SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Güvenliği

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karadeniz’de tarım ürünleri ihracat güvenliği: Ukrayna ve Türkiye diplomatik temasları artırıyor Haber

Karadeniz’de tarım ürünleri ihracat güvenliği: Ukrayna ve Türkiye diplomatik temasları artırıyor

Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanı Taras Vısotskıy, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıyiv Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan ile bir araya geldi. Bakan Birinci Yardımcısı Denıs Başlık’ın da katıldığı görüşmenin ana gündem maddesini; Ukrayna tarım ihracatının mevcut durumu, Karadeniz’de güvenli ve sürdürülebilir seyrüseferin yeniden tesisi ile küresel gıda güvenliği oluşturdu. Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanılığı tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşmede Bakan Taras Vısotskıy, Karadeniz limanlarının kısıtlı çalışması nedeniyle Ukrayna tarım ürünleri ihracatının yaklaşık yarısının doğrudan risk altına girdiğini belirtti. Güncel hesaplamalara göre bu durumun yaklaşık 32 milyon ton ürünü kapsadığı kaydedildi. “ALTERNATİF ROTALAR YETERSİZ: BAHAR EKİMİ ÖNCESİ ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ŞART” Limanların tam kapasite çalışamamasının uzun vadedeki üretim krizini tetikleyeceğini vurgulayan Vısotskıy, alternatif lojistik hatlarına dair şu değerlendirmelerde bulundu: Tuna Nehri rotasını, demiryollarını ve karayolu taşımacılığını maksimum kapasiteyle kullanıyoruz. Ancak bu alternatifler deniz yoluyla yapılan ihracatın yerini tutamaz. Karadeniz üzerinden istikrarlı seyrüsefer yeniden sağlanmazsa, uzun vadede üretimde daralma kaçınılmaz hale gelecektir. Özellikle bahar ekim dönemi öncesinde çiftçilerimiz için öngörülebilirlik sağlamak zorundayız. İhracat imkanlarının kısıtlanması, üreticinin gelir kaybına uğraması ve dolayısıyla bir sonraki ekim için tohuma, gübreye ve bitki koruma ürünlerine aktarılacak kaynağın azalması anlamına geliyor. Bakan Vısotskıy, mevcut şartlar altında risk altında bulunan tarım ürünlerinin toplam piyasa değerinin yaklaşık 10 milyar dolar olduğunu açıkladı. Ekim alanlarının daralmasının yalnızca üreticileri değil kırsal kalkınmayı da vuracağını belirten Bakan; Ukrayna'da faal 35 bin tarım üreticisi bulunduğunu, arazi kiralama gelirlerinin kırsal nüfus için en temel geçim kaynağı olduğunu hatırlattı. BÜYÜKELÇİ YAZGAN: TÜRKİYE PRATİK ÇÖZÜMLER İÇİN ÇABA GÖSTERMEYE HAZIR Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıyiv Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, Türkiye’nin Ukrayna tarım ürünleri ihracatının önündeki engellerin kaldırılması adına pratik çözümler geliştirilmesine katkı sağlamaya ve bu konuyu uluslararası ortaklarla yürütülen diyaloglarda gündeme getirmeye hazır olduğunu teyit etti. Büyükelçi Yazgan, Ukrayna tarım sektörünün desteklenmesinin hem küresel gıda güvenliği hem de Ukrayna’nın ekonomik direnci ve yerel toplulukların sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. COP31 ZİRVESİ VE SULAMA PROJESİNDE İŞ BİRLİĞİ Görüşmede ayrıca tarımsal sulama alanındaki iş birliği imkanları ve Türk iş dünyası ile tecrübesinin Ukrayna'daki sulama projelerine dahil edilmesi konuları ele alındı. Bakan Vısotskıy, Ukrayna’nın Türkiye’de düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne katılmayı planladığını ve bu uluslararası platformu gıda güvenliği, tarımsal üretim ile sulama teknolojilerini görüşmek üzere aktif bir şekilde kullanmak istediklerini belirterek şunları kaydetti: Bizim için geçici çözümler değil; öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ihracat mekanizması önemlidir. Çiftçilerimiz ürettikleri ürünü satabileceklerini bilmelidir. Bu mesele hem Ukrayna tarım sektörünün ve kırsal alanların direnci hem de küresel gıda güvenliğinin teminatıdır.

