SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ermenistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ermenistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ermenistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ermenistan halkı sandığa gitti: Başbakan Paşinyan'dan seçim zaferi! Haber

Ermenistan halkı sandığa gitti: Başbakan Paşinyan'dan seçim zaferi!

Yaklaşık 3 milyon nüfusa sahip Ermenistan’da halk, gelecek 5 yıl boyunca görev yapacak parlamentoyu belirlemek amacıyla sandık başına gitti. Başbakan Nikol Paşinyan ile Rusya yanlısı muhalefet arasında geçen ve Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve İran başta olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip edilen seçimlerde sonuç belli oldu. Sandıkta Rusya yanlısı muhalefetle baş başa mücadele eden Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, resmî olmayan sonuçlara göre sandıktan zaferle çıktı. “UMUYORUM Kİ BU, HEM TÜRKİYE'DEN HEM AZERBAYCAN'DAN OLUMLU TEPKİLERLE KARŞILAŞACAKTIR” Anadolu Ajansının (AA) 8 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Başbakan Paşinyan, seçim sonuçları vesilesiyle Türk ve Azerbaycan halkına verdiği mesajda, "Bu mesaj, barışa ve bölgesel refaha, bölgesel iş birliğine adanmıştır ve umuyorum ki bu, hem Türkiye'den hem Azerbaycan'dan olumlu tepkilerle karşılaşacaktır." ifadelerini kullandı. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barışı kurumsallaştırmaları gerektiğini dile getiren Paşinyan, Türkiye ile Ermenistan'ın "çok iyi bir dinamik yakaladığını" belirterek "Nihai atılımı yapmak için bu dinamiği devam ettirmemiz gerekiyor." dedi. PAŞİNYAN, AHILKELEK-KARS DEMİRYOLU VE TRIPP PROJESİNİ GÜNDEME TAŞIDI Öte yandan Türkiye ile sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin kurulması gerektiğine dikkat çeken Ermenistan Başbakanı, Ermeni mallarının ihracatı ve ithalatı için Ahılkelek-Kars demiryolunun açılmasına yönelik kararını memnuniyetle karşıladı. Başbakan Paşinyan, ayrıca Azerbaycan ile barış anlaşmasının imzalanması gerektiği ve Azerbaycan'ın ana karasını Nahçıvan'a bağlayacak Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası (TRIPP) projesine en kısa sürede başlanması gerektiğini vurgulayarak "Bu proje, bölgemizin konumunun aşılması anlamına geliyor. Bu çok büyük bir haber çünkü bölgemiz çıkmazdan ayrılarak bir yol ayrımına geliyor. Bu da hepimiz için çok iyi bir haber." dedi. PAŞİNYAN'IN BAŞBAKANLIĞI BOYUNCA HANGİ OLAYLAR MEYDANA GELDİ? 2018 yılında iktidara gelen ve Ermenistan’ı Rusya’dan uzaklaştıran adımlar atan Paşinyan, ülke ilişkilerini Azerbaycan ve Türkiye ile olan ilişkiler başta olmak üzere yeniden tanımlamıştı. AB’ye katılım süreci başlatmak amacıyla yasa çıkarmıştı. Başbakan Paşinyan'ın liderliği süresince; 27 Eylül 2020 tarihinde İkinci Dağlık Karabağ Savaşı, sınırdaki Ermeni tacizleri neticesinde Azerbaycan ordusunun Rus destekli Ermeni işgalcilere yönelik topçu ateşleriyle başlamış ve savaşta Azerbaycan, Karabağ'ı çevreleyen, Ermenistan kontrolündeki Azerbaycan toprakları olan bölgeleri geri almış, Karabağ'ın da bir bölümünü ele geçirmişti. 10 Kasım’a kadar devam eden savaşta Ermeni kuvvetleri, bulundukları yerleri terk etmiş büyük bir yenilgi ile savaşı sonlandırmak zorunda kalmıştı. Savaş; 10 Kasım’da Başbakan Paşinyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Üçlü Bildiri imzalanmasıyla son bulmuştu. 19 Eylül 2023' tarihinde ise Azerbaycan, Karabağ'daki yasa dışı Ermeni silahlı güçlerin silahsızlandırılması için başlattığı anti-terör operasyonuyla işgalden azat edilen Karabağ topraklarında tam olarak hâkimiyet sağlamıştı.

