SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gaspıralı İsmail Bey

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gaspıralı İsmail Bey haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gaspıralı İsmail Bey haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Meşkure Yılmaz: Türkler farklı coğrafyalarda aynı acılara maruz kalmışlardır Haber

Prof. Dr. Meşkure Yılmaz: Türkler farklı coğrafyalarda aynı acılara maruz kalmışlardır

Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Ankara Temsilcisi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (HBVÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meşkure Yılmaz, Türk dünyasının bugününe ilişkin olarak Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı değerlendirmede önemli tespitlerde bulundu. “COĞRAFYALAR FARKLI, ACILAR AYNI; ZULMEDENLER FARKLI, ZULME UĞRAYANLAR AYNI” Hem Türk dünyası alanında çalışan bir akademisyen hem de bir Türk vatandaşı olarak Türk dünyası kavramının ne ifade ettiği sorusu üzerine; “Siz hiç İngiliz dünyası, Fransız dünyası, İtalyan dünyası diye bir kavram duydunuz mu?” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Yılmaz, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlık kazanması ile biraz da hamasetle "Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyası"ndan söz edilmeye başladığını kaydetti. Türklerin dünyada birçok coğrafyada devlet kurduğuna değinen uzman, dünyanın en eski iki milletinden biri olmak gibi özel durum nedeniyle bir Türk dünyası gerçeğinin olduğunu vurguladı. “Türk dünyası tek bir coğrafya ya da tek bir devlet değildir, hareket halinde şekillenmiş bir tarih alanıdır. Türkler yerleşik medeniyetlerden farklı olarak tarih boyunca göç, fetih, ticaret ve kültürel etkileşimle geniş bir coğrafyaya yayılmıştır” diyen Meşkure Yılmaz, “Bu nedenle Türk dünyası ortak bir köken anlatısına, destanlar, mitler, Oğuz geleneği gibi benzer dil yapılarına, lehçeler arası karşılıklı anlaşılabilirlik gibi bir durum söz konusu; ortak kültürel kodlara, misafirperverlik, toy, töre, ata kültü gibi değerlere sahiptir” dedi. Türklerin farklı coğrafyalarda aynı acıları yaşadıklarını belirten Yılmaz, “Coğrafyalar farklı, acılar aynı, zulmedenler farklı, zulme uğrayanlar aynı” ifadelerini kullandı. “TÜRK DÜNYASI AYNI AĞACIN FARKLI DALLARIDIR” Türk dünyasının birçok ortak yönü olduğunu ve bu açıdan bakıldığında Türk dünyasının aynı ağacın farklı dalları olduğunu ekleyerek sözlerine devam eden Yılmaz “Bu dallar yüzyıllar boyunca farklı rüzgârlara maruz kalmıştır.” dedi. “Türk dünyası bizim için geçmişi birebir tekrarlayan bir alan değil, ortak kökten doğmuş çoklu tarihlerin toplamıdır.” değerlendirmesinde bulunan Meşkure Yılmaz, Türk dünyasının kendisi için önemini “Ne dış politika aracı kadar soğuk ne de hamasi bir slogan kadar yüzeysel bir şeydir. Türk dünyası unutulmuş akrabalıktır. Türk dünyası yarım kalmış bir tanışıklıktır. Türk dünyası aynı kelimeleri farklı aksanlarla söyleyen insanların ortak hikayesidir. Azerbaycan’da bir ağıt duyduğumuzda içimizin burkulması, Kazak bozkırında bir destanın bize tanıdık gelmesi, Türkmenistan’daki misafirperverlikle Anadolu’daki misafirperverliğin aynı ruhu taşıması tesadüf değildir. Bu kan bağı romantizmi değil, hafıza bağıdır. Türk dünyası bizim potansiyelimiz, geçmişten kalan mirasımızdır.” cümleleri ile ifade etti. Ayrıca Türk dünyasının “Kan bağına indirgenemeyecek kadar karmaşık, siyasi slogana sığmayacak kadar derin, ihmal edilemeyecek kadar gerçek bir alan olduğunu” vurguladı. "TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATINDA DEVLETSİZ TÜRK TOPLULUKLARININ TEMSİL EDİLDİĞİNİ SÖYLEYEMEYİZ" Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) mevcut sınırının egemenlik ilkesi bağlamında olduğunu söyleyen Yılmaz, teşkilatın klasik olarak hükûmetler arası bir örgüt olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) mantığında çalıştığını belirterek, üyeliğin egemen olma şartına bağlı olduğunu, karar alma mekanizmasının devlet merkezli olduğunu ve uluslararası hukukta iç işlerine karışmama hassasiyetinin çok güçlü olduğunu belirtti. Bu çerçevede bakıldığında “devletsiz Türk toplumlarının tam üyelikle temsil edilmesi mümkün değil” diye konuşan Yılmaz, Kırım Tatarları, Gagavuzlar, Saha Türkleri, Doğu Türkistan Türklerinin mevcut yapı içinde yer alamayacaklarını belirtti. Ancak temsilin tek tip olma gibi bir zorunluluğu bulunmadığını da sözlerine ekleyen Yılmaz, kritik sorunun temsilden ne anlaşıldığı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Meşkure Yılmaz şöyle devam etti: Eğer temsili sadece devlet statüsü olarak okursak hedefe ulaşılamaz. Ama temsili çok katmanlı ve esnek düşünürsek alan açılıyor. Uluslararası örnekler bize şunu gösteriyor. Mesela Avrupa Birliği'nde (AB) bölgeler komitesi var. Arap Birliği çerçevesinde kültürler ve siyasal platformlar var. İslam İş birliği Teşkilatında (İİT) gözlemci/bağlı kuruluşlar var. TDT'de de benzer şekilde devlet dışı ama devletlerle uyumlu ara mekanizmalar geliştirilebilir. Aslında en gerçekçi yol kademeli ve dolaylı temsil, bence ulaşılabilir olan senaryodur. Bunu farklı ayaklarda anlamlandırabiliriz. Kültürel toplumsal temsil kanalı devletsiz Türk topluluklarının dil, kültür, tarih gibi ortak alanlarını bir araya getirerek bu konular üzerinde çalışmalar yapılabilir ve Türk Devletleri Teşkilatı ekosistemine dahil edilebilir. Örneğin Türk Dünyası Kültürel Topluluklar Forumu gibi bir yapı kurulabilir. Bu siyasi değil ama kimliksel ve sembolik olarak çok güçlü olur. Akademik ve sivil ağlar üzerinde görünürlük, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak tarih yazımı, üniversite arası ağlar, enstitüler, gençlik ve kadın platformları gibi kurulabilir. "UMAY ANA TÜRK DÜNYASI KADINLAR BİRLİĞİ İLE TÜRK DÜNYASINI BİR ARAYA GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ" Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliğini kurarak bir sivil toplum örgütü çatısı altında Türk dünyasını bir araya getirmeye çalıştıklarını belirten Yılmaz, 2024 yılında Kıbrıs’ta bir toplantı yaptıklarını, 2025’te Azerbaycan’da bir çalıştay gerçekleştirdiklerini ve bu faaliyetlere devleti olmayan Türk topluluklarından da temsilciler davet ettiklerini söyledi. Bu şekilde temsil edilmelerinin kendileri açısından önemli olduğunu dile getirdi. Sürecin sivil toplum örgütleri ile bu şekilde yönetilebileceğini ve uzun vadede ise devlet dışı gözlemci topluluğu gibi özel sınırlı bir statü oluşturulabileceğini, bu oluşumun, karar alma yetkisi olmayan, siyasi egemenlik iddiası içermeyen kültürel danışma temeli olan bir konum olabileceğini sözlerine ekleyen Yılmaz, bu tür bir formülün “Rusya, Çin, İran gibi aktörlerle doğrudan kriz üretmeden ilerleme” sağlayacağını da belirtti. “Türk dünyası sadece devletlerarası çıkar alanı olarak görülürse devletsiz toplumlar dışarıda kalır ama eğer medeniyet, tarih ve kültür havzası olarak tanımlanırsa dışarıda bırakılmazlar. Bugün Türk Devletleri Teşkilatının söylemi ikinciye göz kırpıyor ama pratiği hala birincinin sınırlarında.” diyerek sözlerini sürdüren Yılmaz, 1993 yılında