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’tan Rusya’ya çağrı: "Gıda asla bir savaş silahı olarak kullanılmamalı" Haber

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’tan Rusya’ya çağrı: "Gıda asla bir savaş silahı olarak kullanılmamalı"

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya’ya Karadeniz’deki Ukrayna tahıl ihracatına yönelik saldırılarını derhal durdurma ve küresel gıda tedarikini engelsiz şekilde yeniden başlatma çağrısında bulundu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kallas, BM Genel Kurulu marjında düzenlenen Karadeniz ve küresel gıda güvenliği konulu tematik oturumun açılışında konuşma yaptı. Ukrayna tahılının dünya genelinde milyonlarca insanı beslediğini vurgulayan Kallas, "Rusya, Karadeniz üzerinden yapılan ihracatı engelleyerek kasıtlı olarak küresel bir gıda krizine yol açıyor. Avrupa Birliği olarak bu saldırıların durdurulması ve Ukrayna tahılının engelsiz dolaşımının yeniden sağlanması çağrısında bulunuyoruz. Gıda asla bir savaş silahı olarak kullanılmamalıdır." ifadelerini kullandı. KÜRESEL PAZARLAR VE KARADENİZ'İN STRATEJİK ÖNEMİ Kallas, Rusya’nın askeri saldırganlığının sonuçlarının Ukrayna sınırlarını aştığını belirterek ülkenin küresel tarım pazarındaki kritik rolüne dikkat çekti. Ukrayna’nın dünya genelinde mısır ihracatının yaklaşık yüzde 15'ini, buğdayın yüzde 10'unu, arpanın yüzde 15-20'sini ve ayçiçeği yağının ise yarısına yakınını karşıladığını ifade eden Yüksek Temsilcisi, bu ürünlerin yüzde 90'a yakınının Karadeniz üzerinden nakledildiğini hatırlattı. AB’nin Ukrayna içinde ilave tahıl depolama imkanları aradığını, çiftçileri ve küçük ile orta ölçekli tarım işletmelerini desteklediğini aktaran Kallas, aynı zamanda sınır geçişlerinin nakliyeciler için kolaylaştırılması yönünde çalışmalar yürüttüklerini belirtti. LİMAN ABLUKASI FIYATLARI TIRMANDIRDI, TİCARETİ ZORA SOKTU Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy de yakın zamanda yaptığı değerlendirmede, Karadeniz’deki ablukanın küresel gıda güvenliği için ciddi riskler doğurduğuna, Ukrayna'nın gıdasız kalmayacağına ancak ithalatçı ülkelerin çok daha zor bir durumla karşılaşabileceğine dikkat çekmişti. Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanı Taras Visotskıy ise Odesa limanlarının ablukası nedeniyle tarım sektörünün, savaşın ilk aylarındakinden çok daha ağır bir ekonomik baskı altında olduğunu ifade etmişti.

Türkiye, Ukrayna'dan yapılan buğday ithalatı üzerindeki kontrolleri sıkılaştırıyor Haber

Türkiye, Ukrayna'dan yapılan buğday ithalatı üzerindeki kontrolleri sıkılaştırıyor

Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, 4 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Ukrayna'dan ithal edilen buğday başta olmak üzere bitki ve bitkisel ürünlerin ithalatı, ihracatı, yeniden ihracatı ve transit geçişlerinde karantina ve bitki sağlığı kontrollerini sertleştiriyor. Ukrayna Devlet Gıda Güvenliği ve Tüketiciyi Koruma Servisi tarafından yapılan resmî açıklamaya göre söz konusu karar, Türkiye'nin yeni Bitki Karantinası Yönetmeliği'ni kabul etmesi doğrultusunda alındı. SÜRME MANTARINA KARŞI SIFIR TOLERANS Türkiye'ye ithal edilen buğdayın; Tilletia barclayana, Tilletia indica, Tilletia caries, Tilletia controversa ve Tilletia laevis (Tilletia foetida) gibi buğdayda sürme mantar hastalığına ve ürün kaybına yol açan zararlı organizmalar için taşıyıcı risk oluşturduğu vurgulandı. Yeni düzenleme kapsamında Türk makamları, Ukrayna'dan gelen buğday sevkiyatlarında bu zararlıların tespitine yönelik laboratuvar analizlerini derinleştirecek. Yapılan testlerde bu zararlı organizmaların tespit edilmesi durumunda; Ukraynalı ihracatçılara bitki sağlığı sertifikası (fito-saniter sertifikası) verilmeyecek ve tespitin yapıldığı ilgili kargo partisinin Türkiye sınırlarından içeri girmesine kesinlikle izin verilmeyecek. TÜRKİYE, UKRAYNA TARIM ÜRÜNLERİNİN EN BÜYÜK İTHALATÇISI KONUMUNDA Sıkılaştırılan denetimler, iki ülke arasındaki devasa tarım ticareti hacmi açısından kritik önem taşıyor. Ukrayna verilerine göre Türkiye, 2024-2025 sezonunda 6,645 milyon tonluk alımla Ukrayna tahıl ve yağlı tohumlarının dünyadaki en büyük ithalatçısı olmuş, onu İspanya (6,243 milyon ton) ve Mısır (4,573 milyon ton) takip etmişti. 30 Haziran 2026 tarihinde sona eren 2025-2026 pazarlama sezonunda da Türkiye, Ukrayna’nın temel tarım kargolarında lider ithalatçı konumunu korumuştu. Sıkı kontrol mekanizmasının başlamasıyla birlikte Ukraynalı üreticilerin Türkiye pazarına ürün sunabilmek için sevkiyat öncesi temizlik ve analiz süreçlerini artırması gerekecek.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya'nın Karadeniz'deki saldırıları "misilleme" değil, 2022'den beri süren sistematik terör Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya'nın Karadeniz'deki saldırıları "misilleme" değil, 2022'den beri süren sistematik terör