Ermenistan halkı Rusya baskısı altında sandık başında Haber

Ermenistan halkı Rusya baskısı altında sandık başında

Yaklaşık 3 milyon nüfusa sahip Ermenistan’da halk, gelecek 5 yıl boyunca görev yapacak parlamentoyu belirlemek amacıyla sandık başında. 2 milyon 485 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede oy verme işlemleri saat 08.00 ile 20.00 arasında gerçekleştirilecek. Başbakan Nikol Paşinyan ile Rusya yanlısı muhalefet arasında geçmesi beklenen seçimler, Türkiye, Azerbaycan, Rusya, ABD, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve İran başta olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor. 2018 yılında iktidara gelen Paşinyan, Ermenistan’ı Rusya’dan uzaklaştıran adımlar attı. Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkiler başta olmak üzere ülke ilişkilerini yeniden tanımladı. AB’ye katılım süreci başlatmak amacıyla yasa çıkardı. RUSYA, ERMENİSTAN’A ŞANTAJ YAPIYOR Yüzde 4 seçim barajının uygulandığı ülkede, siyasi parti ittifakları için baraj yüzde 10'a kadar yükselebildiğinden partiler seçime tek başına girmeyi tercih ediyor. Paşinyan'ın rakipleri olarak, Rus yanlısı Güçlü Ermenistan Partisi lideri Samvel Karapetyan ile Ermenistan İttifakı oluşumu lideri eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan öne çıkıyor. Muhalefet, Rusya ile ilişkilerde yeniden ivme kazanılması gerektiği ve Azerbaycan’a fazla taviz verildiği gibi söylemlerle oy arıyor. Paşinyan'ın iç siyasetteki desteği, 2021'deki yüzde 54 seviyesinden bugün yaklaşık yüzde 30'a gerilemesine rağmen yarışı önde götürdüğü aktarılıyor. Yine de sayıları yüzde 30’lara ulaşan kararsızların tavrının seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor. Rusya’nın ülkedeki Rus yanlısı adayları destekleyen dezenformasyon kampanyaları yürüttüğü ve Rusya’da yaşayan on binlerce Ermeni seçmenin oy kullanabilmeleri amacıyla Ermenistan’a taşındığı aktarılıyor. Rusya’nın, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Batı ile yakınlaşması nedeniyle ekonomik ilişkileri bir süredir siyasi bir şantaj aracı olarak kullandığı da biliniyor. Rusya, bu nedenle Ermenistan menşeli tahıl mahsullerine ve gıda ürünlerine ithalat kısıtlaması getirdi. Kremlin yetkilileri ayrıca Ermenistan’a “uygun fiyatlı” doğalgaz ihracatını kesmekle tehdit ediyor ve Paşinyan’ı “Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın yolundan gitmekle” itham ediyor.

