davkova, “Balkanlaşma” kavramının bölgedeki parçalanmayı ifade ettiğini hatırlatarak, Balkanlar’ın Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Avrupa Birliği (AB) genişlemesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olduğuna dikkat çekti. Uluslararası ilişkilerde çifte standartların sona erdirilmesi gerektiğini belirten Siljanovska-Davkova, küçük ve orta ölçekli ülkelerin çoğu zaman daha yapıcı ve yenilikçi çözümler ürettiğini ifade etti. Bununla birlikte, karar alma süreçlerinin dar bir lider grubunun elinde toplanmasının insanlık için ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Konuşmasında liderlik krizine de değinen Siljanovska-Davkova, günümüzde ihtiyaç duyulan liderliğin sorumlu, ilham verici ve gerçeklere dayalı olması gerektiğini vurguladı. Uluslararası hukukun ancak güçlü kurumlarla ayakta kalabileceğini belirten Cumhurbaşkanı, siyasi irade eksikliğinin küresel sorunların çözümünde en büyük engellerden biri olduğunu ifade etti. Siljanovska-Davkova, konuşmasını erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi, uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı. “EN BÜYÜK SORUN LİDERLİK EKSİKLİĞİ” Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze, küresel güvenlik ortamı, AB’nin karşılaştığı zorluklar ve Gürcistan’ın bölgesel rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kobakhidze, dünyada devam eden savaşların ve artan jeopolitik gerilimlerin küresel sistemi şekillendirdiğini belirterek, çatışmaların ticaret yolları, enerji hatları, ulaşım ve ekonomik istikrar üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. Bu durum karşısında etkili ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı. Gürcistan’ın AB’ye tam üyelik hedefini sürdürdüğünü belirten Kobakhidze, Kuzey Makedonya ile benzer bir vizyon paylaştıklarını söyledi. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nin bugün kimlik, refah ve demokrasi-hukukun üstünlüğü gibi temel alanlarda ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Güney Kafkasya’nın küresel gelişmeler ışığında artan bir stratejik önem kazandığını belirten Kobakhidze, Gürcistan’ın Avrupa ile Asya arasında güvenilir bir köprü rolü üstlendiğini ifade etti. Ülkesinin ticaret, enerji, hizmetler ve dijital veri akışında önemli bir transit merkez hâline geldiğini belirten Kobakhidze, bu bağlantısallık rolünü daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Gürcistan’ın barış, istikrar ve ekonomik kalkınma odaklı politikalarının başarılı sonuçlar verdiğini dile getiren Kobakhidze, son beş yılda ülkesinin Avrupa’da en yüksek ekonomik büyüme oranlarından birine ulaştığını ve 2021’den bu yana ortalama yüzde 9,3 büyüme kaydedildiğini aktardı. 2026 yılının ilk aylarında da güçlü bir ekonomik performans sergilendiğini belirtti. Liderlik konusuna da değinen Kobakhidze, günümüz dünyasında en önemli sorunlardan birinin liderlik eksikliği olduğunu ifade etti. Nitelikli ve vizyon sahibi liderlerin sayısının azaldığını belirten Kobakhidze, bu durumun küresel siyasetin genel görünümünü olumsuz etkilediğini söyledi. Kobakhidze, liderlerin önceliğinin diyalog, iş birliği ve bağlantısallığı güçlendirmek olması gerektiğini vurgulayarak, dünya liderlerinin barışı sağlama ve refahı artırma hedeflerine odaklanması gerektiğini ifade etti. Gürcistan’ın da bu doğrultuda barışı koruma, istikrarı güçlendirme ve ekonomik ilişkileri geliştirme yönünde politika izlediğini belirtti. Çok taraflı kurumlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kobakhidze, bazı durumlarda gayriresmî etkilerin bu kurumların önüne geçtiğini ve bunun olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Çok taraflı yapıların ülkelerin egemenliğini korumak yerine zaman zaman zorlayıcı bir rol üstlenebildiğini belirten Kobakhidze, uluslararası sistemde kurallara dayalı ve değer temelli düzenin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kobakhidze, konuşmasını uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve çok taraflı kurumların etkinliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekerek tamamladı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rusya, Ukrayna’nın Körfez ülkeleriyle iş birliğini karalamaya çalışıyor Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rusya, Ukrayna’nın Körfez ülkeleriyle iş birliğini karalamaya çalışıyor

