SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu: Kırım’dan göçler sonucunda geride Rus sömürgeciliğine daha çok maruz kalacak bir toplum bıraktık Haber

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu: Kırım’dan göçler sonucunda geride Rus sömürgeciliğine daha çok maruz kalacak bir toplum bıraktık

Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde sosyal medya aracılığıyla açılan “Kırım Tatarları: Göç ve Vatandaşlık Programı” isimli grup, büyük bir tartışma yarattı. Kırım Tatarları için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı talep eden grubun kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşması ve beraberinde gelen tartışmalar üzerine Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov yaptığı açıklamada, söz konusu girişimi eleştirerek, bu yaklaşımın Moskova’nın Kırım’ı yerli halkı olan Kırım Tatarlarından tamamen arındırma hedefiyle birebir örtüştüğünü kaydetti. Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini sert bir şekilde reddeden Çubarov, “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” ifadelerini kaydetti. Yaşanan tartışmalar üzerine Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, konuyu Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. “TÜRKİYE, DÜNYADA EN ÇOK GÖÇMEN BARINDIRAN ÜLKE OLDUĞU İÇİN BU KONU OLDUKÇA HASSASTIR” Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Şebnem Akçapar yönetiminde 2022-2024 yıllarında Türkiye’deki Kırım Tatar, Ahıska Türkü ve Ukraynalı göçmenlerle ilgili saha araştırması yürüten Aydın Bezikoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: Türk vatandaşlığına başvuruların şu anda olumlu sonuçlanacağını zannetmiyorum. Geçmişte Kırım Tatarları hem Türkiye’yi oluşturan ve katkıda bulunan asli nüfusun parçası oldukları için ve Kırım’daki bazı Kırım Tatarları da herhangi bir sebepten Osmanlı vatandaşlığına sahip oldukları için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazandılar. Bugünkü konjonktür tamamen farklıdır. Türkiye, dünyada en çok göçmen barındıran ülke olduğu için bu konu oldukça hassastır. Hiçbir Türk soylu kişinin de otomatik vatandaşlığa geçme hakkı bulunmuyor. Ahıska Türkleri bile -ki onlar, çoğunlukla ana vatanlarını Türkiye olarak görüyorlar- otomatik olarak bunu alamadı, alamıyor. Ahıska Türklerinin 1990'da gelmeye başladığını ve Türk vatandaşlığını ancak 2009-2010 yıllarında alabildiğini, bunların da bir siyasi irade sonucu gerçekleştiğini belirten Aydın Bezikoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın zamanda biner Ahıska Türkünün vatandaşlık alabilmesi için kararname imzaladığını da kaydetti. “GÖÇÜN NE KADAR ZOR OLDUĞUNU ANNEANNELERİMİZDEN, DEDELERİMİZDEN İŞİTTİK” Kırım Tatarlarının Türkiye’ye göçünün karmaşık ve çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğini beyan eden Aydın Bezikoğlu, “Göçün ne kadar zor olduğunu anneannelerimizden, dedelerimizden işittik. Yüzbinlerce Kırım Tatarı, Osmanlı’ya göç esnasında canını yitirdi. Bugün de Kırım Tatar göçmenlerin tüm göçmenler gibi her konuda zorladıkları, umut gösteremedikleri birçok konu var. Türkiye’de iş bulmak bunların başında geliyor ama mesela Türkiye’deki etnik Ukraynalılar, Kırım Tatarlarının çalışma hakkı ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine gıptayla bakıyorlar.” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE’DE KALMAK İSTEYEN GÖÇMENLER, DİASPORAYI GÜÇLENDİRME POTANSİYELİNE SAHİPTİR” Türkiye’nin de Avrupa devletleri gibi göçmenlere aylık ödemediğini fakat göçmenlerin devlet hastanelerinden yararlanabildiğini belirten Aydın Bezikoğlu, birçok Kırım Tatar gencinin İstanbul'da bazı işleri denedikten sonra Avrupa’daki fırsatların daha iyi olduğunu görerek Avrupa’ya göç ettiğine dikkat çekti. Bununla birlikte İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü Türk Soylular Özel Ofisinin göçmenlik konusunda oldukça açıklayıcı bir internet sayfasının bulunduğunu kaydeden Aydın Bezikoğlu, Kırım Tatar