AB, Ermenistan’a 50 milyon avro acil mali destek sağlayacak Haber

AB, Ermenistan’a 50 milyon avro acil mali destek sağlayacak

Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın Ermenistan’a yönelik ekonomik şantajları nedeniyle ülkeye 50 milyon avronun üzerinde acil mali destek sağlanacağını duyurdu. Rusya’nın, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Batı ile yakınlaşması nedeniyle ekonomik ilişkileri bir süredir siyasi bir şantaj aracı olarak kullandığı biliniyor. Bu nedenle Ermenistan menşeli tahıl mahsullerine ve gıda ürünlerine ithalat kısıtlaması getirdiğini açıkladı. Kremlin yetkilileri ayrıca Ermenistan’a “uygun fiyatlı” doğalgaz ihracatını kesmekle tehdit ediyor ve Paşinyan’ı “Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın yolundan gitmekle” itham ediyor. İki ülke arasında son zamanlarda artan gerilim nedeniyle Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. “EKONOMİK İLİŞKİLERİ SİLAH OLARAK KULLANIYOR” Görüşmeyi yaptığı yazılı açıklama ile duyuran Von der Leyen, “Bu, ekonomik baskıdan başka bir şey değil ve kabul edilemez. Moskova, Ermeni ürünlerine yönelik ihracat kısıtlamalarını genişleterek, ekonomik ilişkileri siyasi baskı yapmak için silah olarak kullanıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Von der Leyen, AB'nin Ermenistan ile dayanışma içinde olduğunun altını çizerek, “50 milyon avronun üzerinde acil AB mali destek paketi hazırlıyoruz. Daha fazlası da gelecek.” ifadesini kullandı. TÜRKİYE İLE ERMENİSTAN ARASINDAKİ GELİŞMELERE VURGU Von der Leyen, AB’nin, Rusya'nın kısıtlamalarından etkilenen sektörlere destek sağlayacağını da duyurdu. Türkiye ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci sonrasında hayata geçen gelişmelere vurgu yapan Von der Leyen, “Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçen demir yolu bağlantısı da dâhil olmak üzere Türkiye ile ticaret yollarının yakın zamanda yeniden açılması, mükemmel bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya, Paşinyan’ı devirmeye çalışıyor Haber

Rusya, Paşinyan’ı devirmeye çalışıyor

Rusya’nın Ermenistan ve Batı arasındaki yakınlaşmadan rahatsız olduğu ve seçimleri Rus yanlısı adayların kazanması için müdahale ettiği aktarıldı. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansına konuşan Batılı 5 istihbarat teşkilatı yetkilisi, Rusya’nın ülkedeki Rus yanlısı adayları destekleyen dezenformasyon kampanyaları yürüttüğünü ve Rusya’da yaşayan on binlerce Ermeni seçmenin oy kullanabilmeleri amacıyla Ermenistan’a taşındığını açıkladı. “50 MİLYON DOLAR BÜTÇE AYRILDI” Ermenistan seçimlerinde yurt dışından oy kullanılamaması nedeniyle Rusya’da yaşayan 2 milyondan fazla Ermeni seçmenin tercihinin kritik önemde olduğu ifade edildi. Batılı istihbarat yetkilileri, Rusya’nın 100 bin seçmenin Ermenistan’a götürülmesi için yaklaşık 50 milyon dolar bütçe ayırdığını kaydetti. İstihbarat yetkilileri, Kremlin’in tercihinin Paşinyan’ın devrilmesi için çağrıda bulunması nedeniyle yargılanması süren milyarder Samvel Karapetyan olduğunu ileri sürdü. RUSYA'DAN ERMENİSTAN'A TEHDİT Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan'ın politikalarından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirirken Moskova, Ermenistan'a ucuz doğal gaz tedarikini kesme tehdidinde bulundu. Bununla birlikte meyve, sebze, çiçek ve brendi gibi ürünlerin ithalatını kısıtladı. Yapılan anketlere göre Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi yüzde 30 oy oranıyla yarışı önde götürüyor, Rus yanlısı iş adamı Samvel Karapetyan'ın Güçlü Ermenistan İttifakı ise yüzde 6 ile ikinci sırada geliyor. Paşinyan’ın seçim yarışında açık ara önde olmasına rağmen, sayıları yüzde 30’lara ulaşan kararsızların tavrının seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor.

Dr. Memmed İsmayılov: Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası sistemin çöküşü anlamına geldi Haber

Dr. Memmed İsmayılov: Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası sistemin çöküşü anlamına geldi