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya’nın Ukrayna’nın Körfez ülkeleriyle hızla güçlenen ilişkilerinden rahatsız olduğunu belirterek, Moskova’nın bu süreci baltalamak amacıyla dezenformasyon faaliyetlerine başvurduğunu açıkladı. SIBİHA: ASILSIZ İDDİALAR YAYILIYOR Sıbiha yaptığı değerlendirmede, Ukrayna’nın özellikle İran kaynaklı hava saldırıları sonrasında bölgede artan güvenlik ihtiyaçlarına yönelik sunduğu deneyimin, ülkenin Körfez’deki rolünü önemli ölçüde değiştirdiğini ifade etti. Rusya’nın bu gelişmeden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Sıbiha, “Moskova, Ukrayna’nın bölgedeki katkısını zayıflatmak için propaganda araçlarına başvuruyor. Ukraynalı uzmanların hedef alındığı ya da Ukrayna’nın yükümlülüklerini yerine getirmediği yönünde asılsız iddialar yayılıyor.” dedi. Gelecek dönemde benzer dezenformasyon girişimlerinin artabileceğini belirten Sıbiha, bu tür söylemlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. “MOSKOVA’NIN BAŞARISIZLIĞINI KABUL ETMESİDİR” Körfez ülkelerinin Ukrayna’nın modern, yüksek teknolojili ve maliyet etkin savunma çözümlerine katkısını yakından bildiğini ifade eden Sıbiha, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretin uzun dönemli ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği için güçlü bir temel oluşturduğunu kaydetti. Sıbiha, Rusya’nın yürüttüğü dezenformasyon kampanyasını ise “Moskova’nın Ukrayna’nın başarısını ve kendi başarısızlığını kabul ettiğinin göstergesi” olarak değerlendirdi.

Bulgaristan’dan AB’ye "Rus müdahalesi" çağrısı: Seçim güvenliği için acil yardım talebi Haber

Bulgaristan’dan AB’ye "Rus müdahalesi" çağrısı: Seçim güvenliği için acil yardım talebi

Bulgaristan hükûmeti, 19 Nisan 2026’da yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Rusya kaynaklı dezenformasyon ve dış müdahale riskine karşı Avrupa Birliği’nden (AB) resmî yardım talep etti. Politico haber ajansı tarafından yayımlanan belgelere göre Sofya yönetimi, demokratik süreçlerin bütünlüğünü korumak amacıyla Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS) ve Avrupa Komisyonu ile diplomatik yazışmalar başlattı. Bulgar yetkililer, AB’den Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında yer alan "hızlı müdahale mekanizmasını" devreye sokmasını istedi. Bu talep doğrultusunda Meta, Google ve TikTok gibi dev teknoloji platformlarıyla koordineli bir çalışma yürütülerek, dezenformasyon kampanyalarının yayılmaya başladığı anda tespit edilip durdurulması hedefleniyor. Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’ın bu talebi üzerine gerekli süreçlerin başlatıldığını teyit etti. HRİSTO GROZEV DANIŞMAN KADROSUNDA Bulgaristan hükûmeti, dış müdahaleyle mücadele stratejisini güçlendirmek adına somut adımlar atıyor. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bu faaliyetleri koordine etmek üzere geçici bir birim kurulurken, dünyaca ünlü araştırmacı gazeteci Hristo Grozev danışman olarak sürece dahil edildi. Grozev’in, özellikle Rus istihbarat ağlarının dezenformasyon teknikleri konusundaki uzmanlığından faydalanılması bekleniyor. BÖLGEDEKİ EN HASSAS BİLGİ ORTAMI Bulgaristan Demokrasi Araştırmaları Merkezi tarafından yayımlanan güncel bir rapor, ülkenin kötü niyetli bilgi manipülasyonlarına karşı Avrupa’daki en savunmasız ortamlardan birine sahip olduğu uyarısında bulundu. Raporda, Bulgaristan’ın müdahale ağlarına karşı sistematik hazırlığının yetersiz olduğu vurgulanırken, hükûmetin daha önce bu tür konuları kamuoyu önünde tartışmaktan kaçındığı ancak artık durumu "birinci öncelik" olarak tanımladığı belirtiliyor.

