SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğu Akdeniz

QHA - Kırım Haber Ajansı - Doğu Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKTC Cumhurbaşkanı Türkistan'da konuştu Erhürman: İzolasyon kabul edilemez Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Türkistan'da konuştu Erhürman: İzolasyon kabul edilemez

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla tertip edilen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi'nde konuştu. KKTC’nin teşkilât içindeki varlığının sadece diplomatik bir adım değil, Kıbrıs Türk halkı için hayati bir dayanışma mesajı olduğunu belirten Erhürman, "Hoca Ahmed Yesevî’den mülhem söylersek; birlik olan yerde dirlik vardır" diyerek Türk birliğinin önemine dikkat çekti. "İLİŞKİLERİMİZİN HER ALANDA DAHA DA GÜÇLENDİRİLMESİNİ ARZU EDİYORUZ" Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan’da bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Türk Devletleri Teşkilatının bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. 2022 yılında Semerkant Zirvesi’nde teşkilât bünyesine gözlemci üye olarak kabul edilmemiz, Kıbrıs Türk halkı açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur." şeklinde konuştu. KKTC'nin üyeliğinin yalnızca diplomatik bir destek değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının yalnız olmadığını gösteren güçlü bir dayanışma mesajı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erhürman, "Hoca Ahmet Yesevi’den mülhem söylersek, hepimizin bildiği gibi, birlik olan yerde dirlik vardır." dedi. “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” teması altında gerçekleştirilen istişarelerin yalnızca teknolojik dönüşümün değil, aynı zamanda ortak geleceğin şekillenmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirten Erhürman, "Bu bağlamda bizler, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında çok daha güçlü iş birlikleri kurulabileceğine inanıyor ve ilişkilerimizin her alanda daha da güçlendirilmesini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı. "YÜKSEKÖĞRETİMİ YALNIZCA EKONOMİK KATKI SAĞLAYAN BİR SEKTÖR OLARAK GÖRMÜYORUZ" KKTC'nin genç ve dinamik nüfusu, yükseköğretim kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla bu birlikteliğin Doğu Akdeniz ile buluşmasını sağlayabilecek önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti: Bilindiği üzere, turizmle birlikte yükseköğretim, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin can damarlarıdır. Biz, yükseköğretimi yalnızca ekonomik katkı sağlayan bir sektör olarak görmüyoruz. Yükseköğretim aynı zamanda, dünyayla kurduğumuz en güçlü köprülerden biri olarak, Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumla bütünleşmesini, farklı halklar ve kültürlerle etkileşimini sağlayan itici kuvvetlerden biridir. Bugün ülkemizde, toplam 23 aktif üniversite faaliyet göstermektedir. Bu üniversitelerde toplam 19 Mühendislik Fakültesi, biri Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, diğeri KKTC’nin en köklü üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi bünyesinde olmak üzere Teknoparklar yer almakta; bilimsel üretim, teknoloji geliştirme ve insan kaynağı yetiştirme açısından önemli bir kapasite ortaya konulmaktadır. Üniversitelerimizde, dünyanın dört bir yanından, 100’ün üzerinde farklı devletten gelen yaklaşık 40 bin uluslararası öğrenci eğitim görmekte; bu öğrenciler sadece akademik bilgi edinmemekte, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kültürel çeşitliliğine, sosyal yaşamına ve uluslararası görünürlüğüne de büyük katkı sağlamaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerden gelen uluslararası öğrencilerimizin sayısının her geçen gün artmasını da ayrıca son derece kıymetli görüyoruz. Türkiye’den gelen öğrencilerimizin yanında, Kazakistan’dan 829, Azerbaycan’dan 466, Kırgızistan’dan 259 ve Özbekistan’dan 152 öğrenci halihazırda ülkemizde eğitim görmektedir. Sizlerin de desteğiyle, bundan sonraki süreçte üniversitelerimiz arasındaki akademik iş birliklerini, öğrenci değişim programlarını, ortak araştırma projelerini ve teknoloji