SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Edirne

QHA - Kırım Haber Ajansı - Edirne haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edirne haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Selimiye Camisi’nde kadim Türk sanatından bir iz: Baykuş motifi Haber

Selimiye Camisi’nde kadim Türk sanatından bir iz: Baykuş motifi

Selimiye Camisi’nin ana girişini oluşturan cümle kapısındaki mukarnasa aşağıdan bakıldığında görülen baykuş motifi, Türk mimarisinin geçmişten günümüze uzanan sembolik mirasına ışık tutuyor. Anadolu Ajansının (AA) haberine göre, Sinan ve Selimiye Camisi Vakfı Genel Müdürü Yüksek Mimar Mehmet Ali Esmer söz konusu motifin tesadüfen ortaya çıkmış bir figür olmadığını belirtti. Esmer, baykuşun kadim Türk mimarisinde bilgeliği, uyanıklığı ve koruyuculuğu simgelediğini ifade ederek, Türkistan’daki mezarlarda ve kilimlerde de baykuş motiflerine rastlandığını söyledi. “BAYKUŞ TÜRK TARİHİNDE, KUTSALDIR” İslam sanatında geometrik bir bezeme türü olan mukarnasların kemer ve kubbe gibi mimari yapılarda kullanıldığını anlatan Esmer, zamanla bu mimari unsurlara sembolik anlamlar da yüklendiğini belirtti. Esmer, baykuş motifinin Mimar Sinan’la ortaya çıkmadığına dikkati çekerek, Türk mimarisinde bu geleneğin Sinan’dan önce de bulunduğunu ifade etti. Baykuşun Türk mitolojisi ve tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Esmer, "Bundan önceki camilerde de var, özellikle baykuşa benzetilerek yapılıyor çünkü baykuş, Türk mitolojisinde ve Türk tarihinde önemli bir hayvandır, kutsaldır. Karanlıkta görme özelliğiyle, vakur duruşuyla, sabrıyla, avcılığıyla bilgeliği temsil eder." dedi. Türklerin kutsal kabul ettikleri unsurları mimari eserlerine yansıttığını aktaran Esmer, Mimar Sinan’ın ise geçmişten gelen bu mimari birikimi geliştirerek Selimiye Camisi’nde daha ileri bir düzeyde uyguladığını söyledi. “MİMAR SİNAN’LA ORTAYA ÇIKMIŞ BİR ŞEY DEĞİL” Esmer, Selimiye Camisi’ndeki baykuş motifinin yalnızca Mimar Sinan’ın kişisel tasarımı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Mimar Sinan’ın Türk tarihinden gelen mimari tecrübe ve bilgiyi eserlerinde geliştirdiğini belirten Esmer, “Baykuş motifi, Mimar Sinan'la çıkmış bir şey değil, Mimar Sinan'dan önce de vardı. Mimar Sinan da bunu biraz daha geliştirerek, daha düzgünleştirerek Selimiye Camisi'nde mükemmel bir şekilde uygulamış.” ifadelerini kullandı. Esmer, Sinan’ın Üç Şerefeli Cami’nin minaresinde kullanılan üç ayrı yol uygulamasını da Selimiye Camisi’nde geliştirerek kullandığını belirterek, Türk mimarisinin birbirinden kopuk eserler üzerinden değil, tarihsel bir bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “BAYKUŞ MOTİFİNE BİLİNÇLE BAKSINLAR” Selimiye Camisi’ni ziyaret edenlerin cümle kapısındaki baykuş motifine dikkatle bakmasını isteyen Esmer, motifin kadim Türk sanatının devamı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Esmer, “Türk inançları gereği o hayvanın yaratılış özelliklerinden dolayı kutsal sayılarak oraya işlendiğinin bilinciyle, bu baykuş motifinin kadim bir Türk sanatının devamı olduğunun bilinciyle bakmalarını isterim.” dedi. Esmer ayrıca, Mimar Sinan’ı yalnızca kendi dönemiyle sınırlı değerlendirmemek gerektiğini belirterek, Selimiye’deki baykuş motifinin geçmişten günümüze taşıdığı anlamın da dikkate alınması çağrısında bulundu.

