SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gönüllüler Koalisyonu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gönüllüler Koalisyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gönüllüler Koalisyonu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yeni NATO karargâhları gündemde: NATO Eski Daimî Temsilcisi Ceylan’dan önemli değerlendirme Haber

Yeni NATO karargâhları gündemde: NATO Eski Daimî Temsilcisi Ceylan’dan önemli değerlendirme

Adana’da konuşlu 6. Kolordu bünyesinde NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhının (MNC-TÜR) kuruluş aşamasında olması, Karargâhın çekirdek kadrosuna Türk subayların atanması ve hemen ardından Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında İstanbul, Beykoz’da Deniz Unsur Komutanlığının faaliyete geçirilmesinin planlandığı yönündeki haberler, basında büyük ses getirdi. Türkiye'nin NATO'daki eski daimî temsilcisi ve emekli Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan’ın kamuoyundaki tartışmalar üzerine kaleme aldığı analizi, Ankara Politikalar Merkezinin resmî internet sayfasında yayımlandı. CEYLAN’DAN BAŞTA MSB OLMAK ÜZERE RESMÎ KURUMLARA ELEŞTİRİ “Birçok meselede olduğu üzere herhangi bir gelişmenin arka planını irdelemek zahmetine katlanmayan veya kendi meşreplerinin rahatlığı içinde pervasız yorumlar yapmak itiyadını mesken edinmiş kimi çevrelerin, bir yandan kendi önyargılarını tatmin etmek, diğer yandan toplumu kendi zihin kalıplarına göre şekillendirmek yolunda yine yoğun bir uğraş içine girdikleri gözlenmekte.“ ifadelerini kullanan Ceylan, bu ortamın oluşmasında başta Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB) olmak üzere resmî kurumların gerekli hâllerde kamuoyunu yeterince ve zamanlıca bilgilendirmekten kaçınmalarının da rolü olduğunu dile getirdi. Ceylan, “Resmî çevrelerin bu tür meseleleri sis perdesi altında tutmaktan ne umdukları, bundan ne yarar sağladıkları ise sorgulanması gereken bir yaklaşım teşkil etmekte.” değerlendirmesinde bulunarak NATO’nun Türkiye’de yeni karargâhlar kurmasına giden süreci ve gündemin perde arkasını aşama aşama kamuoyuyla paylaştı. NATO, BRÜKSEL VE PRAG ZİRVELERİNDEN SONRA YAPISAL DEĞİŞİKLİĞE GİTTİ Ceylan, NATO’nun yeni döneme uyarlanmış stratejik konseptlerini ilan ettikten sonra komuta-kontrol-kuvvet yapılarında değişikliğe gitmesinin geleneksel bir uygulama olduğunun altını çizdi. Ceylan, bu çerçevede söz konusu yapıların Soğuk Savaş sonrası dönemde sırasıyla 1991, 1999, 2010 ve 2022 Stratejik Konseptlerinin açıklanmasından sonra uyarlandığını hatırlatarak “Bu olgusal gerçeklik, zamanında TSK bünyesinde görev almış, bugün emekli bulunan ve kimi kesimi son dönemlerde sanki bu gerçeklikle zamanında yaşamamış gibi yorumlar yapan kurmay subaylar tarafından esasen çok iyi bilinmektedir.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Soğuk Savaş sonrasında NATO’nun kendisini yeni güvenlik ortamına uyarlarken hayata geçirdiği ilk girişimlerden birinin 1994 NATO Brüksel Zirvesi’nde açıklanan Birleşik ve Müşterek Görev Kuvveti (BMGK/CJTF) konsepti olduğunu kaydeden Ceylan, bu konsepte göre yeni dönemde icra edilecek operasyonlar için hem birleşik (hava, kara, deniz gibi birden çok kuvvete dayalı) hem de müşterek yani çok uluslu bir çerçevenin uygulamaya geçirildiğini belirtti. Bir sonraki aşamanın ise 2002 NATO Prag Zirvesi’nde NATO Mukabele Kuvvetinin (NRF) tesis edilmesi kararı olduğunu belirten Ceylan, NRF'nin BMGK konsepti temelinde yüksek hazırlık seviyesindeki 40 bin personeli bulunan bir kuvvet olarak öngörüldüğünü ifade etti. NATO’nun 2002 Prag Zirvesi kararlarına bağlı olarak Yüksek Hazırlık Seviyesindeki Kuvvet Karargâhlarını (High Readiness Forces-HRF) hayata geçirdiğini, bunlardan birinin de İstanbul’da bulunan 3. Kolordu bünyesinde çok uluslu bir şekilde kurulmasının (NRDC-T) kararlaştırıldığını dile getiren Ceylan, NRDC-T’ye ilişkin kararın alınmasının Türkiye’nin isteği ve onayıyla olduğunu hatırlattı. KIRIM’IN İŞGALİ SONRASI NATO, KOMUTA-KONTROL-KUVVET YAPILARINDA UYARLAMAYA