SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dışişleri Bakanlığı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Dışişleri Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dışişleri Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından 1944 Sürgünü açıklaması: Kırım Tatarlarına desteğimiz sürecek Haber

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından 1944 Sürgünü açıklaması: Kırım Tatarlarına desteğimiz sürecek

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı ile Çerkes Sürgünü’nün yıl dönümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Kırım Tatarlarının, 82 yıl önce bugün ana vatanları Kırım’dan çıkartılarak sürgüne gönderildiğinin vurgulandığı açıklamada, “1944 sürgününde yüz binlerce Kırım Tatarı çeşitli ülkelerdeki çalışma kamplarına sürülmüş, birçoğu maruz kaldıkları koşullar sonucunda hayatını kaybetmiştir. Soydaşlarımız, uzun yıllar boyunca ana vatanları olan Kırım yarımadasına dönememiştir.” ifadelerine yer verildi. Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle birlikte acıların arttığına değinilerek şu ifadeler kaydedildi: Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının acıları, Yarımada’nın yasa dışı biçimde ilhakıyla daha da ağırlaşmıştır. Türkiye, Kırım Tatarlarının millî kimlik, dil ve kültürlerinin korunması ile güvenlik ve refahlarının sağlanmasına yönelik desteğini sürdürecektir. Çerkes Sürgünü’ne ilişkin değerlendirmenin de yapıldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: Çerkes Sürgünü ise 162 yıl önce 21 Mayıs'ta Kafkas halklarını çok ağır şartlar altında ana vatanlarını terk etmeye zorlayan, Kafkasya’ya büyük kayıplar ve derin acılar yaşatan büyük bir insani trajedi olarak hafızalardaki yerini korumaktadır. Kırım Tatarlarının ve Kafkasya’nın kardeş halklarının acılarını paylaşıyor, hayatını kaybedenleri saygı ve rahmetle anıyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

ABD'den Ukrayna'ya kritik "akıllı bomba" desteği Haber

ABD'den Ukrayna'ya kritik "akıllı bomba" desteği

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'nın hava savunma ve saldırı kapasitesini önemli ölçüde artıracak olan JDAM-ER (Genişletilmiş Menzilli Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı) kitlerinin satışına yeşil ışık yaktı. Boeing ana yükleniciliğinde gerçekleştirilecek sevkiyat, Ukrayna’nın havadan hassas vuruş kabiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından, 5 Mayıs 2026 tarihinde onaylanan satış paketi, yaklaşık 373,6 milyon dolar değerinde savunma ekipmanını kapsıyor. Bu hamle, ABD'nin Ukrayna'nın öz savunma kapasitesini ve bölgesel güvenlik istikrarını destekleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. PAKETİN İÇERİĞİNDE NE VAR? Onaylanan stratejik askeri paket çerçevesinde Ukrayna’ya; JDAM mühimmatları için bin 200 adet KMU-572 kuyruk kiti, farklı bomba tiplerine uyumlu hassas vuruş ekipmanı olan 332 adet KMU-556 kuyruk kiti ayrıca gelişmiş fünye sistemleri, operasyonel yazılımlar, yedek parçalar ve kapsamlı teknik destek gibi destek ekipmanı teslim edilecek. ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, bu satışın Avrupa'daki siyasi istikrar ve ekonomik ilerlemenin güvencesi olan bir ortağın güvenliğini artıracağını belirtti. Açıklamada, "Bu anlaşma, Ukrayna'nın kendini savunma ve bölgesel güvenlik görevlerini yerine getirme kabiliyetini güçlendirecektir." ifadelerine yer verildi. JDAM-ER NEDİR BE NEDEN ÖNEMLİ? JDAM (Genişletilmiş Menzilli Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı), Boeing tarafından geliştirilen ve "aptal" olarak tabir edilen standart 230-960 kg ağırlığındaki serbest düşümlü bombaları, GPS ve atalet navigasyon sistemleri (INS) sayesinde yüksek hassasiyetli "akıllı" bombalara dönüştüren bir kit. Pakette yer alan "ER" (Extended Range - Uzatılmış Menzil) versiyonu, bombaya eklenen kanatlar sayesinde mühimmatın süzülme mesafesini 75 kilometrenin üzerine çıkarıyor.