Edirne’de Balkan Alimleri buluşması: Filistin’den Kırım’a Müslüman dünyasının meseleleri masaya yatırıldı Haber

Edirne’de Balkan Alimleri buluşması: Filistin’den Kırım’a Müslüman dünyasının meseleleri masaya yatırıldı

Edirne’de İslam Alimleri Vakfı tarafından düzenlenen “Kendi Gök Kubbemiz Balkan Alimleri Buluşması-2” programı Edirne Valiliği ev sahipliğinde gerçekleşti. Programa; Edirne Valisi Yunus Sezer, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin, Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Başkanı Mahmut Erol Kılıç, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkan Yardımcısı Dr. Mahmut Çevik, Kırım Müslümanları Dinî İdaresi Başkanı Müftü Ayder Rüstemov, Romanya Müslümanları Müftüsü Murat Yusuf, İdarenin Âlimler Meclisi üyesi imam Hayrullayev Elmar, Lviv Kırım Tatar Kültür Merkezi Başkanı İslâm Tohlu ve çok sayıda din adamı yer aldı. İki gün süren programda, Gazze ve Filistin’de sivillere yönelik saldırılar ve soykırım tehditleri tartışıldı. Katılımcılar, zulmü durdurmak için bireysel ve toplumsal sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İslam ümmetinin birliği, aile ve ahlaki değerlerin korunması gibi konular öne çıktı. Organizasyon Selimiye Camii İmam Hatibi Yusuf Serenli’nin Kur’an tilavetiyle başladı. “TÜM ÜMMETİN DERTLERİYLE DERTLENMEK” Edirne Valisi Sezer, bu tarz programları bir sılayı rahim, hasret giderme, kucaklaşma vesilesi olarak görerek tertip ettiklerini belirtti. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin de toplantının özelinde Gazze olmak üzere ümmetin dertleriyle dertlenmek ve gönül coğrafyasındaki din adamlarıyla yeniden buluşmak amacıyla gerçekleştiğini belirtti. KONUŞMACILARDAN FİLİSTİN'E VURGU Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Erbaş ise Filistin ve Gazze’nin ümmetin vicdan aynası olduğunu belirtti. Müslümanların birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunun altını çizen Erbaş, “Bu meseleyi duygusal konu değil hukuki, tarihi ve stratejik bir mesele olarak nesillere öğretmeliyiz. Filistin gerçeği dersleriyle bunu okutmalıyız. Gençlerimiz sosyal medyada hakikat elçileri olunmalıdır bu mecraları başkalarının eline bırakmamamız gerekir." dedi. İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Hacımüftüoğlu ise “Gerçek medeniyet İslam’dır. Çünkü İslam ayrım yapmadan bütün insanları kardeş ilan eder, insanları öldürmek MÜFTÜ RÜSTEMOV’DAN QHA’YA AÇIKLAMA Kırım Müslümanları Dinî İdaresi Başkanı Müftü Ayder Rüstemov programa dair Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada; programda Filistin ve Gazze’deki soykırımların yanı sıra Müslüman ümmetin birliği, aile kurumunun önemi ve ahlaki değerlerin korunmasının ele alındığını belirtti. Rüstemov gerçekleştirdiği konuşmada, Kırım özelinde de yaşanan zulümlere değindiğini, ancak programın esas konusunun tüm dünyadaki Müslümanların karşı karşıya olduğu meseleler olduğunu vurguladı. Etkinlikte ayrıca aile kurumunun sadece bir nikahla sınırlı olmadığı, toplumun ve devletin temelini oluşturan önemli bir değer olduğu ifade edildi. Rüstemov, günümüzde globalleşme ve modern yaşam koşullarının aile yapısını tehdit ettiğine dikkat çekti.

Kırım Müftüsü Rüstemov, Balkan Alimleri Buluşması'nda Kırım'daki dini baskılara dikkat çekti Haber

Kırım Müftüsü Rüstemov, Balkan Alimleri Buluşması'nda Kırım'daki dini baskılara dikkat çekti

Edirne, Balkan Alimleri Buluşması'na sahne oldu. Edirne Valiliğinin desteğiyle Trakya Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleşen tören, Yahya Kemal'e atfen "Kendi Gök Kubbemiz" adıyla Balkan Kongre Merkezinde 3 Kasım 2024 tarihinde düzenlendi. Edirne Mimar Sinan Vakfı, Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu ve İslam Alimleri Vakfınca organize edilen program, Balkanlar ve Türk dünyasından din adamlarının katılımıyla tertip edildi. İslam alimlerini bir araya getiren buluşmaya; Kuzey Makedonya, Kosova, Kırım, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Sırbistan'daki Sancak bölgesi, Batı Trakya, Bulgaristan, Romanya, Slovenya ve Karadağ'dan katılım oldu. "COĞRAFİ OLARAK YAKINIZ VE ORTAK BİR DÜŞMANIMIZ VAR" Kırım Müftüsü Ayder Rüstemov, Balkan dünyasından ilim adamlarının katıldığı toplantıya ilişkin sosyal medyadan açıklama yaptı. Müftü Rüstemov, etkinlik kapsamında düzenlenen oturumlarda konuşmacı olduğunu bildirdi. Rüstemov, Rus işgali altındaki Kırım'daki baskılar ve Ukrayna'da devam eden topyekun savaş hakkında din alimlerine bilgiler verdi. Müftü Rüstemov, Kırım'daki işgalci Rusların, dini özgürlüklere yönelik ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı. Müftü, toplantıdaki konuşmasına ilişkin, "Kırım'ın Balkanlarda olmamasına rağmen tarihimizin çok benzer olduğunu vurguladım. Coğrafi olarak yakınız ve mücadele ruhu içinde ortak bir düşmanımız var. Konferansın sonunda kabul edilen sonuç bildirgesinde bu tez dikkate alınmıştır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki bir caddeye Batı Trakya Türklerinin lideri merhum Dr. Sadık Ahmet'in ismi verilecek Haber