Uluslararası hukuk uzmanı Dr. Memmed İsmayılov, Ukrayna-Rusya Savaşı, Azerbaycan’ın bu savaştaki tutumu ve Güney Kafkasya’da değişen dengeleri Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılındaki işgalinde ve 2022 yılında Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde başvurduğu propaganda yöntemleri üzerine de açıklamalarda bulunan İsmayılov, yakın zamanda Rus vatandaşlarının korunması bahanesiyle Rus ordusuna yurt dışında silahlı müdahale hakkı veren kanunun Rusya Devlet Dumasından geçmesini de gündeme taşıdı. “UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI, ULUSLARARASI HUKUKUN YENİ BİR İVME KAZANMASINA SEBEP OLDU” İsmayılov, Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılındaki işgalinde ve 2022 yılında Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde başvurduğu propaganda yöntemleri üzerine, “Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası hukukun yeni bir ivme kazanmasına sebep oldu; uluslararası hukukun ‘uluslararası hukuksuzlaşmasına’ sebep oldu.” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletlerin (BM) 1945 yılında kurulurken kuvvet kullanılmaması amacını taşıdığını hatırlatan İsmayılov, bunun sebebinin 1945 öncesinde kuvvet kullanmanın BM Şartı’nda olduğu gibi bir yasak olmadığını, birçok büyük devletin bir dış politika aracı olarak kuvvete başvurduğunu dile getirdi. İsmayılov, 1945 öncesi konjonktür için “Kuvvet kullanmak, eğer güçlü bir devletseniz bir nevi meşru bir araçtı.” şeklinde konuşarak BM Şartı’nın 4. Maddesi’nin 2. Fıkrasında belirtildiği üzere, kuvvet kullanmanın uluslararası ilişkilerde kesin bir şekilde yasaklandığını hatırlattı. RUSYA, HANGİ İDDİALARI ÖNE SÜREREK İŞGALİ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTI? “Bu, istikrarlı bir şekilde bir müddet daha devam etti. Devletler, birbirlerine karşı kuvvet kullanmaktan çekiniyordu. Ancak 20 Şubat 2014’te Rusya, Kırım’a saldırdı. Aslında bu aslında bir oldubitti operasyonuydu. Çok kısa sürdüğü için uluslararası kamuoyunda çok büyük bir tepki çekmedi ancak 22 Şubat 2022’ye gelindiğinde herkes şunu düşünüyordu: Rusya, hiçbir şekilde Ukrayna’ya saldırmaz çünkü uluslararası bir sistem var; Ukrayna bağımsız, egemen bir devlet; topyekûn bir savaş uluslararası sistemin ihlali anlamına geliyor.” şeklinde konuşan İsmayılov, buna karşın birçok kişinin yanıldığını hatırlattı. İsmayılov, Rusya’nın sözde hukuki argümanlarının; NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesi, diğer anlamıyla Ukrayna’nın NATO’ya yaklaşması, Donbas başta olmak üzere Ukrayna’nın birçok bölgesinde yaşayan Rus kökenli nüfusa karşı etnik temizlik ve soykırım uygulandığı iddiası üzerine Ukrayna’ya insanî veya insancıl müdahale girişimi, Ukrayna’da Rusya’ya göre oldukça artan Nazi temelli görüşlere müdahale (denazification) olduğunu belirtti. Rusya’nın Kırım, Donetsk ve Luhansk bölgelerine müdahale ederken söz konusu bölgelerde yaşayan Rus nüfusun insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiği ve soykırım fiillerinin gerçekleştirildiği iddialarına da dikkat çeken İsmayılov, Rusya’nın meşru müdafaa hakkı çerçevesinde söz konusu iddialara dayanarak saldırılarını düzenlediğini dile getirdi. “ULUSLARARASI HUKUKTA MESELELER SÖZLE Mİ ÇÖZÜLÜYOR, ANTLAŞMALARLA MI?” Rusya’nın uluslararası hukuktaki kuvvet kullanma yasağını, saldırılarını uluslararası hukukta yer alan meşru müdafaa hakkını (BM Şartı 51. Madde) bahane ederek ihlal ettiğine dikkat çeken İsmayılov, “İlgili madde şunu diyor: BM üyesi bir devlet, başka bir üye devlete karşı silahlı saldırıda bulunamaz. NATO’nun Ukrayna’ya yönelik genişlemesi ya da Ukrayna’nın NATO’ya yakınlaşması bir silahlı saldırı mıdır? Değildir. Donbas’ta Rus nüfusuna yönelik soykırım iddiasında da bulunuluyor ancak bu soykırım fiillerini şu ana kadar destekleyen, haklı çıkaran bir uluslararası belge ortaya konulmuş değil. Diğer mesele de ‘denazification’, aslında bu Rusya’nın iddiası. Bu iddiayı da ispat eden bir hukuki belge ya da bir uluslararası rapor yok.” şeklinde konuştu. NATO’nun 1997 yılında “NATO-Rusya Kurucu Senedi” adlı bir belgeyi imzaladığının altını çizen İsmayılov, belgenin taraflarının Rusya ve NATO olduğunu belirterek Ukrayna’nın NATO’ya dâhil olması hâlinde Rusya’ya veto hakkı verildiğine dair bir ifadenin yer almadığını kaydetti. Bu hususta İsmayılov, “Rusya burada neye dayanıyor? Diyor ki ‘Geçmişte Batı, bana