SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dışişleri Bakanlığı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Dışişleri Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dışişleri Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gökbayrak Ukrayna Dışişleri Bakanlığında dalgalandı: “Bugün Kırım Tatar bayrakları tüm dünyadaki diplomatik misyonlarımızda göndere çekilecek” Haber

Gökbayrak Ukrayna Dışişleri Bakanlığında dalgalandı: “Bugün Kırım Tatar bayrakları tüm dünyadaki diplomatik misyonlarımızda göndere çekilecek”

Kırım Tatar Millî Kurultayının 2010 yılında aldığı karar neticesinde her 26 Haziran'da, Kırım Tatar Millî Bayrak Günü kutlanıyor. Kırım Tatar kimliğinin, adaletinin ve özgürlüğünün sembolü olan Tarak Tamgalı Gökbayrak günümüzde Rus işgaline karşı mücadelenin sembolü olarak da kabul ediliyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığında bugün Kırım Tatar Millî Bayrak Günü kapsamında Kırım Tatar bayrağını göndere çekme töreni gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığında düzenlenen törene; Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Kırım Tatar bayrağını Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov katıldı. Törende konuşan Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, ilk kez 2016 yılında Ukrayna Dışişleri Bakanlığında başlatılan bu geleneğin artık küresel bir boyuta ulaştığını belirterek, "Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olduğum dönemde, 2016 yılında bu geleneği yurt dışında da geliştirmek için adımlar atmıştım. Bugün ise Kırım Tatar bayrakları tüm dünyadaki diplomatik misyonlarımızda göndere çekilecek. Kırım Tatar bayrağı; hafızayı, onuru ve eğilmezliği temsil eden bir simgedir. Bugün ise işgale karşı direnişin, adalet mücadelesinin ve eve dönüşe olan inancın sembolü haline geldi. Kırım Tatar halkı bir kez daha işgalci yönetimin baskıcı politikalarının hedefi oldu ancak Rusya en önemli şeyi başaramadı; insanların iradesini kıramadı." ifadelerini kullandı. “LOJİSTİK HATLARIN ÇÖKMESİ KIRIM’IN KURTULUŞUNU YAKINLAŞTIRIYOR” Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu konuşmasında, cephede işgale karşı çarpışan ve Kırım'ın özgürlüğü için canını ortaya koyan tüm Ukrayna askerlerini selamlayarak onlara sağ salim dönmeleri için duacı olduklarını belirtti. Gökbayrak’ın artık askeri karargahlarda da yerini aldığını belirten Kırımoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: Son yıllarda bu bayrağı, işgal altındaki topraklarımızı kurtarmak için savaşan Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine bağlı birçok taburun karargahında görmek mümkün. Ukrayna ordusu için toplanan birçok hayırseverlik açık artırmasının da bir parçası haline geldi. Kırım'daki askeri noktalara yönelik gerçekleştirilen başarılı vuruşlar ve lojistik yolların çoğunun imha edilmesi, dolayısıyla Rusya'nın Kırım'a sevkiyat yapmasının imkansız hale gelmesi, Kırım'ın işgalciden tamamen temizleneceği o günü şüphesiz çok daha yakınlaştırmaktadır." “İKİNCİ KURULTAY’IN 35. YILINDA SOYDAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ” KTMM Başkanı Refat Çubarov ise konuşmasında, bu anlamlı günün tarihi arka planına değinerek tam 35 yıl önce Akmescit'te (Simferopol) toplanan İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayını hatırlattı. Sovyet rejiminin baskıları nedeniyle verilen 74 yıllık aranın ardından toplanan bu kurultayın bir "yeniden doğuş" olduğunu belirten Çubarov, "Bu kurultayın en önemli kararlarından biri, Kırım Tatar halkının millî marşı ve millî bayrağına ilişkin kararnamenin kabul edilmesiydi. Bugün, geçici işgal altındaki Kırım'da yaşayan ve Ukrayna devletine sadık kalan soydaşlarımıza, etnik Ukraynalılara ve tüm vatandaşlarımıza destek sözlerimizi iletiyoruz. Rus hapishanelerinin insanlık dışı koşullarında boyun eğmeyen Kırımlı siyasi tutsaklarının fedakarlığına şükranlarımızı sunuyoruz." dedi. “RUSYA KİMLİĞİMİZİ YOK ETMEK İSTİYOR AMA İNANCIMIZ ORTAK” Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Daimi Temsilcisi Olha Kurışko ise iki halkın Kırım'ın geleceği etrafındaki kenetlenmesine vurgu yaparak, "Rusya Federasyonu, hem Kırım Tatar kimliğini hem de Ukrayna halkının kimliğini yok etmek istiyor. Ancak burada ortak inancımızdan bahsetmek çok önemli. Bugün bu bayrak, Kırım Yarımadası’nın işgalden kurtarılması yönündeki ortak duruşumuzun ve ortak eylemlerimizin şahididir." şeklinde konuştu. Kurışko, işgalden kurtarılan Kırım’ın tüm şehirlerinde Gökbayrak’ın gururla dalgalanacağını sözlerine ekledi. Konuşmaların tamamlanmasının ardından konuklar, Bakanlık binasının yanında açılan Birlik Kırım Tatar Lisesi öğrencilerinin çalışmalarından oluşan sergiyi gezdi. Gençlerin bu etkinliğe katılımı, nesiller arası sürekliliğin ve Kırım Tatar topluluğunun kendi dili, kültürü ve millî sembolleriyle olan canlı bağının en somut göstergesi oldu.

