SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ebulfez Elçibey

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ebulfez Elçibey haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ebulfez Elçibey haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Türk Dünyası Aydın ve Liderleri” panelinde Kırımoğlu ve Gaspıralı'nın hikâyesi anlatıldı Haber

“Türk Dünyası Aydın ve Liderleri” panelinde Kırımoğlu ve Gaspıralı'nın hikâyesi anlatıldı

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından tertip edilen “Türk Dünyası Aydın ve Liderleri” isimli panelde Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, İsmail Bey Gaspıralı, Ziya Gökalp, Enver Odabaşı ve Ebulfez Elçibey’in hayatı anlatılarak Türk dünyasına verdiği katkılar ele alındı. Panelde; Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamelya Tekne, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cansever Kayapunar Kesgül, Ardahan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cafer Mustafaoğlu, İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kasım Turgut ve Bilim Uzmanı Aytek Aytak Yusifsoy yer aldı. 22 Nisan 2026 tarihinde çevrim içi olarak düzenlenen panel, saat 13.00’te başladı. MİLLÎ LİDER KIRIMOĞLU’NUN MÜCADELESİNE VURGU YAPILDI Doç. Dr. Kamelya Tekne, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun hayatından, faaliyetlerinden ve Kırım Tatar halkı için verdiği mücadeleden bahsetti. Kırımoğlu liderliğinde Kırım Tatar millî hareketinin kurumsal bir yapıya dönüştüğünü kaydeden Tekne; sunumunun“Vatana Dönüş” ve “Millî Hareket” başlığı altındaki bölümde Sovyetler Birliği tarihinde Kızıl Meydan’da yapılan ilk kitlesel eylem olan Kızıl Meydan Eylemleri ile II. Kırım Tatar Millî Kurultayı ile beraber, Kırım’ın işgalinden sonra Kırımoğlu’nun ve Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) sürgünde çalışmalarına devam ettiğini ve uluslararası hukuk ile insan hakları zemininde yaptığı mücadeleleri anlattı. Konuşmasının sonunda Tekne, Rusya işgali altındaki Kırım’da hiçbir suç işlemediği hâlde uzun yıllar hapse mahkûm edilen gazeteciler, aktivistler ve din adamlarını gündeme taşıdı. Kırım’dan 12 bin kilometre uzakta bulunan Kamçatka hapishanesinde tutulan Servet Gazi’ye değinen ve son yıllarda kadınlara yapılan baskının arttığını belirten Tekne, iki çocuk annesi Niyara Ersmambet’in ise 15 yıl hapse mahkûm edildiğine de dikkat çekti. “USÛL-İ CEDİT BİR MAARİF REFORMUDUR” Kasım Turgut ise Gaspıralı’nın Türk dünyasında birliğin sağlanması hususundaki önemine vurgu yaptı. Gaspıralı’nın teşkilatçılık ve yayıncılık faaliyetlerini dile getiren Turgut, Gaspıralı’nın Ahmet Mithat Efendi gibi kendi matbaasını kurduğunu dile getirerek Gaspıralı’nın birçok roman, edebî eser, fikrî yayın ve ders kitabı yazdığını kaydetti. Bu bağlamda Gaspıralı için “Aslında Türk dünyasının birliği için bunun çilesini çekmiştir diyebiliriz. Tek başına mücadele etmeye çalışmıştır. Zaman zaman destek bulamamıştır.” şeklinde konuşan Turgut, 1883 yılında Tercüman gazetesinin çıktığını da kaydetti. “DİLDE, FİKİRDE İŞTE BİRLİK!” Gaspıralı’nın usûl-i cedit eğitim hareketinden de bahseden Turgut, Gaspıralı’nın bir tespit üzerine bu hareketi başlattığını ifade etti. Gaspıralı’nın İslam dünyasının ve Batı’nın durumunu gözlemlediğini belirten Turgut; Gaspıralı’nın sadece Türk dünyasında değil, İslam dünyasında da bir şuur uyandırmak istediğine dikkat çekti. “Usûl-i cedit bir maarif reformudur.” şeklinde konuşan Turgut, Gaspıralı’nın bu eğitim hareketi kapsamında müfredatı kendisinin hazırladığını, ders kitaplarını kendisinin yazdığını ve öğretmenleri kendisinin yetiştirdiğinin de altını çizdi. Turgut, ayrıca Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını temel ülkü olarak benimsediğini dile getirdi. “VATAN NE TÜRKİYE’DİR TÜRKLERE, NE TÜRKİSTAN; VATAN, BÜYÜK VE MÜEBBET BİR ÜLKEDİR: TURAN” Ziya Gökalp’in hayatından bahseden Dr. Cansever Kayapunar Kesgül ise Gökalp’in “Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan; Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.” sözüne atıf yaparak bugün de Türk gençlerinin ideolojik mânâdaki ruhunu yükselten bu anlayışın 1918’de maalesef kısmi hüsranlara şahit olduğunu belirtti. Bunun sebebinin söz konusu dönemde Balkan topraklarının kaybedilmesi ve Osmanlı Devleti’nin alelacele bir şekilde I. Dünya Savaşı’na dâhil edilmesi olduğunu dile getiren Kayapunar Kesgül, Gökalp’in o dönem için işgal altında olan Anadolu’yu kurtarmanın derdine düşen bir Türk genci olduğunu belirtti. Öte yandan “Her şey Türk’e göre, Türk için, Türk tarafından” desturuna binaen bugün yapılan çalışmaları da göz önünde tutan Kayapunar Keşgül, “(Gökalp) Sahiden sermayesi, fabrikası, vapuru, treni Türk’ün olmayan bir vatanı, vatan olarak tasavvur etmiyordu. Bu noktada da gençlere; ilme ve tekniğe, vatanın teknolojisine hâkim olmayı yine bir ‘Kızılelma’ olarak ve şuur olarak işaret ediyordu.” dedi. “ELÇİBEY’İN LİDERLİĞİ TESADÜFÎ BİR SİYASİ BAŞARI DEĞİLDİR” Bilim Uzmanı Aytek Aytak Yusifsoy ise Azerbaycan’ın demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı olan Ebulfez Elçibey’in hayatından bahsetti. Yusifsoy, “Bölünmüş bir vatanın ve esaret altındaki bir milletin sancısıyla büyüyen bir isim” olarak değerlendirdiği Elçibey hakkında “Elçibey, bir imparatorluğun enkazı altından millî bir devleti çekip çıkarırken modern Azerbaycan’ın bağımsızlık seslerinin de bizzat kendi tarih bilinciyle inşa etmiştir. Elçibey’in liderliği, tesadüfî bir siyasi başarı değildir; o, derin bir akademik birikime sahipti.” şeklinde konuştu. Elçibey’in 50’ye yakın bilimsel çalışması olan bir şarkiyatçı olduğuna dikkat çeken Yusifsoy, Elçibey’in “ilimlerini eyleme dökebilmiş olmasının” onu farklı kılan husus olduğunu belirtti. Elçibey’in devlet inşasında Atatürk modelini ele aldığını dile getiren Yusifsoy; Elçibey’in mirasının sadece Azerbaycan’ın bağımsızlığında değil, yükselen Türk birliğinin iradesinde de yaşamakta olduğunun altını çizdi. AHISKA TÜRKLERİ, 2026 YILINA KADAR KENDİ TOPRAKLARINA DÖNEMEDİ Dr. Cafer Mustafaoğlu ise Ahıska Türklerinin önemli isimlerinden Enver Odabaşı’nın hayatından ve Ahıska Türklerinin hak mücadelesinden bahsetti. Mustafaoğlu, bununla birlikte Ahıska Türklerinin yaşadığı sorunların 1829 yılından itibaren başladığını kaydederek Ahıska Türklerinin tarihindeki kritik aşamaları ele aldı. Öte yandan Kırımoğlu Kırım Tatarları için ne kadar kıymetliyse Odabaşı’nın da Ahıska Türkleri için o denli önemli bir şahsiyet olduğuna dikkat çeken Mustafaoğlu, “Ahıska Türklerinin Sovyet döneminde yerinden ve yurdundan edilen diğer halklardan farkı şu: Söz konusu halkların büyük ekseriyeti, sürüldükleri topraklara az veya çok geri dönebilmeyi başarmıştır ancak 2026 yılına kadar Ahıska Türkleri, Ahıska topraklarına dönememiş ve çeşitli ülkelere, çeşitli bölgelere dağılmak zorunda kalmıştır. Bu da bence Ahıska Türkleri için çok acı bir durumdur.” dedi.