GİTTİ Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesi üzerine NATO’nun ilk planda Rusya’dan algılanan tehdidi karşılamak üzere üye ülkeler için önce güvence (assurance), sonrasında da caydırıcılık (deterrence) önlem paketlerini açıkladığını kaydeden Ceylan, NATO’nun daha sonrasında ise özellikle kendisini Rus tehdidine yakın hisseden Türkiye dâhil olmak üzere üye ülkeler için Kademeli Mukabele Planlarını (Graduated Response Plans-GRP) hayata geçirdiğini belirterek NATO’nun 2014 sonrasında komuta-kontrol-kuvvet yapılarında da uyarlamaya gittiğini kaydetti. Söz konusu çerçevede başlangıçta 40 bin personeli bulunan NRF’nin mevcudiyetinin 300 bin personele çıkarılması ve NRF bünyesinde Çok Yüksek Hazırlıklı Müşterek Görev Kuvveti (VJTF) tesis edilmesinin kararlaştırıldığını dile getiren Ceylan, Türkiye’nin bu yapılanma içinde de kendi iradesiyle yer aldığını ve 2021 yılının başında bu kuvvetin komutasını Polonya’dan devralıp yılın sonunda ise Fransa’ya devrettiğini hatırlattı. Türkiye’nin komuta ettiği VJTF’nin NATO tatbikatlarına da katıldığını belirten Ceylan, yine 2014 sonrasında NATO komuta-kontrol-kuvvet yapılarındaki uyarlamaya bağlı olarak İzmir’deki NATO Kara Komutanlığının yanı sıra Northwood, Birleşik Krallık’ta Deniz Komutanlığı (MARCOM), Ramstein, Almanya’da Hava Komutanlığı, Brunssum, Hollanda’da ve Napoli, İtalya’da da Müşterek Komutanlıkların hayata geçirildiğini ifade etti. CEYLAN, VİLNİUS ZİRVE BİLDİRİSİ’NİN 34. MADDESİNE DİKKAT ÇEKTİ Haziran 2022’de NATO’nun yeni Stratejik Konsepti açıklandıktan sonra Temmuz 2023’te Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta tertip edilen NATO Zirvesi’nde “Rusya” ve “terörizm” olacak şekilde iki ana tehdidin karşısında üçlü bir yapıya dayanan savunma planlarının kabul edildiğini kaydeden Ceylan, söz konusu planların stratejik seviyede genel savunma planı, alan odaklı savunma planları (domain specific-kara, hava, deniz, siber uzay) ve bölgesel savunma planları olduğunu belirtti. Bununla birlikte Ceylan; Vilnius Zirve Bildirisi’nin 34. Maddesi’nde yer alan şu ifadelere yer çekti: “…Madrid Zirvesi’nde aldığımız kararları teyit ederek, NATO’nun Doğu Kanadı’nda mevcutlara ek olarak güçlü, uygun yerlerde konuşlandırılacak ve savaşa hazır kuvvetler oluşturma kararımızı yeniden vurguladık. Bu kuvvetler, mevcut muharebe gruplarından (battlegroups) gerektiğinde ve gerektiği yerde tugay büyüklüğünde birliklere genişletilecek olup, güvenilir ve hızlıca ulaşılabilir takviye kuvvetleri, önceden konuşlandırılmış teçhizat ve geliştirilmiş komuta ve kontrol yapısıyla desteklenecektir…” İlgili ifadelerin, diğer hususların yanı sıra Türkiye’de daha yeni gündeme gelen MNC-TÜR ve Deniz Unsur Komutanlığının altında yatan gerekçelere ışık tutmakta olduğunu belirten Ceylan, “Vilnius Zirvesi öncesinde Türkiye’deki karar vericiler ve kanaat önderi olarak geçinen çevreler, kamuoyunu İsveç’in NATO’ya üye olması sürecine kilitlemekle yetindikleri için o Zirvede NATO’nun savunma planlaması ile komuta-kontrol-kuvvet yapısındaki uyarlamaları es geçmeyi tercih etmişler ve resmî çevrelerin de göz yummasıyla, çoğu halde olduğu üzere, derin hamasetin engin ufuklarında tur atmayı yeğlemişlerdir.” dedi. CEYLAN, “ÇARPIK” YORUMLARA İTİBAR EDİLMEMESİNİ ÖNEMLE TAVSİYE ETTİ Ceylan, Vilnius Zirvesi kararlarının bugün İran’a karşı devam eden savaştan üç yıl öncesine dayandığına dikkat çekerek konuyu “İran kriziyle” irtibatlı kılmanın dayanağının olmadığını ifade etti. Bu hususta yanlış verilmiş tepkileri, gelişmeleri zamanlıca ve yeterince takip etmeyenlerin vardıkları hatalı ve yanıltıcı sonuçlar olarak tanımlayan Ceylan, “Buna mukabil NATO konusundaki deneyim ve bilgi birikimi sağlam olanları bu gözlemden tenzih etmek gerekir.” dedi. Benzer şekilde üç yıl önce ilgili kararlar alınırken Karadeniz’de bugünkü kadar insansız deniz araçlarının (İDA) neden olduğu bir durumun da bulunmadığını dile getiren Ceylan, şu ifadelere yer verdi: “Hâl böyle olmakla birlikte, komplo teorilerinin toplumun yumuşak karnını oluşturduğunu fırsat bilen