SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Donbas

QHA - Kırım Haber Ajansı - Donbas haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donbas haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukraynalı askerlerin kimlikleri tespit ediliyor: Bazıları 2014'ten beri kayıp! Haber

Ukraynalı askerlerin kimlikleri tespit ediliyor: Bazıları 2014'ten beri kayıp!

Rusya'nın 2014'te Kırım'ı işgali ve sonrasında Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinde (Donbas) ortaya çıkardığı terör olayları ile 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana devam eden savaşta, birçok Ukraynalı sivil ve asker hayatını kaybederken, çok sayıda Ukraynalı da esir düştü. HAYATINI KAYBEDEN UKRAYNALI ASKERLERİN KİMLİK TESPİTİ DEVAM EDİYOR Kirovohrad Bölgesi Polis Teşkilatı Soruşturma Birimi Başkan Yardımcısı ve Yaşama ve Sağlığa Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Birimi Başkanı Taras Tarasenko, Ukrayna devlet haber ajansı Ukrinform’a hayatını kaybeden Ukraynalı askerlerin kimlik tespiti konusunda demeç verdi. Ukrayna’nın hayatını kaybeden askerlerinin kimlik tespitini yapmaya devam ettiğini bildiren Tarasenko, kimlik tespiti yapılan bazı askerlerin ise 2014 yılından beri kayıp statüsünde olduğunu kaydetti. İADE SÜRECİNDE KİMLİK TESPİTİ, HER ASKERİN NAAŞINA YAPILMIYOR Askerlerin kimlik tespitinin bazen yalnızca birkaç gün içinde yapıldığını, bazen ise kimlik bilgilerinin yıllar boyunca aydınlığa çıkarılamadığını belirten Tarasenko, bu durumun iade edilme sürecinde her naaşa kimlik tespiti yapılmamasından kaynaklandığını dile getirdi. Bununla birlikte Tarasenko, “Şu an, 2026 yılında bile önceki yıllarda iadesi yapılan naaşların kimlik tespitini yapmaktayız.” dedi. ADLÎ TIP UZMANLARI KISITLI İMKÂNLARLA ÇALIŞIYOR Ukrayna polisi tarafından, cansız bedenlerin çürümesinin kimlik tespit sürecini zorlaştırdığı kaydedilirken askerlerin mühimmatlarla hedef alınmasının ve içinde bulundukları araçlarda saldırı sonucu çıkan yangınların da adlî tıp uzmanlarının imkânlarını kısıtladığı belirtildi. Hatta bazen DNA örneği almak için uygun hiçbir materyalin bulunmadığına da dikkat çekildi. “Bir DNA profili oluşturulduktan ve veri tabanına girildikten sonra 12 ay bekliyoruz. Bu süre zarfında kimlik tespitinde işimize yarayacak fazladan bir bilgiye ulaşmadığımız takdirde naaşın cenaze işlemleri başlatılabiliyor fakat bilgi arayışımız, naaşın gömülmesiyle son bulmuyor. Naaşın gömülmesi, kalıntıların bir nevi uzun süreli muhafaza edilmesi anlamına geliyor.” şeklinde konuşan Tarasenko, yalnızca Kirovohrad bölgesinde hayatını kaybeden Ukrayna askerine ait, kimlik tespiti yapılamayan 14 naaşın gömülü olduğunu kaydetti. AİLELER, SEVDİKLERİNİN HAYATTA OLDUĞU UMUDUYLA ÖRNEK VERMEYİ REDDEDİYOR Bununla birlikte Tarasenko, gömülme işlemlerinden önce gerekli bütün işlemlerin yapılarak örneklerin alındığını, DNA profillerinin veri tabanlarına girildiğini ve naaşların kimlik tespit çabalarının devam ettiğini vurguladı. Öte yandan Tarasenko, hayatını kaybeden Ukraynalı askerlerin akrabalarının biyolojik örnek vermeyi reddetmesinin ise kimlik tespit sürecini zorlaştıran en büyük etkenler olduğunu vurguladı. Sevdiklerinin hâlâ Rus esareti altında hayatta olduğu ümidine tutunan ailelerin biyolojik örnek vermeyi reddettiğini dile getiren Tarasenko, bu nedenle kimlik tespiti için DNA profillerinin karşılaştırmanın mümkün olmadığını ifade etti. Ayrıca Ukrinform’un 30 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre; Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Dmıtro Lubinets ve Rusya İnsan Hakları Yetkilisi Tatyana Moskalkova'nın yerine görevlendirilen Yana Lantratova, 26 Haziran’da iki tarafın da kayıp askerlerinin isimlerinin bulunduğu listeleri birbirleriyle paylaştı. Bu sayede ise askerlerin esir olup olmadığının belirleneceği aktarıldı.

Polonya Dışişleri Bakanı: Savaşta inisiyatifin Rusya'da olduğu dönem sona erdi! Haber

Polonya Dışişleri Bakanı: Savaşta inisiyatifin Rusya'da olduğu dönem sona erdi!