Doç. Dr. Aydın Kasımlı: Kırım'ın işgali Türk dünyasının ortak vicdanında derin bir yara açmıştır Haber

Doç. Dr. Aydın Kasımlı: Kırım'ın işgali Türk dünyasının ortak vicdanında derin bir yara açmıştır

Yaklaşık olarak 60 yıllık akademik ve siyasi mücadelesiyle Türk dünyasının ortak hafızasında yer edinmiş olan Doç. Dr. Aydın Kasımlı (Aydın Mədətoğlu Qasımlı), Kırım Haber Ajansına (QHA) özel verdiği özel röportajda Türk dünyasının temel meselelerini değerlendirdi. 1980’lerin sonunda Azerbaycan’daki millî özgürlük hareketine aktif olarak katılan, 1993’te siyasi sebeplerle tutuklandıktan sonra 8,5 yıl cezaevinde kalan, 2002-2022 yılları arasında Klasik Halk Cephesi Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen ve günümüde partinin danışmanlığını yürüten Kasımlı, Türkçülük idealinin bir yaşam biçimine dönüşmesi gerektiğini ve Türk milletinin en büyük eksiğinin "birlik olamamak" olduğunu vurguladı. "TÜRKÇÜLÜK; BİLGİYLE, AHLÂKLA, İMANLA VE KARARLILIKLA YÜRÜTÜLMESİ GEREKEN BİR MÜCADELEDİR" 21. yüzyılda Türkçülük idealinin genç kuşaklara nasıl anlatılması gerektiği hususunda Doç. Dr. Aydın Kasımlı, Türk milletinin tarih boyunca dünyanın kaderine yön vermiş bir millet olduğunu belirterek, "Türkçülük ideali, insanlara özgürlük, milletlere istiklal getiren bir fikirdir. Mehmet Emin Resulzade, Atatürk ve Elçibey gibi büyük liderler, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ve 'Birlikten doğan güç' düşüncesiyle milletlerini ileriye taşımışlardır. Bugünün Türk gençliği, bu öncülerin fikirlerini sadece okumamalı, onları yaşam biçimine dönüştürmelidir. Türkçülük; bilgiyle, ahlâkla, imanla ve kararlılıkla yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Bir milletin gücü, ancak bütün sınıflarının aynı ideal etrafında birleşmesiyle ortaya çıkar. Türk dünyasının geleceği, Türk gençliğinin bu ideali yaşatma azmine bağlıdır." diye konuştu. "KIRIM TATARLARI TARİH BOYUNCA BÜYÜK ACILAR YAŞAMIŞ AMA KİMLİKLERİNİ KORUMAYI BAŞARMIŞLARDIR" Kırım meselesinin Türk dünyasının ortak hafızasında nasıl bir yer edindiği konusunu değerlendiren Doç. Dr. Kasımlı, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı işgalinin, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa tarihinde eşi görülmemiş bir olay olduğunu kaydetti. "Bu işgal sadece Ukrayna’nın değil, tüm Türk dünyasının ortak vicdanında derin bir yara açmıştır." diyen Kasımlı şöyle devam etti: Kırım Tatarları tarih boyunca büyük acılar yaşamış ama kimliklerini korumayı başarmışlardır. Bugün birçok ülke Rusya’nın bu eylemini kınasa da, Kırım Tatarlarının temel haklarını koruma konusunda yeterince adım atılmamıştır. Kırım'ın asırlardır orada yaşayan Kırım Tatarlarının vatanı olduğunu söyleyen Kasımlı, "Türk dünyası bu gerçeği savunmalı ve Kırım Tatarlarının haklarını her platformda dile getirmelidir." dedi. ELÇİBEY'İN FİKİR DÜNYASINDA KIRIM VE KIRIM TATARLARI Azerbaycan'ın efsanevî lideri Ebülfez Elçibey'in hem akrabası hem yoldaşı hem de onun ideallerini taşıyan bir akademisyen olarak Kasımlı, Elçibey'in fikir dünyasında Kırım ve Kırım Tatarlarının yerini de anlattı. Kasımlı, 1989 yılının aralık ayında Bakü’nün Zuğulba kasabasında düzenlenen Hazar Forumu'nda Kırım Tatarı Yunus Kandımov'un Ebülfez Elçibey'e yönettiği "Kırım Tatarlarının vatanlarına dönüş mücadelesine nasıl bakıyorsunuz, bize destek vermek ister misiniz?" sorusuna verdiği cevabı şu şekilde aktardı: Ben Kırım Tatarlarının mücadelesini yalnız bugün değil, daha 1960’lı yıllardan itibaren, öğrencilik yıllarımdan beri dikkatle izliyorum. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu hakkında yabancı radyolardan duyduğumuz haberler, onun hapishanede açlık grevi yapması, o dönemde Azerbaycan’daki çayhanelerde uzun süre konuşulan bir meseleydi. Size aktif olarak katılamasak da, her zaman Kırım Tatarlarına karşı yapılan haksızlıkları dile getirdik. Hatırlarsanız, Fergana’da Ahıska Türkleri ile Özbekler arasında çatışma çıkarıldığında biz Sovyet yönetiminin bu kışkırtıcı politikasını ve Rusya’nın bölücü faaliyetlerini sert bir şekilde eleştirdik. Ahıska Türklerinin Azerbaycan’da yerleşebilmesi için elimizden gelen desteği verdik. Şimdi Kırım Tatarlarıyla ilgili özel bir program hazırlıyoruz. Onların gençlerinin Bakü’ye gelerek üniversitelerde eğitim almalarını sağlayacağız. Hep birlikte mücadele ederek, Kırım Türklerinin vatanlarına dönüp atalarının topraklarında yerleşmeleri için çalışacağız. Bunun için mutlaka bir koordinasyon kurulu oluşturmalıyız. Elçibey’e göre, Kırım’a geri dönen Türkler nüfus kaydında “Türk” yazdırırlarsa, oradaki Azerbaycanlılar, Türkmenler, Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar ve diğer Türk halkları da zamanla aynı şekilde “Türk” olarak kaydedilecek, böylece Kırım’da güçlü bir Türk kimliği oluşacaktı. Bu durumda Türkler, sayıca Ruslardan sonra ikinci büyük topluluk haline gelecek ve Kırım’da söz sahibi olacaklardı. Kırım’ın Ukrayna sınırları içinde kalması