odaklı girişimleri daha da ileri taşımakta kararlıyız. Gençlerimizi ortak teknoloji programlarında, araştırma merkezlerinde, inovasyon platformlarında ve yapay zeka projelerinde buluşturmamız, şüphe yok ki birlikteliğimizi çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımamıza yol açacaktır. İZOLASYON KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİR Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birini Kıbrıs Türk halkına uygulanan kısıtlamalara ayıran Tufan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı, uzun yıllardır haksız bir izolasyona maruz bırakılmaktadır. Bilim, spor, kültür, ekonomi, ticaret, ulaşım ve uluslararası temaslar dahil hayatın tüm alanlarında karşı karşıya kaldığımız kısıtlamalar, bir halkın bir bütün olarak temel insan haklarının sınırlandırılması anlamına gelmektedir. Oysa Kıbrıs Türk halkı, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerleri özümsemiş bir halk olarak, adada adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasına yönelik çözüm ve uzlaşı iradesini her dönemde açık bir biçimde ortaya koymuştur." diye konuştu. 2004 yılındaki Annan Planı referandumları sürecini hatırlatan Erhürman, dönemin Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi kararları ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın açıklamalarına atıfta bulunarak izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı. "Benzer şekilde, 2017 yılında Crans-Montana’da gerçekleştirilen müzakerelerde de Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye çözüm yönünde güçlü bir irade ortaya koymuştur. Bu gerçek uluslararası toplum tarafından da çok iyi bilinmektedir. Dolayısıyla, bugün Kıbrıs Türk tarafının ortaya koymuş olduğu tüm yapıcı çaba ve samimi çözüm iradesine rağmen, hala daha izolasyona maruz bırakılması kabul edilebilir değildir." diye konuşan Erhurman, bu bağlamda dost ve kardeş ülkelerin bahse konu meşru zemin üzerinden Kıbrıs Türk halkıyla gösterdiği dayanışmanın kardeşlik bağlarının bir gereği olmanın yanı sıra, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki çabalara da önemli bir katkı koyacağını belirtti. TDT'NİN DESTEĞİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini korumakta ve garantör ülke Türkiye ile birlikte çözüm arayışlarına devam etmek olduğunu dile getiren Erhürman, "Bizim için diplomasi, diyalog, adada ve Doğu Akdeniz’de kalıcı istikrar, işbirliği, çözüm ve barış arayışı esastır." dedi. Türk Devletleri Teşkilatının ve liderlerin desteğinin KKTC için büyük önem taşıdığını belirten Erhürman, "Daha önce de belirttiğim gibi, dost ve kardeş ülkelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile bilimsel, sportif, kültürel, ekonomik, akademik, teknolojik ve benzeri alanlarda dayanışma ve iş birliği içerisinde bulunmasının, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşların karar ve beyanlarıyla desteklenen çok güçlü ve meşru bir zemini vardır. Bu bağlamda bizler, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında çok daha güçlü işbirlikleri kurulabileceğine inanıyor ve ilişkilerimizin her alanda daha da güçlendirilmesini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı. KKTC’nin yer aldığı Doğu Akdeniz bölgesinin farklı halkları, kültürleri ve medeniyetleri buluşturan stratejik bir ortak yaşam havzası olduğunu ve bu bölgenin gerilimin ve dışlayıcı politikaların değil; iş birliğinin, karşılıklı saygının, ortak refahın, kalıcı istikrarın ve barışın coğrafyası olması gerektiğine inandıklarının altını çizen Tufan Erhürman, ayrıca şunları kaydetti: Enerjiden ticarete, ulaştırmadan dijital bağlantısallığa, yükseköğretimden turizme kadar birçok alanda geliştirilecek kapsayıcı işbirlikleri, yalnızca Kıbrıs adasına değil, tüm Doğu Akdeniz’e istikrar ve refah kazandıracaktır. Bu anlayışla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Türk Devletleri Teşkilatının çalışmalarına aktif katkı sunmaya, dost ve kardeş ülkelerle Doğu Akdeniz arasında köprü oluşturmaya, teknolojik dönüşüm vizyonuna, işbirliğine ve ortak geleceğimize her türlü katkıyı koymaya hazırız.

İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik füze imha edildi Haber

İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik füze imha edildi

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini duyurdu. "TÜRKİYE'NİN UYARILARINA RİAYET EDİLMESİ HERKESİN MENFAATİNE" Bakanlıktan yapılan açıklamada, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi: Bazı mühimmat parçaları Gaziantep'te boş arazilere düşmüştür. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir. Türkiye, iyi komşuluk ilişkilerine ve bölgesel istikrara büyük önem vermektedir. Ancak ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağını bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye’nin bu yöndeki uyarılarına riayet edilmesinin herkesin menfaatine olduğunu hatırlatıyoruz. HEMEN OLAY YERİNE İNCELEME EKİPLERİ GELDİ İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına girince NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilen balistik mühimmatın parçaları Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Güneykent Mahallesi'ne düştü. Gaziantep Valiliğinin konuya ilişkin yaptığı açıklamada, gelişmelerin titizlikle takip edildiği ifade edilerek şöyle denildi: Bugün saat 11.30 sıralarında Gaziantep’in Güneyşehir bölgesinde TOKİ konutlarının üst kısmında bulunan boş bir alana balistik mühimmat parçası düşmüştür. Olay sonrasında İl Jandarma Komutanlığımıza bağlı ekiplerimizce bölgede geniş güvenlik önlemleri alınmış ve inceleme başlatılmıştır. Meydana gelen olaya bağlı olarak herhangi bir can kaybı, yaralanma ya da hasar yaşanmamış olup, İçişleri ve ilgili bakanlıklarımız nezdinde kurumlarımız tarafından gelişmeler dikkatle takip edilmektedir. NATO: TÜM MÜTTEFİKLERİ HER TÜRLÜ TEHDİDE KARŞI SAVUNMA KARARLILIĞI SÜRÜYOR NATO Sözcüsü Allison Hart, AA muhabirine konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Hart, "Türkiye'ye yönelen bir füze daha önlendi. NATO, tüm müttefiklerini her türlü tehdide karşı savunma konusundaki kararlılığını sürdürüyor." ifadelerini kullandı. 4 Mart'ta ise MSB, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurmuştu.

İran'dan ateşlenen balistik mühimmat Hatay'a düştü: MSB'den açıklama! Haber

İran'dan ateşlenen balistik mühimmat Hatay'a düştü: MSB'den açıklama!

İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hâle getirildi. Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), konuya ilişkin açıklama yayımladı. “TÜRKİYE, TOPRAKLARININ VE VATANDAŞLARININ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAYA MUKTEDİRDİR” MSB’nin 4 Mart 2026 tarihinde konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğunun tespit edildiği ve olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanmanın yaşanmadığı bildirildi. Bakanlığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken kimden ve nereden gelirse gelsin, topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz. Bununla birlikte açıklamada tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısı yapıldı ve Türkiye’nin NATO ve diğer müttefikleriyle istişare içinde olmayı sürdüreceği ifade edildi. BAKAN FİDAN, İRANLI MEVKİDAŞI ARAKÇİ İLE KONU ÜZERİNE GÖRÜŞTÜ Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'dan ateşlendikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen ve etkisiz hâle getirilen balistik mühimmat konusunda Türkiye'nin tepkisini ileterek, çatışmaların yayılmasına neden olacak her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini belirtti. Fidan görüşmede, İran'dan ateşlendikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen ve etkisiz hâle getirilen balistik mühimmat konusunda Türkiye'nin tepkisini ileterek, çatışmaların yayılmasına neden olacak her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin NATO’ya üyeliğinin 74. yıl dönümü Haber

