SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fsb

QHA - Kırım Haber Ajansı - Fsb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fsb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!" Haber

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!"

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, Kırım’da yaşayan halkı sindirmek ve topraklarından sürmek için yürüttüğü uydurma "terör" operasyonları ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 19 yaşındayken uydurma terör dosyalarıyla evinden koparılan Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. Rusya tarafından haksız yere hapse atılan genç öğretmen adayı Nasiba Saidova’nın annesi Dinara İyupova, kızının esaret altındaki durumunu tüm çıplaklığıyla QHA'ya aktardı. Çaresiz anne; Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) kumpas taktiklerini, cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları ve Kırım Tatar halkının yüzyıllardır bitmeyen vatan mücadelesini sarsıcı ifadelerle gözler önüne serdi. EĞİTİMDE BAŞARIYA VE ÇOCUKLARA ADANMIŞ HAYAT BİR GECEDE YARIM KALDI Nasiba’nın çocukluğundan beri her zaman uysal, başarılı, çevresine neşe saçan ve güler yüzlü bir evlat olduğunu belirten Dinara İyupova, kızının işgalciler tarafından çalınan hayallerini ve yarım kalan hikayesini şu sözlerle anlattı: Biz 8 çocuklu, kalabalık bir Kırım Tatar ailesiyiz. Nasiba benim dördüncü çocuğum, tüm çocuklarım gibi o da Bahçesaray'da doğdu ve bu topraklarda büyüdü. Diğer çocuklarıma kıyasla o kadar söz dinleyen, o kadar yumuşak huylu ve uyumlu bir çocuktu ki, onunla alışverişe çıkmak bile bir başkaydı; annesinin, büyüklerinin sözünden asla çıkmazdı. Okul hayatı başarılarla doluydu. Ardından pedagoji kolejini kazandı, ilkokul öğretmenliği okuyordu. Staj döneminde mesleğine adeta aşık oldu. Çocukları o kadar çok seviyordu ki, derslerine sımsıkı sarıldı ve okulunu yüksek şeref derecesi (kırmızı diploma) ile bitirmek üzereydi. Bu yıl onun son senesiydi, o diplomayı gururla eline alacaktı. Hayatının en mutlu dönemindeydi; Şubat 2025'te evlendi. Eşi onu çok sevmişti, evlenebilmek için uzun süre peşinden koşmuştu. Evliliğin ardından kolejin son senesinde ona serbest devam zorunluluğu hakkı verdiler. Nasiba da boş durmadı, parallel olarak bir anaokulunda çocuk eğitmeni ve pedagog olarak resmi işe başladı. İnanın daha sadece birkaç hafta çalışabilmişti, çocukların kalbine yeni dokunmaya başlamıştı ki o uğursuz baskınla tüm hayatımız ve hayallerimiz bir gecede altüst oldu. “SABAH NAMAZINDA TELEFONLARI KONTROL EDİYORUZ: BUGÜN SIRA KİMDE?” 2014’ten bu yana Rusya, işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatar halkını sindirmek için farklı uydurma "terör" operasyonları yürütüyor. Yıllardır her Kırım Tatarı için sabahların büyük bir korku ve endişeyle başladığını belirten acılı anne, Rusya'nın Kırım'da adeta takvime bağlanmış bir "tutuklama kotası" yürüttüğünü şu şekilde anlattı: Biz Kırım’da 2015 yılından beri, yani tam 11-12 yıldır bu haksız tutuklamalarla, şafak operasyonlarıyla koyun koyuna yaşıyoruz. Çevremizden, komşularımızdan, akrabalarımızdan onlarca suçsuz insan bu uydurma terör maddeleriyle Rus zindanlarında çürüyor. Biz artık Kırım’da sabah namazına