SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fsb

QHA - Kırım Haber Ajansı - Fsb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fsb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya’da çocuklara yönelik siyasi baskı tırmanıyor: 120’den fazla çocuk "terör" suçlamalarıyla mahkûm edildi Haber

Rusya’da çocuklara yönelik siyasi baskı tırmanıyor: 120’den fazla çocuk "terör" suçlamalarıyla mahkûm edildi

Rusya'da devletin savaş durumunu gerekçe göstererek toplumsal kontrolü sağlama aracı olarak kullandığı siyasi baskı politikaları, küçük yaştaki çocukları da hedefe koyuyor. Memorial İnsan Hakları Merkezinin güncel verilerine göre, ülkede en az 124 çocuk siyasi gerekçelerle kovuşturmaya tâbi tutulurken, bunlardan 107’si özgürlüğünden mahrum bırakılarak cezaevine gönderildi. Çoğu çocuk yaşta olan gençlerin kapalı kapılar ardında yürütülen duruşmalarla "terörizm" ve "aşırıcılık" suçlamalarıyla yargılandığı bildirildi. İnsan hakları savunucuları ve hukuk uzmanları, Rus güvenlik güçlerinin yaşam tecrübesi bulunmayan ve son derece savunmasız durumdaki çocukları tuzak yöntemlerle suça sürüklediğini belirtiyor. "Pervıy Otdel" (Birinci Şube) İnsan Hakları Projesi Başkanı Dmitriy Zair-Bek, güvenlik güçlerinin sosyal medyada veya okul sohbet gruplarında sert yorumlar yazan ya da bilgisayar oyunlarında planlar tartışan çocukları bizzat kışkırtarak "formal suç" işleme noktasına kadar takip ettiklerini ve ardından adli süreç başlatarak gözaltına aldıklarını aktardı. "MINECRAFT" DAVASI VE SÜREN BASKILAR Söz konusu tuzak ve baskı mekanizmasının en somut örneklerinden biri, kamuoyunda "Minecraft Davası" olarak bilinen süreçte yaşandı. 14 yaşındayken Kansk kentindeki FSB binasına siyasi tutsaklara destek broşürü yapıştıran Nikita Uvarov ve arkadaşları, popüler bilgisayar oyunu Minecraft içinde FSB binasını inşa edip patlatmayı planladıkları gerekçesiyle hedefe konulmuştu. Uvarov, "terör eğitimi almak" ve "patlayıcı imal etmek" suçlamalarıyla 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevindeki süresi bitmek üzere olan Uvarov hakkında, 21 Ağustos'ta cezaevindeyken "aşılık yanlısı örgüte üye kazandırmak" iddiasıyla üçüncü bir ceza davası daha açıldı. "Rus Sidyaşçaya" (Hapisteki Rusya) Örgütü Yöneticisi Olga Romanova, güvenlik güçlerinin "terör" ve "aşırıcılık" kapsamındaki davaları tamamen gizlilik kararları altında yürüterek zorlanmadan başarı puanı ve suç çözme istatistiği elde ettiklerini vurguladı. Romanova, kapalı mahkemeler sayesinde hiçbir kanıt sunma zorunluluğu hissetmeyen kolluk kuvvetlerinin on binlerce gencin hayatını kararttığını belirtti. TERÖRİST VE AŞIRILIKÇI LİSTESİNDE ÇOCUK ORANI 8 KAT ARTTI Geniş çaplı işgalin başladığı dönemden bu yana Rusya’nın resmi "Teröristler ve Aşırılıkçılar" listesindeki reşit olmayan gençlerin oranı 8 kattan fazla artış gösterdi. Güncel verilere göre listeye yeni eklenen her 12 kişiden biri çocuklardan oluşuyor. Listede yer alan en küçük isim ise Barnaul kentinde gözaltına alınan 14 yaşındaki İvan Malışev oldu. Polis aracını kundaklama iddiasıyla suçlanan Malışev’in babası, oğlunun herhangi bir olaya karışmadığını belirterek suçlamaları reddetti. Hak savunucuları, baskı mekanizmasının toplum üzerindeki korku iklimini canlı tutmak adına her geçen gün daha küçük yaştaki çocukları hedef aldığını ifade ediyor.