kuruluşlarının kısa veya uzun süreli oturum belgesi alma ve Türkiye'de üniversite okuma konularında ayrı bir internet sayfası açmasının da olumlu bir katkı sağlayabileceğini ifade ederek “Bu konuda Kırım’dan ve Ukrayna’dan birçok kişi bize kişisel olarak ulaşıyor.” dedi. Öte yandan Ukraynalı göçmenlerin Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) ve Kanada'da bile durumlarından oldukça şikâyetçi olduğunu, bunun sebebinin ise Türkiye’deki gibi uzun dönem ikamet hakkına sahip olmamaları ve durumlarının belirsizliği olduğunu kaydeden Aydın Bezikoğlu, “Diğer bir yandan Avrupa'da bunca imkan varken gitmeyip de Türkiye’de kalmak isteyen göçmenler, diasporayı güçlendirme potansiyeline sahiptir ve bizim için kazanç olur. Bu konuda diaspora kuruluşları yardımları artırabilir ve iş bulabilirler ama Türkiye'de işsizlik ve ekonomik sıkıntı mâlum. Vatandaş olan Ahıska Türklerinin de sorunlarının bitmediğini, iş ve geçim konusunda zorluklar yaşadıklarını biliyoruz. Hatta kimileri tekrar Ukrayna’ya dönmek istiyor.“ değerlendirmesini yaptı. GÖÇMENLERE SAĞLANAN YARDIMININ YETERSİZLİĞİ, RUS YANLILARININ SÖMÜRÜSÜNE DAVETİYE ÇIKARIYOR Öte yandan Türk soyluların Türkiye'ye göçüyle, geçmişte hangi coğrafyada olursa olsun geride kalanların daha büyük zorluklara ve zulümlere maruz kaldığını kaydeden Aydın Bezikoğlu; Dobruca’dan Türkiye’ye göçle Romanya’daki Tatar toplumunun, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç sonucu ise Bulgaristan’daki Türk toplumunun zayıfladığını hatırlattı. Ayrıca Bulgaristan’da Türklerin kalması durumunda büyük ihtimalle Bulgaristan nüfusunun çoğunluğunu oluşturacağını bildiren Aydın Bezikoğlu, “Kırım’dan göçler sonucunda geride Rus sömürgeciliğine daha çok maruz kalacak bir toplum bıraktık. O sebeple kısa vadeli kişisel çıkarlar yerine toplumsal çıkarlarımızı öncelemeliyiz. Bunula birlikte diasporanın gelen göçmenlere yardımının yeterli olmaması, kimi Rus yanlısı odakların bu durumu sömürmesine sebebiyet verecektir.” dedi. GÜÇLÜ UKRAYNA’NIN İNSAN KAYNAKLARINA, GÜÇLÜ KIRIM’IN İSE GÜÇLÜ UKRAYNA’YA İHTİYACI VARDIR Aydın Bezikoğlu, son olarak şu ifadelere yer verdi: Türkiye göç politikasını kimi Avrupa devletleri gibi Ukrayna’nın insan potansiyelini emmek üzerine kurmamalıdır ve Suriyeliler gibi tüm Ukraynalıların vatanlarına geri dönmesi için şartları hazırlamalıdır. Ukrayna da Kırım Tatarlarının göçünü kendisi için potansiyel olarak baş ağrısı olabilecek bir topluluktan kurtulmak olarak değerlendirmemelidir. Kırım Tatarlarının sayısının Ukrayna’da çok olması Ukrayna’nın Kırım’ı elde etmek için en büyük kozudur. Bugün tam tersi KTMM’nin ve diaspora kuruluşlarının siyaseti, Ukrayna’nın 2014 sonrası ortaya çıkan ve hangi etnik gruptan gelirlerse gelsinler, tüm mültecilerini geri döndürmek ve geri dönmeleri için şartları yaratmak olmalıdır. Güçlü Ukrayna’nın insan kaynaklarına, güçlü Kırım’ın ise güçlü Ukrayna’ya ihtiyacı vardır. KTMM BAŞKANI REFAT ÇUBAROV, MESAJINDA HANGİ İFADELERE YER VERMİŞTİ? Resmî sosyal medya hesabından konuya dair bir paylaşım yapan Çubarov, bir sosyal medya platformunda Kırım Tatarlarının göç etmesini teşvik eden bir girişim grubunun kurulduğunu ve 10 bin üye hedeflediklerini öğrendiklerini kaydetmişti. Çubarov, kısa sürede bin üyeye ulaşan grupta bir üyenin “Bu girişim Meclis (KTMM) ile koordine edildi mi?” sorusuna grup yetkilisinin, “Bu, Meclisin girişimi değil; ancak Refat Aga ile kısa bir görüşme yapıldı, kendisi herhangi bir itirazda bulunmadı.” yanıtını verdiğini ancak bu iddianın kesinlikle doğru olmadığının altını çizmişti. "YAŞASAYDI BU FİKRİ İLK TEBRİK EDEN STALİN OLURDU!" Kırım Tatarlarının Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparıldığını ve nihai hedeflerinin vatan Kırım’a geri dönmek olduğunu bir kez daha anımsatan Çubarov, Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini konusunda ise “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” şeklinde konuşmuştu.

Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Kanada'da Kırım'daki Sovyet kıtlığını ve "kategorik şiddeti" anlattı Haber

Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Kanada'da Kırım'daki Sovyet kıtlığını ve "kategorik şiddeti" anlattı

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Kanada’nın başkenti Ottawa’daki Kanada Tarih Müzesi'nde düzenlenen Holodomor Mirası İnisiyatifi Sempozyumu’na (Holodomor Legacy Symposium) katıldı. Kırım’da 1932-1933 yılları arasındaki kıtlık üzerine sunum yapan Aydın, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği demeçte, söz konusu kıtlığa şahit olan 1923 doğumlu Lidiya Avdiyeva’nın (Lidiia Avdieieva) hatırasından ve Ukrayna Holodomor Müzesine sunduğu proje teklifinden bahsetti. ANNE BABALAR, ÇOCUKLARI YEMEK İSTEMESİN DİYE EVE GEÇ GELMEK ZORUNDA KALDI! Aydın Bezikoğlu, Avdiyeva’nın şu ifadelerini aktardı: O zamanlar 4. Sınıftaydım. Bütün Canköy kıtlık içerisindeydi. Kırım’da kıtlık olmadığını iddia edenlere inanmayın. Anne babalar evlerini, çocuklarını terk etti. Altını olanlar, kuyumcularda altınlarını gıdayla takas ettiler. Bu gerçeğin üstü örtülmemelidir. Bütün Canköy, kıtlığı yaşadı, özellikle yoksullar bundan muzdarip oldu. Hayatta kalacak hiçbir şeyleri yoktu, açlık korkunç bir boyuttaydı. Anne babalar, çocukları kendilerinden yemek istemesin diye onlar uyurken, olabildiğince geç saatte eve varmaya gayret ediyorlardı. AYDIN, UKRAYNA HOLODOMOR MÜZESİ İÇİN PROJE TEKLİFİNDE BULUNDU Ukrayna Holodomor Müzesine sunduğu proje teklifi üzerine de değerlendirmelerde bulunan Aydın Bezikoğlu, projesi kapsamında özellikle Holodomor sırasında 1932 ve 1933 yılları arasında Kırım’da yaşanan kıtlık başta olmak üzere, 1920 ile 1940 yılları arasında Kırım Tatarlarının maruz kaldığı sistematik ve kategorik şiddetin ele alındığını dile getirdi. Proje teklifinin “kategorik şiddet” kapsamında Kırım Tatarlarına Sovyetler Birliği tarafından uygulanan baskıları içerdiğini belirten Aydın Bezikoğlu; bu süre içerisinde Kırım’ın Ukrayna toprağı olmadığını, Holodomor üzerine yapılan araştırmalarda genellikle Kırım’dan bahsedilmediğini ve Kırım’daki kıtlık üzerine olan araştırmaların son derece sınırlı olduğunu kaydetti. KIRIM’DAKİ KITLIK, SÜRGÜN TRAJEDİSİNİN GÖLGESİNDE KALDI Kırım’da yaşanan kıtlığın, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı nedeniyle dikkatten kaçtığını dile getiren Aydın Bezikoğlu, 1931-1933 yılları arasında yaşanan sürgünün 1922 yılında yaşanan kıtlık ile 1944 yılında gerçekleşen sürgün arasında bir köprü olduğunu ifade etti. Sovyet yetkililerinin Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara karşı uyguladığı toplum mühendisliği girişimlerinin ve koordineli şiddetin, Kırım’ı ele geçirmeye yönelik geniş çaplı bir planın parçası olduğunu kaydeden Aydın Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının tarihinin Ukrayna tarih anlatımı içerisine 2014 yılından beri dâhil edilmesinin Ukrayna’nın millî kimliğini destekleyen bir unsur olduğunu kaydetti. Bu bağlamda Ukrayna Holodomor Müzesi'nin Kırım’da yaşanmış kıtlıklarla yakından ilgilenmesinin önemine değinen Aydın Bezikoğlu, bu şekilde Ukrayna halkı, Ukrayna’nın yerli halkları ile Kırım’daki yerli azınlıkların Holodomor üzerine olan akademik çalışmalara dâhil edilebileceğini dile getirdi. KIRIM’DAKİ KITLIĞA DAİR YOK DENECEK KADAR AZ ARAŞTIRMA BULUNUYOR Kırım’da Sovyetler tarafından meydana getirilen sistematik ve yapay açlığa dair Ukrayna, Kazakistan, Kuzey Kafkasya ile Volga Almanları, Yahudileri, Mennonitler tarafından yaşanan kıtlığa göre çok daha az araştırma yapıldığını belirten Aydın Bezikoğlu, Kırım’daki kıtlığa dair çoğu bilginin Türkiye ve Avrupa’ya sığınan Kırım Tatarlarının hatıralarından ve az sayıda Avrupalı gazeteci başta olmak üzere Kırım’ı ziyaret etmesine izin verilen kişilerden elde edildiğine dikkat çekti. Bununla birlikte Aydın Bezikoğlu, gerekli arşiv çalışmalarının yapılmadığı müddetçe literatür tarafından kıtlığın Kırım gibi sınırda yer alan bölgelerde ufak çapta yaşandığının varsayıldığını vurguladı. Öte yandan Aydın Bezikoğlu, projesi kapsamında 1920-1940 yılları arasında Kırım’da yaşanan açlığın etkilerini, Moskova’dan alınan emirlerin bölgesel olarak uygulanışının, Kırım Tatar ve Ukrayna tarih yazımında söz konusu dönemde yaşanan olayları ve süreçlerin ele alınacağını kaydetti. PROJENİN KAMUYA AÇIK BİR KAYNAK İŞLEVİ GÖRMESİ AMAÇLANIYOR Projesi kapsamında Kırım’daki sistematik ve yapay açlık ile Ukrayna’daki Holodomor’un karşılaştırmalı olarak ele alınacağını ve bu şekilde söz konusu dönemde Kırım Tatar ve Ukrayna halkı arasındaki ilişkilerin değerlendirileceğini ifade eden Aydın Bezikoğlu, aynı zamanda Kırım Tatar diasporasının hafızasında ve dünya kamuoyunda kıtlığın etkilerinin inceleneceğini de belirtti. Ayrıca Aydın Bezikoğlu, kıtlığa dair yazılı eserler ve mevcut fotoğraflar, kişisel hatıratlar ve medya içeriklerine dair Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve Kanada’daki yayımların Ukrayna Holodomor Müzesi koleksiyonunun zenginleştirilmesi amacıyla inceleneceğini de kaydetti. Aydın Bezikoğlu, son olarak projenin Ukrayna Holodomor Müzesi'nde sergilenmek üzere dijital bir arşiv ve görsel bir bütün oluşturacağını dile getirerek projenin akademisyenler, eğitimciler ve halk için kamuya açık bir kaynak işlevi göreceğini ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Aydın Bezikoğlu: Kırım "Büyük Rusya" için sembolik önemi olan bir yer Haber