Ukrayna’nın hiçbir şekilde NATO'ya dâhil olmayacağı sözünü verdi. Peki, uluslararası hukukta meseleler sözle mi çözülüyor yoksa antlaşmalarla mı? Bir sözün hukuki değer kazanması için bir antlaşma akdedilmesi gerekiyor. Dolayısıyla Ukrayna ile ilgili öyle bir bağlayıcı anlaşma olmadığı için aslında yine Rusya'nın argümanları, uluslararası hukuk açısından çelişkilidir.” değerlendirmesini yaptı. Bununla birlikte bir devletin başka bir devlete karşı meşru savunma hakkını kullanabilmesi için silahlı bir saldırı olması gerektiğini hatırlatan İsmayılov, Rusya’nın işgali meşru kılmak adına ortaya attığı iddialar üzerine, “Yine bu iddialar baktığımızda Rusya açısından temelsiz oluyor çünkü uluslararası hukukun hükümleri açıktır. Diğer bir mesele de Rusya, Donbas'a müdahale ettiğinde bir uluslararası hukuk argümanını ortaya koyuyor, çok ilginç bir argümanındır. 1999 yılında NATO, Kosova'ya müdahale ediyor. Müdahale ederken de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onayını almıyor çünkü uluslararası hukukta, başka bir devlete karşı bir saldırının meşhur olabilmesinin iki tane istisnası vardır. Bunlardan biri meşru müdahale hakkı, diğeri de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onayının alınmasıdır. Dolayısıyla NATO'nun Kosova'ya gerçekleştirdiği müdahalede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden onay alınmıyor.” dedi. RUSYA’NIN İDDİALARINA YÖNELİK BAĞLAYICI BİR BELGE BULUNMUYOR Söz konusu durumun, Kosova'ya karşı gerçekleştiren yoğun bir insan hakları ihlalleri, soykırım fiilleri ve etnik temizlik sebebiyle istisnai bir olay niteliği taşıdığına dikkat çeken İsmayılov, “NATO da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararını bekleyemezdi çünkü saldırı gerçekleştirenlerin çoğu Rusya yanlısı gruplardı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daim üyelerinden biri de Rusya olduğu için eğer mesele, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine götürülseydi Rusya veto edecekti. Dolayısıyla Güvenlik Konseyinden bir onay alınmaksızın Yugoslavya bombalandı ve NATO, Kosova'ya müdahale etmiş oldu.” ifadelerine yer verdi. Rusya’nın Kosova'daki insan hakları ihlalleri, soykırım fiilleri ve NATO müdahalesini örnek göstererek Ukrayna’da yaşayan Rus kökenli vatandaşlara karşı da bir soykırım gerçekleştirildiğini, dolayısıyla fiillerinin meşru kabul edilebileceğini öne sürdüğünü belirten İsmayılov, birçok uluslararası hukukçunun Ukrayna’da yaşayan Rus kökenli vatandaşlara yönelik iddiaları araştırdığını kaydetti. Bu iddialara yönelik de bağlayıcı bir belgenin bulunmadığını dile getiren İsmayılov, Rusya’nın iddialarının bu yönüyle de asılsız kaldığını belirtti. RUSYA’NIN SELF DETERMİNASYON HAKKI İDDİASI Rusya’nın, “self-determinasyon hakkını” uygulamak için ilk önce işgal ettiği bölgelerdeki gruplara vatandaşlık verdiğini, daha sonrasında ise ilgili bölgelerde yaşayan insanların hem Rus vatandaşı olduğunu hem de Rusya’ya katılmak istediğini, dolayısıyla referandum ile bağımsızlıklarını ilan edebileceklerini öne sürdüğünü hatırlatan İsmayılov, “Madem öyle, yıllar önce Çeçenler de Rusya'da yaşayan Çeçenler de, Çeçenistan özerk bir bölge, kendi kaderini tayin hakkı istiyorlardı. Onlara niye bu hak verilmedi? Rusya, onlara benzer bir hakkı vermiş miydi ki Ukrayna’dan benzer bir şey istesin? Dolayısıyla Rusya'nın kendi kaderini tayin hakkını iddia etmesi de yine Çeçenistan bağlamında değerlendirildiğinde kendisiyle çelişmektedir.” dedi. RUS ORDUSUNA YURT DIŞINDA SİLAHLI MÜDAHALE HAKKI VEREN KANUN Öte yandan İsmayılov, yakın zamanda Rus vatandaşlarının korunması bahanesiyle Rus ordusuna, yurt dışında silahlı müdahale hakkı veren kanunun Rusya Devlet Dumasından geçmesi üzerine ise şu değerlendirmelerde bulundu: Bu yasa şunu diyor: Moskova, yurt dışında yaşayan Rus vatandaşların aleyhine gerçekleştiren fiillerden dolayı ilgili devletlere karşı müdahalede bulunabilir. Bunu da aslında ‘koruyucu devlet’ çerçevesinde değerlendirebiliriz. Rusya şunu diyor: Eğer Kazakistan'da, Azerbaycan'da veya Ukrayna'da yaşayan Rus kökenli insanlara yönelik sözde bir insan hakları ihlali ya da soykırım varsa ben bu devletlere girerek askerî müdahalede bulabilirim. Aslında bunu da 2007 yılında Gürcistan’da yapmıştı. Osetya ve Abhazya’yı işgal etmeden önce, oradaki Rus kökenli nüfusa ve Rusya yanlısı Gürcü gruplara da vatandaşlık dağıtmıştı. Bu şekilde oradaki