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Ukrayna'nın son dönemde elde ettiği askeri başarıların ardından savaşta inisiyatifin Rusya'nın elinde olduğu dönemin sona erdiğini belirterek, Moskova'nın artık NATO'nun doğu kanadındaki ülkelere yönelik olası bir saldırıyı gerçekleştirecek kaynaklardan yoksun olduğunu söyledi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli CBS News'e konuşan Sikorski, Ukrayna'nın özellikle Karadeniz'de önemli başarılar elde ettiğini ve Rusya'nın hava üstünlüğü sağlayamadığını ifade etti. "RUSYA KARADENİZ VE HAVA SAHASINDA ÜSTÜNLÜK KURAMADI" Ukrayna'nın Karadeniz'de üstünlük sağladığını belirten Sikorski, Rusya'nın füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) saldırılar düzenleyebilmesine rağmen Ukrayna hava sahasında serbest şekilde faaliyet gösteremediğini belirtti. Cephede kara savaşlarının çıkmaza girdiğini belirten Sikorski, Ukrayna'nın Donbas ile Kırım arasındaki stratejik kara ulaşım hattını ateş altına alma konusunda kontrol sağladığını bildirdi. Savaşların farklı aşamalardan geçtiğini vurgulayan Sikorski, "Görünüşe göre savaşta inisiyatifin Rusya'nın elinde olduğu dönem sona erdi." değerlendirmesinde bulundu. "RUSYA NATO'YA KARŞI PROVOKASYON HAZIRLAYABİLİR" Sikorski, Rusya'nın gelecek iki yıl içinde NATO ülkelerinden birine yönelik saldırıyı meşrulaştırmak amacıyla "sahte bayrak" niteliğinde bir provokasyon düzenleyebileceği yönündeki önceki uyarısını yineledi. NATO müttefiklerinin Moskova'ya net bir mesaj vermesi gerektiğini belirten Sikorski, "Putin'e ne hazırladığını bildiğimizi, bununla kandırılamayacağımızı ve NATO topraklarının her karışını savunacağımızı göstermeliyiz." dedi. "POLONYA İLE UKRAYNA ANLAŞMAZLIKLARINI PUTİN'İN KULLANMASINA İZİN VERMEMELİYİZ" Polonya ile Ukrayna arasındaki görüş ayrılıklarına da değinen Sikorski, iki ülkenin geçmişteki anlaşmazlıkları geride bırakarak ortak tehdit olan Rusya'ya odaklanması gerektiğini vurguladı. Tarafların geçmiş hataları tekrarlamaması gerektiğini belirten Sikorski, "Putin'in aramızdaki farklılıklardan yararlanmasına izin vermemeliyiz." ifadelerini kullandı. "BARIŞ GÖRÜŞMELERİ ZELENSKIY İLE PUTİN ARASINDA DOĞRUDAN YAPILMALI" Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik olası müzakerelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Sikorski, barış görüşmelerinin Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında doğrudan gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa'nın bu süreçte tarafsız olmadığını vurgulayan Sikorski, "Biz saldırgan ile mağdur arasında tarafsız değiliz. Avrupa, saldırıya uğrayan Ukrayna'nın yanındadır. Saldırgan ise Rusya'dır." şeklinde konuştu.

Dr. Memmed İsmayılov: Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası sistemin çöküşü anlamına geldi Haber

Dr. Memmed İsmayılov: Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası sistemin çöküşü anlamına geldi