kalktığımızda, ellerimiz titreyerek ilk iş olarak telefonlarımızı, sosyal medyayı, mesaj gruplarını kontrol ediyoruz; 'Bugün kimin evi basıldı, hangi komşumuz gözaltına alındı?' diye bakıyoruz. Çünkü bu baskınlar belirli bir döngüyle, haince bir matematikle yapılıyor. Adeta önceden yazılmış kirli bir senaryo var: Yılbaşı tatili biter, Şubat-Mart gibi mutlaka birilerini alırlar. Yaz ortasında bir dalga baskın yaparlar, sonra yıl sonuna doğru bir daha çökerler. Bir kota, yukarıya sunulacak bir plan var ve Rus ajanlar o plana göre hareket ediyor. Ben bir anaokulunda aşçı olarak çalışıyorum. O sabah saat 08.00'de vardiyam vardı, tam işe gitmek için evden çıkacaktım ki saat 07.00 civarında büyük kızım aradı. Kızım telefonda hıçkırarak, nefes alamayarak 'Anne, Nasiba’yı tutukladılar, evini bastılar' dedi... İşte o günden sonra bizim için normal hayat bitti; mahkeme kapılarında, cezaevi koridorlarında geçen yeni ve karanlık bir yaşam başladı. 60 YAŞINDAKİ EMEKLİ ADAMI SİLAH ZORUYLA YERE YATIRIP SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER Nasiba’nın evliliğin ardından eşinin ailesiyle birlikte yaşadığını ve baskın anında 60 yaşını geçmiş emekli kayınpederine dahi barbarca davranıldığını belirten Dinara İyupova, aramaların nasıl bir tiyatroya dönüştüğünü şu sözlerle aktardı: Sabahın köründe, daha gün ağarmadan kapıyı kırmaya çalışır gibi yumruklamaya başlamışlar. Eşinin babası, 60 yaşın üzerinde kendi halinde bir emekli... 'Bizim çocuklar işe giderken yine anahtarı mı unuttu acaba' diyerek kapıyı açar açmaz maskeli, ağır silahlı adamlar içeri dalmış ve o yaşlı adamı barbarca acımasızca yere yatırıp üzerine çökmüşler. Çocukları da aynı şekilde kabaca, hakaretlerle yere yatırmışlar. Hepsini silah zoruyla mutfağa toplayıp odalarda yalnız kalmışlar. Birkaç dakika kendi başlarına evi talan ettikten sonra, 'Gelin şimdi şahitler huzurunda arama yapacağız' demişler. Tabii ki o yalnız kaldıkları birkaç dakikada, yanlarında getirdikleri ve Kırım'da güya 'yasaklı' ilan ettikleri İslami kitapları odalara, yatak altlarına yerleştirmişlerdi. Dosyanın, davanın temelini işte bu kendi elleriyle koydukları sahte kanıtlar oluşturdu. Daha operasyon bitmeden, çocuklar emniyete bile götürülmeden, öğle saatlerinde kendi propaganda sitelerinde bu baskının videosunu arkasına kahramanlık müzikleri ekleyip montajlayarak yayınladılar. Bu büyük hukuksuzluğu dünyaya bir başarı hikayesi gibi pazarlıyorlar. Ayrıca dosyaya güya 'gizli tanıkları', nereden alındığı belli olmayan kurgu 'ses kayıtları' eklemişler. Biz Kırım Tatarıyız; düğünde, bayramda, cenazede, misafirlikte bir araya geliriz; kahve içerken İslam hakkında, ahlak hakkında konuşuruz. Anca şu an, vatanımızda İslam hakkında konuşmak artık 'terörizm' sayılıyor! Arama motoruna bile ‘Terörizm nedir?’ yazarsanız; terörizm patlama, korkutma, cana kastetme, şiddet olduğu çıkar. Bizim çocuklarımızın hayatında, fikrinde bunun zerresi yok. Şimdi benim 19 yaşındaki zayıf, narin kızımı 'terör örgütü üyesi' olmakla suçluyorlar. “ÖNCE AKIL HASTANESİNE KAPATIP PSİKOLOJİK İŞKENCE YAPTILAR, ŞİMDİ KATİLLERLE AYNI HÜCREDE” Kızının tutuklanmasının hemen ardından Rus gizli servisinin akıl almaz ve aşağılayıcı yöntemlere maruz kaldığını ifade eden Dinara İyupova, cezaevi koşullarını ve kızının sağlık durumunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı: Tutuklandıktan sonra sadece bir hafta tutukevinde tuttular, ardından kızları doğrudan bir psikiyatri kliniğine yatırıp sözde 'psikolojik inceleme' adı altında tecrit ettiler. Bu, Sovyet döneminden kalma bir cezalandırma yöntemidir. Nasiba bana anlattı; o klinikte sözde incelemeyi yapan FSB ajanı kim çıktı biliyor musunuz? Daha birkaç ay önce, yaz tatilinde kızımın okuduğu koleje gidip güya 'Kırım'dan Ukrayna'nın yeni işgal edilen bölgelerine acil öğretmenlere ihtiyaç var, seni oraya gönderelim, çok iyi şartlar sunacağız' diye kızımı ikna etmeye, kandırmaya çalışan adammış! Okulda o çocuklara karşı melek gibi davranan, yüzüne maske takan o adam, FSB binasında kızların üzerine avazı çıktığı kadar bağırıp küfürler, hakaretler, tehditler savurmuş. Kızlara namaz kılmaya izin vermemiş… Meğer kızımı çoktan listeye alıp adım adım kumpas kurmuşlar. Kızımın cezaevindeki yerini sürekli değiştiriyorlar, psikolojisini bozmak için hücreden hücreye sürüyorlar. Şu an kimlerle aynı odada kalıyor biliyor musunuz? Kendi kocalarının canına kastetmiş kadınlarla, azılı kadın haydutlarla ve katillerle aynı hücreye koymuşlar 19 yaşındaki dindar, tertemiz bir kız çocuğunu. 15 Nisan'da kaloriferleri erkenden kapattılar, içerisini buz kesmiş. Kışın havalandırma olmadığı için rutubetten duvarlar resmen yeşile boyanmış, küf bağlamış. Nasiba’nın ağır alerjisi var, 'Anne yatağa uzanıyorum, tam burnumun ucundaki duvardan yeşil küflü sular akıyor, nefes alamıyorum' dedi. O soğukta, o pislikte ve streste kızım ocak ayında hücrede bayıldı, bilincini kaybetti. Ondan sonra başka bir hücreye sevk edildi ve eşine ve bana nihayet aylar sonra görüşme izni verdiler. O ilk görüşe gittiğimde 7 ayın birikmiş acısıyla, o camın arkasındaki solmuş yüzünü görünce kendimi tutamadım, ağladım; doğru dürüst konuşamadık bile... “RUS RULETİ OYNUYORLAR AMA BİZ KENDİ TOPRAKLARIMIZI BIRAKIP KAÇMAYACAĞIZ” Kırım Tatar halkının korku ortamda yaşamaya mecbur bırakıldığını belirten İyupova şunları kaydetti: Bu sistem tam bir Rus ruleti. Yarın kimin kapısının kırılacağını kimse bilmiyor. Halkı sindirmek için bunu yapıyorlar… Peki biz nereye gideceğiz? Biz buraya, öz yurdumuza, yeşil Kırım’ımıza dönebilmek için nesiller boyu ne bedeller ödedik! Benim anne babam Kırım'a döndüğünde paraları yetmediği için yarım, yıkık dökük bir ev aldılar; yıllarca o evin yanındaki betondan bozma garajda yaşayıp o evi tırnaklarıyla, emekleriyle inşa ettiler. Şimdi hiçbir davetlimiz olmayan, bizi kendi evimizde terörist ilan eden Rusya istedi diye evimizi, yurdumuzu, topraklarımızı bırakıp kaçacak mıyız? Zamanında Sovyetler de bir gecede, bir diktatörün kalem oynatmasıyla Kırım Tatarlarına 'hain' damgası vurdu ve büyükannemi henüz 20 yaşındayken hayvan vagonlarına bindirip sürgüne, ölüme gönderdi. Bugün benim kızım Nasiba da tıpkı büyükannesi gibi, henüz 19 yaşındayken bir savcının kirli kalemiyle 'terörist' ilan edildi. İstenen ceza sınırı 10 yıldan 20 yıla kadar! Rusya'da azılı katillere, tecavüzcülere verilmeyen cezaları bu gencecik çocuklara verecekler. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