Kremlin’den Avrupa’ya tehdit: “Ukrayna İHA’larına hava sahası açan sonuçlarına katlanır” Haber

Kremlin’den Avrupa’ya tehdit: “Ukrayna İHA’larına hava sahası açan sonuçlarına katlanır”

Kremlin, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarında Avrupa ülkelerinin hava sahasını kullandığı iddiaları üzerinden Avrupa’ya yönelik tehditte bulundu. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ukrayna saldırılarına hava sahası sağlaması durumunda Moskova’nın “uygun sonuçlar çıkararak gerekli karşılıkları vereceğini” söyledi. Rus haber ajansı Interfax’a konuşan Peskov, Rus ordusunun gelişmeleri yakından takip ettiğini ve duruma ilişkin öneriler hazırladığını belirtti. Peskov, “Rusya Federasyonu’na karşı düşmanca ve terör faaliyetleri için hava sahası sağlanıyorsa, bu bizi gerekli sonuçları çıkarmaya ve karşılık vermeye zorlar.” ifadelerini kullandı. BALTIK’TAN İDDİALARA YANIT: “ASILISIZ” Öte yandan Polonya Silahlı Kuvvetleri Operasyonel Komutanlığı, 31 Mart’ta Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik saldırılarında Polonya hava sahasının kullanıldığına dair iddiaların “asılsız” olduğunu açıkladı. Benzer şekilde Estonya, Rus bilgi alanında dolaşıma sokulan ve Ukrayna İHA’larının Baltık ülkeleri üzerinde görülmesine ilişkin iddiaları “dezenformasyon” olarak nitelendirdi. Letonya Savunma Bakanlığı da söz konusu iddialar kapsamında Letonya, Litvanya ve Estonya’yı hedef alan koordineli bir Rus dezenformasyon kampanyası konusunda uyarıda bulundu. Kremlin’in açıklamaları, özellikle Baltık ülkeleri ve Doğu Avrupa’da güvenlik gerilimini artıran yeni bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Açıklamalar, Ukrayna’nın son dönemde Rusya’nın Baltık Denizi’ndeki Ust-Luga ve Primorsk limanları başta olmak üzere petrol ihracat altyapısına yönelik yoğun İHA saldırılarını artırdığı bir dönemde geldi. Peskov ayrıca, Rusya’nın kritik altyapısını korumaya yönelik çalışmaların sürdüğünü ancak bu tür saldırılara karşı yüzde 100 güvenlik sağlanmasının mümkün olmadığını dile getirdi.

Rusya’dan işgal altındaki kentleri "Kardeş Şehir" projeleriyle meşrulaştırma çabası Haber

Rusya’dan işgal altındaki kentleri "Kardeş Şehir" projeleriyle meşrulaştırma çabası

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarını uluslararası arenada meşrulaştırmak için yeni bir propaganda kampanyası başlattığını duyurdu. Kampanya kapsamında, işgal altındaki bölgeler ile yabancı şehirler arasında sözde "kardeş şehir" ilişkileri kurulması hedefleniyor. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından 18 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, Rus devlet kurumu "Rossotrudniçestvo" ile Donetsk bölgesindeki işgalci yönetim arasında imzalanan iş birliği anlaşmasının bu stratejinin bir parçası olduğu belirtildi. Anlaşma; ekonomi, kültür ve eğitim gibi alanlarda sözde "uluslararası ilişkileri" geliştirmeyi vadediyor. Planlanan faaliyetler arasında yabancı öğrencilerin bölgedeki üniversitelerde staj yapması, kültürel projeler yürütülmesi ve dünya genelindeki "Rus Evleri" (Russkiy Dom) ağı üzerinden yabancı kitlelerin sürece dahil edilmesi yer alıyor. Stratejinin amacına dikkat çekilen açıklamada, “Yani, uluslararası arenada Rus işgalini meşrulaştırmaya yönelik açık bir kampanyadan bahsediyoruz.” denildi. “RUS EVLERİ” VE GÜVENLİK RİSKLERİ Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, daha önce faaliyetlerini "kültürel değişim" olarak nitelendiren Rossotrudniçestvo’nun artık Kremlin’in propaganda görevlerini yürüttüğünü gizlemediğini vurguladı. Dünya genelindeki "Rus Evleri" ağının Rus nüfuz operasyonlarının birer parçası olduğunu vurgulayan Merkez, “Uluslararası toplumunun ‘Rus Evleri’ ağının çalışmalarının yarattığı risklerin farkında olması önemlidir. Bu kurumlar, Rus nüfuz ve propaganda sisteminin bir unsurudur ve ülkelerin ulusal güvenliği için tehdit oluşturabilir. Bu nedenle, Avrupa ve Asya'daki birçok ülke, bu kurumların faaliyetlerini halihazırda kısıtlamış veya tamamen durdurmuş durumda.” ifadelerini kullanarak uluslararası toplumu bu ağlar üzerinden yürütülen "işgali meşrulaştırma" çabalarına karşı dikkatli olmaya çağırdı.