Uluslararası hukuk uzmanı Dr. Memmed İsmayılov, Ukrayna-Rusya Savaşı, Azerbaycan’ın bu savaştaki tutumu ve Güney Kafkasya’da değişen dengeleri Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılındaki işgalinde ve 2022 yılında Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde başvurduğu propaganda yöntemleri üzerine de açıklamalarda bulunan İsmayılov, yakın zamanda Rus vatandaşlarının korunması bahanesiyle Rus ordusuna yurt dışında silahlı müdahale hakkı veren kanunun Rusya Devlet Dumasından geçmesini de gündeme taşıdı. “UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI, ULUSLARARASI HUKUKUN YENİ BİR İVME KAZANMASINA SEBEP OLDU” İsmayılov, Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılındaki işgalinde ve 2022 yılında Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde başvurduğu propaganda yöntemleri üzerine, “Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası hukukun yeni bir ivme kazanmasına sebep oldu; uluslararası hukukun ‘uluslararası hukuksuzlaşmasına’ sebep oldu.” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletlerin (BM) 1945 yılında kurulurken kuvvet kullanılmaması amacını taşıdığını hatırlatan İsmayılov, bunun sebebinin 1945 öncesinde kuvvet kullanmanın BM Şartı’nda olduğu gibi bir yasak olmadığını, birçok büyük devletin bir dış politika aracı olarak kuvvete başvurduğunu dile getirdi. İsmayılov, 1945 öncesi konjonktür için “Kuvvet kullanmak, eğer güçlü bir devletseniz bir nevi meşru bir araçtı.” şeklinde konuşarak BM Şartı’nın 4. Maddesi’nin 2. Fıkrasında belirtildiği üzere, kuvvet kullanmanın uluslararası ilişkilerde kesin bir şekilde yasaklandığını hatırlattı. RUSYA, HANGİ İDDİALARI ÖNE SÜREREK İŞGALİ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTI? “Bu, istikrarlı bir şekilde bir müddet daha devam etti. Devletler, birbirlerine karşı kuvvet kullanmaktan çekiniyordu. Ancak 20 Şubat 2014’te Rusya, Kırım’a saldırdı. Aslında bu aslında bir oldubitti operasyonuydu. Çok kısa sürdüğü için uluslararası kamuoyunda çok büyük bir tepki çekmedi ancak 22 Şubat 2022’ye gelindiğinde herkes şunu düşünüyordu: Rusya, hiçbir şekilde Ukrayna’ya saldırmaz çünkü uluslararası bir sistem var; Ukrayna bağımsız, egemen bir devlet; topyekûn bir savaş uluslararası sistemin ihlali anlamına geliyor.” şeklinde konuşan İsmayılov, buna karşın birçok kişinin yanıldığını hatırlattı. İsmayılov, Rusya’nın sözde hukuki argümanlarının; NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesi, diğer anlamıyla Ukrayna’nın NATO’ya yaklaşması, Donbas başta olmak üzere Ukrayna’nın birçok bölgesinde yaşayan Rus kökenli nüfusa karşı etnik temizlik ve soykırım uygulandığı iddiası üzerine Ukrayna’ya insanî veya insancıl müdahale girişimi, Ukrayna’da Rusya’ya göre oldukça artan Nazi temelli görüşlere müdahale (denazification) olduğunu belirtti. Rusya’nın Kırım, Donetsk ve Luhansk bölgelerine müdahale ederken söz konusu bölgelerde yaşayan Rus nüfusun insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiği ve soykırım fiillerinin gerçekleştirildiği iddialarına da dikkat çeken İsmayılov, Rusya’nın meşru müdafaa hakkı çerçevesinde söz konusu iddialara dayanarak saldırılarını düzenlediğini dile getirdi. “ULUSLARARASI HUKUKTA MESELELER SÖZLE Mİ ÇÖZÜLÜYOR, ANTLAŞMALARLA MI?” Rusya’nın uluslararası hukuktaki kuvvet kullanma yasağını, saldırılarını uluslararası hukukta yer alan meşru müdafaa hakkını (BM Şartı 51. Madde) bahane ederek ihlal ettiğine dikkat çeken İsmayılov, “İlgili madde şunu diyor: BM üyesi bir devlet, başka bir üye devlete karşı silahlı saldırıda bulunamaz. NATO’nun Ukrayna’ya yönelik genişlemesi ya da Ukrayna’nın NATO’ya yakınlaşması bir silahlı saldırı mıdır? Değildir. Donbas’ta Rus nüfusuna yönelik soykırım iddiasında da bulunuluyor ancak bu soykırım fiillerini şu ana kadar destekleyen, haklı çıkaran bir uluslararası belge ortaya konulmuş değil. Diğer mesele de ‘denazification’, aslında bu Rusya’nın iddiası. Bu iddiayı da ispat eden bir hukuki belge ya da bir uluslararası rapor yok.” şeklinde konuştu. NATO’nun 1997 yılında “NATO-Rusya Kurucu Senedi” adlı bir belgeyi imzaladığının altını çizen İsmayılov, belgenin taraflarının Rusya ve NATO olduğunu belirterek Ukrayna’nın NATO’ya dâhil olması hâlinde Rusya’ya veto hakkı verildiğine dair bir ifadenin yer almadığını kaydetti. Bu hususta İsmayılov, “Rusya burada neye dayanıyor? Diyor ki ‘Geçmişte Batı, bana Ukrayna’nın hiçbir şekilde NATO'ya dâhil olmayacağı sözünü verdi. Peki, uluslararası hukukta meseleler sözle mi çözülüyor yoksa antlaşmalarla mı? Bir sözün hukuki değer kazanması için bir antlaşma akdedilmesi gerekiyor. Dolayısıyla Ukrayna ile ilgili öyle bir bağlayıcı anlaşma olmadığı için aslında yine Rusya'nın argümanları, uluslararası hukuk açısından çelişkilidir.” değerlendirmesini yaptı. Bununla birlikte bir devletin başka bir devlete karşı meşru savunma hakkını kullanabilmesi için silahlı bir saldırı olması gerektiğini hatırlatan İsmayılov, Rusya’nın işgali meşru kılmak adına ortaya attığı iddialar üzerine, “Yine bu iddialar baktığımızda Rusya açısından temelsiz oluyor çünkü uluslararası hukukun hükümleri açıktır. Diğer bir mesele de Rusya, Donbas'a müdahale ettiğinde bir uluslararası hukuk argümanını ortaya koyuyor, çok ilginç bir argümanındır. 1999 yılında NATO, Kosova'ya müdahale ediyor. Müdahale ederken de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onayını almıyor çünkü uluslararası hukukta, başka bir devlete karşı bir saldırının meşhur olabilmesinin iki tane istisnası vardır. Bunlardan biri meşru müdahale hakkı, diğeri de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onayının alınmasıdır. Dolayısıyla NATO'nun Kosova'ya gerçekleştirdiği müdahalede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden onay alınmıyor.” dedi. RUSYA’NIN İDDİALARINA YÖNELİK BAĞLAYICI BİR BELGE BULUNMUYOR Söz konusu durumun, Kosova'ya karşı gerçekleştiren yoğun bir insan hakları ihlalleri, soykırım fiilleri ve etnik temizlik sebebiyle istisnai bir olay niteliği taşıdığına dikkat çeken İsmayılov, “NATO da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararını bekleyemezdi çünkü saldırı gerçekleştirenlerin çoğu Rusya yanlısı gruplardı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daim üyelerinden biri de Rusya olduğu için eğer mesele, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine götürülseydi Rusya veto edecekti. Dolayısıyla Güvenlik Konseyinden bir onay alınmaksızın Yugoslavya bombalandı ve NATO, Kosova'ya müdahale etmiş oldu.” ifadelerine yer verdi. Rusya’nın Kosova'daki insan hakları ihlalleri, soykırım fiilleri ve NATO müdahalesini