Rusya'da paranoya iklimi: "Ajan avı" ülkedeki sistemi kilitledi! Haber

Rusya'da paranoya iklimi: "Ajan avı" ülkedeki sistemi kilitledi!

Ukrayna'daki savaşın sonlanmasına dair herhangi bir uzlaşı perspektifinin bulunmadığı bir ortamda Kremlin, kendi halkı üzerindeki baskı ve kontrol mekanizmalarını görülmemiş düzeyde artırıyor. ABD merkezli saygın uluslararası ilişkiler dergisi Foreign Affairs'te yer alan analize göre, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) odağını terörle mücadeleden "hain ve ajan" avına kaydırdı. Bu durum, Rusya iç güvenlik doktrininde köklü bir kırılmaya ve ülke genelinde felç edici bir paranoya atmosferine yol açıyor. VATANA İHANET SUÇLAMALARINDA PATLAMA Yayınlanan veriler, Kremlin’in muhalif sesleri ve Batı ile gerilimi düşürmek isteyen çevreleri bastırmak için "ajan" yaverliğini nasıl bir araca dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Tam ölçekli işgal öncesinde Rusya'da yılda ortalama 10 ila 15 vatana ihanet davası açılırken, bu sayı 2024 yılında 361'e fırladı. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise şimdiden 143 ayrı vatana ihanet soruşturması başlatıldı. SİSTEMİ KİLİTLEYEN KORKU İKLİMİ VE FELÇ OLAN ELİTLER Genellikle devlet politikasını veya Batı ile girilen sert çatışmayı eleştiren isimlerin hedef alındığı bu cadı avı, devlet kurumlarından özel sektöre kadar herkesi "hayatta kalma" moduna soktu. Kurumlar ve bölge yöneticileri, FSB baskısından korktukları için kritik kararlar almaktan kaçınıyor, gerçek verileri gizliyor ve olumsuz gelişmeleri kriz boyutuna ulaşana kadar Kremlin’den saklıyor. Analistler, rejimin hukuki normlar yerine gizli FSB raporlarına dayanmasının bilgi akış döngüsünü tamamen kırdığını belirtiyor. Sanayi liderlerinden üst düzey bürokratlara kadar yayılan bu felç olma hali, Moskova’nın ülkedeki gerçek durumu anlama yeteneğini elinden alıyor. Sonuç olarak, Kremlin kısa vadede siyasi kontrolünü sıkılaştırıyor gibi görünse de uzun vadede Rusya’yı sürpriz ve derin bir iç siyasi kriz karşısında tamamen savunmasız bırakıyor.

FSB ve Rusya Savunma Bakanlığının iletişim altyapısını kuruyordu: Emekli Rus general ölü bulundu Haber

FSB ve Rusya Savunma Bakanlığının iletişim altyapısını kuruyordu: Emekli Rus general ölü bulundu