kimi askerî ve sivil kökenli şahısların, kamuoyunu kendi kişisel eğilimleri ve köhnemeye yüz tutmuş zihinsel kalıpları doğrultusunda şekillendirmeye gayret ettikleri gözlenmektedir. Çok uluslu MNC-TÜR ve İstanbul Boğazı girişinde çok uluslu Deniz Unsur Komutanlığı’nın kuruluş hazırlıkları sürecinde resmî makamların zamanında ve yeterince kamuoyunu bilgilendirmemelerinin de bugünkü zihin karışıklığına meydan vermekte olduğu görülmektedir.” Ceylan, ülke güvenliğini ilgilendiren bu tür konuların açıklanmasının tesadüflere terk edilmesinin devlet ciddiyetiyle bağdaşan bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak Türkiye açısından da şekillenmekte olan kritik bir konunun, geçmişi bilmeden ve süreci bütünlüğü içinde resmetmeden yapılan kimi “çarpık” yorumlara da itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. GÖNÜLLÜLER KOALİSYONU KAPSAMINDAKİ KOMUTANLIK, NATO İLE FAALİYET GÖSTEREBİLİR Bununla birlikte Ceylan, ilgili temel gözlemler saklı kalmak kaydıyla MNC-TÜR ve Deniz Unsur Komutanlığına ilişkin olarak NATO bünyesinde ne tür düzenlemelerin öngörüldüğünü sorgulamanın, konuyu takip edenler için doğal ve meşru olduğunu kaydetti. Bu çerçevede, İstanbul Boğazı girişinde kurulması öngörülen Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamındaki komutanlığın, şimdilik özel bir yapılanma içinde olmasına rağmen, gelecekte bir şekilde NATO’yla bağlantılı olarak faaliyet göstermesinin öngörülebileceğini belirten Ceylan, “Çünkü söz konusu Gönüllüler Koalisyonunun her hâl ve kârda NATO içinde faaliyet gösteren ve kararlarını Türkiye dâhil çoğu NATO üyesinin şekillendirdiği bir varlık olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla, söz konusu yapılanmayı NATO’nun tamamen dışındaki bir oluşum olarak görmek yanıltıcı bir sonuç doğurur.” ifadelerini kullandı. Öncelikle ilgili birimlerin NATO bünyesinde nasıl bir komuta-kontrol düzenine tâbi tutulacağının açıklığa kavuşturulması ve operasyonel komuta (OPCOM) ile operasyonel kontrol (OPCON) düzenlemeleri için nasıl bir yapılanmanın öngörüldüğünün uygun bir çerçevede açıklanması gerektiğini dile getiren Ceylan, “Bu düzenlemeye dair müzakerenin NATO içinde tamamlanmış olması gerektiği ‘bilinen bir sırdır’!” dedi. CEYLAN, NATO’NUN SORUMLULUK SAHASI DIŞINDA OPERASYON YAPAMAYACAĞINI HATIRLATTI Bununla beraber Ceylan, ilgili karargâhların/komutanlıkların görev yönergelerinin (Terms of Reference) ana unsurlarının, iltisaklı bulundukları bölgesel savunma planlarının gizlilik derecesine halel getirmeyecek bir çerçeve içinde kamuoyuna açıklanmasının, mevcut karmaşıklığın aşılmasında yararlı olacağını bildirdi. “Keza, öngörüldüğü varsayımından hareketle her iki komutanlığın sorumluluk sahalarına (Area of Responsibility) açıklık getirilmesi de sağlanmalıdır. Her hâl ve kârda bunların sorumluluk sahalarının, NATO’nun temel bölgesel sorumluluk sahasını aşamayacağı, dolayısıyla örneğin Orta Doğu’ya uzanamayacağı açıktır.” değerlendirmesinde bulunan Ceylan, ittifakın korumaktan sorumlu olduğu alanın kurucu antlaşma olan Washington Antlaşması’yla belirlendiğini kaydederek uluslararası meşruiyetten yoksun bir temelde, dolayısıyla BMGK kararı olmaksızın NATO’nun kendi sorumluluk sahası dışında operasyon yapmasının mümkün olmadığının altını çizdi. Ceylan öte yandan bu durumun, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın NATO’yu İran operasyonuna müdahil etme yolundaki çağrısının Avrupalı müttefiklerde karşılık bulmamasının gerisinde yatan temel unsur olduğunu vurgulayarak “Kuşku yok ki her şey yerli yerine oturduğunda söz konusu iki komutanlık birimine dair ana hususlar uygun bir çerçevede NATO tarafından kamuoylarıyla paylaşılacaktır. Bu da NATO’nun yaygın bir uygulamasıdır. Bu açıdan bakıldığında Türk resmî çevrelerinin şimdiden gerekli bilgileri kamuoyuna aktarmak suretiyle ön alması tabiatıyla tercihe şayan olurdu.” değerlendirmesini yaptı. “TÜRKİYE, DİĞER MÜTTEFİK ÜLKELERLE KIYASLANMAYACAK ÖLÇÜDE ÖNEMLİ KATKILAR YAPAGELMİŞTİR” Deniz Unsur Komutanlığı hususunda ise özellikle