örnek göstererek Ukrayna’da yaşayan Rus kökenli vatandaşlara karşı da bir soykırım gerçekleştirildiğini, dolayısıyla fiillerinin meşru kabul edilebileceğini öne sürdüğünü belirten İsmayılov, birçok uluslararası hukukçunun Ukrayna’da yaşayan Rus kökenli vatandaşlara yönelik iddiaları araştırdığını kaydetti. Bu iddialara yönelik de bağlayıcı bir belgenin bulunmadığını dile getiren İsmayılov, Rusya’nın iddialarının bu yönüyle de asılsız kaldığını belirtti. RUSYA’NIN SELF DETERMİNASYON HAKKI İDDİASI Rusya’nın, “self-determinasyon hakkını” uygulamak için ilk önce işgal ettiği bölgelerdeki gruplara vatandaşlık verdiğini, daha sonrasında ise ilgili bölgelerde yaşayan insanların hem Rus vatandaşı olduğunu hem de Rusya’ya katılmak istediğini, dolayısıyla referandum ile bağımsızlıklarını ilan edebileceklerini öne sürdüğünü hatırlatan İsmayılov, “Madem öyle, yıllar önce Çeçenler de Rusya'da yaşayan Çeçenler de, Çeçenistan özerk bir bölge, kendi kaderini tayin hakkı istiyorlardı. Onlara niye bu hak verilmedi? Rusya, onlara benzer bir hakkı vermiş miydi ki Ukrayna’dan benzer bir şey istesin? Dolayısıyla Rusya'nın kendi kaderini tayin hakkını iddia etmesi de yine Çeçenistan bağlamında değerlendirildiğinde kendisiyle çelişmektedir.” dedi. RUS ORDUSUNA YURT DIŞINDA SİLAHLI MÜDAHALE HAKKI VEREN KANUN Öte yandan İsmayılov, yakın zamanda Rus vatandaşlarının korunması bahanesiyle Rus ordusuna, yurt dışında silahlı müdahale hakkı veren kanunun Rusya Devlet Dumasından geçmesi üzerine ise şu değerlendirmelerde bulundu: Bu yasa şunu diyor: Moskova, yurt dışında yaşayan Rus vatandaşların aleyhine gerçekleştiren fiillerden dolayı ilgili devletlere karşı müdahalede bulunabilir. Bunu da aslında ‘koruyucu devlet’ çerçevesinde değerlendirebiliriz. Rusya şunu diyor: Eğer Kazakistan'da, Azerbaycan'da veya Ukrayna'da yaşayan Rus kökenli insanlara yönelik sözde bir insan hakları ihlali ya da soykırım varsa ben bu devletlere girerek askerî müdahalede bulabilirim. Aslında bunu da 2007 yılında Gürcistan’da yapmıştı. Osetya ve Abhazya’yı işgal etmeden önce, oradaki Rus kökenli nüfusa ve Rusya yanlısı Gürcü gruplara da vatandaşlık dağıtmıştı. Bu şekilde oradaki ilhakını da meşrulaştırmaya çalışıyordu ancak uluslararası camia tarafından bu ilhaklar da meşru olarak kabul edilmedi ve işgal niteliğinde değerlendirildi. “AZERBAYCAN, UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ AÇIK BİR ŞEKİLDE DESTEKLEDİ” Öte yandan Azerbaycan'ın Rusya ile komşu olması ve Ukrayna’ya kıyasla güçlü bir devlet olması için nispeten dengeli bir politika izlediğini dile getiren İsmayılov, buna karşın söz konusu politikayı izlerken Ukrayna’nın Rusya tarafından topyekûn işgal girişimini hiçbir zaman tanımadığının da altını çizdi. “(Azerbaycan'ın Ukrayna’nın Rusya tarafından topyekûn işgal girişimini) Tanımaması da aslında çok doğal çünkü 1988’den 1994 yılına kadar Rusya destekli Ermeni gruplar, Azerbaycan topraklarını işgal etmişlerdi. Dolayısıyla Azerbaycan'ın yüzde 20'si işgal edilmişti.” şeklinde konuşan İsmayılov, bu işgal gerçekleştirilirken de Pakistan'ın desteğiyle BM Güvenlik Konseyinde Azerbaycan topraklarının işgal edildiğine yönelik 4 tane önemli belge imzalandığını ve bu belgelerin tamamında işgal edilen toprakların Azerbaycan'a ait topraklar olduğunun ifade edildiğini hatırlattı. Bununla birlikte İsmayılov, “Azerbaycan da işgalin ne olduğunu iyi anladığı için hiçbir zaman Rusya'nın yanında yer almadı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü de açık bir şekilde destekledi çünkü buna aykırı bir davranış, aslında Ermenistan işgalini meşru görmek anlamına geliyordu. Bu bağlamda Azerbaycan’ın temel meselelerinden biri şuydu: Bizi Rusya'ya yönelik dengeli bir politikaya izlesek de Ukrayna'nın meşru menfaatlerini görmezden gelemeyiz. Bugün gelinen noktada da aslında Azerbaycan yine aynı tavırda.” değerlendirmesini yaptı. “RUSYA, TABİRİ CAİZSE UKRAYNA'DA BATAKLIĞA SAPLANDI” Ukrayna-Rusya Savaşı’nın her ne kadar Ukrayna ve Kırım açısına olumsuz sonuçları olsa da Güney Kafkasya'daki devletleri nispeten rahatlattığını dile getiren İsmayılov, “…çünkü Rusya, Ukrayna'yı hızlı bir şekilde işgal edebileceğini düşünüyordu. Bu işgali gerçekleştirdikten sonra kuzeye ve güneye (Azerbaycan veya Ermenistan) doğru yönelecekti ancak savaş, beklediği gibi olmadı ve Rusya, tabiri caizse Ukrayna'da bataklığa saplandı. Azerbaycan da hem o dönemdeki jeostratejik hem de uluslararası alandaki dengeleri güderek 2023 yılı itibariyle tüm işgal altındaki bölgelerini işgalden kurtarmış oldu." dedi. Öte yandan İsmayılov, Ermenistan açısından da İkinci Karabağ Savaşı’nın bir dönüm noktası olduğunu dile tirerek 2018 yılında iktidara gelen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın, Rusya yönetiminin kendisine karşı olumsuz bir tavır içerisinde olduğunu bildiğini fakat bununla birlikte, eğer Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir savaş gerçekleşirse Rusya'nın Ermenistan'ın yanında yer alacağını düşündüğünü kaydetti. Ayrıca İsmayılov, “…ancak Türkiye ve Azerbaycan arasındaki stratejik iş birliğinin askerî seviyeye yükselmesiyle ve İkinci Karabağ Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Rusya, Birinci Karabağ Savaşı’na kıyasla, Ermenistan'a tam teşekküllü bir destek sunmadı. Hatta pasif kalarak nispeten tarafsız bir durum sergiledi. Azerbaycan'a da topraklarını işgalden kurtardıktan sonra Ermenistan, kendisini terk edilmiş olarak hissetti. Dolayısıyla aslında Güney Kafkasya'daki jeopolitik durum, Rusya'nın Ukrayna'da oyalanması ile birlikte Azerbaycan’ın lehine değişmiş oldu.” şeklinde konuşarak burada önemli faktörlerden birinin Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi olduğunu bildirdi. “HÂLÂ İNSANLIK ALEYHİNE SUÇLAR İŞLENİYOR” Son olarak Beyanın en önemli hükümlerinden biri meşru savunma hakkının içermesi olduğunu ve söz konusu hüküm kapsamında herhangi bir tarafa saldırı gerçekleştirildiğinde diğer ülkenin de müdahale edileceğini kaydeden İsmayılov, son olarak şu ifadelere yer verdi: Dolayısıyla aslında Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası sistemin çöküşü anlamına geldi, uluslararası hukukun yeniden yorumlaması anlamına geldi. Bununla birlikte Rusya’nın hâlâ Güvenlik Konseyindeki en önemli aktörlerden birisi olması, hukuksuzluğun ileride de devam edeceği anlamına geliyor. Ukrayna-Rusya Savaşı hâlâ sona ermedi, hâlâ insanlık aleyhine suçlar işleniyor. İran, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail arasındaki savaş da devam ettiği sürece savaş, bizim için olumlu olmasa da aslında Rusya'nın lehine ilerliyor.