Kırım'ın propaganda mimarına ağır ceza: Oleg Kryuçkov 12 yıl hapse mahkûm edildi Haber

Kırım'ın propaganda mimarına ağır ceza: Oleg Kryuçkov 12 yıl hapse mahkûm edildi

Ukrayna mahkemesi, 2014 yılından bu yana işgalci Rus yönetimi için çalışan ve Kırım'daki propaganda ağını yöneten "Kırım" televizyon kanalı Genel Yayın Yönetmeni Oleg Kryuçkov’u gıyaben 12 yıl hapis cezasına çarptırdı. Kırım Özerk Cumhuriyeti Savcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Kırım Savcılığı ve Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, Ukrayna vatandaşı olan ancak işgalin ardından saf değiştiren Oleg Kryuçkov'un faaliyetleri tescillendi. Kariyerine Rus NTV kanalında muhabir olarak başlayan Kryuçkov, işgal sonrası hızla yükselerek sözde "Kırım Başkanı Bilgi Politikası Danışmanı" ve bölgedeki en büyük medya holdinginin (Kırım TV) başına getirildi. Savcılık, Kryuçkov’un medya gücünü kullanarak sistematik bir şekilde Rusya’nın saldırgan eylemlerini desteklediğini ve Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı haklı çıkaran ve savaş çağrısı yapan içerikler yaydığını kanıtladı. SBU tarafından sağlanan ek bilgilere göre Kryuçkov, 2022 yılındaki geniş çaplı işgalin ardından operasyon alanını daha da genişleterek Ukrayna’nın güneyindeki bilgi saldırganlığının merkez üssü haline geldi. Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde propaganda merkezleri kuran Kryuçkov, bugün bünyesinde 19 ayrı televizyon stüdyosu, radyo istasyonu ve çevrimiçi kaynak barındıran devasa bir dezenformasyon ağını bizzat yönetiyor. Bu mecralar aracılığıyla işgalci güçlerin savaş suçlarının gizlenmesi, sahte haberlerin yayılması ve Ukrayna topraklarının işgalinin savunulması gibi stratejik ve psikolojik operasyonlar yürütüldüğü saptandı. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme, Oleg Kryuçkov’u savaş propagandası yapmak, medya yoluyla işgali meşrulaştırmak ve iş birlikçilik faaliyetlerinde bulunmak suçlarından mahkûm etti. Halihazırda Ukrayna’nın yanı sıra Avrupa Birliği, İsviçre ve Japonya’nın yaptırım listelerinde yer alan Kryuçkov hakkında verilen 12 yıllık hapis cezası, kendisinin yakalandığı ilk anda infaz edilmek üzere kayıtlara geçti. Ayrıca iş birlikçinin mal varlığına el konulacak.

Fransa’dan Rusya’nın “nükleer transfer” iddialarına sert yanıt: “Asılsız ve dezenformasyon” Haber

Fransa’dan Rusya’nın “nükleer transfer” iddialarına sert yanıt: “Asılsız ve dezenformasyon”