Romanya’nın 2014 sonrasındaki gelişmeler doğrultusunda NATO’nun daha görünür olması yönünde bir çizgi izlemeye başladığını, belirten Ceylan, Türkiye’nin ise Montrö rejimini esas alarak Karadeniz’de artan gerilimle ilgili bilgilerin Birleşik Krallık’taki Deniz Komutanlığı bünyesinde değişimine/eşgüdümüne karşı çıkmadığını ancak Karadeniz’i odak alan daimî bir askerî yapılanmaya doğal olarak itiraz ettiğini kaydetti. Bu durumun üzerine zamanında Northwood Karargâhında bir eşgüdüm hücresi kurulmasıyla yetinildiğini ve sırf Karadeniz’e özgü bir NATO yapılanmasından kaçınıldığını dile getiren Ceylan, “Bu esastan hareketle Türkiye, Soğuk Savaş sonrası dönemin başlamasından bu yana yapageldiği üzere, Karadeniz’e sahildar müttefik (Bulgaristan ve Romanya) ve ortak ülkelerin (Ukrayna ve Gürcistan) donanma kapasitelerinin ve yeteneklerinin geliştirilmesine diğer müttefik ülkelerle kıyaslanmayacak ölçüde önemli katkılar yapagelmiştir.” dedi. Sahada gerilimin yükseldiği anlarda, serbest dolaşan mayınların etkisiz hâle getirilmesi gibi görevler için Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın üçlü iş birliğiyle mayın karşı tedbirleri görev gücünün kurulmasına ön ayak olduğunu kaydeden Ceylan, Türkiye’nin bu suretle NATO’nun güney bölgesinin korunmasında ve caydırıcılığın idamesinde kendi iradesiyle önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Öte yandan Ceylan, son birkaç yıldır Karadeniz’de insansız hava ve deniz araçlarının savaşan taraflarca yoğun şekilde kullanılması ve bunlardan birkaçının ya Türkiye hava sahasını ihlal ettiklerinin ya da Türkiye’nin Karadeniz sahillerine sürüklendiklerinin görüldüğüne dikkat çekerek “İnsansız bu sistemlere karşı da gerekli önlemlerin alınması doğal olacaktır.” dedi. CEYLAN, TÜRKİYE’NİN BU SÜREÇTE ÖN ALICI BİR ROL ÜSTLENMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ İnsansız hava ve deniz sistemlerini/platformlarını, söz konusu rejimin geleneksel deniz platformlarını kapsayan bir çerçeve olması sebebiyle Montrö rejimi çerçevesine yerleştirmenin mümkün gözükmediğini bildiren Ceylan, başta Ukrayna olmak üzere Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin bu sistemleri geliştirmeyi ya da edinmeyi hedeflediğini belirtti. Kıyıdaş olmayan ülkelerin ise Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerin bu yeteneklere erişimini kolaylaştırmakta veya bu ülkelerdeki tesislerden yararlanmakta olduğunu dile getiren Ceylan; bu bağlamda Ankara’nın söz konusu insansız sistemlerin kullanımının, Karadeniz güvenliğini etkilemeyecek yönde bugünkü şartlarda tek başına kontrol etmesinin pratik zorluklarına dikkat çekerek “Bunların takibinin (istihbarat-keşif-gözetleme-ISR) eş güdümünde Montrö rejimini sorgulatmayacak ve/veya tehlikeye sokmayacak bir çerçevenin tesis edilmesinde ön alması ise gerekli ve yerinde olacaktır. Zira, Türkiye bu süreçte ön alıcı bir rol üstlenmezse, mevcut olan veya bulunduğu varsayılan boşluğu bugünkü ortamda başkaları doldurmaya yöneleceklerdir. O takdirde Montrö rejiminin uygulanması bakımından güçlüklerle karşılaşılması olasıdır.” şeklinde konuştu. CEYLAN, RESMÎ MAKAMLARA GEREKLİ ÖLÇÜDE BİLGİ PAYLAŞMALARI ÇAĞRISINI YAPTI Bununla birlikte Türk resmî çevrelerinin Deniz Unsur Komutanlığından yola çıkarak hadimi (custodian) olduğu Montrö rejiminin gevşetilmesine göz yummalarının beklenmemesi gerektiğini belirten Ceylan, “Bunun aksi bir yaklaşım izleneceğini varsayanların beklentilerinin gerçekleşmemesi galip olasılıktır.” dedi. Ayrıca her iki çok uluslu komuta biriminin hayata geçirilmesi sürecinde resmî makamların gerekli ölçüde bilgi paylaşmamalarının hem doğal ve meşru hem de “hamaset illetiyle malûl” yorumların dolaşıma girmesine büyük ölçüde sebep olduğunu dile getiren Ceylan, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Bu tür meselelerde şeffaflıktan uzaklaşmaya veya çeşitli saiklerle bunları gölgelemeye dayalı tercihlerde bulunmanın hiç kimseye fayda sağlamayacağı anlayışını temel alan bir yaklaşım izlenmesinin daha doğru bir yöntem olacağı kuşkusuzdur.”