Antalya’da başlayan ve Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı tarafından yürütülen Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği kurultaylarının devletsiz Türk topluluklarının sesini duyurabildiği önemli platformlar olduğuna dikkat çekti. Kurultayların ilk 10'unun Türkiye'de 11’incisinin 2007’de Bakü’de yapıldığını ve sonrasında toplanmamasının ciddi bir eksiklik olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu tür toplantıların farklı bir adla da olsa mutlaka yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. “TDT’NİN PROBLEMLİ ALANLARA DOĞRUDAN ETKİ KAPASİTESİ SINIRLI” Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) mevcut yapısıyla problemli alanlara sert ve doğrudan müdahale edebilme kapasitesinin sınırlı olduğunu ifade eden Yılmaz, bunun temel nedenlerini jeopolitik kırılganlık, büyük güçlerle sınır komşuluğu ve kurumsal araç eksikliği olarak sıraladı. TDT’nin yaptırım uygulama, askerî misyon kurma ya da bağlayıcı karar alma yetkisine sahip olmadığını vurgulayan Yılmaz, bu nedenle etkinin daha çok yumuşak güç ve dolaylı diplomasi kanallarıyla sağlanabileceğini belirtti. “KIRIM TÜRKSÜZLEŞTİRİLİYOR" Türk topluluklarının sorunları üzerine de konuşan Yılmaz, Kırım’ın işgali ve Kırım Tatarlarının durumunun farklı olduğunu, işgalsöz konusu olduğundan müdahale edilebileceğini söyleyerek Kırım meselesinin uluslararası hukuk açısından diğerlerinden farklı bir statüye sahip olduğunu ekledi. Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından teyit edildiğinin üzerinde durarak daha yüksek sesle tepki verilebileceğini ekledi. “Türkiye başta olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı üye devletlerinin Ukrayna ile yakın ilişki içinde olduğunu” dile getiren uzman, Rusya’nın çok sayıda kişiyi hapsettiğini ve isnat edilen suçların aktivistler, din adamları ya da hapishanede bulunanların yakınlarına yardımcı olmak gibi suçlar olduğunu belirtti. “Yani aslında temel insan hak ve hürriyetleri açısından baktığımız zaman bir suç yok” diye konuşan Yılmaz “bütün Türk yurtlarında olduğu gibi Kırım Türksüzleştiriliyor” diye vurguladı. Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerin Rusya ile açık çatışmadan kaçınmak durumunda olduğunu ifade eden Yılmaz, TDT’nin bu yüzden kolektif sert kınama yapamayacağını ancak Kırım Tatarlarının Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu sürekli vurgulayabileceğini belirtti. Meşkure Yılmaz, ayrıca “Ukrayna ile kurumsal temasları görünür kılarak dolaylı sürdürülebilir bir baskı oluşturulabilir” dedi. IRAK, SURİYE, GÜNEY AZERBAYCAN VE DOĞU TÜRKİSTAN Yılmaz, Irak Türklerinin siyasal temsil ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu; Suriye’de ise yeni anayasa sürecinde Türklerin temel haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Güney Azerbaycan meselesinin İran açısından varoluşsal bir güvenlik konusu olarak görüldüğünü, Doğu Türkistan’ın ise Türk dünyasının en hassas ve kapalı alanı olduğunu ifade etti. ORTAK ALFABE: “HÜR DÜNYAYA AÇILIŞIN SEMBOLÜ” Öte yandan latin alfabesine geçiş kararını değerlendiren Yılmaz, Kiril alfabesinin Rusya’ya bağımlılığı, Latin alfabesinin ise hür ve medeni dünyaya açılışı temsil ettiğini söyledi. Ortak alfabenin yanı sıra ortak kelimeler sözlüğü oluşturulmasının da önemine dikkat çeken Yılmaz, bu sürecin Gaspıralı İsmail Bey'in “dilde, fikirde, işte birlik” idealine hizmet edeceğini ifade etti. Yılmaz ayrıca ortak alfabe yanında ortak kelimeler sözlüğünün üretilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.