SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dezenformasyon

QHA - Kırım Haber Ajansı - Dezenformasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dezenformasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya çizgi film karakterlerini nefret söylemi ve propaganda için kullanıyor Haber

Rusya çizgi film karakterlerini nefret söylemi ve propaganda için kullanıyor

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya’nın Ukraynalılara yönelik nefret söylemini yaymak ve savaşı sıradanlaştırmak amacıyla dünyaca ünlü çizgi film karakterlerini kullandığı yeni bir propaganda kampanyasını tespit etti. Sosyal medya platformlarında yapay zekâ teknolojileri kullanılarak üretilen videolarda; "Maşa ile Koca Ayı" ve "Tamircikler” (Fiksikler) gibi popüler çocuk dizilerinin tanınan karakterlerinin, karikatürize edilmiş Ukraynalıları katlettiği sahnelerin yer aldığı bildirildi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yapılan değerlendirmede, Rusya’nın daha önce "apolitik ve çocuklara yönelik" olarak pazarladığı popüler içerikleri doğrudan birer propaganda ve nefret silahına dönüştürdüğü vurgulandı. Çocuk izleyici kitlesinin ve gençlerin zihinlerini propaganda ile zehirlemeyi hedefleyen bu tür hamlelerin, Rus medya içeriklerinin küresel ölçekte tamamen engellenmesi ve boykot edilmesinin ne kadar hayati bir zorunluluk olduğunu bir kez daha kanıtladığı ifade edildi. UKRAYNA’DAN “MAŞA VE KOCA AYI” YAPIMCILARINA YAPTIRIM Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, "Maşa ile Koca Ayı" çizgi dizinin yapımcılarına ve stüdyosuna karşı daha önce resmî yaptırım kararını imzalamıştı. 20 Ağustos 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile, dizinin üreticisi olan "Animakkord" stüdyosu ile stüdyonun kurucusu, genel müdürü, senaristi ve telif hakkı sahiplerinin de aralarında bulunduğu beş Rus vatandaşı yaptırım listesine alınmıştı. Cumhurbaşkanlığı Ofisi, "Maşa ile Koca Ayı" dizisinin "çocuk içeriği kılığına bürünmüş Rus yanlısı anlatıları" yayması nedeniyle ülkenin millî güvenliğine tehdit oluşturduğunu belirtmişti.

Ukrayna’dan AGİT üyesi ülkelere çağrı: "Casusluk için kullanılan Rusya’nın 'kültür ve diplomasi’ merkezleri kapatın" Haber

Ukrayna’dan AGİT üyesi ülkelere çağrı: "Casusluk için kullanılan Rusya’nın 'kültür ve diplomasi’ merkezleri kapatın"

Ukrayna, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyesi devletlere Moskova üzerindeki baskıyı artırma çağrısında bulundu. Viyana’daki Uluslararası Örgütler Nezdinde Ukrayna Daimi Temsilci Yardımcısı Rostıslav Palagusınets, AGİT Güvenlik İşbirliği Forumu toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya’nın Avrupa genelinde casusluk ve yıkıcı faaliyetler yürütmek için kullandığı diplomatik ve sözde "kültürel" altyapısının sınırlandırılmasını istedi. Palagusınets, Rusya’nın yürüttüğü işgal savaşının doğrudan Ukrayna’yı hedef aldığını ancak Moskova’nın şantaj, baskı, dezenformasyon ve istikrarsızlaştırma hamlelerinin tüm Avrupa’yı tehdit ettiğini vurgulayarak, “Rusya'nın diplomatik ve sözde kültürel altyapısının kısıtlanması, Moskova'nın Avrupa'da düşmanca faaliyetler yürütme kapasitesini doğrudan azaltacaktır.” dedi. "LAVROV’UN TEHDİTLERİ SADECE PROPAGANDA OLARAK GÖRÜLEMEZ" Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 81. Oturumu Üst Düzey Haftası’nda BM Şartı’nın, egemenliğin ve toprak bütünlüğünün korunmasının uluslararası gündemin merkezinde yer aldığını hatırlatan Palagusınets, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ise bu kürsüyü barış çağrılarına yanıt vermek yerine Avrupa’yı savaşla tehdit etmek için kullandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kaydetti: Lavrov’un BM kürsüsündeki söylemleri sıradan bir propaganda olarak göz ardı edilemez. Bu söylemler, Devlet Başkanı Putin’in son tehditlerinin bir devamıdır ve AB ile NATO üyesi ülkelere yönelik hava sahası ihlalleri, sabotajlar, siber saldırılar ve bilgi müdahalelerini içeren hibrit operasyonlarla eş zamanlı yürütülmektedir. "TAVİZLER KREMLİN TARAFINDAN ZAYIFLIK OLARAK ALGILANIYOR" Kremlin rejiminin verilen tavizleri zayıflık, uzlaşı çabalarını ise baskıyı artırmak için bir davet olarak gördüğünü vurgulayan Palagusınets, “En doğru yanıt birlik ve kararlılıktır: Ukrayna'ya daha güçlü destek, koordineli yaptırımlar, saldırganın uluslararası alanda tecrit edilmesi ve savunma iş birliğinin derinleştirilmesi..." ifadelerini kullandı. Ukraynalı temsilci ayrıca AGİT ortaklarını Ukrayna'nın hava ve füze savunmasını güçlendirmeye, hava savunma mühimmatını zamanında tedarik etmeye ve dondurulan Rus varlıklarını etkin bir şekilde kullanmaya çağırdı. Palagusınets, "Avrupa füze savunma girişimleri, hava savunma mühimmatının zamanında teslimatı ve dondurulan Rus varlıklarının kullanılması sadece Ukrayna'ya destek değildir; tüm AGİT coğrafyasının güvenliği için atılmış stratejik bir adımdır." dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya Oleşkı’da 'mutlu halk' tiyatrosu sahneleyecek Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya Oleşkı’da 'mutlu halk' tiyatrosu sahneleyecek