Rusya'nın başkenti Moskova'da, Federal Güvenlik Servisi (FSB) ile bağlantılı güvenlik ve iletişim sistemleri alanında görev yapmış emekli Tümgeneral İgor Laptev'in cansız bedeni evinde bulundu. 83 yaşındaki Laptev'in 20 Ağustos'ta hayatını kaybettiği bildirildi. Rus basınında yer alan ve kaynaklara dayandırılan haberlere göre Laptev'in başından ateşli silahla vurulmuş hâlde bulunduğu ve ilk değerlendirmelere göre intihar etmiş olabileceği öne sürüldü. Ancak olayla ilgili resmî soruşturma sonuçları açıklanmadı. Rus güvenlik makamları tarafından da şu ana kadar olayın nedeni veya Laptev'in ölümüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yapılmadı. Laptev'in ölümüne ilişkin haberlerde herhangi bir intihar notuna rastlanıp rastlanmadığına veya olası intiharın nedenine ilişkin bilgi bulunmadığı belirtildi. KGB'DEN FSB'YE UZANAN KARİYER İgor Laptev, Sovyetler Birliği döneminde Devlet Güvenlik Komitesi'nde (KGB) görev yaptı. Afganistan'daki savaşta da görev aldığı belirtilen Laptev, KGB ve daha sonra FSB bünyesinde bilgi güvenliği ve iletişim sistemleriyle ilgili çalışmalarda bulundu. Laptev, 1990'ların sonlarında Rusya'nın Vergi ve Harçlar Bakan Yardımcılığı görevini yürüttü. 1998'den itibaren ise “İnformtehnika i Svyaz” şirketinin yönetim kuruluna başkanlık etti. Şirketin internet sitesinde yer alan bilgilere göre kuruluş, federal devlet kurumları ve güvenlik birimleri için iletişim sistemleri üretiyor. Şirketin müşterileri arasında FSB'nin yanı sıra Federal Koruma Servisi (FSO), Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı gibi Rus güvenlik ve devlet kurumlarının da bulunduğu belirtiliyor. RUSYA'DA GÜVENLİK BÜROKRASİSİNDEN ÜST DÜZEY İSİMLERİN ÖLÜMLERİ Laptev'in ölümü, Rusya'da son yıllarda güvenlik ve istihbarat bürokrasisinin eski üst düzey isimleri arasında yaşanan benzer ölümleri yeniden gündeme getirdi. Rus basınının aktardığı bilgilere göre, 2022'den bu yana bazı emekli general ve üst düzey güvenlik görevlileri intihar şüphesiyle hayatını kaybetti. Temmuz 2022'de Moskova'da 76 yaşındaki emekli FSB Tümgenerali Yevgeniy Lobachov ölü bulundu. Yetkililere dayandırılan haberlerde ölümün intihar olduğu ileri sürüldü. Aynı yılın haziran ayında, emekli Dış İstihbarat Servisi (SVR) Tümgenerali Lev Sotskov'un Moskova'daki evinde cansız bedeni bulundu. 90 yaşındaki Sotskov'un yanında hizmet tabancası bulunduğu iddia edildi. Şubat 2023'te ise Moskova yakınlarında 72 yaşındaki emekli polis Tümgenerali Vladimir Makarov ölü bulundu. Makarov, İçişleri Bakanlığının aşırılıkla mücadeleden sorumlu biriminde üst düzey görev yapmış ve yaş nedeniyle görevden alınmıştı. Rus propaganda ajansı TASS, Makarov'un intihar ettiğini yazmıştı. Mayıs 2026'da ise Rusya'nın eski Radyasyon, Kimyasal ve Biyolojik Koruma Birlikleri Komutanı Orgeneral Stanislav Petrov 87 yaşında Moskova'da hayatını kaybetti. Rus medyasında Petrov'un ölümünde olası intihar ihtimalinin de gündeme getirildiği yer aldı. Öte yandan emekli güvenlik ve askerî bürokrasi mensuplarının art arda şüpheli veya intihar olarak bildirilen ölümleri, Rusya'daki güvenlik kurumlarının geçmişte görev yapmış üst düzey isimleri açısından dikkat çekici bir tablo oluşturuyor. MOSKOVA'DAKİ SON OLAYLAR YENİDEN GÜNDEMDE Laptev'in ölümünün yanı sıra Moskova'da son dönemde üst düzey Rus askerî ve güvenlik çevreleriyle bağlantılı başka olaylar da yaşandı. 1 Ağustos'ta Moskova'nın merkezindeki Kudrinskaya Meydanı'nda bulunan Balzi Rossi adlı restoranda, üst düzey bir Rus generalinin doğum günü kutlaması sırasında patlama meydana geldi. Olayda ölenlerin sayısı daha sonra beşe yükseldi. Patlamada hayatını kaybedenler arasında, Rus Hava-Uzay Kuvvetleri eski başkomutanı General Sergey Çayka'nın damadı Danil Peredriy'nin de bulunduğu doğrulandı. Söz konusu olaylar ile Laptev'in ölümü arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna ilişkin herhangi bir resmî açıklama bulunmuyor. Ancak Rus güvenlik ve askerî bürokrasisinin üst düzey isimleri çevresinde meydana gelen ölümler ve güvenlik olayları, Moskova'daki güvenlik atmosferine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!" Haber

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!"