Fransa, Rusya’nın Ukrayna’nın Londra ve Paris’in desteğiyle nükleer silah ya da “kirli bomba” edinmeye çalıştığı yönündeki iddialarını “asılsız” ve “dezenformasyonun son örneği” olarak nitelendirerek sert biçimde reddetti. Rusya’nın dış istihbarat servisi SVR, Rusya’nın Ukrayna’ya savaşın dördüncü yıl dönümünde yayımladığı açıklamada, Birleşik Krallık ve Fransa’nın Ukrayna’nın “nükleer bomba ya da en azından kirli bomba” sahibi olması hâlinde daha avantajlı şartlar elde edebileceğine inandığını öne sürdü. Ancak açıklamada bu iddiayı destekleyen herhangi bir belge sunulmadı. “GÜVENSİZLİK İÇİN DEZENFORMASYON” Fransa Savunma Bakanlığı İletişim Direktörü Olivia Penichou, söz konusu açıklamanın Rus propaganda hesapları ve bazı yabancı basın organları tarafından yayıldığını belirterek, “Rusya Federasyonu, Fransa ve ortaklarının Ukrayna’ya desteğine yönelik güvensizlik ortamı oluşturmak için sık sık dezenformasyona başvuruyor. Bu son girişim bunun açık bir örneğidir.” dedi. Penichou ayrıca Fransa’nın özellikle Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons (NPT) kapsamındaki yükümlülükleri başta olmak üzere uluslararası taahhütlerine her zaman bağlı kaldığını vurguladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux ise Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’nın, İngiliz askerlerinin Ukrayna’ya konuşlandırılmasının savaşı uzatacağı yönündeki açıklamalarına yanıt verdi. Confavreux, “Savaşı uzatan Rusya’dır. Şubat 2024’ten bu yana süren saldırgan tutumu ve hava sahası ihlalleriyle tırmanışı sürdüren Moskova’dır.” ifadelerini kullandı. Paris yönetimi, olası bir ateşkes durumunda Ukrayna’ya asker gönderme seçeneğini değerlendirebileceğini daha önce açıklamıştı.

AB’den Rus propagandasına darbe: Ünlü sunucular ve sanatçılara yaptırım Haber

AB’den Rus propagandasına darbe: Ünlü sunucular ve sanatçılara yaptırım

Avrupa Birliği (AB), 29 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni yaptırım paketiyle, Rusya'nın dezenformasyon faaliyetlerinde kilit rol oynayan gazeteci, sunucu ve sanatçıları kara listeye aldı. Karar kapsamında, Rus devlet televizyonlarının sembol isimlerinin AB ülkelerine girişi yasaklanırken, Avrupa bankalarındaki varlıkları da donduruldu. Yaptırım listesinde, Rus devlet televizyonlarında görev yapan sunucular ve gazeteciler Yekaterina Andreyeva, Pavel Zarubin, Mariya Sittel ve Dmitriy Guberniyev bulunuyor. Ayrıca, daha önce Ukrayna vatandaşlığı Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından iptal edilen balet Sergey Polunin ile Rus aktör ve şarkıcı Roman Çumakov da yaptırım listesine dâhil edildi. AB belgelerinde, Rus devlet televizyon kanalı “Pervıy Kanal”da (Birinci Kanal) yayımlanan Vremya programının sunucusu Yekaterina Andreyeva’nın, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşla ilgili düzenli olarak dezenformasyon ve propaganda yaptığı, Rus ordusunu ve sözde “Donetsk/ Luhansk Halk Cumhuriyeti (DNR/LNR) oluşumlarını desteklediği belirtildi. Andreyeva’nın, Vladimir Putin’in “Doğrudan Hat” programını iki kez sunduğu ve Kremlin törenlerinde aktif rol aldığı da vurgulandı. RUS MEDYASINDAN YÜZLERE YAPTIRIM Rus devlet televizyon kanalı “Rossiya 1” kanalında yayımlanan “Moskova. Kremlin. Putin” programının sunucusu Pavel Zarubin ise, Kremlin liderinin gündemine “özel erişimi olan” bir propagandist olarak tanımlandı. Zarubin’in, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin ardından Putin’le ilk röportajı yapan gazeteci olduğu ve düzenli biçimde Ukrayna karşıtı dezenformasyon yaydığı ifade edildi. Devlet medyasında spor yorumcusu ve sunucu olarak görev yapan Dmitriy Guberniyev’in de savaşı açıkça desteklediği ve Kremlin anlatılarını kamuoyuna taşıdığı kaydedildi. Maria Sittel’in ise uzun yıllardır Vesti haber bültenini sunduğu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını ve Kırım’ın işgalini sistematik biçimde savunduğu belirtildi. Yaptırım listesinde yer alan Roman Çumakov’un, işgalin ardından Rus askerlerine aktif destek verdiği, işgal altındaki Ukrayna topraklarını ziyaret ettiği ve Rus ordusu için bağış topladığı aktarıldı. Balet Sergey Polunin’in ise Rusya’nın Kırım işgalini desteklediği, 2018 yılında işgal altındaki Yarımada'da sahne aldığı ve Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı açıkça savunduğu ifade edildi. Polunin’in Ukrayna vatandaşlığı, Ekim 2025’te Cumhurbaşkanı Zelenskıy tarafından iptal edilmişti.