konusunda da Elçibey ile Yunus Kandımov arasında herhangi bir görüş ayrılığı olmadığını dile getiren Kasımlı, "Her iki isim de Ukrayna’nın Rusya’nın sömürgeci boyunduruğundan kurtulmasının ardından ekonomik olarak zayıf olsa da, Kırım Türklerine daha fazla destek vereceği ve onların vatanlarına dönüşünü kolaylaştıracağı düşüncesindeydi. Elçibey’e göre, Ukraynalılar da Rus baskısına direnebilmek için Kırım Türkleriyle dayanışma içinde olmak zorundaydılar." ifadelerini kullandı. ELÇİBEY'İN KIRIM'A DAİR YARDIM PLANI Kasımlı, Kandımov'ın vatanına dönen Kırım Tatarlarının Rus şovenistlerinin baskısına maruz kaldıklarını ve konut inşa etmekte zorlandıklarını anlattığında Elçibey'in Azerbaycan içerisinde bulunduğu zor durumdan çıkması durumunda bu meseleyi kısa sürede çözmek adına planını paylaştığını kaydetti. Elçibey'in planına göre her yıl yaklaşık 50 bin genç, öğrenci inşaat ekipleri şeklinde Kırım’a gönderilecekti. Bu gençler, hem ev yapımında ve tarımsal işlerde yardımcı olacaktı, hem de oradaki saldırgan ve faşist unsurlara karşı direnişi organize edeceklerdi. Kasımlı görüşmede ayrıca “Tercüman” gazetesinin yeniden yayımlanması, Kırım’dan Azerbaycan’a çok sayıda öğrencinin gönderilmesi, ortak bir televizyon kurulması ve ortak bir iletişim dili oluşturulması gibi konular da geniş şekilde ele alındığını belirtti. Aynı toplantıda Kazan Tatarı Rafael Nuriddinoviç Bedirkin, “Azerbaycan Halk Cephesi Kongresi'ne kadar Bakü’de yaşayan Türk halkları için bir merkez kursak iyi olur” önerisinde bulunduğu söyleyen Kasımlı, Elçibey verdiği cevabı şu sözlerle aktardı: Biz de bu yönde çalışıyoruz. Ancak yalnız Bakü’deki Türk halkları için değil, dünya Türklüğünün koordinasyon merkezi olacak bir kuruluşun temelini atmalıyız. Gelecek yıl nisan ayında Türkiye’de düzenlenecek Büyük Azerbaycan Kongresi de bu yönde atılmış önemli bir adım olacak. Bizim temsilcilerimiz de orada yer alacak. "ELÇİBEY, GASPIRALI’NIN 'DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK' ÇAĞRISINI ÇAĞIMIZA TAŞIYAN BİR DÜŞÜNÜRDÜ" Elçibey'in Türkçülüğünü ve Türk dünyası hakkındaki görüşlerini de değerlendiren Kasımlı, "Elçibey, Türk dilini, tarihini, edebiyatını ve ahlâkını bir bütün olarak görürdü. Ona göre Türk medeniyeti, Türklük ve Türkçülük idealinin yarattığı en yüce değerdir. Devlet anlayışında adalet, hoşgörü ve insan sevgisi temeldi. 'Türkler yönettikleri halkların diline, dinine dokunmamışlardır.' derdi. Elçibey, İsmail Bey Gaspıralı’nın 'Dilde, fikirde, işte birlik' çağrısını çağımıza taşıyan bir düşünürdü. Türk milletinin yeniden dirilişinin ancak dil birliği ve ortak kültürle mümkün olacağına inanırdı. Ona göre Türk dünyasının kalbi dildi, ruhu ise özgürlüktü. 'Türk dilini yaşatamazsak, milletimizi de yaşatamayız.' derdi. Elçibey’in ideali; bütün Türk devletlerinin ortak bir kültür politikası yürütmesi ve Turan ülküsünün bir gün gerçek olmasıydı. Bugün Türk dünyasının birliği için çalışan herkes, onun mirasını yaşatmaktadır." dedi. "TÜRK DÜNYASINI BİRLEŞTİREN EN GÜÇLÜ BAĞ, ORTAK DİLİMİZDİR" "Türk dünyasının geleceğini düşündüğünüzde, sizce bizleri birleştiren en güçlü bağ nedir?" sorusunu Kasımlı, "Bence Türk dünyasını birleştiren en güçlü bağ, hepimizin geleceğe olan inancımız ve bu inancı yaşatan ortak dilimizdir. Dil, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir milletin ruhudur. Bir milletin dili yoksa, o milletin kimliği de yoktur. Türk dili tarih boyunca geniş coğrafyalarda varlığını korumuş, zenginleşmiş ve birçok dile kaynaklık etmiştir. Bugün Türk cumhuriyetlerinin ortak geleceğini inşa etmesinin en sağlam yolu, Türkçeyi ortak iletişim dili olarak benimsemekten geçmektedir. Türk dili bizi birleştirir, güçlendirir ve ortak tarihimizin bilincinde tutar. Bu yüzden Türk dünyasının geleceği, dil birliğini ve kültürel dayanışmayı korumaktan geçmektedir." şeklinde yanıtladı. "TÜRK GENÇLİĞİ, BİLGİYLE, İMANLA, CESARETLE DONANMALIDIR" Son olarak, Türk kimliği ve kültürü üzerine çalışan genç araştırmacılara, yazarlara ve akademisyenlere tavsiyelerde bulunan Kasımlı, şöyle seslendi: "Ey Türk gençliği! Unutma ki, Türk milleti tarihin her döneminde büyük medeniyetler kurdu, büyük sanatlar ve devletler yarattı; fakat en büyük eksikliğimiz birlik olamamaktı. Bugün göreviniz, bu birliği yeniden kurmak, 'Türk ailesini' bütünleştirmektir. Kendinizi tanıyın, birbirinizi sevin, geçmişinizi öğrenin. Türk’ün düşmanı çoktur ama en büyük düşman, kendi içinde bölünmesidir. Dilini, kültürünü, tarihini korumak, sadece bir görev değil, bir varlık mücadelesidir. Unutmayın, Türk’ün varlığı ana diline bağlıdır. Dil ölürse millet de ölür. Tarihini başkalarından değil, kendinizden öğrenin; kendi tarihini yazan milletler özgür kalır. Türk gençliği, bilgiyle, imanla, cesaretle donanmalıdır. Kendi kültürünü, kendi değerlerini bilmeden ilerlemek mümkün değildir. Türklüğün geleceği, gençliğin elinde yeniden doğacaktır. Tanrı Türk gençliğine bu yolda güç versin!"