Zelenskıy: Rusya, Transdinyester üzerinde hak iddia ediyor Haber

Zelenskıy: Rusya, Transdinyester üzerinde hak iddia ediyor

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), 16 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha ile Moldova'nın ayrılıkçı bölgesi Transdinyester çevresindeki durumu görüştüğünü açıkladı. Zelenskıy, Rusya’nın kısa süre önce Moldova’nın ayrılıkçı Transdinyester bölgesinden gelen kişilere vatandaşlık verilmesini kolaylaştırdığını belirterek, bu adımın “çok şey anlatan bir hamle” olduğunu ifade etti. Rusya’nın bu yöntemle yalnızca yeni asker kazanmayı hedeflemediğini kaydeden Zelenskıy, Rus vatandaşlığının askerlik yükümlülüğü de getirdiğini vurguladı. Zelenskıy ayrıca Moskova’nın bu adımla Transdinyester üzerinde hak iddiasında bulunduğunu söyledi. "GERÇEKTE MESELE DONBAS'TAN ÇOK DAHA FAZLASIDIR" Rus yetkililerin zaman zaman yalnızca Donbas’la ilgilendiklerini öne sürdüğünü dile getiren Zelenskıy, “Gerçekte mesele Donbas’tan çok daha fazlasıdır.” ifadelerini kullandı. Transdinyester’de bulunan Rus askerî varlığı ve özel servis faaliyetlerinin Ukrayna için de tehdit oluşturduğunu belirten Zelenskıy, güçlü ve istikrarlı bir Moldova istediklerini söyledi. ZELENSKIY'DAN BAKANLIĞIA TALİMAT Zelenskıy, Ukrayna Dışişleri Bakanlığına Moldova ile ortak değerlendirme ve ortak adımlar konusunda koordinasyon sağlama talimatı verdiğini açıkladı. Ayrıca Ukrayna istihbarat birimlerinden Rusya’ya verilecek karşılığa ilişkin öneriler beklediğini kaydetti. Açıklamasında Rusya’ya da mesaj veren Zelenski, “Rusya, başka ülkelerin vatandaşları ya da başka halkların toprakları yerine kendi petrol rafinerileri ve petrol transfer tesislerini düşünmelidir.” dedi.