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya'nın Karadeniz'de sivil gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırılarının "misilleme" olarak gösterilemeyeceğini belirterek, bunun 2022 yılından bu yana sürdürülen sistematik bir terör kampanyası olduğunu söyledi. Sıbiha, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın Karadeniz'deki saldırılarının Ukrayna'nın son dönemdeki operasyonlarına karşılık olduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. "Rusya'nın Ukrayna'nın Karadeniz deniz koridoruna yönelik terörü herhangi bir eyleme verilen cevap ya da intikam değildir. Bunun Ukrayna'nın başka bölgelerdeki faaliyetlerine karşılık olduğu yönündeki söylem kasıtlı bir yalandır." ifadelerini kullanan Sıbiha, Kremlin'in sivil deniz taşımacılığını hedef alma politikasının savaşın başladığı 2022 yılından beri devam ettiğini belirtti. Bakan Sıbiha, Rusya'nın 2022'den bu yana Ukrayna limanlarını, liman altyapısını, tarım ihracatını, sivil gemileri, gemi mürettebatını ve tahıl depolarını sistematik olarak hedef aldığını ifade etti. Sıbiha'nın paylaştığı verilere göre, Rus saldırıları sonucunda bugüne kadar bin 054 liman altyapısı tesisi zarar gördü veya yıkıldı, 232 sivil gemi hedef alındı, 307 sivil hayatını kaybetti veya yaralandı. "KARADENİZ KORİDORU KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN HAYATİ ÖNEMDE" Sıbiha, Eylül 2023'te faaliyete geçen Ukrayna deniz koridorunun yalnızca Ukrayna ekonomisi için değil, küresel gıda güvenliği açısından da kritik rol oynadığını belirtti. Açıklamaya göre koridor üzerinden bugüne kadar 208,9 milyon ton yük, bunun içinde 123,8 milyon ton tahıl, dünya pazarlarına ulaştırıldı. Bu sevkiyatların 55'ten fazla ülkedeki milyonlarca insanın gıda ihtiyacının karşılanmasına katkı sağladığı kaydedildi. Rusya'nın gıdayı bir silah olarak kullandığını belirten Sıbiha, saldırıların yalnızca Ukrayna'yı değil, dünya genelindeki milyonlarca insanı da etkilediğini söyledi. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI Sıbiha, uluslararası topluma Rusya'nın Karadeniz'deki eylemlerine karşı ortak ve kararlı tepki verilmesi çağrısında bulundu. Moskova'nın seyrüsefer özgürlüğüne yönelik saldırılarını derhal durdurmasını isteyen Bakan, Rusya'nın Karadeniz'i Orta Doğu'daki Hürmüz Boğazı benzeri bir kriz bölgesine dönüştürme girişimlerine izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. Son olarak, 24 Temmuz gecesi Romanya'nın münhasır ekonomik bölgesinde, ABD'den Ukrayna'ya gitmekte olan Christiana B adlı ticari geminin hasar görmesi, Karadeniz'deki güvenlik risklerinin devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

ADF2026’da “Birlikte Yükselmek: Bağımsızlıklarının 35. Yılında Orta Asya Devletlerinin Küresel Konumu” paneli düzenlendi Haber

ADF2026’da “Birlikte Yükselmek: Bağımsızlıklarının 35. Yılında Orta Asya Devletlerinin Küresel Konumu” paneli düzenlendi

5. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) düzenlenen, “Birlikte Yükselmek: Bağımsızlıklarının 35. Yılında Orta Asya Devletlerinin Küresel Konumu” başlıklı panelde, C5 + 1 mekanizmalarının artan cazibesine ve Türkiye'nin, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve diğer uluslararası kurumlar içindeki benzersiz ortaklığına vurguyla Türkistan'nın başlıca uluslararası aktörlerle ilişkilerini ve bölgesel sahiplenmenin geleceği tartışıldı. Kapadokya Üniversitesi Rektörü Hasan Ali Karasar’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde; Türkmenistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Rashid Meredov, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Jeenbek Kulubaev, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayşe Berris Ekinci, Kazakistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakayev, Özbekistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Muzaffarbek Madrahimov konuşmacı olarak katıldı. TÜRKMEN GAZI, HAZAR DENİZİ ÜZERİNDEN AB’YE TAŞINACAK Türkmenistan Dışişleri Bakanı Meredov, Türkistan için istikrar ve güvenlik kavramlarının çok önemli kavramlar olduğunu vurgulayarak, bölgenin jeopolitik rekabete çekilmesine izin verilmemesi konusunda bölge devletleri arasında tam bir mutabakat olduğunu dile getirdi. Türkmenistan’ın dünya enerji güvenliği meselesini küresel güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini söyleyen Meredov, “Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Türkmenistan’ın önerisiyle, enerji güvenliğinin sürdürülebilirliğine ilişkin üç önemli kararı kabul etti. Ulusal düzeyde ise biz bu anlayıştan hareketle, bölgesel ve bölgeler arasında enerji güvenliğini güçlendirmek için Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattını inşa ettik. Bu hat üzerinden Çin’e yılda 40 milyar metreküp doğalgaz ihraç ediyoruz. Komşu Orta Asya devletleri de bu hattı kullanarak doğalgazlarını iletme imkânı buldular.” ifadelerini kullandı. Meredov, enerji güvenliğinin dünyada giderek daha da büyük önem kazandığının altını çizerek, “Türkmen doğalgazını Hazır denizi altından Avrupa’ya taşınması hususunda çeşitli adımlar attık. Tabi burada Hazar Denizi’nin hukuki statüsüne ilişkin birtakım meselelerin de çözüme ulaştırılması gerekiyor. Biz bölge ülkeleri olarak ortaklarımızla birlikte enerji güvenliğinin sağlanması konusunda gayret gösteriyoruz. Bu alandaki iş birliğimizi daha da geliştireceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu. “ORTA ASYA YENİ FIRSATLAR DİYARIDIR” Kırgızistan Dışişleri Bakanı Kulubaev, “Dünyamızda uluslararası ilişkiler denkleminin değiştiği bir dönemdeyiz. Bu dönemde taraflar arasında diyalog çok daha büyük önem kazanmaktadır.” ifadelerini kullanarak ADF2026 gibi platformların önemine işaret etti. Bağımsızlıklarının 35. yılını kutlayan Türkistan Türk devletlerinin bu süre zarfında çok büyük bir ilerleme kaydettiğinin altını çizen Kulubaev, “35 yılda güçlü devlet kurumları inşa ettik. Tacikistan ve Özbekistan ile olan sınır problemlerimizi i şbirliği ve diyalog çerçevesinde çözdük. Büyük ekonomik atılımlar gerçekleştirdik. Orta Asya devletleri olarak rekabetten ziyade iş birliğiyle ilerliyoruz. Bölgedeki ticaret hacmi giderek büyüyor. Ve bugün Orta Asya aslında yeni fırsatlar diyarı haline gelmiş durumdadır.” dedi. Orta koridorun; doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine kenetleyen çok önemli bir bağlantı noktası olduğunu söyleyen Kulubaev, bölge ülkelerinin tam bir iş birliği içerisinde istikrarlı ve öngörülebilir bir gelecek arzusunda olduğunu ve güven temelinde birlikte güçlenebileceklerini vurguladı. EKİNCİ: TÜRKİSTAN BİZİM ATA TOPRAKLARIMIZ Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Ekinci, Türkiye’nin Türkistan ülkeleriyle benzersiz bir ortaklığının olduğunu; ortak dil, kültür, tarih bağlamında “Orta Asya’yı atalarımızın memleketi olarak niteliyoruz. Orta Asya ülkeleri ile ortak bir mirasa sahibiz.” dedi. Ekinci, Türkistan’nın öneminin giderek arttığını, büyük pazarı, genç nüfusu, zengin kaynaklarıyla bağlantısallıkta rolünün giderek önem kazandığını kaydetti. Türkiye’nin Türkistan ile iş birliğinin karşılıklı güven ve saygı temelinde kurulduğunun aktaran Ekinci, “Mevcut istikrarı sürdürmek, refahı geliştirmek için yakından çalışıyor, hedeflerimizi ortaklaştırıyoruz.” dedi. Basra Körfezi’nde yaşanan çatışmalara değinen Ekinci, “Mevcut gerilimler Orta Koridor’un enerji güvenliği anlamında önemini bir kez daha göstermiştir. Türkmen doğalgazının, Hazar Denizi ve Azerbaycan üzerinden Avrupa’ya nakliyesi giderek daha da önem kazanmaktadır.” şeklinde konuştu. “TİCARİ İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRİYORUZ” Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Bakayev de Orta Koridor’un önemine işaret ettiği konuşmasında, “Kazakistan bölgesel kalkınmanın devamlılığına önem vermektedir. Orta Asya etkin bir şekilde kendi potansiyelini gelecekteki kalkınma alanlarına taşımayı başarıyor. Orta Koridor sadece bölge ülkelerini değil tüm Avrasya ülkelerini birbirine bağlıyor. Bu anlamda ticari ilişkilerimizi daha da geliştirmek için gayret ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. TDT’nin de önemine işaret eden Bakayev, TDT’nin siyasi işbirliğinden öte çok kapsamlı ve çeşitli alanlarda kardeş ülkeleri ortak bir noktada bulunduğunu aktardı. TÜRKİSTAN’DA TEMEL ANAHTAR İŞ BİRLİĞİ Özbekistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Madrahimov, küresel düzenin değiştiği önemli bir dönemi yaşadıklarını belirterek, “İş birliği ve güven temeline odaklanan yöntemler önem kazanıyor. Orta Asta ülkeleri stratejik açıdan çok önemli bir konumu paylaşıyor. Bölgesel istikrarın karşılıklı güven ve fayda temelinde inşa edilebilir. Orta Koridor, Güney Pasifik bölgesinden Orta Doğu’ya kadar çok büyük bir alanı birbirine bağlıyor. Tedarik zinciri bu bölgeden taşınıyor aynı zamanda koridorun gıda güvenliği için önemi çok büyük. Bu anlamda bölge ülkeleri olarak; iş birliği temelinde büyük bir ivme yakalayabileceğimizi düşünüyorum.” dedi. Oturuma; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev dinleyici olarak katıldı.