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, Kırım’da yaşayan halkı sindirmek ve topraklarından sürmek için yürüttüğü uydurma "terör" operasyonları ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 19 yaşındayken uydurma terör dosyalarıyla evinden koparılan Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. Rusya tarafından haksız yere hapse atılan genç öğretmen adayı Nasiba Saidova’nın annesi Dinara İyupova, kızının esaret altındaki durumunu tüm çıplaklığıyla QHA'ya aktardı. Çaresiz anne; Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) kumpas taktiklerini, cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları ve Kırım Tatar halkının yüzyıllardır bitmeyen vatan mücadelesini sarsıcı ifadelerle gözler önüne serdi. EĞİTİMDE BAŞARIYA VE ÇOCUKLARA ADANMIŞ HAYAT BİR GECEDE YARIM KALDI Nasiba’nın çocukluğundan beri her zaman uysal, başarılı, çevresine neşe saçan ve güler yüzlü bir evlat olduğunu belirten Dinara İyupova, kızının işgalciler tarafından çalınan hayallerini ve yarım kalan hikayesini şu sözlerle anlattı: Biz 8 çocuklu, kalabalık bir Kırım Tatar ailesiyiz. Nasiba benim dördüncü çocuğum, tüm çocuklarım gibi o da Bahçesaray'da doğdu ve bu topraklarda büyüdü. Diğer çocuklarıma kıyasla o kadar söz dinleyen, o kadar yumuşak huylu ve uyumlu bir çocuktu ki, onunla alışverişe çıkmak bile bir başkaydı; annesinin, büyüklerinin sözünden asla çıkmazdı. Okul hayatı başarılarla doluydu. Ardından pedagoji kolejini kazandı, ilkokul öğretmenliği okuyordu. Staj döneminde mesleğine adeta aşık oldu. Çocukları o kadar çok seviyordu ki, derslerine sımsıkı sarıldı ve okulunu yüksek şeref derecesi (kırmızı diploma) ile bitirmek üzereydi. Bu yıl onun son senesiydi, o diplomayı gururla eline alacaktı. Hayatının en mutlu dönemindeydi; Şubat 2025'te evlendi. Eşi onu çok sevmişti, evlenebilmek için uzun süre peşinden koşmuştu. Evliliğin ardından kolejin son senesinde ona serbest devam zorunluluğu hakkı verdiler. Nasiba da boş durmadı, parallel olarak bir anaokulunda çocuk eğitmeni ve pedagog olarak resmi işe başladı. İnanın daha sadece birkaç hafta çalışabilmişti, çocukların kalbine yeni dokunmaya başlamıştı ki o uğursuz baskınla tüm hayatımız ve hayallerimiz bir gecede altüst oldu. “SABAH NAMAZINDA TELEFONLARI KONTROL EDİYORUZ: BUGÜN SIRA KİMDE?” 2014’ten bu yana Rusya, işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatar halkını sindirmek için farklı uydurma "terör" operasyonları yürütüyor. Yıllardır her Kırım Tatarı için sabahların büyük bir korku ve endişeyle başladığını belirten acılı anne, Rusya'nın Kırım'da adeta takvime bağlanmış bir "tutuklama kotası" yürüttüğünü şu şekilde anlattı: Biz Kırım’da 2015 yılından beri, yani tam 11-12 yıldır bu haksız tutuklamalarla, şafak operasyonlarıyla koyun koyuna yaşıyoruz. Çevremizden, komşularımızdan, akrabalarımızdan onlarca suçsuz insan bu uydurma terör maddeleriyle Rus zindanlarında çürüyor. Biz artık Kırım’da sabah namazına kalktığımızda, ellerimiz titreyerek ilk iş olarak telefonlarımızı, sosyal medyayı, mesaj gruplarını kontrol ediyoruz; 'Bugün kimin evi basıldı, hangi komşumuz gözaltına alındı?' diye