Dr. Öğr. Üyesi Aydın Bezikoğlu: Kırım "Büyük Rusya" için sembolik önemi olan bir yer

Türk Ocakları Eskişehir Şubesi'nin düzenli olarak icra ettiği "Perşembe Sohbetleri" kapsamında, 24 Nisan 2025 tarihinde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu'nu ağırladı.  Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) desteğiyle yayımlanan Dr. Öğretim Üyesi Metin Ömer ve Edige Burak Atmaca ile birlikte kaleme aldığı "Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arasında Kırım Tatar Millî Hareketi" kitabını tanıttı.  "MİLLÎ HAFIZAMINI SORGULADIĞIMDA KIRIM TATAR DİASPORASINI ARAŞTIRDIM" Kırım Tatarlarının Kırım'ın yerli halkı olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Bezikoğlu, bölgede 200 yıldır Rus sömürgeciliğiyle mücadele edildiğini ifade etti. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasıyla millî hafızanın yeniden yerine geldiğinin altını çizen Bezikoğlu, "Aramızda yeniden bir bağlantı kurulması, millî duyguların canlanması bana çok ilginç gelmişti. Bu millÎ duygunun sınır ötesi nasıl canlanabileceğini merak ettim ve diaspora kavramı bana çok ilginç geldi" açıklamasını yaparak, Türkiye, ABD, Romanya ve Özbekistan'daki Tatar diaporasını araştırmaya başladığını belirtti. Kırım Tatarlarının yerinden edildiğini ifadelerine ekleyen Bezikoğlu, "Göç, bir nevî kimliğini korumak için mücadele yolu. Gittiğin yerde kimliğini sürdürme çabası bir çeşit sömürgeciliğe karşı mücadele yöntemi." yorumunu yaptı.  "KIRIM TATARLARI PUTİN'İN GÖZÜNDE KÜÇÜK BİR HALK DEĞİL" Bezikoğlu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kafasında SSCB'nin aksine Rus İmparatorluğu'nun hayali olduğunun, bilinçaltında Kırım Hanlığı sınırlarına sahip olmak istediğinin altını çizdi. Uzman, "Dolayısıyla Kırım Tatarları onun (Putin) gözünde küçük bir halk değil, Kırım 'Büyük Rusya' için sembolik önemi olan bir yer" dedi. Kırım Tatarlarının dünya üzerindeki nüfusuna kısaca değinen Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının önemli ve tarihî şahsiyetleri olan İsmail Bey Gaspıralı, Numan Çelebicihan, Cafer Seydamet gibi isimlerden söz etti. "STALİN BİRÇOK MİLLETE BÜYÜK ZULÜMLER YAŞATTI" Eli kanlı SSCB lideri Stalin'in koltuğa oturmasıyla Ruslaştırma politikası güttüğünü anımsatan Bezikoğlu, "Birçok millete büyük zulümler yaşattı. En son 1944 yılında Kırım Tatarlarını vatan topraklarından sürdüler" hatırlatması yaparak Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'ndan bahsetti. Sürgünden sonra Kırım Tatarlarının kimliğini korumak için güçlü mücadeleler verdiğini ifade eden Bezikoğlu, "Vatana Dönüş Mücadelesini" ele aldı. Vatan topraklarına giden Kırım Tatarlarının evlerine giremediklerini ve maddî imkansızlıklar içinde kaldıklarını söyledi. Öte yandan Bezikoğlu, Romanya'da Tatarların çoğunluğu kültürel olmak üzere geliştirdikleri millî harekete de değindi. Uzman, sunumunu Romanya Tatarlarına ait arşiv fotoğralarını katılımcılara göstererek destekledi. Programın sonunda Bezikoğlu, katılımcıların sorularını yanıtladı. Türk Ocakları Eskişehir Şubesi Başkan Vekili Prof. Dr. Mehmet Topal Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu'na teşekkür belgesi takdim etti.

Gençlik Kampı'nın ikinci gününde öğrencilere Kırım Tatar tarihi ve kültürü eğitimi verildi Haber

Gençlik Kampı'nın ikinci gününde öğrencilere Kırım Tatar tarihi ve kültürü eğitimi verildi