ABD’nin Kıyiv Maslahatgüzârı Julie Davis görevinden ayrılıyor Haber

ABD’nin Kıyiv Maslahatgüzârı Julie Davis görevinden ayrılıyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Kıyiv Maslahatgüzârı Julie Davis’in görevinden ayrılarak yaklaşık 30 yıllık diplomasi kariyerini noktalayacağını açıkladı. Davis’in, Haziran 2026’da Kıyiv’den ayrılması bekleniyor. Financial Times (FT) tarafından yayımlanan haberde, Davis’in kararının ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle Ukrayna politikası konusunda yaşanan görüş ayrılıklarıyla bağlantılı olabileceği öne sürüldü. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, bu iddiaları reddederek Davis’in görevden ayrılmasının politika farklılıklarıyla ilgisi olmadığını belirtti. Bakanlık açıklamasında, Davis’in Trump yönetiminin Rusya ile Ukrayna arasında kalıcı barış sağlama çabalarının güçlü bir destekçisi olduğu vurgulanarak, görev süresinin sonuna kadar yönetimin politikalarını uygulamaya devam edeceği ifade edildi. Davis’in ayrılığı, kendisinden önceki Büyükelçi Bridget Brink’in Nisan 2025’te istifa etmesinin ardından gerçekleşiyor. Brink, görevinden ayrılırken Trump yönetiminin Ukrayna’ya baskı uyguladığını ve bu politikaların tehlikeli olduğunu söylemişti. YAKLAŞIK BİR YILDIR GÖREV YAPIYORDU Davis, 5 Mayıs 2025’te Kıyiv’e gelerek Brink’in istifasının ardından geçici olarak görevi devralmıştı. Ancak yerine kimin atanacağı ve kalıcı büyükelçi adayının ne zaman belirleneceği henüz netlik kazanmadı. Yaklaşık bir yıldır ABD’nin Kıyiv Büyükelçiliğinde Maslahatgüzârı olarak görev yapan Davis’in ayrılığı, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda barış görüşmelerinin tıkandığı ve Rusya’nın olası bir yaz taarruzuna hazırlandığı kritik bir döneme denk geliyor.

Letonya’dan Rusya’ya yeni yaptırım: Lavrov’un kızı ve üç isim “istenmeyen kişi” ilan edildi Haber

Letonya’dan Rusya’ya yeni yaptırım: Lavrov’un kızı ve üç isim “istenmeyen kişi” ilan edildi

Letonya, Rusya ile bağlantılı üç kişiyi daha “istenmeyen kişi” (persona non grata) listesine ekleyerek ülkeye girişlerini süresiz olarak yasakladı. Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze, 27 Nisan’da yaptığı açıklamada eski Rusya Kültür Bakanı Mikhail Shvydkoy, Anastasia Karneeva ve Ekaterina Vinokurova hakkında bu kararın alındığını duyurdu. Kararın, Letonya Göç Yasası’nın ilgili maddesi uyarınca uygulandığı belirtildi. Letonya Dışişleri Bakanlığı, söz konusu kişilerin Rusya’nın Venedik Bienali’ndeki temsil faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu açıkladı. Buna göre Shvydkoy’un Rusya’nın bienale katılımı için önemli lobi faaliyetleri yürüttüğü, Karneeva’nın Rus sergi alanının organizasyonunda kilit rol üstlendiği, Vinokurova’nın ise bu alanı işleten şirketin kurucu ortaklarından biri olduğu ifade edildi. ÜST DÜZEY RUS DİPLOMATLARLA BAĞLANTILAR Açıklamada ayrıca, Mikail Şvıdkoy’un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in uluslararası kültürel iş birliği özel temsilcisi olarak görev yaptığına dikkat çekildi. Anastasiya Karneeva’nın, Rostec yöneticisi ve eski FSB generali Nikolay Volobuyev’in kızı olduğu, Ekaterina Vinokurova’nın ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un kızı olduğu bilgisi paylaşıldı. Vinokurova’nın aynı zamanda sanat piyasasında faaliyet gösterdiği ve uluslararası müzayede evi Christie’s’in Rusya ayağıyla bağlantılı olduğu da belirtildi. Letonya makamları, söz konusu kararın ülkenin ulusal güvenliği, dış politika öncelikleri ve Rusya’nın uluslararası platformlardaki faaliyetlerine karşı alınan tutum çerçevesinde değerlendirildiğini vurguladı.