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rus işgali ve kuşatması altındaki Herson bölgesine bağlı Oleşkı kentinde Rus güçlerinin kurgusal propaganda videoları çekmeye hazırlandığını duyurdu. Ukrayna istihbarat verilerine dayanan açıklamada, Rus işgal yönetiminin kent sakinlerini baskı ve zorlamayla kamera karşısına geçirerek mutlu ve halinden memnun olduklarını söyletmeyi planladığı bildirildi. Dışişleri Bakanı Sıbiha, sosyal medya üzerinden yaptığı resmi açıklamada Rusya'nın yürüttüğü dezenformasyon kampanyasını ve insani krizi şu sözlerle ifşa etti: İstihbarat verilerimize göre Rusya, işgal altındaki Oleşkı kentinde onlarca kurgusal video çekmeye hazırlanıyor. Yerel halk, Rus işgalcilere minnettar olduklarını, karınlarının doyduğunu ve mutlu olduklarını söylemeye zorlanacak. Rus arsızlığının ve alaycılığının sınırı yok. İşgalciler önce kenti ele geçiriyor, sivillerin tahliye yollarını kesiyor ve insani yardımları engelliyor; ardından da yerel halkı bu düzmece propaganda videolarında oynamaya mecbur bırakıyor. Bu durum, Rusya'nın Oleşkı'da hiçbir sorun olmadığını ve insani bir felaketin yaşanmadığını iddia eden haftalardır sürdürdüğü iğrenç propaganda kampanyasının yeni bir adımıdır. UKRAYNA SİHA’LARLA İNSANİ YARDIM ULAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR Oleşkı kentindeki insani durumun her geçen gün ağırlaştığına dikkat çeken Sıbiha, Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin bölgedeki insanları kurtarmak için SİHA’larla insani yardım ulaştırmak da dahil olmak üzere tüm imkanları seferber ettiğini belirtti. Uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine çağrıda bulunan Bakan Sıbiha, Moskova üzerindeki baskının acilen artırılması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: Uluslararası toplumu ve ilgili tüm uluslararası kuruluşları Moskova üzerindeki baskıyı artırmaya ve Rus işgalcilerden Oleşkı kuşatmasını derhal kaldırmalarını talep etmeye çağırıyoruz. Orada açlık çeken ve ölüme terk edilmiş insanları kurtarmak için her günün büyük önemi var. Uluslararası ortaklarımızı bu trajediyi sona erdirmek adına hemen şimdi harekete geçmeye ve bölgeye acil insani erişim sağlanmasını talep etmeye davet ediyoruz. KENTTEKİ DURUM, FELAKET BOYUTUNA ULAŞTI: SİVİLLER KÖPEKLERİ YEMEK ZORUNDA KALIYOR! Rus işgali ve kuşatması altındaki Herson bölgesine bağlı Oleşkı kentinde gıda ve enerjiden yoksun bir şekilde mahsur kalan siviller, yapay kıtlığın eşiğinde günlerdir hayat mücadelesi veriyor. Ukrayna savunma güçleri, birkaç gün önce insansız hava araçları (İHA) vasıtasıyla kentte belirlenen 100 farklı noktaya toplam 4 ton gıda malzemesi ve ilaç ulaştırdı. Ancak Rus işgal güçlerinin, sivillere yapılan gıda yardımlarına el koyduğu bildirildi. Oleşkı Kenti Askerî İdaresi Başkanı, Ukrayna ordusunun kentte sağladığı son gıda yardımından önce en son 26 Mayıs’ta kentteki sivillere yardım ulaştırdığını kaydederek yaklaşık 200’ü çocuk olmak üzere 6 bin civarında sivilin hâlâ bölgede mahsur kaldığını belirtti. Kentte açlıkla mücadele eden sivillerin otlarla ve köpeklerle beslenmeye başlamış olması ise insani krizin boyutunu gözler önüne seriyor. İHH'DAN UKRAYNA İÇİN ACİL ÇAĞRI: "OLEŞKI’DA İNSANİ FELAKET YAŞANIYOR, İNSANİ KORİDOR AÇILMALI" İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH İnsani Yardım Vakfı); Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, Özgür-Der, Sadakataşı Derneği ve Yetim Vakfı yöneticilerinin katılımıyla 25 Eylül’de düzenlenen ortak basın açıklamasında ise Oleşkı kentindeki insani durumun felaket boyutuna ulaştığı kaydedilmiş ve acil yardım ile insani koridor çağrısında bulunulmuştu.