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Konseyindeki IV. Rum kararı sürecine tepki Haber

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Konseyindeki IV. Rum kararı sürecine tepki

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nin İnsan Hakları Konulu 1563. Toplantısı'nda ele alınan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2001 tarihli IV. Rum kararının "yerlerinden edilmiş kişilerin mülkiyet hakları" başlığına ilişkin yaşanan gelişmelere tepki gösterdi. Keçeli, yaptığı açıklamada, 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg'da düzenlenen toplantıda söz konusu başlığın yeniden görüşüldüğünü belirterek, Avrupa Konseyi Sekretaryasının 2022 yılından bu yana icra denetiminin sonlandırılmasını tavsiye etmesine rağmen başlığın bu kez de kapatılamadığını ifade etti. Açıklamada, toplantıda ayrıca yalnızca AİHM kararlarının yorum farklılıkları nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı istisnai durumlarda başvurulması öngörülen bir prosedür kapsamında, Avrupa Konseyi Sekretaryasının AİHM'in 2014 tarihli tazminat kararındaki mülkiyetle ilgili ifadelerin yorumlanmasına yönelik taslak bir çalışma hazırlamakla görevlendirildiği kaydedildi. Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesinin tarihinde benzeri görülmemiş olarak nitelendirdiği bu gelişmelerin, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemini siyasi amaçları doğrultusunda kullanma çabalarının sonucu olduğu bildirdi. Açıklamada, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin etkin işleyişini engellediği ve Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik samimiyetsiz tutumunu bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin siyasi saiklerle aşındırılmasından derin endişe duyduğu belirtilen açıklamada, konunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile istişare içinde yakından takip edilmeye devam edileceği vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığından Karadeniz mesajı: Tırmanmadan kaçınılmalı Haber