Kremlin’den müzakere ültimatomu: Ukrayna ordusu Donbas’tan çekilmeli Haber

Kremlin’den müzakere ültimatomu: Ukrayna ordusu Donbas’tan çekilmeli

Ukrayna, ABD ve Rusya arasındaki diplomatik hareketliliğin arttığı bir dönemde Kremlin, çıtayı yükselten bir açıklama yaptı. Savaş suçlusu Putin’in Danışmanı Yuriy Uşakov, Rus haber ajansı Interfax’a verdiği demeçte, Kıyiv yönetimine yönelik sert bir ültimatom sundu. “ÜÇLÜ GÖRÜŞMELER MEVCUT ŞARTLARDA GEREKSİZ” Uşakov, Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki mevcudiyetini sonlandırması gerektiğini ileri sürerek şu ifadeleri kullandı: Şu anda Kıyiv'in yapması gereken tek bir ciddi adım var. Bu adım atıldıktan sonra, öncelikle askeri faaliyetler duracak, ikinci olarak ise uzun vadeli bir çözümün tartışılması için ciddi perspektifler açılacaktır. Uşakov, herkesin bu durumun farkında olduğunu, bu nedenle tarafların birbirini ikna etmeye çalışmasının "zaman kaybı" olduğunu iddia etti. Putin’in yardımcısı, Rusya'nın "bu adımı Kıyiv'den, özellikle de Zelenskıy'den beklediğini" belirtti. UKRAYNA HEYETİ ABD’DE Rusya’nın bu sert çıkışı, Ukrayna’nın Vaşington ( Washington) hattındaki kritik temaslarının hemen ardından geldi. 7 Mayıs’ta Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rustem Umerov, ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakere ekibiyle görüşmek üzere ABD'ye gitti. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy, bu görüşmelerde esir değişimi, diplomatik sürecin canlandırılması ve ABD ile güvenlik iş birliği gibi kritik başlıkların ele alınacağını duyurmuştu. GERİLİM TIRMANIYOR Ukrayna tarafı, 6 Mayıs itibarıyla tek taraflı sessizlik rejimi ilan ederek barışçıl niyetini ortaya koyarken, Rusya’nın Donbas’ın tamamen boşaltılması yönündeki şartı, müzakere masasına oturulmasını zorlaştırıyor. Kıyiv, toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini her fırsatta yinelerken, Moskova’nın bu son talebi "ön şart olarak dayatılan bir teslimiyet" olarak nitelendiriliyor.

Ukrayna’dan BM’de çarpıcı açıklama: "Rusya’nın 1 kilometre için ödediği bedel dünya tarihinde görülmedi" Haber

Ukrayna’dan BM’de çarpıcı açıklama: "Rusya’nın 1 kilometre için ödediği bedel dünya tarihinde görülmedi"

Ukrayna'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Andriy Melnık (Andrii Melnyk), New York’ta 20 Nisan'da BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada Rusya'nın savaş stratejisini sert bir dille eleştirdi. Melnık, Moskova'nın minimum toprak kazanımı için kendi halkını "yaktığını" çarpıcı istatistiklerle ortaya koydu. BİR KİLOMETRE KARE İÇİN 254 ÖLÜ ​Melnık, Rus ordusunun Ukrayna topraklarında ele geçirdiği her bir kilometrekare için ortalama 254 askerini kaybettiğini açıkladı. Bu oranı tarihsel bir perspektifle kıyaslayan diplomat, 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana hiçbir ordunun bu kadar küçük bir kazanım için bu kadar ağır bir insani bedel ödemediğini vurguladı. ​Ukrayna Temsilcisi, bu durumu 1939-1940 Sovyet-Fin Savaşı (Kış Savaşı) ile kıyaslayarak şunları söyledi: O dönemde kilometrekare başına düşen can bedeli, bugünküne kıyasla yaklaşık yüz kat daha düşüktü. Bu tablo savaşın temel gerçeğini özetliyor: Rusya, fahiş bir insani maliyetle asgari düzeyde ilerliyor. "DONBAS İÇİN 1,5 MİLYON RUS ASKERİ DAHA ÖLMELİ" ​Mevcut askerî durumu istatistiksel bir projeksiyona döken Ukraynalı diplomat, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Donetsk bölgesinin tamamını ele geçirme hedefine ulaşabilmesi için en az 1,5 milyon Rus askerini daha ölüme göndermesi gerektiğini ifade etti. İşgal hedeflerinin matematiksel imkansızlığına dikkat çeken Ukraynalı diplomat, mevcut ilerleme hızıyla Ukrayna’nın tamamının işgal edilmeye çalışılmasının 122 milyon Rus askerinin hayatına ve yaklaşık 183 yıllık bir sürece mal olacağını belirtti. İroni yaparak Putin’i "askerî deha" olarak nitelendiren Melnık, Moskova’nın Ukrayna'yı askeri yollarla ele geçirme hedefinin asla gerçekleşmeyeceğini, aksine bu sürecin Rusya'nın kendi kendini yok etmesine, ekonomik çöküşe ve toprak bütünlüğünün bozulmasına yol açacağını savundu. "RUSYA'NIN ULTİMATOMUNU KABUL ETMEYECEĞİZ" Rusya'nın müzakere şartı olarak Ukrayna birliklerinin Donetsk'ten çekilmesini talep etmesini "saçmalık" olarak nitelendiren Melnyk, stratejik bir karşılaştırma yaptı. Dünyanın en geniş ülkesi olan Rusya'nın (yüz ölçümü 17,1 milyon kilometrekare) talep ettiği Donetsk bölgesindeki 6 bin kilometrekarelik alanın, Rus topraklarının yalnızca yüzde 0,03'üne denk geldiğine dikkat çekti. ​Ukrayna'nın hiçbir ultimatomu kabul etmeyeceğini vurgulayan Melnık, şunları söyledi: Topraklarımızın tek bir milimetrekaresini bile asla terk etmeyeceğiz. Hiç bir vatandaşımızdan asla vazgeçmeyeceğiz... Moskova, uluslararası arabulucuları barışın Ukrayna'nın tavizlerine bağlı olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Bu masalın gerçekliğine gerçekten inanan var mı? Biz inanmıyoruz.