ilhakını da meşrulaştırmaya çalışıyordu ancak uluslararası camia tarafından bu ilhaklar da meşru olarak kabul edilmedi ve işgal niteliğinde değerlendirildi. “AZERBAYCAN, UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ AÇIK BİR ŞEKİLDE DESTEKLEDİ” Öte yandan Azerbaycan'ın Rusya ile komşu olması ve Ukrayna’ya kıyasla güçlü bir devlet olması için nispeten dengeli bir politika izlediğini dile getiren İsmayılov, buna karşın söz konusu politikayı izlerken Ukrayna’nın Rusya tarafından topyekûn işgal girişimini hiçbir zaman tanımadığının da altını çizdi. “(Azerbaycan'ın Ukrayna’nın Rusya tarafından topyekûn işgal girişimini) Tanımaması da aslında çok doğal çünkü 1988’den 1994 yılına kadar Rusya destekli Ermeni gruplar, Azerbaycan topraklarını işgal etmişlerdi. Dolayısıyla Azerbaycan'ın yüzde 20'si işgal edilmişti.” şeklinde konuşan İsmayılov, bu işgal gerçekleştirilirken de Pakistan'ın desteğiyle BM Güvenlik Konseyinde Azerbaycan topraklarının işgal edildiğine yönelik 4 tane önemli belge imzalandığını ve bu belgelerin tamamında işgal edilen toprakların Azerbaycan'a ait topraklar olduğunun ifade edildiğini hatırlattı. Bununla birlikte İsmayılov, “Azerbaycan da işgalin ne olduğunu iyi anladığı için hiçbir zaman Rusya'nın yanında yer almadı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü de açık bir şekilde destekledi çünkü buna aykırı bir davranış, aslında Ermenistan işgalini meşru görmek anlamına geliyordu. Bu bağlamda Azerbaycan’ın temel meselelerinden biri şuydu: Bizi Rusya'ya yönelik dengeli bir politikaya izlesek de Ukrayna'nın meşru menfaatlerini görmezden gelemeyiz. Bugün gelinen noktada da aslında Azerbaycan yine aynı tavırda.” değerlendirmesini yaptı. “RUSYA, TABİRİ CAİZSE UKRAYNA'DA BATAKLIĞA SAPLANDI” Ukrayna-Rusya Savaşı’nın her ne kadar Ukrayna ve Kırım açısına olumsuz sonuçları olsa da Güney Kafkasya'daki devletleri nispeten rahatlattığını dile getiren İsmayılov, “…çünkü Rusya, Ukrayna'yı hızlı bir şekilde işgal edebileceğini düşünüyordu. Bu işgali gerçekleştirdikten sonra kuzeye ve güneye (Azerbaycan veya Ermenistan) doğru yönelecekti ancak savaş, beklediği gibi olmadı ve Rusya, tabiri caizse Ukrayna'da bataklığa saplandı. Azerbaycan da hem o dönemdeki jeostratejik hem de uluslararası alandaki dengeleri güderek 2023 yılı itibariyle tüm işgal altındaki bölgelerini işgalden kurtarmış oldu." dedi. Öte yandan İsmayılov, Ermenistan açısından da İkinci Karabağ Savaşı’nın bir dönüm noktası olduğunu dile tirerek 2018 yılında iktidara gelen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın, Rusya yönetiminin kendisine karşı olumsuz bir tavır içerisinde olduğunu bildiğini fakat bununla birlikte, eğer Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir savaş gerçekleşirse Rusya'nın Ermenistan'ın yanında yer alacağını düşündüğünü kaydetti. Ayrıca İsmayılov, “…ancak Türkiye ve Azerbaycan arasındaki stratejik iş birliğinin askerî seviyeye yükselmesiyle ve İkinci Karabağ Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Rusya, Birinci Karabağ Savaşı’na kıyasla, Ermenistan'a tam teşekküllü bir destek sunmadı. Hatta pasif kalarak nispeten tarafsız bir durum sergiledi. Azerbaycan'a da topraklarını işgalden kurtardıktan sonra Ermenistan, kendisini terk edilmiş olarak hissetti. Dolayısıyla aslında Güney Kafkasya'daki jeopolitik durum, Rusya'nın Ukrayna'da oyalanması ile birlikte Azerbaycan’ın lehine değişmiş oldu.” şeklinde konuşarak burada önemli faktörlerden birinin Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi olduğunu bildirdi. “HÂLÂ İNSANLIK ALEYHİNE SUÇLAR İŞLENİYOR” Son olarak Beyanın en önemli hükümlerinden biri meşru savunma hakkının içermesi olduğunu ve söz konusu hüküm kapsamında herhangi bir tarafa saldırı gerçekleştirildiğinde diğer ülkenin de müdahale edileceğini kaydeden İsmayılov, son olarak şu ifadelere yer verdi: Dolayısıyla aslında Ukrayna-Rusya Savaşı, uluslararası sistemin çöküşü anlamına geldi, uluslararası hukukun yeniden yorumlaması anlamına geldi. Bununla birlikte Rusya’nın hâlâ Güvenlik Konseyindeki en önemli aktörlerden birisi olması, hukuksuzluğun ileride de devam edeceği anlamına geliyor. Ukrayna-Rusya Savaşı hâlâ sona ermedi, hâlâ insanlık aleyhine suçlar işleniyor. İran, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail arasındaki savaş da devam ettiği sürece savaş, bizim için olumlu olmasa da aslında Rusya'nın lehine ilerliyor.