Dışişleri Bakanlığından Karadeniz mesajı: Tırmanmadan kaçınılmalı

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'nın Odesa Limanı'ndan Türkiye'ye kuru yük taşıyan Türk sahipli bir geminin silahlı insansız hava aracı saldırısına (SİHA) uğradığını açıkladı. Saldırıda gemide görev yapan iki Türk vatandaşının hafif yaralandığı bildirildi. Bakanlıktan 29 Mayıs 2026 tarihinde yapılan açıklamada, Vanuatu bayrağı taşıyan Türk sahipli kuru yük gemisinin 28 Mayıs gecesi Karadeniz'de saldırıya maruz kaldığı belirtildi. Yaralanan Türk vatandaşlarının durumlarının Türkiye Cumhuriyeti Odesa Başkonsolosluğu tarafından yakından takip edildiği kaydedildi. Açıklamada, son dönemde Karadeniz'de yaşanan savaş bağlantılı gerilimin bölge açısından ciddi risk ve tehditler oluşturduğuna dikkat çekildi. Türkiye'nin, söz konusu gelişmelerin ülkeye yönelik olası etkilerine ilişkin endişelerini ve uyarılarını ilgili tüm taraflara her düzeyde ilettiği ifade edildi. Dışişleri Bakanlığı, savaşın kontrolsüz şekilde tırmanmasına yol açabilecek adımlardan kaçınılması yönündeki çağrısını yineleyerek, Karadeniz'de sivil gemilerin seyrüsefer güvenliğinin korunmasının önemine vurgu yaptı. "SAVAŞ MÜZAKERELER İLE SONUÇLANMALI" Açıklamada ayrıca, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın müzakereler yoluyla sona erdirilmesi gerektiği belirtilirken, gerilimin önlenmesi ve barış sürecinin hızlandırılması amacıyla bölgesel aidiyet temelinde ve sonuç odaklı girişimlerin geliştirilmesine Türkiye'nin hazır olduğu ifade edildi. RUSYA KARADENİZ’DE TÜRK GEMİSİNİ VURDU: İKİ YARALI Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Rus ordusunun Karadeniz'de seyir halinde olan bir Türk ticari yük gemisini silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) kasıtlı olarak hedef aldığını açıkladı. Saldırı neticesinde gemide yangın çıkarken, mürettebattan iki kişinin yaralandığı bildirilmişti. Ukrayna Deniz Kuvvetlerinin resmi sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre olay 28 Mayıs’ı 29 Mayısa’a bağlayan gece saatlerinde meydana geldi. Odesa bölgesindeki limanların birinden yükünü aldıktan sonra Türkiye'ye doğru hareket eden, Vanuatu bayraklı ancak mülkiyeti ve işletmesi bir Türk firmasına ait olan "ANT" isimli kuru yük gemisi, Rus ordusuna ait kamikaze SİHA'ların hedefi oldu. İsabet alan geminde patlamayla birlikte şiddetli bir yangın çıktı. Saldırının hemen ardından Ukrayna Deniz Arama Kurtarma Servisi ile Ukrayna Deniz Kuvvetleri birlikleri koordineli bir kurtarma operasyonu başlattı. Askerî ve sivil kurtarma ekiplerinin profesyonel müdahalesi sayesinde gemideki yangın kısa sürede kontrol altına alındı. Saldırı esnasında yaralanan iki mürettebat, Ukrayna Deniz Kuvvetlerine ait hücumbotlarla süratle gemiden tahliye edilerek en yakın hastaneye nakledildi ve tedavi altına alındı. “RUSYA ULUSLARARASI DENİZ TİCARETİNİ KASITLI OLARAK HEDEF ALIYOR” Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Rusya Federasyonu'nun bu saldırıyla küresel lojistik ağları ve sivil gıda arzını doğrudan baltalamayı amaçladığını vurguladı. Yapılan açıklamada, "Rusya, sivil altyapıyı ve ticari gemileri hedef alarak uluslararası deniz taşımacılığı ve seyrüsefer güvenliğine yönelik kasıtlı olarak tehdit oluşturmaya devam etmektedir." ifadelerine yer verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından 1944 Sürgünü açıklaması: Kırım Tatarlarına desteğimiz sürecek Haber

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından 1944 Sürgünü açıklaması: Kırım Tatarlarına desteğimiz sürecek

