SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dutar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Dutar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dutar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkmen dutar sanatçısı Oğlan Bahşı QHA'ya konuştu: "Dinleyiciyi bozkırda at süren Türkmen'in dünyasına götürür" Haber

Türkmen dutar sanatçısı Oğlan Bahşı QHA'ya konuştu: "Dinleyiciyi bozkırda at süren Türkmen'in dünyasına götürür"

Türkmen bahşısı (geleneksel Türkmen destan ozanı), dutar (iki telli mızraplı saz) sanatçısı ve müzik bilimci Muhammed Geldi Geldi Nejad (Oğlan Bahşı-Oghlan Bakhshi), Kırım Haber Ajansına (QHA) sanat serüvenini anlattı. Çocukluk yıllarından itibaren müzikle iç içe büyüdüğünü söyleyen Nejad, Türkmen halk müziğinin kendisi için yalnızca bir sanat dalı değil, aynı zamanda kültürel kimliğin en önemli taşıyıcılarından biri olduğunu ifade etti. Çocukluğunda annesinden Türkmen halk türküleri dinleyerek büyüdüğünü belirten Nejad, evlerinin İran ve Türkmenistan'ın farklı bölgelerinden gelen müzisyenlerin buluşma noktası olduğunu söyledi. Babası Abdülgaffar Geldi Nejad'ın gyjak (kemaneye benzer yaylı saz) üstadı olduğunu aktaran sanatçı, bu atmosferin müziği hayatının ayrılmaz bir parçası hâline getirdiğini dile getirdi. Sahne adının “Oğlan Bahşı” olduğunu belirten dutar sanatçısı Nejad, Türkmen müziğinin efsanevi destan ozanı ve ilk Oğlan Bahşı olan Sahı Cepbarov'a derin bir ilgi duyması nedeniyle bu ünvanı aldığını belirtti. "İLK HOCAM BABAM OLDU" İlk müzik eğitimini babası Abdülgaffar Geldi Nejad'dan aldığını belirten sanatçı, daha sonra Akmyrat Çarıyev ve Çarı Sahetmyradov gibi önemli Türkmen ustalardan eğitim gördüğünü söyledi. Türkmen müzik geleneğinde "gıyaben talebelik" anlayışının bulunduğunu anlatan Nejad, “Kişi, o üstadı hiç şahsen tanımasa bile, onun üslubunu talebeleri aracılığıyla inceleyerek ya da tarihî kayıtları dinleyerek derin bir bağ kurabilir. Bu anlamda, kendimi hiç tanımadığım Mıllı Aga ve Purlı Aga gibi eski üstatların da gıyaben talebesi sayıyorum; zira onların kayıtları müzikal kimliğimi derinden biçimlendirdi.” ifadelerini kullandı. Geleneksel Türkmen dutar müziğinin Türkmen halkının tarihini, yaşam biçimini ve kültürel değerlerini yansıttığını ifade eden Nejad, "At çapan" gibi eserlerin dinleyiciyi bozkırlarda at süren bir Türkmen'in dünyasına götürdüğünü, konar göçer yaşam kültürünün bugün bile Türkmen müziğinde güçlü şekilde hissedildiğini söyledi. “TÜRKMEN MÜZİĞİ DERİN BİR RUH HÂLİNİ TAŞIR” Dünyadaki çeşitli müzik geleneklerinde tarihsel hadiselere dayanan ve hüzünlü olayları derin bir melankoliyle anlatan eserlerin olduğunu söyleyen Nejad, “Genel olarak Türkmen müziği, tefekkürle dolu derin bir ruh hâli taşır; bu belki de geleneksel göçebe hayatın zorluklarının ve atalarımızın coğrafya boyunca süregelen göçlerinin bir yansımasıdır.” dedi. Uzun süredir ABD’de yaşayan Nejad, burada farklı müzik gelenekleriyle ve icracılarıyla tanışma fırsatı bulduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyledi. ABD’ye yaşamaya başladıktan sonra Türkmen müziğinin Türkistan dışında yeterince tanınmadığını fark ettiğini belirten dutar sanatçısı, “Bu farkındalık, Türkmen müziğinin kültürel tarihiyle derinlemesine ilgilenmeme ve onu buradaki izleyicilere doğru ve anlamlı bir şekilde sunmama itici güç oldu.” diye konuştu. "DUTAR BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR" Türkmen müziğiyle ilk kez karşılaşan dinleyicilerin büyük ilgi gösterdiğini anlatan Nejad, birçok kişinin konserlerden sonra kendisine gelerek hayatlarında ilk kez böyle bir müzik duyduklarını söylediğini aktardı. Türkistan bölgesini daha önce ziyaret etmiş dinleyicilerin ise bu müziği ABD'de canlı dinlemekten büyük memnuniyet duyduklarını belirten sanatçı, farklı kültürlerden insanlarla Türkmen müziğini paylaşabilmenin kendisi için büyük mutluluk olduğunu dile getirdi. Türkmen dutarının genç kuşaklara aktarılması için dijital içeriklerin artırılması gerektiğini belirten Nejad, şu değerlendirmede bulundu: Türler arası iş birlikleri önemli. Çeşitli geleneklerden müzisyenlerle birlikte çalışmak, dutarı dinamik platformlara taşıyarak genç dinleyicilere geleneksel bir enstrümanın küresel seslerle nasıl bir arada var olabileceğini gösteriyor. Ben de aktif olarak tam olarak bunu yapıyorum. “TÜRK DÜNYASININ ORTAK MÜZİK MİRASI VAR" Türk dünyasının farklı müzik geleneklerini yakından takip ettiğini söyleyen Nejad, Özbek, Kazak, Kırgız ve Kırım Tatar müziklerinin Türkmen müziğiyle birçok ortak unsur taşıdığını belirtti. Köroğlu (Göroğlu) destanının birçok Türk halkında ortak figür olarak bulunduğunu söyleyen Nejad, bunun ortak tarihî hafızanın ve müzik kültürünün önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. "DUTARIN SESİ DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA ULAŞABİLİR" Nejad, Türkmen dutarının uluslararası müzik dünyasında çok daha görünür olabilmesi için hem sahne çalışmalarını hem de akademik araştırmalarını sürdürmeyi planladığını kaydetti. QHA aracılığıyla Türk dünyasına seslenen Nejad, Türkmen ozanlık geleneğinin ve dutarın taşıdığı zengin kültürel mirasın daha fazla insana ulaşmasını temenni ederek, bu ezgilerin Türk dünyasında ve dünyanın dört bir yanında gönülleri birleştirmeye devam edeceğini ifade etti.