Türkiye ve Ermenistan arasında yeni dönem Haber

Türkiye ve Ermenistan arasında yeni dönem

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, 2022 yılından bu yana devam eden Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine ve iki ülke arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ermenistan ile 2022 yılından bu yana devam eden normalleşme süreci çerçevesince güven artırıcı adımların atıldığını belirten Keçeli, “Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin bürokratik hazırlıklar 11 Mayıs 2026 itibarıyla tamamlanmıştır.” dedi. SINIR AÇILMASI İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Sosyal medya hesabından konuya dair açıklama yapan Keçeli, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılmasına yönelik teknik ve bürokratik çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Keçeli, yeni düzenleme sayesinde Türkiye’den üçüncü bir ülkeye, oradan da Ermenistan’a giden veya aynı güzergâhı kullanarak gelen malların nihai varış veya çıkış noktasının “Ermenistan/Türkiye” şeklinde yazılabilmesinin mümkün hâle geldiğini aktardı. Türkiye’nin Kafkasya’ya dair barış vizyonuna dikkat çeken Keçeli, “Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsatın ışığında Türkiye, bölgede iktisadi münasebetlerin geliştirilmesine ve iş birliğinin tüm bölge ülkeleri ile halklarının yararına daha da ilerletilmesine katkı sunmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Tarih bizi çağırıyor, zaman bizi işaret ediyor Haber