Zelenskıy’dan ABD’li temsilcilere tepki: Moskova’ya gidip Kıyiv’e gelmemek saygısızlıktır Haber

Zelenskıy’dan ABD’li temsilcilere tepki: Moskova’ya gidip Kıyiv’e gelmemek saygısızlıktır

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Witkoff ve damadı Jared Kushner’ın yalnızca Moskova’ya ziyaret gerçekleştirmesini eleştirdi. Ukrayna televizyonu ICTV’ye 20 Nisan’da verdiği röportajda konuşan Zelenskıy barış görüşmelerine ilişkin şüphelerini dile getirerek, “Moskova’ya gidip Kıyiv’e gelmemek saygısızlıktır.” ifadelerini kullandı. Zelenskıy, ABD’nin Witkoff ve Kushner ile temasların sürdüğünü ancak görüşmelerin formatının belirsizliğini koruduğunu söyledi. İki ismin daha önce Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü hatırlatan Zelenskıy, Kıyiv’e henüz ziyaret gerçekleştirmemelerini eleştirdi. Zelenskiy, taraflar arasında telefon üzerinden iletişimin sürdüğünü ve müzakerelerin devam etmesi yönünde karşılıklı irade bulunduğunu belirtirken, ABD heyetinin mart ayında Miami’de Ukraynalı yetkililerle bir araya geldiğini de hatırlattı. “BARIŞ EN HIZLI YOL TEMAS HATTI BOYUNCA ÇATIŞMALARIN DURMASI” Savaşın sona ermesi için en hızlı yolun mevcut temas hattı boyunca çatışmaların durdurulması olduğunu vurgulayan Zelenskıy, ancak Moskova’nın bu yönde isteksiz olduğunu ifade etti. Uzun vadeli bir ateşkesin sağlanması hâlinde savaşın diplomatik yollarla çözülebileceğini dile getiren Zelenskıy, Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinden çekilmesini talep etmeye devam ettiğini söyledi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha’dan Antalya’da net mesaj: Toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğiz! Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha’dan Antalya’da net mesaj: Toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğiz!

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha (Andrii Sybiha), "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada ülkesinin barış çabalarına dair net bir duruş sergiledi. ADF Talks kapsamında düzenlenen oturumda konuşan Sıbiha, Ukrayna’nın barışın önündeki engel olmadığını belirtti ve müzakere masasına oturmaya hazır olduklarını ancak Rusya’nın Donbas üzerindeki hakimiyet veya Ukrayna bölgeden çekilmesi gibi ultimatomlarını asla kabul etmeyeceklerini ifade etti. Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin "müzakere edilemez" olduğunun altını çizen Bakan, barışın ancak güçlü ve kararlı adımlarla mümkün olabileceğini dile getirdi. MÜZAKERE MASASI VE BARIŞ KOŞULLARI Barış müzakerelerine ilişkin son durumu değerlendiren Bakan Sıbiha, Ukrayna'nın uygulanabilir önerileri olduğunu ve "koşulsuz bir ateşkes ile sonrasında izleme süreci" için hazır olduklarını belirtti. Hazırladıkları 20 maddelik planın bazı hassas noktalarının henüz onaylanmadığını kaydeden Sybiha, “Örneğin; birliklerimizi Donbas'tan çekmemiz yönündeki bir ültimatomu nasıl kabul edebiliriz? Bu mümkün değil. Ayrıca Rusya şu an bu bölgelerde Rus yasalarını, Rus para birimini ve bayrağını dayatıyor. Ukrayna, toprak bütünlüğü ve egemenliği pahasına hiçbir formülü asla kabul etmeyecektir. ABD müzakere heyetinin Ukrayna'ya gelip süreci nasıl ilerletebileceğimizi tartışmasını bekliyoruz. Ancak paralel olarak Rusya'ya baskı yapmaya ve onu zayıflatmaya devam etmeliyiz. Barış çabalarını hızlandırmanın tek yolu budur; hayallere yer yok, sadece kararlı adımlar atılmalı. Putin rejimi, yapıcı olmamanın sonuçlarını anlamalı.” dedi. Müzakerelerinin zor ilerlesede barış için diplomatik çabaların devam etmesi gerektiğini belirten Bakan, "Ancak bu savaşı bitirme gayretimizi sürdürmeliyiz. Bu sadece Ukrayna ile ilgili değil, ilkeler ve BM Şartı ile ilgili bir savaştır. Diplomatik yollara açığız; şahsen somut sonuçların esasen diplomasi ile alınabileceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı. SAVUNMA TEKNOLOJİLERİNDE UKRAYNA İMZASI Ukrayna'nın savunma kapasitesine dair çarpıcı veriler paylaşan Sıbiha, ülkesinin insansız hava aracı (İHA) ve anti-İHA teknolojilerinde dünya lideri hâline geldiğini vurguladı. Savaş alanındaki tecrübenin savunma sanayisine doğrudan kalite olarak yansıdığını belirten Bakan, “Ürünlerimizi doğrudan savaş meydanında test edebilme avantajına sahibiz. Savunma sanayi ürünlerimizin cephede test edilmesi demek, ‘kalite’ demektir. İlerliyoruz; artık günde 2 bin adet önleyici İHA üretebiliyoruz.” şeklinde konuştu. Mevcut sistemlerle Rus füze ve SİHA’larının yüzde 90'ını imha edebildiklerini söyleyen Sıbiha, "Hâlâ yeterli hava savunma sistemimiz yok. Ancak cephe hattını tutuyoruz, gökyüzünü kapatmaya çalışıyoruz ve Ruslara karşı asimetrik hareket etmek için teknolojimizi kullanıyoruz. İnsansız teknolojileri kullanmamız sayesinde insan gücü artık Ruslar için bir avantaj olmaktan çıkıyor." dedi. Öte yandan özellikle Patriot gibi stratejik hava savunma sistemlerine olan ihtiyacın sürdüğünü belirten Bakan, yaklaşan kış öncesi enerji altyapısını korumanın hayati önemde olduğunu vurguladı. RUSYA’NIN “KANLI PARA” TRAFİĞİ VE GÖLGE FİLOSU Rusya'nın savaş bütçesini finanse etmek için enerji kaynaklarını kullandığını hatırlatan Sıbiha, Rus petrolünü taşıyan "gölge filo" gemilerine karşı daha sert önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, "Sadece gemileri değil, bu gemilerin kaptanlarını ve Rusların yasa dışı ihracat için kullandığı liman altyapılarına yaptırım uygulamalıyız. Rusya üzerindeki baskıyı artıracak araçlara sahibiz; onları müzakerelerde ciddileştirmenin tek yolu budur. Barışın önündeki tek engel Rusya'dır.” ifadelerini kullandı. Bakan ayrıca, Ukrayna'nın bu yasa dışı sevkiyatlarda görev alan kaptanların listesine sahip olduğunu ve bu listeyi Avrupalı ortaklarla paylaşmaya hazır olduklarını belirtti. TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUK RÖLÜ VE DESTEĞİ ADF’nin Ukrayna’nın sesini dünyaya duyurmak için eşsiz bir platform olduğunu ifade eden Sıbiha, Türkiye’nin diplomatik tecrübesine ve küresel etkisine teşekkür etti. Tahıl Koridoru gibi hayati projelerde Türkiye'nin rolünün unutulmaz olduğunu belirten Bakan, "Türkiye, eşsiz bir diplomatik tecrübeye ve küresel etkiye sahip. Barış çabalarımızda çok önemli bir rol oynuyor.” ifadelerini kullandı. Oturuma; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Milletvekili Kostyantın Kasay, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili, Ukrayna-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Eş Başkanı ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ile Ukrayna Gagauzlar Dernekleri Birliği Başkanı Yuriy Dimçioğlu dinleyici olarak katıldı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy’dan JD Vance’e sert yanıt: "Bu bir birkaç kilometre meselesi değil" Haber