Türk dünyasının dezenformasyonla mücadelesi Ankara'da ele alındı Haber

Türk dünyasının dezenformasyonla mücadelesi Ankara'da ele alındı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu” başlıklı kapsamlı programın açılışı, 18 Aralık 2025 tarihinde yapıldı. Başkent Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üye ve gözlemci ülkelerin basın mensuplarını bir araya getiren ve iki gün sürecek etkinlik, açılış ve protokol konuşmaları ile başladı. DEZENFORMASYONDA MÜCADELE İÇİN ORTAK YAKLAŞIM ŞART TDT Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman, konuşmasına UNESCO 43. Konferansı’nda kabul edilen 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü kutlayarak başladı. Kocaman, “Bu özel gün ortak kimliğimizin temelini oluşturan dil mirasımızın ne kadar köklü ve zengin olduğunu bize bir kez daha hatırlatmaktadır.” dedi. Dezenformasyon, ile asparagas haberlerin her geçen gün daha da yaygın hale geldiğini vurgulayan Kocaman, etkili bir mücadele için güçlü koordinasyon, karşılıklı güven ve ortak bir yaklaşımın şart olduğunu kaydetti. Kocaman, “Bu toplantı yalnızca bir etkinlik değil, geçmişten bu yana medya alanında sürmekte olan çatışmalarımızdan dolayı ortak taahhütlerimizin somut eylemlere dönüştürülmesi yönünde atılmış bir adımdır.” diye konuştu. "DEZENFORMASYON ÇERÇEVESİNDEKİ TEHDİT HAKİKATE TEHDİTTİR" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü kutlayarak başladığı konuşmasında, ortak alfabe ile yayımlanan Türk Dünyası Vizyon Belgesi'nin hayırlı olmasını diledi. Duran, TDT’nin 16 yıldır “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarıyla ekonomik entegrasyondan, ulaştırma koridorlarına savunma iş birliğinden, eğitim ve kültür politikalarına kadar pek çok alanda çalışmalar yürüttüğünü ve yeni hedefler belirlediğini vurguladı. Ayrıca “Dezenformasyon çerçevesindeki tehdit aslında hakikate karşı bir tehdittir.” diyen Duran, bunun giderek uluslararası alana yayıldığını aktardı. Millî güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren bir mesele olduğunu ifade eden Duran, dezenformasyonun algı oluşturma veya toplumları kutuplaştırma amacı taşıdığını da sözlerine ekledi. İletişim Başkanı, savaşın artık askerî boyutta olmadığını, yeni yüzyılda medyadaki dezenformasyon ile yapıldığına dikkat çekti. Türkiye’de İletişim Başkanlığı çatısı altında asparagas haberlere karşı 2022 yılında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kurulduğunu anımsatan Duran, “Yanlış bilgileri, kurgusal içerikleri ifşa ediyoruz, algı operasyonlarına karşı mücadele veriyoruz.” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından heyet başkanlarının protokol konuşmaları gerçekleşti. TEKNOLOJİ İLE DEZENFORMASYON YAYILDI Azerbaycan Cumhuriyeti Medya Kalkınma Ajansı Başkanı Ahmet İsmayılov, teknolojinin getirdiği gelişmelerle dezenformasyon dalgasının yayıldığını vurguladı. Yürekten birleşen TDT ülkelerinin ortak problemi olduğunu söyleyen İsmayılov, dezenformasyonun önüne geçilmesi adına müzakerelerin yapılmasını ve ülkeler arası iş birliği ile çalışılması gerektiğini kaydetti. KAZAKİSTAN'DAN DEZENFORMASYONA KARŞI 3 ÖNERİ Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakan Yardımcısı Ahmet İskakov ise Kazakistan’ın dezenformasyon alanında iş birliğini genişletmeyi destekleyen bir ülke olduğunu vurguladığı konuşmasında, dezenformasyonun engellenmesi ve doğru bilgi paylaşımının yapılması için üç öneride bulundu. İskakov, “Her şeyden önce, dezenformasyonu izlemek için