Ünlü Özbek sanatçı Güzel Müminova QHA'ya konuştu: "Dilimiz de gönlümüz de birbirine yakındır" Haber

Ünlü Özbek sanatçı Güzel Müminova QHA'ya konuştu: "Dilimiz de gönlümüz de birbirine yakındır"

Büyük mütefekkir, şair ve hattat Abdurrezzak Fakirî’nin torunu, Özbekistanlı geleneksel halk müziği sanatçısı ve usta dutar icracısı Güzel Müminova (Guzal Muminova), müzikal mirasını bilimsel çalışmalarla harmanlayarak Türk dünyasının ve küresel müzik camiasının dikkatini çekmeye devam ediyor. Çocukluk hayali olan tıp doktorluğunu, dutarın şifa verici özellikleri üzerine yürüttüğü müzik terapisi çalışmalarıyla sanata tahvil eden Müminova, iki telli bu kadim çalgıyı "adeta bir orkestra" olarak tanımlıyor. Özbekistan'ın Harezm bölgesinde doğup büyüyen geleneksel halk müziği sanatçısı Güzel Müminova, sanat yaşamı, bilimsel çalışmaları ve Türk dünyasının ortak kültürel mirasına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Sanatkâr bir ailede dünyaya geldiğini anlatan Müminova, altı kardeşten beşinin müzisyen olduğunu ancak yalnızca kendisinin Özbekistan'ın millî çalgısı dutarı tercih ettiğini ifade etti. Çocukluk hayalinin doktor olmak olduğunu söyleyen Müminova, ailesinin yönlendirmesiyle 10 yaşında dutar çalmaya başladığını belirterek, bugün bu hayaline farklı bir yoldan ulaştığını dile getirdi. "Dutarın şifa verici özelliklerini bilimsel olarak araştırıyorum" diyen Müminova, Yunus Recebî Özbek Millî Müzik Sanatı Enstitüsünde doktora (PhD) hazırlık programında öğrenim gördüğünü ve çalışmalarını müzik terapisi üzerine sürdürdüğünü söyledi. Müminova ayrıca 2025 yılında Türkiye'de Ege Üniversitesinin mesleki gelişim programına katıldığını, aynı yıl Kırgızistan'da düzenlenen RUH-SANAT Dünya Müzik ve Kültür Festivali'nde ikincilik ödülü kazandığını kaydetti. KADINLARIN İÇİNDEKİ HASRETİN SESİ: DUTAR Özbek müzik kültüründe, özellikle de Harezm bölgesinde dutarın paha biçilemez bir yeri olduğunu vurgulayan Müminova, çalgının tarihi ve sosyolojik arka planına dair şu dikkat çekici bilgileri paylaştı: Tarihî kaynaklara göre Harezm'de geçmişte nüfus o kadar fazlaymış ki insanlar yalnızca dutarın eşiğini (köprüsünü) yaparak bile ailelerini geçindirebilmişler. Bu da dutarın neredeyse her evde bulunduğunun göstergesidir. Eskiden kadınlar toplum önüne çıkmaz, içlerindeki hasreti evlerinde dutar çalarak dile getirirlerdi. Bu yönüyle dutar, başlangıçta ev içi bir çalgıydı. Dutarı diğer ülkelerin çalgılarından ayıran en belirgin özelliklerin yumuşak tınısı, dut ağacından yapılması ve ipek telleri olduğunu belirten usta sanatçı, akort düzeni sayesinde sesinin bir oktav daha pes duyulduğunu ve insan sesine çok yakın olduğunu ifade etti. İnsan sesine yakın tınısı nedeniyle dutarın kalplere dokunduğunu ifade eden sanatçı, yıllar içinde bu çalgının insan üzerindeki olumlu etkilerini bizzat gözlemlediğini söyledi. Harezm bahşılık geleneğinde iki dutar ve bir bulaman eşliğinde icra yapıldığını aktaran Müminova, "Dutar yalnızca iki telli olmasına rağmen benim için adeta bir orkestradır." dedi. GELENEKSEL MÜZİĞİN GELECEĞİ İÇİN