Azerbaycan’ın korkusuz lideri, Atatürk’ün askeri: Ebulfez Elçibey Haber

Azerbaycan’ın korkusuz lideri, Atatürk’ün askeri: Ebulfez Elçibey

Türk dünyasının ve Azerbaycan halkının unutulmaz lideri Ebulfez Elçibey’in vefatının 25. yıl dönümü kaydediliyor. Müstakil Azerbaycan’ın mimarı ve Bağımsız Azerbaycan’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, her yıl olduğu gibi vefatının 25. yıldönümünde de başta tüm Türk dünyasında yad ediliyor. Elçibey, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından, Azerbaycan’daki bağımsızlık mücadelesinin öncüleri arasında yer alırken 7 Haziran 1992’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmişti. MİLLİYETÇİLİK SUÇUNDAN HAPİS YATTI Elçibey, 1957-1962 yılları arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünde eğitimini tamamladı. Öğrencilik yıllarında Azerbaycan tarihini ve Azerbaycan devrim tarihini öğreten dernekler kurdu. 1963-1964 yılları arasında Mısır’da tercümanlık yaptı. 1970’lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975’te “milliyetçilik suçu”ndan bir buçuk yıl hapis yattı. AZERBAYCAN HALK CEPHESİNİ KURDU Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin içinde yer alan Elçibey, 1977’den itibaren, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisinde el yazmaları enstitüsünde görevini yürüttü. 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi’ni kurdu ve başkan seçildi. ATATÜRK’ÜN ASKERİ EBULFEZ ELÇİBEY Ebulfez Elçibey, Nahçıvan’ın Keleki kasabasında 1938 senesinde dünyaya geldi. 1970’li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başlayan Elçibey, 1976 senesinde Sovyetler Birliği’ne karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandıysa da 1978 senesinde şartlı olarak serbest bırakıldı. Aktif siyasi hayatına 1989 senesinde, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek başlayan Elçibey, 1988-1989 seneleri arasında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük etti ve halkından büyük destek gördü. 1992’DE BAĞIMSIZ AZERBAYCAN’IN SEÇİLMİŞ İLK CUMHURBAŞKANI Ebulfez Elçibey, 1991’de SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’ın 7 Haziran 1992’de demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap da çıkarttı. Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti. Azerbaycan’da görevde olduğu sürece boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti. Azerbaycan bağımsızlığının mimarı ve eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in eşi Halime Hatun Aliyeva da, 14 Haziran 2019 günü Türkiye’de yaşamını yitirmişti. CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİ GASP EDİLDİ Elçibey’in görevden aldığı Suret Hüseynov, Azerbaycan’ın 2. büyük şehri Gence’de Haziran 1993’te ayaklanma başlattı. İsyan nedeniyle köyüne giden cumhurbaşkanı, 2 hafta sonra geri dönmeye çalışmasına rağmen şahsi koruması tarafından uçağı kurşunlandı ve Nahçıvan’dan çıkış yolu kapatıldı. Ardından 4 yıl Keleki’nin abluka altında olması nedeniyle oradan ayrılamamış ve 4 yıl 4 aydan sonra Bakü’ye gelebilmiştir. Bu olaylar sonucu cumhurbaşkanlığı yetkileri Haydar Aliyev’e devredildi. Ağustos 1993’te referandum ile Elçibey’in görevi resmen geri alındı ve Ekim ayındaki seçimlerde Haydar Aliyev yüzde 99 oyla cumhurbaşkanı seçildi. AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE’NİN “BİR” OLMASINI İSTİYORDU Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesini savunan ve kendi deyimiyle “Atatürk’ün askeri” olan Elçibey, işgal altındaki Türk topraklarını birleştirme ülküsüne hayatını adamış bir önder ve liderdi.

Türk dünyanının korkusuz lideri: Ebulfez Elçibey Haber

Türk dünyanının korkusuz lideri: Ebulfez Elçibey

Türk dünyasının ve Azerbaycan halkının unutulmaz lideri Ebulfez Elçibey’in vefatının 24. yıl dönümü kaydediliyor. Müstakil Azerbaycan’ın mimarı ve Bağımsız Azerbaycan’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, her yıl olduğu gibi vefatının 24. yıldönümünde de başta Türkiye ve dünyanın birçok yerinde düzenlenen etkinliklerle yad ediliyor. Elçibey, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, Azerbaycan’daki bağımsızlık mücadelesinin öncüleri arasında yer alırken 7 Haziran 1992’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmişti. MİLLİYETÇİLİK SUÇUNDAN HAPİS YATTI Elçibey, 1957-1962 yılları arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünde eğitimini tamamladı. Öğrencilik yıllarında Azerbaycan tarihini ve Azerbaycan devrim tarihini öğreten dernekler kurdu. 