bakıyoruz. Çünkü bu baskınlar belirli bir döngüyle, haince bir matematikle yapılıyor. Adeta önceden yazılmış kirli bir senaryo var: Yılbaşı tatili biter, Şubat-Mart gibi mutlaka birilerini alırlar. Yaz ortasında bir dalga baskın yaparlar, sonra yıl sonuna doğru bir daha çökerler. Bir kota, yukarıya sunulacak bir plan var ve Rus ajanlar o plana göre hareket ediyor. Ben bir anaokulunda aşçı olarak çalışıyorum. O sabah saat 08.00'de vardiyam vardı, tam işe gitmek için evden çıkacaktım ki saat 07.00 civarında büyük kızım aradı. Kızım telefonda hıçkırarak, nefes alamayarak 'Anne, Nasiba’yı tutukladılar, evini bastılar' dedi... İşte o günden sonra bizim için normal hayat bitti; mahkeme kapılarında, cezaevi koridorlarında geçen yeni ve karanlık bir yaşam başladı. 60 YAŞINDAKİ EMEKLİ ADAMI SİLAH ZORUYLA YERE YATIRIP SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER Nasiba’nın evliliğin ardından eşinin ailesiyle birlikte yaşadığını ve baskın anında 60 yaşını geçmiş emekli kayınpederine dahi barbarca davranıldığını belirten Dinara İyupova, aramaların nasıl bir tiyatroya dönüştüğünü şu sözlerle aktardı: Sabahın köründe, daha gün ağarmadan kapıyı kırmaya çalışır gibi yumruklamaya başlamışlar. Eşinin babası, 60 yaşın üzerinde kendi halinde bir emekli... 'Bizim çocuklar işe giderken yine anahtarı mı unuttu acaba' diyerek kapıyı açar açmaz maskeli, ağır silahlı adamlar içeri dalmış ve o yaşlı adamı barbarca acımasızca yere yatırıp üzerine çökmüşler. Çocukları da aynı şekilde kabaca, hakaretlerle yere yatırmışlar. Hepsini silah zoruyla mutfağa toplayıp odalarda yalnız kalmışlar. Birkaç dakika kendi başlarına evi talan ettikten sonra, 'Gelin şimdi şahitler huzurunda arama yapacağız' demişler. Tabii ki o yalnız kaldıkları birkaç dakikada, yanlarında getirdikleri ve Kırım'da güya 'yasaklı' ilan ettikleri İslami kitapları odalara, yatak altlarına yerleştirmişlerdi. Dosyanın, davanın temelini işte bu kendi elleriyle koydukları sahte kanıtlar oluşturdu. Daha operasyon bitmeden, çocuklar emniyete bile götürülmeden, öğle saatlerinde kendi propaganda sitelerinde bu baskının videosunu arkasına kahramanlık müzikleri ekleyip montajlayarak yayınladılar. Bu büyük hukuksuzluğu dünyaya bir başarı hikayesi gibi pazarlıyorlar. Ayrıca dosyaya güya 'gizli tanıkları', nereden alındığı belli olmayan kurgu 'ses kayıtları' eklemişler. Biz Kırım Tatarıyız; düğünde, bayramda, cenazede, misafirlikte bir araya geliriz; kahve içerken İslam hakkında, ahlak hakkında konuşuruz. Anca şu an, vatanımızda İslam hakkında konuşmak artık 'terörizm' sayılıyor! Arama motoruna bile ‘Terörizm nedir?’ yazarsanız; terörizm patlama, korkutma, cana kastetme, şiddet olduğu çıkar. Bizim çocuklarımızın hayatında, fikrinde bunun zerresi yok. Şimdi benim 19 yaşındaki zayıf, narin kızımı 'terör örgütü üyesi' olmakla suçluyorlar. “ÖNCE AKIL HASTANESİNE KAPATIP PSİKOLOJİK İŞKENCE YAPTILAR, ŞİMDİ KATİLLERLE AYNI HÜCREDE” Kızının tutuklanmasının hemen ardından Rus gizli servisinin akıl almaz ve aşağılayıcı yöntemlere maruz kaldığını ifade eden Dinara İyupova, cezaevi koşullarını ve kızının sağlık durumunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı: Tutuklandıktan sonra sadece bir hafta tutukevinde tuttular, ardından kızları doğrudan bir psikiyatri kliniğine yatırıp sözde 'psikolojik inceleme' adı altında tecrit ettiler. Bu, Sovyet döneminden kalma bir cezalandırma yöntemidir. Nasiba bana anlattı; o klinikte sözde incelemeyi yapan FSB ajanı kim çıktı biliyor musunuz? Daha birkaç ay önce, yaz tatilinde kızımın okuduğu koleje gidip güya 'Kırım'dan Ukrayna'nın yeni işgal edilen bölgelerine acil öğretmenlere ihtiyaç var, seni oraya gönderelim, çok iyi şartlar sunacağız' diye kızımı ikna etmeye, kandırmaya çalışan adammış! Okulda o çocuklara karşı melek gibi davranan, yüzüne maske takan o adam, FSB binasında kızların üzerine avazı çıktığı kadar bağırıp küfürler, hakaretler, tehditler savurmuş. Kızlara namaz kılmaya izin vermemiş… Meğer kızımı çoktan listeye alıp adım adım kumpas kurmuşlar. Kızımın cezaevindeki yerini sürekli değiştiriyorlar, psikolojisini bozmak için hücreden hücreye sürüyorlar. Şu an kimlerle aynı odada kalıyor biliyor musunuz? Kendi kocalarının canına kastetmiş kadınlarla, azılı kadın haydutlarla ve katillerle aynı hücreye koymuşlar 19 yaşındaki dindar, tertemiz bir kız çocuğunu. 15 Nisan'da kaloriferleri erkenden kapattılar, içerisini buz kesmiş. Kışın havalandırma olmadığı için rutubetten duvarlar resmen yeşile boyanmış, küf bağlamış. Nasiba’nın ağır alerjisi var, 'Anne yatağa uzanıyorum, tam burnumun ucundaki duvardan yeşil küflü sular akıyor, nefes alamıyorum' dedi. O soğukta, o pislikte ve streste kızım ocak ayında hücrede bayıldı, bilincini kaybetti. Ondan sonra başka bir hücreye sevk edildi ve eşine ve bana nihayet aylar sonra görüşme izni verdiler. O ilk görüşe gittiğimde 7 ayın birikmiş acısıyla, o camın arkasındaki solmuş yüzünü görünce kendimi tutamadım, ağladım; doğru dürüst konuşamadık bile... “RUS RULETİ OYNUYORLAR AMA BİZ KENDİ TOPRAKLARIMIZI BIRAKIP KAÇMAYACAĞIZ” Kırım Tatar halkının korku ortamda yaşamaya mecbur bırakıldığını belirten İyupova şunları kaydetti: Bu sistem tam bir Rus ruleti. Yarın kimin kapısının kırılacağını kimse bilmiyor. Halkı sindirmek için bunu yapıyorlar… Peki biz nereye gideceğiz? Biz buraya, öz yurdumuza, yeşil Kırım’ımıza dönebilmek için nesiller boyu ne bedeller ödedik! Benim anne babam Kırım'a döndüğünde paraları yetmediği için yarım, yıkık dökük bir ev aldılar; yıllarca o evin yanındaki betondan bozma garajda yaşayıp o evi tırnaklarıyla, emekleriyle inşa ettiler. Şimdi hiçbir davetlimiz olmayan, bizi kendi evimizde terörist ilan eden Rusya istedi diye evimizi, yurdumuzu, topraklarımızı bırakıp kaçacak mıyız? Zamanında Sovyetler de bir gecede, bir diktatörün kalem oynatmasıyla Kırım Tatarlarına 'hain' damgası vurdu ve büyükannemi henüz 20 yaşındayken hayvan vagonlarına bindirip sürgüne, ölüme gönderdi. Bugün benim kızım Nasiba da tıpkı büyükannesi gibi, henüz 19 yaşındayken bir savcının kirli kalemiyle 'terörist' ilan edildi. İstenen ceza sınırı 10 yıldan 20 yıla kadar! Rusya'da azılı katillere, tecavüzcülere verilmeyen cezaları bu gencecik çocuklara verecekler. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