AB ve Birleşik Krallık'tan Rusya'ya dev siber yaptırım: İstihbarat subayları ve VK ile MAX kıskaçta Haber

AB ve Birleşik Krallık'tan Rusya'ya dev siber yaptırım: İstihbarat subayları ve VK ile MAX kıskaçta

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık, Ukrayna başta olmak üzere Avrupa devletlerine ve uluslararası ortaklara yönelik kitlesel siber saldırılar, siber casusluk, sabotajlar ve dezenformasyon operasyonlarına karıştığı tespit edilen Rus yetkililere, bilgisayar korsanlarına (hacker) ve şirketlere karşı koordineli yeni yaptırım paketlerini eş zamanlı olarak açıkladı. AB Konseyi ve Birleşik Krallık hükûmeti tarafından yapılan resmî açıklamalarda, Rus siber ağlarının Avrupa genelindeki yıkıcı faaliyetleri detaylarıyla deşifre edildi. AB YAPTIRIMLARI: FSB’NİN SİBER MERKEZLERİ VE MAX İLE VK HEDEFTE AB Konseyi, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) 16. Merkezinin, aralarında dünyaca ünlü TURLA grubunun da bulunduğu çok sayıda hacker şebekesini doğrudan kontrol ettiğini duyurdu. Rus istihbaratının; Fransa, Almanya, Polonya, Avusturya, Hollanda, Romanya, Finlandiya, Slovakya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hükûmet ağlarını, kritik altyapı tesislerini ve savunma sanayisi şirketlerini yıllardır sistematik olarak hedef aldığı belgelendi. Bu doğrultuda AB, 9 gerçek kişi ile 4 kuruluşu yaptırım listesine aldı. Listeye Rus askerî istihbaratı (GRU) subayları, siber suçlular, sözde aktivist korsanlar ve bu operasyonlara teknolojik zemin hazırlayan şirketler dahil edildi. Bununla birlikte, Rusya'nın en büyük sosyal ağ platformu VKontakte’nin sahibi olan teknoloji devi VK ile Kremlin’in “milli platform” olarak dayatmaya çalıştığı MAX mesajlaşma uygulamasının tüzel kişiliği de AB yaptırımlarının hedefi oldu. AB, mesajlaşma uygulamasının geliştirilmesinin, oluşturulması için zorunlu şartlar belirleyen Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisinin kontrolü altında gerçekleştiğini kaydetti. BİRLEŞİK KRALLIK’TAN 24 KİŞİ VE KURULUŞA YAPTIRIM Londra, Rusya'nın siber ve hibrit operasyonlarıyla bağlantılı 24 kişi ve kuruluşu kapsayan kendi yaptırım paketini devreye soktu. Birleşik Krallık’ın kara listesine GRU’nun üst düzey isimleri Vyaçeslav Stafeyev, İvan Senin ve İvan Kasyanenko girdi. Ayrıca, Rus istihbaratı adına korsan devşiren IMPULS şirketi, dünya genelinde veri hırsızlığı için kullanılan Lumma Stealer zararlı yazılımı ile ilişkili kişiler ve Avrupa'daki seçimlere müdahale etme ve dezenformasyon yayma aracı olarak faaliyet gösteren Rus medya kuruluşu Rybar'ın 10 temsilcisi de Londra'nın yaptırım radarına takıldı. KIŞ ORTASINDA YARIM MİLYON İNSANI KARANLIKTA BIRAKMA GİRİŞİMİ Birleşik Krallık makamları ve AB ülkeleri, Polonya enerji şebekesine yönelik düzenlenen ve kışın ortasında yaklaşık 500 bin insanı elektriksiz bırakma tehlikesi yaratan büyük siber saldırının sorumluluğunu da resmî olarak FSB'nin 16. Merkezine yükledi.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

Kıyiv’de FSB ajanları yakalandı: Şehir merkezinde terör saldırısı hazırlığı engellendi! Haber

Kıyiv’de FSB ajanları yakalandı: Şehir merkezinde terör saldırısı hazırlığı engellendi!

Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ve Ulusal Polis Teşkilatı, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) için çalışan ve Kıyiv kent merkezinde terör saldırısı hazırlığında olduğu belirlenen iki kişiyi gözaltına aldı. SBU, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, şüphelilerin başkent Kıyiv’deki idari bir binayı hedef alarak bir sabotaj planı hazırladıkları bildirildi. Soruşturma kapsamında, zanlıların idari binanın yakınındaki bir jeneratörün altına el yapımı patlayıcı düzenek yerleştirdiği tespit edildi. Yetkililer, şüphelilerin patlayıcıyı uzaktan aktive etmeyi planladıklarını ve saldırı sırasında Belarus üzerinden Rusya’ya kaçmayı hedeflediklerini açıkladı. Plan kapsamında zanlıların trenle Çernihiv bölgesine gittikleri, buradan ise yasa dışı yollarla sınırı geçerek Rusya’ya ulaşmayı amaçladıkları ifade edildi. SBU, şüphelilerin Rus istihbaratı tarafından Telegram kanalları üzerinden devşirildiğini ve Kremlin yanlısı paylaşımlar nedeniyle dikkat çektiğini bildirdi. Açıklamada, saldırı planı karşılığında zanlılara Rusya’ya tahliye ve FSB bünyesinde iş vaadi verildiği belirtildi. KEŞİF VE TEST GÖREVLERİ YÜRÜTMÜŞLER Soruşturmaya göre, zanlılar saldırıdan önce çeşitli “test görevleri” gerçekleştirdi. Bu kapsamda Kıyiv çevresinde silah ve mühimmat sakladıkları, koordinatları FSB’ye ilettikleri ve Ukrayna ordusuna ait bazı askerî tesisler hakkında bilgi topladıkları tespit edildi. Ayrıca şüphelilerden birinin asker olduğu ve görev yaptığı birlik hakkında Rus tarafına bilgi aktardığı bildirildi. Yetkililer, zanlıların hedef alınan binanın karşısına uzaktan erişimli gizli bir kamera yerleştirdiğini ve saldırı anını FSB’ye canlı aktarmayı planladığını bildirdi. Kameranın izlerinin yok edilmesi amacıyla ikinci bir patlayıcı düzenekle imha edilmesinin planlandığı da açıklandı. OPERASYON VE GÖZALTI SBU ve polis ekiplerinin operasyonu sonucunda şüpheliler tren yolculuğu sırasında yakalandı. Üzerlerinde dijital materyaller, iletişim cihazları ve yasa dışı geçişte kullanılması planlanan şişme bot ele geçirildi. Gözaltına alınan iki kişi hakkında “terör saldırısına teşebbüs” suçlamasıyla dava açıldığı, ayrıca vatana ihanet kapsamında ek suçlamaların değerlendirildiği belirtildi. Şüphelilerin savaş koşullarında işlenen ağır suçlar nedeniyle müebbet hapis cezası ile karşı karşıya olduğu kaydedildi.

Rusya'nın elinde 17 binden fazla sivil esir var Haber

Rusya'nın elinde 17 binden fazla sivil esir var

Ukraynalı ve uluslararası insan hakları örgütlerinin Haziran 2026 raporuna göre, Rusya'nın yasa dışı olarak alıkoyduğu Ukraynalı sivil sayısının 17 bini bulabileceği tahmin ediliyor. Sova Uzman Grubu, Sivil Özgürlükler Merkezi ve Savaş Arşivi gibi kuruluşların ortak hazırladığı raporda, 24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 8 bin 221 sivilin kaçırılışının isim isim belgelendiği aktarıldı. Ancak Rus makamlarının bilgi gizlemesi, hapishane konumlarını saklaması ve Kızılhaç dahil uluslararası gözlemcilere erişim izni vermemesi nedeniyle gerçek sayının bu tahminlerin de üzerinde olabileceği vurgulanıyor. GİZLİ HÜCRELERDE TAM TECRİT VE SİSTEMATİK İŞKENCE Rapora göre sivil alıkoymalar, münferit olaylar olmaktan ziyade işgal altındaki bölgelerde direnişi kırmak ve korku iklimi yaratmak amacıyla yürütülen planlı bir Rus devlet politikası olarak uygulanıyor. Kaçırılan Ukraynalılar resmî cezaevlerinin yanı sıra işgal altındaki bölgelerde bodrum katları ve garajlar dâhil 200'den fazla gizli noktada, dış dünyayla hiçbir bağları olmadan tamamen izole ediliyor. Üstelik serbest bırakılan sivillerin yüzde 91'inden fazlası sistematik işkenceye, cinsel şiddete, havasız ve karanlık hücrelerde duyusal yoksunluğa maruz kaldığını ifade ediyor. Rus rejiminin sivilleri yasa dışı iç mevzuatlarla "savaş esiri" statüsünde konumlandırması ise uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor. SOSYAL AKTİF NÜFUS VE KADINLAR HEDEFTE Rusya'nın baskı politikası, işgal bölgelerinde toplumu yönlendirme potansiyeli olan sosyal açıdan aktif nüfusu hedef alıyor. Rehin alınanların çoğunluğunu yerel yöneticiler, öğretmenler, doktorlar, iş insanları ve aktivistler oluştururken, alıkonulan kişilerin yaş ortalamasının 43 olduğu belirtiliyor. Çoğunluğu erkeklerden oluşan bu esir kampı sisteminde, aralarında her yaştan en az bin 720 kadının da bulunduğu trajik bir gerçek olarak öne çıkıyor. Hak savunucuları, Rusya'nın bu sivilleri kendi rızasıyla bırakmayacağını vurgulayarak; Kremlin'e baskı yapılması, evrensel yargı yetkisinin kullanılması ve bu terörü uygulayan FSB, Rus Ceza İnfaz Kurumu (FSIN) ile Askerî Polis birimlerine karşı çok daha sert yaptırımların devreye sokulması çağrısında bulundu.