BİLİMSEL ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR Hem sanatçı hem de araştırmacı kimliğiyle çalışmalarını sürdüren Müminova, "Atalarımızdan miras kalan millî müzik kültürümüzü, özellikle makamlarımızı eksiksiz şekilde gelecek nesillere ulaştırmak biz sanatçıların en önemli görevidir. Yunus Recebî Özbek Millî Müzik Sanatı Enstitüsü de bu sorumluluğu üstlenen Özbekistan'daki tek ihtisas kurumudur." dedi. Dutarın müzik terapisindeki yerini, şifa verici özelliklerini bilimsel yöntemlerle incelemeyi sürdürdüğünü belirten Müminova, çocukluk hayali olan doktorluğu bugün bilimsel araştırmaları sayesinde farklı bir biçimde gerçekleştirdiğini ifade etti. GENÇLERİN DUTARA İLGİSİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR Özbekistan'da geleneksel müzik eğitimine verilen desteğin son yıllarda önemli ölçüde arttığını söyleyen Müminova, bağımsızlığın ardından millî kültüre ilginin yeniden güç kazandığını belirtti. Öğrencilik yıllarında her yıl yalnızca 12 saz sanatçısı ve 6 hanendenin kabul edildiğini anlatan Müminova, bugün ise her yıl 60 saz sanatçısı ve 60 hanendenin eğitim alma fırsatı bulduğunu ifade etti. Sanatçı, gençlerin dutar başta olmak üzere millî çalgılara ilgisinin her geçen yıl arttığını vurguladı. DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN DUTAR ÖĞRENMEK İSTEYENLER VAR Müminova, dünyanın birçok ülkesinden dutar öğrenmek isteyenlere çevrim içi eğitim verdiğini belirtti. Fransa, İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri, Kazakistan, Hong Kong, Japonya, Tacikistan ve Rusya'nın da aralarında bulunduğu birçok ülkeden öğrencilerinin bulunduğunu söyleyen sanatçı, bugüne kadar 18 ülkeyi ziyaret ettiğini kaydetti. İran, Türkiye ve Kazakistan'da ustalık sınıfları düzenlediğini ifade eden Müminova, ses albümlerinin İran, Amerika ve Fransa'da yayımlandığını da sözlerine ekledi. Sanat hayatının en unutulmaz deneyimlerinden birinin, 2003 yılında dünyaca ünlü Çin asıllı çellist Yo-Yo Ma'nın "Büyük İpek Yolu" projesinde sahne almak olduğunu belirten Müminova, bu deneyimin kendisine sanat yolculuğunu ve yaşam amacını yeniden sorgulama fırsatı verdiğini söyledi. 2000 yılından bu yana dünyanın farklı ülkelerinde konserler verdiğini ifade eden sanatçı, son yıllarda ise uluslararası bilimsel konferanslarda bildirileri ve makaleleriyle yer aldığını dile getirdi. "GÖNLÜNDE MÜZİĞE YER VEREN İNSANLARDAN KÖTÜLÜK ÇIKMAZ" Türk dünyasına da mesaj veren Müminova, bütün Türk topluluklarının ortak tarih ve kültür mirasına sahip olduğunu vurguladı. Kültürel iş birliklerinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirten Müminova, "İster Tatar olsun ister Türk, hepimizin kökü birdir. Kültürümüz birbirine benzer; dilimiz de gönlümüz de birbirine yakındır. Günümüzde kültürel iş birlikleri için çok büyük imkânlar bulunmaktadır ve bunları en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Çünkü gönlünde müziğe yer veren insanlardan kötülük çıkmaz. Yurdumuz huzurlu, gökyüzümüz açık olsun; sanatımız ve üretkenliğimiz daima yükselmeye devam etsin." ifadelerini kullandı.