1963-1964 yılları arasında Mısır’da tercümanlık yaptı. 1970’lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975’te “milliyetçilik suçu”ndan bir buçuk yıl hapis yattı. AZERBAYCAN HALK CEPHESİNİ KURDU Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin içinde yer alan Elçibey, 1977’den itibaren, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi’nde el yazmaları enstitüsünde görevini yürüttü. 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi’ni kurdu ve başkan seçildi. ATATÜRK’ÜN ASKERİ EBULFEZ ELÇİBEY Asıl adı “Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev” olan Ebulfez Elçibey, Nahçıvan’ın Keleki kasabasında 1938 senesinde dünyaya geldi. 1970’li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başlayan Elçibey, 1976 senesinde Sovyetler Birliği’ne karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandıysa da 1978 senesinde şartlı olarak serbest bırakıldı. Aktif siyasi hayatına 1989 senesinde, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek başlayan Elçibey, 1988-1989 seneleri arasında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük etti ve halkından büyük destek gördü. 1992’DE BAĞIMSIZ AZERBAYCAN’IN SEÇİLMİŞ İLK CUMHURBAŞKANI Elçibey, 1991’de SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’ın 7 Haziran 1992’de demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. Ebulfez Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap da çıkarttı. Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti. Azerbaycan’da görevde olduğu sürece boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti. Azerbaycan bağımsızlığının mimarı ve eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in eşi Halime Hatun Aliyeva da, 14 Haziran 2019 günü Türkiye’de yaşamını yitirmişti. CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİ GASP EDİLDİ Elçibey’in görevden aldığı Suret Hüseynov, Azerbaycan’ın 2. büyük şehri Gence’de Haziran 1993’te ayaklanma başlattı. İsyan nedeniyle köyüne giden cumhurbaşkanı, 2 hafta sonra geri dönmeye çalışmasına rağmen şahsi koruması tarafından uçağı kurşunlandı ve Nahçıvan’dan çıkış yolu kapatıldı. Ardından 4 yıl Keleki’nin abluka altında olması nedeniyle oradan ayrılamamış ve 4 yıl 4 aydan sonra Bakü’ye gelebilmiştir. Bu olaylar sonucu cumhurbaşkanlığı yetkileri Haydar Aliyev’e devredildi. Ağustos 1993’te referandum ile Elçibey’in görevi resmen geri alındı ve Ekim ayındaki seçimlerde Haydar Aliyev yüzde 99 oyla cumhurbaşkanı seçildi. AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE’NİN “BİR” OLMASINI İSTİYORDU Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesini savunan ve kendi deyimiyle “Atatürk’ün esgeri” olan Elçibey, işgal altındaki Türk topraklarını birleştirme ülküsüne hayatını adamış bir önder ve liderdi. ELÇİBEY’İN, AZERBAYCAN’A KATTIKLARI Elçibey, bir yandan Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkarılması mücadelesinde öncülük ederken diğer yandan Azerbaycan’da milli paranın basılması, üniversiteye giriş sınavlarında test yönteminin uygulanması, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi atılımları gerçekleştirdi. Hayatını, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadeye adayan Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitaba imza attı. ANKARA GATA’DA HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU Türklük üzerine yaptığı çalışmalar ile Türk dünyası üzerinde son derece saygı gören Elçibey, Türkiye’ye sık sık ziyarette bulundu. Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetti. EBULFEZ ELÇİBEY KİMDİR? Ebulfez Elçibey, Türk dünyasının ve Azerbaycan halkının unutulmaz lideri olarak saygı ve değer görmeye devam ediyor. Mücadelesi, Türk dünyasına olan inancı, siyasi yaşamı ve bıraktığı eserleri ile Ebulfez Elçibey 20. yüzyılın en büyük devlet adamlarından ve ideologlarından biri. Elçibey, Azerbaycan’ın demokratik yolla seçilen ilk cumhurbaşkanıdır. Ebulfez Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap da çıkarttı. Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti. Ömrünü Türk dünyasının hür ve bağımsızlığına adayan Elçibey, bütün ömrünü Sovyet hakimiyeti altında bulunan halkların, istiklale ve hürriyete kavuşması için mücadele ile geçirdi. Azerbaycan’da görevde olduğu süre boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Elçibey, 30 sene önce uyarmıştı: Ermeni yalanları, dünyayı aldatmak için kurgulanan birer blöftür Haber