AB ve Birleşik Krallık'tan Rusya'ya dev siber yaptırım: İstihbarat subayları ve VK ile MAX kıskaçta Haber

AB ve Birleşik Krallık'tan Rusya'ya dev siber yaptırım: İstihbarat subayları ve VK ile MAX kıskaçta

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık, Ukrayna başta olmak üzere Avrupa devletlerine ve uluslararası ortaklara yönelik kitlesel siber saldırılar, siber casusluk, sabotajlar ve dezenformasyon operasyonlarına karıştığı tespit edilen Rus yetkililere, bilgisayar korsanlarına (hacker) ve şirketlere karşı koordineli yeni yaptırım paketlerini eş zamanlı olarak açıkladı. AB Konseyi ve Birleşik Krallık hükûmeti tarafından yapılan resmî açıklamalarda, Rus siber ağlarının Avrupa genelindeki yıkıcı faaliyetleri detaylarıyla deşifre edildi. AB YAPTIRIMLARI: FSB’NİN SİBER MERKEZLERİ VE MAX İLE VK HEDEFTE AB Konseyi, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) 16. Merkezinin, aralarında dünyaca ünlü TURLA grubunun da bulunduğu çok sayıda hacker şebekesini doğrudan kontrol ettiğini duyurdu. Rus istihbaratının; Fransa, Almanya, Polonya, Avusturya, Hollanda, Romanya, Finlandiya, Slovakya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hükûmet ağlarını, kritik altyapı tesislerini ve savunma sanayisi şirketlerini yıllardır sistematik olarak hedef aldığı belgelendi. Bu doğrultuda AB, 9 gerçek kişi ile 4 kuruluşu yaptırım listesine aldı. Listeye Rus askerî istihbaratı (GRU) subayları, siber suçlular, sözde aktivist korsanlar ve bu operasyonlara teknolojik zemin hazırlayan şirketler dahil edildi. Bununla birlikte, Rusya'nın en büyük sosyal ağ platformu VKontakte’nin sahibi olan teknoloji devi VK ile Kremlin’in “milli platform” olarak dayatmaya çalıştığı MAX mesajlaşma uygulamasının tüzel kişiliği de AB yaptırımlarının hedefi oldu. AB, mesajlaşma uygulamasının geliştirilmesinin, oluşturulması için zorunlu şartlar belirleyen Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisinin kontrolü altında gerçekleştiğini kaydetti. BİRLEŞİK KRALLIK’TAN 24 KİŞİ VE KURULUŞA YAPTIRIM Londra, Rusya'nın siber ve hibrit operasyonlarıyla bağlantılı 24 kişi ve kuruluşu kapsayan kendi yaptırım paketini devreye soktu. Birleşik Krallık’ın kara listesine GRU’nun üst düzey isimleri Vyaçeslav Stafeyev, İvan Senin ve İvan Kasyanenko girdi. Ayrıca, Rus istihbaratı adına korsan devşiren IMPULS şirketi, dünya genelinde veri hırsızlığı için kullanılan Lumma Stealer zararlı yazılımı ile ilişkili kişiler ve Avrupa'daki seçimlere müdahale etme ve dezenformasyon yayma aracı olarak faaliyet gösteren Rus medya kuruluşu Rybar'ın 10 temsilcisi de Londra'nın yaptırım radarına takıldı. KIŞ ORTASINDA YARIM MİLYON İNSANI KARANLIKTA BIRAKMA GİRİŞİMİ Birleşik Krallık makamları ve AB ülkeleri, Polonya enerji şebekesine yönelik düzenlenen ve kışın ortasında yaklaşık 500 bin insanı elektriksiz bırakma tehlikesi yaratan büyük siber saldırının sorumluluğunu da resmî olarak FSB'nin 16. Merkezine yükledi.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.