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus Haber

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin ilk bölümünde; henüz 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyken yatağından dipçiklerle alınan, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Elviza Aliyeva’nın hikâyesini ve bir annenin adalet uğruna Kırım’dan Moskova’ya uzanan amansız mücadelesini sayfalarımıza taşıyoruz. Elviza Aliyeva, üniversite 4. sınıf öğrencisiydi. Fiolent Fabrikası'nda staj yapıp üniversiteden mezun olmaya hazırlanıyordu. Ancak evine düzenlenen baskın tüm hayallerini yıktı. Rus işgal güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde, sabahın ilk ışıkları Kırım’ın Bahçesaray bölgesinin üzerine henüz düşmemişken, saat 04.00 sularında Aliyev ailesinin evine baskın düzenledi. Yüzü maskeli silahlı adamlar kapıları tekmelemeye başladı. Kızının hukuksuzca elinden, evinden, hürriyetinden koparıldığı günün şokunu hâlâ atlatamayan Elviza Aliyeva, o karanlık sabahı QHA'ya şu sözlerle anlattı: O sabah saat dörtte korkunç bir gürültü ile uyandım. Koridora nasıl çıktığımı, kapıyı nasıl açtığımı hâlâ hatırlamıyorum. 'Açın, polis!' diye bağırıyorlardı. Evimiz beş odalı, içeri maskeli, iri yarı bir sürü adam doluştu. Ne yapacağımı bilemedim, tam bir şok halindeydim. Kızımın giyinmesine bile izin vermediler. Elviza bana daha sonra yaptığımız görüşmelerde; ‘Uyuyordum, başıma bir şey dayadıkları için uyandım. Gözümü açtığımda silah gördüm.’ diye anlattı. Maskeli, silahlı koca adamların karşısında uykusunda, yatağında basılan 20 yaşında bir kız... Küçük oğlum 16 yaşında, onun da odasına girip yatağını sarsmaya başladılar, 'Uyan ufaklık, yeter bu kadar uyku.' diye bağırıyorlardı. Onu aşkın silahlı Rus güvenlik görevlisi evi altüst etti. Ailenin daha önce ömründe görmediği dini kitaplar, sanki oradaymış gibi "bulunarak" tutanağa geçirildi. Elviza, o sabah evinden, hayallerinden ve diplomasından koparılarak bilinmezliğe götürüldü. “YA İFTİRA ATIP 5 YIL YATARSIN YA DA 15 YIL SÜRGÜNÜNE GİDERSİN” Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Elviza Aliyeva; Esma Nimetulayeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova adlı üç Kırım Tatar kadınıyla birlikte Rusya Ceza Kanunu'nun 205.5 maddesi uyarınca "terör örgütüne üye olmakla" suçlanarak tutuklandı. Evinde tek bir silah bulunmayan, hayatı boyunca hiçbir şiddet eylemine karışmayan üniversite öğrencisi için bu suçlama tam bir saçmalıktan ibaretti. Düzmece davanın tüm iddianamesi ise Esma Nimetulayeva'nın evine iki yıl boyunca yerleştirilen yasa dışı ses kayıtlarına dayandırıldı. Annesi, sözde “mahkeme” sürecinde maruz kaldıkları psikolojik şantajı ve Rus adalet sisteminin iki yüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti: İlk başta 'Bir inceleyip bırakacağız' dediler. Hep yalan. Avukatlarımız ev hapsi istedi, 'Delilleri karartırlar, şahitleri tehdit ederler' diyerek reddettiler. Ortada tek bir somut delil yok, olsaydı şimdiye cezayı çoktan kesmişlerdi. Şimdi baskı yapıyorlar; 'Suçunu itiraf et, arkadaşına karşı ifade ver. Eğer itiraf ederseniz 5 yıl ceza yer, Kırım'daki bir cezaevinde cezanızı çekersiniz. Ama terörist olmadığını savunup suçlamayı reddedersen 15 yıl 'Kolıma' sürgününe gidersin diyorlar. Kolıma Rusya'nın en ücra, en ölümcül cezaevlerinin olduğu yer... “KÜFLÜ HÜCRELER, YIRTILAN BAŞÖRTÜLERİ…” Elviza Aliyeva şu anda Akmescit’teki (Simferopol) 