MSB’den net mesaj: Montrö çizgisi korunuyor! Haber

MSB’den net mesaj: Montrö çizgisi korunuyor!

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türkiye’nin Karadeniz güvenlik politikası ve NATO faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Aktürk, son dönemde bazı basın yayın organları ile sosyal medya mecralarında Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığını ve bazı kavramların karıştırıldığını belirtti. Bakanlık olarak kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesine önem verildiğini vurgulayan Aktürk, savunma ve güvenlik alanındaki çalışmaların ilgili kurumlarla koordineli şekilde yürütüldüğünü, süreçlerin tamamlanmasının ardından bilgilerin millî güvenliği zafiyete uğratmayacak şekilde şeffaf biçimde paylaşıldığını ifade etti. “MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’NDEN TAVİZ YOKTUR” Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden taviz verilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Aktürk, Türkiye’nin güvenlik anlayışının, sözleşmenin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına dayandığını belirtti. Aktürk, bu yaklaşım doğrultusunda Karadeniz’de güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanmasının esas alındığını ifade ederek, Türkiye’nin bu sayede bölgenin geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmesini engellediğini kaydetti. Ukrayna-Rusya Savaşı sürecinde Montrö hükümlerinin kararlılıkla uygulandığını dile getiren Aktürk, bu sayede çatışmanın deniz boyutuna yayılmasının önüne geçildiğini belirtti. Aktürk, “Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz'de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz'in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.” ifadelerini kullandı. “UKRAYNA GÖNÜLLÜLER KOALİSYONU NATO’DAN BAĞIMSIZ ÇOK ULUSLU BİR GİRİŞİM” Aktürk, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olası bir anlaşmayla sona ermesi durumunda uygulanacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların sürdüğünü açıkladı. Bu kapsamda oluşturulan “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”nun NATO ile bağlantılı olmayan çok uluslu bir girişim olduğunu vurguladı. Açıklamada, hâlihazırda 33 ülkenin koalisyona katılma isteğini beyan ettiği belirtilirken, girişim çerçevesinde kurulacak Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti’nin (MNF-U), Fransa’da oluşturulan operatif karargâh üzerinden yönetilmesinin planlandığı ifade edildi. DENİZ UNSUR KOMUTANLIĞI GÖREVİ TÜRKİYE’DE Koalisyon kapsamında oluşturulan kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı görevinin Türkiye tarafından üstlenileceği bildirilen açıklamada, bu görevin güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile sağlanan dengenin korunması amacıyla yürütüleceği kaydedildi. 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeye devam etmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hukuki çerçevesinin esas alınması konusunda mutabakata varıldığı belirtildi. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı’nın 25 Ağustos 2025 itibarıyla tamamen Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile kurulduğu ifade edilirken, komutanlığa 14 ülkenin katkı beyanında bulunduğu bildirildi. Ancak deniz platformlarına yönelik katkının yalnızca Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacağı vurgulandı. MCM BLACK SEA Ukrayna-Rusya Savaşı esnasında Karadeniz'de sürüklenen mayın tehlikesine karşı kurulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu'nun (MCM Black Sea) görevlerine ilişkin bilgilerin de yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi: Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024'te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi, Karadeniz'de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin milli mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte, komuta ve karargâh görevi 6 aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Hâlihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9'uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir.

Gönüllüler Koalisyonu liderlerinden Ukrayna’ya destek ve Rusya’ya ateşkes çağrısı Haber

Gönüllüler Koalisyonu liderlerinden Ukrayna’ya destek ve Rusya’ya ateşkes çağrısı

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırılarının dördüncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Çevrim İçi Liderler Zirvesi’nde, Ukrayna’ya destek ve dayanışma mesajları öne çıktı. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un eş başkanlığında gerçekleştirilen zirveye çok sayıda Avrupalı lider katıldı. Türkiye’yi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz temsil etti. “ENERJİ SİSTEMİMİZİ YENİDEN KURMAK İÇİN YARDIMA İHTİYACIMIZ VAR” Zirvenin açılışında konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Ukrayna’ya destek veren ülkelere teşekkür ederek, Rusya’nın özellikle sivil yerleşim yerleri ve enerji altyapısını hedef aldığını vurguladı. Ukrayna’nın zorlu bir kış dönemi geçirdiğini belirten Zelenskıy, “Dostlarımızın yardımı ve halkımızın direnci sayesinde ayakta kalabildik. Enerji sistemimizi yeniden kurabilmemiz için desteğe ihtiyacımız var.” dedi. Ukrayna’nın hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi için ABD sistemlerine ihtiyaç duyduklarını ifade eden Zelenskıy, Avrupa Birliği’nden (AB) Rusya’nın “gölge filosuna” yönelik yeni yaptırımlar beklediklerini söyledi. AB’nin Ukrayna için planladığı 90 milyar avroluk kredi paketine de değinen Zelenskıy, söz konusu fonun Ukrayna’nın savunma ve yeniden inşa süreci açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Barış müzakerelerine de değinen Zelenskıy, Avrupa’nın sürece daha aktif katılımının önemine işaret ederek, “Bu hafta ya da önümüzdeki on gün içinde üçlü formatta görüşmeler gerçekleşebilir. Avrupalıları müzakere sürecine dahil etmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. “KISA VADEDE BARIŞ İHTİMALİ SON DERECE DÜŞÜK” Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, konuşmasında Ukrayna’ya desteklerinin süreceğini vurgulayarak Rusya’nın barışa yönelik somut bir irade ortaya koymadığını söyledi. Macron, “Kısa vadede bir barış sağlanacağı konusunda açıkçası son derece şüpheliyim. Rus tarafında şu anda ne barışa ne de sağlam ve kalıcı bir barışa yönelik bir irade mevcut.” dedi. Ukrayna’ya yönelik mali ve askerî desteğin devam edeceğini belirten Macron, AB’nin 90 milyar avroluk destek paketinin hayata geçirileceğini ifade etti. Rusya’ya yönelik yaptırımların artırılması gerektiğini kaydeden Macron, özellikle Rus petrolünü taşıyan “gölge filonun” hedef alınmasının etkili bir adım olacağını söyledi. “PUTİN KAZANAMAYACAĞINI ANLADIĞINDA SAVAŞ SONA ERECEK” Zirveye görüntülü mesajla katılan Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Almanya’nın Ukrayna’ya verdiği desteğin süreceğini belirterek askerî yardımın 11,5 milyar avroya çıkarıldığını açıkladı. Merz, “Bu savaş, Putin kazanamayacağını anladığında sona erecek.” diyerek Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiğini vurguladı. Kalıcı barışın ancak güçlü güvenlik garantileriyle mümkün olacağını ifade eden Merz, Ukrayna’nın güvenliğinin Avrupa’nın güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. ORTAK BİLDİRİDE UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİNE DESTEK VURGUSU Otuzdan fazla liderin katıldığı zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verilen desteğin süreceği ifade edildi. Bildiride, Rusya’ya tam ve koşulsuz ateşkesi kabul etmesi ve müzakerelere anlamlı şekilde katılması çağrısında bulunuldu. Koalisyon liderleri, Ukrayna’nın güvenliğini sağlamak amacıyla çok katmanlı güvenlik garantileri ve çok uluslu kuvvet seçenekleri üzerinde çalışmayı sürdüreceklerini de teyit etti. Ayrıca Ukrayna’nın enerji altyapısının yeniden inşası ve askerî kapasitesinin güçlendirilmesi için mali ve teknik desteğin artırılacağı belirtildi. TÜRKİYE’DEN DİPLOMATİK ÇÖZÜM VURGUSU Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldığı zirvenin ardından yaptığı açıklamada Türkiye’nin adil ve kalıcı barış için diplomatik çabalara desteğini yineledi. Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası hukuka dayalı çözüm çabalarını desteklemeyi sürdüreceğini belirterek, İstanbul’da başlatılan müzakere sürecinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanması için sorumluluk almaya devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, kalıcı barışa yönelik siyasi ve diplomatik girişimlere katkı sunmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Zelenskıy: Birleşik Krallık ve Fransa Ukrayna’ya asker göndermeye hazır Haber