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı ile Çerkes Sürgünü’nün yıl dönümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Kırım Tatarlarının, 82 yıl önce bugün ana vatanları Kırım’dan çıkartılarak sürgüne gönderildiğinin vurgulandığı açıklamada, “1944 sürgününde yüz binlerce Kırım Tatarı çeşitli ülkelerdeki çalışma kamplarına sürülmüş, birçoğu maruz kaldıkları koşullar sonucunda hayatını kaybetmiştir. Soydaşlarımız, uzun yıllar boyunca ana vatanları olan Kırım yarımadasına dönememiştir.” ifadelerine yer verildi. Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle birlikte acıların arttığına değinilerek şu ifadeler kaydedildi: Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının acıları, Yarımada’nın yasa dışı biçimde ilhakıyla daha da ağırlaşmıştır. Türkiye, Kırım Tatarlarının millî kimlik, dil ve kültürlerinin korunması ile güvenlik ve refahlarının sağlanmasına yönelik desteğini sürdürecektir. Çerkes Sürgünü’ne ilişkin değerlendirmenin de yapıldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: Çerkes Sürgünü ise 162 yıl önce 21 Mayıs'ta Kafkas halklarını çok ağır şartlar altında ana vatanlarını terk etmeye zorlayan, Kafkasya’ya büyük kayıplar ve derin acılar yaşatan büyük bir insani trajedi olarak hafızalardaki yerini korumaktadır. Kırım Tatarlarının ve Kafkasya’nın kardeş halklarının acılarını paylaşıyor, hayatını kaybedenleri saygı ve rahmetle anıyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

ABD'den Ukrayna'ya kritik "akıllı bomba" desteği Haber

ABD'den Ukrayna'ya kritik "akıllı bomba" desteği

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'nın hava savunma ve saldırı kapasitesini önemli ölçüde artıracak olan JDAM-ER (Genişletilmiş Menzilli Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı) kitlerinin satışına yeşil ışık yaktı. Boeing ana yükleniciliğinde gerçekleştirilecek sevkiyat, Ukrayna’nın havadan hassas vuruş kabiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından, 5 Mayıs 2026 tarihinde onaylanan satış paketi, yaklaşık 373,6 milyon dolar değerinde savunma ekipmanını kapsıyor. Bu hamle, ABD'nin Ukrayna'nın öz savunma kapasitesini ve bölgesel güvenlik istikrarını destekleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. PAKETİN İÇERİĞİNDE NE VAR? Onaylanan stratejik askeri paket çerçevesinde Ukrayna’ya; JDAM mühimmatları için bin 200 adet KMU-572 kuyruk kiti, farklı bomba tiplerine uyumlu hassas vuruş ekipmanı olan 332 adet KMU-556 kuyruk kiti ayrıca gelişmiş fünye sistemleri, operasyonel yazılımlar, yedek parçalar ve kapsamlı teknik destek gibi destek ekipmanı teslim edilecek. ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, bu satışın Avrupa'daki siyasi istikrar ve ekonomik ilerlemenin güvencesi olan bir ortağın güvenliğini artıracağını belirtti. Açıklamada, "Bu anlaşma, Ukrayna'nın kendini savunma ve bölgesel güvenlik görevlerini yerine getirme kabiliyetini güçlendirecektir." ifadelerine yer verildi. JDAM-ER NEDİR BE NEDEN ÖNEMLİ? JDAM (Genişletilmiş Menzilli Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı), Boeing tarafından geliştirilen ve "aptal" olarak tabir edilen standart 230-960 kg ağırlığındaki serbest düşümlü bombaları, GPS ve atalet navigasyon sistemleri (INS) sayesinde yüksek hassasiyetli "akıllı" bombalara dönüştüren bir kit. Pakette yer alan "ER" (Extended Range - Uzatılmış Menzil) versiyonu, bombaya eklenen kanatlar sayesinde mühimmatın süzülme mesafesini 75 kilometrenin üzerine çıkarıyor.