Kırım’da Rus propagandasını yayan sunucu yargılanacak Haber

Kırım’da Rus propagandasını yayan sunucu yargılanacak

Ukrayna kolluk kuvvetleri, işgal altındaki Kırım'da Rus propagandası yapan Kremlin kontrolündeki sözde Kırım Tatar televizyon kanalı Millet TV'nin sunucusu hakkında Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve dokunulmazlığına kastetme suçlamasıyla hazırlanan iddianameyi mahkemeye sevk etti. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Kırım Özerk Cumhuriyeti Başmüdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, söz konusu şahsın Kırım bilgi alanında sistematik olarak Kremlin söylemlerini yaydığı bildirildi. Soruşturma makamları şahsın ismini resmî olarak açıklamasalar da yerel kaynaklar ve Kırım Haber Ajansının (QHA) edindiği bilgilere göre sanığın Asan Abibullayev olduğu belirtildi. Soruşturma detaylarına göre Abibullayev, 2016 yılında Millet TV kanalında yayınlanan "Haberler" programının sunucusu oldu. Yayınlarda Vladimir Putin'i öven ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri saldırganlığını açıkça destekleyen propaganda içerikli ifadeler kullandı. Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehri Savcılığı, Abibullayev’in programlarında Ukrayna özel birliklerinin güya "sabotaj operasyonları" düzenlediği, Ukrayna'nın "Kırımlı Müslümanlara baskı uyguladığı" ve Rusya'nın bölgedeki "terörle mücadelesi" gibi asılsız iddiaları işlediğini kaydetti. Sanığın konuşmalarının Rus video platformu Rutube üzerinden de yaygın şekilde dolaşıma sokulduğu tespit edildi. Ukrayna Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri kapsamında yargılanacak olan Asan Abibullayev’in suçlu bulunması halinde 10 yıl hapis cezasına çarptırılabilir.