Zelenskıy: Birleşik Krallık ve Fransa Ukrayna’ya asker göndermeye hazır

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Birleşik Krallık ve Fransa’nın Ukrayna’ya askeri birlik gönderme konusunda kararlı olduklarını ancak bu birliklerin nereye konuşlandırılacağı konusunun henüz netleşmediğini açıkladı. AFP’ye verdiği röportajda Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy, 6 Ocak’ta Paris'te imzalanan "Gönüllüler Koalisyonu" deklarasyonu çerçevesinde önemli açıklamalarda bulundu. Zelenskıy, müttefik ülkelerle yapılan görüşmeler sonucunda Birleşik Krallık ve Fransa'nın birer tugaylık askeri birliği Ukrayna topraklarına konuşlandırmaya hazır olduklarını teyit ettiklerini söyledi. Ukrayna standartlarına göre bir tugayın yaklaşık 5 bin askerden oluştuğunu hatırlatan Zelenskıy, sadece bu iki ülkenin değil, diğer bazı devletlerin de benzer sinyaller gönderdiğini ancak asıl kritik meselenin bu güçlerin sahadaki konumu olduğunu vurguladı. Ukrayna lideri, yabancı müttefik birliklerinin konuşlandırılması konusundaki hassasiyete dikkat çekerek, müttefik ülkelerin doğrudan cephe hattında yer alma konusunda çekinceleri olduğunu dile getirdi. Ukrayna halkının ve ordusunun müttefiklerini yanlarında, en ön safta görmeyi arzuladığını belirten Zelenskıy, "Kuşkusuz kimse cephe hattında durmak istemiyor. Ancak Ukraynalıların, ortaklarımızın yanımızda, birinci hatta durmasını istemesi çok mantıklı." ifadelerini kullandı. 6 Ocak 2026 tarihinde Paris'te gerçekleşen zirvede Zelenskıy, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer arasında "Çok Uluslu Güçlerin Konuşlandırılmasına İlişkin Niyet Deklarasyonu" imzalanmıştı. Bu anlaşma, Ukrayna'nın savunma kapasitesini artırmak ve Rus işgaline karşı uluslararası caydırıcılığı güçlendirmek adına tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna’dan olası ateşkesin ihlaline yanıt planı: Batı ile 24-72 saatlik askeri tepki senaryosu Haber

Ukrayna’dan olası ateşkesin ihlaline yanıt planı: Batı ile 24-72 saatlik askeri tepki senaryosu