Kazakistan’dan BM’de tarihî adım: Küresel su örgütü için düğmeye basıldı Haber

Kazakistan’dan BM’de tarihî adım: Küresel su örgütü için düğmeye basıldı

Kazakistan’ın küresel su yönetişimine yönelik dikkat çekici girişimi, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde düzenlenen Dünya Su Günü 2026 etkinliğinde uluslararası kamuoyuna sunuldu. Kazakistan’ın BM Daimî Temsilcisi Kayrat Umarov (Kairat Umarov), “Su ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte yaptığı konuşmada, suyun halk sağlığı, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Umarov, su kaynaklarına eşit erişimin adalet ve kapsayıcılıkla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Özellikle birçok ülkede kadınlar ve kız çocuklarının su kıtlığından en fazla etkilenen kesim olduğunu, buna karşın su yönetimi süreçlerine katılımlarının sınırlı kaldığını ifade etti. Kazak tarafı ayrıca, iklim değişikliği, ekosistem tahribatı, sürdürülemez tüketim alışkanlıkları ve hidrolojik döngüdeki bozulmaların küresel su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına işaret etti. Güvenli içme suyu ile hijyen ve temizlik hizmetlerine erişimde süregelen eksiklikler göz önünde bulundurulduğunda, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve küresel su yönetişiminin iyileştirilmesinin kritik önemde olduğu belirtildi. Bu çerçevede, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından önerilen ve BM çatısı altında faaliyet gösterecek uluslararası bir su kuruluşunun kurulmasına yönelik girişim de gündeme taşındı. Söz konusu önerinin, BM reform süreci kapsamında kurumsal etkinliği artırmayı, görev tekrarlarını azaltmayı ve su konusuna daha güçlü bir siyasi görünürlük kazandırmayı amaçladığı ifade edildi. Ayrıca, bu girişime ilişkin ilk uluslararası istişare toplantılarının nisan ayında Astana’da düzenlenecek Bölgesel Çevre Zirvesi kapsamında gerçekleştirileceği duyuruldu. Kazakistan, BM üyesi devletleri ve ilgili paydaşları, küresel su gündemine yönelik diyalog süreçlerine aktif katılım göstermeye davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.