Türkiye'nin NATO’ya üyeliğinin 74. yıl dönümü

Türkiye, Sovyet tehdidine karşı kolektif savunma amacıyla 1949'da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütüne (NATO) tam 74 yıl önce bugün resmen katıldı. Bu katılım, Soğuk Savaş'tan modern asimetrik tehditlere kadar geçen sürede hem Türkiye'nin millî güvenliğini perçinledi hem de İttifak'ın harekat kabiliyetini küresel ölçekte artırdı. 1952'de Yunanistan ile birlikte üyeliğe kabul edilen Türkiye’nin katılımıyla NATO’nun üye sayısı 14’e yükseldi. Bugün 32 üyeye ulaşan İttifak içinde Türkiye, sahip olduğu askerî kapasite, savunma sanayi altyapısı ve operasyonel tecrübesiyle öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. TÜRKİYE, MÜTTEFİKLER ARASINDA İHA PAZARINDAKİ PAYIYLA GÖZE ÇARPIYOR Türkiye, son dönemde özellikle savunma sanayi atılımları nedeniyle NATO ülkeleri arasında öne çıkıyor. Ülkedeki savunma sanayi alanında 3 bin 500'ün üzerinde şirket faaliyet gösterirken, Avrupa'daki 29 NATO müttefikinde bu sayı toplam 2 bin 800 civarında. Türk şirketlerinin ürettiği silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) savaşta kendini kanıtlamış olmaları nedeniyle dünya pazarında ilgi artarak devam ediyor. Savaşların kaderini değiştirmekle ünlenen insansız hava aracı (İHA) sektöründeki girişimleriyle de dünya çapında tanınan Türkiye, küresel İHA pazarında yüzde 65'lik paya sahip. Türkiye, genel olarak da savunma alanında yapılan ihracatta 2020-2024 yıllarında dünyada 11. ülke olarak göze çarpıyor. NATO'NUN EN BÜYÜK İKİNCİ BÜYÜK ORDUSU: TÜRKİYE Aradan geçen 74 yılda Türkiye, stratejik konumuyla bölgede özellikle terörizmle mücadelede tehdit ve riskleri doğrudan göğüsleyen ilk müttefik olarak NATO'ya kritik katkılarda bulunuyor. NATO'nun en büyük ikinci büyük ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), aynı zamanda özellikle terörle mücadeledeki aktif rolü nedeniyle müttefikler içinde saha tecrübesi en yüksek ordular arasında yer alıyor. Türkiye, NATO'nun Kosova'daki Barış Gücü'ne (KFOR) en fazla katkı sağlayan ülkelerden biri olarak halihazırda, 2023-2024 döneminde de üstlendiği KFOR Komutanlığı görevini yürütüyor. NATO bütçesine katkı payı sıralamasında 32 müttefik arasında 7. ülke olan Türkiye'nin İttifak'a toplam katkısının bu yıl 300 milyon avro, 2030'da da 620 milyon avroyu bulması bekleniyor. TÜRKİYE, NATO HAREKAT VE MİSYONLARINA EN ÇOK KATKI VEREN İKİNCİ MÜTTEFİK TSK, NATO'nun bu yılki en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026'ya yaklaşık 2 bin kişilik askeri personelin yanı sıra TCG Anadolu amfibi hücum gemisinin öncülüğündeki Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetiyle katılıyor. Bosna Hersek'teki Avrupa Birliği Barış Gücü Misyonu'na (EUFOR Althea) en çok katkı veren Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülke konumundaki Türkiye, NATO harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan ikinci müttefik olarak savunma sanayisinde artan kabiliyetleriyle İttifak içinde öne çıkıyor. Türkiye ayrıca, 4 Temmuz 2025'ten bu yana NATO Müttefik Reaksiyon Kuvveti, Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevlerini yürütüyor. TÜRKİYE, KARADENİZ'DEN ORTA DOĞU'YA İTTİFAK'A STRATEJİK DEĞER KATIYOR Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında üstlendiği kritik rolün yanı sıra İttifak'ın Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'e erişimini sağlaması açısından da İttifak'a stratejik değer katıyor. Ordusuyla NATO'nun caydırıcılığına önemli katkıda bulunan ve Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin önemli bir parçası olan Türkiye, bölgesel krizlere coğrafi yakınlığı nedeniyle NATO'nun hızlı müdahale kapasitesini büyük ölçüde artıyor. NATO da Türkiye'nin savunması için önemli desteklerde bulunuyor. İttifak üyeliği, hem Türkiye'nin askeri modernizasyon ve uluslararası iş birliği imkanlarını güçlendiriyor hem de istihbarat paylaşımı ve erken uyarı sistemleri, Türkiye'nin ulusal güvenliğine destekte bulunuyor.