Kıyiv ve Batılı ortakları, Rusya'nın gelecekteki herhangi bir ateşkes antlaşmasını ihlal etmesi durumunda izlenecek plan üzerinde anlaştılar. Financial Times’ın, sürece aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre plan, Avrupa ve ABD’nin koordineli askeri tepkisini de içeren çok aşamalı bir mekanizma öngörüyor. Aralık ve ocak aylarında Ukraynalı, Avrupalı ve ABD’li yetkililer arasında ele alınan plan kapsamında, Moskova’nın ateşkesi ihlal etmesi halinde ilk 24 saat içinde diplomatik uyarılar ve Ukrayna ordusunun gerekli savunma adımları devreye girecek. Çatışmaların sürmesi durumunda ikinci aşamada, aralarında birçok AB üyesi ile birlikte Birleşik Krallık, Norveç, İzlanda ve Türkiye’nin de yer aldığı “Gönüllüler Koalisyonu” harekete geçirilecek. FT’ye konuşan kaynaklara göre, ihlalin daha geniş çaplı bir saldırıya dönüşmesi halinde ise 72 saat içinde Batı destekli güçlerin, ABD ordusunun da katılımıyla koordineli askeri yanıt vermesi öngörülüyor. NATO GENEL SEKRETERİ: AMACIMIZ RUSYA İÇİN YENİ BİR SALDIRININ MALİYETİNİ KATLANAMAZ HALE GETİRMEK NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, dün Kıyiv'de düzenlediği basın toplantısında FT'nin haberini doğrudan yorumlamaktan kaçınsa da, güvenlik garantilerinin "üç katmanlı" bir yapı üzerine inşa edildiğini doğruladı. Rutte, bu mekanizmanın temel amacının Rusya için yeni bir saldırının maliyetini katlanılamaz hale getirmek olduğunu vurguladı. Rutte’ye göre ilk katman, ortakların finansal desteğiyle güçlendirilmiş Ukrayna ordusu olacak. Genel Sekreter, "Ruslar Ukrayna'ya tekrar saldırmaya kalkarsa, elbette ilk savunma hattı Ukrayna ordusu olacaktır. Hepimiz, Ukrayna ordusunun kendi kendini savunmaya hazır olmasını sağlama konusunda sorumluluk hissediyoruz.” dedi. Güvenlik garantilerinin ikinci katmanını, Fransa ve Birleşik Krallık öncülüğünde kurulan “Gönüllüler Koalisyonu” oluştururken, üçüncü katmanda ise ABD’nin desteği yer alıyor. NATO Genel Sekreteri, bu üç unsurun birlikte güçlü bir caydırıcılık sağlayarak Rusya’nın gelecekte yeni bir saldırıya girişmesini engellemeyi hedeflediğini vurguladı. Genel Sekreter Rutte, bu sistemin geçmişteki başarısız anlaşmalardan farklı olduğunu belirterek, "Amacımız güvenlik garantilerini o kadar güçlü kılmak ki; Rusya için yeni bir saldırı başlatmak 'çok kötü bir karar' olsun.” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık, ordusunun Ukrayna’da konuşlaması için 200 milyon sterlin ayırdı Haber

Birleşik Krallık, ordusunun Ukrayna’da konuşlaması için 200 milyon sterlin ayırdı

Birleşik Krallık'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ateşkesi kabul etmesi halinde Ukrayna’ya asker konuşlandırılmasına yönelik hazırlıklar kapsamında 200 milyon sterlin harcayacağı bildirildi. The Independent tarafından gündeme taşıdığı habere göre, söz konusu bütçe İngiliz ordusunun olası bir konuşlanmaya hazır hale getirilmesi amacıyla kullanılacak. Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, söz konusu devasa bütçeyi Kıyiv'e gerçekleştirdiği resmî ziyaret sırasında kamuoyuna duyurdu. Healey’nin bu açıklaması, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın geçtiğimiz günlerde işaret ettiği "Gönüllüler Koalisyonu" projesinin ilk somut adımı olarak değerlendiriliyor. Ziyareti sırasında önemli mesajlar veren Healey, güvenli bir Ukrayna’nın aynı zamanda güvenli bir Birleşik Krallık anlamına geldiğini vurgulayarak İngiliz ordusunun çok uluslu bir güce liderlik edebilecek seviyeye çıkarılacağını ifade etti. ASKERİ MODERNİZASYON VE SAVUNMA YATIRIMLARI Ayrılan kaynağın kullanım planına dair teknik detaylar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda 200 milyon sterlinlik fonun öncelikle askerî araçların modernizasyonu, iletişim sistemlerinin güncellenmesi ve silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) karşı koruma sistemlerinin temini için kullanılması planlanıyor. Tüm bu adımlar, birliklerin sahaya hem hızlı hem de güvenli bir şekilde intikal etmesini sağlayacak bir altyapı oluşturmayı hedefliyor. ÇOK ULUSLU GÜÇ VE TEKNOLOJİK İŞ BİRLİĞİ Bölgeye gönderilmesi muhtemel çok uluslu gücün toplam büyüklüğüne dair senaryolar da şekillenmeye devam ediyor. Birleşik Krallık hükûmeti henüz resmî bir sayı açıklamasa da askerî kaynaklar ve basın, toplamda 15 bin askerden oluşacak gücün yaklaşık yarısının Birleşik Krallık tarafından sağlanabileceğini öngörüyor. Öte yandan, teknolojik iş birliği kapsamında OCTOPUS adlı önleyici SİHA üretimine ocak ayında başlanacağı ve şubat ayı itibarıyla bu sistemlerin Ukrayna’ya sevk edileceği bildirildi. Bu hazırlıklar, Londra’nın Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisinde stratejik bir güvence oluşturma kararlılığını yansıtıyor.

MSB'den açıklama: Ukrayna'da Barış Gücü için önce ateşkes ve net görev tanımı şart Haber

MSB'den açıklama: Ukrayna'da Barış Gücü için önce ateşkes ve net görev tanımı şart