Dışişleri Bakanlığından bazı ülkelerin 1915 olayları beyanlarına tepki! Haber

Dışişleri Bakanlığından bazı ülkelerin 1915 olayları beyanlarına tepki!

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bazı ülkelerin yetkililerince 1915 olaylarına ilişkin yapılan açıklamalara tepki gösterdi. Bakanlık tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, söz konusu beyanların tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı ve siyasi saiklerle gündeme getirildiği vurgulandı. Açıklamada, Güney Kafkasya’da son dönemde oluşan barış ve uzlaşı ortamının, bölgede istikrar ve iş birliğini hedefleyen yaklaşımların güçlendiğini gösterdiği belirtilerek, geçmiş üzerinden husumet üretmeye çalışan girişimlerin bu sürece zarar verdiği ifade edildi. "1915 OLAYLARI SİYASİ İSTİSMAR KONUSU YAPILMAMALIDIR" Bakanlık, 1915 olaylarına ilişkin tartışmaların siyasi istismar konusu yapılmaması gerektiğine dikkat çekerek, bazı üçüncü ülke siyasetçilerinin meseleyi dar siyasi hesaplarla gündeme getirdiğini ve bu tutumun yapıcı diyalog ortamını zedelediğini kaydetti. Türkiye’nin, söz konusu olayların adil ve bilimsel bir zeminde incelenmesi amacıyla arşivlerini açtığı ve Ortak Tarih Komisyonu kurulmasını önerdiği hatırlatılan açıklamada, bu teklifin geçerliliğini koruduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, tüm taraflara yapıcı bir yaklaşım benimseme ve ortak, adil bir tarih anlayışına ulaşma yönünde çaba gösterme çağrısı yapıldı. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARŞİVLERİNİ AÇMIŞTIR" Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış ve uzlaşı iklimi, bölgenin bir iş birliği ve istikrar havzası hâline gelmesini isteyenlerin, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır. 1915 olaylarına ilişkin tartışmada, tarafların, meselenin siyasi istismar konusu hâline getirilmemesi gerektiği yönündeki tavrı nettir. Buna karşılık, bazı üçüncü ülke siyasetçilerinin, meseleyi dar siyasi hesapları için kullanmaya çalıştıkları veya kendi sorumluluklarının üstünü örtmeye çabaladıkları da görülmektedir. Yüzyıllar boyunca birlikte yaşama kültürünün en güçlü örneklerini barındıran ülkemiz, 1915 olaylarının hakkaniyetli ve bilimsel bir zeminde incelenmesi amacıyla arşivlerini açmış ve bir Ortak Tarih Komisyonu kurulmasını önermiştir. Bu önerimiz geçerliliğini korumaktadır. Niyeti yapıcı olan üçüncü tarafları, ortak ve adil bir hafızaya ulaşmaya yönelik çabaları ve son dönemde gelişen yapıcı diyalog ortamını desteklemeye davet ediyoruz."