Menderes Demir: Türk dünyası için ortak haber portalı oluşturmalıyız Haber

Menderes Demir: Türk dünyası için ortak haber portalı oluşturmalıyız

Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu (TDGF) Genel Başkanı Menderes Demir, Türk Dünyası'nın dijital ortamdaki birliği, medyanın Türk dünyasına etkisi, Türk dünyasının sinemadaki yeri, dezenformasyon ve dezenformasyona karşı alınması gereken önlemler üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “TÜRKİYE, SON YILLARDA ÖZELLİKLE DİZİ VE BUNA BENZER KONULARDA CİDDİ BİR MESAFE ALDI” Federasyon çatısı altında 2016 yılından beri sürdürdükleri “Türk Dünyası Belgesel Film Festivali” projesi başta olmak üzere birçok kültürel ve akademik faaliyet yürüten ve sinema ile basın alanında derin tecrübeye sahip olan Demir, “Birlikte olmanın, benzerlikleri ortaya çıkartmanın en kolay yollarından bir tanesi de sinema, iletişim, gazetecilik.” dedi. Kırım’ın 2014 yılından beri Rus işgali altında olması, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği soykırım başta olmak üzere, Türk dünyasının dört bir yanında yaşanan problemlerin baskılara rağmen kamuoyuna anlatılması hakkında Demir, “Belgesel, sinema, dizi, kültür ve sanat bir milletin yumuşak ve en etkili gücü. Eğer biz bunu iyi kullanabilirsek öbür sert güç dediğimiz güçlerin tamamını bertaraf edebiliriz. Türkiye, son yıllarda özellikle dizi ve buna benzer konularda ciddi bir mesafe aldı; dünyada belirli bir yere geldi.” şeklinde konuşarak Türkçenin bu vesileyle geniş coğrafyalara yayılmasına dikkat çekti. Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonunun bütçesi olmayan, personeli olmayan ama gönüllüsü çok olan bir organizasyon olduğunu kaydeden Demir, “Biz özellikle mağdur bölgelerden, mağdur olan yerlerden az olsa da üretilen belgesellere biraz pozitif davranmaya gayret ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Daha önce Kırım’dan birkaç yapımın çıktığını fakat film festivallerinde yalnızca bir tanesinin ödül aldığına dikkat çeken Demir, “Biz, Kırım’dan gelen o filmleri götürdüğümüz tüm bölgelerde mümkün olduğunca, kaç kişiye ulaşabilirse göstermeye gayret ettik.” dedi. “KORKUT ATA FİLM FESTİVALİ, TÜRK DÜNYASININ OSCAR’I DİYEBİLECEĞİMİZ BİR FESTİVAL” Kasım'ın ilk haftasında İstanbul'da Korkut Ata Film Festivali’nin tertip edileceğini kaydeden Demir, uzun metrajlı, profesyonel gişe ve sanat filmlerinin yarıştığı festivale yönelik “Türk Dünyası'nın Oscar’ı diyebileceğimiz bir festival, yavaş yavaş büyüyor. Orada da Türk dünyasından gelen sinema sanatçılarıyla, önemli duayenlerle gençlerimizi bir araya getireceğiz.” şeklinde konuştu. Bu yıl Korkut Ata Film Festivali etkinlikleri içerisinde Korkut Ata Türk Dünyası Uluslararası Sinema Sempozyumu’nun tertip edilmesinin planlandığını beyan eden Demir, bu ilk sempozyumun 21 üniversite merkezde olmak üzere, Türk dünyasının değişik yöresindeki üniversitelerde özellikle sinemayı ve Türk sinemasını çalışan akademisyenler için çağrı usulüyle düzenleneceğini ifade etti. TÜRK DÜNYASI İÇİN MÜŞTEREK BİR HABER PORTALI PROJESİ: TÜRK DÜNYASI HABER PORTALI Türk dünyası ülkelerinin birbirlerinin gündemini takip edecek bir formatının olmadığına işaret eden Demir, bu sorunun çözümü için “Türk Dünyası Haber Portalı” isminde bir platformun oluşturulması fikrini gündeme taşıyarak “En azından yanlış anlaşılabilecek haberleri, müşterek bir haber portalında duyurulabilecek şekilde bir çalışma yapmamız lazım. Biz o konuyla ilgili inşallah yakın gelecekte bir portal açacağız; gerek dijital ortamda, gerek internet sitesinde, gerek başka platformlarda.” ifadelerine yer verdi. Federasyonun bu proje adına Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan Sinemacılar Birliği, Azerbaycan Matbaa Şurası ve Kırgızistan ile Özbekistan Devlet Ajanslarıyla çeşitli protokoller imzaladıklarını ve Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR), Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu, Uluslararası Gazeteciler Konfederasyonu (UGK) gibi Türkiye'den de üst çatı meslek kuruluşları olduğunu beyan eden Demir, bu kuruluşlarla bir farkındalık ortaya koyma planları olduğunu dile getirdi. Kırım'daki bir haberi bu portala aktarıp bu portal vasıtasıyla da Türk dünyasındaki herkesin bu haberi kendi ülkelerindeki dijital mecralarda, sitelerde, gazetelerde veya başka mecralarda kullanmasının hedeflendiğini dile getiren ve bu bağlamda büyük Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini örnek gösteren Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: Bundan 100 küsür yıl önce Kırım'da çıkan bir gazeteyi Özbekler okuyabiliyor, Anadolu Türkü okuyabiliyor. Yani dilde daha bozulma, deformasyon yok. Bir de o dönemin ulaşım şartları, o dönemin iletişim şartları, o dönemin şartlarına bir bakıyorum. Türk dünyası'nın tüm bölgesinde İsmail Bey Gaspıralı’yı ve Tercüman’ı görüyoruz. Geçmişte bunu yapanlar var, biz niye yapmıyoruz? Biz utanmalıyız. “DEZENFORMASYONLA İLGİLİ SIKINTILARIN DAHA BÜYÜĞÜ TÜRK DÜNYASI İLE YAŞANABİLİR” Bununla birlikte medyanın değiştiği ve dönüştüğü bir dönemde sosyal medya üzerinden yapılan gazeteciliğin Türk dünyası için sağladığı fayda ve zararlar üzerine ise dezenformasyon, itibar suikastine dikkat çeken Demir, yanlış bilgilerin doğru bilgilere göre çok daha hızlı ilerlemesine ve bu durumun bütün dünya adına bir tehdit unsuru olmasına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Bizim federasyonumuz destek veriyor ama Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK), Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Türk İnternet Medya Birliği gibi üst çatı birlikleri, özellikle sosyal medya, ‘TikTok’ gibi çeşitli mecraların dezenformasyon olayı ve ‘Gazeteci mi, değil mi?’ olayları tartışılıyor. Bunların bir yasal zemine kavuşturulması yönünde de çeşitli meslek birlikleri oluşturulsun diye tartışmalar var. Türk dünyasının yeni yeni bir toparlanma dönemi içerisine girdiğini kaydeden Demir, doğruluğu tespit edilebilen bir haber portal olmamasının risklerine ve Türk dünyasının çeşitli bölgelerindeki anlam farklarına da dikkat çekerek “Ülke içerisindeki dezenformasyon, ters yüz etme, yalan haber ve yanlış haberle ilgili sıkıntıların daha büyüğü Türk dünyası ile yaşanabilir.” dedi. Öte yandan okuyucunun internet sitelerinde haber içerisine girip içeriğe dikkat etmediğini ve yalnızca birkaç satır sosyal medya içeriğiyle yetindiğini belirten Demir, “Bu da herkesin muzdarip olduğu bir konu çünkü orada yayımlanan olayların çoğunluğunun ya eksik, ya yalan veya tamamen ters yüz edilmiş olduğu ortaya çıkıyor.” dedi. “SOSYAL MECRALARIN TÜRKİYE’DE DENETLENEBİLİR HÂLE GELMESİ LAZIM” Ayrıca “Sosyal mecraların Türkiye'de denetlenebilir hâle gelmesi lazım. Avrupa'nın birçok yerinde bu konuyla ilgili müktesebat ve yasalar oluştu.” şeklinde konuşan ve sosyal mecraların kullanıcısının sağlıklı olarak kim olduğunun tarif edilmesi ve kayıt altına alınmasının gerektiğini belirten Demir, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Yani sosyal medyada bir arkadaşımız, rahatlıkla bir günde 3 tane, 4 tane mecra açamamalı. Bir tane açmalı, 2 tane açmalı ve onun da bot hesap olmadığı belirlenmeli. Şu anda orada bir yasada sıkıntı var. Bunu çözmediğimiz müddetçe gerek sağlıklı haber almaya gerekse Türk dünyasıyla ilgili çok sağlıklı çalışmalar yürütmekte sıkıntılar meydana gelir diye düşünüyorum. Bu hem mesleki olarak bizim dezenformasyon ve itibarımızı yerle bir etmekte hem de toplumumuza ve mesleğimize çok büyük zarar vermekte.