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Açıklamalarda, Ukrayna’ya barış gücü kapsamında asker gönderilmesi ve Karadeniz’in güvenliğine dair değerlendirmelerde bulunuldu. TRT Haber tarafından gündeme taşınan habere göre Bakanlık, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı'nda kalıcı bir ateşkesin sağlanmasına yönelik yürütülecek her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduğunu vurguladı. Bu çerçevede Türkiye’nin, ateşkes ve barış sürecine yönelik oluşturulan Gönüllüler Koalisyonu’na aktif şekilde katılım sağladığı belirtildi. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Ülkemiz, Rusya-Ukrayna savaşında kalıcı bir ateşkesin sağlanması amacıyla yürütülecek her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazırdır. Bu doğrultuda, Gönüllüler Koalisyonu’na aktif olarak katılım sağlamaktayız. Türkiye’nin Ukrayna’ya Barış Gücü kapsamında asker göndermesi için öncelikle ateşkesin sağlanması ve müteakiben görev tanımı netleştirilmiş bir misyonun belirlenmesi ve hangi ülkenin ne ölçüde katkı sağlayacağının ortaya konulması gerekmektedir. Bunun yanında ülkemiz, sağlanacak bir ateşkes sonrası Karadeniz’de güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi ile seyrüsefer emniyetinin sağlanmasına yönelik askerî planlamalara liderlik etmektedir. Türkiye, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’deki dengeyi sağlayan ve bölgenin güvenliği konusunda büyük önem arz eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uygulamıştır, uygulamaya da devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Kılıç: Türkiye, savaşın adil ve kalıcı bir şekilde sonlandırılması gayesinde Haber

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Kılıç: Türkiye, savaşın adil ve kalıcı bir şekilde sonlandırılması gayesinde

Fransa'nın başkenti Paris'te liderler düzeyinde tertip edilen zirve sonrasında Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Millî Güvenlik Danışmanları Toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katıldı. Gönüllüler Koalisyonu ülkelerinin güvenlik danışmanları ile NATO Genel Sekreterliği heyetinin yer aldığı toplantıda Ukrayna-Rusya Savaşı'ndaki son durum, bölgedeki gelişmeler ve kalıcı barışa yönelik çözüm masaya yatırıldı. TÜRKİYE BU BAĞLAMDA DİPLOMATİK İLİŞKİLERİNE DEVAM EDİYOR Kılıç, Türkiye'nin diplomatik girişimlerine ve insanî sorumluluklarına aynı kararlılıkla devam ettiğini ifade ederek, "Türkiye olarak Rusya-Ukrayna Savaşı'nın adil, kalıcı ve kapsayıcı bir barış anlaşmasıyla en kısa sürede sona erdirilmesi gayesindeyiz." dedi. UKRAYNA, FRANSA VE BİRLEŞİK KRALLIK UKRAYNA’YA ULUSLARARASI GÜÇ KONUŞLANDIRILMASI İÇİN BELGE İMZALADI Fransa'nın başkenti Paris'te 6 Ocak 2025 tarihinde toplanan Gönüllüler Koalisyonu zirvesi sonrasında tarihi bir imza atıldı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Ukrayna’ya uluslararası güç konuşlandırılması için niyet beyanı imzaladı. Ukrayna'nın savunması, yeniden inşası ve stratejik dayanıklılığını desteklemek amacıyla imzalanan belge, bölgede çok uluslu bir askerî gücün konuşlandırılmasının yolunu açıyor. İmzalanan deklarasyonla kurulması öngörülen uluslararası güç; sadece cephe hattındaki savunmayı desteklemekle kalmayacak, aynı zamanda Ukrayna'nın stratejik dayanıklılığını artırmayı ve savaş sonrası yeniden inşa süreçlerinin güvenliğini sağlamayı hedefleyecek. İşgalci Rusya'nın saldırılarına karşı bir caydırıcı güç olması beklenen söz konusu uluslararası gücün, operasyonel detaylarının önümüzdeki haftalarda netleşmesi bekleniyor.

Gönüllüler Koalisyonu toplantısı, Ukrayna için umut vadetti! Haber

Gönüllüler Koalisyonu toplantısı, Ukrayna için umut vadetti!

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski) başkanlığındaki heyet, 30’dan fazla ülke liderinin katıldığı Gönüllüler Koalisyonu toplantısı için 6 Ocak 2026 tarihinde Paris’e gitti. Toplantı hakkında açıklama yapan Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Paris’te Ukrayna’nın müttefikleriyle yapılan çalışmaların devam ettiğini bildirdi. UKRAYNA’NIN ÖNEMLİ İSİMLERİ TOPLANTIYA KATILDI Gönüllüler Koalisyonu toplantısına Ukrayna tarafından önemli isimler katıldı. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Kırılo Budanov, Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Ukrayna Genelkurmay Başkanı Andriy Gnatov, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Birinci Başkan Yardımcısı Sergey Kıslıtsa, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Oleksandr Bevz; Zelenskıy'ın başkanlığını yaptığı Ukrayna heyetini oluşturdu. "BU ÇALIŞMALAR, HAKİKİ VE KALICI BARIŞIN TEMELİNİ OLUŞTURACAKTIR" Olası ateşkes sonrası Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantilerinin konuşulduğu zirvede; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), NATO, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyinin de katılımıyla Fransa, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Polonya ve Türkiye’den gelen millî güvenlik danışmanları, Ukrayna heyeti ile bir araya geldi. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, diyalogların güvenlik garantileri, Rus saldırılarının engellenmesi ve barışın sağlanmasına yönelik atılacak yeni adımlar etrafında şekillendiğini açıkladı. Siyasi söylemlerin pratikte de karşılık bulduğunu ifade eden Umerov, varılan antlaşmaların uygulamaya konulmasına yönelik yapılması gerekenlerin açıkça anlaşıldığını vurguladı. Umerov, ayrıca, “Bu çalışmalar, hakiki ve kalıcı bir barışın temelini oluşturacaktır” şeklinde konuşarak mesajını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.