1 Nolu Tutukevi'nde dört kişilik bir hücrede tutuluyor. Esaret altındaki Kırım Tatar kadınlarının maruz kaldığı şartlar sadece ağır değil, aynı zamanda insanlık onurunu zedeleyici boyutta. Hücreler nem ve küf içinde, kaloriferler neredeyse hiç yanmıyor ve sıcak su yok; tutsaklar sularını küçük su ısıtıcılarıyla ısıtmaya çalışıyor. Gündüz vakti tutsakların battaniye ile örtünmesi kesinlikle yasak. Tabak, çatal kaşık gibi kişisel eşyalara el konuluyor. Daha da acısı, işgalcilerin inanç özgürlüğüne yönelik barbarca saldırılar söz konusu. Gözaltının ilk günlerinde Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlisi bir kadının, tutsak kadınlardan Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı ve erkek görevlilerin gözü önünde başörtüsünü zorla çekip yırttığı öğrenildi. Aynı haysiyet kırıcı muamele Elviza, Esma ve Nasiba’ya da uygulandı. Buna rağmen gencecik Elviza, hücresindeki gardiyanların tehditlerine meydan okuyarak her gün gardiyanlara haber verip namazını kılmaya, inancına tutunmaya devam ediyor. Boş zamanlarında ise dil çalışmaları yaparak; İngilizcesini geliştirirken bir yandan da kendi çabasıyla Arapça ve Türkçe öğreniyor. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Evlatları haksızca ellerinden alınan Kırım Tatar aileler sessiz kalmadı. İçlerinde Elviza, Nasiba ve Fevziye’nin ailelerinin de bulunduğu 16 kişilik bir heyet, Kırım genelinden topladıkları 6 bin 500 imzalı dilekçeyi teslim etmek üzere 29 Ekim'de Rusya’nın başkenti Moskova’ya doğru yola çıktı. Yolculuk tam bir psikolojik harbe dönüştü. Kırım Tatar heyet, 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından tam 5 kez gerekçesiz şekilde durdurularak alıkonuldu. Moskova’ya ulaştıklarında ise Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova randevu vermeyerek kapıları yüzlerine kapattı. Ardından Rusya Başsavcılığı ve Devlet Başkanlığı İdaresine gitmeye çalışan heyet, Moskova'nın göbeğinde FSB ablukasına alındı. Anne Aliyeva o tehlikeli anları şöyle anlatıyor: Savcılığa gitmeden önce bir kafede oturup bekliyorduk. Kimseye bir zararımız yoktu. Birden içeri 23 tane Aşırılıkla Mücadele Merkezi memuru daldı, her yeri arıyorlar. Bizi aradıklarını anladık. Hemen toparlandık, bizi gözaltına alıp sorgulamak istediler. Belgelerimizi şikayet dilekçelerimizi teslim etmeden hiçbir yere gitmeyeceğimizi söyledik. Sırf evrakları vermeyelim diye süreci sabote etmeye çalıştılar. Hafta sonu araya girdi ama biz gitmedik, cumartesi günü o şikayet dilekçelerini savcılığa teslim ettik. Biz uyurken bile kapımızda iki kişi bekliyordu, bizi adım adım izlediler. Ancak toplanan binlerce imzaya ve göze alınan tüm tehlikelere rağmen siyasi kadın tutsakların yakınlarının Moskova’ya yaptığı yolculuk sonuçsuz kaldı. TUTUKEVİNDE 21 YAŞINA GİRDİ Akmescit tutukevinin soğuk bir hücresinde tutulan Elviza Aliyeva, 29 Mayıs’ta 21 yaşına girdi. 8 aydır haksız yere alıkonulan genç kız son görüşmelerinde parmaklıkların arkasından annesine bakarak şu yürek burkan sözleri söyledi: Anne, en çok neye yanıyorum biliyor musun? Yanınızdayken size yeterince sarılamadığıma, size az vakit ayırdığıma yanıyorum. Şimdi yüzünüzü sadece bir kez görebilmek için tam altı ay beklemek zorunda kaldım... Aliyeva ailesi ve tüm Kırım, şimdi gencecik Elviza’nın ve esir tutulan tüm Kırımlı kadınlarının bir an önce özgürlüklerine kavuşması ve adaletin tecelli etmesi için dualarla direniyor.