Rusya, Ukraynalı esirlere daha iyi davrandığı yönünde dezenformasyon yayıyor! Haber

Rusya, Ukraynalı esirlere daha iyi davrandığı yönünde dezenformasyon yayıyor!

Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın savaş esirlerine yönelik muamelesi konusunda propaganda yürüttüğünü ve Ukrayna'nın Rus esirlere kötü davrandığına ilişkin asılsız bir algı oluşturmaya çalıştığını açıkladı. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın Ukraynalı savaş esirlerine yönelik muamelesini aklamaya yönelik dezenformasyon kampanyasını sürdürdüğünü bildirdi. Merkezden yapılan açıklamada, Rusya İnsan Hakları Ombudsmanı Yuliya Lanttratova'nın Ukrayna'da Rus savaş esirlerinin tutulduğu ve Kızılhaç temsilcilerinin alınmadığı iddia edilen yerler bulunduğunu öne sürdüğü belirtildi. Lanttratova ayrıca Rus askerlerinin "resmî" Ukrayna esaretine girmeden önce uzun süre işkence gördüğünü iddia etti. Ancak bu iddialara ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığı vurgulandı. Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bağımsız uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütlerinin Ukrayna'daki Rus savaş esirlerinin durumunu belgelediğini ve haklarına yönelik uygulamaları izlediğini belirtti. BM, RUSYA'DAKİ İŞKENCELERİ BELGELEDİ Merkez, Rus propagandasının gerçeklerin yerine asılsız iddiaları koymaya çalıştığını ifade etti. Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının Rusya'da tutulan Ukraynalı savaş esirlerine yönelik sistematik işkence vakalarını defalarca belgelediği kaydedildi. Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Karargâhı Sekreterya Başkanı Bohdan Ohrimenko ise Rusya'nın Ukrayna'ya, işkence, fiziksel tükenme ve yeterli tıbbi bakım sağlanmaması belirtileri taşıyan 375 Ukraynalı savaş esirinin cesedini teslim ettiğini açıkladı. Merkez, Rus propagandasının bu tür açıklamalarla Rusya'daki Ukraynalı savaş esirlerine yönelik çok sayıda belgelenmiş uluslararası insancıl hukuk ihlalinden dikkatleri uzaklaştırmaya çalıştığını belirtti. Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Karargâhı temsilcisi Oleh Guşçın da daha önce yaptığı açıklamada, tarih boyunca insanlığın geliştirdiği işkence yöntemlerinin Ukraynalı esirlere Rusya'daki esaretleri sırasında uygulandığını ifade etmişti.