bir uzman platformunun kurulması ve bulunması gerekmektedir. İkinci olarak, düzenli araştırma yapmak, ağ analisti konseyinin geliştirilmesi gerekmektedir. Üçüncüsü ise yeni nesil gazetecilerin ve medya profesyonellerinin eğitimi çok önemli bir iş birliğidir.” şeklinde konuştu. İskakov, Türk devletlerinin çabalarını birleştirerek, “Modern bilgi zorluklarını etkili bir şekilde ele alabilecek, karşılıklı güveni güçlendirebilecek ve Türk dünyasının olumlu ve yapıcı gündemini uluslararası sahnede tanıtılabilecek dayanıklı bir sistem kurulacağından emin olduğunun” altını çizdi. Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon ve Gençlik Politikası Bakan Yardımcısı Marat Tagaev de dezenformasyon konusunda Türk devletleri arasındaki iş birliğine dikkat çekti. Tagaev ayrıca forumun TDT bünyesindeki ortak anlayışı yansıttığını ve Kırgızistan'ın aktif katılım sağlayacağını belirtti. "ÖZBEKİSTAN GÜVENİ SAĞLAMLAŞTIRMAYA YÖNELİK GİRİŞİMLERİ DESTEKLEMEYE HAZIR" Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Medya İçerik Üretim Merkezi Direktörü Kobuljon Ahmedov, dijital ortamdaki zorluğun dezenformasyona kapı araladığını aktardı. Ahmedov, “Özbekistan bugün açık bir bilgi ortamı, kaliteli içerik ve medya okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik istikrarlı reformlar gerçekleştirmektedir.” diyerek üniversiteler ve uluslararası ortak kurumlarla eğitim programları düzenlenebileceğine işaret etti. Ahmedov, “Özbekistan, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde bilgi alanındaki iş birliğini daha da derinleştirmeye, ortak projeler uygulamaya ve genel bilgi alanında güveni sağlamlaştırmaya yönelik tüm girişimleri desteklemeye hazırdır.” ifadelerini kullandı. KKTC'DE DEZENFORMASYON AYRI BİR ÖNEM TAŞIYOR Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise, medya ve enformasyonun KKTC için soyut bir anlamı olmadığını, kolektif hafızanın, varoluş mücadelesinin ve meşru haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. 1960 ve 1970’lı yıllarda gündemde olması gerekirken Kuzey Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların susturulduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu nedenle dezenformasyonun önemine değindi. Ertuğruloğlu, “Sesimizin sizler aracılığıyla duyulması bakış açımızın medya platformlarınızda yer bulması halkımızın kendini daha güvende ve güçlü hissetmesini sağlamaktadır.” değerlendirmesini yaparak TDT üye ülkelere birliktelik mesajı verdi. Aile fotoğraf çekiminin ardından program, TDT üye ve gözlemci ülkelerin medya temsilcilerinden oluşan panelistlerin kapsamlı sunumuyla devam etti. "TÜRK DÜNYASI'NI HEDEF ALAN DEZENFORMASYON ÖRNEKLERİ VE MÜCADELE ÇALIŞMALARI" Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir’in moderatörlüğünü yaptığı “Türk Dünyası’nı Hedef Alan Dezenformasyon Örnekleri ve Mücadele Çalışmaları” başlıklı panelde; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve KKTC’den gelen medya temsilcileri yer aldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sivil Toplum Kuruluşlarıyla Çalışma ve İletişim Departmanı İletişim Politikası Sektörü Başkanı Cavid Musayev, yapay zekâ aracılığıyla dezenformasyona çok kez şahit olduklarını dile getirdi. Musayev bir ülkenin işgal edilmesi için artık yalnızca saldırının olmadan, dijital ortamda bile yapılabileceğini söyledi. Yabancı medya mensuplarının Karabağ Savaşı’nı yerinde haber yaptıklarını kaydeden Musayev, “Her gün basın toplantısı ile Azerbaycan devleti, yabancı