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve Litvanya Tatar Kültür Merkezinin 21-30 Nisan 2025 tarihleri arasında tertip ettiği Gençlik Kampı’nın ikinci gününde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu öğrencilere tarih semineri verdi. Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleriyle düzenlenen kamp kapsamındaki seminer, Mogan Teknik Meslekî ve Anadolu Lisesi Uygulama Otelinde saat 14.00’te başladı. İngilizce olarak gerçekleşen tarih semineri Kırım Tatarları ve Kırım'ın tarihi üzerine oldu.  KIRIM'IN TARİHİNE İZ BIRAKAN KIRIM TATARLARI KONUŞULDU Kırım, Litvanya ve Polonya Tatarları ile ilgili bilgi veren Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının etnik yapısından söz etti. Kırım’ın tarihine ve Kırım Tatarlarının önemli şahsiyetlerine değinen Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının dünya üzerindeki nüfusuna dikkat çekti. Dr. Öğretim Üyesi Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının en çok Türkiye'de bulunduğunu ve sayılarının tahmini olarak 3 ile 5 milyon arasında olduğunu vurguladı.  Kırım’ın tarihine yön veren şahsiyetlere ve sanatçılara değinen Bezikoğlu, kısaca Numan Çelebicihan, İsmail Bey Gaspıralı, Şefika Gaspıralı, Cafer Seydahmet Kırımer, Eşref Şemizade ve Şakir Selim gibi isimlerin hayatı ve mücadelelerinden söz etti. Ayrıca Kırım Halk Cumhuriyeti'ni öğrencilere anlatan uzman, Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı'nın tarihi önemi hakkında bilgiler verdi. Ayrıca Kırım Tatarlarının millî marşı olan Numan Çelebicihan’ın kaleme aldığı “Ant Etkenmen” şiirini ele alan Bezikoğlu, gençlerle birlikte marşı söyledi. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’na da dikkat çeken Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının hayvan vagonlarıyla vatan topraklarından sürüldüğünü ve çok sayıda Kırım Tatarının sürgün yolunda yaşamını yitirdiğini aktardı. Bezikoğlu, Kırım Tatarlarının her türlü zorluğa rağmen mücadele ettiğini ve kültürünü korumak, tanıtmak ve yaygınlaştırmak için çaba sarf ettiğini sözlerine ekledi. KIRIM TATARLARININ VATANA DÖNÜŞ MÜCADELESİ  Tarih seminerinin ilk kısmını gerçekleştiren Bezikoğlu, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarlarının vatana dönüş mücadelesinin başladığını kaydetti. Bezikoğlu; Litvanya, Romanya ve Polonya Tatarlarının eski fotoğraflarını gençlere göstererek sunumunu tamamladı. Litvanya Tatar Kültür Merkezi Başkanı Almira Parmaksızoğlu, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu’na teşekkür ettikten sonra öğrencilerle birlikte toplu fotoğraf çekimi yapıldı. Tarih seminerinin ardından gençler, folklor ve müzik çalışmalarıyla geniş kapsamlı programlarına devam etti. Litvanya’dan gelen Tatar öğrenciler ile Kırım Derneği dans topluluğu Cıyın Ansambli ekibinin gerçekleştirdiği dans provası esnasında Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denis Zolotarov ve Ukrayna İnsan Hakları Yetkilisinin Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar Temsilcisi Elvin Kadirov, kampa ziyarette bulunarak öğrencilerle bir araya geldi.

"Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arasında Kırım Tatar Millî Hareketi" eseri ASBÜ'de tanıtıldı Haber

"Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arasında Kırım Tatar Millî Hareketi" eseri ASBÜ'de tanıtıldı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından basılan “Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arasında Kırım Tatar Millî Hareketi” isimli kitap, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin (ASBÜ) Sümerbank Fuaye Alanı'nda tanıtıldı. 2 Aralık 2024 tarihinde gerçekleşen program, “Bir Zamanlar Dobruca” isimli fotoğraf sergisi ile başladı. Sergide, Kırım Tatar arşivinden fotoğraflar yer aldı. Soru-cevap şeklinde ilerleyen tanıtım toplantısında, kitabın yazarları ASBÜ Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu ve Varşova Üniversitesi Doktorantı Edige Burak Atmaca konuşma yaptı. BEZİKOĞLU'NU KİTABI YAZMAYA İTEYEN SEBEP ANNEANNESİNİN GÖÇÜ OLDU Dr. Öğretim Üyesi Bezikoğlu, 200 yıl önce Rus Çarlığının Kırım’ı işgalinden sonra Kırım Tatarlarının Osmanlı İmparatorluğuna sığındığını ve bu bağlamda Romanya’ya yerleştirildiklerini ifade etti. Anneannesinin Romanya’ya göç etmesine ilgi duyduğu için bu kitabı yazmaya karar verdiğini belirten Bezikoğlu, eseri Kırım Tatar arşivlerinin ellerine geçmesi ve diğer yazarların katkısı ile kaleme aldıklarını bildirdi. ???? "Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arasında Kırım Tatar Millî Hareketi" kitabı ASBÜ'de tanıtıldı pic.twitter.com/ZFzDTXXqQv — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) December 2, 2024 "KİTABIN YAYIMLANMASI MİLLİ HAFIZAMIZI KORUMAMIZ İÇİN ÖNEMLİ" Araştırmacı-yazar Edige Burak Atmaca ise eserin hayata geçirilmesi hakkında, "Bizim buradaki avantajımız kitabımızda arşivleri özel izinle temin edebilmiş olmamızdır. Bu nedenle teşekkür etmemiz gerekiyor. Bu kitabın yayımlanması milli hafızamızı muhafaza etmemiz açısından çok önemli" ifadelerini kullandı. Yazarlar, kitabı çevrim içi platform olan Zoom üzerinden birbirleriyle iletişim halinde hazırladıklarını söyledi. Atmaca, kitabın içeriğinden kısaca bahsederek, Romanya, Polonya ve Türkiye’deki diasporayı göz önünde bulundurduklarını anlattı. Bu kapsamda, Atmaca kendisinin Polonya ile ilişkiler hususunu, Bezikoğlu’nun Kırım Tatar kültürünü, Metin Ömer’in ise Romanya’daki diasporayı ilgilendiren başlıkları ele aldığını kaydetti. ROMANYA'DA TÜRK VE TATAR NÜFUSUNUN TOPLUMSAL YAPISI Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Bezikoğlu, kitapta Osmanlı İmparatorluğunun son dönemi ve Osmanlı'dan sonra Romanya’nın bağımsızlığıyla birlikte bölgedeki Kırım Tatarlarına ve Türklere parmak bastıklarını açıkladı. Bezikoğlu, "Bir bölümde Romanya’daki aydınlanma hareketi ve orada ortaya çıkan dergilerden bahsederken, Romanya’da önemli katkılar sağlayan ünlü fikir adamı İbrahim Temo ve hedefleri ile toplum içerisinde kendi haklarını savunan Türkler ve Tatarlardan bahsettik” dedi. Öte yandan Atmaca ise Romanya’nın bağımsızlığıyla birlikte bölgede değişen toplumsal yapıdan söz etti. Atmaca, “O dönemde Kırım Tatar Milli Hareketi, Romanya’yı bir köprü olarak kullanarak, Polonya arasında mekik dokuyor ve milli faaliyetlerini sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı. SSCB'NİN YIKILACAĞINA İNANDILAR, KIRIM'A DÖNÜŞ İÇİN HAZIRLIK YAPTILAR Romanya Dobruca'daki Kırım Tatarlarının kültürünü nasıl koruduklarını tarihsel süreciyle birlikte aktaran Bezikoğlu, Kırım’dan göç etmek zorunda kalan Tatarların, Osmanlı’nın kurduğu Mecidiye kentine yerleştiklerini ve düğünleri, dansları ve müzikleriyle (şınlarıyla) kültürlerini orada yaşattıklarını dile getirdi. Bezikoğlu, “Kimliğini korumuş bir topluluk görüyoruz. Kırım Savunma Bakanı (sonraki diaspora lideri) Cafer Seydamet Kırımer, oradaki entelektüeller -örneğin Müstecip Ülküsal- ile iş birliği yaparak bir hareket oluşturuyorlar. Emel adlı bir dergi çıkarıyorlar ve Romanya’daki Kırım Tatarlarını örgütleyerek Sovyetler Birliği’nin kısa zaman içinde yıkılacağına inanarak, Kırım’a gitmek için türlü hazırlıklar yapıyorlar” bilgisini verdi. Nüfuslarına göre Kırım Tatar toplumunun burada güçlü bir kimlik inşası sergilediğini vurgulayan Bezikoğlu, entelektüel yetiştirdiklerini ve aldıkları eğitimle birlikte asimilasyona uğramadan toplumda önemli bir yer edindiklerini sözlerine ekledi. Tanıtım toplantısında yazar Edige Burak Atmaca, Polonya Tatarlarından da bahsetti. Kırım Tatarlarının Litvanya ve Polonya’da soylu bir sınıfta olmaları nedeniyle topluma kolayca entegre olabildiklerini belirten Atmaca, “Soylu sınıfta oldukları için ordu içinde de yer aldılar. Kimileri de devlet yetkilisi oldu. Polonya’nın bağımsızlığıyla birlikte Tatarlar bu hareketin içinde yer aldıklarından dolayı, devlette yer alabildiler ve birçok ülkeyle temasta bulunabildiler” ifadelerine yer verdi. Son olarak Atmaca, ne yazık ki genç nüfusun Avrupa’ya göç ettiğini ve yaşlı nüfusun bu topraklarda kaldığını, bugün oradaki nüfusun 5 ile 10 bin civarında olduğunu aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Bezikoğlu, eserin ASBÜ Kütüphanesine gönderildiğini anımsattı. Ayrıca, bir sonraki çalışmanın Polonya ve Litvanya Tatarları hakkında olacağını duyurdu.