Yunan Savunma Bakanı Dendias'tan Türkiye’yi hedef alan sözler! Haber

Yunan Savunma Bakanı Dendias'tan Türkiye’yi hedef alan sözler!

Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde diyalog arayışlarının sürdüğü bir dönemde, Atina'dan gerilimi tırmandıracak yeni bir açıklama geldi. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, katıldığı bir törende Türkiye'nin bölgesel tezlerini hedef alarak, güçlü bir ordunun Yunanistan’ın "hayatta kalması" için mutlak bir zorunluluk olduğunu ileri sürdü. TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALDI Batı Trakya'da faaliyet gösteren Birlik Gazetesi'nin gündeme taşıdığı habere göre Nikos Dendias, 12 Ocak Pazartesi günü Bakanlığın “İonnis Kapodistrias” salonunda düzenlenen bir törende yaptığı konuşmada Türkiye’yi hedef aldı. Türk teorilerinin, Yunanistan’ın anayasal ve coğrafi sınırları ile bağdaşmadığını ifade eden Dendias, Türkiye’nin son dönemde geliştirdiği tezlerin Yunanistan’ın egemenlik haklarını tehdit ettiğini iddia etti. Bu tezlere güçlü bir silahlı kuvvetlerin Yunanistan için hayatta kalmanın vazgeçilmez bir ön şartı olduğunu belirtti. Dendias, “Son dönemde geliştirilen Türk tezleri, vatanımızın anayasal ve coğrafi sınırlarıyla uyumlu değildir. Bunlara karşı koyabilmeliyiz. Güçlü Silahlı Kuvvetler, vatanımız için hayatta kalmanın vazgeçilmez bir ön şartıdır.” ifadelerini kullandı. Ayrıca savunmanın yalnızca silahla değil, bilgiyle de kurulması gerektiğini vurguladı. 21. yüzyılın mühimmatının bilgi ve teknoloji olduğunu söyledi. Dendias’ın bu sert açıklamaları, Ege ve Doğu Akdeniz’de istikrarın sağlanması yönünde uluslararası düzeyde mesajların verildiği bir döneme denk gelmesi açısından dikkat çekici bulundu. Uzmanlar, bu söylemleri Atina yönetiminin iç kamuoyundaki "tehdit" algısını canlı tutma ve savunma harcamalarına meşruiyet kazandırma çabası olarak değerlendiriyor.