Elçibey, 30 sene önce uyarmıştı: Ermeni yalanları, dünyayı aldatmak için kurgulanan birer blöftür

Bağımsız Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ebülfez Elçibey, 1993 yılında ABD Başkanı Bill Clinton’a, Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırıları ve yanıltıcı açıklamalarına ilişkin bir mektup yazmıştı. Elçibey, Ermenistan’ın yanıltıcı tutumunun dikkate alınması gerektiğini ve abluka altındaki Azerbaycan Türklerine karşı yürüttüğü işgalci siyasetine son vermesi için Clinton’ı harekete geçmeye davet etmişti. Elçibey, tam 30 yıl önce Ermeni yalanlarının nelere neden olacağını dile getirmiş, Ermenilerin bugün yürüttüğü abluka dezenformasyonu hususunda önceden uyarıda bulunmuştu. EBÜLFEZ ELÇİBEY'İN BILL CLINTON'A MEKTUBU: ABLUKA YALANINDA BOĞULAN ERMENİSTAN İÇİN BU KADAR YETER! Azerbaycan'ın ölümsüz lideri Ebülfez Elçibey'in dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'a gönderdiği mektubu, Kırım Haber Ajansı tarafından Türkçe'ye aktarıldı. İşte Elçibey'in kaleme aldığı mektup:  “Ermenistan, Azerbaycan'ın Ermenistan sınırındaki Kelbecer şehrine savaş uçakları ve ağır tanklar, toplar ve grad roketatarları kullanarak ani ve büyük bir saldırı başlattı. Onlarca yerleşim yeri yok edildi, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce sivil öldürüldü. Ermenilerin onları kuşatma altına alması ve dünyayla bağlantısını kesmeye çalışması nedeniyle 60 bine yakın sivilin hayatı tehdit altında. Abluka yalanında boğulan Ermenistan için bu kadar yeter! Komşumuzun enerji, yakıt ve yiyecek kıtlığı konusundaki feryatlarının, şikâyetlerinin, dünya kamuoyunu yanıltmaya yönelik iyi organize edilmiş bir blöf, bir sis perdesi olduğu konusunda dünyayı uyarmadık mı? Ermenistan'ın asıl hedefi, geçmişte olduğu gibi, Azerbaycan topraklarını işgal etmektir. Bu saldırı nedeniyle ikinci bir koridor (Karabağ'a) açılabilir ve bağımsız Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal edilebilir. Sevgili Başkan! Sizleri, ölen kadınlar ve çocuklar adına, adalet ve demokrasi adına, Azerbaycan halkına yönelik saldırganlığın ve bu soykırımın durdurulması için elinizden gelen tüm imkanları kullanmanızı bekliyorum. Saygıyla! Ebülfez Elçibey”