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi" Haber

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kerkük’te Türkmen bir valinin göreve başlamasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nun Kerkük Valisi olarak göreve başlamasının memnuniyetle karşılandığı bildirildi. Bakanlık, Kerkük Vilayet Meclisinin 16 Nisan 2026 tarihli oturumunda vali seçilen Ağaoğlu’nun, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'den mazbatasını alarak 20 Nisan itibarıyla resmen görevine başladığını hatırlattı. Açıklamada, çok kültürlü yapıya sahip Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesinin; kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzur açısından “son derece önemli ve tarihî bir gelişme” olduğu vurgulandı. Bu adımın aynı zamanda Irak ve Kerkük’ün asli unsurlarından olan Türkmenler için “gecikmiş bir hakkın teslimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. Kerkük’te üst düzey idari görevlerin, farklı bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşılmasının sadece Türkmenler için değil, tüm Kerkük halkı için adil bir kazanım olduğuna dikkat çekildi. Türkiye, söz konusu gelişmenin Irak ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkı sağlamasını temenni etti. KERKÜK'TE TÜRKMEN VALİ DÖNEMİ: 102 YILLIK HASRET BİTTİ! Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

Türk Akademisi Başkanı Mustafayev: Kırım Tatarları Türkoloji Kurultayı’nda öncü rol oynadı Haber

Türk Akademisi Başkanı Mustafayev: Kırım Tatarları Türkoloji Kurultayı’nda öncü rol oynadı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu sona erdi. "Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kurultayından Türk Entegrasyonuna" konulu panelde konuşan Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev, panel sonrasında Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. Mustafayev, Bakü Türkoloji Kurultayı’nın düzenlenmesinde Kırım Tatarlarının önemli rol üstlendiğini belirtti. Mustafayev, özellikle Kırım Tatar Türkolog Bekir Sıtkı Çobanzade’nin kurultayın bilimsel programının hazırlanmasında kilit bir isim olduğunu vurguladı. Çobanzade’nin dönemin en önemli Türkolog ve dil bilimcilerinden biri olduğunu ifade eden Mustafayev, tüm Türk lehçelerine hâkim bir bilim insanı olarak özel davetle Bakü’ye çağrıldığını söyledi. "KIRIM TATAR BİLİM İNSANLARI ÖNCÜ ROL OYNADI" Kurultayın fikir dünyasının ise Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışından ilham aldığını belirten Mustafayev, Kırım Tatar bilim insanlarının Türkoloji alanında öncü konumda olduğunu dile getirdi. Mustafayev ayrıca, 1930’lu yıllarda birçok Türk bilim insanı gibi Çobanzade’nin de şehit edildiğini hatırlattı.