ABD’nin Kıyiv Maslahatgüzârı Julie Davis görevinden ayrılıyor Haber

ABD’nin Kıyiv Maslahatgüzârı Julie Davis görevinden ayrılıyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Kıyiv Maslahatgüzârı Julie Davis’in görevinden ayrılarak yaklaşık 30 yıllık diplomasi kariyerini noktalayacağını açıkladı. Davis’in, Haziran 2026’da Kıyiv’den ayrılması bekleniyor. Financial Times (FT) tarafından yayımlanan haberde, Davis’in kararının ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle Ukrayna politikası konusunda yaşanan görüş ayrılıklarıyla bağlantılı olabileceği öne sürüldü. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, bu iddiaları reddederek Davis’in görevden ayrılmasının politika farklılıklarıyla ilgisi olmadığını belirtti. Bakanlık açıklamasında, Davis’in Trump yönetiminin Rusya ile Ukrayna arasında kalıcı barış sağlama çabalarının güçlü bir destekçisi olduğu vurgulanarak, görev süresinin sonuna kadar yönetimin politikalarını uygulamaya devam edeceği ifade edildi. Davis’in ayrılığı, kendisinden önceki Büyükelçi Bridget Brink’in Nisan 2025’te istifa etmesinin ardından gerçekleşiyor. Brink, görevinden ayrılırken Trump yönetiminin Ukrayna’ya baskı uyguladığını ve bu politikaların tehlikeli olduğunu söylemişti. YAKLAŞIK BİR YILDIR GÖREV YAPIYORDU Davis, 5 Mayıs 2025’te Kıyiv’e gelerek Brink’in istifasının ardından geçici olarak görevi devralmıştı. Ancak yerine kimin atanacağı ve kalıcı büyükelçi adayının ne zaman belirleneceği henüz netlik kazanmadı. Yaklaşık bir yıldır ABD’nin Kıyiv Büyükelçiliğinde Maslahatgüzârı olarak görev yapan Davis’in ayrılığı, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda barış görüşmelerinin tıkandığı ve Rusya’nın olası bir yaz taarruzuna hazırlandığı kritik bir döneme denk geliyor.

Letonya’dan Rusya’ya yeni yaptırım: Lavrov’un kızı ve üç isim “istenmeyen kişi” ilan edildi Haber

Letonya’dan Rusya’ya yeni yaptırım: Lavrov’un kızı ve üç isim “istenmeyen kişi” ilan edildi

Letonya, Rusya ile bağlantılı üç kişiyi daha “istenmeyen kişi” (persona non grata) listesine ekleyerek ülkeye girişlerini süresiz olarak yasakladı. Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze, 27 Nisan’da yaptığı açıklamada eski Rusya Kültür Bakanı Mikhail Shvydkoy, Anastasia Karneeva ve Ekaterina Vinokurova hakkında bu kararın alındığını duyurdu. Kararın, Letonya Göç Yasası’nın ilgili maddesi uyarınca uygulandığı belirtildi. Letonya Dışişleri Bakanlığı, söz konusu kişilerin Rusya’nın Venedik Bienali’ndeki temsil faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu açıkladı. Buna göre Shvydkoy’un Rusya’nın bienale katılımı için önemli lobi faaliyetleri yürüttüğü, Karneeva’nın Rus sergi alanının organizasyonunda kilit rol üstlendiği, Vinokurova’nın ise bu alanı işleten şirketin kurucu ortaklarından biri olduğu ifade edildi. ÜST DÜZEY RUS DİPLOMATLARLA BAĞLANTILAR Açıklamada ayrıca, Mikail Şvıdkoy’un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in uluslararası kültürel iş birliği özel temsilcisi olarak görev yaptığına dikkat çekildi. Anastasiya Karneeva’nın, Rostec yöneticisi ve eski FSB generali Nikolay Volobuyev’in kızı olduğu, Ekaterina Vinokurova’nın ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un kızı olduğu bilgisi paylaşıldı. Vinokurova’nın aynı zamanda sanat piyasasında faaliyet gösterdiği ve uluslararası müzayede evi Christie’s’in Rusya ayağıyla bağlantılı olduğu da belirtildi. Letonya makamları, söz konusu kararın ülkenin ulusal güvenliği, dış politika öncelikleri ve Rusya’nın uluslararası platformlardaki faaliyetlerine karşı alınan tutum çerçevesinde değerlendirildiğini vurguladı.