Türkiye'deki bir caddeye Batı Trakya Türklerinin lideri merhum Dr. Sadık Ahmet'in ismi verilecek

Batı Trakya Türklerinin milli lideri merhum Dr. Sadık Ahmet'in ismi Türkiye'de bir caddeye verilecek. Türkiye'nin batısında yer alan Edirne'deki İpsala Belediyesinin temmuz ayı meclis toplantısında verilen önerge kapsamında Enez Caddesi'ne Dr. Sadık Ahmet'in isminin verilmesi kararlaştırıldı.  TEKLİF OY BİRLİĞİYLE KABUL EDİLDİ Konuyla ilgili olarak değerlendirmede bulunan İpsala Belediye Başkanı Mehmet Kerman, "Türkiye'nin birçok ilinde cadde, sokak ve okullara ismi verilen Yunanistan'daki soydaşlarımızın lideri Dr. Sadık Ahmet'e yakışır ilçemizin en iyi caddenin ismini vermeliyiz. Burası da Enez Caddesi" dedi. Önerge kapsamında söz konusu teklif oy birliği ile kabul edildi.  DR. SADIK AHMET'İN İSMİ 24 TEMMUZ'DA CADDE TABELASINA EKLENECEK Belediye Başkanı Kerman, vefatının yıl dönümü olan 24 Temmuz 2024 tarihinde unutulmaz lider Dr. Sadık Ahmet'in isminin cadde tabelesına ekleneceğini ve bu kapsamda tören yapılacağını duyurdu.  DR. SADIK AHMET KİMDİR? Batı Trakya’da Türklerin direnişinin sembol ismi Dr. Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947'de Gümülcine'nin Sirkeli köyünde dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını Gümülcine'de geçiren Sadık Ahmet, üniversite eğitimi için Türkiye’ye geldi, burada tıp eğitimi aldı ve 1985 yılında Batı Trakya’ya geri döndü. Ülkesine döner dönmez Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları yakından takip eden ve hukuki haklarını alabilmek içim mücadele etmek gerektiğini düşünen Dr. Sadık Ahmet, 1985 yılında Batı Trakya çapında bir imza kampanyası başlattı. Topladığı 15 bin imza ile oldukça ses getirdi. Dr. Sadık Ahmet, 8 Ağustos 1986 tarihinde bu faaliyeti nedeniyle tutuklandı. BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN İLK SİYASİ PARTİSİNİ KURDU Dr. Sadık Ahmet, 25 Eylül 1987’de Selanik’e giderek, Demokrasi İnsan Hakları toplantısında Türk toplumunun sorunlarını ileten bir broşür dağıttı. 1988 yılında 30 ay hapis cezasına çarptırıldı. 18 Haziran 1989 seçimlerinde milletvekilliğine adaylığını koydu ancak adaylığı çeşitli gerekçeler ile iptal edildi. 26 Ocak 1990’da Lozan Barış Anlaşması'ndan doğan haklara uygun olarak Batı Trakya Türklerine "Türk" dediği için hapis cezası alan Dr. Ahmet, Selanik Dudullu hapishanesinde iki ay hapis yattı.  Sadık Ahmet, 8 Nisan 1990 genel seçimlerinde bağımsız milletvekili seçildi ve Yunanistan Parlamentosu'na girdi. 13 Eylül 1991 tarihinde Batı Trakya Türklerinin ilk siyasi partisi olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) partisini kuran Sadık Ahmet, 1993 genel seçimlerinde Yunanistan’ın seçim kanunlarında yaptığı adaletsiz değişiklik nedeniyle meclise giremedi. ŞÜPHELİ BİR TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ Dr . Sadık Ahmet, Batı Trakya’daki Türk Azınlığın haklarını hukuken imza altına alan Lozan Barış Antlaşması'nın 72. yılı olan 24 Temmuz 1995 tarihinde Gümülcine’nin Susurköy mevkinde şaibeli bir trafik kazasında, aracına traktör çarpması sonucunda yaşamını yitirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.