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız Haber

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Formu değerlendirdikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, ADF2026 kapanışında yaptığı açıklamada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın artık sona ermesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin barış çabalarını sürdürdüğünü ve tarafları yeniden İstanbul’da bir araya getirmeye hazır olduklarını söyledi. İran ile ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettiklerini ifade eden Fidan, aynı şekilde Rusya ile Ukrayna arasındaki temasları da izlediklerini ve gerektiğinde sürece dâhil olduklarını söyledi. Savaşın beşinci yılına girdiğine dikkat çeken Fidan, “Artık beşinci yılına giren bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Çok ciddi maliyetler üretti ve savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksanması hem Ukrayna hem de Rusya için sağlıklı bir durum değil. Bu nedenle barış çabalarını artırarak sürdürmemiz gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin daha önce tarafları İstanbul’da üç kez bir araya getirdiğini hatırlatan Fidan, görüşmelerin yeniden başlaması için hem teknik hem liderler düzeyinde ev sahipliğine hazır olduklarını vurguladı. FİDAN’DAN KÜRESEL ODAĞIN UKRAYNA’DAN ŞAŞMAMASI GEREKTİĞİNE VURGU Öte yandan Fidan, uluslararası gündemde yaşanan gelişmelerin Ukrayna’daki barış sürecine olan ilgiyi azalttığına dikkat çekti. Özellikle İran ile ABD arasındaki müzakerelerin öne çıkmasının, Ukrayna ve Gazze konularında küresel odağın dağılmasına yol açtığını belirtti. Bu durumun barış süreçlerinde aksamalara neden olabileceğini ifade eden Fidan şu ifadeleri kullandı: Ancak bizim gördüğümüz şu: İran-ABD müzakereleri devam ederken, uluslararası gündemin öncelikleri değişebiliyor. Bu durum, Ukrayna’daki barış müzakereleri ile Gazze’de yürütülen barış planına olan küresel ilginin azalmasına yol açıyor. Bu gelişmeleri stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bu nedenle taraflara sürekli olarak dikkatlerin dağılmaması gerektiğini hatırlatıyoruz. Hem Ukrayna’daki savaş hem de Gazze meselesi son derece önemli. Uluslararası toplumun bu iki konuya da aynı anda odaklanabilecek kapasitesi var ve bu odağın korunması gerekiyor. “YETER Kİ BARIŞ GELSİN” Bununla birlikte Fidan, Türkiye’nin liderler düzeyinde bir zirveye ev sahipliği yapmaya her daim hazır olduğunu vurgu yaparak, “Hem de teknik düzeyde yapılacak görüşmeleri yürütmede biz hazırız. Bunda hiçbir sıkıntımız yok. Daha önce nasıl yaptıysak, bundan sonra da onu yapmaya hazırız. Başka yerde yapılan bütün görüşmelere de destek vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin. Yani iyilik sadece bizim elimizle gelmek zorunda değil. Başkasının eline de gelse, iyilik iyiliktir ve saygıya değerdir. Her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin.” cümlelerini sarf etti. Buunla birlikte Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi.

Camala: İftarlar dayanışma ve hoşgörünün simgesi Haber

Camala: İftarlar dayanışma ve hoşgörünün simgesi

2016 yılında düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması'nın birincisi, Kırım Tatar kökenli Ukraynalı sanatçı Camala, Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) iş birliğiyle 6 Mart 2026 tarihinde düzenlenen iftar programında, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda Ramazan ayında gerçekleştirilen iftarların toplumsal ve uluslararası önemine dikkat çekti. BİRLİK VE DAYANIŞMA MESAJI Camala, ülkede yüksek düzeyde gerçekleştirilen iftarların Ukrayna’nın farklı kültürleri, gelenekleri ve dinleri dikkate alan hoşgörülü yapısını ortaya koyduğunu belirterek, bu buluşmaların aynı zamanda dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Sanatçı, “Rus propagandası bizi olumsuz göstermeye çalışıyor, ama biz bir araya geldiğimizde, farklı ülkelerden diplomatlar ve Müslümanlar birlikte buluştuğunda ortaya çıkan tablo gerçekten etkileyici. Özellikle her taraftan füzelerin uçtuğu böyle zamanlarda birlik ve demokratik değerleri koruduğumuzu göstermemiz çok önemli.” dedi. RAMAZAN'IN ÖNEMİ VE ÇOCUKLUK HATIRALARI Camala, iftarların sadece yemek ya da bütün gün aç kalmakla ilgili olmadığını, insanların bir araya gelmesini sağlayan özel bir zaman olduğunu vurguladı. “Yıl boyunca belki de görüşme fırsatı bulamayacağınız insanlarla bir araya gelmek, Ramazan’ın en değerli anlarından biri.” diyen sanatçı, çocukluk yıllarındaki Kırım’daki Ramazan hatıralarını da paylaştı. Sanatçı, Kırım’da akrabalarının bir araya geldiğini, yıl boyunca maddi olarak belki de karşılayamayacakları birçok yemeği birlikte yediklerini belirterek, “Ramazan’da akşamları et yiyebilmek bizim için çok özel bir andı. Ailem çok zengin değildi, bu yüzden bu anlar Ramazan’a özgü bir değer taşıyordu.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.