Dışişleri Bakanlığından bazı ülkelerin 1915 olayları beyanlarına tepki! Haber

Dışişleri Bakanlığından bazı ülkelerin 1915 olayları beyanlarına tepki!

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bazı ülkelerin yetkililerince 1915 olaylarına ilişkin yapılan açıklamalara tepki gösterdi. Bakanlık tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, söz konusu beyanların tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı ve siyasi saiklerle gündeme getirildiği vurgulandı. Açıklamada, Güney Kafkasya’da son dönemde oluşan barış ve uzlaşı ortamının, bölgede istikrar ve iş birliğini hedefleyen yaklaşımların güçlendiğini gösterdiği belirtilerek, geçmiş üzerinden husumet üretmeye çalışan girişimlerin bu sürece zarar verdiği ifade edildi. "1915 OLAYLARI SİYASİ İSTİSMAR KONUSU YAPILMAMALIDIR" Bakanlık, 1915 olaylarına ilişkin tartışmaların siyasi istismar konusu yapılmaması gerektiğine dikkat çekerek, bazı üçüncü ülke siyasetçilerinin meseleyi dar siyasi hesaplarla gündeme getirdiğini ve bu tutumun yapıcı diyalog ortamını zedelediğini kaydetti. Türkiye’nin, söz konusu olayların adil ve bilimsel bir zeminde incelenmesi amacıyla arşivlerini açtığı ve Ortak Tarih Komisyonu kurulmasını önerdiği hatırlatılan açıklamada, bu teklifin geçerliliğini koruduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, tüm taraflara yapıcı bir yaklaşım benimseme ve ortak, adil bir tarih anlayışına ulaşma yönünde çaba gösterme çağrısı yapıldı. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARŞİVLERİNİ AÇMIŞTIR" Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış ve uzlaşı iklimi, bölgenin bir iş birliği ve istikrar havzası hâline gelmesini isteyenlerin, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır. 1915 olaylarına ilişkin tartışmada, tarafların, meselenin siyasi istismar konusu hâline getirilmemesi gerektiği yönündeki tavrı nettir. Buna karşılık, bazı üçüncü ülke siyasetçilerinin, meseleyi dar siyasi hesapları için kullanmaya çalıştıkları veya kendi sorumluluklarının üstünü örtmeye çabaladıkları da görülmektedir. Yüzyıllar boyunca birlikte yaşama kültürünün en güçlü örneklerini barındıran ülkemiz, 1915 olaylarının hakkaniyetli ve bilimsel bir zeminde incelenmesi amacıyla arşivlerini açmış ve bir Ortak Tarih Komisyonu kurulmasını önermiştir. Bu önerimiz geçerliliğini korumaktadır. Niyeti yapıcı olan üçüncü tarafları, ortak ve adil bir hafızaya ulaşmaya yönelik çabaları ve son dönemde gelişen yapıcı diyalog ortamını desteklemeye davet ediyoruz."

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi" Haber

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kerkük’te Türkmen bir valinin göreve başlamasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nun Kerkük Valisi olarak göreve başlamasının memnuniyetle karşılandığı bildirildi. Bakanlık, Kerkük Vilayet Meclisinin 16 Nisan 2026 tarihli oturumunda vali seçilen Ağaoğlu’nun, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'den mazbatasını alarak 20 Nisan itibarıyla resmen görevine başladığını hatırlattı. Açıklamada, çok kültürlü yapıya sahip Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesinin; kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzur açısından “son derece önemli ve tarihî bir gelişme” olduğu vurgulandı. Bu adımın aynı zamanda Irak ve Kerkük’ün asli unsurlarından olan Türkmenler için “gecikmiş bir hakkın teslimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. Kerkük’te üst düzey idari görevlerin, farklı bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşılmasının sadece Türkmenler için değil, tüm Kerkük halkı için adil bir kazanım olduğuna dikkat çekildi. Türkiye, söz konusu gelişmenin Irak ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkı sağlamasını temenni etti. KERKÜK'TE TÜRKMEN VALİ DÖNEMİ: 102 YILLIK HASRET BİTTİ! Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.