Ebulfez Elçibey vefatının yıldönümünde saygıyla anılıyor Haber

Ebulfez Elçibey vefatının yıldönümünde saygıyla anılıyor

Türk dünyasının ve Azerbaycan halkının unutulmaz lideri Ebulfez Elçibey’in vefatının 23’üncü yıl dönümü kaydediliyor. Müstakil Azerbaycan’ın mimarı ve Bağımsız Azerbaycan’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, her yıl olduğu gibi vefatının 23’üncü yıldönümünde de başta Türkiye ve dünyanın birçok yerinde düzenlenen etkinliklerle yad ediliyor. Elçibey, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, Azerbaycan’daki bağımsızlık mücadelesinin öncüleri arasında yer alırken 7 Haziran 1992’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmişti. MİLLİYETÇİLİK SUÇUNDAN HAPİS YATTI Elçibey, 1957-1962 yılları arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünde eğitimini tamamladı. Öğrencilik yıllarında Azerbaycan tarihini ve Azerbaycan devrim tarihini öğreten dernekler kurdu. 1963-1964 yılları arasında Mısır’da tercümanlık yaptı. 1970’lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975’te “milliyetçilik suçu”ndan bir buçuk yıl hapis yattı. AZERBAYCAN HALK CEPHESİNİ KURDU Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin içinde yer alan Elçibey, 1977’den itibaren, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi’nde el yazmaları enstitüsünde görevini yürüttü. 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi’ni kurdu ve başkan seçildi. ATATÜRK’ÜN ASKERİ EBULFEZ ELÇİBEY Asıl adı “Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev” olan Ebulfez Elçibey, Nahçıvan’ın Keleki kasabasında 1938 senesinde dünyaya geldi. 1970’li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başlayan Elçibey, 1976 senesinde Sovyetler Birliği’ne karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandıysa da 1978 senesinde şartlı olarak serbest bırakıldı. Aktif siyasi hayatına 1989 senesinde, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek başlayan Elçibey, 1988-1989 seneleri arasında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük etti ve halkından büyük destek gördü. 1992’DE BAĞIMSIZ AZERBAYCAN’IN SEÇİLMİŞ İLK CUMHURBAŞKANI Elçibey, 1991’de SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’ın 7 Haziran 1992’de demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. Ebulfez Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap da çıkarttı. Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti. Azerbaycan’da görevde olduğu sürece boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti. Azerbaycan bağımsızlığının mimarı ve eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in eşi Halime Hatun Aliyeva da, 14 Haziran 2019 günü Türkiye’de yaşamını yitirmişti. CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİ GASP EDİLDİ Elçibey’in görevden aldığı Suret Hüseynov, Azerbaycan’ın 2. büyük şehri Gence’de Haziran 1993’te ayaklanma başlattı. İsyan nedeniyle köyüne giden cumhurbaşkanı, 2 hafta sonra geri dönmeye çalışmasına rağmen şahsi koruması tarafından uçağı kurşunlandı ve Nahçıvan’dan çıkış yolu kapatıldı. Ardından 4 yıl Keleki’nin abluka altında olması nedeniyle oradan ayrılamamış ve 4 yıl 4 aydan sonra Bakü’ye gelebilmiştir. Bu olaylar sonucu cumhurbaşkanlığı yetkileri Haydar Aliyev’e devredildi. Ağustos 1993’te referandum ile Elçibey’in görevi resmen geri alındı ve Ekim ayındaki seçimlerde Haydar Aliyev yüzde 99 oyla cumhurbaşkanı seçildi. AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE’NİN “BİR” OLMASINI İSTİYORDU Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesini savunan ve kendi deyimiyle “Atatürk’ün esgeri” olan Elçibey, işgal altındaki Türk topraklarını birleştirme ülküsüne hayatını adamış bir önder ve liderdi. ELÇİBEY’İN, AZERBAYCAN’A KATTIKLARI Elçibey, bir yandan Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkarılması mücadelesinde öncülük ederken diğer yandan Azerbaycan’da milli paranın basılması, üniversiteye giriş sınavlarında test yönteminin uygulanması, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi atılımları gerçekleştirdi. Hayatını, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadeye adayan Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitaba imza attı. ANKARA GATA’DA HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU Türklük üzerine yaptığı çalışmalar ile Türk dünyası üzerinde son derece saygı gören Elçibey, Türkiye’ye sık sık ziyarette bulundu. Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetti. EBULFEZ ELÇİBEY KİMDİR? Ebulfez Elçibey, Türk dünyasının ve Azerbaycan halkının unutulmaz lideri olarak saygı ve değer görmeye devam ediyor. Mücadelesi, Türk dünyasına olan inancı, siyasi yaşamı ve bıraktığı eserleri ile Ebulfez Elçibey 20. yüzyılın en büyük devlet adamlarından ve ideologlarından biri. Elçibey, Azerbaycan’ın demokratik yolla seçilen ilk cumhurbaşkanıdır. Ebulfez Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap da çıkarttı. Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti. Ömrünü Türk dünyasının hür ve bağımsızlığına adayan Elçibey, bütün ömrünü Sovyet hakimiyeti altında bulunan halkların, istiklale ve hürriyete kavuşması için mücadele ile geçirdi. Azerbaycan’da görevde olduğu süre boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Elçibey'e darbe yapan Suret Hüseynov öldü Haber