KKTC Başbakanı Üstel'den İsrail, Yunanistan, GKRY liderlerine sert tepki Haber

KKTC Başbakanı Üstel'den İsrail, Yunanistan, GKRY liderlerine sert tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanlık Ofisi, Başbakan Üstel’in İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın Tel Aviv’de düzenlediği zirveye ilişkin değerlendirmelerine dair açıklama yaptı. Açıklamaya göre KKTC Başbakanı Ünal Üstel, üç ülkenin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve işbirliği zeminini güçlendirmek yerine gerilimi tırmandırmayı, askerî bloklaşmayı ve dışlayıcı politikaları tercih ettiğini kaydederek, "İsrail, Yunanistan ve GKRY üçlüsünün Tel Aviv’de gerçekleştirdiği zirveyi ve basına yansıyan 'ortak askeri güç' kurma planlarını dikkatle ve ibretle takip ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "RUM-YUNAN İKİLİSİNİN BU TEHLİKELİ OYUNDA FİGÜRAN OLMAYI KABUL ETMESİ, TARİHSEL BİR YANILGIDIR" İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin toplam 2 bin 500 kişilik bir "Hızlı Müdahale Gücü" oluşturarak bunu Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına karşı bir "caydırıcılık ekseni" olarak sunmalarının, yalnızca açık bir düşmanlık göstergesi değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz barışına yönelmiş yeni ve tehlikeli bir tehdit olduğunu vurgulayan Üstel, şu ifadeleri kullandı: Orta Doğu’da sürdürdüğü saldırgan politikalarla insani değerleri ayaklar altına alan İsrail yönetimi, bu istikrarsızlığı şimdi de Doğu Akdeniz’e taşımaya çalışmaktadır. Bölgeyi bir 'barış alanı' olmaktan çıkarıp 'çatışma sahasına' dönüştürme çabaları, yalnızca Kıbrıs Adası’nı değil, tüm Akdeniz havzasını tehdit etmektedir. Rum-Yunan ikilisinin bu tehlikeli oyunda figüran olmayı kabul etmesi, tarihsel bir yanılgıdır. Üstel, GKRY liderliğinin bir yandan uluslararası topluma "çözüm" söylemleri sunarken, diğer yandan Türkiye’ye karşı askerî ittifaklar kurma arayışında olduğunun altını çizerek, "Bu ikiyüzlü yaklaşım, Ada'daki gerçeklerden ne denli kopuk olduklarının açık göstergesidir. Silahlanmayı ve askeri paktları çözüm zanneden bu zihniyet, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve iki devletli çözüm vizyonunun neden haklı ve zorunlu olduğunu bir kez daha teyit etmiştir." değerlendirmesini yaptı. KKTC Başbakanı, bu adımların müzakere zeminini ortadan kaldırdığı ve olası bir uzlaşıyı imkansız kıldığı mesajını verdi. Kıbrıs Türk halkına yönelik "soykırım girişiminin miladı olan Kanlı Noel'in" yıl dönümünde, Rum liderliğinin bu mezalimden ders çıkarmak yerine o günkü saldırgan zihniyeti öven ve bugün de askeri planlarla yeniden diriltmeye çalışan tutumunun kabul edilemez olduğuna dikkat çeken Üstel, "1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kana bulayan zihniyet neyse, bugün Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı askeri güç kurmaya yeltenen zihniyet de aynıdır. Bu anlayışla sağlıklı bir müzakere sürecinin yürütülmesi mümkün değildir." ifadelerini kullandı. "KKTC İLE TÜRKİYE ET VE TIRNAK GİBİ" Üstel, KKTC ile Türkiye'nin "et ve tırnak gibi" olduğunu belirterek, "Doğu Akdeniz’de, 'mavi vatan'da ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik alanlarında; Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını yok sayan, bizi denklem dışına itmeye çalışan her türlü askeri plan, boru hattı projesi ya da siyasi ittifak baştan ölü doğmaya mahkumdur." ifadesine yer verdi. KKTC'nin Türkiye ile birlikte kendisine yönelen "her türlü tehdidi bertaraf edecek güce", hak ve menfaatlerini savunacak diplomatik ve askeri iradeye sahip olduğu mesajını veren Üstel, barışın yolunun askeri maceraperestlikten değil, Ada'daki gerçeklerin, "yani iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesinden" geçtiğini bildirdi.

Türkiye'den o ülkenin DMP haritasına sert tepki: Yunanistan'ın meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkûm Haber

Türkiye'den o ülkenin DMP haritasına sert tepki: Yunanistan'ın meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkûm

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Komisyonunun Deniz Mekansal Planlama (DMP) Platformu'nda güncelenen Türkiye'nin deniz yetki alanlarının ihlâl edildiği Yunan DMP haritasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından bugün tepkisini dile getiren Sözcü Keçeli, Türkiye'nin DMP çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, "Ülkemiz 16 Nisan 2025 tarihinde millî DMP’sini ilan etmiş ve 12 Haziran 2025 tarihinde UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu’na bildirmiştir. Avrupa Komisyonu DMP Platformu’nun internet sitesinde yer alan, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlâl eden Yunan DMP haritasının, 'yetkili Yunanistan makamlarına' atıfla güncellendiği görülmüştür." bilgisini verdi. Yunanistan'ın uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerini yok saymaya devam ettiğini vurgulayan Keçeli, "Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de resmen ilan etmediği münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) DMP haritasını araçsallaştırarak AB üzerinden kabul ettirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır." yorumunda bulundu. "YUNANİSTAN'IN BU MEŞRU KILMA ÇABALARI ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI TEK TARAFLI ADIMLARDIR" Keçeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu "gayrihukuki oldu bitti girişimini" reddettiğinin altını çizdi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığını dış sınırlarına dair hukuki pozisyoununu 18 Mart 2020'de BM'ye bildirdiğini anımsatan Keçeli, "Bu bakımdan, Yunan DMP haritasında görselleştirilen Doğu Akdeniz’deki sözde MEB, Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır. Yunanistan’ın bu MEB tasavvurları ve komşularıyla sınırlandırmadığı kıta sahanlığının dış sınırlarını DMP haritasına dercetmek suretiyle meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkûm ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardır." ifadelerini kullandı. AB’nin Deniz Mekansal Planlama Platformu’nda Kayıtlı Yunan Deniz Mekansal Planlama Haritası Hakkında: Türkiye, BM’nin ilgili organlarının tavsiyeleri doğrultusunda yürütülen Deniz Mekansal Planlama (DMP) çalışmalarını yakından takip etmektedir. Bilindiği üzere, ülkemiz 16 Nisan… — Öncü Keçeli | Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü (@SpoxTR_MFA) November 21, 2025