Uygur Türklerinin kültürel kimliği sahneye taşındı: “Mavi Gök Nerede” tiyatro oyunu Yalova'da sahnelendi Haber

Uygur Türklerinin kültürel kimliği sahneye taşındı: “Mavi Gök Nerede” tiyatro oyunu Yalova'da sahnelendi

Yalova’nın Çınarcık ilçesi 26 Ekim 2025 tarihinde anlamlı bir kültür ve sanat etkinliğine ev sahipliği yaptı. Nuh Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelenen “Mavi Gök Nerede” adlı tiyatro oyunu, Gülkent İlkokulu Konferans Salonu’nda izleyiciyle buluştu. Kimlik, kültür, dil ve özgürlük temalarını ele alan oyun, izleyicilere hem duygusal hem de düşündürücü anlar yaşattı. Salonun tamamen dolduğu gecede, Çınarcık halkı oyuna ve oyunculara yoğun ilgi gösterdi. Oyuncular, sahne performanslarıyla Türk dünyasının ortak değerlerini, Doğu Türkistan’ın kültürel mirasını ve kimlik mücadelesini canlandırdı. Geleneksel kıyafetler, yöresel müzikler ve sahne düzeni izleyicilerden tam not aldı. Konuk sanatçı Uygur Türkü Rüstem Emirdinoğlu, dutar eşliğinde seslendirdiği parçalarla geceye renk kattı. Emirdinoğlu’nun sahne performansı, hem müzikal hem kültürel anlamda izleyicilerden büyük alkış aldı.Oyunun yazarı ve yönetmeni Mehmet Akif Çanakçı, Uygur Kültür Evine ve Nimetullah Kahraman’a teşekkür etti. KAYMAKAM OĞUZHAN ERDİ ATAK’A DOĞU TÜRKİSTAN HARİTASI TABLOSU TAKDİM EDİLDİ Program kapsamında, Çınarcık Kaymakamı Oğuzhan Erdi Atak’a, Doğu Türkistan haritasını taşıyan özel bir tablo takdim edildi. Törende yapılan konuşmalarda, sanatın milletler arasındaki dostluğu ve dayanışmayı güçlendiren en önemli köprü olduğu vurgulandı. UYGUR KÜLTÜRÜ TANITIM STANDI BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ Etkinlik kapsamında, fuaye alanında Uygur kültürü tanıtım standı da kuruldu. Stantta geleneksel "doppa" başlıklar, minyatür sazlar, el dokuması örtüler ve kültürel süs eşyaları yer aldı. Ziyaretçiler, Türkiye ve Doğu Türkistan bayraklarıyla süslenen bu alanda fotoğraf çektirip kültürel ürünler hakkında bilgi aldı. Ücretsiz olarak halka açık şekilde düzenlenen etkinliğin sonunda izleyicilere Uygur kültürünü yansıtan geleneksel ikramlarda bulunuldu. “Mavi Gök Nerede”, Doğu Türkistan’ın kültürel mirasına dikkat çekerek, Türk dünyasının ortak duygularını sahneye taşıdı ve Çınarcık’ta izleyenlerin hafızasında derin bir iz bıraktı. Oyuncu kadrosunda Sudem Güven, Fevzi Türkmen, Selami Çiçek, Sudenaz Cansız, Nazmiye Samast, Mina Çanakçı, Resul Bal, Gökhan Nair, Berat Güzeloğlu ve Buğra Kocabacak bulunduğu gösterinin teknik ekibinde ise Talha Sağlam ve Nurullah Gölbaşı yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.