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Tarih bizi çağırıyor, zaman bizi işaret ediyor

Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV), 4 Mayıs 2026 tarihinde Azerbaycan’ın 3. Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in doğumunun 103’üncü yıl dönümü dolayısıyla “Haydar Aliyev ve Türk Dünyası” paneli düzenledi. Ankara’da TADİV Şuşa Kongre Merkezinde düzenlenen panelde konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Aliyev'i anmanın, onun büyük vizyonunu, bıraktığı mirası ve Türk dünyasını bir araya getirmek için açtığı istikameti anlamak bakımından önem taşıdığını söyledi. Zorlu, “Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkiler özellikle Karabağ'daki o büyük zafer ve onun ortaya koyduğu neticelerle birlikte belli bir aşamaya geldi. Bizim, Azerbaycan'ın buradaki duruşu, yaklaşımı ve Ermenistan ile süregelen ilişkileri en önemli ve birinci gündem maddemizdir.” dedi. Aliyev’in Azerbaycan’ın ikinci bağımsızlık döneminin inşasında liderlik yaptığını belirten Zorlu, birinci bağımsızlık döneminin mimarı Mehmed Emin Resulzade'nin "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez." sözündeki bayrağın, Aliyev döneminde bir adım daha yukarıya kaldırıldığını dile getirdi. Aliyev’in gerçekçilik üzerine kurulu liderlik yöntemini vurgulayan Zorlu, “Bugün merhum Haydar Aliyev'in attığı o temel şimdi Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev döneminde yeni bir çehre kazanmış ve artık kendini bölgesinde kanıtlamış Azerbaycan'ın bir adım ötesine taşınarak, dünyada yaklaşımından ve tarihinden söz ettiren bir devlet olma konumuna taşımayı başarmıştır.” diye konuştu. “DİLİMİZ, TARİHİMİZ, KÖKÜMÜZ BİR” Zorlu, Karabağ’ın işgalden kurtarılmasında İlham Aliyev'in liderliği ile Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Türk dünyasının desteğine dikkati çekerek, zaferi getiren dayanak noktalarından birinin ise Haydar Aliyev'in attığı temeller olduğunu aktardı. Türkiye ile Azerbaycan’ın tarihinin, dilinin, köklerinin bir olduğunu belirten Zorlu, “İnanıyorum ki tarih bizi çağırıyor, zaman bizi işaret ediyor. Dünyada çok katmanlı krizler yaşanıyor. Bölgelerimizde savaş söz konusu. Ama devletlerimiz ve liderlerimiz bir araya geldiği zaman en çok neyi konuşuyorlar? Barışı, huzuru, o coğrafyada yeniden güveni tesis etmeyi. Halkların refahı için her türlü lojistik hattın yeniden dizayn edilebilmesi gibi önemli bir ufuk çizgisini hayata geçiriyorlar. İşte bu bağlamda inşallah birlik ve beraberliğimizi hep birlikte geleceğe taşıyacağımıza yürekten inanıyorum.” ifadelerine yer verdi. “ALİYEV, BİR MİLLETİN DOĞUŞUNA ÖNCÜLÜK ETTİ” Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım da Aliyev’in Azerbaycan’ın geleceğini inşa eden büyük bir lider olduğunu belirterek konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Azerbaycan'ın içine sürüklendiği zor ve karmaşık dönemde devlet aklı ve liderlik vizyonuyla ülkesini ayağa kaldıran Aliyev adeta bir milletin yeniden doğuşuna öncülük etmiştir. O sadece krizleri yöneten değil, aynı zamanda geleceği inşa eden bir devlet adamıydı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.