Doç. Dr. Emete Gözügüzelli KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimini QHA'ya değerlendirdi Haber

Doç. Dr. Emete Gözügüzelli KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimini QHA'ya değerlendirdi

Yağmur Filiz Kaşgarlı/QHA Ankara Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 19 Ekim 2025 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunda Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman yeni Cumhurbaşkanı oldu. KKTC'nin siyasî yapısındaki olası değişimler bağlamında başta KKTC olmak üzere Türkiye kamuoyu yeni bir tartışmanın eşiğinde. Türkiye Cumhuriyeti Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve devlet erkanı KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı tebrik ederek, görevinde başarı dilerken, anavatan ve garantör ülke Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının refah, huzur ve kalkınmasına ilişkin gayretlerine katkıda bulunmaya devam edeceğini aktardı. Öte yandan Erhürman ise Ankara ile istişareye devam edeceğine dikkat çekti. KKTC'DE NE BEKLENİYOR? Peki şimdi KKTC'deki beklenti ne? Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Uluslararası Kamu Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, seçim sonuçlarını ve değişen Cumhurbaşkanını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. Gözügüzelli, kazanan adayın Türkiye ile ikili ilişkide ortaya konan devlet duruşunun desteklenmesinin ilk aşamada önemli olduğuna vurgu yaparak, "Erhürman uyumu (Türkiye ile ilişki) sergileyeceğini, bu yönde yumuşak bir dil kullanarak sergilemiştir." dedi. Gözügüzelli zamanla söylemlerin sahada gösterilmesiyle anlaşılacağını belirttiği açıklamasında, Doğu Akdeniz'in kritik bir bölge haline geldiğini anımsatarak şunları kaydetti: Güney Kıbrıs'ın silahlanması, İsrail ile derinleşen ikili iş birliği eksenindeki faaliyetlere baktığımızda Erhürman'ın bu kritik süreçte bölgedeki haklarımızı ve Mavi Vatan Doktrini'ni koruyan benzer dili kullanması beklentisi vardır. Emete Gözügüzelli, Turfan Erhürman'ın söylemlerinin sahadaki icraatlerinin yansıması konusunda nasıl davranacağını önemli olduğunu belirtti. Gözügüzelli, "Kazandığı gün yaptığı tarafsız duruşunu sergileyip sergilemeyeceğini ilerleyen zamanlarda göreceğiz. Bu bir süreç meselesidir. Ama en başta kullanılan dil, birleştirici ve halkı kucaklayıcıdır. O nedenle herkesin saygı göstermesi gerekmektedir. Hep birlikte göreceğiz." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE HER ŞEKİLDE KIBRIS TÜRKÜNÜN YANINDADIR" Böyle devam etmesi halinde Türkiye ile uyum içinde bir siyaset yürütüleceğini ifade eden Öğretim Üyesi, "Gün sonunda Türkiye her şekilde Kıbrıs Türkünün yanındadır." vurgusu yaptı. Gözügüzelli, seçim sonuçlarının Kıbrıs Türk halkına ve Türkiye'ye hayırlı olmasını temenni etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.