Putin 2027’de AB seçimlerini hedef alacak Haber

Putin 2027’de AB seçimlerini hedef alacak

Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Başkanı Andriy Kovalenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2027 yılında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yapılacak seçimlere müdahale etmeyi planladığını gündeme taşıdı. Kovalenko, Kremlin rejiminin, Moskova’nın çıkarlarına uygun siyasetçilerin güç kazanmasını sağlayarak AB’nin Rusya ile ilişkileri ve Ukrayna’ya verdiği destek konusundaki politikasını değiştirmeyi amaçlıdığını vurguladı. Kovalenko, açıklamasında Putin’in Avrupa’daki seçim süreçlerine müdahale ederek Rusya yanlısı veya Moskova’nın çıkarlarına daha yakın siyasetçileri desteklemeyi hedeflediğini belirtti. Ukraynalı yetkiliye göre Kremlin’in nihai amacı, AB ülkelerindeki siyasi dengeleri etkileyerek AB’nin Rusya’ya yönelik yaklaşımını yumuşatmak ve Ukrayna’ya yönelik desteği azaltmak. KREMLİN’İN HEDEFİ AB POLİTİKASINI DEĞİŞTİRMEK Kovalenko, Rusya’nın seçimlere yönelik olası müdahalesinin yalnızca tek tek ülkelerde siyasi sonuçlar elde etmeye yönelik olmayacağını, aynı zamanda AB’nin ortak dış politika çizgisini etkilemeyi amaçlayacağını söyledi. Kremlin’in destekleyeceği siyasetçilerin iktidara gelmesi veya siyasi ağırlık kazanması hâlinde, bu isimlerin Moskova ile ilişkilerin yeniden kurulmasını savunabileceği ve Ukrayna’ya yönelik Avrupa desteğinin sorgulanmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Ukraynalı yetkili, Rusya’nın özellikle Avrupa’daki siyasi tartışmalarda Ukrayna’ya yönelik askerî ve mali yardımın maliyetini öne çıkaran, Rusya ile müzakereleri savunan ve Moskova’ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasını isteyen siyasi aktörleri destekleyebileceği mesajını verdi. “PUTİN SAVAŞI 2026 VEYA 2027’DE BİTİRMEK İSTEMİYOR” Kovalenko ayrıca Putin’in Ukrayna’daki savaşı ne 2026’da ne de 2027’de sona erdirmek istediğini söyledi. Ukrayna makamlarının değerlendirmesine göre Kremlin, savaşın devam etmesini yalnızca askerî hedefleri açısından değil, Avrupa’daki siyasi ortamı değiştirmek açısından da bir araç olarak görüyor. Uzayan savaşın Avrupa ülkelerinde ekonomik ve siyasi baskıyı artırmasının, Ukrayna’ya verilen desteğin kamuoyunda daha fazla tartışılmasına yol açabileceği düşünülüyor. Bu çerçevede Moskova’nın, Avrupa ülkelerinde seçim dönemlerini Ukrayna politikasını etkilemek için önemli bir fırsat olarak değerlendirebileceği belirtiliyor. FRANSA’DAKİ SORUŞTURMA DA GÜNDEMDE Ukrayna’nın açıklaması, Avrupa’da Rusya’nın seçim süreçlerine müdahale ettiği yönündeki tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Fransa’da savcılık, cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik olası Rus müdahalesi iddialarını soruşturuyor. Bu gelişme, Avrupa ülkelerinde Rusya’nın siyasi süreçlere yönelik dezenformasyon, propaganda ve diğer etki operasyonları kullanabileceğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Ukrayna tarafı, Rusya’nın seçim süreçlerini etkilemeye yönelik faaliyetlerinin yalnızca Avrupa ülkeleriyle sınırlı olmadığını ve Moskova’nın farklı ülkelerde siyasi ortamı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığını ifade ediyor. RUSYA’NIN UKRAYNA’DAKİ SEÇİMLERE İLİŞKİN PLANI DA GÜNDEMDE Kovalenko’nun açıklamasında, Rusya’nın Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde yapılması planlanan Rusya Devlet Duması seçimlerine ilişkin faaliyetlerine de dikkat çekildi. Ukrayna makamları, Rusya’nın geçici olarak işgal ettiği Ukrayna topraklarında seçimleri kitlesel biçimde manipüle etmeye hazırlandığını bildiriyor. Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu bölgelerde seçimlere katılım oranının yüzde 65-70’in üzerine çıkarılmasının ve Birleşik Rusya partisinin en az yüzde 70 oranında destek almış gösterilmesinin planlandığını öne sürüyor. Kıyiv yönetimi, bu tür uygulamaların yalnızca seçim sonuçlarını manipüle etmeye değil, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna toprakları üzerindeki kontrolünü siyasi olarak meşrulaştırmaya yönelik olduğunu vurguluyor. AVRUPA SEÇİMLERİ KRİTİK BİR SINAV OLABİLİR 2027 yılında bazı AB ülkelerinde gerçekleştirilecek seçimlerin, Avrupa’nın Rusya ve Ukrayna politikasının geleceği açısından kritik önem taşıması bekleniyor. Ukrayna, Kremlin’in bu seçimlerde Moskova’nın çıkarlarına uygun siyasi güçleri destekleyerek Avrupa’nın Ukrayna’ya yönelik askerî, ekonomik ve siyasi desteğini zayıflatmaya çalışabileceği konusunda uyarıyor.