medya mensuplarına malumatlar verdi.” diyerek dezenformasyonun önüne geçtiklerini ifade etti. Azerbaycan ve Türkiye ortaklığında dezenformasyonun engellenmesi adına birlikte çalıştığını sözlerine ekleyen Musayev, bunun TDT çatısı altında yapılmasının faydalı olacağını vurguladı. TEKNOLOJİ YENİ SORULARI VE SORUNLARI BERABERİNDE GETİRDİ Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon ve Gençlik Politikası Bakanlığı Bilgi Politikası Departmanı Başuzmanı Zarina Taştanova Kalmuratova, akıllı telefonların ve akıllı saatlerin yeni çağda popülerleşmesiyle yeni soruların ve sorunların ortaya çıktığına değindi. Eskiden çocukların “yabancılarla konuşma” sözleriyle büyütüldüğünü ancak şu anda internet ortamında yabancılarla konuşulduğunun altını çizen Kalmuratova, medya okuryazarlığının doğru kullanılması gerektiğini vurguladı. Kalmuratova, Kırgızistan’ın Tündük Devlet Dijital Platformu ile dolandırıcılara geçit vermediğini belirterek, bu hususta alınan önlemlerden birini örnek gösterdi. Kalmuratova sözlerine, “İstanbul, Türkiye’nin kalbi, Ankara ise Türkiye’nin beyindir. Burada oturan gazeteciler ve medya mensupları için bu bilgi paylaşımı çok faydalı olacak.” ifadeleriyle son verdi. Öte yandan Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Medya İçerik Üretim Merkezi Daire Başkanı Tohir Umarov ise ülkesinin kitle araçlarıyla ilgili eğitimler verdiğinden bahsetti. Dijital çağdaki dezenformasyonun insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Umarov, meselenin soruna yanıt vermek değil, faaliyetleri engellemek olduğunun altını çizdi. Umarov, “21. yüzyıla ayak uydurarak bu hususlarda çalışıyoruz. Bu yanlış bilgiler çok hızlı dolaşıma giriyor. Oldukça güçlü, hakiki bilginin dolaşıma sokulmasındaki sorumluluğumuz bunun tam tersine içerik üretmektir.” dedi. Umarov, Türk dünyası ülkelerinin bu alanda iş birliği yapması gerektiğine de işaret etti. "MEDYA OKURYAZARLIĞINDA DOĞRULAMA BECERİSİ ZORUNLULUKTUR" Son olarak Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Müdürü Fehmi Gürdallı, iletişimi kolaylaştıracağı düşünülen internet ortamının beraberinde sahte haber, sahte içerik, güvensizlik ve kutuplaşma getirdiğini belirtti. Yalan haberin doğru haberden 6 kat daha hızlı yayıldığını vurgulayan Gürdallı, doğru haber yayınlanması halinde bile dezenformasyonun önüne geçilemediğini aktardı. Gürdallı, “Medya okuryazarlığı sadece içerik tüketme değil; şüphe, sorgulama ve doğrulama becerisini beraberinde getirdi, nitekim bu artık bir zorunluluktur. Dijital medya analizi ve dijital medya içeriklerinin değerlendirilmesi, veri okuryazarlığı, analiz etme ve sonuç çıkarma becerileri, dijital güvenlikte kişisel verilerin korunması ve bu alanın ne kadar geniş bir yelpazede ele alındığının bir göstergesidir.” yorumunu yaptı. TAK Müdürü, basının daha çok Batı merkezli olduğunu ancak günümüzde Rusya ve Çin etkisiyle dezenformasyonun arttığını kaydetti. Gençlerin ve yaşlıların yalan haberlere daha fazla kapıldığını aktaran Gürdallı, sosyal medyanın bu konuda etkili olduğunu dile getirdi. Gürdallı, “Bu nedenle Türk dünyası ortak bir dijital eğitim ve medya okuryazarlığı planını hayata geçirmeli.” önerisinde bulundu. Gürdallı sözlerini, "Sahte haberle dezenformasyon hayatî önem taşıyor. Bu mücadele son derece elzemdir. Aksi halde yeni nesilleri dezenformasyon kampanyalarıyla baş başa bırakmanın bedeli hepimiz için ağır olacaktır." ifadeleriyle bitirdi. Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.