Bezikoğlu: Kırım Tatar Sürgünü TBMM’de soykırım olarak tanınmalı Haber

Bezikoğlu: Kırım Tatar Sürgünü TBMM’de soykırım olarak tanınmalı

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, 18 Mayıs 1944 yılında gerçekleşen Kırım Tatar Sürgünü’nün dünya çapında soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından da adımlar atılması gerektiğini Kırım Haber Ajansına (QHA) açıkladı. "KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ TBMM’DE SOYKIRIM OLARAK TANINMALI" Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu; 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatarlarının maruz kaldığı sürgünün soykırım olarak kabul edilmesi yönünde atılan adımları ve uygulanan politikaları olumlu bulduğuna fakat konu hakkında yetersizliklerin de olduğuna dikkat çekti. Holodomor Soykırımı’nın dünya çapında otuzdan fazla ülke tarafından kabul edildiğini belirten Bezikoğlu, aynı kabulün Kırım Tatar Sürgünü için de sağlanması gerektiğini vurguladı. Bezikoğlu, öncelikli olarak TBMM tarafından bu durumun desteklenmesi gerektiğini “Bu yönde bizim de çaba göstermemiz gereklidir. En önemlisi tabiî, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinde de Kırım Tatar Sürgünü'nün soykırım olarak tanınması gerekiyor.” ifadeleriyle belirtti. Uluslararası ilişkilerde soykırımın tanınmasının siyasi bir olay olduğunu vurgulayan Bezikoğlu, sahip olunan siyasi gücün de tanınma aşamasında etkili olduğuna dikkat çekti. Tanınmaların genelde tarihi olarak değil, güncel olarak yaşanan olaylar nedeniyle destek sağlamak amacıyla yapıldığını belirten Bezioğlu, bu bağlamda lobicilik faaliyetlerinin de ön plana çıktığını aktardı. Bezikoğlu şu ifadeleri kullandı: Aslında tarihi değil de günümüzdeki olayda size destek vermek için bunu yapıyorlar. Bu yönden de birazcık bunun lobicilik faaliyetlerine ve bu ülkelerde çeşitli mevkilere ya da kurumlara ulaşarak kendimizi tanıtmayla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yoksa tarihçiler zaten bunun soykırım olduğunu akademik olarak teslim ettiler.

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu: Kırım Platformu, Kırım meselesine uluslararası bir bakış açısı kazandırıyor Haber

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu: Kırım Platformu, Kırım meselesine uluslararası bir bakış açısı kazandırıyor