Rusya, Polonya'daki propaganda faaliyetlerini artırıyor Haber

Rusya, Polonya'daki propaganda faaliyetlerini artırıyor

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Başkanı Andriy Kovalenko, Rusya'nın Polonya'da toplumsal bölünmeleri derinleştirmek ve Polonyalılar ile Ukraynalılar arasındaki gerilimi artırmak amacıyla bilgi operasyonlarını genişlettiğini söyledi. Kovalenko, Rusya'nın bu faaliyetlerde bot çiftlikleri ve sosyal medya platformu TikTok'taki yeni altyapıları kullandığını belirtti. Kremlin'in özellikle Ukrayna ile ilişkiler, tarihsel hassasiyetler ve Polonya'daki siyasi ayrışmalar üzerinden dezenformasyon yaydığı ifade edildi. 2014'TEN BU YANA DEVAM EDİYOR Rusya'nın Polonya toplumunda bölünme yaratmak için Ukrayna konusunu kullandığını belirten Kovalenko, farklı siyasi grupların da birbirine karşı kışkırtılmaya çalışıldığını söyledi. Rusya'nın bu yöntemleri 2014'ten bu yana Polonya'ya yönelik bilgi operasyonlarının önemli bir parçası olarak kullandığını kaydetti. Kovalenko, Rusya'nın ayrıca internette Lehçe yayın yapan "Pravda" benzeri ağlar oluşturduğunu ve yıkıcı içerikleri farklı kanallar üzerinden yaydığını aktardı. Rusya'nın yaydığı dezenformasyon örnekleri arasında, Polonya'nın Ukrayna Silahlı Kuvvetlerini 10 yıl daha finanse etmek zorunda kalacağı yönündeki asılsız iddiaların da bulunduğu belirtildi. Açıklamalar, Polonya'da Ukrayna karşıtı söylemlerin ve iki ülke arasındaki toplumsal gerilimlerin arttığı bir dönemde geldi. Ukrayna'nın Gdansk Başkonsolosluğu da kısa süre önce Bydgoszcz kentinde Ukraince konuştukları gerekçesiyle iki Ukraynalı çocuğun saldırıya uğradığını açıklamıştı.