Kırım Tatar siyasi tutsak Ali Mamutov'un sağlık durumu kötüleşiyor! Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Ali Mamutov'un sağlık durumu kötüleşiyor!

İşgalcilerin Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde “Hizb-ut Tahrir” davası çerçevesinde yasa dışı alıkonulan Kırım Tatar siyasi tutsak Ali Mamutov’un ailesi, Rusya’daki tutukevinde tutulan siyasi tutsağın sağlık durumunun ciddi şekilde kötüleştiğini ve gerekli tedavinin sağlanmadığını bildirdi. Kırım Dayanışması’na konuşan eşi Lenara Şeyhlislamova, 50 yaşındaki Mamutov’un gözaltında bulunduğu süreçte sağlık sorunlarının ağırlaştığını söyledi. Ailenin aktardığına göre Ali Mamutov’da yüksek kan şekeri, böbrek taşı ve şiddetli sırt ağrıları ortaya çıktı. Ayrıca siyasi tutsağın önemli ölçüde kilo kaybettiği belirtildi. Mamutov’un ayrıca, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıklarının yanı sıra hepatit C hastalığına yakalandığını ifade ettiği kaydedildi. Ailesi, hastalığın tutsaklık sürecinde ortaya çıktığını aktardı. Bunun yanında siyasi tutsağın ailesinin, gerekli ilaçları kendi imkânlarıyla cezaevine ulaştırmaya çalıştığı ifade edildi. KIRIM’DA TOPLU BASKIN: 10 KİŞİ ALIKONULDU Rus işgal güçleri, 5 Mart 2024 tarihinde sabah erken saatlerde Bahçesaray ile Canköy kentlerinde yaşayan 10 Kırım Tatarının evinde arama gerçekleştirdi. Aramaların ardından Bahçesaray’da; Memet Lyumanov, Rüstem Osmanov, Mustafa Abduramanov, Aziz Azizov; Canköy’de; Remzi Kurtnezirov, Nariman Ametov, Enver Halilayev, Arsen Kaşka, Ali Mamutov ve Vahid Mustafayev olmak üzere toplamda 10 Kırım Tatarı alıkonuldu. Avukatların verdiği bilgiye göre, işgalciler 10 Kırım Tatarına sözde terör örgütü üyesi olma ve faaliyetlerini düzenleme çerçevesinde suçlamalar yöneltti. Ardından sözde mahkeme sağlık durumu nedeniyle tansiyon hastası, kısmi felç Remzi Kurtnezirov hakkında ev hapsi diğer 9 kişi hakkında ise tutuklama kararı almıştı. Öte yandan Uluslararası insan hakları kuruluşları ve hak savunucuları, Kırım Tatarlarına yönelik bu davaların siyasi saiklerle yürütüldüğünü defalarca dile getirdi. MAHKEME AĞIR HAPİS CEZALARI VERDİ Rus mahkemesi 21 Mayıs 2026’da davada kararını açıklamıştı. Kurgulama dava çerçevesinde mahkeme, Remzi Kurtnezirov hakkında 20 yıl, Nariman Ametov hakkında 15 yıl, Enver Halilayev hakkında 14,5 yıl hapis cezası verdi. Vahid Mustafayev ile Ali Mamutov ise 14’er yıl hapis cezasına çarptırıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.