Uluslararası Kırım Platformu İkinci Parlamenter Zirvesi, 24 Ekim 2023 tarihinde Çekya’nın başkenti Prag şehrinde başladı ve zirve iki gün boyunca devam etti. Dün zirvedeki görüşmelerin ardından ortak deklarasyon metni imzalandı. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, ortak deklarasyon metni ve zirvede yapılan açıklamalara ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirme yaptı. Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılması için uluslararası çabaları birleştiren Kırım Platformu 2021 yılında faaliyete geçti. 24 Ekim'de Çekya'da yapılan Kırım Platformu 2. Parlamenter Zirvesi, uluslararası alanda nasıl bir yankı uyandırdı? Uluslararası Kırım Platformu, oldukça gecikmiş bir çaba olarak 2021 yılında kuruldu. Ukrayna-Rusya Savaşı başlamadan önce 2014 ve 2021 yılları arasındaki sürede, Kırım için pek bir şey yapılmadı. Kırım meselesi, Rusya tarafından neredeyse bir oldubitti haline getirilecekti. Uluslararası örgütlerin ve diğer devletlerin, Kırım konusunda verdiği desteğin azaldığını gördük. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın inisiyatifi ve Kırım Tatar Milli Meclisinin çabalarıyla Kırım meselesini gündemde tutmak için Kırım Platformu kuruldu. Byük çabalarla ilk toplantılarına başlayan Kırım Platformu oluşumu, Batılı devletlerden de destek aldı. “KIRIM PLATFORMU, ÇOK İYİ BİR KAMU DİPLOMASİSİ GİRİŞİMİ” Kırım Platformu İkinci Parlamenter Zirvesi 24 Ekim’de Çekya’nın başkenti Prag şehrinde gerçekleşti. Zirveye, dünyanın dört bir yanından gelen 70’den fazla heyet temsilcisi katıldı. Zirvenin sonuç bildirisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kırım Platformu İkinci Parlamenter Zirvesi’nin ardından yayımlanan ortak deklarasyon metni beklenen bir bildirgeydi. Bildirgede, Rusya’nın işlediği savaş suçlarından dolayı hukuki alanda sorumlu tutulması ve yargılanması konusuna değinildi. Özellikle Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının hapse atılması ve Kremlin'in işlediği insan hakları ihlallerine karşı mutlaka devletlerin gereğini yapması çağrısında bulunuldu. Aynı zamanda metinde, diplomatik alanda da diğer devletlerin Kırım meselesini gündemde tutması, Ukrayna’ya desteklerin sürmesi konularında maddi ve manevi olarak gerekenin yapılması için çağrılar vardı. Kırım Platformu İkinci Parlamenter Zirvesi ortak deklarasyon metni, etraflı bir belge. Bu, konunun çeşitli yönlerden yapılması gerekenleri adım adım anlattığı ve bir takip mekanizması kurduğu için çok boyutlu bir özellik taşıyor. Kırım Platformu, parlamenterlerin yanı sıra akademisyenler, diplomatlar ve siyasilerle de çeşitli toplantılar gerçekleştirdiği için çok iyi bir kamu diplomasisi girişimi. “RUSYA’NIN İLK ETAPTA YARGILANACAĞI KONU UKRAYNA’DA BULUNAN TOPLU MEZARLAR” Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırım Platformu İkinci Parlamenter Zirvesi katılımcı ülkelerine 18 Mayıs 1944 Sürgünü'nü Kırım Tatar halkına karşı yapılan bir soykırım eylemi olarak kabul etme çağrısı yaptı. Önümüzdeki günlerde 1944 sürgünü, soykırım eylemi olarak kabul edilirse Rusya için bir yargılanma söz konusu olur mu? Rusya için ilk aşamada bir yargılanma söz konusu olamaz. Dünyada çok sayıda parlamentodan soykırım kararı geçtikten sonra belki yargılanma söz konusu olabilir. Fakat, Rusya’nın 1944 sürgününden önce ilk etapta yargılanacağı konu şu anda daha güncel olan Buça’da, Gostomel’de ve daha Ukrayna’nın birçok yerinde bulunan toplu mezarlar olacaktır. Bu yaşanan durumların, soykırım ve savaş suçları kapsamına girme ihtimali var. Ukrayna’da işlenen savaş suçları, Rusya ve Putin’in karşısına daha güncel bir tehdit olarak çıkıyor. “TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ, KIRIM PLATFORMU'NUN DAHA FARKLI ÜLKELERE DE YAYILMASI  İÇİN YENİ BİR SÖYLEM GELİŞTİRDİ” Türkiye, 24 Şubat 2022'den itibaren Ukrayna ve Rusya arasında arabuluculuk rolünü sürdürmeye devam ediyor.  Gerek esir takası gerekse de Tahıl Koridoru Anlaşması konusunda ciddi adımlar attı. Türkiye, Ukrayna için özellikle Kırım Tatarlarının bağımsızlığı konusunda gelecek süreçte hangi adımları atmalıdır? Ukrayna-Rusya Savaşı ve Kırım meselesi oldukça iç içe geçmiş ve karmaşık bir durumda. Bundan dolayı savaş bitmeden Kırım meselesinin tek başına çözülmesi mümkün olmayacak. Türkiye, durumun karmaşıklığının ve çözümün çok aşamalı gerçekleşeceğinin bilincinde. Türkiye’nin en önemli girişimi, Kırım Platformu'nu desteklemek ve Kırım’da insan haklarının takipçisi olduğunu söylemesidir. Bunu özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her fırsatta Putin’e belirttiğini görüyoruz. Ayrıca, Türkiye'nin, Ahtem Çiygöz ve İlmi Ümerov'un hapishaneden kurtarılması gibi somut adımları olduğunu söyleyebiliriz. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, zirvede yaptığı konuşmada, Kırım Platformu’nun daha farklı ülkelere de yayılması gerektiği konusunda yeni bir söylem geliştirdi. Özellikle Kurtulmuş, Rusya’nın Ukrayna’da yaptığı zulüm ile İsrail’in Filistin’de yaptığı zulmün birbirine benzediğine dikkat çekti.   “KIRIM TATARLARI, UKRAYNA İLE DOĞU DÜNYASI ARASINDA ÖNEMLİ BİR ROL OYNAYABİLİR” Kırım Platformu hem Türkiye’nin Müslüman kimliği hem de Kırım Tatarlarının Müslüman kimliği ile dünyanın geri kalan ülkelerine bağlanmakta önemli bir rol oynayabilir. Kırım Tatarlarına özerklik verilerek Ukrayna’nın dış politikasına katkı sağlaması mümkün olursa, Kırım Tatarları, Ukrayna ve Doğu dünyası arasında bir köprü görevi görecektir. Çünkü artık Ortadoğu meselesiyle Ukrayna meselesi iç içe geçmiş durumda. ABD’nin Ukrayna ve İsrail’e verdiği desteğin birbirlerini kesme ihtimali var. Bundan dolayı Kırım Platformu’nda, yeni konjonktürde yapılacak toplantılarda farklı konularda söylemlere de yer verileceğini düşünmekteyim. “KIRIM PLATFORMU, KIRIM MESELESİNE ULUSLARARASI BİR BAKIŞ AÇISI KAZANDIRIYOR ” Kırım Platformu, Kırım sorununu uluslararasılaştırıyor. Kırım meselesini sadece Kırım ve Ukrayna meselesi olmaktan çıkarıyor. Fakat ilerleyen zamanda Kırım Platformu’nun daha etkin diplomatik çalışmalar yapmasını ve uluslararası örgütler nezdinde daha büyük tanınırlığı olması gerektiğini düşünüyorum. KIRIM PLATFORMU İKİNCİ PARLAMENTER ZİRVESİ İlk olarak geçen sene Hırvatistan’ın başkenti Zagreb şehrinde düzenlenen Uluslararası Kırım Platformu Parlamenter Zirvesi, bu yıl Çekya’nın başkenti Prag şehrinde yapıldı. Zirveye yaklaşık 70 yabancı heyet katılım gösterdi. Kırım'ın Rus işgali, bunun sonucunda ortaya çıkan insan hakları ihlalleri ve baskıların ele alındığı zirvede, Karadeniz bölgesinin güvenliği ve buna bağlı olarak küresel gıda güvenliği konusundaki meydan okumalar gündeme getirildi. Kırım Platformu; Ukrayna’nın, Kırım’daki Rus işgaline yönelik uluslararası tepkileri artırmak, artan güvenlik tehditlerine karşı koymak, Rusya’ya uygulanan uluslararası baskıyı genişletmek, işgal rejiminin mağdurlarını korumak ve insan haklarının daha fazla ihlal edilmesini önlemek ve Kırım’ın işgalden kurtarılmasını sağlamak amacıyla başlatıldı. Platformun birkaç seviyede faaliyet göstermesi öngörülüyor: devlet ve hükumet liderleri, dışişleri bakanları, parlamentolar arası işbirliği ve uzmanların işbirliği seviyelerinde. Kırım Platformu, Kıyiv’de 23 Ağustos 2021 tarihinde düzenlenen açılış zirvesi ile resmi olarak faaliyete başladı. Zirveye katılan 46 ülke ortak Kırım Platformu Deklarasyonu imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.