Fransa'da 2027 seçimleri öncesi Rusya alarmı: Adaylara yönelik dezenformasyon soruşturuluyor Haber

Fransa'da 2027 seçimleri öncesi Rusya alarmı: Adaylara yönelik dezenformasyon soruşturuluyor

Fransa'da 2027'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi öncesinde bazı adayları hedef alan dezenformasyon ve karalama kampanyalarının arkasında Rusya'nın bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı. Paris Savcılığı, seçim sürecine yönelik olası dış müdahale iddialarının incelendiğini açıkladı. Soruşturmanın, son haftalarda merkez sağcı Ufuklar Partisinin cumhurbaşkanı adayı ve eski Başbakan Edouard Philippe ile Rönesans Partisinin adayı Gabriel Attal'ı hedef alan çeşitli dezenformasyon ve karalama kampanyalarına odaklandığı bildirildi. Fransız makamları, söz konusu kampanyaların arkasında Rusya bağlantılı aktörlerin bulunup bulunmadığını ve faaliyetlerin 2027 cumhurbaşkanı seçimini etkilemeye yönelik organize bir girişimin parçası olup olmadığını araştırıyor. PHİLİPPE VE ATTAL HEDEF ALINDI Soruşturmanın merkezinde, Fransa'nın iki önemli siyasi ismini hedef alan çevrim içi dezenformasyon faaliyetleri bulunuyor. Eski Başbakan Edouard Philippe ve eski Başbakan Gabriel Attal, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un siyasi çizgisine yakın isimler arasında yer alıyor ve 2027 seçimlerinde Macron sonrası dönemin öne çıkan adayları olarak değerlendiriliyor. Fransız makamları, söz konusu kampanyaların adayların kamuoyu nezdindeki itibarını zedelemeye, siyasi konumlarını tartışmalı hâle getirmeye ve seçmenlerin tercihlerini etkilemeye yönelik olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Soruşturmanın Rusya bağlantısına ilişkin nihai bir sonuca ise henüz ulaşılmış değil. Paris Savcılığı'nın incelemesi kapsamında dezenformasyon içeriklerinin kaynağı, yayılma biçimi ve arkasındaki olası aktörlerin tespit edilmesi amaçlanıyor. ATTAL RUSYA'YI İŞARET ETTİ Gabriel Attal, ağustos ayının başında yaptığı açıklamada Rusya'nın Fransa'daki seçim sürecine müdahale etmeye çalıştığını söyledi. Attal, Moskova'nın özellikle sosyal medya ve çevrim içi propaganda araçları üzerinden Fransa'daki siyasi tartışmaları etkilemeye çalıştığını bildirmişti. Attal ayrıca Rusya'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin adayı Marine Le Pen'i desteklediğini söylemişti. Bu açıklamalar, Fransa'da yaklaşan cumhurbaşkanı seçimi öncesinde yabancı ülkelerin siyasi süreçlere yönelik olası müdahalesi tartışmasını yeniden gündeme getirmişti. Paris yönetimi daha önce de Rusya bağlantılı aktörlerin sosyal medya üzerinden dezenformasyon yaydığı ve Fransız kamuoyunu etkilemeye yönelik operasyonlar yürüttüğü yönünde açıklamalarda bulunmuştu. MACRON YENİDEN ADAY OLAMAYACAK Fransa'da 2027 cumhurbaşkanı seçimi, Emmanuel Macron'un görev süresinin sona ermesi nedeniyle siyasi açıdan kritik bir dönüm noktası olacak. İki dönem üst üste cumhurbaşkanlığı yapan Macron, anayasal sınırlamalar nedeniyle üçüncü kez aday olamayacak. Bu nedenle seçim, Macron sonrası dönemde Fransa'nın siyasi yöneliminin belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Merkez sağ, aşırı sağ ve sol partiler arasında yaşanması beklenen rekabetin yanı sıra yabancı müdahale söylemleri de seçim kampanyasının önemli başlıklarından biri hâline geliyor. İSRAİL'İN SEÇİMLERE MÜDAHALESİ DE GÜNDEME GELMİŞTİ Öte yandan Fransa'da seçimlere yönelik dış müdahale tartışmaları yalnızca Rusya'yla sınırlı değil. Yakın zamanda İsrail merkezli olduğu belirtilen BlackCore adlı şirketin de Fransız siyasetindeki bazı aktörlere yönelik dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğü gündeme gelmişti. Basına yansıyan iddialara göre BlackCore, Filistin'e yönelik desteği seçim kampanyasının temel unsurlarından biri hâline getiren Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinden belediye başkan adaylarını hedef alan içeriklerin yayılmasında rol oynadı. Söz konusu faaliyetlerde, adayların kamuoyu nezdindeki itibarını zedelemeye ve seçimlerdeki performanslarını olumsuz etkilemeye yönelik dezenformasyon içerikleri kullanıldı. Fransa hükûmeti de mart ayında düzenlenen yerel seçimlere müdahale edildiği şüphesi üzerine BlackCore hakkında yasal süreç başlatmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.