Elçibey'e darbe yapan Suret Hüseynov öldü

Azerbaycan’ın bağımsızlığının mimarı, Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’e yönelik Rus kontrolündeki darbe girişiminin başındaki eski komünist Suret Hüseynov, 31 Temmuz’da İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. BAĞIMSIZ AZERBAYCAN'IN İLK CUMHURBAŞKANI EBULFEZ ELÇİBEY, 1992'DE İKTİDARA GELDİ Bağımsızlığını 1991 yılında kazanan Azerbaycan, Karabağ’da işgalci Ermeni güçleri ile bir çatışma içindeydi. Azerbaycan’ın komünist lideri Ayaz Mutallibov, 1992’de devrildi ve yerine Türk milliyetçiliğinin Azerbaycan’daki lideri Ebulfez Elçibey, demokratik yollarla iktidara geldi. SURET HÜSEYNOV, ELÇİBEY'E DARBE PLANINI HAYATA GEÇİRDİ Elçibey, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı Suret Hüseynov’u başarısızlıkları sonucunda görevden azletti. Memleketi Gence şehrine dönen eski komünist Hüseynov, Elçibey hükumetinin faaliyetlerinden rahatsız olan Rusya’nın kontrolünde isyan hareketine başladı. Hüseynov, ikinci adımda kendisine bağlı asi milisleri harekete geçirmeye karar verdi. HÜSEYNOV'UN BAKÜ'YE DOĞRU HAREKETE GEÇMESİ SİYASİ KRİZE NEDEN OLDU Hüseynov, 4 Haziran 1993’te asi milislerini harekete geçirdiğinde, bu milisleri silahsızlandırmak için gönderilen Azerbaycan Milli Ordusunu bozguna uğrattı. Hüseynov, kişisel hırsları sonucunda Bakü’ye doğru harekete geçti. Bu eylemi ülkede siyasi krize neden oldu. EBULFEZ ELÇİBEY, İÇ SAVAŞ ÇIKMAMASI İÇİN BAKÜ'YÜ TERK ETTİ Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, ülkede iç savaş çıkmaması ve daha fazla kayıp vermemek için Bakü’yü terk etti. Elçibey’e yönelik darbenin lideri konumunda bulunan Hüseynov, o sırada Azerbaycan’da bulunan eski KGB Generali, Sovyetler Birliği Politbüro üyesi ve SSCB Genel Sekreteri Yardımcısı ünvanlarına sahip olan Haydar Aliyev ile ittifak kurdu. DARBENİN ARDINDAN ALİYEV CUMHURBAŞKANI, HÜSEYNOV DA BAŞBAKAN OLARAK ATANDI İkili arasındaki ittifak sonucunda Aliyev, 15 Haziran 1993 tarihinde geçici cumhurbaşkanı seçilirken; Hüseynov da başbakan olarak atandı. Ancak bu müttefiklik çok uzun sürmedi. Darbeci Hüseynov, Ekim 1994’te kendisini darbe girişiminde bulunmakla suçlayan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından görevden alındı. HÜSEYNOV, MÜTTEFİKİ RUSYA'YA SIĞINSA DA AZERBAYCAN'A GERİ GÖNDERİLDİ Suret Hüseynov bu suçlamalar sonucunda destek gördüğü Rusya'ya sığındı ancak 1996'da Azerbaycan'a geri gönderildi. Suret Hüseynov darbeye teşebbüs, cumhurbaşkanına suikast teşebbüsü, silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, silahlı milis oluşturmak, fitne ve nihayet vatana ihanet suçlarından yargılandı. Hüseynov, 15 Şubat 1999'da Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 2004 yılında affedildi.

Azerbaycan'ın efsanevi lideri Ebulfez Elçibey Haber

Azerbaycan'ın efsanevi lideri Ebulfez Elçibey

Türk dünyasının ve Azerbaycan Türklerinin unutulmaz lideri Ebulfez Elçibey, doğumunun 85. yılında saygı, özlem ve minnetle anılıyor. Azerbaycan’ın bağımsızlığına ömrünü adayan, Türk milletinin tek bayrak altında toplanmasını savunan Ebulfez Elçibey, 24 Haziran 1938'de dünyaya geldi. Müstakil Azerbaycan’ın mimarı ve Bağımsız Azerbaycan’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, Azerbaycan’daki bağımsızlık mücadelesinin öncüleri arasında yer alırken 7 Haziran 1992’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmişti. MİLLİYETÇİLİK SUÇUNDAN HAPİS YATTI Elçibey, 1957-1962 yılları arasında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünde eğitimini tamamladı. Öğrencilik yıllarında Azerbaycan tarihini ve Azerbaycan devrim tarihini öğreten dernekler kurdu. 1963-1964 yılları arasında Mısır’da tercümanlık yaptı. 1970’lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975’te "milliyetçilik suçundan" bir buçuk yıl hapis yattı. AZERBAYCAN HALK CEPHESİNİ KURDU Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin içinde yer alan Elçibey, 1977’den itibaren, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi’nde el yazmaları enstitüsünde görevini yürüttü. 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi’ni kurdu ve başkan seçildi. ATATÜRK’ÜN ASKERİ EBULFEZ ELÇİBEY Asıl adı “Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev” olan Ebulfez Elçibey, Nahçıvan’ın Keleki kasabasında 1938 senesinde dünyaya geldi. 1970’li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başlayan Elçibey, 1976 senesinde Sovyetler Birliği’ne karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandıysa da 1978 senesinde şartlı olarak serbest bırakıldı. Aktif siyasi hayatına 1989 senesinde, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek başlayan Elçibey, 1988-1989 seneleri arasında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük etti ve halkından büyük destek gördü. 1992’DE BAĞIMSIZ AZERBAYCAN’IN SEÇİLMİŞ İLK CUMHURBAŞKANI Elçibey, 1991’de SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’ın 7 Haziran 1992’de demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. Ebulfez Elçibey, 7 Haziran 1992 tarihinde Ayaz Muttalibov’un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Yaşamı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap çıkarttı. Elçibey, ömrü boyunca Türkiye ve Azerbaycan halklarının ve Türk coğrafyasının birliği yolunda mücadele eden abide bir şahsiyetti. Azerbaycan’da görevde olduğu sürece boyunca Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkartılması, milli para birimi, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gibi yeniliklere imza atmıştı. Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden Elçibey, 22 Ağustos 2000’de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti. Azerbaycan bağımsızlığının mimarı ve eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in eşi Halime Hatun Aliyeva da, 14 Haziran 2019 günü Türkiye’de yaşamını yitirmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.