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy’dan JD Vance’e sert yanıt: "Bu bir birkaç kilometre meselesi değil"

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in müzakereleri "birkaç kilometrelik toprak pazarlığına" indirgeyen açıklamalarına tepki göstererek, söz konusu toprakların Ukrayna’nın güvenliği ve binlerce insanın hayatı için hayati önemde olduğunu vurguladı. Zakarpattya bölgesinde 9 Nisan’da yerel yönetim temsilcileriyle bir araya gelen Zelenskıy, JD Vance’in Budapeşte’de yaptığı açıklamalara doğrudan yanıt verdi. Zelenskıy, Vance’ın ABD, Ukrayna ve Rusya arasındaki resmî müzakere sürecine bizzat katılmadığını hatırlatarak şunları söyledi: "Tüm saygımla belirtmeliyim ki, Sayın Başkan Yardımcısı, bu müzakerelerin bir parçası değil. Eğer katılsaydı, 'küçük bir toprak parçası' ile Ukrayna’nın bağımsız ve stratejik arazisi arasındaki farkı daha iyi anlardı. Bahsettiğimiz yerler, güçlü savunma hatlarımızın olduğu ve halen yaklaşık 200 bin insanımızın yaşadığı güvenlik açısından önemli topraklardır.” Zelenskıy, Donbas’ın işgalinin Rusya için sadece bir toprak kazanımı değil, gelecekteki yeni saldırılar için bir "sıçrama tahtası" hazırlama imkanı olduğunu hatırlattı. “TOPRAK BİZİM, ORTAKLARIMIZIN DEĞİL” Ukrayna’nın henüz yeterince güçlü güvenlik garantilerine sahip olmadığını belirten Zelenskıy, toprak bütünlüğü konusundaki kırmızı çizgilerini şu sözlerle açıkladı: Kuşkusuz bu toprakların her bir metrekaresi Ukrayna toprağıdır. Ortaklarımıza duyduğumuz saygı baki, ancak o topraklar kesinlikle onların değil. KUSHNER VE WİTKOFF KIYİV YOLCUSU Zelenskıy ayrıca, ABD Başkanı'nın özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff'un Ukrayna ziyareti ile ilgili açıklamalarda bulundu. Paskalya tatili sonrasında bu ziyaret için uygun bir tarih belirleneceğini belirten Cumhurbaşkanı, temsilcilerin şu an hafta sonu boyunca İran odaklı görüşmeler yürüttüğünü bildiğini ekledi. JD VANCE NE DEMİŞTİ? ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 8 Nisan’da Macaristan’da yaptığı açıklamada, Rusya ve Ukrayna’nın tutumlarının birbirine "hiç olmadığı kadar yaklaştığını" iddia etmişti. Vance, mevcut durumu "birkaç kilometrelik toprak için bir yöne ya da diğerine doğru pazarlık yapmak" olarak nitelendirmiş ve "Bu kadar küçük bir toprak parçası için yüz binlerce genç adamın ölmesine, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ekonomik yıkıma değer mi?" sorusunu yöneltmişti. Ocak ve Şubat aylarında yoğunlaşan Ukrayna-ABD-Rusya üçlü görüşmeleri, Orta Doğu’daki gerilimin tırmanması nedeniyle süresiz olarak ertelenmişti. Ancak Zelenskıy, bu sürecin bir "çıkmaza girdiğini" düşünmediğini belirtimişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.